Neml suresi · 82–93. ayetler

Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Neml suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 82. ayet. وَإِذَا وَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَآبَّةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarmış olacağız dipnot 1 ve bu (inkârcı) insanların ayetlerimize kesin bir şekilde inanmamış olduklarını kendilerine söyleyecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, Zilzâl 99:4-5 gereği bizzat "yer"in mahşerde konuşturulması olarak yorumlanabilir. [Dâbbetu'l-ard] "yer kurdu" ifadesi sadece Sebe' 34:14'te Hz. Süleyman'ın ölümünün yer aldığı pasajda geçmektedir. Bu ayette ise söz konusu ifade [dâbbetu'l-ard] "arzın canlısı" şeklinde tamlama olarak değil de [dâbbeten mine'l-ardı] "arzdan bir canlı" şeklinde geçmektedir. Bu ifade "onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman" cümlesinden sonra geldiği için bu canlının ve mecasi olarak konuşmasının mahşerin konusu olduğu açıktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (o vahyi işitmeyen ölüler ve sağırlar) aleyhindeki söz gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarırız; o onları mesajlarımıza öteden beri insanların yürekten inanmamış olduklarını söyler.

    Muhammed Esed

    Ve (o kalben sağır ve kör olanlara gelince: Haktan yana kendilerine söylenen) söz bütün açıklığıyla gerçekleştiği zaman, onların karşısına yerden, kendilerine insanlığın mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız.

    Ahmed Hulusi

    O hüküm (kıyametleri veya genel kıyamet öncesi) onlara eriştiğinde, onlar için Dabbet-ül Arz'dan (arzın {beden} bir tür konuşanı - bedenden ayrılık saati olan ölümün tadılma sürecinde) çıkarırız ki; onlara, insanların varlıklarındaki işaretlerimize (hakikatlerine) ikan sahibi olmadıklarını söyler!

    Ali Bulaç

    O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.

    Ali Özek ve heyeti

    O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.

    Ali Rıza Safa

    Ve sözü verilen başlarına geldiğinde, onlara, yeryüzünden bir yaratık çıkarırız; insanların ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler. dipnot 316

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 316
      "Yeryüzünden bir yaratık" olarak yazdığımız "Dabbeten minel ardı" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bir çeşit hayvan" veya "Yerden bitme bir hayvan" veya "Debelenir gibi yürüyen bir canlı" veya "Topraktan mamul bir yaratık" veya "İnananları ve inkar edenleri işaretleyerek birbirinden ayıracak olan bir hayvan" biçiminde birbirinden değişik yorumlarla çevrilmiş; kimi çevirilerde ise "Dabbe" olarak bırakılmıştır. Süleyman peygamberin değneğini kemiren ağaç kurdu da 34:14 ayetinde, "Dabbetul ardı" biçiminde bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için canlı bir yaratık çıkarırız da, o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

    Edip Yüksel

    Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimizi onaylamadığını bildirecek. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayette söz edilen yaratık, sudan değil, topraktan yaratılan ve 19 kodunun ortaya çıkarılmasına araç olan bilgisayar olabilir mi? Bak 72:28

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimize inanmadığını bildirecek.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Söylenen söz başlarına geleceği zaman, onlar için yerden bir dabbe çıkarırız, insanların ayetlerimize kesin inanmadıklarını kendilerine söyler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Söylenen başlarına geleceği vakıt da onlar için Arzdan bir dabbe çıkarırız, nasın ayetlerimize yakin ile inanmaz idiklerini kendilerine söyler

    Erhan Aktaş

    Üzerlerine söz dipnot 1 gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, İnsanların dipnot 3 ayetlerimize inanmadıklarını söyler. dipnot 4

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmıştır. Ancak "Dabbetü'l ard," bir tamlama olarak "yer canlısı" demektir. Bu kelime, tefsirlerde daha çok eski inançların hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, Kıyamet'in alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birsinin Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet'in yaklaşma anıyla bir ilgisi olmayıp, Kıyamet'in kopuşundan sonraki durum olan "hesaba çekilme" anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Dabbe, bu bağlamda müşriklerin bütün yapıp ettiklerinin orta çıkarılması, gerçeklerin ortaya dökülmesinin ifadesi olarak mecaz bir anlatımdır. Tıpkı İnsanın uzuvlarının, İnsanın yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri hususundaki ayetler gibi (24:24).
    3. metne dön, dipnot 3
      Müşriklerin. Kafirlerin.
    4. metne dön, dipnot 4
      Onlar adına konuşacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Üzerlerine söz dipnot 1 gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, insanların dipnot 3 ayetlerimize inanmadıklarını söyler. dipnot 4

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dabbe, Hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmıştır. (8:22; 35:45) Ancak "Dabbetü'l-arz", bir tamlama olarak "yer canlısı" demektir. Bu sözcük, tefsirlerde daha çok İsrailiyyat'ın, atalar dinlerinin hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, kıyametin alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birisinin Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet'in yaklaşması anıyla bir ilgisi olmayıp, Kıyamet'in kopuşundan sonraki durum olan "hesaba çekilme" anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında Müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Dabbe, bu bağlamda Müşriklerin bütün yapıp ettiklerinin ortaya çıkarılması, gerçeklerin ortaya dökülmesinin ifadesi olarak mecaz bir anlatımdır. Yerden yapılmış konuşan bir varlığın/cismin/aletin, onların yapıp ettiklerini tek tek söyleyeceği mecazen anlatılmaktadır. Tıpkı insanın uzuvlarının, insanın yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri hususundaki ayetler gibi. (24:24).
    3. metne dön, dipnot 3
      Müşriklerin. Kafirlerin.
    4. metne dön, dipnot 4
      Onlar adına konuşacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Üzerlerine söz dipnot 1 gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, insanların dipnot 3 ayetlerimize inanmadıklarını söyler. dipnot 4

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dabbe, Hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmıştır.(8/Enfal, 22; 35/Fatır, 45) Ancak "Dabbetü'l-arz", bir tamlama olarak "yer canlısı" demektir. Bu sözcük, tefsirlerde daha çok eski inançların hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, kıyametin alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birsinin Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet'in yaklaşması anıyla bir ilgisi olmayıp, Kıyamet'in kopuşundan sonraki durum olan "hesaba çekilme" anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Dabbe, bu bağlamda müşriklerin bütün yapıp ettiklerinin ortaya çıkarılması, gerçeklerin ortaya dökülmesinin ifadesi olarak mecaz bir anlatımdır. Yerden yapılmış konuşan bir varlığın/cismin/aletin, onların yapıp ettiklerini tek tek söyleyeceği mecazen anlatılmaktadır. Tıpkı insanın uzuvlarının, insanın yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri hususundaki ayetler gibi. (24/Nur, 24).
    3. metne dön, dipnot 3
      Müşriklerin. Kafirlerin.
    4. metne dön, dipnot 4
      Onlar adına konuşacak.

    Gültekin Onan

    O söz başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.

    Hasan Basri Çantay

    O söz (ün ma'nası) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldiği zaman yerden bunlar için bir dabbe çıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kat'i bir kanaat beslemezler idiğini (başlarına kakarak) söyler.

    İbni Kesir

    Kendilerine söylenmiş olan, başlarına geldiği zaman; yerden bir canlı çıkarılır ki insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyerek konuşur.

    Mehmet Alagaş

    (76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O söz başlarına gelip çattığı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız da onlara konuşarak, insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.

