Diyanet İşleri
Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
Neml suresi · 76–81. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Neml suresi, 76. ayet. إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَقُصُّ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَكْثَرَ ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
Şüphesiz ki bu Kur'an İsrailoğullarına, tartıştıkları şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
Hiç şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarının üzerinde ihtilafa düştükleri bir çok konuya açıklık getirmektedir.
Bu Kuran'ın, İsrailoğulları'nın üzerinde anlaşmazlığa düştükleri pek çok meseleyi açıklığa kavuşturduğu ortadadır.
Muhakkak ki şu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ayrılığa düştükleri şeyin çoğunluğunu hikaye edip açıklıyor.
Gerçek şu ki, bu Kur'an, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatıyor.
Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ihtilâf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
Aslında, bu Kur'an, İsrailoğullarının uyuşmazlığa düştüğü şeylerin çoğunu açıklıyor.
Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğulları'na, hakkında ihtilaf edegeldikleri konuların pek çoğunu anlatmaktadır.
Bu Kuran, İsrail oğullarının hala tartışmakta olduğu birçok konuyu anlatmaktadır.
Bu Kuran, İsrailoğullarının hala tartışmakta olduğu bir çok konuyu anlatmaktadır.
Haberiniz olsun ki, bu Kur'an İsrail oğullarına, ihtilaf edip durdukları şeylerin pek çoğunu anlatır.
Haberiniz olsun ki bu Kur'an Beni İsraile ihtilaf edip durdukları şeylerin ekserisini anlatır
Bu Kur'an; İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştükleri pek çok şeyi açıklıyor.
Bu Kur'an; İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştükleri pek çok şeyi açıklıyor.
Bu Kur'an; İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştükleri pek çok şeyi açıklıyor.
Gerçek şu ki, bu Kuran, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatıyor.
Şübhesiz ki bu Kur'an Israil oğullarına, hakkında kendilerinin ihtilaf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu açıklar.
Gerçekten bu Kur'an; İsrailoğullarına ayrılığa düştükleri şeyin çoğunu açıklamaktadır.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
Doğrusu bu Kur'an İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.
Bu Kur'an, İsrail oğullarına, kendilerinin ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatmaktadır.
Bu Kur'an, İsrailoğullarına, anlaşmazlığa düştükleri konuların çoğunu tam olarak anlatmaktadır dipnot 1 .
Bu Kur'an, İsrailoğulları'nın üzerinde tartıştıkları konuların çoğunu aydınlatmaktadır.
İşte bu Kur’an, İsrailoğulları'na, hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.
İşte bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.
Hiç kuşkunuz olmasın ki bu Kur'an, İsrailoğullarına, ihtilafa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatıyor.
Neml suresi, 77. ayet. وَإِنَّهُۥ لَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ
Şüphesiz o, elbette mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
Şüphesiz ki o (Kur'an), müminler için bir rehber ve rahmettir.
Çünkü o da, inananlar için bir rehber ve bir rahmettir.
Çünkü o inanmak isteyenler için gerçek bir yol gösterici ve bir rahmettir.
Muhakkak ki O (Kur'an), iman edenler için hakikate erdirici ve rahmettir.
Ve gerçekten o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
Ve aslında, O, inananlar için yol gösteren ve rahmettir.
Doğrusu Kur'an, müminler için bir kılavuz ve rahmettir.
Elbette o bir kılavuzdur ve iman edenler için bir rahmettir.
Elbette o bir kılavuzdur ve inananlar için bir rahmettir.
Gerçekten o doğruyu gösteren kesin bir hidayet ve müminler için sırf bir rahmettir.
Ve hakıkat o doğruyu gösterir kat'i bir hidayet ve mü'minler için mahzı rahmettir
O, Mü'minler için yol gösterici ve rahmettir.
O, Mü'minler için yol gösterici ve rahmettir.
O, inananlar için kesinlikle yol gösterici ve rahmettir.
Ve gerçekten o, inançlılar için bir hidayet ve bir rahmettir.
Hakıykaten o, mutlak bir hidayetdir, mü'minler için de bir rahmet.
Gerçekten o; mutlak bir hidayettir ve mü'minler için de bir rahmettir.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
Ve o, Müminler için bir hidayet ve rahmettir.
Ve elbette o, mü'minlere bir yol gösterici ve rahmettir.
İnanıp güvenenler için de bir rehber ve ikramdır dipnot 1 .
Kur'an, mutlak doğruyu gösterir, müminler için de bir ikramdır.
Ve o, müminler için bir hidayet ve rahmettir.
Ve o, müminler için yol gösterici ve rahmettir.
Ve elbette o, inananlara bir kılavuz ve rahmettir.
Neml suresi, 78. ayet. إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُم بِحُكْمِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ
Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.
Şüphesiz ki Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O güçlüdür, bilendir.
Elbette senin Rabbin, onların arasında kendi verdiği hükmü uygulayacaktır: zira O en yüce olandır, her şeyi bilendir.
