Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının.
Mâide suresi · 57–66. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mâide suresi, 57. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَٱلْكُفَّارَ أَوْلِيَآءَ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının.
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin! dipnot 1 Müminlerseniz Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun!
Siz ey iman edenler! Gerek önceki vahyin mensuplarından, gerekse (vahyi) inkar edenlerden dininizi hafife alan ve inancınızla oynayanları müttefik edinmeyin. Eğer gerçekten inanıyorsanız Allah'a karşı saygılı olun.
Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer gerçek müminler iseniz, inancınızı küçümseyen ve onunla eğlenenleri bunlar ister sizden önce vahiy verilenlerden, isterse (bu vahyin) hakikati(ni) inkar edenlerden olsunlar- dost edinmeyin ve Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun:
Ey iman edenler. . . Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerin, dininizi alay, eğlence konusu edinenlerini ve hakikati inkar edenleri veliler edinmeyin! Eğer iman ehliyseniz Allah'tan korunun!
Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup sakının.
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden olup da, dîninizi alay konusu ve oyuncak edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) îman etmiş kişiler iseniz, Allah'tan korkun.
Ey inanca çağırılanlar! Sizden önce kitap verilenler arasında, dininizi oyun ve eğlence edinenleri ve nankörlük edenleri dost edinmeyin. Ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; eğer inanıyorsanız?
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kafirleri dost edinmeyiniz. Eğer inanıyorsanız Allah'tan sakınınız.
Gerçeği onaylayanlar, sizden önceki kitap halkı ve inkarcılar arasında dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Onaylamış iseniz ALLAH'ı dinlemelisiniz.
İnananlar, sizden önceki kitap halkı ve inkarcılar arasında dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. İnanmış iseniz ALLAH'ı dinlemelisiniz.
Ey iman edenler, ne sizden önce kitap verilenlerden dininizi eğlenceye alıp oyuncak yerine koyanları ne de kafirleri dost tutmayın! Allah'tan korkun, eğer inananlar iseniz.
Ey o bütün iyman edenler! Ne o sizden evvel kitab verilenlerden dininizi eğlence ve oyuncak yerine tutanları ne de diğer kafirleri dost tutmayın, Allahdan korkun eğer mü'minlerseniz
Ey İman Edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve Kafirlerden, dipnot 1 dininizi alay ve eğlenceye alan kimseleri veliler dipnot 2 edinmeyin. Eğer iman etmiş kimselerseniz, Allah'a karşı takvalı olun.
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Kafirlerden dipnot 1 , dininizi alay ve eğlenceye alan kimseleri veliler dipnot 2 edinmeyin. Eğer iman etmiş kimselerseniz, Allah'a karşı takvalı olun.
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve gerçeği yalanlayan nankörlerden, dininizi alay ve eğlenceye alan kimseleri veliler edinmeyin. Eğer iman etmiş kimselerseniz, Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun.
Ey inananlar, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inançlılarsanız Tanrı'dan korkup sakının.
Ey iman edenler, sizden evvel kendilerine kitab verilenlerle kafirlerden dininizi bir eğlence ve bir oyun (yerine) tutanları dostlar (ve üzerinize haakimler) edinmeyin. Allahdan korkun, eğer (Ona) inanmış kimselerseniz.
Ey iman edenler; sizden önce kendilerine kitab verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'min iseniz; Allah'tan korkun.
(57-62) Ey iman edenler, sizden önce kitap verilenler içinden dininizi, eğlence ve oyun haline getirenleri ve kafirleri dost edinmeyin, eğer iman edenler iseniz, Allah’tan sakının. Siz namaza seslendiğinizde, onu eğlence ve oyun haline getiriyorlar, bu onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır. De ki ey kitap ehli, bizden Allah’a iman ettiğimiz, bize indirilene ve bizden önce indirilene iman ettiğimiz için mi nefret ediyorsunuz? Muhakkak ki sizin çoğunuz yoldan çıkmış kimselerdir. De ki Allah katında ceza olarak bundan daha fena / daha şer bir şeyi size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği ve gazap ettiği kimsedir, onlardan maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar oluşturmuştur, mekân olarak ta onlar fena yerdedirler ve yolun orta noktasından sapmışlardır. Si ze geldiklerinde iman ettik derler, kesinlikle aranıza kafir olarak girerler ve o halde de ayrılırlar, onların neyi ağızlarında sakladıklarını en iyi Allah bilir , onların çoğunun günah, kötülük haram yeme / rüşvet yeme üzerine yarış ettiklerini görürsün, yapıyor oldukları şey ne kötüdür.
Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kâfirleri veli edinmeyin. Mümin iseniz ancak Allah'tan sakının/takvalı olun.
Ey inananlar, sizden önce Kitap verilmiş olanlardan ve kafirlerden dininizi eğlence ve oyun yerine koyanları dost tutmayın; inanıyorsanız Allah'tan korkun.
Ey inanıp güvenenler! Sizden önce kitap verilenlerden dininizi hafife alıp eğlenenleri dipnot 1 ve diğer kafirleri veli /yakın dost edinmeyin. İnanıp güveniyorsanız Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının.
