Neml suresi · 7–14. ayetler

Mûsâ ve dokuz mucize

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Neml suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 7. ayet. إِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهْلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا سَـَٔاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani Musa ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş gördüm. Size oradan bir haber getireceğim veya ısınacağınız bir kor getireceğim."

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zamanlar Musa ailesine demişti ki: "Bakın, gözüme ateş türü cazip bir şey ilişti; belki ondan size bir haber veya bir ateş koru getiririm de ısınırsınız."

    Muhammed Esed

    Hani, (Çölde yolunu kaybeden) Musa ailesine: "(Uzakta) bir ateş görüyorum; size oradan (tutacağımız yol hakkında) belki bir haber getiririm, yahut ısınmanız için biraz közlenmiş odun getiririm" demişti.

    Ahmed Hulusi

    Hani Musa kendi ehline: "Ben bir ateş algıladım. . . Ya ateşle ilgili bir haber getiririm yahut bir kor ateş getiririm belki ısınırsınız" dedi.

    Ali Bulaç

    Hani Musa ailesine: "Şüphesiz ben bir ateş gördüm" demişti. "Size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim."

    Ali Özek ve heyeti

    Hani Musa, ailesine şöyle demişti: Gerçekten ben bir ateş gördüm. (Gidip) size oradan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız!

    Ali Rıza Safa

    Musa, ailesine, şöyle demişti: "Aslında, bir ateş gördüm. Ondan bir haber getiririm veya bir parça kor getiririm; böylece, belki ısınırsınız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Hani Musa, ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben, bir ateş gördüm. Gidip size ondan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız."

    Edip Yüksel

    Hani Musa ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş gördüm, size ondan bir haber getireyim yahut size bir meşale getireyim de ısınasınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hani Musa ailesine şöyle demişti: 'Ben bir ateş gördüm, size ondan bir haber getireyim, yahut size bir meşale getireyim de ısınasınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani bir vakit Musa ailesine: "Gerçekten bir ateş(in varlığını) hissettim. Ya ondan size bir haber getireceğim, yahut bir yalın şule alıp geleceğim, gerek ki, bir ocak yakar ısınırsınız."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hani bir vakıt Musa, ehline demişti; ben cidden bir ateş hissettim, ondan size bir haber getireceğim, yahud bir yalın şu'le alıp geleceğim, gerek ki bir ocak yakar ısınırsınız

    Erhan Aktaş

    Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti.

    Gültekin Onan

    Hani Musa ehline (ailesine): "Şüphesiz ben bir ateş gördüm" demişti. "Size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim."

    Hasan Basri Çantay

    Hani Musa, aailesine: "Ben gerçek bir ateş, gördüm. Size ondan ya bir haber getireyim, yahud size parlak bir ateş koru getireyim. Taki ısınasınız" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani Musa, ailesine demişti ki: Ben bir ateş gördüm. Size oradan; ya bir haber getireceğim, yahut da ısınasınız diye yanan bir ateş koru getireceğim.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Mûsâ aile halkına demişti ki: "Ben gerçekten bir ateş gördüm. Size ondan bir haber getirir yahut ısınmanız için size bir kor ateş getiririm."

    Süleyman Ateş

    Musa, ailesine: "Ben bir ateş gördüm (gidip) size ondan bir haber getireyim, yahut size bir ateş koru getireyim de ısınasınız." demişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Musa ailesine şöyle demişti: "Bir ateş gördüğüme eminim. Oradan size bir haber getiririm veya size ateşin korundan getiririm de ısınırsınız."

    Şaban Britch

    Hani Musa, ailesine:Ben bir ateş gördüm, oradan size bir haber getireceğim veya ısınabileceğimiz bir parça ateş getiririm, demişti.

    Şaban Piriş

    Hani Musa, ailesine: -Ben bir ateş gördüm, oradan size bir haber getireceğim veya ısınabileceğimiz bir parça ateş getiririm, demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hatırla o zamanı; Musa, ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş fark ettim. Ondan size bir haber getireceğim, yahut parlak bir kor getireceğim ki ateş yakıp ısınabilesiniz."