    Süleyman Ateş

    O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

    Süleymaniye Vakfı

    Haklarındaki karar kesinleşince bulundukları yerden onlar için bir dabbe dipnot 1 çıkarırız; onlara, insanların ayetlerimize tam olarak inanmadıklarını söyler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hareket etme özelliğine sahip her canlı dabbedir (Müfredat). Allah bunları göklere ve yere yerleştirmiştir (Şura 42/29). Ömrünü tamamlamış birinin, öldüğü yerde karşısına çıkıp konuşan canlı, onun için görevlendirilmiş ölüm meleğidir (Secde 32/11). O melek bu sözü, hayatını yanlışlar içinde geçirmiş olanlara söyleyince onlar tam bir teslimiyet gösterir ve «biz kötü bir şey yapmadık ki ki!»derler (Nahl 16/28). Ölüm meleğinin yanındaki melekler (En'am 6/61) onların yüzlerine ve sırtlarına vurup (Muhammed 47/25-28) şöyle derler: 'Çıkarın ruhlarınızı!' Bugün, Allah'a karşı gerçek dışı şeyler söylemiş olmanız ve büyüklük taslayarak ayetlerinden uzaklaşmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile karşılanacaksınız" (En'am 6/93). Kendilerini düzeltmeleri için ek süre isterler ama verilmez (Müminun 23/99-100). Günahkar olarak ölen Müminler de ek süre isterler. Onların istekleri de kabul edilmez (Münafikun 63/10). Melekler, hayatını Allah'ın istediği gibi geçirmiş olanlara, selam ve mutluluk haberleri ile gelirler (Nahl 16/32, Fussilet 41/30-31). Gelenekte bu ayetteki canlıya dabbet'ul-ard denir ve kıyamet alametlerinden sayılır. Kıyamet alametleri, kıyametin işaretleridir. Onlar, tabiatta her zaman vardır (Muhammed 47/18) Herkes bu konuda kendine göre bir gözlem yapar (Hac 22/5-7, Zuhruf 43/11, Kaf 50/6-11). Kıyamet, ansızın gelecektir. Onun vakti kimseye bildirilmediği için (A'raf 7/187) bir alameti olamaz. Kıyamet alametleri denen şeylerin sağlam bir dayanağı yoktur. Dolayısıyla bu ayetin de kıyamet ile bir ilgisi yoktur. Kıyamet ile ilgili olan ayetler, bu ayetin devamında yer alan ayetlerdir (Neml 27/83-85).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu insanların haklarındaki karar kesinleşince dipnot 1 onlar için yerden (kabirlerinden) bir dabbe dipnot 2 çıkarırız. Dabbe, o insanlara, Allah'ın ayetlerine kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölene kadar tevbe kapısı açıktır. Kişi hakkındaki karar ölünce verilir. Dolayısıyla bu ayette kişinin ölümünün gerçekleştirilmesi ifade edilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dabbe: Hareket etme özelliği olan, canlı demektir. Bunların gölerde ve yerlerde olduğu, insan ve melek grubunun da dabbe özelliği olduğu ilgili ayetlerde anlatılmıştır. Dolayısıyla bu ayetteki dabbe kendini doğrulara kapatan insanlardan ölenlere, durumunu kabirde iken tebliğ eden melektir. İlgili diğer ayetler: (Şura 26/29, Nahl 16/49, Nahl 16/61, Bakara 2/164, En'am 6/38 , Hud 11/6, Hud 11/56, Nur 24/45, Ankebut 29/60, Lokman 31/10, Sebe 34/14, Fatır 35/45, Casiye 46/4)

    Şaban Britch

    O söz başlarına gelip çattığı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.

    Şaban Piriş

    Onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların gerçekten ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar için bir dabbe/debelenir gibi yürüyen bir canlı çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

  2. Neml suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 83. ayet. وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ فَوْجًا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.

    Mehmet Okuyan

    O gün, her ümmet içinden ayetlerimizi yalanlayanlardan (çeşitli) grup(ları) toplayacağız; onlar, (hesap yerine) sevk edilecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Meryem 19:68-69.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o gün, her bir ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlara özgü birer bölük oluşturacağız; ve onları (öylece) sevk edeceğiz.

    Muhammed Esed

    Ve o Gün her ümmetin içinden mesajlarımızı yalanlayanları ayrı bir bölük olarak toplayacağız; ve böylece, onlar (günahlarının derecesine göre) sınıflandırılacaklar;

    Ahmed Hulusi

    O süreç ki, her ümmetten işaretlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplarız. . . Onlar hep beraber sevk olunurlar.

    Ali Bulaç

    Ve her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir grubu toplayacağımız gün, artık onlar 'tutuklanıp (azab yerine) dağıtılırlar.'

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, her ümmet içinden âyetlerimizi yalan sayanlardan bir cemaat toplarız da onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.

    Ali Rıza Safa

    Ve o gün, her toplumun arasından, ayetlerimizi yalanlayanları ayrı bir küme olarak toplayacağız; böyle ayrıştırılacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, her ümmet içinden ayetlerimizi yalan sayanlardan bir grup toplarız da onlar toplu olarak hesap yerine sevkedilirler.

    Edip Yüksel

    Ve o gün gelecek, her toplum içinde, ayetlerimizi ve mucizelerimizi yalanlayan kimseleri toplayıp süreceğiz.*

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gün gelecek, her toplum içinde, ayetlerimizi ve mucizelerimizi yalanlayan kimseleri toplayıp süreceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve her milletten ayetlerimizi yalanlayanlardan bir grup yaparak mahşere sevkedeceğimiz gün, artık onlar hep zapt altına alınıp tutuklanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve her ümmetten ayetlerimizi tekzib eden kimselerden bir fevc yaparak mahşere sevkedebileceğimiz gün artık onlar hep inzıbat altında tevkıf olunurlar

    Erhan Aktaş

    O gün bütün toplumlardan, ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplayacağız. Artık onlar sımsıkı tutuklanıp sevk edilirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün bütün toplumlardan, ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplayacağız. Artık onlar sımsıkı tutuklanıp sevk edilirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün bütün toplumlardan, ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde toplayacağız. Artık onlar sımsıkı tutuklanıp sevk edilirler.

    Gültekin Onan

    Ve her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir grubu toplayacağımız gün, artık onlar 'tutuklanıp (azab yerine) dağıtılırlar'.

    Hasan Basri Çantay

    (Hatırla) o gün (ü ki) her ümmetin ayetlerimizi yalan sayanlarından bir cemaati toplayacağız. Artık onlar (kaafilelerin ardı alınıncaya kadar) tevkıyf olunacaklardır.

    İbni Kesir

    Her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanları toplayacağımız gün; onlar, bir arada tutulurlar.

    Mehmet Alagaş

    (82-85) Söz başlarına geldiği vakit arzdan; onlarla “kesinlikle insan, ayetlerimize kanaat getirmedi /inanmadı ” şeklinde konuşan bir yaratık ortaya çıkarırız. O gün, her toplumdan / her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde bir araya getiririz ve onlar sevk edil irler. Nihayet geldikleri vakit Allah diyecek ki; sizler ayetlerimi, ilmen de onu tam olarak kavrayamamışken yalanladınız mı? Sizler ne yapmak istiyordunuz? Zulmetmelerinden dolayı üzerlerine söylenen söz gerçekleşir ve onlar artık konuşamazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanlardan bir grubu toplarız. Onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.

