Diyanet İşleri
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"
Neml suresi
Neml suresi, 19. ayet. فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ
fetebesseme ḍâḥikem min ḳavlihâ veḳâle rabbi evzi`nî en eşküra ni`meteke-lletî en`amte `aleyye ve`alâ vâlideyye veen a`mele ṣâliḥan terḍâhü veedḫilnî biraḥmetike fî `ibâdike-ṣṣâliḥîn.
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi Neml 15–19 3
Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.
Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
"Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim."
Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19. Süleyman aleyhisselam karıncanın bu sözünü işitmiş ve anlamıştı. O bakımdan “bu sözünden dolayı...” Bir karıncanın kendi ümmetine bu şekilde nasihat etmesine, iyiliklerini istemesine, güzel ve açık ifadelerine hayret ederek “tebessüm etti…” İşte peygamberlerin -hepsine salat ve selam olsun- hali budur. Edepleri kemal derecesindedir. Yerli yerince hayret ederler ve onların gülmeleri tebessüm derecesini aşmaz. Nitekim Allah Rasûlünün de bütün gülmeleri tebessüm şeklindeydi. Çünkü kahkaha, aklın hafifliğine ve kötü edebe delâlet eder. Hayreti gerektiren hususlara hayret etmemek ve tebessüm dahi etmemek ise kötü huya ve zorbalığa delildir. Peygamberler ise bunlardan münezzehtir.
üleyman aleyhisselam kendisini bu hale ulaştıran Yüce Allah’a şükrederek dedi ki: “Rabbim, bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetine şükretmeye… muvaffak kıl” Çünkü anne babaya verilen nimet, çocuğa da verilmiş sayılır. Bu nedenle o da Rabbinden kendisine ve ana-babasına ihsan edilen dini ve dünyevi nimetlerine şükürde bulunmaya kendisini muvaffak kılınmasını diledi. “Razı olacağın salih ameller işlemeye…” Senin emrine uygun, ihlaslı, ameli bozucu ve faziletini eksiltici şeylerden uzak, razı olabileceğin şekilde salih amelde bulunma başarısını bana ihsan et. “Rahmetinle de beni salih kullarının arasına kat” ki bu rahmetin bir tecellisi de cennete koymandır. Zira ilahi rahmet, derecelerine ve mevkilerine göre sadece salih kimselere aittir.
u, Cenab-ı Allah’ın Süleyman’ın, karıncanın hem cinslerine hitap ve seslenişini işitmesi ile ilgili bize zikrettiği bir örnek bir kıssa idi. Daha sonra Süleyman’ın kuşlarla konuşmasını dile getiren bir başka örneği söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Süleyman, onun (karıncanın) sözünü duyduğu zaman bu sözüne tebessüm ederek güldü ve Rabbi -Subhânehu ve Teâlâ-'ya dua ederek şöyle dedi: "Rabbim! Bana ve anama babama verdiğin nimetine şükretmem için beni muvaffak kıl ve bana ilham et. Razı olduğun salih ameli işlemeye beni muvaffak kıl. Ve yine beni rahmetinle iyi kullarının arasına kat."
Aynı kök: وزع (5 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş)
Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve…
Aynı kök: وزع (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi:…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Süleyman, karıncanın) sözünden dolayı neşeyle tebessüm etmiş ve şöyle demişti: "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimet(ler)e şükretmemde ve razı olacağın iyi iş(ler) yapmamda beni başarılı kıl! Beni merhametinle iyi kullarının arasına kat!"
Komutu onun vermesinden dolayı (Süleyman) gülercesine tebessüm etti ve "Rabbim!" dedi, "İç dünyamı öyle bir düzene sok ki, Senin bana ve ana-babama bahşettiğin nimetlere layıkıyla şükreden ve hep Senin hoşnut olacağın güzel işler yapan biri olayın; ve beni rahmetinle erdemli kullarının arasına kat!"