  2. Neml suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 8. ayet. فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    (Musa) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır."

    Mehmet Okuyan

    Oraya geldiğinde (kendisine) şöyle seslenilmişti: "Ateşin yanındakiler ve çevresindekiler bereketli kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah yücedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat oraya gelince kendisine şöyle seslenildi: "Bu ışık kaynağının hem içinde hem de etrafında olan herkes mübarek kılınmıştır: zira Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı pek yücedir.

    Muhammed Esed

    Fakat oraya varınca, o'na şöyle seslenildi: "Bu ateşin (erişme alanı) içinde olan herkes ve çevresindeki herkes kutlu kılınmıştır! Sınırsız kudretiyle yüceler yücesidir Allah, alemlerin Rabbi!"

    Ahmed Hulusi

    (Musa) ona (ateşe) geldiğinde: "O ateşin içindeki de, onun çevresinde olan da mübarek kılınmıştır! Subhan Allah alemlerin Rabbidir!" diye hitap algıladı.

    Ali Bulaç

    Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: "Ateş (yerin)de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!

    Ali Rıza Safa

    Oraya geldiğinde, şöyle seslenildi: "Ateşin içinde ve çevresinde olanlar kutsanmıştır. Çünkü Evrenlerin Efendisi Allah, tüm yakıştırmalardan ayrıktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: "Ateşteki kimse de, ateşin çevresindekiler de kutsal kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır."

    Edip Yüksel

    Oraya varınca kendisine, "Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da kutludur" diye seslenildi. Evrenlerin Efendisi olan ALLAH çok yücedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya varınca kendisine, 'Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da kutludur,' diye seslenildi. Evrenlerin Rabbi olan ALLAH çok yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ona vardığında şöyle seslenildi: "Haberin olsun, bu ateşteki kimse ve bunun çevresindekiler mübarek kılınmıştır; münezzehtir o alemlerin Rabbi Allah.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken vakta ki ona vardı şöyle nida olundu: haberin olsun mubarek kılınmıştır bu ateşteki kimse ve bunun havalisindekiler ve sübhandır o alemlerin rabbı Allah

    Erhan Aktaş

    Oraya gittiği zaman ona seslenildi: "Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve alemlerin Rabb'i olan Allah, Subhan'dır. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün kusur ve eksikliklerden uzak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oraya gittiği zaman ona seslenildi: "Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve Âlemlerin Rabbi olan Allah, Subhan'dır. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüceler yücesidir, eksikliklerden arınıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oraya gittiği zaman ona seslenildi: "Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve alemlerin Rabb'ı olan Allah, Subhan'dır. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüceler yücesidir, eksikliklerden münezzehtir.

    Gültekin Onan

    Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: "Ateş (yerin)de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır. Alemlerin rabbi olan Tanrı yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki oraya gitdi, kendisine (şöyle) nida olundu: "Ateş (mahallin) de bulunana da, çevresinde olan kimselere de muhakkak (feyz ve) bereket verildi. Aalemlerin Rabbi olan Allah münezzehdir".

    İbni Kesir

    Oraya geldiği vakit, kendisine şöyle seslenildi: Ateşin yanında olan ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbı olan Allah, münezzehtir.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oraya geldiğinde kendisine şöyle seslenildi: "Ateşin yanında bulunan ve çevresinde olanlar bereketli kılınmışlardır. Âlemlerin Rabbi olan Allah her türlü noksanlıktan uzaktır."

    Süleyman Ateş

    Oraya gelince (kendisine) seslenildi: "Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da mübarek kılındı. Alemlerin Rabbi Allah, eksikliklerden münezzehtir."