Ey inanıp güvenenler, sizden önce kendilerine Kitap verilenler arasından dininizi hafife alıp oyun edinenleri ve ayetleri görmezlikten gelen diğerlerini veli edinmeyin. İnanıp güveniyorsanız Allah'tan çekinin.
Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kâfirleri veli edinmeyin. Müminseniz ancak Allah'tan sakının/takvalı olun.
-Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kafirleri veli edinmeyin. Müminseniz Allah'tan korkun.
Ey iman edenler! Sizden önce kitap verilenlerden ve küfre sapanlardan, dininizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmayın. Eğer inanıyorsanız Allah'tan sakının.
Mâide suresi, 58. ayet. وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ
Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
Salât'a dipnot 1 (ibadete) çağırdığınız zaman onu alay ve oyun edinirler. Bu (davranış), onların düşünmeyen bir toplum olmalarındandır.
Onları salat'a çağırdığınız zaman, onu hafife alırlar ve oyun ederler. Bu, onların kafalarını kullanmayan bir topluluk olduğunu göstermektedir.
Onları namaza çağırdığınızda onu küçümserler ve alaya alırlar- Çünkü onlar akıllarını kullanmayan bir topluluktur.
Salat için ezan okuduğunuzda, ezanı alay ve eğlence edindiler. . . Bu, onların aklını kullanamayan bir güruh olmalarından ötürüdür.
Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır.
Namaza çağırdığınız zaman, onu alay konusu ve oyuncak ediniyorlar. Bu, onların, akıllarını kullanmayan kimseler olmalarındandır.
Namaz için çağrı yaptığınızda, onu, oyun ve eğlence edinirler. Aklını kullanmayan bir toplum oldukları için böyledir.
Namaza çağrıldığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünmeyen bir toplum olmalarındandır.
Salata çağırdığınızda onunla alay edip eğlendiler. Düşünmeyen bir topluluktur onlar.
Namaza çağırdığınızda onunla alay edip eğlendiler. Düşünmeyen bir topluluktur onlar.
Namaz için ezan okuduğunuz zaman, onu bir eğlence ve oyun yerine koyuyorlar. İşte bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.
Namaza ezan okuduğunuz zaman onu bir eğlence ve oyun yerine koyuyorlar, bu işte onların akılları ermez bir güruh olmalarından
Salata dipnot 1 çağrıldığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların kesinlikle aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.
Salata dipnot 1 çağrıldığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların kesinlikle aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.
Salata dipnot 1 çağrıldığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların kesinlikle aklını kullanmayan bir toplum olmalarındandır.
Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu gerçekten onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.
(Ezanla) birbirinizi namaza çağırdığınız zaman (onu) bir eğlence ve bir oyun (mevzuu) edinirler. Bu, kendilerinin hakıykaten akıllarını kullanmaz bir günuh olmalarındandır.
Birbirinizi namaza çağırdığınızda; onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların gerçekten kabul edemez bir topluluk olmalarındandır.
(57-62) Ey iman edenler, sizden önce kitap verilenler içinden dininizi, eğlence ve oyun haline getirenleri ve kafirleri dost edinmeyin, eğer iman edenler iseniz, Allah’tan sakının. Siz namaza seslendiğinizde, onu eğlence ve oyun haline getiriyorlar, bu onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır. De ki ey kitap ehli, bizden Allah’a iman ettiğimiz, bize indirilene ve bizden önce indirilene iman ettiğimiz için mi nefret ediyorsunuz? Muhakkak ki sizin çoğunuz yoldan çıkmış kimselerdir. De ki Allah katında ceza olarak bundan daha fena / daha şer bir şeyi size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği ve gazap ettiği kimsedir, onlardan maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar oluşturmuştur, mekân olarak ta onlar fena yerdedirler ve yolun orta noktasından sapmışlardır. Si ze geldiklerinde iman ettik derler, kesinlikle aranıza kafir olarak girerler ve o halde de ayrılırlar, onların neyi ağızlarında sakladıklarını en iyi Allah bilir , onların çoğunun günah, kötülük haram yeme / rüşvet yeme üzerine yarış ettiklerini görürsün, yapıyor oldukları şey ne kötüdür.
Namaza çağırdığınızda, onu alaya ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmasındandır.
Namaza çağırıldığınız zaman onu eğlence ve oyun yerine koydular. Düşüncesiz bir topluluk oldukları için böyle yaptılar.
Namaz için çağrı yaptığınızda /ezan okuduğunuzda onlar namazı hafife alıp eğlenirler. Bu, onların, aklını kullanmayan bir topluluk olmalarından dolayıdır.
Birbirinizi namaza çağırdığınız zaman onu hafife alıp oyun edinirler. Bu, onların, aklını kullanmayan bir topluluk olmaları sebebiyledir.
Namaza çağırdığınızda, onu alaya ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmasındandır.
Namaza çağırdığınızda, onu alaya ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmasındandır.
Namaza çağırdığınızda onu oyun ve eğlence edindiler. Böyle yaptılar; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.
