Neml suresi

Neml suresi, 4. ayet

Neml suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ

inne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati zeyyennâ lehüm a`mâlehüm fehüm ya`mehûn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 1–7 · surenin 4. ayeti / 93

Konu Kur'an müjde ve uyarıdır Neml 1–6 3

  1. Neml 1

    Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.

  2. Neml 2–3

    (2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

  3. 4

    Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

  4. Neml 5

    Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

  5. Neml 6

    Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.

  6. Neml 7

    Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. “Âhirete iman etmeyenlere gelince” âhireti de âhiretin varlığını bildirenleri de yalanlayanların “amellerini onlara süslü göstermişizdir. Bu sebeple onlar şaşkın bir halde bocalamaktadırlar.” Şaşkınlık ve tereddüt içerisindedirler. Onlar Allah’ın gazabını rızasına tercih edecek kadar şaşkınlaşmışlardır. Hakikatler onlar için ters yüz olmuştur, o bakımdan batılı hak, hakkı da batıl olarak görürler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz ahirete ve orada bulunan sevap ve cezaya iman etmeyen kâfirlere kötü amellerini süsledik de onları yapmaya devam ettiler. O yüzden hem hakka ve hem de aklıselime erişemeyip körü körüne bocaladılar.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin
  3. لَا la
  4. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmayan kök: امن
  5. بِٱلْـَٔاخِرَةِ bil-ahirati ahirete kök: اخر
  6. زَيَّنَّا zeyyenna süslemişizdir kök: زين
  7. لَهُمْ lehum kendilerine
  8. أَعْمَـٰلَهُمْ ea'malehum işlerini kök: عمل
  9. فَهُمْ fehum onlar
  10. يَعْمَهُونَ yea'mehune körü körüne bocalarlar kök: عمه

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş)

    Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları…

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş)

    Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

  • Aynı kök: زين (46 geçiş)

    İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…

  • Aynı kök: زين (46 geçiş)

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: زين (46 geçiş)

    Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ahirete inanmayanların işlerini, kendilerine süslü gösterdik; bocalayıp duruyorlar.

Mustafa İslamoğlu

Ahirete inanmayanlara gelince... Biz onlara yapıp ettiklerini süslemişizdir; bu yüzden onlar saplandıkları (kuşku) bataklığında debelenip dururlar;

Muhammed Esed

Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp ettiklerini güzel göstermişizdir; bu yüzden, körcesine bocalayıp durmaktadırlar.

Ahmed Hulusi

Ölümsüz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince; onların yaptıkları işleri kendilerine süsleyip (keyifli) gösterdik; artık onlar (hakikate) kör ve şaşkın, (ortalıkta) bocalar dururlar!

Ali Bulaç

Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.

Ali Özek ve heyeti

Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.

Ali Rıza Safa

Aslında, sonsuz yaşama inanmayanların yaptıklarını, kendilerine çekici gösterdik; bocalayıp dursunlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Ahirete inanmayanların amellerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.

Edip Yüksel

Ahiret gerçeğini onaylamayanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ahirete inanmıyanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü Ahırete inanmıyanların yaptıklarını kendilerine müzeyyen göstermişizdir de onlar ilerisini görmezler, kalbleri körelmiştir

Erhan Aktaş

Hesap gününe iman etmeyenlere, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

Gültekin Onan

Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.

Hasan Basri Çantay

Biz, ahirete inanmayanların (kötü) amel (ve hareket) lerini kendileri için süslemişizdir de (kalbleri kör olarak) şaşırıb kalmakdadırlar.

İbni Kesir

Ahirete inanmayanlara gelince; muhakkak ki onlara, yaptıklarını güzel göstermişizdir. Bu yüzden şaşırıp kalmaktadırlar.

Mehmet Alagaş

(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz, ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine süslü göstermişizdir. Bu yüzden onlar körü körüne bocalayıp dururlar.

Süleyman Ateş

Ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ahirete inanmayanlara, işlerini güzel gösteririz; onlar bocalarlar.

Şaban Britch

Ahirete ima etmeyenler ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.

Şaban Piriş

Ahirete inanmayanlar ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, ahirete inanmayanların amellerini biz, kendileri için süsleyip püsledik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

As to those who deny the Hereafter and refuse to admit the truth of Resurrection, they have lost the intuitive recognition and perception of the truth. Acting upon their struggle in defiance of the truth, We have allured them to a brighter present and a happier destiny so that their minds be thrown into confusion and lose sight of the truth until they commit themselves to loss in the maze of error.