    Süleyman Ateş

    O gün her ümmet içinde ayetlerimizi yalanlayanlardan bir cemaat toplarız. Onlar hep bir araya getirilip tutuklanarak (ilahi huzura) sevk edilirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her toplumdan ayetlerimiz karşısında yalan söyleyenleri bölük bölük toplayacağımız mahşer gününde;

    Şaban Britch

    Ve o gün, her ümmet içinden, ayetlerimizi yalanlayanlardan birer cemaat toplarız. Onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.

    Şaban Piriş

    Ve o gün, her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanları birer grup halinde toplayıp, biraraya getiririz. Onlar da toplanırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün her ümmetin içinden ayetlerimizi yalanlayanlardan bir zümre derleriz de onlar, toplu halde ortaya sürülürler.

  3. Neml suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 84. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُو قَالَ أَكَذَّبْتُم بِـَٔايَٰتِى وَلَمْ تُحِيطُوا۟ بِهَا عِلْمًا أَمَّاذَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"

    Mehmet Okuyan

    Sonunda, (hesap yerine) geldikleri zaman (Allah) kendilerine şöyle soracaktır: "Bilip kavramadan ayetlerimi yalanladınız, öyle mi? (Değilse, bu) yaptığınız neydi?"

    Mustafa İslamoğlu

    Ta ki (huzura) geldikleri zaman, (Allah) onlara "Aklınızın kapasitesi onları kavramaya yetmediği için ayetlerimizi yalanlamaya mı kalktınız? Eğer öyle değilse, bugüne dek ne hazırladınız?" diyecek.

    Muhammed Esed

    öyle ki, (yargı önüne) çıktıkları zaman, Allah, onlara: "(Doğru düşünce ve) bilgi yoluyla üstesinden gelemeyince tutup mesajlarımızı yalanlamaya kalktınız, öyle mi? Peki, bu yaptığınız neydi öyleyse?" diyecek.

    Ahmed Hulusi

    Nihayet geldiklerinde (Allah) dedi ki: "İlminizin kapsamı dışında olduğu halde işaretlerimi yalanlamaya kalktınız? Neydi bu yaptığınız?"

    Ali Bulaç

    Nihayet geldikleri zaman, (Allah) der ki: "Siz benim ayetlerimi, bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Nihayet o yere geldikleri zaman, Allah onlara şöyle buyurur: «Âyetlerimi iyice anlamadığınız halde onları yalanladınız mı; yahut yaptığınız neydi?»

    Ali Rıza Safa

    Sonunda geldiklerinde, şöyle diyecek: "Bilginizle kavrayamayınca, ayetlerimizi yalanladınız; öyle mi?" "Öyle değilse, yaptığınız neydi?"

    Bayraktar Bayraklı

    Nihayet, hesap yerine geldikleri zaman Allah şöyle buyurur: "Siz benim ayetlerimi iyice anlamadan yalan saydınız, öyle mi? Değilse, yaptığınız ne idi?"

    Edip Yüksel

    Geldikleri zaman, "Ayet ve mucizelerimi bilginizle kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?" der. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayetin, 10:38-48 ayetleri ile ilişkisine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geldikleri zaman, 'Ayet ve mucizelerimi bilginizle kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nihayet geldikleri zaman, Allah: "Siz, Benim ayetlerimi, onları ilmen kavramadığınız halde yalanladınız mı? Değilse ne yapıyordunuz?" buyurur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nihayet geldikleri vakıt: siz benim ayetlerimi ılmen kavramadığınız halde tekzib mi ettiniz? Yoksa ne yapıyordunuz

    Erhan Aktaş

    Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız dipnot 1 da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir ironi olarak: "Bilginiz ve aklınız yetersiz mi kaldı." Söylenenleri gerçek dışı buldunuz da onun için mi yalanladınız? Denmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız[1] da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve geldikleri zaman: "Onu bilgi ile kavramadınız dipnot 1 da mı ayetlerimi yalanladınız? Yoksa başka bir neden mi var?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir ironi olarak: "Bilginiz ve aklınız yetersiz mi kaldı." Söylenenleri gerçek dışı buldunuz da onun için mi yalanladınız? denmektedir.

    Gültekin Onan

    Nihayet geldikleri zaman, (Tanrı) der ki: "Siz benim ayetlerimi bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet (hesab yerine) geldikleri zaman (Allah) buyurur ki: "Siz benim ayetlerimi, onları hiçbir bilgi ile kavramadığınız halde (körü körüne), tekzib mi etdiniz? Ne idi o ısraar ile yapdığınız"?

    İbni Kesir

    Nihayet geldikleri zaman; buyurur ki: Siz, Benim ayetlerimi anlamadığınız halde mi yalanladınız? Yoksa yaptığınız ne idi.

    Mehmet Alagaş

    (82-85) Söz başlarına geldiği vakit arzdan; onlarla “kesinlikle insan, ayetlerimize kanaat getirmedi /inanmadı ” şeklinde konuşan bir yaratık ortaya çıkarırız. O gün, her toplumdan / her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde bir araya getiririz ve onlar sevk edil irler. Nihayet geldikleri vakit Allah diyecek ki; sizler ayetlerimi, ilmen de onu tam olarak kavrayamamışken yalanladınız mı? Sizler ne yapmak istiyordunuz? Zulmetmelerinden dolayı üzerlerine söylenen söz gerçekleşir ve onlar artık konuşamazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nihayet geldikleri zaman: "Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?" der.

    Süleyman Ateş

    (Divanına) Geldiklerinde (Allah onlara) der: "Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yaptınız?"

    Süleymaniye Vakfı

    (Hesap verme yerine) Geldiklerinde Allah şöyle der: "Tam bir bilgi sahibi olmadan ayetlerim karşısında yalana mı sarıldınız dipnot 1 ? Yoksa yaptığınız neydi?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Huzurumuza geldiklerinde de onlara şöyle denir: "Anlayıp dinlemeden dipnot 1 ayetlerimiz karşısında yalan mı söylediniz? Ya da neydi o yapıp ettikleriniz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anlayıp dinlemeden olarak çevirdiğimiz kısım ‘ilmen' dir. ‘Ayetlerimiz üzerinde gerekli ilmi çalışmayı yapmadan, yeterince çalışma yapmadan, aklını ve bilgisini kullanmadan' anlamları da verilebilir.

    Şaban Britch

    Geldikleri zaman: Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der.

    Şaban Piriş

    Hepsi geldiği zaman: -Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Geldiklerinde Allah onlara: "Ayetlerimizi, ilminiz onları kuşatmadığı halde inkar mı ettiniz yoksa ne yapıyordunuz?" der.

  4. Neml suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 85. ayet. وَوَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِم بِمَا ظَلَمُوا۟ فَهُمْ لَا يَنطِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onların tüm çarpıtmalarına rağmen kendileri aleyhindeki söz böyle yerini bulmuş olacak. Dahası, bu durum karşısında onlardan çıt çıkmayacak.

    Muhammed Esed

    Ve (böylece, onlara vaktiyle söylenen) söz, onların tüm karalamalarına rağmen, olanca gerçekliğiyle karşılarına çıkacak ve onlar da buna karşılık artık diyecek söz bulamayacaklar;

    Ahmed Hulusi

    (Nefslerine) zulmetmeleri dolayısıyla o hüküm onlara erişti! Artık onlar konuşamazlar!