Mâide suresi, 59. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ هَلْ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلُ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فَٰسِقُونَ
De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz."
(Onlara) şöyle de: "Ey kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandığımız için mi bizden nefret ediyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış kişilersiniz."
De ki: Ey önceki vahyin mensupları! Şimdi biz yalnızca Allah'a, bize ve bizden önce indirilen vahiylere iman ettik diye kusur mu işledik? Çoğunuzun yoldan çıktığı kesin bir gerçektir.
De ki: "Ey geçmiş vahyin izleyicileri! (Yalnız) Allaha ve Allahın hem bize hem bizden öncekilere indirdiğine inandığımız için mi bizde kusur buluyorsunuz? (Yoksa bu, sadece) çoğunuzun sapkınlığından mı(dır)?"
De ki: "Ey hakikat bilgisi verilmiş olanlar, yalnızca hakikatimiz olan Allah'a, bize inzal olunana ve daha önce inzal olunana iman ettiğimiz için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Sizin ekseriyetiniz, yoldan çıkmışlardır!"
De ki: "Ey Kitap Ehli, yalnızca Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilene inanmamız ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?"
(Onlara) şöyle de: Ey kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış (fâsık) kimselersiniz.
De ki: "Ey kitap halkı! Yalnızca Allah'a ve hem bize indirilene hem de daha önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Zaten aslında, çoğunuz yoldan çıkmıştır!"
De ki: Ey Kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize ve bizden daha önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış insanlarsınız.
De: "Kitaplılar! ALLAH'ı, bize indirileni ve önceki indirilenleri onayladık diye mi yoldan çıkmış olan çoğunluğunuzla bize karşı nefret besliyorsunuz?"
De: 'Kitaplılar! ALLAH'a, bize indirilene ve önceki indirilenlere inandık diye mi yoldan çıkmış olan çoğunluğunuzla bize karşı nefret besliyorsunuz?'
De ki: "Ey kitap verilenler, siz yalnızca Allah'a inanmamızdan; bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan, bir de çoğunuz doğru yoldan çıkmış olduğunuzdan dolayı bizden hoşlanmıyorsunuz."
De ki ey Ehli kitab siz sırf şunun için bizden hoşlanmıyorsunuz: Biz Allaha iyman ettiğimiz gibi hem kendimize indirilene hem daha evvel indirilmiş olana iyman etmekteyiz, sizin ise ekseriniz fasıksınız.
De ki: "Ey Kitap Ehli! Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden nefret ediyorsunuz? Kuşkusuz, çoğunuz fasıksınız."
De ki: "Ey Kitap Ehli! Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden nefret ediyorsunuz? Kuşkusuz, çoğunuz fasıksınız. dipnot 1 "
De ki: "Ey Kitap Ehli! Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden nefret ediyorsunuz? Kuşkusuz, çoğunuz fasıklarsınız." dipnot 1 .
De ki: "Ey kitap ehli, yalnızca Tanrı'ya, bize indirilene ve önceden indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? (Oysa) Sizin çoğunuz fasıktır.
De ki: "Ey ehl-i kitab, sizin bizden hoşlanmayışınız (ın sebebi) Allaha (inandığımızdan) ve bize indirilenlerle daha evvel indirilenlere iman etdiğimizden ve sizin bir çoğunuzun da faasık kimseler olduğunuzdan başka (bir şey) değildir".
De ki: Ey Ehl-i Kitab; bizden hoşlanmayışınız, ancak Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere inanmamızdan ve sizin bir çoğunuzun da fasık kimseler olmanızdandır.
(57-62) Ey iman edenler, sizden önce kitap verilenler içinden dininizi, eğlence ve oyun haline getirenleri ve kafirleri dost edinmeyin, eğer iman edenler iseniz, Allah’tan sakının. Siz namaza seslendiğinizde, onu eğlence ve oyun haline getiriyorlar, bu onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır. De ki ey kitap ehli, bizden Allah’a iman ettiğimiz, bize indirilene ve bizden önce indirilene iman ettiğimiz için mi nefret ediyorsunuz? Muhakkak ki sizin çoğunuz yoldan çıkmış kimselerdir. De ki Allah katında ceza olarak bundan daha fena / daha şer bir şeyi size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği ve gazap ettiği kimsedir, onlardan maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar oluşturmuştur, mekân olarak ta onlar fena yerdedirler ve yolun orta noktasından sapmışlardır. Si ze geldiklerinde iman ettik derler, kesinlikle aranıza kafir olarak girerler ve o halde de ayrılırlar, onların neyi ağızlarında sakladıklarını en iyi Allah bilir , onların çoğunun günah, kötülük haram yeme / rüşvet yeme üzerine yarış ettiklerini görürsün, yapıyor oldukları şey ne kötüdür.
De ki: Ey Ehl-i Kitap! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene iman ettiğimiz için mi bizi yadırgıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış kimselersiniz.
De ki: "Ey Kitap ehli, Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa sizin çoğunuz yoldan çıkmıştır."
