Neml suresi

Neml suresi, 15. ayet

Neml suresi, 15. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ عِلْمًا وَقَالَا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّنْ عِبَادِهِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

veleḳad âteynâ dâvûde vesüleymâne `ilmâ. veḳâle-lḥamdü lillâhi-lleẕî feḍḍalenâ `alâ keŝîrim min `ibâdihi-lmü'minîn.

Diyanet İşleri

Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 12–18 · surenin 15. ayeti / 93

Konu Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi Neml 15–19 3

  1. Neml 12

    "Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."

  2. Neml 13

    Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

  3. Neml 14

    Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

  4. 15

    Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

  5. Neml 16

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  6. Neml 17

    Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

  7. Neml 18

    Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

15. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de Davud’a ve oğlu Süleyman’a aleyhimesselam lütfetmiş olduğu pek büyük ve geniş ilme dikkatleri çekmektedir. Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Davud ve Süleyman’ı da (an). Hani o kavmin koyunlarının girip talan ettiği ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz de onların hükümlerine tanık idik. Biz, en uygun hükmü Süleyman’a kavrattık. Bununla beraber her birine hüküm/hikmet ve ilim verdik.” (el-Enbiya, 21/78-79)

“İkisi de” Rablerinin kendilerine öğretmiş olduğu pek büyük ilim lütfuna karşılık şükür olmak üzere: “Bizi mü’min kullarından pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun, dediler.” Yüce Allah’a kendilerini mü’min ve mutlu kimselerden kıldığı ve bu mü’minler arasında da özel ve seçkin kimseler eylediği için hamd-u senâda bulundular. Mü’minler dört derecedir: Salihler, onların üstünde şehidler, onların üstünde sıddîklar, onların üzerinde de peygamberler gelir. Davud ve Süleyman -ikisine de selâm olsun- her ne kadar ulu’l-azm beş peygamberin derecesinden daha aşağı bir derecede iseler de peygamberlerin seçkinlerindendir. Yüce Allah’ın kendilerini yücelterek Kitabında söz konusu ettiği, onları çokça övdüğü, üstün, şerefli ve faziletli peygamberler arasındadırlar. İşte onlar da bu mevkiye ulaştıklarından ötürü cenab-ı Allah’a hamd-ü senâlarda bulundular. Yüce Allah’a ihsan etmiş olduğu dini ve dünyevi nimetleri dolayısıyla şürketmek, bütün nimetlerin Rabbinden geldiğini görerek bunlardan dolayı övünüp şımarmamak, aksine bundan dolayı çokça şükretmekle görevli olduğunu kabul etmek, kulun bahtiyar kimselerden olduğunun bir göstergesidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dâvûd'a ve oğlu Süleyman'a ilim vermiştik. Bu ilimden biri de kuşlarla konuşma ilmidir. Dâvûd ve Süleyman, Allah Azze ve Celle'ye şükrederek şöyle demişlerdi: "Bize özel bir ilim ve peygamberlik lutfederek bizi Mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah'a hamdolsun.''

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. ءَاتَيْنَا ateyna biz verdik kök: اتي
  3. دَاوُۥدَ davude Davud'a
  4. وَسُلَيْمَـٰنَ ve suleymane ve Süleyman'a
  5. عِلْمًۭا ۖ ilmen bir ilim kök: علم
  6. وَقَالَا ve kala ve dediler kök: قول
  7. ٱلْحَمْدُ l-hamdu hamdolsun kök: حمد
  8. لِلَّهِ lillahi Allah'a kök: اله
  9. ٱلَّذِى llezi ki
  10. فَضَّلَنَا feddelena bizi üstün kıldı kök: فضل
  11. عَلَىٰ ala üzerine
  12. كَثِيرٍۢ kesirin birçoğu kök: كثر
  13. مِّنْ min -ndan
  14. عِبَادِهِ ibadihi kulları- kök: عبد
  15. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine inanan kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi:…

