Mâide suresi · 6–11. ayetler

Abdest ve gusül; adaletle şahitlik

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغْسِلُوا۟ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى ٱلْمَرَافِقِ وَٱمْسَحُوا۟ بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى ٱلْكَعْبَيْنِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَٱطَّهَّرُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Salâta dipnot 1 (namaza) kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi (kollarınızı) yıkayın; başlarınızı ve aşık kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin! Cünüp olduysanız temizlenin (yıkanın)! Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de ondan (onunla) mesh edin! dipnot 2 Allah size herhangi bir güçlük (çıkarmak) istemez dipnot 3 fakat sizi tertemiz kılmak ve size (verdiği) nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [es-salâh] kelimesi [kumtum] fiiliyle birlikte kullanıldığı için ayette kastedilen eylem, bilinen ve uygulanan şekliyle "namaz kılmak"tır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet benzer mesaj içeren Nisâ 4:43. ayetle birlikte okunmadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüce Allah'ın dinde zorlamaya yer vermemesiyle ilgili olarak bkz. Bakara 2:185; Hacc 22:78.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yüce Allah toplumsal hayata dair çok önemli konularda hükümlerini belirledikten sonra, bu ayette bireysel hayatın en önemli unsurlarından birisi olan namazı, abdesti, guslü ve teyemmümü ele almaktadır. Bu çerçevede öncelikle abdestle ilgili açıklayıcı bilgiler verilmekte, abdestte iki organın yıkanması, iki organın ise meshedilmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır. Yıkanacak organlar "yüz" ve "dirseklere kadar eller-kollar"dır; meshedilecek organlar ise "baş" ve "aşık kemiklerine kadar ayaklar"dır. Buna göre abdestin farzları dörttür, diğer uygulamalar ise sünnetlerdir. Abdestin her namaz için gerekli olup olmadığı da tartışılmıştır; ancak devam eden cümlelerden de anlaşılacağı gibi, abdestin bozulması durumu yaşanırsa abdest veya teyemmümle ilgili bilgilerin verilmesi, her namaz için değil de abdest bozulunca tazelenmesi gerektiğini göstermektedir. Her namaz için abdestin alınması gerektiği görüşü ise ayetin zahirinden anlaşılan bir yaklaşımın sonucudur.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı meshedin ve bileklere kadar ayaklarınızı da (yıkayın ve/veya meshedin). Eğer cünüp olmuşsanız baştan ayağa temizlenin! Fakat eğer hastaysanız, ya da yolcuysanız, yahut doğal ihtiyacanızı gidermişseniz veya kadınlarla birlikte olmuşsanız ve su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelerek onunla yüzlerinizi ve kollarınızı meshedin. Allah sizi zora sokmak istemez; fakat sizi pırıl pırıl yapmak ve nimetlerinin tamamını size bahşetmek ister ki şükredenlerden olasınız.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Namaz kılacağınız zaman yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve (ıslak) ellerinizi başınızın üzerine hafifçe sürün ve bileklere kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eğer boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi temizleyin. Ama eğer hasta iseniz yahut seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı gidermişseniz yahut bir kadınla birlikte olmuşsanız ve su bulamıyorsanız, o zaman, temiz toprağa ellerinizi sürün ve onunla yüzünüzü ve kollarınızı hafifçe ovun. Allah sizi zora koşmak istemez; ama sizi tertemiz kılmak ve nimetlerinin tamamını size bahşetmek ister ki şükredenlerden olasınız.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Salata doğrulduğunuzda yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi su ile yıkayın; başlarınızı mesh edin ve iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da yıkayın. . . Eğer cünüp iseniz bütün vücudunuzu yıkayın. . . Eğer hasta olmuşsanız veya bir sefer üzere iseniz veya sizden biri tuvalet ihtiyacını gidermiş olarak gelirse yahut kadınlarla yatmışsanız, su da bulamamışsanız; temiz toprağa teyemmüm edin. . . Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan mesh edin. . . Allah size güçlük oluşturmak dilemez, fakat sizi arındırmak ve "HU"nun nimetini sizin üzerinizde tamamlamayı diler; ta ki şükredesiniz (değerlendiresiniz).

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey îman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin. İki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Namaz için kalktığınızda, yüzünüzü ve dirseklere değin ellerinizi yıkayın. Başınızı ve bileklere değin ayaklarınızı kutsayın. Eşeysel ilişkide bulunmuşsanız, yıkanarak temizlenin. Sağlığınız bozuksa veya yolculuktaysanız veya doğal gereksiniminizi gidermiş veya kadınlarla birlikte olmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprağa ellerinizle dokunun ve onunla yüzünüzü ve ellerinizi kutsayın. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Tam tersine, sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister; belki şükredersiniz diye. dipnot 96