    Süleymaniye Vakfı

    Oraya vardığında şöyle seslenildi: "Bu ateşte ve çevresinde olan kişiler bereketli kılınmışlardır dipnot 1 . Varlıkların sahibi olan Allah', her türlü eksiklikten uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oraya vardığında şöyle bir ses duyuldu: "Bu ateşte ve çevresinde olanlar bereketli kılınmışlardır. Sen, varlıkların sahibi olan Allah'a kulluk et.

    Şaban Britch

    Oraya gittiğinde kendisine (şöyle) seslenildi: Ateşte olanlar da çevresinde bulunanlar da bereketli kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah (eksikliklerden) münezzehtir.

    Şaban Piriş

    Oraya geldiğinde: -Ateşin içinde ve etrafında bulunanlar mübarek kılındı. Alemlerin Rabbi eksiklikten uzaktır diye seslenildi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa ateşe vardığında şöyle çağrıldı. "Ateşteki kimse de ateşin çevresindekiler de kutsal ve bereketli kılınmıştır. Ve alemlerin Rabbi olan Allah, bütün eksiklik ve iğretiliklerden arınmıştır."

  3. Neml suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 9. ayet. يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    "Ey Musa! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."

    Mehmet Okuyan

    Ey Musa! Güçlü, doğru hüküm veren Allah, benim ben!

    Mustafa İslamoğlu

    (İmdi) Ey Musa! Her işinde mükemmel, her hükmünde isabetli olan Allah var ya? İşte O Benim!

    Muhammed Esed

    (Ve Allah Musa'ya:) "Ey Musa!" (dedi,) "Her zaman doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen O yüceler yücesi Allah Benim!"

    Ahmed Hulusi

    "Ya Musa! Kesinlikle Ben O Allah'ım Aziyz, Hakiym olan!"

    Ali Bulaç

    "Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah’ım!

    Ali Rıza Safa

    "Ey Musa! Kuşkusuz, Ben, Üstün Olan; Bilgelik ve Adaletle Yöneten Allah'ım!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Musa! Gerçek şu ki, ben güçlü ve bilge olan Allah'ım."

    Edip Yüksel

    "Musa, bu Benim, Ben Üstün ve Bilge olan ALLAH'ım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Musa, bu Benim, Ben Üstün ve Bilge olan ALLAH'ım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Musa! gerçek şu; Benim o daima üstün ve hikmet sahibi olan Allah!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya Musa! hakıkat bu: benim o aziz, hakim Allah

    Erhan Aktaş

    "Ey Musa! Ben, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ım!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Musa! Ben, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ım!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Musa! Ben, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ım."

    Gültekin Onan

    "Ey Musa, gerçekten ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Tanrı'yım."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey Musa, hakıykat şudur ki mutlak gaalib olan, yegane hüküm ve hikmet saahibi olan Allah ben im".

    İbni Kesir

    Ey Musa; gerçek şu ki, Ben Hakim ve Aziz olan Allah'ım.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ey Mûsâ, şüphesiz ki ben Azîz ve Hakîm olan Allah’ım."

    Süleyman Ateş

    "Ey Musa, gerçek şu ki ben, güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bak Musa! O Allah benim; güçlü olan ve doğru karar veren Allah.

    Şaban Britch

    Ey Musa! Ben Aziz ve Hakim olan Allah’ım!

    Şaban Piriş

    -Ey Musa, Ben Aziz ve Hakim olan Allah'ım!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ey Musa! Kuşkun olmasın ki ben, Allah'ım; Aziz olan, Hakim olanım..."

  4. Neml suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 10. ayet. وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ

    Diyanet İşleri

    "Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."

    Mehmet Okuyan

    Asanı (yere) bırak!" dipnot 1 Onu yılan gibi depreşir görünce, arkasına bakmadan geri dönmüştü. (Ona şöyle söylenmişti): "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim huzurumda elçiler korkmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:107-108; Tâhâ 20:10, 21-22; Şu‘arâ 26:32-33; Kasas 28:29-31.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi asanı yere bırak!" Fakat o asasının çevik ve kıvrak bir yılan gibi hızla aktığını görünce, ardına bakmadan kaçmaya başladı. (Allah) "Ey Musa, korkma! Çünkü Benim huzurumda elçiler korkuya kapılmazlar!

