Diyanet İşleri
"Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."
Neml suresi
Neml suresi, 35. ayet. وَإِنِّى مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌۢ بِمَ يَرْجِعُ ٱلْمُرْسَلُونَ
veinnî mürsiletün ileyhim bihediyyetin fenâżiratüm bime yerci`u-lmürselûn.
"Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht Neml 20–44 3
"Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem."
Dediler ki: "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün."
(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar böyle yaparlar."
"Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."
(Elçilerin sözcüsü) Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: "Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."
"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."
Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 34–35. ayetler için yazılmıştır.
34. Hükümdar kadın, savaş doğrultusundaki görüşlerinden vazgeçirmek için onları ikna edip savaşın kötü sonuçlarını açıklamak üzere şöyle dedi: “Şüphesiz hükümdarlar bir ülkeye girdiklerinde orayı harap ederler.” Kimisini öldürür, kimisini esir alırlar, mallarını talan ederler ve ülkeyi tahrip ederler. “halkının şereflilerini zelil kılarlar.” İnsanların şereflileri olan lider ve efendileri en aşağılık kimselere çevirirler. Yani savaş, uygun bir görüş değildir. Bununla birlikte ben, onun gerçek halini açığa çıkartmadan ve bu konuda araştırma yapacak kimseler göndermeden ona itaat edecek de değilim. Ancak bu araştırmadan sonra biz, basiretli bir şekilde ne yapacağımızı kararlaştırabiliriz.
35. “Ben onlara bir hediye göndereceğim ve elçilerin” onun tarafından “nasıl bir karşılıkla döneceklerine bakacağım.” Acaba görüşünü ve sözünü sürdürecek mi yoksa hediyeye kanarak düşüncesini değiştirecek mi? Kendisinin ve askerlerinin durumu nedir onu da öğreneceğim. Bunun üzerine hükümdar kadın, kavminin akıllı ve görüş sahipleri arasından seçtiği elçilerle birlikte bir hediye gönderdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Şüphesiz ben bu mektubun sahibine ve kavmine bir hediye göndereceğim. Elçilerin bu hediyeden sonra ne haberle döneceklerine bakacağım."
Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
"Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak."
Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."
Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Süleyman, Hüdhüd'e şöyle dedi: "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz."
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, "Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım" diyecekleri gün kendilerine, "Arkanıza…
Aynı kıssa: Sebe Kavmi
Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…
Aynı kıssa: Sebe Kavmi
Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı…
Aynı kıssa: Sebe Kavmi
Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ben (şimdi) onlara bir hediye ile elçi göndereceğim; bakalım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler!"
İşte bu nedenle ben onlara bir armağan göndereceğim ve bakacağım, elçiler nasıl bir (haberle) dönecekler."
Bunun içindir ki, bu (mektup sahiplerine) bir hediye gönderecek ve elçilerin nasıl bir tepkiyle döneceklerini bekleyeceğim."
"Ben onlara bir hediye gönderip deneyeceğim; (hediyeyi götüren) elçiler ne (haber) ile geri dönecekler?"
"Ben onlara bir hediye göndereyim de, bir bakayım elçiler neyle dönerler."
Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler.
"Aslında, onlara bir armağan göndereceğim. Bakalım, gönderilenler neyle dönecekler?"
-Melike, "Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler ve halkının ulularını alçaltırlar. Herhalde onlar da böyle yapacaklardır. Ben onlara, bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne ile dönecekler?" dedi.
"Onlara bir armağan göndereyim de bakayım elçiler nasıl bir tepki ile dönecekler."
'Onlara bir armağan göndereyim de, bakayım elçiler nasıl bir tepki ile dönecekler.'
Ben onlara hediye ile bir heyet göndereceğim de bakacağım elçiler ne ile dönecekler?"
Ben ise onlara hediyye ile bir hey'et göndereceğim de bakacağım sefirler ne ile dönecekler
"Onlara hediyeler göndereyim. Bakalım elçiler nasıl bir cevapla dönecekler?"
"Onlara hediyeler göndereyim. Bakalım elçiler nasıl bir cevapla dönecekler?"
"Onlara hediyeler göndereyim. Bakalım elçiler nasıl bir cevapla dönecekler?"
"Ben onlara bir hediye göndereyim de, bir bakayım elçiler neyle dönerler."
"Ben onlara bir hediyye göndereyim de elçiler ne (cevab) ile dönecek, bakayım".
Ben, onlara bir hediyye göndereyim de elçilerin ne ile döneceklerine bakayım.
(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.
“Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
"Ben onlara bir hediye göndereyim de bakayım elçiler ne ile dönecekler."
Ben onlara bir hediye göndereceğim ve elçilerin dipnot 1 ne ile döneceklerine bakacağım."
Ben onlara bir hediye gönderecek ve elçilerin ne getireceklerine bakacağım."
Ben, onlara bir hediye göndereceğim, bakalım elçiler neyle geri dönecekler?
Ben, onlara bir hediye göndereceğim, bakalım elçiler neyle geri dönecekler.
"Şimdi ben onlara bir hediye göndereceğim ve bakacağım elçiler neyle geri dönecekler."
"I have resolved" she said, "to send them a present and wait to see what kind of response will the envoys bring back".
but I am going to send them a gift, then see what answer my envoys bring back.’
"But I am going to send him a present, and (wait) to see with what (answer) return (my) ambassadors."
I will send them a gift and then see with what answer my envoys return."
I will send them a gift and then wait and see what the messengers bring back. ’
"But verily! I am going to send him a present, and see with what (answer) the messengers return."
I will send them a gift, and I shall see what the envoys bring back. ’
`I am going to send them a (significant) gift and shall wait to see what (answer) the envoys bring back. '
Now I will send them a present, and see what the envoys bring back. '
"Let me send him some gift and see what his response will be. "
So, verily, I am going to send to them a gift, and will wait to see with what the messengers return. '
"I will send to them a gift, then I will see with what the messengers will return."
But I will send gifts unto them; and will wait for what farther information those who shall be sent, shall bring back.
She said, "Verily, kings when they enter a city, despoil it, and demean the mighty ones of its people; thus they will do.
And surely I am sending to them a present, so I am waiting to look into what the emissaries return with. "
But lo! I am going to send a present unto them, and to see with what (answer) the messengers return.
But I will send them a gift and see what the envoys bring back (in return). "
Hence, behold, I am going to send a gift to those [people], and await whatever [answer] the envoys bring back. "
But I will certainly send him a gift, and see what ˹response˺ my envoys will return with."[1]
"And I will send to them a gift, then I will see with what the messengers will return. "
"I am sending a gift to them; let us see what the messengers come back with."
But indeed, I will send to them a gift and see with what [reply] the messengers will return. "
“And I will send a gift to them, and see with what the emissaries return.”
Hence, I am going to send a gift to them and see the response that our envoys bring. " (The intelligent Queen made a prudent decision disregarding the advice of her loyal chiefs. She was cognizant of King Solomon's might, and she was impressed by the benevolent message in the letter).
"But verily, I am going to send him (Sulaiman) a present, and (wait) to see with what (answer) return (my) ministers. "
And I am going to send a gift to them, then see, what response the envoys will bring back."
"And I will send to them a gift, then I will see with what the messengers will return."