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 96
      Bu ayet, namaz öncesinde, baştan ayağa değin suyla kutsanmamız gerektiğini bildiren tek ayettir. Su bulunmayan durumlarda, toprakla kutsanmamız gerektiği, bu ayetle birlikte 4:43 ayetinde de bildirilmiştir. Bu buyruk, bedensel bir temizlik yapılmasına yönelik değil; Allah'ın karşısına derin bir saygıyla ve arınmış bir benlikle çıkılmasına yönelik bildirilmiştir. Zaten ayette yapılması bildirilen eylemler bedensel temizlik sayılamayacağı gibi, toprak da bedensel temizlik ögesi değildir. Meshetmek, "Kutsamak" anlamında, Mesih ise "Kutsanmış kişi" anlamındadır. İsa peygamberin Allah tarafından kutsanmış olduğu 19:31 ayetinde bildirilmiştir ve Kur'an'da İsa Mesih -Kutsanmış İsa- olarak anılır. Aslında, Kur'an'da, abdest sözcüğü bildirilmemiştir. Abdest, Suyla Tamamlamak anlamında, Ab ve Dest köklerinden türetilerek, dilimize sonradan sokulan Farsça bir sözcüktür. Arapçada, bu eylem için, güzellik anlamına gelen "Vudu" sözcüğü kullanılır. Allah tarafından çok kısa ve kolay bir biçimde öğretilen namaz öncesi kutsanmak eylemi, hem uydurma eklemelerle uzatılarak hem de gün boyunca abdestli olunması gerektiğine ilişkin yalanlar söylenerek, sıradan bir eylem durumuna getirilmiştir. Kutsanmak eyleminin, yalnızca namaz kılmak için yapılması ve her namaz öncesinde yenilenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aslında, cenaze namazı öncesinde bu eylemin yapılmaması, kutsanmak olgusunun ne denli önemli olduğunun kanıtlarından birisidir. Cenaze namazları, Allah'a yakarış amacı taşımadığı ve dinsel bir tören niteliğinde olduğu için, yüzyıllardır kutsanma eylemi yapılmadan yerine getirilmektedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar kollarınızı, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer cünüp iseniz boy abdesti alınız. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız veya biriniz tuvaletten gelirse, ya da kadınlara dokunmuşsanız /cinsi birleşme yapmışsanız ve bu hallerde su bulamamışsanız, temiz toprakla teyemmüm ediniz de yüzünüzü ve dirseklere kadar ellerinizi onunla meshediniz. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size ihsan ettiği nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! Salata kalktığınız zaman, yıkayınız: Yüzünüzü, dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayınız: Başınızı. Ayaklarınızı da topuklara kadar... Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanınız. Hasta veya yolcu iseniz; yahut tuvaletten gelmiş veya kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve ellerinizi onunla sıvazlayın. ALLAH size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Görüldüğü gibi, tamam, detaylı ve mükemmel olan Kuran abdesti dört basamakta açıklıyor. Bu maddeleri eksik görüp eklemelerde bulunmamalı. Orijinaldeki "Ercüleküm" sözcüğünün farklı biçimde okunmasıyla ayakların yıkanması veya mesh edilmesi anlaşılabilir. Büyük ve küçük su dökmek abdesti bozar. Cinsel ilişki ayrıca duş almayı gerektirir. Ayetin teyemmümle ilgili bölümünün mantık sembolleriyle ifadesi için 4:43 ayeti için düştüğüm nota bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! Namaza kalktığınız zaman: Yüzünüzü yıkayın, ellerinizi dirseklere kadar yıkayın, başınızı sıvazlayın, ve ayaklarınızı da topuklara kadar (sıvazlayın/yıkayın). Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanınız. Hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve kollarınızı onunla sıvazlayın. ALLAH size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, namaza kalkacağınız vakit, yüzlerinizi, dirseklere kadar; ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eğer cünüpseniz tastamam yıkanın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz hacet yerinden gelmişse ya da kadınlara dokunmuş olup da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, niyetle o topraktan ellerinize ve yüzlerinize sürün. Allah'ın muradı sizi sıkıntıya koşmak değildir; fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Namaza kalkacağınız vakit yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi ve başlarınıza mesh edib her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın, cünübseniz tas tamam yıkanın, eğer hasta veya seferde olursunuz veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursunuz da suya gücünüz yetmezse o vakit de temiz bir toprağa teyemmüm edin: niyyetle ondan yüzlerinize ve ellerinize mesh eyleyin, Allahın muradı sizi sıkıntıya koşmak değil ve lakin o sizi pam pak etmek ve üzerinizdeki ni'metini tamamlamak istiyor ki şükredesiniz