De ki: Ey ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar! Bize kin gütmenizin sebebi; bizim Allah'a, bize indirilene, daha önce indirilene inanıp güvenmiş olmamız ve sizin çoğunuzun da yoldan çıkmış olmanızdan başka ne olabilir ki?
De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 Sizin bizi yadırgamanızın sebebi, bizim Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inanıp güvenmemizden başka nedir? Sizin çoğunuz yoldan çıkmış fasıklarsınız."
De ki: Ey kitap ehli! Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilene iman etmemizden ve çoğunuzun fasıklar olduğuna inanmamızdan dolayı mı bizden hoşlanmıyorsunuz?
De ki: -Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene iman etmemizden ve çoğunuzun fasıklar olmasından dolayı mı bizden hoşlanmıyorsunuz?
De ki: "Ey Ehlikitap! Sadece şunun için bizden hoşlanmıyorsunuz: Allah'a, bize indirilene, daha önce indirilene inanmışız. Doğrusu şu ki, sizin çoğunuz yoldan sapmış olanlardır."
Mâide suresi, 60. ayet. قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ ٱلْقِرَدَةَ وَٱلْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَ أُو۟لَٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır."
De ki: "Allah katında yeri bundan daha (feci olan asıl) kötülüğü size bildireyim mi? Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiği, aralarından (ahlaken âdeta) maymunlar, dipnot 1 domuz (gibi olan)lar ve Tağut (azgın) denen müşrik(ler var ya) yeri en kötü olan ve doğru yoldan tamamen sapanlar işte bunlardır."
De ki: Allah katında, bunlardan daha beter bir cezayı hak edenleri size söyleyeyim mi? Onlar Allah'ın lanet ve gazabına uğrayanlardır; şeytani güçlere kul oldukları için maymuna ve hınzıra benzettikleridir. En şerli konumda bulunanlar ve doğru yoldan en çok sapanlar işte bunlardır.
De ki: "Allah katında bunlardan daha şiddetli bir cezayı hak edenleri size söyleyeyim mi? Onlar, Allahın lanetledikleridir; onlar Allahın gazap ettikleridir ve şeytani güçlere taptıkları için Allahın maymuna ve domuza çevirdikleridir: Bunlar durumu en kötü olanlar ve doğru yoldan (alaya alıcılardan) daha fazla sapanlardır".
De ki: "Allah indinde, yapageldiklerinin karşılığı ne kadar kötüdür, bu konuda size haber vereyim mi? Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiğidir o kimse! (Allah) onları maymunlar (düşünmeden taklitle yaşayanlar), domuzlar (şehevi zevkleri için yaşayanlar) ve tağuta (şeytana - vehmine - dürtülerine) tabi olarak yaşayanlar haline dönüştürmüştür! İşte bunlardır mekanı en kötü olanlar ve yolun ortasından sapanlar!
De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."
De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lânetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve tâğuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan en çok sapmış olan kimselerdir.
De ki: "Allah'ın katında kesinleşmiş bir ceza olarak, bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve öfkesine uğrattığı kimselerdir. Ve katışıksız dini kirletmek için uğraşanlara hizmet etikleri için, maymuna ve domuza çevirdikleridir. İşte onlar, yeri en kötü olanlar ve belirlenmiş yoldan en çok sapanlardır!" dipnot 106
De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır.
De: "ALLAH katında bundan daha kötü bir durumu size bildireyim mi? ALLAH kime lanet ve gazap ederek maymunlar, domuzlar, azgınların ve küstahların kulları haline sokmuşsa, işte o kimseler yer bakımından daha kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır. dipnot 1
De: 'ALLAH katında bundan daha kötü bir durumu size bildireyim mi? ALLAH kime lanet ve gazap ederek maymunlar, domuzlar, putperestler haline sokmuşsa, işte o kimseler yer bakımından daha kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.
De ki: "Allah yanında cezaca bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın la'net ettiği, gazabına uğrattığı, kendilerini maymunlara ve domuzlara dönüştürdüğü kimselerle Tağut'a tapanlar, işte bunlar, yerleri en kötü yer olan ve doğru yoldan en çok sapanlardır."
Deki: Size Allah yanında cezaca ondan daha fenasını haber vereyim mi? O kimseler ki Allah kendilerine la'net etmiş, gadabına uğratmış, onlardan maymunlar, hınzirler ve taguta tapanlar yapmış, işte bunlar mevkı'ce daha fena ve düz yoldan daha sapgındırlar
De ki: "Allah'ın katında ceza olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın lanet ettiği, gazabına uğrattığı ve onlardan maymunlar, dipnot 1 domuzlar dipnot 1 ve tağuta dipnot 2 kulluk eden kimseler yapmışsa, işte bunlar, durumları bakımından en kötü olan ve doğru yoldan sapmış olanlardır."
De ki: Allah'ın katında ceza olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın lanet dipnot 1 ettiği, gazabına uğrattığı ve onlardan maymunlar dipnot 2 , domuzlar dipnot 2 ve tağuta dipnot 3 kulluk eden kimseler yapmışsa, işte bunlar, durumları bakımından en kötü olan ve doğru yoldan sapmış olanlardır.