    Muhammed Esed

    "Şimdi asanı yere bırak!" Fakat (Musa) asasının yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce (korkuyla) arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa, korkma!" (dedi, Allah,) "Çünkü, Benim Katımda mesaj taşıyıcılar için korku yok!

    Ahmed Hulusi

    "Asanı at!". . . (Musa) asasının, sanki çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. . . "Ya Musa, korkma! Muhakkak ki benim katımda Rasuller korkmaz!"

    Ali Bulaç

    "Asanı bırak;" (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz."

    Ali Özek ve heyeti

    Asânı at! Musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.

    Ali Rıza Safa

    "Değneğini at!" Fakat onun hızlı bir yılan gibi aktığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim yanımda, gönderilen kesinlikle korkmaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Asanı at!" Musa onu yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."

    Edip Yüksel

    "Değneğini at." Onu küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce, arkasına dönüp bakmadan kaçtı. "Musa, korkma; elçiler huzurumda korkmazlar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Değneğini at.' Onu küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce, arkasına dönüp bakmadan kaçtı. 'Musa, korkma; elçiler huzurumda korkmazlar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bırak asanı!" Derken onu çevik bir yılan gibi çalkanıp kıvranır görünce, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; çünkü peygamberler benim huzurumda korkmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bırak asanı, derken onu çevik bir yılan gibi ihtizaz ediyor görüverince dönüb geri kaçtı ve arkasından bakmadı, ya Musa, korkma, zira benim korkmaz yanımda Resul olanlar

    Erhan Aktaş

    "Asanı bırak!" Musa, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma, gerçekten Ben'im. Ben'im huzurumda Resuller korkmaz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Asanı bırak!" Musa, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma, gerçekten Benim. Benim huzurumda resuller korkmaz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Asanı bırak!" Musa, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma, gerçekten Ben'im. Benim huzurumda rasuller korkmaz."

    Gültekin Onan

    "Asanı bırak." (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz ben(im); benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz."

    Hasan Basri Çantay

    "Asaanı bırak". (Muusa asaasını bırakıb da) onu çevik bir yılan gibi hareket eder görünce arkasına dönüb kaçdı ve geri dönmedi. "Ey Muusa, korkma. Çünkü ben (varım). Benim yanımda peygamber (hiçbir şeyden) korkmaz (lar)".

    İbni Kesir

    Değneğini at. Onun yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı ve geri dönmedi. Ey Musa; korkma. Benim katımda muhakkak ki peygamberler korkmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Asanı bırak.” Onun ince yılanmış gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmaksızın dönüp gitti. “Korkma ey Mûsâ, çünkü benim katımda rasûller korkmaz.

    Süleyman Ateş

    "Asanı at!" (Musa attığı) asasının küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce (korkudan) arkaya dön(üp kaç)dı, geri dön(üp bak)madı (bile). "Ey Musa korkma, çünkü ben (evet), benim huzurumda elçiler korkmaz(lar)."

    Süleymaniye Vakfı

    "Değneğini at!" (dedi, o da attı dipnot 1 .) Değneğin yılan gibi kıvrıldığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı dipnot 2 . (Allah şöyle dedi:) "Korkma Musa! Elçi olarak görevlendirilenler benim huzurumda korkmazlar dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Aynı olay Tevrat /Mısır'dan Çıkış 4:2-3 pasajlarında anlatılmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Değneğini at. " Musa değneğin hızla hareket eden küçük yılan gibi salındığını görünce ne olacağını beklemeden dönüp kaçtı. "Korkma Musa! Elçiler benim yanımda korkuya kapılmazlar.

    Şaban Britch

    Değneğini at! Sanki onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan dönüp gitti. Ey Musa! Korkma! Benim yanımda peygamberler korkmaz.