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Salata dipnot 1 durduğunuz zaman, yüzlerinizi ve ellerinizi -dirseklerinizle beraber- yıkayın. Başlarınızı ve -aşık kemiklerinizle beraber- ayaklarınızı mesh edin. dipnot 2 Eğer cünüpseniz; tam olarak temizlenin. dipnot 3 Eğer hasta veya yolcukta iseniz veya tuvaletten dipnot 4 gelmişseniz veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz ve o anda su bulamadıysanız, temiz kumla dipnot 5 teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Allah size herhangi bir zorluk dilemiyor. Ancak sizi tertemiz etmek ve üzerinize nimetini tamamlamak istiyor. Umulur ki şükredersiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaza.
    2. metne dön, dipnot 2
      Abdest alırken, esas olan şey ayakların mesh edilmesidir. Ayakları yıkamak, abdestin koşullarından değildir. Dikkat edilirse teyemmüm etmede abdest alırken yıkanan azalar sayılmıştır. Teyemmüm edilecek azalar arasında ayakların sayılmaması, abdest alırken ayakların yıkanmasının şart olmadığını göstermektedir. Ancak, isteğe bağlı olarak ayakların yıkanmasının bir sakıncası yoktur. Mesh, doğrudan ayağa yapılmalıdır. Başka bir nesnenin üzerine yapılan mesh geçerli değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Boy abdesti alın.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette geçen (ğaid) kelimesinin kök harfi olan (ğavt) oyuk, boşluk demektir. Ğavta ise kaka demektir. Ğaid ise tuvalet yolu demektir. Diğer bir ifade ile tuvalet demektir. Tuvalet küçük ve büyük abdestin yapıldığı yer olduğu için, sadece büyük abdest değil küçük abdest de abdest almayı gerektirir.
    5. metne dön, dipnot 5
      İnce toprak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Salata dipnot 1 durduğunuz zaman, yüzlerinizi ve ellerinizi -dirseklerinizle beraber- yıkayın. Başlarınızı ve -aşık kemiklerinizle beraber- ayaklarınızı mesh edin. dipnot 2 Eğer cünüpseniz; tam olarak temizlenin. dipnot 3 Eğer hasta veya yolcukta iseniz veya tuvaletten dipnot 4 gelmişseniz veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz ve o anda su bulamadıysanız, temiz kumla dipnot 5 teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Allah size herhangi bir zorluk dilemiyor. Ancak sizi tertemiz etmek ve üzerinize nimetini tamamlamak istiyor. Umulur ki şükredersiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaza.
    2. metne dön, dipnot 2
      Abdest alırken, esas olan şey ayakların mesh edilmesidir. Ayakları yıkamak, abdestin koşullarından değildir. Dikkat edilirse teyemmüm etmede abdest alırken yıkanan azalar sayılmıştır. Teyemmüm edilecek azalar arasında ayakların sayılmaması, abdest alırken ayakların yıkanmasının şart olmadığının göstergesidir. Ancak, isteğe bağlı olarak ayakların yıkanmasının bir sakıncası yoktur. Mesh, doğrudan ayağa yapılmalıdır. Başka bir nesnenin üzerine yapılan mesh geçerli değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Boy abdesti alın.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette geçen الغَائِطِ (ğaid) sözcüğünün kök harfi olan غَوْط (ğavt) oyuk, boşluk demektir. Ğavta ise kaka demektir. Ğaid ise tuvalet yolu demektir. Diğer bir ifade ile tuvalet demektir. Tuvalet küçük ve büyük abdestin yapıldığı yer olduğu için, sadece büyük abdest değil küçük abdestte de abdest almayı gerektirir.
    5. metne dön, dipnot 5
      İnce toprak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Salata dipnot 1 kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve ellerinizi -dirseklerinizle beraber- yıkayın. Başlarınızı ve –aşık kemiklerinizle beraber- ayaklarınızı mesh edin. dipnot 2 Eğer cünüpseniz, tam olarak temizlenin. dipnot 3 Eğer hastaysanız veya yolcuysanız veya sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz; o anda su bulamadıysanız, teyemmüm edin; temiz kumla dipnot 4 ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Allah size herhangi bir zorluk dilemiyor. Ancak sizi tertemiz etmek ve üzerinize nimetini tamamlamak istiyor. Şükredesiniz diye.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaza.
    2. metne dön, dipnot 2
      Abdest alırken, esas olan şey ayakların mesh edilmesidir. Ayakları yıkamak, abdestin koşullarından değildir. Dikkat edilirse teyemmüm etmede abdest alırken yıkanan azalar sayılmıştır. Teyemmüm edilecek azalar arasında ayakların sayılmaması, abdest alırken ayakların yıkanmasının şart olmadığının göstergesidir. Ancak, isteğe bağlı olarak ayakların yıkanmasının bir sakıncası yoktur. Mesh, doğrudan ayağa yapılmalıdır. Başka bir nesnenin üzerine yapılan mesh geçerli değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Boy abdesti alın.
    4. metne dön, dipnot 4
      İnce toprak.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın). Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin). Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Tanrı size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi ve başlarınıza meshedib, her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüb olduysanız boy abdesti alın. Eğer hasta olmuşsanız, yahud bir sefer üzerindeyseniz veya içinizden biri ayak yolundan gelmişse, yahud da kadınlara dokunmuşsanız ve bu halde su da bulamamışsanız o vakit tertemiz bir toprakla teyemmüm edin, binaenaleyh (niyyetle) ondan yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah, sizin üzerinize bir güdük yapmayı dilemez, fakat iyice temizlenmenizi ve üstünüzdeki ni'metinin tamamlanmasını diler. Taki şükredersiniz.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; namaza kalktığınız zaman; yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın, başınıza meshedin ve topuklarınıza kadar ayaklarınızı da (yıkayın) . Eğer cünüb iseniz; hemen temizlenin. Eğer hasta olmuşsanız veya seferde iseniz; yahut heladan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmış da su bulamamışsanız; temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk vermek istemez. Lakin sizi temizlemek, üzerinizde olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Ey iman edenler, namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklerine kadar ellerinizi tamamen yıkayın / gusledin, başınızı ve topuklarına kadar ayaklarınızı su temas ettirin / mesh edin, eğer ki cünüp iseniz temizlenin, eğer hasta olursanız veya seferde / yolcu lukta iseniz yahut biriniz tuvaletten / gaytalamaktan geldi ise yahut ta kadınla temas etti ise ve su bulamadı ise, temiz bir toprak parçası ile teyemmüm etsin, yüzlerinizi toprak ile temas ettirin ve ellerinizi onunla temas ettirin, Allah sizin için bir z orluk / haraç dilemez / murat etmez ve fakat sizi n temizlenmenizi ve sizin üzerinizdeki nimetini tamamlamayı diler / murat eder, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Allah’ın üzerinizdeki nimetini (henüz tamamlanmamış) hatırlayın, sizden aldığı ve sizi onunla bağladığı sözleşmenizi hatırlayın, ki siz işittik ve itaat ettik demiştiniz, Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah göğüslerin sahip olduklarını bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer cünüp iseniz (gusül alarak) temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, namaza dur(mak iste)diğiniz zaman yıkayın: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerizi; meshedin: başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin. Hasta, yahut yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, ya da kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz toprağa teyemmüm edin; ondan yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve size olan ni'metini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı ve bilek kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh dipnot 1 edin. Eğer cünüp iseniz yıkanın. Hasta veya yolculuk halinde olursanız ya da sizden biri abdest bozduğu yerden gelirse dipnot 2 yahut kadınlarınızla birleşir dipnot 3 de su kullanma imkanı bulamazsanız dipnot 4 temiz bir yüzeye dipnot 5 yönelip onunla yüzünüzü ve ellerinizi dipnot 6 meshedin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. Ama sizi arındırmak ve size olan nimetini tamamlamak ister dipnot 7 . Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mesh etmek, eli bir şey üzerinde gezdirmektir (Müfredat). Bkz. Sad 38/33. Ayette, su bulamayanların teyemmüm etmeleri emredildiği için abdestte meshin ıslak elle yapılması gerektiği anlaşılır. Başı mesh etmek, ıslak eli başın üzerine sürmek; ayağı mesh etmek de ıslak eli bilek kemiklerine kadar ayağın üzerine sürmektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      'Abdest bozma yeri' diye meal verdiğimiz (الغائطَ = el-ğait), geniş ve rahat yer anlamındadır (Lisan). Yellenme, küçük ve büyük abdest, böyle bir yerde yapılabilir. Kişinin uyuduğu yer de rahat ettiği yerdir. Uyku, eklemlerin gevşemesine ve yellenmeye sebep olur. Bu sebeple ayetin başında yer alan 'namaza kalkma' ifadesi, hem böyle bir uykudan uyanarak kalkma hem de abdestsiz veya cünüp olunduğunda namaz kılmak için kalkma anlamındadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Cinsel ilişki veya başka yolla meydana gelen orgazm hali.
    4. metne dön, dipnot 4
      Suyu kullanacak durumda değilseniz (Müfredat وجد md.).
    5. metne dön, dipnot 5
      Said (صَعٖيدً) üste çıkmış şey anlamındadır. Dünya'nın dış yüzeyine (Kehf 18/8) ve yüzeyde olan her şeye said (Kehf 18/40) denir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Arapçada el anlamına gelen (يد = yed) kelimesi, sözlüklere göre omuzdan parmak uçlarına kadar tüm kolu ifade eder. Ancak kelimenin Kur'an'daki kullanımları, bilekten parmak uçlarına kadar olan, bir şeyi tutmaya yarayan bölümü ifade etmektedir. Bu durum A'raf 7/195 ve Taha 20/22. ayetlerde görülebilir. Bu sebeple Maide suresi 6. ayette abdest tarif edilirken, "ellerinizi dirseklerinize kadar yıkayın" denilerek, sadece ellerin yıkanıp bırakılmaması, yıkanacak bölgenin dirseklere kadar uzatılması emredilmiştir. Ayrıca Nisa 43 ve Maide 6. ayetlerde "yüzünüzü ve ellerinizi meshedin" şeklinde tarif edilen teyemmümü, "dirseklere kadar" ifadesi kullanılmadığı için nebimiz de ellerini bileklerine kadar mesh ederek yerine getirmiş, dirseklerine kadar mesh etmemiştir (Buhari, Teyemmüm 3; Ebu Davud, Taharet 123).
    7. metne dön, dipnot 7
      Ayette geçen "size olan nimetini tamamlamak ister" ifadesi, yeni bir hükmün geldiğini göstermektedir. Bu ayette geçen teyemmüm, daha önce Nisa 43. ayette de aynı şekilde geçtiği, abdest ise detaylarıyla sadece burada anlatıldığı için bu yeni hükmün abdestle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu, önceki şeriatte var olan ve bu ayet gelinceye kadar Müslümanların da uyguladıkları "ayakları yıkama" hükmünün meshe çevrilmesidir. "Allah size güçlük çıkarmak istemez" ifadesi de buna işaret etmektedir. Bakara suresinin 106. ayetinde "Biz bir ayeti nesh edersek veya unutturursak ya aynısını ya da daha hayırlısını getiririz" buyrulduğundan bu durum, oruç tutmada getirilen kolaylık (Bakara 2/187) gibi daha hayırlısıyla neshin örneğini teşkil etmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı ve ayak bileği kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin dipnot 1 . Eğer cünüp olmuşsanız dipnot 2 yıkanın. Hasta veya yolcu olur yahut sizden biri ayak yolundan dipnot 3 gelir ya da kadınlarınızla birlikte olur da dipnot 4 su bulamazsanız, temiz yüzeye (toprağa) yönelin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. Onun isteği sizi arındırmak dipnot 5 ve size olan nimetini tamamlamaktır. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      -Mesh: Bir şeyin üzerine elle dokunma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cünüp: Cinsel ilişkiye girmişseniz
    3. metne dön, dipnot 3
      Kişinin boşaltma ihtiyacını giderdiği yer, tuvalet, hela
    4. metne dön, dipnot 4
      Cinsel ilişki
    5. metne dön, dipnot 5
      Enfal 8/11: O gün güven içinde sizi uykuya daldırmış, sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı yere sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Namaza kalktığınız zaman, yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer cünüp iseniz (gusül alarak) temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmişseniz, yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