    Ali Bulaç

    Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yaptıkları haksızlıktan ötürü, (azaba uğrayacaklarını bildiren) o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.

    Ali Rıza Safa

    Yaptıkları haksızlıklar yüzünden, sözü verilen başlarına gelmiştir; artık konuşamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    İşledikleri zulümler yüzünden o söz, tepelerine inmiştir, artık tek kelime söyleyemezler.

    Edip Yüksel

    Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zulmetmeleri yüzünden aleyhlerinde söz gerçekleşir (söylenen başlarına gelir) ve artık nutukları tutulur (konuşamazlar).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buyurur ve haksızlık ettikleri cihetle aleyhlerinde söz, hakk olur (söylenen başlarına gelir) de artık nutukları tutulur

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve haksızlıkları dipnot 1 nedeniyle üzerlerine söz dipnot 2 gerçekleşmiş oldu. Artık onlar konuşamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeğe karşı kör ve sağır olarak kendilerine yaptıkları yanlışlıktan, haksızlıktan dolayı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Azap, ceza, karar.

    Gültekin Onan

    Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Zulüm etdikleri sebebiyle üzerlerine o söz vukuua gelmişdir. Artık onlar söz de söyleyemeyeceklerdir.

    İbni Kesir

    Zulümleri yüzünden, söylenilen söz başlarına geldi. Artık konuşamaz olurlar.

    Mehmet Alagaş

    (82-85) Söz başlarına geldiği vakit arzdan; onlarla “kesinlikle insan, ayetlerimize kanaat getirmedi /inanmadı ” şeklinde konuşan bir yaratık ortaya çıkarırız. O gün, her toplumdan / her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde bir araya getiririz ve onlar sevk edil irler. Nihayet geldikleri vakit Allah diyecek ki; sizler ayetlerimi, ilmen de onu tam olarak kavrayamamışken yalanladınız mı? Sizler ne yapmak istiyordunuz? Zulmetmelerinden dolayı üzerlerine söylenen söz gerçekleşir ve onlar artık konuşamazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zulmetmelerinden dolayı aleyhlerinde söz (azap) gerçekleşmiş olur ve onlar artık konuşamazlar.

    Süleyman Ateş

    Zulmetmeleri yüzünden o (azab) karar(ı) başlarına gelmiştir, artık konuşmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıkları yanlışlara karşılık aleyhlerindeki tehdit gerçekleşecek; onlar ağızlarını bile açamayacaklar.

    Şaban Britch

    Zulmetmelerinden dolayı aleyhlerinde söz (azap) gerçekleşmiş olur ve onlar artık konuşamazlar.

    Şaban Piriş

    Zulmetmeleri sebebiyle hüküm giyecekler ve bir şey de diyemeyeceklerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşledikleri zulümler yüzünden o söz tepelerine inmiştir; artık tek kelime söyleyemezler.

  5. Neml suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 86. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِيَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

    Mehmet Okuyan

    Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı hiç mi düşünmediler? İman eden bir topluluk için şüphesiz ki bunda dersler vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:67; Kasas 28:71-73.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem onlar, geceyi bağrında dinlensinler diye (karanlık), gündüzü de (hayatın çift kutuplu yasasını) görsünler diye (aydınlık) kıldığımızı hiç mi düşünmediler? Elbet bunda inanacak bir toplum için, alınacak bir ders mutlaka vardır.

    Muhammed Esed

    öyle ya: geceyi, içinde sükun bulsunlar diye (derin ve kuşatıcı); gündüzü de, (olup biteni) görsünler diye (aydınlık) yaptığımızın farkında değiller miydi? Şüphesiz, bunda, inanmak isteyen insanlar için çıkarılacak dersler vardır!

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi ki, biz geceyi onda sükun bulsunlar diye ve gündüzü de görülesi kıldık. . . Muhakkak ki bu olayda iman eden bir toplum için elbette işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı görmediler mi? İman eden bir kavim için elbette bunda birçok ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Geceyi, içinde dinlenmeleri için, gündüzü de görmeleri için yaptığımızı görmüyorlar mı? Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Geceyi dinlensinler diye karanlık, gündüzü çalışsınlar diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda inanacak toplum için dersler vardır.

    Edip Yüksel

    Geceyi dinlenmelerine elverişli, gündüzü de aydınlık yaptığımızı görmediler mi? Gerçeği onaylayan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geceyi dinlenmelerine elverişli, gündüzü de aydınlık yaptığımızı görmediler mi? İnanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, içinde istirahat etsinler diye geceyi, göz açmaları için gündüzü yarattığımızı görmediler mi? Kesinlikte bunda iman edecek bir topluluk için birçok ibretler vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmediler mi biz içinde sükun bulsunlar diye geceyi yaptık, göz açmak üzere de gündüzü. Elbette bunda iyman edecek bir kavm için ayetler var

    Erhan Aktaş

    Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda iman eden toplum için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda inanan toplum için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda inanan toplum için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Gültekin Onan

    Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, inanan bir kavim için bunda ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    İçinde sükun (ve istiraahat) bulmaları için geceyi, aydınlıkla gözlerini açmaları için gündüzü yaratdığımızı görmediler mi? Bunda iman edecek bir kavm için elbette kat'i ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Görmediler mi ki; Biz, dinlenesiniz diye size geceyi karanlık, çalışasınız diye de gündüzü aydınlık olarak yarattık. Doğrusu bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bizim geceyi o vakitte dinlensinler diye yarattığımızı, gündüzü de aydınlık kıldığımızı görmediler mi? İşte bunda iman eden bir toplum için ayetler/deliller vardır.

    Süleyman Ateş

    Görmediler mi, biz geceyi, içinde istirahat etmeleri için yarattık, gündüzü de aydınlık yaptık. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmezler mi ki, dinlensinler diye geceyi, aydınlatsın diye gündüzü yarattık. İnanan bir toplum için bunda belgeler vardır.

    Şaban Britch

    Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gündüzü de aydınlık kıldık. İşte bunda iman eden bir toplum için ayetler/ deliller vardır.

    Şaban Piriş

    Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gündüzü de aydınlık kıldık. İşte bunda inanacak bir toplum için işaretler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi; biz geceyi, içinde dinlensinler diye, gündüzü de gösterici bir ışık olsun diye oluşturduk. İşte bunda, inanan bir topluluk için elbette ibretler vardır.

  6. Neml suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 87. ayet. وَيَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ وَكُلٌّ أَتَوْهُ دَٰخِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve o gün sura üflenecek; bunun üzerine, Allah'ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerde bulunan herkes dehşetten paniğe kapılacak; nihayet herkes, başı önde, O'nun huzuruna varacaktır.

    Muhammed Esed

    Ve o Gün sura üflenecek ve böylece Allah'ın istediği kimseler dışında, göklerde ve yerde var olan herkes (tarifsiz bir) korkuya kapılacak; ve başları önlerine düşmüş olarak herkes O'nun huzuruna çıkacak.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte, Sur'da nefholunduğunda (bedenden nefholduğunda - ruhun bedene nefholması diye anlatılanın tersinin oluşması, yani ölümün tadılması; ya da mahşerde kişilerin kabirlerinden dışarıya nefholması), Allah'ın diledikleri müstesna, semalarda (bilinç boyutunda kendini bulmuş olan) kim var ve arzda (bedensel yaşamda) kim var ise dehşetle korkar! Hepsi boyun bükmüş olarak O'na gelirler.