    Şaban Piriş

    Değneğini at! Sanki onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. -Ey Musa, korkma! Benim yanımda peygamberler korkmaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Asanı bırak!" Bunun üzerine Musa, asayı çevik bir yılan gibi titreyip kıvrılır görünce gerisin geri kaçtı ve arkasına bakmadı. "Korkma ey Musa, benim. Benim huzurumda, elçi olarak gönderilenler korkmaz."

  5. Neml suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 11. ayet. إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًۢا بَعْدَ سُوٓءٍ فَإِنِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    "Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."

    Mehmet Okuyan

    Ancak haksızlık edip sonra da işlediği kötülüğün ardından güzel davranan kişi (bilsin ki) ben çok bağışlayanım; çok merhametliyim. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet hataen işlenen kötü bir davranışın hemen peşinden tevbe edilmesi durumunda bağışlanacağı müjdesini içermektedir. Benzer mesaj: Nisâ 4:17.

    Mustafa İslamoğlu

    Ancak zulme bulaşanlar hariç. Fakat daha sonra, o kötülüğün ardından gidişatlarını iyi yönde değiştirirlerse, unutmasınlar ki Ben tarifsiz bir bağış, eşsiz bir rahmet kaynağıyım!"

    Muhammed Esed

    Bir haksızlık yapıp da sonra kötülüğü iyiliğe çeviren kimse için de (korku yok)! Çünkü, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcı Benim, Ben!"

    Ahmed Hulusi

    "Ancak (nefsine) zulmeden müstesna! (Zulümden) sonra yaptığı kötü davranışı düzelten kişi için ise ben Ğafur'um, Rahıym'im. "

    Ali Bulaç

    "Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz Ben, bağışlayanım, esirgeyenim."

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim.

    Ali Rıza Safa

    "Haksızlık yapanlar dışında!" "Kuşkusuz, Ben, kötülük yaptıktan sonra iyiliğe çeviren kimse için, Sınırsız Bağışlayanım; Merhametliyim!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ancak, kim zulmeder, sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben çok bağışlayıcıyım; çok merhamet sahibiyim."

    Edip Yüksel

    "Ancak kim zulmederse, sonra günahlarını bırakıp iyilik yaparsa ona karşı ben Bağışlayıcıyım, Rahimim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ancak kim zulmederse, sonra günahlarını bırakıp iyilik yaparsa ona karşı ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse Ben onu da bağışlayıcıyım, merhamet edenim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak zulmeden sonra da kötülüğün arkasından güzelliğe tebdil eyliyen başka, ona da ben gafur, rahimim

    Erhan Aktaş

    "Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben Çok Bağışlayıcı'yım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben, Çok Bağışlayıcı'yım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben, Çok Bağışlayıcıyım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."

    Gültekin Onan

    "Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz ben, bağışlayanım, esirgeyenim."

    Hasan Basri Çantay

    "Meğer ki zulmeden kimseler ola. Sonra bir kötülüğün ardından onu bir iyiliğe çevirirse şübhesiz ki ben (yine) hakkıyle yarlığayıcı, çok esirgeyiciyimdir".

    İbni Kesir

    Yalnız zulmeden bunun dışındadır. Sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse artık Ben, şüphesiz Gafur ve Rahim'im.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa; bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”

    Süleyman Ateş

    "Ancak zulmeden, sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yapan olursa ona karşı da ben bağışlayıcı, esirgeyiciyim."