    Şaban Piriş

    -Ey İman edenler! Namaza kalktığınız zaman, yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer, cünüp iseniz, temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz, veya biriniz tuvaletten gelmişseniz, yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin/yahut yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin! Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

  2. Mâide suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 7. ayet. وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِى وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve "işittik, itaat ettik" dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın size olan nimetini, "İşittik ve itaat ettik!" dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O'na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve hatırlayın Allah'ın size olan nimetini ve "İşittik ve itaat ettik" dediğiniz zaman Allah'a karşı kendinizi bağladığınız taahhüdü; Allah'a karşı da sorumluluğunuzun bilincinde olun: Kuşku yok ki Allah kalplerin içini bilir.

    Muhammed Esed

    (Daima) hatırlayın, Allahın size bahşettiği nimetleri ve "Duyduk ve itaat ettik!" dediğinizde Allaha karşı altına girdiğiniz kesin taahhüdü. O halde, Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: şüphe yok ki Allah, (insanların) kalpler(in)de olanı kesinlikle bilir.

    Ahmed Hulusi

    Üzerinizdeki Allah nimetini ve sizi onunla bağladığı sözleşmeyi hatırlayın; hani "İşittik ve itaat ettik" demiştiniz. . . Allah'tan korunun! Muhakkak ki Allah içinizdekilere, onların Esma'sıyla hakikati olarak Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğinizde sizi, kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın. Allah'tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, sinelerin özünde olanı bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve (bir zamanlar) "dinledik ve itaat ettik" dediğinizde, sizi kendisiyle bağladığı O'na olan sözünüzü hatırlayın. Allah'tan korkun. Şüphe yoktur ki Allah, göğüslerde olan (sırr)ı hakkıyla bilir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve sizi onunla yükümlü yaptığı verdiğiniz sözü hatırlayın; "Duyduk ve boyun eğdik!" demiştiniz. Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Kuşkusuz, Allah, içlerinden geçenleri Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın size olan nimetini ve "işittik, itaat ettik" dediğiniz zaman Allah'a karşı altına girdiğiniz taahhüdü hatırlayınız ve Allah'tan sakınınız. Şüphesiz Allah sinelerdekini çok iyi bilir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın üzerinizdeki nimetini ve O'nunla yaptığınız sözleşmeyi hatırlayın: "İşittik ve itaat ettik" demiştiniz. ALLAH'ı dinleyin; ALLAH içinizde olanları biliyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın üzerinizdeki nimetini ve O'nunla yaptığınız sözleşmeyi hatırlayın: 'İşittik ve itaat ettik,' demiştiniz. ALLAH'ı dinleyin; ALLAH içinizde olanları biliyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve "İşittik ve itaat ettik." dediğiniz zaman sizden aldığı sözü unutmayın, Allah'tan korkun; çünkü Allah, bütün sinelerin özünü bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın üzerinizdeki ni'metini ve sizi "işittik, itaat ettik" dediğiniz vakit bağladığı misakını unutmayın, Allahdan korkun, çünkü Allah bütün sinelerin künhünü bilir.

