Diyanet İşleri
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
Neml suresi
Neml suresi, 50. ayet. وَمَكَرُوا۟ مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
vemekerû mekrav vemekernâ mekrav vehüm lâ yeş`urûn.
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve dokuz kişilik çete Neml 45–53 3
Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.
Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz', diyeceğiz."
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.
İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
50. “Onlar bir tuzak kurdular.” Sâlih’i ve aile halkını öldürmek üzere -yakınlarından çekindikleri için kavimlerinden bile gizlice- plan kurdular. “Biz de” peygamberimiz Salih’e yardım edip işini kolaylaştırmak ve yalanlayan kavmini helâk etmek üzere “bir tuzak kurduk, fakat onlar farkında bile değillerdi.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Salih'i ve Müminlerden ona tabi olanları öldürmek için bir tuzak kurdular. Biz de onun kavminden kâfir olanları helak etmek için onlar fark etmeden, ona kurdukları tuzaklarından kurtarmak için bir tuzak kurmuştuk.
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)
İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine…
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu…
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar tuzak kurmuşlardı. Onlar farkına varmadan biz de (buna karşı) tuzak dipnot 1 kurmuştuk. dipnot 2
Ve onlar bir tuzak kurdular; Biz de onlar farkına varmadan tuzaklarını boşa çıkardık.
Ve böylece bir tuzak kurdular; fakat, onların hiç fark edemeyecekleri biçimde, biz de bir tuzak kurduk.
Onlar bir tuzak kurdular, biz de farkında olmadıkları bir tuzağı onlara kurduk.
Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk.
Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altüst ettik.
Ve sinsi düzenler tasarladılar. Biz de düzen tasarladık. Oysa onlar, ayırdında değillerdi.
Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de, kendileri farkında olmadan onların planlarını altüst ettik.
Böylece bir plan kurdular, ancak onlar farkına varmadan biz de bir plan kurduk.
Böylece bir plan kurdular, ancak onlar farkına varmadan biz de bir plan kurduk.
(Onlar) böyle bir tuzak kurdular, Biz de onlar farkına varmadan, tuzak kurmuştuk.
Böyle bir mekir kurdular, halbuki haberleri yok biz de bir mekir kurmuştuk
Plan yaptılar. Biz de planlarını boşa çıkardık. Fakat farkına varamadılar.
Plan yaptılar. Biz de planlarını boşa çıkardık. Fakat farkına varamadılar.
Plan yaptılar. Biz de planlarını boşa çıkardık. Fakat farkına varamadılar.
Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk.
Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de, kendilerinin haberleri olmadan, onların planlarını altüst ediverdik.
Onlar bir düzen kurdular. Onlar farketmezlerken Biz de bir düzen kurduk.
(45-53) Kesin olan şu ki b iz Semud kavmine kardeşleri Salih'i Allah'a ibadet etmeleri için gönderdik , bir vakit onlar, iki fırka halinde kavga ediyorlardı / hasımlaşıyorlardı. Salih d edi ki ey kavmim güzellikten önce niye kötülüğü çabucak istiyorsunuz, keşke Allah’ın bağışlamasını / istiğfarını istiyor olsaydınız böylelikle belki esirgenmiş olurdunuz. Dediler ki seninle ve beraberindekilerle, biz uğursuzlandık. Salih dedi ki u ğursuzluklarınız Allah’ın yanındandır, bilakis siz imtihan edilen bir kavimsiniz. Şehirde tam dokuz öbektiler, arzda bozgunculuk yapıyorlardı ve ıslah etmiyorlardı. Onu / Salih’i ve yakın çevresini bir gece baskını ile öldürelim, velilerine de onların helakine şahit değiliz, kesinlikle doğru söylüyoruz deriz. Böyle bir tuzağı kurdular, bizde bir tuzak kurduk onlar bilincinde değildiler / şuurunda değildiler. Bak! tuzakları nasıl sonuçlandı , onları (dokuz öbeği) ve kavimlerinin hepsini darmadağın ettik. İşte bunlarda zulümleri nedeniyle bomboş / virane / ıssız evleri, kesinlikle bunda bilen bir kavim için bir gösterge / bir ayet vardır. Biz de iman edenleri sakınmalarından dolayı kurtardık.
Onlar tuzak kurdular. Biz de –onlar fark etmeksizin- bir tuzak kurduk.
Böyle bir tuzak kurdular, biz de onlar hiç farkında olmadan onlara bir tuzak kurduk.
Onlar bir oyun kurdular. Biz de bir oyun kurmuştuk ama bunu fark edemiyorlardı.
Onlar bir oyun kurmuşlardı. Biz de bir oyun kurmuştuk ama onlar bunu fark edemiyorlardı.
Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de bir tuzak kurduk. Hiç farkında olmadılar.
Onlar bir plan yaparken, biz de onlar farkında değilken bir plan yaptık.
Onlar bir tuzak kurdular, biz de bir tuzak kurduk, ama şuursuzluk eden onlardı.
And with cleverness in circumventing, they had recourse to stratagem and in Our plan We also had recourse to stratagem which they failed to perceive.
So they devised their evil plan, but We too made a plan of which they were unaware.
They plotted and planned, but We too planned, even while they perceived it not.
Thus they planned and We too planned, the while they did not know. dipnot 1
They hatched a plot and We hatched a plot while they were not aware.
So they plotted a plot, and We plotted a plot, while they perceived not.
They devised a plot, and We [too] devised a plan, but they were not aware.
And they hatched a plot and We likewise brought forth a counter plan of which they were not aware (that their plotting would go in vain).
And they devised a device, and We likewise devised a device, while they were not aware;
They had their own plot and God had His own scheme of which they were unaware
And they plotted a plot, and we plotted a plot, but they did not perceive.
They plotted a scheme and We plotted a scheme, while they did not notice.
And they devised a plot against him: But We devised a plot against them; and they perceived it not.
Said they, "Swear to each other by Allah that we will surely fall on him and his people by night; then we will surely say unto his family, 'We witnessed not the destruction of his household; and we are truth tellers!'"
And they schemed a scheme, and We schemed a scheme, and they were not aware.
So they plotted a plot: and We plotted a plot, while they perceived not.
They hatched up the plot; We also planned without their knowledge.
And so they devised an evil scheme; but We devised a subtle scheme (of Our own), and they perceived it not.
And ˹so˺ they made a plan, but We too made a plan, while they were unaware.
And they schemed a scheme and We schemed a scheme, while they did not notice.
They plotted and schemed, but we also plotted and schemed, while they did not perceive.
And they planned a plan, and We planned a plan, while they perceived not.
And they schemed a scheme, and We schemed a scheme; and they perceived not.
And so they devised an evil scheme. But Our ever-vigilant Law of Requital invariably has counter designs. And they perceived it not.
So they plotted and planned but We too planned, even while they were not aware of it.
Thus they devised a plan, and We devised a plan, while they were not aware.
And they schemed a scheme and We schemed a scheme, while they did not notice.