Abdul Haleem

As for those who do not believe in the life to come, We have made their deeds seem alluring to them, so they wander blindly:

Abdullah Yusuf Ali

As to those who believe not in the Hereafter, We have made their deeds pleasing in their eyes; and so they wander about in distraction.

Abul A'la Maududi

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their deeds seem attractive to them so they stumble around in perplexity. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, this is God’s law of nature and the natural logic of human psychology that when man thinks that the results of his life’s struggle are confined to this world only when he does not believe in the existence of any court where his life's work has to be scrutinized and judged finally for good and evil, and when he does not believe in any life in Hereafter when he will be requited strictly in accordance with the real worth of his life’s deeds, he will inevitably develop in himself a material outlook on life, and every kind of conflict between the truth and falsehood, good and evil, morality and immorality, will appear utterly meaningless to him. Then, whatever earns him pleasure and enjoyment, material progress and prosperity, power and authority, will be the good for him, no matter it be any philosophy of life, any way of life and any system of morality. He will have no concern for truth and reality. His real ambition will be to win successes and earn adornments only of this worldly life, and their pursuit will lead him astray into every valley. Then, whatever he does with this object in view will be a thing of beauty for him, and he will regard all those others as foolish, who are not absorbed like him in seeking the world, and doing anything and everything without any moral qualm and inhibition.

Aisha Bewley

As for those who do not have iman in the Next World. We have made their actions appear good to them and they wander about blindly.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who believe not in the Hereafter, We have made their deeds fair-seeming to them, so that they wander about blindly.

Ali Quli Qarai

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their deeds seem decorous to them, and so they are bewildered.

Amatul Rahman Omar

(As to those) who do not believe in the Hereafter We had made their deeds (they ought to do) fair-seeming to them, but they wander on aimlessly ( making all sorts of blunders).

Arthur John Arberry

Those who believe not in the Hereafter, We have decked out fair for them their works, and they wander blindly;

Bijan Moeinian

As far as those who do not believe in hereafter, I (God) have doomed them to be pleased with their materialistic beliefs and wonder around like blind people.

E. Henry Palmer

verily, those who believe not in the hereafter we have made seemly for them their works, and they shall wander blindly on!

Edip-Layth

As for those who do not acknowledge the Hereafter, We have made their work appear pleasing to them, so they walk around blind.

George Sale

As to those who believe not in the life to come, We have prepared their works for them; and they shall be struck with astonishment at their disappointment, when they shall be raised again:

Hamid S. Aziz

Who establish regular worship and give regular charity and are sure of the Hereafter.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who do not believe in the Hereafter, We have adorned for them their deeds, so they are blundering (blindly);

Marmaduke Pickthall

Lo! as for those who believe not in the Hereafter, We have made their works fairseeming unto them so that they are all astray.

Mohamed Ahmed - Samira

We make their deeds attractive to those who do not believe in the Hereafter, so that they may wander in perplexity.

Muhammad Asad

As for those who will not believe in the life to come - behold, goodly have We made their own doings appear unto them, and so they stumble blindly to and fro

Mustafa Khattab

As for those who do not believe in the Hereafter, We have certainly made their ˹evil˺ deeds appealing to them, so they wander blindly.

Progressive Muslims

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their work appear pleasing to them, so they walk around blind.

Rashad Khalifa

Those who do not believe in the Hereafter, we adorn their works in their eyes. Thus, they continue to blunder.

Sahih International

Indeed, for those who do not believe in the Hereafter, We have made pleasing to them their deeds, so they wander blindly.

Sam Gerrans

Those who believe not in the Hereafter, We have made their deeds fair to them, so they wander blindly.

Shabbir Ahmed

Those who do not believe in the eternity of the "Self", will obviously deny the continuation of life after death. Our Law makes their deeds of instant gratification pleasing in their eyes and so they keep stumbling blindly to and fro.

Syed Vickar Ahamed

Verily, for those who do not believe in the Hereafter, We have made their actions pleasing in their eyes; And so they walk around lost without a focus.

Taqi Usmani

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their deeds look beautiful to them. So they are wandering astray.

The Monotheist Group

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their work appear pleasing to them, so they walk around blind.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