    Erhan Aktaş

    Allah'ın, size olan nimetini ve "İşittik ve itaat ettik." dediğinizde, onunla sizi bağladığı sözünüzü hatırlayın. Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun. Kuşkusuz, Allah göğüslerde olanı gerçeğiyle bilendir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 5:2. ayetin 3. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın, size olan nimetini ve "İşittik ve itaat ettik." dediğinizde, onunla sizi bağladığı sözünüzü hatırlayın. Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun. Kuşkusuz, Allah göğüslerde olanı gerçeğiyle bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 5:
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın, size olan nimetini ve "İşittik ve itaat ettik." dediğinizde, onunla sizi bağladığı sözünüzü hatırlayın. Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz, Allah göğüslerde olanı gerçeğiyle bilendir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğinizde sizi kendisiyle bağladığı misakını anın/anımsayın. Tanrı'dan korkup sakının. Kuşkusuz Tanrı sinelerin özünde olanı bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın, üzerinizdeki ni'metini ve: "Dinledik, itaat etdik" dediğiniz zaman ona andınızı — ki O, sizi onunla bağlamışdır — (unutmayıb) hatırlayın. Allahdan korkun. Şübhe yok ki Allah göğüslerde olan sırrı dahi bilicidir.

    İbni Kesir

    Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini; işittik, itaat ettik, dediğinizde sizi onunla bağlamış olduğu misakını anın. Allah'tan sakının. Muhakkak ki Allah; kalblerdekini bilir.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Ey iman edenler, namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklerine kadar ellerinizi tamamen yıkayın / gusledin, başınızı ve topuklarına kadar ayaklarınızı su temas ettirin / mesh edin, eğer ki cünüp iseniz temizlenin, eğer hasta olursanız veya seferde / yolcu lukta iseniz yahut biriniz tuvaletten / gaytalamaktan geldi ise yahut ta kadınla temas etti ise ve su bulamadı ise, temiz bir toprak parçası ile teyemmüm etsin, yüzlerinizi toprak ile temas ettirin ve ellerinizi onunla temas ettirin, Allah sizin için bir z orluk / haraç dilemez / murat etmez ve fakat sizi n temizlenmenizi ve sizin üzerinizdeki nimetini tamamlamayı diler / murat eder, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Allah’ın üzerinizdeki nimetini (henüz tamamlanmamış) hatırlayın, sizden aldığı ve sizi onunla bağladığı sözleşmenizi hatırlayın, ki siz işittik ve itaat ettik demiştiniz, Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah göğüslerin sahip olduklarını bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın size olan nimetini ve “İşittik, itaat ettik!” dediğinizde sizden aldığı sağlam sözünüzü düşünün, Allah’tan sakının/takvalı olun. Allah, kalplerde olanı çok iyi bilir.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın size olan ni'metini ve O'na verdiğiniz sözü hatırlayın: Hani "İşittik ve ita'at ettik!" demiştiniz. Allah'tan korkun; çünkü Allah, göğüslerin özünü bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın size olan nimetini ve sizinle sözleştiğinde ona verdiğiniz sözü hatırlayın. Hani "Dinledik ve gönülden boyun eğdik!" demiştiniz dipnot 1 . Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Allah içinizde olanı bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir Müslüman her namazda şöyle der: "(Allah'ım!) Kulluğu doğrudan sana yaparız, yardımı doğrudan senden isteriz. Bizi doğru yoluna kabul et; nimet verdiğin kimselerin yoluna; öfkeni hak etmemiş ve sapıtmamış olanların yoluna!" (Fatiha 1/5-7) Böylece Allah'ın istediği teslimiyeti kabul etmiş, "Dinledim ve gönülden boyun eğdim!" demiş oluruz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın size olan nimetini ve sizinle sözleştiği zaman O'na verdiğiniz sözü hatırlayın; hani "İşittik ve itaat ettik" dipnot 1 demiştiniz. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun, çünkü Allah içinizde olanı bilir

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu kavrayanlar, Allah'a içten söz verirler. Bunu gösteren ayet şudur: "Bu elçi, Sahibinden (Rabbinden) kendine indirilen her şeye inanıp güvenmiştir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız." derler. Şunu da derler: "Dinledik ve boyun eğdik! Bağışla bizi ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Dönüp varılacak yer, Senin huzurundur." (Bakara 2/285)

    Şaban Britch

    Allah’ın size olan nimetini ve “İşittik, itaat ettik” dediğinizde sizden aldığı sağlam sözünüzü düşünün, Allah’tan sakının/takvalı olun. Allah, kalplerde olanı çok iyi bilir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın size olan nimetini ve "işittik, itaat ettik" dediğinizde sizi bağladığı sözünü düşünün, Allah'tan korkun, Allah, içinizde olanı bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve sizi bağladığı misakını unutmayın. Hani, "İşittik, boyun eğdik!" demiştiniz. Allah'tan korkun. Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilir.