Gerçek şu ki, (ey inanan kişi), senin Rabbin onların arasında kendi yasalarıyla hükmedecektir; çünkü her şeyin aslını bilen en yüce iktidar sahibi O'dur.
Muhakkak ki senin Rabbin aralarındaki hükmünü açığa çıkartır onlarda. . . "HU"; Aziyz'dir, Aliym'dir.
Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.
Rabbin şüphesiz, onlar arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her şeyi hakkıyla bilendir.
Kuşkusuz, Efendin, aralarında yargı verecektir. Çünkü O, Üstündür; Bilendir.
Rabbin elbetteİsrailoğulları arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir; her şeyi bilendir.
Efendin, onların arasında kararını verecektir. O Üstündür, Bilendir.
Rabbin, onların arasında kararını verecektir. O Üstündür, Bilendir.
Elbette Rabbin, hükmüyle aralarında yargısını infaz buyuracaktır ve O, güçlüdür, herşeyi bilendir.
Elbette rabbın hukmiyle beyinlerinde kazasını infaz buyuracaktır ve azizdir o alimdir
Rabb'in, onların arasında hükmünü verecek. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Rabb'in, onların arasında hükmünü verecek. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Rabb'in, onların arasında hükmünü verecek. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Şüphesiz senin rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.
Muhakkak ki senin Rabbin onların arasındaki hükmünü yerine getirecek. O, mutlak gaalibdir, hakkıyle bilendir.
Muhakkak ki RAbbın; onların arasında hükmünü verecektir. Ve O; Aziz'dir, Alim'dir.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
Şüphesiz Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O çok güçlüdür, her şeyi bilendir.
Şüphesiz, Rabbin onlar arasında hükmünü verecektir. O, azizdir, hakkiyle bilendir.
Rabbin kendi hükmüyle, taraflar arasında kararını verecektir. O daima üstündür, her şeyi bilir.
Senin Sahibin, aralarında hükmünü vermek için onları yargılayacaktır. O güçlüdür, her şeyi bilir.
Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O çok güçlüdür, herşeyi bilendir.
Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Güçlü ve bilgili olan O'dur.
Rabbin, o İsrailoğulları arasında hükmünü verip gereğini yapacaktır. Aziz'dir, Alim'dir O.
Neml suresi, 79. ayet. فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّكَ عَلَى ٱلْحَقِّ ٱلْمُبِينِ
Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.
Allah'a güven! Şüphesiz ki sen apaçık hakikat üzeresin.
Şu halde yalnızca Allah'a dayan! Çünkü senin dayanağın, doğruluğu açık ve kesin olan hakikattir.
Öyleyse, (yalnızca) Allah'a güven; çünkü inandığın şey, doğruluğu besbelli gerçeğin ta kendisidir.
O halde Allah'a tevekkül et! Muhakkak ki sen apaçık hakikat üzeresin.
Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.
O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.
Artık, Allah'a güven. Aslında, sen, apaçık gerçek üzerindesin.
Rasulüm; işini sağlam tutarak Allah'a güven! Çünkü sen, apaçık hakikat üzeresin.
ALLAH'a güven. Sen apaçık gerçeği izlemektesin.
ALLAH'a güven. Sen apaçık gerçeği izlemektesin.
O halde Allah'a güven. Sen, şüphesiz açık bir gerçek üzerindesin.
O halde Allaha i'timad et sen şübhesiz açık bir hakk üzerindesin
Öyleyse Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.
Öyleyse Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.
Öyleyse Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.
Sen, artık Tanrı'ya tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.
O halde sen Allaha güvenib dayan. Çünkü sen apaçık bir hak üzerindesin.
Öyleyse sen; Allah'a tevekkül et. Şüphesiz ki sen; apaçık bir hak üzerindesin.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
Sen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz sen apaçık olan hak üzeresin.
Allah'a tevekkül et, çünkü sen apaçık gerçek üzerindesin.
Sen sadece Allah'a güvenip dayan, sen açık gerçekler üzerindesin dipnot 1 !
Sen Allah'a dayan. Çünkü o apaçık gerçekler dipnot 1 üzerindesin.
Öyleyse Allah’a tevekkül et! Sen, apaçık hak üzerindesin.
Öyleyse Allah'a dayan! Sen, apaçık hak üzerindesin.
Allah'a dayanıp güven, çünkü sen apaçık gerçeğin üzerindesin.
Neml suresi, 80. ayet. إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Şüphesiz ki sen ölülere dipnot 1 duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.
Şu bir gerçek ki, sen ölülere işittiremezsin. Dahası, bu daveti sırtını dönüp uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin.
Gerçek şu ki, sen ölülere de işittiremezsin, sırt çevirip uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı;
Muhakkak ki sen ölülere (şuursuzca yaşayanlara) işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde, sağırlara da işittiremezsin!
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.