(Süleyman temsildeki karıncanın) bu sözüne neşeyle güldü ve "Ey Rabbim!" dedi, "İçimde öyle düşünceler uyandır ki, bana ve ana babama bahşettiğin nimetler için sana hep şükreden biri olayım; ve hep Senin hoşnut olacağın dürüst ve erdemli işler yapıyor olayım; ve beni, rahmetinle, dürüst ve erdemli kulların arasına sok!"
Karıncanın sözünden dolayı tebessüm etti (Süleyman) ve şöyle dedi: "Rabbim. . . Bana ve ana-babama bahşettiğin nimete şükretmeme, razı olacağın salih amel yapmama beni muvaffak kıl ve (hakikatimdeki Rahıym isminden gelen) rahmetinle beni salih kullarının içine dahil et. "
(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat."
(Süleyman) onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın salih ameller işlemeye muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat.
Onun bu sözüne sevinçle güldü ve şöyle dedi: "Efendim! Beni, bana ve anne-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve hoşnut olacağın erdemli edimler yapmaya yönlendir. Erdemli kullarının arasına, rahmetinle beni de al!"
Bunun üzerine Süleyman, karıncanın sözüne güldü ve şöyle dedi: "Rabbim! Bana ve ebeveynime lütfettiğin nimetine şükretmeme, hoşnut olacağın hayırlı ve barışçıl bir iş yapmama imkan ver ve rahmetinle beni iyilik ve barışı seven iyi kullarının arasına sok!"
Onun sözüne gülerek, "Efendim, senin bana ve ana babama bağışladığın nimetlerine şükretmeye ve hoşnut olacağın erdemli davranışlarda bulunmaya beni yönelt. Rahmetinle, beni erdemli kullarının arasına sok."
Onun sözüne gülerek, 'Rabbim, senin bana ve ana babama bağışladığın nimetlerine şükretmeye ve hoşnut olacağın erdemli davranışlarda bulunmaya beni yönelt. Rahmetinle, beni erdemli kullarının arasına sok.'
O da, onun bu sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve: "Ey Rabbim, beni nefsime hakim kıl ki, bana ve anama babama verdiğin nimetlere şükredeyim ve hoşnut olacağın iyi bir iş yapayım ve beni rahmetinle iyi kulların arasına sok!" dedi.
O da bunun sözünden gülercesine tebessüm etti de ya rabb! Dedi: beni nefsime zabıt kıl ki bana ve valideynime in'am buyurduğun ni'metine şükredeyim ve razı olacağın iyi bir amel yapayım ve beni rahmetinle salih kulların miyanına idhal buyur
Bunun üzerine Süleyman onun sözüne gülümseyerek tebessüm etti. Ve "Ey Rabb'im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında, şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve rahmetinle beni salih kullarının arasına kat." dedi.
Bunun üzerine Süleyman onun sözüne gülümseyerek tebessüm etti. Ve "Ey Rabb'im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında, şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve rahmetinle beni salih dipnot 1 kullarının arasına kat." dedi.
Bunun üzerine Süleyman onun sözüne gülümsedi. Ve "Ey Rabb'im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında, şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve rahmetinle beni salih dipnot 1 kullarının arasına kat." dedi.
(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat."
(Süleyman) onun bu sözünden gülercesine tebessüm etdi de: "Ey Rabbim, dedi, bana ve ana ve babama lutfetdiğin ni'metine şükr etmemi ve (geri kalan ömrüm içinde) Senin raazi olacağın iyi (işler) yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni de (cennetde) saalih kullarının arasına sok".
Onun bu sözü üzerine gülerek tebessüm etti ve dedi ki: Rabbım; bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde ve hoşnud olacağın şeyi yapmakta beni muvaffak kıl ve rahmetinle beni salih kullarının arasına kat.
(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni, bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
(Süleyman) Onun sözüne gülümseyerek dedi: "Rabbim, bana ve anama, babama lutfettiğin ni'mete şükretmemi, senin beğeneceğin faydalı bir iş yapmamı gönlüme ilham eyle ve rahmetinle beni iyi kullarının arasına sok."