  3. Mâide suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 8. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ ٱعْدِلُوا۟ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah için şahitlik edenler olarak adaleti titizlikle ayakta tutanlar olun! dipnot 1 Bir topluma (karşı) öfke(niz) sizi adaletsizlik suçuna sevk etmesin! dipnot 2 Adil olun! O (adil davranmak), (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaya daha yakın (bir davranış)tır. dipnot 3 Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:135; Mâide 5:42; En‘âm 6:152; Nahl 16:90; Hucurât 49:9; Mümtehine 60:8
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Mâide 5:2.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet, "doğru şahitliğin" ve "adaletin" toplum için önemine dikkat çekmektedir. Nedeni her ne olursa olsun bir gruba ya da topluluğa duyulan kızgınlığın o kişilere yönelik bir adaletsizliğe sebep olmaması gerekir. Toplumu ayakta tutan en önemli değerlerin başında "adalet" gelir. Yönetimin inanç veya ideoloji temelli değil adalet temelli olması gerekir. Eskilerin ifadesi ile "Devletin dini adalettir."
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesaj: Haşr 59:18.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Allah için, hakkı ayağa kaldırarak adaletin timsali olun ve birilerine olan nefretiniz sizi adaletten sapmaya sevk etmesin! Adil olun, bu Allah'ın koruması altına girmenin en kestirme yoludur: Artık Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! İnsaf ile hakikate şahitlik yaparak Allaha bağlılığınızda sıkı durun; ve herhangi bir kimseye karşı nefretiniz, sizi adaletten sapma günahına itmesin. Adil olun: bu, Allaha karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın olan (davranış)tır. Ve Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Allah için dosdoğru durun, adil şahitler olun. . . Bir topluluğa olan nefretiniz sizi adaletsizliğe sevketmesin! Adil olun, bu anlayış korunmaya daha yakındır. . . Allah'tan korunun! Muhakkak ki Allah tüm fiillerinizi (onların yaratanı olarak) Habiyr'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey îman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adâletle şâhidlik eden kimseler olunuz. Bir kavme karşı olan düşmanlığınız, sizi (haklarında) âdil davranmamaya sevketmesin. Adâletli olun; zira bu, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun; şüphe yoktur ki Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdârdır.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Adaletli tanıklar olarak, Allah'a bağlılığınızda sağlam durun. Bir topluma duyduğunuz öfke, sizi adaletten saptırmasın. Adaletli olun; sorumluluk bilincine en yakın olan budur. Ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olunuz; bu takvanın ta kendisidir. Allah'a isyandan sakınınız. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! ALLAH için adaleti gözeterek tanıklık edin. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın. Adaletli davranın; bu erdemliliğe daha yakındır. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH yaptıklarınızı haber alır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! ALLAH için adaleti gözeterek tanıklık edin. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın. Adaletli davranmak daha erdemlidir. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH yaptıklarınızı haber alır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah için duran (gerekeni yapan) hakimler, adalet örneği şahitler olun! Sakın bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin! Adaletli davranın! Takvaya en yakın olan odur. Allah'tan korkun! Çünkü Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Allah için duran hakimler, adalet nümunesi şahidler olunuz ve sakın bir kavme buğzunuz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adalet edin takvaya en yakın olan odur, Allahdan korkun müttekı olun çünkü Allah her ne yaparsanız habirdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah için gerçeğe bağlı kalmada kararlı olun! Hakkaniyetli tanıklar olun! Bir halka olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe yöneltmesin. Adil olun, bu, takvalı olmaya en uygun olandır. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah için gerçeğe bağlı kalmada kararlı olun! Hakkaniyetli tanıklar olun! Bir halka olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe yöneltmesin. Adil olun, bu, takvalı olmaya en uygun olandır. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah için gerçeğe bağlı kalmada kararlı olun! Adil tanıklar olun! Bir kavme olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe yöneltmesin. Adil olun, bu, takvalı olmaya en uygun olandır. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, adil şahitler olarak, Tanrı için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Tanrı'dan korkup sakının. Kuşkusuz Tanrı yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakda tutan (haakimler, insan) lar, adaletle şahidlik eden (kimse) ler olun. Bir kavme olan kininiz, sizi adalet yapmamanıza sevk etmesin. Adalet yapın ki o, takvaaya çok yakın olandır. Allahdan korkun. Şüphesiz ki Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; adaleti gözeten şahidler olun. Ve bir topluluğa karşı olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adalet edin. Bu, takvaya daha yakındır. Ve Allah'tan korkun. Muhakkak ki Allah; işlediklerinizden haberdardır.

    Mehmet Alagaş

    (8-11) Ey iman edenler, ölçüleri kullanarak / kıstasları kullanarak şahitliğinizi Allah için ayakta tutun, denklik sağlayıcı / adalet sağlayıcı olmayarak, bir topluluğa olan kininiz / buğzunuz, sizi suça / cürüm işlemeye sürüklemesin , adaletli olun, ki o, sakınmaya / takvaya yakındır, Allah’tan sakının, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır . Allah iman edenlere ve düzeltici / salih amel işleyenlere bağışlanmayı ve büyük bir ödülü vaat etmiştir. Ayetlerimizi yalanlayan lar, örtbas edenler / kafirler ise işte onlar c ehennem halkıdırlar, ey iman edenler Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, hani bir kavim kötü bir niyetle size ellerini uzatmıştı, onların elleriniz sizin üzerinizden çekmişti, Allah’tan sakının, müminler Allah’ı vekil tayin etsinler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İman edenler! Allah için adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olun, bu takvaya daha uygundur. Allah’tan sakının/takvalı olun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızın tümünden haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah için adaletle şahidlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, kuşkusuz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah için dik duran ve hakka uygun şahitlik yapan kimseler olun. Bir topluluğa olan nefretiniz, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Siz adil olun! Yanlıştan korunmak için uygun dipnot 1 olan budur. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      akrab (أَقْرَبُ) kelimesi ism-i tefdil değil, sıfat-ı müşebbehe sayılarak anlam verilmiştir. Çünkü ayet dengesiz davranmayı yasaklamaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah için dik duran ve hakça şahitlik yapan kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi dengesiz davranma suçuna sürüklemesin. Siz adil (dengeli) olun; kendinizi korumak için uygun dipnot 1 olan budur. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun. Çünkü Allah, yaptığınız şeyin iç yüzünü bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      akrab(أَقْرَبُ) kelimesi ism-i tefdil değil, sıfat-ı müşebbehe sayılarak anlam verilmiştir. Çünkü ayet dengesiz davranmayı yasaklamaktadır.

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Allah için adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olun, bu takvaya daha uygundur. Allah’tan sakının/takvalı olun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızın tümünden haberdardır.

    Şaban Piriş

    -Ey İman edenler! Allah için adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olun, bu takvaya daha uygundur. Allah'tan korkun, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetleyenler olun! Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun! Bu, takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah'tan sakının. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

  4. Mâide suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 9. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah, iman edip salih ameller işleyenler hakkında, "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur.

    Mehmet Okuyan

    Allah iman edip iyi işler yapanlara bağışlanma ve büyük bir ödül vadetmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, inanan ve ıslah edici iyi işler yapanlara günahlarının affedileceğini ve muhteşem bir ödüle kavuşacaklarını vaad etmiştir.

    Muhammed Esed

    Allah, imana eren ve iyi işler yapanlara günahlarının bağışlanacağını ve büyük bir mükafatın onların olacağ(ını) vaat etmiştir:

    Ahmed Hulusi

    Allah, iman edip imanının gereği fiilleri ortaya koyanlara (şöyle) vadetmiştir: "Onlar için mağfiret ve aziym bir mükafat vardır. "

    Ali Bulaç

    Allah, iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir, onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, iman eden ve salih ameller işleyenlere söz vermiştir, onlara bağışlama ve büyük mükâfaat vardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, inanmış olarak erdemli edimler yapanlara söz vermiştir; onlar için, bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, iman eden ve iyi işler yapanlara günahlarının bağışlanacağını ve büyük bir ödülün onların olacağını vaat etmiştir.

