Diyanet İşleri
"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
Neml suresi
Neml suresi, 68. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا هَٰذَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
leḳad vu`idnâ hâẕâ naḥnü veâbâünâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.
"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dirilişe itiraz ve suçluların sonu Neml 67–75 3
De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."
Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.
İnkar edenler dediler ki: "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?"
"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
68. “Andolsun ki bu tehdit” yani öldükten sonra diriliş “hem bize hem de daha önce atalarımıza yapılmıştı.” Ancak başımıza böyle bir şey gelmedi ve buna dair bir örnek de görmedik. “Bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değil!” Bunlar, kendileriyle oyalanılan, vakit geçirilen, aslı-astarı olmayan, doğru olma ihtimali de bulunmayan geçmişlere ait haberler ve hikayelerdir.
u buyruklarla Allah, yalanlayanların hallerine dair verdiği haberlerde önce onların, âhiretin ne zaman gerçekleşeceğini bilemediklerini, daha sonra onların âhiret hakkındaki bilgilerinin zayıf olduğunu, daha sonra bu bilgilerinin şüpheden ibaret olduğunu, daha sonra ise onların bu hususta kör ve basiretsiz olduklarını, en sonda da onların âhireti büsbütün inkâr ederek bunun gerçekleşmesinin çok uzak bir ihtimal olduğunu ileri sürdüklerini haber vermektedir. Yani bu sebeplerden ötürü kalplerinden âhiret korkusu çıkıp gitmiştir. Bundan dolayı da Allah’a isyanı gerektiren işleri yapmaya kalkışmışlar, kolaylıkla hakkı yalanlamış, batılı tasdik etmişlerdir. Arzu ve isteklerini yerine getirmeyi ibadetleri ifa etmeye tercih etmişler, bunun sonucunda da dünya ve âhiretlerini kaybetmişlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Muhakkak hepimizin yeniden dirileceği, bize ve daha önce yaşamış atalarımıza vadedilmişti. Biz bu vaadin gerçek olduğunu düşünmüyoruz. Hepimize vadedilen bu vaat, eskilerin kitaplarında yazdıkları yalanlarından başka bir şey değildir.
Aynı kök: سطر (16 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
Aynı kök: سطر (16 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye,…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
İbrahim'in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen…
Aynı kök: سطر (16 geçiş)
İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Vaad
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki bu, daha önce bize de atalarımıza da vadedilmişti. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dipnot 1
Doğrusu bize ve atalarımıza bu vaad önceden de yapılmıştı. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değil."
"Gerçek şu ki, bu bize ve atalarımıza daha önce de vaad edilmişti; eskilerin masallarından, efsanelerinden başka bir şey değil bu!"
"Andolsun ki biz de önceki atalarımız da bununla tehdit edildik! Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil. "
"Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi), bize ve daha önce atalarımıza va'dolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir."
Andolsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.
"Gerçek şu ki, bize sözü verilen, daha önce atalarımıza da söylenmişti. Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"
"Andolsun ki bu tehdit, bize ve atalarımıza daha önce de söylendi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
"Bize ve atalarımıza da daha önce aynı söz verilmişti. Bunlar geçmişlerin masallarından başka bir şey değildir."
'Bize ve atalarımıza da daha önce aynı söz verilmişti. Bunlar geçmişlerin masallarından başka bir şey değildir.'
Yemin ederiz ki, bu tehdit bize de bundan önce atalarımıza da yapıldı. Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir."
Yemin ederiz ki bu bize de va'dolundu bundan evvel atalarımıza da, bu, eskilerin esatirinden başka bir şey değil
"Ant olsun, bu bize söylenen daha önce atalarımıza da söylenmişti. Ancak bunlar evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.
"Ant olsun, bu bize söylenen daha önce atalarımıza da söylenmişti. Ancak bunlar evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.
"Ant olsun, bu bize söylenen daha önce atalarımıza da söylenmişti. Ancak bunlar evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.
"Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi) bize ve daha önce atalarımıza vaadolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir."
"Andolsunki (şimdi) bu tehdid bize (yapıldığı gibi) daha önce atalarımıza da yapılmışdır. Bu, evvelkilerin düzme yalanlarından başka (bir şey) değildir".
Andolsun ki; bununla biz ve daha önce babalarımız tehdid edilmişlerdi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.
(65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır
And olsun, bize de, daha önceki atalarımıza da bu vadedilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir.
"Bu tehdid, bize de; önceden atalarımıza da yapıldı. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
Bize yapılan bu tehdit, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, öncekilerin yazılarından başka bir şey değildir." dipnot 1
Bize yapılan bu tehdit daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."
Bize de; daha önceki atalarımıza da bu vadedilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir.
Bize de; daha önceki atalarımıza da bu vaat edilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir.
"Yemin olsun, bununla şimdi biz, önceden de atalarımız tehdit edildi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil."
"We" they add, "have been promised that before and so have our fathers; this is indeed nothing but fables of old".
We have heard such promises before, and so did our forefathers. These are just ancient fables.’
"It is true we were promised this,- we and our fathers before (us): these are nothing but tales of the ancients."
We were told about this and so were our forefathers before us. But these are no more than fairy tales that have been recounted from ancient times."
We have been promised this before, we and our fathers. This is nothing but myths and legends of previous peoples.’
"Indeed we were promised this - we and our forefathers before (us), verily, these are nothing but tales of ancients."
Certainly we and our fathers were promised this before. [But] these are just myths of the ancients.’
`We have been surely given this promise once before (this) and also our forefathers. But such a thing is nothing but tales of the ancients.'
We have been promised this, and our fathers before; this is naught but the fairy-tales of the ancients. '
"We are told these [none senses] in the past. These are nothing but mythology type of stories."
We were promised this, we and our fathers before us, this is nothing but old folks' tales!'
"We have been promised this, both us and our fathers before. This is nothing but tales of the ancients!"
Verily we have been threatened with this, both we and our fathers, heretofore. This is no other than fables of the ancients.
And those who disbelieved say, "What! When we have become dust and (or like) our fathers, shall we indeed be brought forth?
Indeed, we have already been promised this, we and our fathers earlier. Decidedly this is (nothing) except myths of the earliest (people)."
We were promised this, forsooth, we and our fathers. (All) this is naught but fables of the men of old.
Indeed we and our fathers had been promised this before. It is nothing but the earlier people's lore."
Indeed, we were promised this - we and our forefathers - in the past as well; it is nothing but fables of ancient times!"
We have already been promised this, as well as our forefathers earlier. This is nothing but ancient fables!"
"We have been promised this, both us and our fathers before. This is nothing but tales of the ancients!"
"We have been given the same promise in the past. These are nothing but tales from the past."
We have been promised this, we and our forefathers, before. This is not but legends of the former peoples."
“We have been promised this, we and our fathers, before; this is only legends of the former peoples.”
Indeed we were promised this, and our forefathers. It is nothing but fables of ancient times."
"Indeed, we were promised this— We and our fathers before (us): These are nothing but the stories of the old. "
Indeed, it was promised to us and to our fathers even before this. This is nothing but the tales of the ancients."
"We have been promised this, both us and our fathers before. This is nothing except fictional tales of old!"