Diyanet İşleri
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
Neml suresi
Neml suresi, 58. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût Neml 54–58 3
"Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz."
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lut'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
(Ey Muhammed!) De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına." Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?
Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır, onlar (Allah'a) eş tutan bir kavimdir.
Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 57–58. ayetler için yazılmıştır.
57. Şöyle ki melekler, misâfir sûretinde Lût’un yanına gelip de kavmi onların geldikleri haberini alınca, onlara kötülük yapmak kasdıyla Lût aleyhisselam’ın yanına gelmişler; o da onlara karşı kapıyı kilitlemişti ve çok zor durumda kalmıştı. Daha sonra melekler ona işin iç yüzünü haber verip kendisini bu kavmin arasından kurtarmak üzere geldiklerini, bu kavmi helâk etmek istediklerini, bunun için de onlara gelecek azabın vaktinin sabah olduğunu bildirdiler. Kendisine de karısı müstesnâ geceleyin yola koyulmasını emrettiler. Çünkü karısına da kavmine isabet eden ceza isabet edecekti. Lût aleyhisselam geceleyin aile halkıyla birlikte yola çıktı ve hep birlikte kurtuldular. Sabahleyin de kavmi azaba uğratıldı. Yüce Allah yurtlarını kaldırıp başlarına geçirdi. Altı üste, üstü alta geldi. Onlara Allah tarafından işaretlenmiş ve pişmiş çamurdan taşlar yağdırıldı. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
58. Onların yağmurları ne kötü, azapları da ne fena bir azaptır! Çünkü onlar, uyarılıp korkutuldukları halde yaptıkları kötülüklerden vazgeçmediler, yollarını terk etmediler. Yüce Allah da o çetin azabı onlara gönderdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onların üzerine gökten taşlar yağdırdık. Azaba karşı uyarıldığı halde icabet etmeyen kimseler için helak eden çok kötü bir yağmurdu.
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kötü (olmuştu)!
Nihayet (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: ve uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanağın ne berbat olduğunu (gösterdik)!
Ve ötekilerin üzerine (yok edici) bir yağmur yağdırdık; uyarıl(dıkları halde aldırmay)anların uğradığı bu yağmur ne korkunç bir yağmurdur!
Ve onların üzerine bir yağmur da yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Onların üzerlerine müthiş bir yağmur indirdik. Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan)ların yağmuru ne kötü olmuştur!
Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Geride kalanların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların bu yağmuru ne kötü idi!
Onların üzerine bir çeşit yağmur yağdırdık. Uyarılmış bulunanların yağmuru ne de kötü idi.
Onların üzerine bir çeşit yağmur yağdırdık. Uyarılmış bulunanların yağmuru ne de kötü idi.
Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Ne kötüdür o uyarılmış olanların yağmuru!
Ve onların üzerlerine öyle bir yağmur yağdırmıştık ki ne kötüdür o münzerin yağmuru?
Ve onların üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.
Ve onların üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.
Ve onların üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Onların üstüne öyle bir yağmur yağdırdık ki... Ne kötü idi inzar edilenlerin yağmuru!
Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü idi uyarılanların yağmuru.
(54-58) Lut kavmine dedi ki iğrençliği / fuhşiyatı göz göre göre yapacak mısınız? Gerçekten s iz, kadınlar dışında erkekleri şehvetle hâlâ edinecek misiniz? Bilakis sizler cahil kavimsiniz. Kavminin yanıtı / cevabı Lut ailesini köyünüzden çıkarınız demeleri oldu, kesinlikle onlar pek temiz! İnsanlarmış dediler. Onu ve yakın çevresini karısı hariç kurtardık, o kadının geride kalmasını uygun bulduk / takdir ettik , Onların üzerlerini sağanak yağdırdık, uyarılanların sağanağı ne kötüdür.
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötü.
Üzerlerine (pişmiş çamurdan bir taş) yağmur(u) indirdik. Uyarıl(ıp da aldırmay)anların yağmuru gerçekten ne kötü oldu!
Üzerlerine bir yağmur (pişmiş balçıktan taş ve kül dipnot 1 ) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü!
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılmış kimselerin yağmuru ne kötüydü!
O halkın üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötü.
O halkın üzerine (kahredici) bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötü...
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Uyarılmış olanlar üzerine inen yağmur da ne kötüdür!
We poured down upon them a direful rain –of fire and brimstone- how evil and devastating was the rain on the heads of those who defiantly ignored Allah's warning.
and We brought rain down on them. How dreadful that rain was for those who had been warned!
And We rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)!
And We rained down upon them a rain. It was an evil rain for those who had already been warned.
We rained down a rain upon them. How evil is the rain of those who are warned!
And We rained down on them a rain (of stones). So evil was the rain of those who were warned.
Then We poured down upon them a rain [of stones]. So evil was the rain of those who were warned!
And We pelted them with a terrible rain (of stones). So (look, ) how evil was the rain which descended upon those who had been warned!
And We rained on them a rain; and evil indeed is the rain of them that are warned.
Then I ordered an unusual rain to take over them. What a miserable rain for the people who were well warned in advance.
and we rained down upon them rain, and evil was the rain of those who were warned.
We rained down a rain upon them. Miserable was the rain of those warned.
And We rained on them a shower of stones: And dreadful was the shower which fell on those who had been warned in vain!
But We saved him and his family except his wife; her We destined to be of those who lingered behind;
And We rained on them a rain; so, how odious is the rain of (the ones) who are warned.
And We rained a rain upon them. Dreadful is the rain of those who have been warned.
And We rained down on them a shower (of stones). How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
the while We rained a rain [of destruction] upon the others: and dire is such rain upon all who let themselves be warned [to no avail]
And We poured upon them a rain ˹of brimstone˺. How evil was the rain of those who had been warned!
And We rained down a rain upon them. Miserable was the rain of those warned.
We showered them with a certain shower. It was a miserable shower upon people who had been warned.
And We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned.
And We rained upon them a rain; and evil is the rain of those who were warned.
And We rained a rain upon them. Dreadful is the rain for those who have been warned.
And We rained down on them a rain (of yellow sulfurous stones): And evil was the rain on those who were warned (but did not pay attention)!
And We rained on them a rain. So evil was the rain of those who were warned.
And We rained down a rain upon them. Miserable was the rain of those warned.