    Edip Yüksel

    ALLAH, Gerçeği onaylayıp iyi işler yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödülü söz verdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH, inanıp iyi işler yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödülü söz verdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, iman edip güzel işler yapanlara, kendilerine hem bağışlanma hem de büyük mükafat olduğuna dair söz verdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah o iyman edib salih amelleri yapan kullarına şöyle va'd buyurdu; Hem mağfiret var onlara hem ecri azim

    Erhan Aktaş

    Allah, iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara söz verdi, onlar için bağışlanma ve büyük bir karşılık vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara söz verdi, onlar için bağışlanma ve büyük bir karşılık vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara söz verdi, onlar için bağışlanma ve büyük bir karşılık vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.

    Gültekin Onan

    Tanrı, inananlara ve salih amellerde bulunanlara vaadetmiştir, onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allah iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlara va'd etdi: Onlar için bir mağfiret ve çok büyük bir mükafat vardır.

    İbni Kesir

    Allah; iman edenlere ve salih amel işleyenlere, mağfiret ve büyük bir ecir vaadetmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (8-11) Ey iman edenler, ölçüleri kullanarak / kıstasları kullanarak şahitliğinizi Allah için ayakta tutun, denklik sağlayıcı / adalet sağlayıcı olmayarak, bir topluluğa olan kininiz / buğzunuz, sizi suça / cürüm işlemeye sürüklemesin , adaletli olun, ki o, sakınmaya / takvaya yakındır, Allah’tan sakının, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır . Allah iman edenlere ve düzeltici / salih amel işleyenlere bağışlanmayı ve büyük bir ödülü vaat etmiştir. Ayetlerimizi yalanlayan lar, örtbas edenler / kafirler ise işte onlar c ehennem halkıdırlar, ey iman edenler Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, hani bir kavim kötü bir niyetle size ellerini uzatmıştı, onların elleriniz sizin üzerinizden çekmişti, Allah’tan sakının, müminler Allah’ı vekil tayin etsinler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, iman edip salih amel işleyenlere mağfiret ve büyük bir mükâfat olduğunu vadetmiştir.

    Süleyman Ateş

    Allah, inanıp iyi işler yapanlara va'detmiştir: Bağışlama ve büyük mükafat onlarındır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara vaat etmiştir: Onlar için hem bağışlanma dipnot 1 hem de büyük bir ödül vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstiğfar, "söz ve davranışla mağfiret talep etmek"tir. Mağfiret ise, Allah'ın, kulunu azaptan korumasıdır (Müfredat). "Başı koruyan zırhlı başlık" anlamındaki "miğfer" kelimesi de aynı köktendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara söz vermiştir. Onlar için hem bağışlanma hem de büyük bir ödül vardır.

    Şaban Britch

    Allah, iman edip salih amel işleyenlere mağfiret ve büyük bir mükâfat olduğunu vaat etmiştir.

    Şaban Piriş

    Allah, iman edip doğruyu yapanlara mağfiret ve büyük bir mükafat olduğunu vaat etmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, inanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlara vaatte bulunmuştur: Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

  5. Mâide suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 10. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkara saplanan ve mesajlarımızı yalanlayanlara gelince: işte onlardır cehennemlik olanlar.

    Muhammed Esed

    ama, hakikati inkara şartlanmış olanlar ve mesajlarımızı yalanlayanlar var ya; işte onlar yakıcı ateşe mahkum olanlardır.

    Ahmed Hulusi

    Hakikati inkar edenlere ve (Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem halkıdır.

    Ali Bulaç

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, onlar da, alevli ateşin halkıdırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; cehennemin yoldaşları, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar cehennemliklerdir.

    Edip Yüksel

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem halkıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem halkıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem sakinleridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Küfredib ayetlerimizi tekzib edenlere de şu: Onlar eshabı cahim

    Erhan Aktaş

    Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince, işte onlar Cehennem'lik kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince, işte onlar Cehennemlik kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnkar edip, ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar Cehennem'lik kimselerdir.

    Gültekin Onan

    Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, onlar da alevli ateşin halkıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Küfredib de ayetlerimizi yalanlayanlar (a gelince:) Onlar da alevli ateşin (cehennemin) yar-ü hemdemidirler.

    İbni Kesir

    Küfür edenler ve ayetlerimizi tekzib edenler, işte onlar, cehennem yaranıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (8-11) Ey iman edenler, ölçüleri kullanarak / kıstasları kullanarak şahitliğinizi Allah için ayakta tutun, denklik sağlayıcı / adalet sağlayıcı olmayarak, bir topluluğa olan kininiz / buğzunuz, sizi suça / cürüm işlemeye sürüklemesin , adaletli olun, ki o, sakınmaya / takvaya yakındır, Allah’tan sakının, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır . Allah iman edenlere ve düzeltici / salih amel işleyenlere bağışlanmayı ve büyük bir ödülü vaat etmiştir. Ayetlerimizi yalanlayan lar, örtbas edenler / kafirler ise işte onlar c ehennem halkıdırlar, ey iman edenler Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, hani bir kavim kötü bir niyetle size ellerini uzatmıştı, onların elleriniz sizin üzerinizden çekmişti, Allah’tan sakının, müminler Allah’ı vekil tayin etsinler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kafir olup da ayetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir.

    Süleyman Ateş

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin halkıdır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimiz karşısında yalana sarılarak dipnot 1 kafirlik edenler /onları görmezlikte direnenler var ya! Onlar da o yakıcı ateşin ahalisidir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kezzebe = كذّب fiili bazı ayetlerde lazım, bazılarında da ba = ب harf-i cerri ile veya doğrudan müteaddidir. Müteaddi olduğu yerlerde "yalanlama" diğerlerinde "çok yalan söyleme" anlamı verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezden gelenler ve ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar var ya; işte onlar cehennem ahalisidir.

    Şaban Britch

    Küfredenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar yakıcı ateşin ehlidir.

    Şaban Piriş

    Küfredenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar yakıcı ateşin ehlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, bunlar cehennemin dostlarıdırlar.