    Ali Bulaç

    Sur'a üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri 'boyun bükmüş' olarak O'na gelmişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sûr'a üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde kim varsa korku içinde dehşete kapılır. Hepsi de, (hesap vermek üzere) hor ve hakir (bir şekilde), Allah'a gelirler.

    Ali Rıza Safa

    Ve o gün, boruya üflenmiştir. Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yeryüzünde bulunan herkes korkuya kapılmıştır. Çünkü başları öne düşmüş olarak, tümü, O'na gelmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri müstesna, gökte olanlar da yerde olanlar da dehşet içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler.

    Edip Yüksel

    Boruya üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde bulunan herkes, ALLAH'ın diledikleri hariç korkuya kapılacaklardır. Hepsi ona boyun bükerek gelirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Boruya üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde bulunan herkes, ALLAH'ın diledikleri hariç korkuya kapılacaklardır. Hepsi ona boyun bükerek gelirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hele Sur üfürüleceği, üfürülüp de Allah'ın dilediği kimselerin dışında bütün göklerdeki kimselerin ve yerdeki kimselerin hepsi ürperdiği ve hepsinin hor ve hakir olarak geldikleri gün ne korkunçtur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hele Sur üfürüleceği, üfürülüb de bütün Göklerdeki kimseler, Yerdeki kimseler, Allahın dilediği müstesna olmak üzere hepsi feza' ile ürperdiği ve her biri ona hor, hakir geldikleri gün ne müdhiştir?

    Erhan Aktaş

    Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğü kimseler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğü kimseler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğü kimseler.

    Gültekin Onan

    Sur'a üfürüleceği gün, Tanrı'nın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri 'boyun bükmüş' olarak O'na gelmişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    "Suur" a üfürüleceği gün (ü) de (hatırla) ki (o gün) — Allahın diledikleri müstesna olmak üzere — artık göklerde kim var, yerde kim varsa dehşetle korkmuşdur. Her biri hor ve hakıyr Ona gelmişlerdir.

    İbni Kesir

    Sur'a üfürüleceği gün; Allah'ın dilediklerinden başka göklerde olanlar da, yerde olanlar da korku içinde kalırlar. Ve hepsi boyunları bükülmüş olarak O'na gelirler.

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sur'a üflendiği gün Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır. Hepsi boyun bükmüş olarak O'na gelirler.

    Süleyman Ateş

    Sur'a üfleneceği gün, Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde bulunan kimselerin hepsi, korku içinde kalır (bayılır). Hepsi boyun bükerek O'na gelirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Sura üfleneceği gün, Allah'ın tercih ettikleri dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde kim varsa korkudan kaskatı kesilir, hepsi boynu bükük olarak Allah'ın huzuruna gelir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sura üfleneceği gün, Allah'ın güven verdikleri dipnot 1 dışında yerde ve göklerde kim varsa korkudan kaskatı kesilecek, hepsi başlarını kaldıramayacak halde gelirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      الا من شاء أي من كون الله لهم الامن

    Şaban Britch

    Sur’a üfürüldüğü gün Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi de ona zelilane bir halde gelirler.

    Şaban Piriş

    Sur'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi, boynu bükük bir halde ona gelirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sura üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği dışında herkes, göklerdekiler, yerdekiler dehşet içinde kalacaktır. Hepsi boynunu bükmüş bir halde O'nun huzuruna gelir.

  7. Neml suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 88. ayet. وَتَرَى ٱلْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِىَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِ صُنْعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ أَتْقَنَ كُلَّ شَىْءٍ إِنَّهُۥ خَبِيرٌۢ بِمَا تَفْعَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

    Mehmet Okuyan

    Görüp sabit sandığın dağlar, her şeyi en güçlü biçimde şekillendiren Allah'ın bir sanatı olarak, bulutların gidişi (gibi) gidiyor (olacaktır). dipnot 1 Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette bağlam gereği Son Saat esnasında dağların sürükleneceği ifade edilmektedir. Ancak mesaj, dağların mevcut hâllerindeki hareketlerini de içerebilir ki bu anlam, bağlamdan ayrı, özel ve serbest bir okuma ile elde edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, hareketsiz ve sabit sandığın dağların kayıp giden bulutlar (gibi) gittiğini görürsün: her şeyi mükemmel bir nizama bağlayan Allah'ın sanatıdır bu: Şüphe yok ki, yaptığınız her şeyden haberder olan da yine O'dur.

    Muhammed Esed

    Ve o kadar yerinden oynatılmaz sandığın dağların, (o Gün) bulutlar gibi geçip gittiğini görürsün: her şeyi şaşmaz bir düzene bağlayan Allah'ın işidir bu! İşin doğrusu, O edip eylediğiniz her şeyden haberdardır!

    Ahmed Hulusi

    Dağları (bedenindeki organları) görür de, onları sabit - değişmez sanırsın; onlar bulutların (fikirlerin) geçip gittiği gibi, geçip gider (çeşitli anlayışlara dönüştüğü) halde. . . (Bu nefh-i sur ve o sürece mahsus oluşlar) Allah'ın sanatıdır ki, her şeyi yaşanası değişmez gerçeklik yapmıştır. . . Muhakkak ki O, yaptıklarınızı (onların yaratanı) Habiyr'dir.

    Ali Bulaç

    Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen dağları görürsün de, onları yerinde (sabit) durur sanırsın. Halbuki onlar, bulut geçişi gibi geçerler. Bu her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın yapısıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

    Ali Rıza Safa

    Gördüğün dağları durağan sanırsın; oysa bulutlar gibi devinim yaparlar. Her şeyi sağlam bir düzene bağlayan Allah'ın sanatıdır. Kuşkusuz, O, yaptıklarınızdan Haberlidir. dipnot 317

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 317
      İşte, bir bilgi ayeti: Dağların yüzen kütleler olduğu, geçtiğimiz yüzyılda bilimsel bir gerçeklik olarak onaylanmıştır. Yerkabuğu, su katmanı üzerinde bir sal gibi yüzerken, dağlar da bağlı oldukları kara parçasıyla birlikte devinim yaparlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Dağları, yerinde cansız gibi durur görürsün. Oysa onlar bulutların geçişi gibi geçerler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Doğrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Edip Yüksel