De ki: Allah'ın katında ceza olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın lanet ettiği, gazabına uğrattığı ve onlardan maymunlar, domuzlar yaptığı dipnot 1 ve tağuta dipnot 2 kulluk eden kimseler, işte bunlar, durumları bakımından en kötü olan ve doğru yoldan sapmış olanlardır.
De ki: "Tanrı katında 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Tanrı'nın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazaplandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; İşte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."
De ki: "Allah katında bir ceza olmak bakımından bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allahın la'net ve aleyhinde gazab etdiği, içlerinden maymunlar, domuzlar yaptığı kimselerle şeytana tapanlardır ki işte bunların mevkii daha kötü ve dümdüz yoldan daha sapıkdır".
De ki: Allah katında bundan daha kötü bir cezanın bulunduğunu size haber vereyim mi? O kimse ki; Allah ona la'net etmiş, aleyhine gazab etmiş ve onlardan maymunlar, domuzlar ve Tağut'a kullar kılmıştır. İşte onlar; yer bakımından en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.
(57-62) Ey iman edenler, sizden önce kitap verilenler içinden dininizi, eğlence ve oyun haline getirenleri ve kafirleri dost edinmeyin, eğer iman edenler iseniz, Allah’tan sakının. Siz namaza seslendiğinizde, onu eğlence ve oyun haline getiriyorlar, bu onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır. De ki ey kitap ehli, bizden Allah’a iman ettiğimiz, bize indirilene ve bizden önce indirilene iman ettiğimiz için mi nefret ediyorsunuz? Muhakkak ki sizin çoğunuz yoldan çıkmış kimselerdir. De ki Allah katında ceza olarak bundan daha fena / daha şer bir şeyi size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği ve gazap ettiği kimsedir, onlardan maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar oluşturmuştur, mekân olarak ta onlar fena yerdedirler ve yolun orta noktasından sapmışlardır. Si ze geldiklerinde iman ettik derler, kesinlikle aranıza kafir olarak girerler ve o halde de ayrılırlar, onların neyi ağızlarında sakladıklarını en iyi Allah bilir , onların çoğunun günah, kötülük haram yeme / rüşvet yeme üzerine yarış ettiklerini görürsün, yapıyor oldukları şey ne kötüdür.
De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lânet ettiği, gazapta bulunduğu, kendilerinden maymunlar ve domuzlar kıldığı ve tağuta kulluk eden kimse. İşte onlar yeri en kötü ve de doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.”
De ki: "Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim(ler)e la'net ve gazab etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.
De ki: Allah katında bundan daha kötü konumda olanları size bildireyim mi? Onlar Allah'ın öfkelendiği, dışladığı; kimini maymun, kimini de domuz gibi yaptığı kimseler dipnot 1 ile tağutlara dipnot 2 boyun eğenlerdir. İşte bunlar daha kötü konumda ve doğru yoldan daha da sapmış olanlardır."
De ki "Allah katında cezası daha kötü olanları size bildireyim mi? Allah'ın dışladığı (lanetlediği), gazabına uğrattığı, kimini maymunlara, kimini domuzlara çevirdiği kimseler ve bir de azgınlara kul olanlar var ya, işte onların durumu daha kötüdür. Onlar, doğru yoldan iyice sapmışlardır."
De ki: Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi? Allah kime lanet eder ve ona gazap ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve tağuta ibadet edenler kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en sapık olanlardır.
Allah katında bundan daha kötü bir musibet bulunduğunu size haber vereyim mi? de, -Allah kime lanet eder, ve ona gazap ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en sapık olanlardır.
De ki: "Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Allah'ın lanetlediği, üzerine gazap indirdiğidir o. Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha şaşkın olanlar."
Mâide suresi, 61. ayet. وَإِذَا جَآءُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُوا۟ بِٱلْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا۟ بِهِۦ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا۟ يَكْتُمُونَ
(Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde, size geldiklerinde "İnandık" dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.
Size geldiklerinde (yanınıza) inkârla girip yine inkârla çıktıkları hâlde "İnandık!" derler. dipnot 1 (Oysa) Allah onların içlerinde gizlemiş oldukları şeyleri çok iyi bilendir.
Onlar sana geldiklerinde "inandık" derler; oysa ki onlar gerçekte inkarla gelirler ve yine onunla ayrılırlar. Fakat Allah onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.
Onlar, sana geldiklerinde, "İnanıyoruz!" derler: Oysa, aslında hakikati inkar niyeti ile gelirler ve aynı şekilde ayrılırlar. Ama Allah, onların gizlediği her şeyin farkındadır.
Size geldiklerinde "İman ettik" dediler. . . Gerçekte ise (yanınıza) inkarla girip, yine onunla çıkmışlardır. . . Allah gizlemekte olduklarını, yaptıklarını yaratan olarak daha iyi bilir.
Size geldiklerinde: "İnandık" derler. Oysa onlar inkarla girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.