  6. Mâide suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'a karşı gelmekten sakının. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan (şu) nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de onların ellerini sizden çekmişti. dipnot 1 Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Müminler yalnızca Allah'a güvensinler!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın müminlere yönelik Mâide 5:7'de bildirdiği bazı nimetlerine ilave olarak, bu ayette de müminlere yönelik başka bir nimetini hatırlatmaktadır. Başta Hz. Muhammed olmak üzere müminleri ortadan kaldırmak üzere harekete geçen bir topluluğa karşı Allah, müminleri korumuş, düşmanlarının ellerini müslümanların üzerinden çekmelerini sağlamış ve böylece kâfirlerin amaçlarına ulaşmalarına engel olmuştur. Bilindiği gibi İslam'ın ilk yıllarında müşrikler galip, müslümanlar ise mağlup durumdaydı. Bu durumu fırsat bilen müşrikler, devamlı olarak müslümanlara zarar vermeyi, onları öldürmeyi ve mallarını mülklerini yağmalamayı istiyorlardı. Yüce Allah ise İslamiyet etkili olup, müslümanların gücü artıncaya kadar müşriklerin bu emellerine engel olmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Hatırlayın Allah'ın üzerinizdeki nimetini! Hani size bir toplum el uzatmaya kalkışmıştı da, onların elinden sizi kurtarmıştı! Şu halde Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Ve mü'minler artık yalnızca Allah'a güvensinler.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Hatırlayın (düşman) toplumun sizi alt etmek üzere olduğu ve Allahın sizi onların elinden kurtardığı zaman bahşettiği nimetleri. O halde Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: ve iman edenler yalnız Allaha güvensinler.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Üzerinizdeki Allah nimetini hatırlayın. . . Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya (zarar vermeye) niyetlenmişti de, onların ellerini sizden çekmişti. . . Allah'tan korunun! İman edenler, Allah'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin, gereğini yerine getireceğine iman etsinler).

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk, size ellerini uzatmaya yeltenmişti de, (Allah,) onların ellerini sizlerden geri püskürtmüştü. Allah'tan korkup sakının. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey îman edenler! Bir kavmin ellerini size uzatmaya (ve Peygamberi öldürmeye) kalkışıp da, onların ellerini sizden çektiği andaki Allah'ın üzerinizde olan o nimetini hatırlayın. Allah'tan korkun. Mü'minler de yalnız, Allah'a güvensinler.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Bir toplum size el kaldırmaya kalkıştığında, onların elini sizden çekmişti. Ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. İnananlar, artık Allah'a güvensinler.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani bir topluluk size el uzatmaya teşebbüs etmişti de, Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan sakınınız. Müminler sadece Allah'a güvensinler.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! ALLAH'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de onların ellerini sizden çekmişti. ALLAH'ı dinleyin. Gerçeği onaylayanlar ALLAH'a güvensin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! ALLAH'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmağa yeltenmişti de onların ellerini sizden çekmişti. ALLAH'ı dinleyin. İnananlar ALLAH'a güvensin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki o nimetini anın! Hani bir vakit bir topluluk size el uzatmayı kurmuştu da O, bunların ellerini size dokundurmalarını engellemişti. Siz, hep Allah'tan korkun ve mü'minler yalnız Allah'a dayansınlar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Anın Allahın üzerinizdeki o ni'metini ki bir vakıt size bir kavm el uzatmayı kurmuştu da o bunların ellerini size dokunmaktan men'etmişti, siz hep Allaha korunun ve mü'minler yalnız Allaha dayansınlar

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size saldırmayı tasarlamıştı da Allah, onları, size saldırmaktan vazgeçirmişti. Allah'a karşı takvalı olun. Mü'minler, yalnızca Allah'a güvenip yönelsinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size saldırmayı tasarlamıştı da Allah, onları, size saldırmaktan vazgeçirmişti. Allah'a karşı takvalı olun. Mü'minler, yalnızca Allah'a güvenip yönelsinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir toplum size saldırmayı tasarlamıştı da Allah, onları, size saldırmaktan vazgeçirmişti. Allah'a karşı takvalı olun. Mü'minler, yalnızca Allah'a güvenip yönelsinler.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar Tanrı'nın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk size ellerini uzatmaya yeltenmişti de (Tanrı) onların ellerini sizlerden geri püskürtmüştü. Tanrı'dan korkup sakının. İnançlılar yalnızca Tanrı'ya tevekkül etsinler.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allahın, üzerinizdeki ni'metini düşünün. Hani bir gurüh size ellerini uzatmayı kurmuşdu da o, bunların ellerini sizden itib çekmişdi. Allahdan korkun. Mü'minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'ın üzerinize olan nimetini hatırlayın. Hani bir kavim, size el uzatmağa kalkmıştı da, onların ellerini üzerinizden geri çekmişti. Allah'tan sakının. Ve mü'minler, Allah'a tevekkül etsinler.

    Mehmet Alagaş

    (8-11) Ey iman edenler, ölçüleri kullanarak / kıstasları kullanarak şahitliğinizi Allah için ayakta tutun, denklik sağlayıcı / adalet sağlayıcı olmayarak, bir topluluğa olan kininiz / buğzunuz, sizi suça / cürüm işlemeye sürüklemesin , adaletli olun, ki o, sakınmaya / takvaya yakındır, Allah’tan sakının, Allah yaptıklarınızdan haberi olandır . Allah iman edenlere ve düzeltici / salih amel işleyenlere bağışlanmayı ve büyük bir ödülü vaat etmiştir. Ayetlerimizi yalanlayan lar, örtbas edenler / kafirler ise işte onlar c ehennem halkıdırlar, ey iman edenler Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, hani bir kavim kötü bir niyetle size ellerini uzatmıştı, onların elleriniz sizin üzerinizden çekmişti, Allah’tan sakının, müminler Allah’ı vekil tayin etsinler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani bir topluluk size (saldırmak için) elini uzatmıştı da Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan sakının/takvalı olun. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani bir topluluk size ellerini uzatmağa (saldırmaya) yeltenmişti de (Allah) Onların ellerini sizden çekmişti. Alah'tan korkun. Mü'minler Allah'a dayansınlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah'ın üzerinizde olan nimetini hatırlayın; hani bir topluluk dipnot 1 sizi ele geçirip yok etmeye kalkışmıştı da Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Müminler, yalnız Allah'a dayansınlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayeti, bundan sonraki ayetler ve Haşr Suresinin ilk ayetleri ile birlikte okursak, bunların Beni Nadir yahudileri olduğu anlaşılır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah'ın üzerinizde olan nimetini hatırlayın; hani bir gün bir topluluk, içinize elini sokmaya çalıştı da Allah onları engelledi. Siz Allah'tan çekinin ve kendinizi koruyun. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani bir topluluk size (saldırmak için) elini uzatmıştı da Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan sakının/takvalı olun. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani bir topluluk size saldırmaya kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan korkun. Müminler Allah'a güvensinler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya niyet etmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan sakının! Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.