    Süleymaniye Vakfı

    Yanlış yapan başka dipnot 1 . O da yaptığı kötülükten sonra onun yerine iyilik yaparsa dipnot 2 (bilsin ki) şüphesiz ben daima bağışlayan ve ikramı bol olanım dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet nebilerde ismet sıfatı olmadığının yani nebilerin günahlardan korunmuş olmadıklarının delillerindendir (Nisa 4/105-107, Enfal 8/67-68, Tevbe 9/43, Hud 11/12, İsra 17/73-75, Tahrim 66/1-2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Yanlış yapanlar, yanlışlarının arkasından onu giderecek bir iyilik yapsalar bile affedilmeyeceklerinden korkabilir. Nitekim Adem aleyhisselam ve eşi İblis'e uyarak yasak meyveden yemişlerdi. Allah onları uyarınca Adem ve eşi, tevbekar olmuş ve korkularını şöyle dile getirmişti: "Rabbimiz! Biz kendimizi kötü duruma düşürdük. Bizi bağışlamaz ve ikramda bulunmazsan kaybedenlerden oluruz." (A'raf 7/23)
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sadece yanlış yapanlar korkarlar. Onlar da daha sonra kötülüğün yerine iyilik yaparlarsa ben de bağışlar, ikram ederim.

    Şaban Britch

    Ancak kim zulmeder, sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, muhakkak ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.

    Şaban Piriş

    Ancak zulmedenler korkar. Kötülükten sonra iyilik yolunu tutanı, ben bağışlarım, merhamet ederim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Zulme bulaşan müstesna. O da bunu kötülüğün arkasından güzelliğe çevirirse hiç kuşkusuz ben Gafur'um, Rahim'im."

  6. Neml suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 12. ayet. وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ فِى تِسْعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."

    Mehmet Okuyan

    Elini koynuna sok ki kusursuz bembeyaz çıksın! dipnot 1 (Sen de) dokuz delil (mucize) dipnot 2 ile Firavun'a ve kavmine (git)! Çünkü onlar, yoldan çıkmış bir topluluk oldular.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:22; Kasas 28:32. Hz. Musa'nın elinin bembeyaz, kusursuz bir hal alması, elindeki bir rahatsızlığın fiziksel/bedensel anlamda iyileşmesi anlamında hakikat anlam verebileceği gibi, daha önce işlediği hataen insan öldürme suçunun affedildiğinin sembolü de olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu dokuz mucize, "[‘asa-değnek]", "[yed-i beyzâ']-beyaz el", "denizin yarılması", "kendisinden on iki su fışkıran kaya", "tufan", "çekirge sürüsü ve kımıl (yaban sineği)", "kurbağa istilası", "suyun kana dönüşmesi" ve "dağın onların üzerine kaldırılması"dır.

    Mustafa İslamoğlu

    "Şimdi de elini göğsüne sok! Her tür kusurdan arınmış olarak tertemiz, ışıl ışıl bir beyazlıkta çıkacaktır. Dokuz ayet de içinde olmak üzere, (bütün mucizelerle) Firavun ve kavmine git; çünkü onlar öteden beri yoldan çıkmış bir kavimdirler!

    Muhammed Esed

    "Şimdi elini koynuna sok; her türlü lekeden arınmış olarak bembeyaz, ışıl ışıl çıkacaktır!" "(Ve şimdi de) dokuz mesaj(ımız)la Firavun ve onun toplumuna (git); çünkü onlar gerçekten yoldan çıkmış bir toplum haline geldiler!"

    Ahmed Hulusi

    "Elini de koynuna sok. . . Sağlıklı, bembeyaz çıkar. . . Bunlar, Firavun ve onun toplumuna (onlarla irsal olunduğun) dokuz ayet içindedir! Muhakkak ki onlar inançları bozuk bir topluluk oldular. "

    Ali Bulaç

    "Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin, (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdir."

    Ali Özek ve heyeti

    Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır.

    Ali Rıza Safa

    "Şimdi, elini göğsüne sok; Firavun ve onun toplumuna, dokuz mucizeden biri olarak, pürüzsüz bir biçimde ışıldayarak çıksın. Aslında, onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Elini koynuna sok da kusursuz, bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine git! Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."