    Dağları durgun sanırsın, halbuki bulutlar hareket ettiği gibi hareket etmektedir. Her şeyi sapasağlam yaratan ALLAH'ın sanatıdır. O, yaptıklarınızı bilendir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ahiret ile ilgili ayetlerin arasına 86'ncı ve 88'inci ayetler sokularak Tanrı'nın gücüne örnekler verilmiş ve herkesin dünyanın sabit olduğuna inandığı 7. yüzyılda net bir şekilde bu gerçek dile getirilmiştir. Bak 4:82. Bu ayette anlatılan hareketi "kıyamet" diye yanlış adlandırılan dünyanın son anlarında (Saat) oluşacak kargaşa ile açıklamak mümkün değildir. * Zira Kuran'da Saat diye anılan dünyanın son saatleri inkarcıların korku ve dehşetle tanık olduğu kozmik çarpışmaları ve patlamaları anlatır. Dünyanın son anlarında gerçekleşecek olayların niteliği için 81'inci ve 101'inci sureye bakınız lütfen. Dünyanın sonunu getirecek kozmik kargaşa 27:88 ayetinde anlatıldığı gibi fark edilmeyen bir olay değildir. * Ayrıca, 27:88'in devamı bu tür karıştırmaya imkan bırakmaz: "Her şeyi sapasağlam yaratan Allah'ın sanatıdır". Dünyanın sonu, Allah'ın sapasağlam yarattığı sanatının, örneğin Güneş sistemi ve galaksilerin, yeni bir oluşum için yıkılması olayıdır. * Eski Kuran yorumcuları, dünyanın hareket halinde olabileceğini hayallerinde bile canlandıramadıkları için bu ayeti dünyanın sonunu anlatan diğer ayetlerle çelişkiye sokma pahasına da olsa yanlış anlamışlardır. * Ayrıca bak 4:82.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dağları durgun sanırsın, halbuki bulutlar hareket ettiği gibi hareket etmektedir. Her şeyi sapasağlam yaratan ALLAH'ın sanatıdır. O, yaptıklarınızı bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de o dağları görür, onları sabit sanırsın; oysa onlar, bulut geçer gibi geçip gider. Bu, herşeyi sapasağlam yaratmış olan Allah'ın sanatıdır. O, şüphesiz bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de o dağları görür camid sanırsın, halbuki onlar bulut geçer gibi geçer, her şey'i itkan eden Allahın sun'u, o şübhesiz habirdir ne yapıyorsanız

    Erhan Aktaş

    Dağı görürsün, onu hareketsiz sanırsın. Oysaki o bulut gibi hareket eder. Her şeyi mükemmel yapan Allah'ın işidir bu. Kuşkusuz O, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dağı görürsün, onu hareketsiz sanırsın. Oysaki o bulut gibi hareket eder. Her şeyi mükemmel yapan Allah'ın işidir bu. Kuşkusuz O, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dağı görürsün, onu hareketsiz sanırsın. Oysaki o bulut gibi hareket eder. Her şeyi mükemmel yapan Allah'ın işidir bu. Kuşkusuz O, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Gültekin Onan

    Dağları görürsün de donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Tanrı'nın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sen dağları görür, onları yerinde durur sanırsın. Halbuki onlar bulut geçer gibi geçer gider. (Bu) her şey'i sapasağlam yapan Allahın san'atıdır. Şübhesiz ki O, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

    İbni Kesir

    Sen; dağları görür ve yerinde durur sanırsın. Oysa onlar, bulut geçer gibi geçip giderler. Bu; her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın san'atıdır. Muhakkak ki O; yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam/noksansız yapan Allah’ın işidir. Muhakkak O, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Görüp de donuk sandığın dağlar, bulutun yürümesi gibi yürümektedir. (Bu,) Her şeyi gayet iyi yapan Allah'ın yapısıdır. Doğrusu O, yaptıklarınızı haber almaktadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Dağlara bakarsın, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların hareket ettiği gibi hareket ederler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın işidir. O, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dağları görürsün de hareketsiz olduklarını sanırsın. Aslında onlar, bulutlar gibi yürümektedirler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın işidir. O, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

    Şaban Britch

    Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam/noksansız yapan Allah’ın yapısıdır. O, yaptığınız herşeyden haberdardır.

    Şaban Piriş

    Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın yapısıdır. O, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen dağlara bakar da onları donuk, durgun görürsün. Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır. Herşeyi güzel ve mükemmel yapan Allah'ın sanatıdır bu. Yaptıklarınızdan gereğince haberdardır O.

  8. Neml suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 89. ayet. مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌ مِّنْهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ ءَامِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.

    Mehmet Okuyan

    Kim bir iyilikle gelirse onun için çok daha hayırlısı olacaktır. Onlar o gün korkudan güvende olacaklardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Enbiyâ 21:103.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim güzel eylemlerle (huzura) gelirse, daha hayırlısıyla karşılığını bulacaktır; üstelik onlar o günün dehşetinden emin olacaklardır.

    Muhammed Esed

    Her kim ki (O'nun huzuruna) iyi eylemlerle çıkarsa, buna karşılık (daha) hayırlısını elde edecektir; ve böyleleri o Gün'ün korkusundan emin olacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Kim güzel vasıflarıyla geldi ise, onun için ondan daha hayırlısı vardır. . . Onlar o süreçte korkulası şeylerden güvendedirler.

    Ali Bulaç

    Kim bir iyilikle gelirse, artık kendisine daha hayırlısı vardır ve onlar, o günün korkusuna karşı güvenlik içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim iyilikle (İlâhî huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gün korkudan emin kalırlar.

    Ali Rıza Safa

    Kim bir iyilikle gelirse, onun için daha iyisi vardır. Ve onlar, o günün korkusundan güvene çıkmışlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim bir iyilik yaparsa, ona daha iyisi verilir; o günün korkusundan güvende olurlar.

    Edip Yüksel

    Kim iyilik getirirse, ona ondan daha iyisi verilir ve onlar o günün korkusundan güvenlikte olurlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim iyilik getirirse, ona ondan daha iyisi verilir ve onlar o günün korkusundan güvenlikte olurlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim iyilikle gelirse, o zaman kendisine ondan daha hayırlısı vardır ve onlar o günkü korkudan güven içinde kalırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim hasene ile gelirse o vakıt ona ondan daha hayırlısı var ve onlar o günkü feza'dan emin kalırlar

    Erhan Aktaş

    Kim iyi şeylerle geldiyse, onun için getirdiğinden daha iyisi vardır. Onlar, O Gün dehşetten güvende olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim iyi şeylerle geldiyse, onun için getirdiğinden daha iyisi vardır. Onlar, İzin Günü dipnot 1 dehşetten güvende olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim iyi şeylerle geldiyse, onun için getirdiğinden daha iyisi vardır. Onlar, İzin Günü dehşetten güvende olanlardır.

    Gültekin Onan

    Kim bir iyilikle gelirse artık kendisine daha hayırlısı vardır ve onlar o günün korkusuna karşı güvenlik (aminun) içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Kim iyi (bir haalet) le gelirse ona bu sayede bir hayır vardır. Onlar o gün (azab) korku (sun) dan emniyyet içindedirler.

    İbni Kesir

    Kim, bir iyilikle gelirse; ona daha iyisi vardır. Onlar, o günün korkusundan emindirler.

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim iyilik getirirse ona ondan daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gün, korkudan güvendedirler.

    Süleyman Ateş

    Kim iyilik getirirse ona, ondan daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gün korkudan uzak, güven içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim güzel iş yapmış olarak gelirse, daha güzelini bulur. Onlar o gün, korkudan emin olurlar.

    Şaban Britch

    Kim iyilikle gelirse orada onun için daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gün korkudan emin olan kimselerdir.

    Şaban Piriş

    Kim iyilikle gelirse, orada onun için daha hayırlısı vardır. Onlar orada her türlü korkudan güvende olacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İyilik ve güzellik getirene, getirdiğinden daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan güvene çıkmışlardır.

  9. Neml suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 90. ayet. وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" (denir.)

    Mehmet Okuyan

    Kötülükle gelen kişiler ise yüzüstü cehenneme atılacaklardır ve (kendilerine) "Sadece yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz." (denecektir). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuyla ilgili ayetlerden anlaşılıyor ki iyiliklerin ödülleri "en az" o iyilik kadar, hatta sınırsız olabilir. Kötülüklerin karşılığı ise affedilmezlerse "en fazla" o kötülük kadardır. Benzer mesajlar: Bakara 2:261, 272, 273; En‘âm 6:160; Enfâl 8:60; Yûnus 20:27; Nahl 16:126; Hacc 22:60; Yâsîn 36:54; Zümer 39:10; Şûrâ 42:40; Müzzemmil 73:20; Nebe' 78:36.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim de kötü maksatlı eylemlerle (huzura) gelirse, artık onlar da yüzüstü ateşe kapaklanacaklardır: Şimdi siz, yapıp ettiklerinizin dışında başka bir karşılık mı bekliyordunuz?