Süleyman, karıncanın sözünden dolayı tebessüm etti ve şöyle dedi: "Rabbim! Bana destek ver ki hem bana hem anneme-babama verdiğin nimetlere şükredeyim hem de senin razı olacağın iyi işler yapayım. İkramınla da beni iyi kullarının arasına kat dipnot 1 ."
Karıncanın sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti. "Sahİbim, bana ve ana babama ettiğin iyilikten ötürü şükretme fırsatı ver. Senin razı olacağın iyi işler yapayım. İkramınla beni iyiler arasına kat."
Süleyman, karıncanın bu sözüne gülerek tebessüm edip:Rabbim! bana ve anama babama verdiğin nimetine şükretmemi ve razı olduğun salih ameli yapmamı bana ilham et, beni rahmetinle iyi kulların arasına kat.
Süleyman, karıncanın bu sözüne gülerek tebessüm edip: -Rabbim! bana ve anama babama verdiğin nimetine şükretmemi ve hoşnut olacağın işi yapmamı bana kolay kıl, beni rahmetinle iyi kulların arasına kat.
Bunun üzerine Süleyman, karıncanın sözüne güldü ve dedi: "Rabbim, bana ve ebeveynime lütfettiğin nimetine şükretmeme, hoşnut olacağın hayırlı ve barışçıl bir iş yapmama imkan ver. Ve rahmetinle beni iyilik ve barışı seven kullarının arasına sok."
And there did Sulayman's countenance turn expressive of pleasure and amusement and he laughed at what he thought was indeed incredible and at once he prayed: "O Allah, my Creator", I pray and beseech You to actuate me with the feeling of gratitude and gratefulness for Your grace and blessing and Your beneficent gift you bestowed on me and my parents Help me impress my deeds with wisdom and piety to Your satisfaction, and in mercy to me, admit me O Allah, my Creator, into the realm of those of Your votaries in whose hearts reigns piety.
Solomon smiled broadly at her words and said, ‘Lord, inspire me to be thankful for the blessings You have granted me and my parents, and to do good deeds that please You; admit me by Your grace into the ranks of Your righteous servants.’
So he smiled, amused at her speech; and he said: "O my Lord! so order me that I may be grateful for Thy favours, which thou hast bestowed on me and on my parents, and that I may work the righteousness that will please Thee: And admit me, by Thy Grace, to the ranks of Thy righteous Servants."
Smiling at the ant's utterance, Solomon burst into laughter and said: "My Lord! Hold me under (Your) control dipnot 1 that I may render thanks for the favour which You have bestowed on me and on my parents, and that I may act righteously in a manner that would please You. Include me, out of Your Mercy, among Your righteous servants." dipnot 2
He smiled, laughing at its words, and said, ‘My Lord, keep me thankful for the blessing You have bestowed on me and on my parents, and keep me acting rightly, pleasing You, and admit me, by Your mercy, among Your slaves who are righteous. ’
So he [Sulaimân (Solomon)] smiled, amused at her speech[1] and said: "My Lord! Grant me the power and ability that I may be grateful for Your Favours which You have bestowed on me and on my parents, and that I may do righteous good deeds that will please You, and admit me by Your Mercy among Your righteous slaves."
Whereat he smiled, amused at its words, and he said, ‘My Lord! Inspire me to give thanks for Your blessing with which You have blessed me and my parents, and that I may do righteous deeds which may please You, and admit me, by Your mercy, among Your righteous servants. ’
Thereupon he (- Solomon) wondered and was pleased with (the good opinion the Namlite expressed about his own and his army's power and piety) and said (praying), `My Lord! rouse me up that I may offer thanks for the favours You have shown me and my forefathers and that I should do such deeds as are righteous and may please You, and count me through Your mercy with Your righteous servants. '
But he smiled, laughing at its words, and he said, 'My Lord, dispose me that I may be thankful for Thy blessing wherewith Thou hast blessed me and my father and mother, and that I may do righteousness well-pleasing to Thee; and do Thou admit me, by Thy mercy, amongst Thy righteous servants. '
Solomon was amused with the ant’s speech and smiled. He then [thanked God for giving him all this knowledge and wealth and] said: " O My lord, I thank you for all favors that you have showered me and my parents with. Help me to do nothing but the good deeds to please you. May you include me out of your mercy among your righteous servants."