    Edip Yüksel

    "Elini koynuna sok da; kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Firavun ve halkına göstereceğin dokuz mucizeden biridir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Elini koynuna sok da; kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Firavun ve halkına göstereceğin dokuz mucizeden biridir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de elini koynuna sok; bembeyaz, kusursuz çıksın, Firavun ve kavmine dokuz mucizeden biri olarak. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum oldular."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de elini koynuna sok çıksın bembeyaz hiç bir afetsiz, dokuz ayet içinde, Fir'avne ve kavmına, çünkü onlar fasık bir kavm oldular

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve elini koynuna sok. Kötülük dipnot 1 olmaksızın onu bembeyaz olarak çıkar. Firavun ve halkına dokuz ayet dipnot 2 ile git. Çünkü onlar fasık dipnot 3 bir halk oldular."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kusursuz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mucize, uyarı, kanıt, belge.
    3. metne dön, dipnot 3
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

    Gültekin Onan

    "Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin; (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasıklar kavmidir."

    Hasan Basri Çantay

    "Elini koynuna sok da Fir'avne ve kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içinde o, kusursuz, bembeyaz olarak çıkıversin. Şübhesiz ki onlar fasıklar güruhudur".

    İbni Kesir

    Ve elini koynuna sok. Firavun ve kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Şüphesiz ki onlar; fasık bir kavim idiler.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Elini koynuna sok. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Şüphesiz onlar fasık bir kavimdir.”

    Süleyman Ateş

    "Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) çıksın. (Bu da) Fir'avn'a ve onun kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkan bir kavimdir."

    Süleymaniye Vakfı

    Elini koynuna sok; lekesiz, bembeyaz olarak çıksın. Bu, Firavun'a ve halkına göstereceğin dokuz ayetin dipnot 1 /mucizenin içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elini koynuna sok; lekesiz bembeyaz olarak çıkıversin. Bu, Firavun'a ve halkına karşı dokuz belgenin içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktır."

    Şaban Britch

    Elini koynuna sok hiç kusursuz, bembeyaz çıksın. firavun’a ve kavmine olan dokuz mucizeden biri budur. Onlar, fasık bir toplumdur.

    Şaban Piriş

    Elini koynuna sok hiç kusursuz, bembeyaz çıksın. Firavun'a ve kavmine olan dokuz mucizeden biri budur. Onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Elini koynuna sok; Firavun ve toplumuna yönelik dokuz mucizeden biri olarak pürüzsüz ve lekesiz, bembeyaz bir biçimde çıkacaktır. O Firavun ve yandaşları sapmış bir topluluk haline geldiler."

  7. Neml suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 13. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Gerçeği ortaya koyucu delillerimiz kendilerine gelince ‘Bu, apaçık bir büyüdür!' demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat onlara göz açıcı nitelikteki (mucizevi) ayetlerimiz gelince: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.

    Muhammed Esed

    Fakat onlara gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: "Bu apaçık bir büyü!" dediler;

    Ahmed Hulusi

    Mucizelerimiz apaçık onlara geldiğinde: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

    Ali Bulaç

    Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür."

    Ali Özek ve heyeti

    Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.

    Ali Rıza Safa

    Gözleriyle gördükleri ayetlerimiz onlara geldiğinde, şöyle dediler: "Apaçık bir büyü bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.

    Edip Yüksel

    Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu şekilde ayetlerimiz, hakikatı gözlerine sokarak onlara vardığı vakit: "Bu apaçık bir büyüdür!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu suretle ayetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler

    Erhan Aktaş

    Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt, işaret.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt, işaret.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, işaret.

    Gültekin Onan

    Ayetlerimiz onlara gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu apaçık olan bir büyüdür."

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki ayetlerimiz böyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

    İbni Kesir

    Ayetlerimiz böyle vazıh olarak onlara gelince; bu, apaçık bir büyüdür, dediler.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince; “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.

    Süleyman Ateş

    Onlara açıkça görünen ayetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi açıkça gösteren belgelerimiz onlara gelince: "Bunlar açık büyüdür" dediler.

    Şaban Britch

    Nitekim mucizelerimiz, onların gözleri önüne serilince: Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.