Yanınıza inkârla girip yine inkârla çıktıkları halde size geldiklerinde «inandık» derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.
Size geldiklerinde, "İnandık!" derler. Oysa nankörler olarak girmişler ve aynı biçimde çıkmışlardır. Allah, gizlediklerini zaten bilir.
Yanınıza inkarla girip inkarla çıktıkları halde, size geldiklerinde,"inandık" derler. Allah, gizlediklerini daha iyi bilmektedir.
Size geldiklerinde, "Gerçeği onayladık" dediler. Oysa yanınıza inkarlarıyla girip inkarlarıyla çıkmışlardı. Onların gizlediklerini ALLAH daha iyi biliyor.
Size geldiklerinde, 'İnandık,' dediler. Oysa yanınıza inkarlarıyla girip inkarlarıyla çıkmışlardı. Onların gizlediklerini ALLAH daha iyi biliyor.
Size geldiklerinde: "Biz inandık." derler. Oysa yanınıza kafir girmiş kafir çıkmışlardır. Allah ise onların neler sakladıklarını kendilerinden daha iyi bilir.
Size geldiklerinde de "amenna" derler, halbuki kafir girmişler kafir çıkmışlardır, neler ketmediyor idiklerini ise Allah kendilerinden daha iyi bilir
Onlar, size geldiklerinde, "İman ettik." dediler. Oysaki onlar, yanınıza küfürle girdiler, küfürle çıktılar. Allah, gizledikleri şeyi en iyi bilendir.
Onlar, size geldiklerinde, "İman ettik." dediler. Oysaki onlar, yanınıza küfürle girdiler, küfürle çıktılar. Allah, gizledikleri şeyi en iyi bilendir.
Onlar, size geldiklerinde, "İman ettik." dediler. Oysaki onlar, yanınıza küfürle geldiler, küfürle döndüler. Allah, gizledikleri şeyi daha iyi bilir.
Size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Tanrı, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.
Size geldikleri zaman "iman etdik" derler. Halbuki onlar muhakkak küfr ile girmişler, yine muhakkak onunla çıkmışlardır. Allah onların neler gizlemekde olduklarını çok iyi bilendir.
Size geldiklerinde; iman ettik, derler. Halbuki onlar, küfür ile girmişler ve onlar yine onunla çıkmışlardır. Ve Allah; gizlemekte olduklarını çok daha iyi bilir.
(57-62) Ey iman edenler, sizden önce kitap verilenler içinden dininizi, eğlence ve oyun haline getirenleri ve kafirleri dost edinmeyin, eğer iman edenler iseniz, Allah’tan sakının. Siz namaza seslendiğinizde, onu eğlence ve oyun haline getiriyorlar, bu onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır. De ki ey kitap ehli, bizden Allah’a iman ettiğimiz, bize indirilene ve bizden önce indirilene iman ettiğimiz için mi nefret ediyorsunuz? Muhakkak ki sizin çoğunuz yoldan çıkmış kimselerdir. De ki Allah katında ceza olarak bundan daha fena / daha şer bir şeyi size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği ve gazap ettiği kimsedir, onlardan maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar oluşturmuştur, mekân olarak ta onlar fena yerdedirler ve yolun orta noktasından sapmışlardır. Si ze geldiklerinde iman ettik derler, kesinlikle aranıza kafir olarak girerler ve o halde de ayrılırlar, onların neyi ağızlarında sakladıklarını en iyi Allah bilir , onların çoğunun günah, kötülük haram yeme / rüşvet yeme üzerine yarış ettiklerini görürsün, yapıyor oldukları şey ne kötüdür.
Size geldiklerinde: "İman ettik" derler. Oysa yanınıza kâfir olarak girmiş ve yine kâfir olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah çok iyi bilir.
(Onlar) size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa küfürle (yanınıza) girmişler, yine onunla (yanınızdan) çıkmışlardır. Allah onların (içlerinde) gizlediklerini daha iyi bilir.
Size geldiklerinde "İnanıp güvendik" derler, oysa yanınıza kafir girer, kafir çıkarlar. Allah onların ne gizlediklerini çok iyi bilir.
Size geldiklerinde "İnanıp güvendik" derler, oysa kafir girerler, kafir çıkarlar. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.
Size geldiklerinde: İman ettik, derler, oysa yanınıza kâfir olarak girmiş ve yine kâfir olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah çok iyi bilir.
Size geldiklerinde: -İman ettik, derler, oysa yanınıza kafir olarak girmiş ve yine kafir olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.
Size geldiklerinde "İnandık!" derler. Gerçekte ise küfürle girmiş, yine onunla çıkmışlardır. Neler saklıyor olduklarını Allah daha iyi bilir.
Mâide suresi, 62. ayet. وَتَرَىٰ كَثِيرًا مِّنْهُمْ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
Onların çoğunun günahta, saldırganlıkta ve haramilikte yarıştıklarını görürsün; yaptıkları şey pek fenadır.
Onların çoğunun, günah işlemede, gaddarca davranmada ve her kötülüğü boğazlarına indirmekte birbirleriyle yarıştıklarını görebilirsin. Yaptıkları şey ne kadar kötüdür.