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    (2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz Davud'a dipnot 1 ve Süleyman'a dipnot 2 bir ilim vermiştik; (onlar) "Bizi mümin kullarından birçoğuna üstün dipnot 3 kılan Allah'a hamd (övgü) olsun." demişlerdi.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Davud'un kıssası için bkz. Bakara 2:247-251; Nisâ 4:163; Mâide 5:78; En‘âm 6:84; İsrâ 17:55; Enbiyâ 21:78-80; Neml 27:15-16; Sebe' 34:10-13; Sâd 38:17-26, 30.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hz. Süleyman'ın kıssası için bkz. Bakara 2:102; Nisâ 4:163; En‘âm 6:84; Enbiyâ 21:78-82; Neml 27:15-44; Sebe' 34:12-14; Sâd 38:30-40.
  3. metne dön, dipnot 3
    Buradaki üstünlük/farklılık, bu iki peygamberin aynı zamanda hükümdar oluşları şeklinde anlaşılabilir. Zira baba-oğul bu iki peygamber hükümdar oluşları itibariyle diğer peygamberlerden hem farklıdır hem de üstündür.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu, Davud'a ve Süleyman'a da ilim vermiştik; o ikisi "Bütün hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur!" demişlerdi.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, Biz Davud'a da, Süleyman'a da ilim verdik; bunun için, onların ikisi de "Bütün övgüler, bizi inanan kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a aittir!" derlerdi.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. . . (O ikisi): "Bizi iman eden kullarından pek çoğuna üstün kılan Allah'a aittir Hamd" dediler.

Ali Bulaç

Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar: Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamd olsun, dediler.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Davut'a ve Süleyman'a bilgi verdik. Şöyle dediler: "Bizi, inanan kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a övgüler olsun!"

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, Davud'a da Süleyman'a da ilim verdik. Onlar şöyle dediler: "Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun!"

Edip Yüksel

Biz Davud'a ve Süleyman'a bilgi vermiştik de "Bize, gerçeği onaylayan kullarının birçoğundan daha fazla bağışta bulunan ALLAH'a övgüler olsun" demişlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz Davud'a ve Süleyman'a bilgi vermiştik de, 'Bize, inanan kullarının birçoğundan daha fazla bağışta bulunan ALLAH'a övgüler olsun,' demişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Davut'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. İkisi de: "Bizi mü'min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için Davuda ve Süleymana bir ılim verdik, ikisi de hamd o Allaha ki, dediler: bizi mü'min kullarından bir çoğunun üzerine tafdıyl buyurdu

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Davud'a ve Süleyman'a bir ilim dipnot 1 verdik. İkisi de: "Tüm övgüler, bizi, iman eden kullarının birçoğuna üstün kılan Allah'adır." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Özel bilgi, yetenek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Davud'a ve Süleyman'a bir ilim dipnot 1 verdik. İkisi de: "Tüm övgüler, bizi, inanan kullarının birçoğuna üstün kılan Allah'adır." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Özel bilgi, yetenek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Davud'a ve Süleyman'a bir ilim dipnot 1 verdik. İkisi de: "Tüm övgüler, bizi, inanan kullarının birçoğuna üstün kılan Allah'adır." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiy.

Gültekin Onan

Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inançlı kullarından birçoğuna göre üstün kılan Tanrı'ya hamdolsun" dediler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Davuda ve Süleymana ilim vermişizdir. (Bundan dolayı) onlar: "Bizi mü'min kullarının bir çoğundan üstün kılan. Allaha hamd olsun" dediler.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, Davud'a ve Süleyman'a iıim verdik. İkisi de: Bizi mü'min kullarının çoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun, dediler.

Mehmet Alagaş

(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun biz Dâvud’a ve Süleyman’a bir ilim verdik. İkisi de: “Bizi mümin kullarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun” dediler.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik de onlar: "Bizi inanan kullarından birçoğuna üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik dipnot 1 . Onlar şöyle dediler: "Her şeyi mükemmel yapmak bizi, mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah'a özgüdür."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Davud'a ve Süleyman'a gerçekten bir ilim vermiştik. Onlar da "Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun" dediler.

Şaban Britch

Davud’a ve Süleyman’a da ilim vermiştik. Onlar da: Bizi, mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun, demişlerdi.

Şaban Piriş

Davud'a ve Süleyman'a da ilim vermiştik. Onlar da: -Bizi, mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah'a hamdolsun, demişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz, Davud'a da Süleyman'a da bir ilim verdik. Onlar şöyle dediler: "Bizi, mümin kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We bestowed on Dawud (David) and Sulayman (Solomon) divine knowledge for which they were grateful and they expressed their gratitude in words, thus: "Our bosoms", they said, "surge forth answering thanks to Allah Who has privileged us with what is beyond the common advantages of others of His votaries whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

We gave knowledge to David and Solomon, and they both said, ‘Praise be to God, who has favoured us over many of His believing servants.’

Abdullah Yusuf Ali

We gave (in the past) knowledge to David and Solomon: And they both said: "Praise be to Allah, Who has favoured us above many of his servants who believe!"