And he smiled, laughing at her speech, and said, 'O Lord! excite me to be thankful for Thy favour, wherewith Thou hast favoured me and my parents, and to do righteousness which may please Thee; and make me enter into Thy mercy amongst Thy righteous servants!'
He then smiled, amused by what she said. He said, "My Lord, help me to be thankful for the blessings You have bestowed upon me and upon my parents, and that I may promote reforms that pleases You, and admit me by Your Compassion with Your righteous servants."
And Solomon smiled, laughing at her words, and said, O Lord, excite me that I may be thankful for thy favour, wherewith thou hast favoured me, and my parents; and that I may do that which is right, and well-pleasing unto thee: And introduce me, through thy mercy, into paradise, among thy servants the righteous.
Until, when they came upon the Valley of the Ants, an ant said, "O you ants! Enter your dwellings, that Solomon and his hosts crush you not unperceiving (unknowing). "
So he smiled broadly, laughing at its speech, and said, "Lord! Dispense me to thank (You) for Your favor wherewith You have favored me and (both) my parents, and to do righteousness that satisfies You, and cause me to enter by Your mercy, among Your righteous bondmen. "
And (Solomon) smiled, laughing at her speech, and said: My Lord, arouse me to be thankful for Thy favour wherewith Thou hast favoured me and my parents, and to do good that shall be pleasing unto Thee, and include me in (the number of) Thy righteous slaves.
(Solomon) smiled, amused at her speech, and said: "O Lord grant me that I should be grateful for the favours You have bestowed on me and my parents, and do good things of Your pleasing; and admit me among Your righteous devotees by Your grace. "
Thereupon [Solomon] smiled joyously at her words, and said: "O my Sustainer! Inspire me so that I may forever be grateful for those blessings of Thine with which Thou hast graced me and my parents, and that I may do what is right [in a manner] that will please Thee; and include me, by Thy grace, among Thy righteous servants!"
So Solomon smiled in amusement at her words, and prayed, "My Lord! Inspire me to ˹always˺ be thankful for Your favours which You have blessed me and my parents with, and to do good deeds that please you. Admit me, by Your mercy, into ˹the company of˺ Your righteous servants."
He then smiled, amused by what she said. And he said: "My Lord, help me to be thankful for the blessings You have bestowed upon me and upon my parents, and that I may do good work that pleases You, and admit me by Your Mercy with Your righteous servants."
He smiled and laughed at her statement, and said, "My Lord, direct me to be appreciative of the blessings You have bestowed upon me and my parents, and to do the righteous works that please You. Admit me by Your mercy into the company of Your righteous servants."
So [Solomon] smiled, amused at her speech, and said, "My Lord, enable me to be grateful for Your favor which You have bestowed upon me and upon my parents and to do righteousness of which You approve. And admit me by Your mercy into [the ranks of] Your righteous servants."
And he smiled, laughing at her speech, and he said: “My Lord: direct Thou me to be grateful for Thy favour wherewith Thou favoured me and my parents, and to work righteousness pleasing to Thee; and make Thou me enter, by Thy mercy, among Thy righteous servants.”
Solomon smiled joyously at her words and said, "My Lord! Enable me to be grateful for your blessings upon me and my parents. Enable me to work for the betterment of humanity and thus please You. Include me, by Your Grace, among your righteous servants."
So he (Sulaiman) smiled, amused at her speech; And he said: "O my Lord! Command me that I may be thankful for Your mercies, which You have blessed upon me and upon my parents, and that I may act righteous that will please You: And admit me, by Your Grace, to the ranks of your righteous servants. "
So he (Sulaimān) smiled, laughing on her speech and said, "My Lord, enable me to become grateful to Your favor that you have bestowed on me and on my parents, and to do good deeds that You like, and admit me, with Your mercy, among Your righteous servants."
He then smiled, amused by what she said. And he said: "My Lord, help me to be thankful for the blessings You have bestowed upon me and upon my parents, and that I may do good works that please You, and admit me by Your mercy with Your righteous servants."