Onlardan çoğunun Allah'a karşı suça meyilli; düşmanlıkta ve haram yemekte süratli gittiklerini görürsün. . . Yapmakta oldukları ne kadar da kötüdür!
Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
Onların çoğunun, suç işlemek, düşmanlık ve açgözlülükle yutmak için, birbirleriyle yarıştıklarını görürsün; ne kötü bir şey yapıyorlar.
Onların çoğunun günah işlemede, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsünüz. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
Onların çoğunu günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte koşuşurken görürsün. Yaptıkları ne kötü!
Onların çoğunu günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte koşuşurken görürsün. Yaptıkları ne kötü!
Onlardan birçoğunun, günaha girmek, haksızlık yapmak ve haram yemek için sür'at yarışı yaptıklarını görürsün. Yaptıkları ise ne kötü!
Onlardan bir çoğunu görürsün ki günaha girmek, zulmetmek ve haram yemekte sür'at yarışı yaparlar, her halde ne fena yaparlar
Ve onlardan pek çoğunun, günah işlemede, düşmanlık yapmada ve suht dipnot 1 yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kadar kötüdür!
Ve onlardan pek çoğunun, günah işlemede, düşmanlık yapmada ve suht dipnot 1 yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kadar kötüdür!
Ve onlardan pek çoğunun, günah işlemede, düşmanlık yapmada ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kadar kötüdür!
Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Onlardan bir çoğunu görürsün ki günah (işlemek) de, düşmanlık (yapmak) da ve haram yemeklerinde birbiriyle sür'at koşusu yaparlar. İşlemekde oldukları şey elbet ne kadar kötü!..
Onlardan bir çoğunu görürsün ki; günaha, haksızlığa ve haram yemeye koşuşurlar. İşledikleri şey; gerçekten ne kötüdür.
(57-62) Ey iman edenler, sizden önce kitap verilenler içinden dininizi, eğlence ve oyun haline getirenleri ve kafirleri dost edinmeyin, eğer iman edenler iseniz, Allah’tan sakının. Siz namaza seslendiğinizde, onu eğlence ve oyun haline getiriyorlar, bu onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır. De ki ey kitap ehli, bizden Allah’a iman ettiğimiz, bize indirilene ve bizden önce indirilene iman ettiğimiz için mi nefret ediyorsunuz? Muhakkak ki sizin çoğunuz yoldan çıkmış kimselerdir. De ki Allah katında ceza olarak bundan daha fena / daha şer bir şeyi size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği ve gazap ettiği kimsedir, onlardan maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar oluşturmuştur, mekân olarak ta onlar fena yerdedirler ve yolun orta noktasından sapmışlardır. Si ze geldiklerinde iman ettik derler, kesinlikle aranıza kafir olarak girerler ve o halde de ayrılırlar, onların neyi ağızlarında sakladıklarını en iyi Allah bilir , onların çoğunun günah, kötülük haram yeme / rüşvet yeme üzerine yarış ettiklerini görürsün, yapıyor oldukları şey ne kötüdür.
Onların çoğunu günah işlemede, düşmanlık etmede ve haram yemede yarışırken görürsün, yaptıkları ne kötüdür!
Onlardan çoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür!
Onlardan çoğunun günah işleme, düşmanlık etme ve haram yeme konusunda yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür!
Göreceksin; onlardan çoğu günah, düşmanlık ve haram yeme yarışına gireceklerdir. Yaptıkları işler ne kötüdür.
Onların çoğunu günah işlemede, düşmanlık etmede ve haram yemede yarışırken görürsün, yaptıkları ne kötüdür!
Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koştuklarını görürsün, yaptıkları ne kötüdür!
Onların birçoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede yarıştıklarını görürsün. Ne kötüdür o yapmakta oldukları!
Mâide suresi, 63. ayet. لَوْلَا يَنْهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ عَن قَوْلِهِمُ ٱلْإِثْمَ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ
Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Kendilerini Rabbe adayanlar ve din âlimleri, günah olan sözleri söylemek ve haram yemekten onları engelleseydi (sakındırsaydı) ya! dipnot 1 İşledikleri (fiiller) ne kötüdür!
Onların din adamları ve hahamları, onları günahkarca düşüncelerden ve haram yemekten alıkoysalardı ya? İşledikleri şey ne kötüdür.
Neden onların din adamları ve hahamları onları günahkarca iddialardan ve her türlü kötülüğü boğazlarına indirmekten alıkoymadılar? Ortaya koydukları şey ne kadar kötüdür!
Rabbaniler ve Ahbar (Maide:44'te açıklandı) onları Allah'a karşı suç olanları söylemekten ve haram yemekten engelleseler ya. . . Onların yapıp üretmekte oldukları ne kötüdür!
Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür!
Kendisini Efendisine adamış olanlar ve dini uğraş edinenler, suç olan şeyler söylemekten ve açgözlülükle yutmaktan, onları neden alıkoymadılar; ne kötü davranıyorlar.