Abul A'la Maududi

(On the other hand), We granted knowledge to David and Solomon dipnot 1 and they said: "All praise be to Allah Who has exalted us above many of His believing servants!" dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the knowledge of the reality, the knowledge that whatever they have is not theirs but the gift of Allah and whatever rights they have been granted over those things should be used strictly according to Allah’s will. For, they will be held answerable before Allah, the real Owner, for the right and wrong use of those rights. This knowledge is the opposite of the ignorance in which Pharaoh was involved. The type of character built on the ignorance has been presented in the preceding verses. Now, in the following verses, the model of the character built on the knowledge is being presented. The sort of kingdom, wealth, power and grandeur were common on both sides. The Pharaoh had been given these as well as the Prophets David and Solomon. But the distinction of the ignorance and the knowledge built and molded them into entirely different personalities.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, "There were other believing, servants as well, who could be blessed with vicegerency. But it is only Allah’s favor, not due to any special quality in ourselves, that He has chosen us to be rulers over this kingdom."

Aisha Bewley

We gave knowledge to Dawud and Sulayman who said, ‘Praise be to Allah who has favoured us over many of His slaves who are muminun. ’

Al-Hilali & Khan

And indeed We gave knowledge to Dâwûd (David) and Sulaimân (Solomon), and they both said: "All the praises and thanks be to Allâh, Who has preferred us above many of His believing slaves!"

Ali Quli Qarai

Certainly We gave David and Solomon knowledge, and they said, ‘All praise belongs to Allah, who granted us an advantage over many of His faithful servants. ’

Amatul Rahman Omar

And We granted knowledge to David and Solomon, and they said, `All true and perfect praise belongs to Allâh alone Who has exalted us over many of His believing servants. '

Arthur John Arberry

And We gave David and Solomon knowledge and they said, 'Praise belongs to God who has preferred us over many of His believing servants. '

Bijan Moeinian

As to David and Solomon, I granted them the knowledge as a gift. They both were grateful and said: "Thank to the Lord Who treated us better than the most of his believing servants."

E. Henry Palmer

And we gave David and Solomon knowledge; and they both said, 'Praise belongs to God, who hath preferred us over many of His servants who believe!'

Edip-Layth

We bestowed upon David and Solomon knowledge, and they both said, "Praise be to God who preferred us over many of His acknowledging servants."

George Sale

We heretofore bestowed knowledge on David and Solomon; and they said, praise be unto God, who hath made us more excellent than many of his faithful servants!

Hamid S. Aziz

And they denied them, though their souls acknowledged them, for spite and arrogance; but behold the nature of the consequences for the evildoers (transgressors)!

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Dawûd (David) and Sulayman (Solomon) knowledge, and they (both) said, "Praise be to Allah, Who has graced us over many of His believing bondmen. "

Marmaduke Pickthall

And We verily gave knowledge unto David and Solomon, and they said: Praise be to Allah, Who hath preferred us above many of His believing slaves!

Mohamed Ahmed - Samira

We gave David and Solomon knowledge; and they said: "All praise be to God who has favoured us over many of His creatures who believe. "

Muhammad Asad

AND, INDEED, We granted [true] knowledge unto David and Solomon [as well]; and both were wont to say: All praise is due to God, who has [thus] favoured us above many of His believing servants!"

Mustafa Khattab

Indeed, We granted knowledge to David and Solomon. And they said ˹in acknowledgment˺, "All praise is for Allah Who has privileged us over many of His faithful servants."[1]

Progressive Muslims

And We bestowed upon David and Solomon knowledge, and they both said: "Praise be to God who preferred us over many of His believing servants. "

Rashad Khalifa

We endowed David and Solomon with knowledge, and they said, "Praise GOD for blessing us more than many of His believing servants."

Sahih International

And We had certainly given to David and Solomon knowledge, and they said, "Praise [is due] to Allah, who has favored us over many of His believing servants. "

Sam Gerrans

And We gave to David and Solomon knowledge; and they said: “Praise belongs to God who has preferred us above many of His believing servants.”

Shabbir Ahmed

And indeed, We bestowed upon David and Solomon knowledge and they used to say, "Praise be to Allah Who has blessed us more than a great many of His believing servants. "

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We gave knowledge to Dawood (David) and to Sulaiman (Solomon): And they both said: "All the Praises (and thanks) be to Allah, Who has chosen us above many of His servants who believe!"

Taqi Usmani

Surely We gave knowledge to Dāwūd and Sulaimān, and they said, "Praise belongs to Allah who made us excel many of His believing servants.

The Monotheist Group

And We bestowed upon David and Solomon knowledge, and they both said: "Praise be to God who preferred us over many of His believing servants."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 15. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 15. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 15. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