    Muhammed Esed

    Ama kimler ki kötü eylemlerle çıkıp gelirse, böyleleri yüzüstü ateşe atılacaklar; (ve kendilerine:) "Yapıp ettiklerinize göre hak etmediğiniz bir ceza mı bu?" (diye sorulacaktır).

    Ahmed Hulusi

    Kim de kötülüğüyle geldiyse, onların yüzleri de ateşte tersine çevrilmiştir. . . "Sadece yaptıklarınızın sonucunu yaşarsınız!". . .

    Ali Bulaç

    Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara:) "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?" (denir).

    Ali Özek ve heyeti

    (Rablerinin huzuruna) kötülükle gelen kimseler ise yüzükoyun cehenneme atılırlar. (Onlara) «Ancak yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz!» (denir).

    Ali Rıza Safa

    Ve kim bir kötülükle gelirse, artık, yüzüstü ateşe atılır; "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaktınız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kötülük yapanlar, yüzüstü ateşe atılırlar. "Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?" denir.

    Edip Yüksel

    Kim kötülük getirirse, ateşe yüzüstü kapaklanır." Yaptıklarının karşılığından başkasını mı bekliyordun? "

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim kötülük getirirse, ateşe yüzüstü kapaklanır.' Yaptıklarının karşılığından başkasını mı bekliyordun? '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim de kötülükle gelirse, artık yüzleri ateşte sürtülür. Başka değil, sırf yaptığınız amellerin karşılığı ile karşılanacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim de fenalıkla gelirse artık yüzleri ateşte sürtülür, başka değil sırf yaptığınız amellerin cezası

    Erhan Aktaş

    Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?

    Gültekin Onan

    Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara:) "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?" denir.

    Hasan Basri Çantay

    Kim de fena (bir amel) ile gelirse yüzleri ateşde sürtülür. Ya siz, yapdıklarının başka (türlü) siyle mi mukaabele edileceksiniz?

    İbni Kesir

    Kim de bir kötülükle gelirse; yüzleri ateşte sürtülür. Ya siz, yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim de kötülük getirirse onlar, yüz üstü Cehennem'e atılır. Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Ve kim kötülük getirirse onların da yüzleri cehenneme yıkılır: "Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?" (denilir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim de kötü iş yapmış olarak gelirse öylelerinin yüzleri ateşte döndürülecek ve onlara; "Ettiğinizden başkasını mı bulacaktınız?" (denecektir.)

    Şaban Britch

    Kim de kötülüklerle gelirse, yüz üstü cehenneme atılır. Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.

    Şaban Piriş

    Kim de kötülüklerle gelirse, yüz üstü cehenneme atılır. -Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kötülük getirenlerin ise yüzleri ateşte sürtülür. Sadece yapıp ettiklerinizle cezalandırılırsınız.

  10. Neml suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 91. ayet. إِنَّمَآ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ ٱلْبَلْدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    (91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

    Mehmet Okuyan

    (De ki:) "Ben her şey sadece kendisine ait olan ve saygın kıldığı bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey Peygamber! De ki): "Ben yalnızca O'nun mübarek kıldığı şu şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum: zira her bir şey O'na aittir. Yine ben O'na gönülden teslim olanlardan biri olmakla emrolundum!

    Muhammed Esed

    (Ey Muhammed, de ki:) "Ben, yalnızca, kutlu kıldığı bu şehrin ve var olan her şeyin Rabbine kulluk etmekle emrolundum; yani, O'na yürekten boyun eğen kimselerden olmakla emrolundum;

    Ahmed Hulusi

    "Ben yalnızca şu beldenin Rabbine kulluk yapmakla emrolundum. . . Ki O (beldenin Rabbi) onu saygıdeğer kılmıştır ve her şey O'nun içindir! Ben teslim olmuşlardan (olduğumun farkındalığını yaşamakla) hükmolundum!"

    Ali Bulaç

    (De ki:) "Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum."

    Ali Özek ve heyeti

    (De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine ki O burayı haram (dokunulmaz) kılmıştır kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum"

    Ali Rıza Safa

    "Yalnızca, Bu Yörenin Efendisine hizmet etmem, bana buyruk verildi. O, burasını saygıdeğer yapmıştır. Her şey, O'nun malıdır. Ve teslim olmam, bana buyruk verildi!"

    Bayraktar Bayraklı

    - De ki: "Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'an okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: "Ben, sadece uyaranlardan biriyim."

    Edip Yüksel

    Ben, sadece bu şehrin Efendisine hizmet etmekle emredildim. O burayı sınırlamıştır ve her şey O'nundur. Ben Müslümanlardan olmakla emredildim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ben, sadece bu şehrin Rabbine kulluk etmekle emredildim. O burayı kutsal kılmıştır ve her şey O'nundur. Ben müslümanlardan olmakla emredildim.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben, yalnızca bu beldenin, onu saygın kılan ve herşey de kendilerinin olan Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve yine halis müslümanlardan olmamla emrolundum.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ben sade emrolundum ki şu beldenin şanına hurmet veren, her şey de kendisinin olan rabbına ıbadet edeyim, hem emrolundum ki halis müsliminden olayım

    Erhan Aktaş

    Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben Müslim dipnot 1 olmakla emrolundum!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslüman, Farsça bir isim olup, bu kelimenin doğrusu Kur'an'da geçtiği şekliyle "Müslim"dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben Müslimin olmakla emrolundum!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben teslim olanlardan olmakla emrolundum!

    Gültekin Onan

    (De ki:) "Bana, ancak bu şehrin rabbine kulluk etmem buyruldu ki O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmam buyruldu."

    Hasan Basri Çantay

    (De ki:) "Ben ancak bu şehrin Rabbine — ki O, bunu hürmetli kılmışdır — ibadet etmemle emr olundum. Her şey Onundur. Ben müslümanlardan olmamla emr olundum".

    İbni Kesir

    Ben; ancak bu şehrin Rabbına kulluk etmekle emrolundum. O, burayı harem kılmıştır ve her şey O'nundur. Ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (De ki:) "Ben ancak, haram kıldığı bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Her şey O’nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum."

    Süleyman Ateş

    (De ki): "Ben sadece bu kentin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. O, burayı saygıdeğer kıldı ve her şey O'nundur. Ve bana müslümanlardan olmam emredildi."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki; "ben bu şehrin Sahibine kulluk etme emri aldım. Burayı harem bölgesi yapan odur; her şey onundur. Bana, müslümanlardan olmam emredilmiştir."

    Şaban Britch

    (De ki:) Ben ancak, haram kıldığı bu şehri Rabbi’ne ibadet etmekle emrolundum. Her şey O’nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Şaban Piriş

    (De ki:) -Ben ancak, hürmetli kılınan bu şehrin Rabbi'ne kulluk etmekle emrolundum. Her şey O'nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben sadece, bu beldenin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Orayı saygıya layık kılmıştır O. Her şey O'nundur. Ben, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan olmakla emrolundum."