Kuşkusuz, ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Sen, şüphesiz, manen ölülere işittiremezsin; dönüp giden manen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Şüphesiz sen, ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Zira şübhesiz ki sen ölülere duyuramazsın. Arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti (ni) işitdiremezsin.
Elbette sen; ölülere işittiremezsin, dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
Sen, ölülere duyuramazsın, arkalarını dönüp gitmekte olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Sen ölülere duyuramazsın, arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Sen ölülere bir şey işittiremezsin. Sırtlarını döndükleri zaman sağırlara da çağrını işittiremezsin dipnot 1 .
Sen ölülere dinletemezsin. Çağrını, sırtlarını döndükleri zaman , sağırlara da dinletemezsin.
Sen, ölülere duyuramazsın, arkalarını dönüp gitmekte olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gidenlere de çağrıyı işittiremezsin.
Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Neml suresi, 81. ayet. وَمَآ أَنتَ بِهَٰدِى ٱلْعُمْىِ عَن ضَلَٰلَتِهِمْ إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُم مُّسْلِمُونَ
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.
Sen körleri şaşkınlıklarından (çevirip) doğru yola iletemezsin. dipnot 1 Ayetlerimize inanıp teslim olanlardan başkasına duyuramazsın.
Yine, yoldan çıkan körleri doğru yola getirecek olan da sen değilsin. Sen ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; ki zaten onlar gönülden teslim olan kimselerdir.
ve (yine) sen (kalben) kör olanları saptıkları yoldan çevirip doğru yola yöneltemezsin; sen (sesini) ancak mesajlarımıza inan(maya istekli ol)anlara işittirebilirsin, ki onlar da zaten bize yürekten boyun eğecek olan kimselerdir.
Sen körlere doğru yolu gösteremezsin, saptıkları yanlış yoldan çıkarmak için! Sen sadece teslim olmuşlar olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin.
Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte müslüman olanlar bunlardır.
Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin.
Ve körleri, sapkınlıktan çevirerek doğru yola yönlendiremezsin. Sen, ancak, ayetlerimize inananlara duyurabilirsin. Teslim olanlar, işte onlardır.
Manen körleri sapıklıklarından döndürüp doğru yola iletemezsin; ancak ayetlerimize inanıp teslim olanlara duyurabilirsin.
Körü de sapıklığından çıkarıp yola iletemezsin. Sen ancak, ayetlerimizi onaylayanlara duyurabilirsin; onlar (anlattığın gerçeği) kabul ederler.
Körü de sapıklığından çıkarıp yola iletemezsin. Sen ancak, ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; onlar (anlattığın gerçeği) kabul ederler.
Sen o körleri sapıklıklarından kurtarıp hidayete erdirecek de değilsin. Sen, ancak ayetlerimize inanacaklara işittirirsin de onlar müslüman olur kurtuluş bulurlar.
Sen o körleri delaletlerinden hidayete erdirecek de değilsin sen ancak ayetlerimize iyman edeceklere işittirirsin de onlar müsliman olur selamet bulurlar
Sen körleri, sapkınlıktan çevirip doğru yola iletemezsin; sen ancak ayetlerimize iman edip teslim olanlara gerçeği duyurabilirsin.
Sen körleri, sapkınlıktan çevirip doğru yola iletemezsin; sen ancak ayetlerimize iman edip teslim olanlara gerçeği duyurabilirsin.
Sen körleri, sapkınlıktan çevirip doğru yola iletemezsin; sen ancak ayetlerimize iman edip teslim olanlara gerçeği duyurabilirsin.
Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize inananlara (söz) dinletebilirsin; işte müslüman olanlar bunlardır.
Ve sen o körleri sapıklıklarından ayırıb hidayet verici de değilsin. Sen ayetlerimize iman edecek kimselerden başkasına (söz) dinletemezsin. İşte müslüman olanlar onlardır.
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip hidayete erdirecek değilsin Sen; ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin. Ve onlar müslümanlardır.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
Sen, körleri sapıklıklarından doğru yola hidayet edici de değilsin. Ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Onlar teslim olan kimselerdir.
Ve sen kör(ler)i içine düştükleri sapıklıklardan çıkarıp yola getiremezsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin ve onlar derhal müslüman olurlar.
Sen, körleri girdikleri yanlış yoldan çevirip onlara doğru yolu gösteremezsin dipnot 1 . Sen (çağrını) ancak, ayetlerimize inanıp teslim olanlara işittirebilirsin dipnot 2 .
Körlere yol tarif ederek yanlışına engel olamazsın. Sen, sadece ayetlerimize inanarak teslim olanlara dinletebilirsin.
Sen, körleri sapıklıklarından doğru yola hidayet edici de değilsin. Ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Onlar teslim olan kimselerdir.
Sen, körleri sapıklıklarından doğru yola çıkaramazsın. Sen ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. İşte müslüman olanlar onlardır.
Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de çıkaramazsın. Teslim olmuş kişiler halinde ayetlerimize inananlardan başkasına sesini duyuramazsın.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.