    Şaban Piriş

    Nitekim ayetlerimiz, gözleriyle görecekleri şekilde, kendilerine gelince: - Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu şekilde ayetlerimiz göz ve gönül açar bir biçimde onlara geldiğinde şunu deyiverdiler: "Açık bir büyüdür bu..."

  8. Neml suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 14. ayet. وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Mehmet Okuyan

    Kendileri bu delillere kesin olarak inandıkları hâlde, haksızlık ve kibirleri nedeniyle onları inkâr etmişlerdi. dipnot 1 Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet [cuhûd] denen "inkâr"ın aslında gerçeği bilerek, inadına ve bilinçli bir inkâr demek olduğunun delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    İç dünyalarında kesin kanaat getirdikleri halde, sırf gerçeği çarpıtma ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkara saptılar: hele bir bak, fesatçıların akıbeti nasıl olurmuş?

    Muhammed Esed

    ve zihnen onların doğruluğuna kani oldukları halde, sırf zulmü kendilerine yol edinmiş olmalarından ve kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmış olmalarından ötürü mesajlarımıza karşı çıktılar; bak işte bozguncuların sonu nasıl oldu!

    Ahmed Hulusi

    Enfüsleri onlara (Musa'nın bildirdiği hakikatlere) yakin duyduğu halde; zulüm ve büyüklük duygusuyla bile bile onları inkar ettiler. . . Bir bak, o bozguncuların sonu ne oldu!

    Ali Bulaç

    Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!

    Ali Rıza Safa

    Kendileri de onları kesin olarak bilmelerine karşın, haksızlık yaparak ve büyüklük taslayarak inkar ettiler. Artık, bozgunculuk yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

    Bayraktar Bayraklı

    Kendileri de mucizelerimize kesin olarak inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Edip Yüksel

    Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı olduğunu onayladılar ve onları reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı oduğuna inandılar ve onları reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a kesin bir kanaat getirdiği halde sırf zulüm ve kendilerini büyük görme yüzünden onları inkar ettiler; fakat, bak o bozguncuların akibeti nasıl oldu!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve nefisleri yakin hasıl ettiği halde mücerred zulm-ü kibirden onlara cehudluk ettiler, fakat bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?

    Erhan Aktaş

    Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek mücadele ettiler. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek mücadele ettiler. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek bile bile yalanladılar. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Gültekin Onan

    Vicdanları kabul ettiği halde zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.

    Hasan Basri Çantay

    Vicdanları da bunlara tam bir kanaat haasıl etdiği halde zulm ve kibr ile yine bunları (inadlarından) inkar etdiler. (Habibim) fesadcıların encamı bak nice oldu!

    İbni Kesir

    Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, zulüm ve kibirle bunları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Mehmet Alagaş

    (7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Süleyman Ateş

    Vicdanları, onlar(ın doğruluğun)a kanaat getirdiği halde, sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları inkar ettiler. Bak işte o bozguncuların sonu nasıl oldu.

    Süleymaniye Vakfı

    Mucizelerimiz hakkında, içlerinde bir şüphe kalmadığı halde yanlış yaparak ve büyüklenerek onları bile bile inkar ettiler dipnot 1 . Bak bakalım, o bozguncuların sonu ne oldu.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün kafirler önce inanır, sonra hesaplarına gelmediği için ayetleri inkar ederler (Al-i İmran 3/106).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde zalimliklerinden ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inanmadılar. Bak bakalım, o bozguncuların sonu ne oldu.

    Şaban Britch

    Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. İşte bak! Bozguncuların sonu nasıl oldu!

    Şaban Piriş

    Gerçeği çok iyi anladıkları halde, sırf zalimlik ve büyüklenme yüzünden inkar ettiler. İşte bak, bozguncuların sonu nasıl oldu?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar. Oysaki öz benlikleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti. Bak da gör, nasıl olmuştur o bozguncuların sonu!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.