  11. Neml suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 92. ayet. وَأَنْ أَتْلُوَا۟ ٱلْقُرْءَانَ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

    Diyanet İşleri

    (91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

    Mehmet Okuyan

    Kur'an'ı tilavetle (okuyup aktarmakla) da (emrolundum). Kim doğru yola gelirse yalnızca kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: "Ben sadece uyarıcılardanım."

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de bu Kur'an'ı (insanlara) okuyup iletmekle..." Bundan böyle kim doğru yola yönelirse, o kendisi için doğruyu bulmuş olur; kim de yoldan saparsa, o zaman de ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım."

    Muhammed Esed

    bir de, bu Kuran'ı (insanlara) okuyup ulaştırmakla." Bundan sonra artık kim ki, doğru yolu tutarsa, o yolu kendi iyiliği için tutmuş olacaktır; ve kim de yoldan saparsa, (böylelerine) de ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım!"

    Ahmed Hulusi

    "Kuran'ı bildirmekle de!". . . Artık kim hakikati kabul ederse, nefsinde hakikati yaşamak için bu yolda yürümüş olur. . . Kim de saparsa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım!"

    Ali Bulaç

    "Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım."

    Ali Özek ve heyeti

    ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım.

    Ali Rıza Safa

    "Bir de Kur'an'ı okumak!" Artık, kim doğru yolu bulursa, yalnızca kendisi için doğru yolu bulmuş olur. Kim de saparsa, de ki: "Aslında, ben, yalnızca uyarıcılardan birisiyim!"

    Bayraktar Bayraklı

    - De ki: "Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'an okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: "Ben, sadece uyaranlardan biriyim."

    Edip Yüksel

    Ve Kuran'ı okumakla da... Kim doğruyu bulursa kendi yararına doğruyu bulmuştur. Kim saparsa ben ancak uyarıcılardan biriyim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve Kuran'ı okumakla da... Kim doğruyu bulursa kendi yararına doğruyu bulmuştur. Kim saparsa ben ancak uyarıcılardan biriyim.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de Kuran okuyayım diye emrolundum. Her kim doğru yolu kabul ederse, yalnızca kendi yararına kabul etmiş olur. Kim de sapar giderse de ki: "Ben, yalnızca tehlikeyi haber verenlerdenim."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Kur'an okuyayım, bunun üzerine her kim hidayeti kabul ederse sırf kendi lehine eder, kim de sapa giderse de ki: ben sade tehlükeyi haber verenlerdenim

    Erhan Aktaş

    Ve Kur'an okumakla dipnot 1 . Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ı anlatmakla, duyurmakla.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Kur'an okumakla dipnot 1 . Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ı anlatmakla, duyurmakla.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Kur'an okumakla dipnot 1 . Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ı anlatmakla, duyurmakla.

    Gültekin Onan

    "Ve Kuran'ı okumam da (buyruldu). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir, kim sapacak olursa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım."

    Hasan Basri Çantay

    "Ve Kur'an okumamla (emr olundum). Kim doğru yolu bulursa o yolu kendi faidesine bulmuş olur. Kim de saparsa (ona) de ki: "Ben sadece fena hareketlerin korkunç aakıbetini haber verenlerdenim".

    İbni Kesir

    Ve Kur'an okumakla da. Kim hidayete ererse; yalnız kendisi için ermiş olur. Kim de sapıtırsa; de ki: Ben, sadece uyaranlardanım.

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve Kur'an'ı okumam da (emrolundu). Kim hidayet bulursa ancak kendi lehine hidayet bulur. Kim de sapıklığa düşerse De ki: “Ben ancak uyarıcılardanım."

    Süleyman Ateş

    "Ve Kur'an okumam (emredildi)." "İmdi kim yola gelirse kendi yararına yola gelmiş olur ve kim saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de Kur'an'ı bağlantılarıyla birlikte okumam emredildi dipnot 1 . Kim yola gelirse sadece kendisi için yola gelir. Kim de yoldan çıkarsa ona de ki: "Ben sadece uyarıda bulunanlardanım dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو), "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır. (Kehf 18/27, Ankebut 29/45.)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bir de Kur'an'a uyma emri aldım." Yola gelen kendisi için gelir. Yoldan çıkan olursa ona de ki, "Ben sadece uyarıda bulunan bir kişiyim."

    Şaban Britch

    Ve Kur'an'ı okumam da (emrolundu) Kim hidayete girerse, ancak kendisi için hidayete girmiş olur. Kim de saparsa, de ki:Ben ancak bir uyarıcıyım

    Şaban Piriş

    Kur'an'a tabi olmakla da... Kim doğru yola yönelirse, ancak kendisi için yönelir. Kim de saparsa, de ki: -Ben ancak bir uyarıcıyım

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: 'Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!"

  12. Neml suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 93. ayet. وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Hamd (övgü) Allah içindir. O, ayetlerini size gösterecektir; siz de onları (görüp) tanıyacaksınız. dipnot 1 Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Fussilet 41:53 ve Zâriyât 51:20-21. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet dedi ki: "Hamd olsun O Allah'a ki, size alamet ve işaretlerini gösterecek; derhal siz de onları tanıyacaksınız." Ve Rabbin yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.

    Muhammed Esed

    Ve yine, de ki: "Övgüler olsun Allah'a! Alametleri(nin gerçek olduğunu) size gösterdiğinde (ne iseler) onları tanıyacaksınız". Ve Rabbin yaptıklarınızdan asla gafil değildir.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "El Hamdu Lillah! O size işaretlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız!" Rabbin yaptıklarından bihaber değildir. "

    Ali Bulaç

    Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız." Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve şöyle de: Hamd Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız (ama artık faydası olmayacaktır). Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Ali Rıza Safa

    Ve şunu söyle: "Allah'a övgüler olsun! O, ayetlerini size gösterdiğinde, onları tanıyacaksınız!" Senin Efendin, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Övgü Allah'adır. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Övgü ALLAH'adır; ayetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin onların yaptığından habersiz değildir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve de ki: "Hamdolsun Allah'a; O, size ayetlerini gösterecek de onları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan gaflette değildir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve de ki: hamdolsun Allaha: o size ayetlerini gösterecek de onları tanıyacaksınız ve rabbın ne yapacağınızdan gafil değil

    Erhan Aktaş

    Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini dipnot 1 gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vadettiklerini.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini dipnot 1 gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vadettiklerini.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini dipnot 1 gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vaadettiklerini.

    Gültekin Onan

    Ve de ki: "Tanrı'ya hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de bilip tanıyacaksınız." Senin rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Ve: "Allaha hamd olsun de. O, size ayetlerini gösterecek de siz de bunları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan gaafil değildir.

    İbni Kesir

    De ki: Hamdolsun Allah'a. O, size ayetlerini gösterecektir. Siz de onları tanıyacaksınız. Ve Rabbın; yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Mehmet Alagaş

    (86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve de ki: "Hamt Allah’a aittir. O, size ayetlerini gösterecek; siz de onları bilip tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir."

    Süleyman Ateş

    Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de şunu söyle; "Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur. O size belgelerini gösterecek ve onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Şaban Britch

    Ve de ki: Hamd Allah’a aittir. O, size ayetlerini gösterecek; siz de onları bilip tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Şaban Piriş

    Ve de ki: -Hamd Allah'a aittir. O, size ayetlerini gösterecek siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve şöyle yakar: "Hamt olsun Allah'a! O size ayetlerini gösterecek de siz onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.