Din adamları ve alimleri, onları günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri ne kötüdür!
Hahamları ve din adamları onları bu günah sözleri söylemekten, haram yemekten menetmeli değil miydi? İşledikleri ne fena!
Hahamları ve din adamları onları bu günah sözleri söylemekten, haram yemekten menetmeli değil miydi? İşledikleri ne fena!
Bari Allah dostları ve bilginleri, onları yalan söylemekten ve haram yemekten alıkoysaydılar. Ne kötü bir sanata alışmışlar!
Bari Rabbaniyyun ve Ahbar bunları günah söylemekten ve haram yemekten nehyetseler! Ne fena san'ate alışmışlar
Rabbanilerin dipnot 1 ve ahbarın; dipnot 2 günah söz söylemekten ve suht dipnot 3 yemekten sakındırmaları gerekmez miydi? Yaltaklanmaları ne kötüdür.
Rabbanilerin dipnot 1 ve ahbarın dipnot 2 ; günah söz söylemekten ve suht dipnot 3 yemekten sakındırmaları gerekmez miydi? Yaltaklanmaları ne kötüdür.
Rabbanilerin ve ahbarın; dipnot 1 günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırmaları gerekmez miydi? Yaltaklanmaları ne kötüdür.
Bilgin-yöneticileri (rabbaniyun) ve yüksek-bilginleri (ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Bari bilginleri, fakıyhleri onları günah söylemelerinden ve haram yemelerinden vaz geçirmiye çalışsalardı ya. Her halde yapmakda oldukları bu (san'at) ne kadar kötü!
Rabb'a kul olanlar ve bilginler; onları günah söylemelerinden ve haram yemelerinden vazgeçirmeye çalışmalı değiller miydi? Yapmakta oldukları şey gerçekten ne kötü.
(63-64) Keşke, ruhbanlar ve alimler, günah söz söylemelerinden ve rüşvet yemekten onları alıkoysalardı, üretiyor oldukları şey ne kötüdür. Yahudiler Allah’ın eli bağlı / tutuk dediler, asıl onların elleri bağlandı ve dedikleri dolayısıyla lanetlendiler , bilakis O’ nun iki eli de açıktır, istediği şekilde harcama yapar, rabbinden sana indirilen nedeniyle onların çoğunun taşkınlığı ve küfrü artacaktır, onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin bıraktık / buğz bıraktık, her defasında harp için ateşi tutuştursalar Allah o ateşi söndürdü / itfa iye etti. Arzda bozgunculuk için koşuştururlar, Allah bozgunculuk edenleri sevmez.
Rabbânî âlimler ve hahamların onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Rabbanilerin ve hahamların, onları günah söz söylemekten, haram yemekten menetmeleri gerekmezmiydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
Kendilerini Rablerinin yoluna adayanlar dipnot 1 ve ilim adamları, günah olan sözler söylemekten ve haram yemekten men etseler olmaz mı? Bunların becerdikleri (!) şey ne kötüdür.
Din adamları dipnot 1 ve bilginleri, bunların günah söz söylemelerini ve haram yemelerini yasaklasalardı olmaz mıydı? Onları ne kötü yetiştiriyorlar dipnot 2 !
Rabbani alimler ve ruhbanların onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Ruhbanları ve hahamları onları, günah oluşturan sözlerinden, haram yemekten alıkoysalardı olmaz mıydı? Ne kötüdür onların sınaat/teknoloji olarak üretmekte oldukları.
Mâide suresi, 64. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا۟ بِمَا قَالُوا۟ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَآءُ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ كُلَّمَآ أَوْقَدُوا۟ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا ٱللَّهُ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ
Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur'an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.
Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır (sıkıdır)!" dediler. Dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lanet olasıcalar! Aksine (Allah'ın) iki eli dipnot 1 de açıktır; dilediği şekilde verir. Şüphesiz ki sana Rabbinden indirilen (mesajlar), çoğunun azgınlığı ve küfrünü artıracaktır. Aralarına, kıyamet gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kin bıraktık. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. dipnot 2 (Böyleyken yine de) onlar, yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır!" dediler; sıkılaştı elleri ve bu düşüncelerinden dolayı rahmetten dışlandılar. Aksine O'nun iki eli de sonsuzca açıktır, (lutfunu) dilediği gibi dağıtır. Fakat Rabbinden sana indirilen, onların küstahça azgınlığını ve inatçı inkarlarını daha da artıracaktır. Ve Biz onların arasına Kıyamet Günü'ne kadar sürecek olan kin ve nefret tohumları saçmışızdır. Ne zaman savaş ateşi yaksalar Allah onu söndürür; zira onlar yeryüzünde çürüme ve yozlaşmayı yaymak için çırpınırlar, Allah ise çürüme ve yozlaşmaya neden olanları sevmez.
Yahudiler, "Allahın eli sıkıdır" derler. Sıkı olan onların elidir: Ve bu iddialarından dolayı (Allah tarafından) lanetlenmişlerdir. Tersine, Onun elleri sonuna kadar açıktır: O, (lütfunu) dilediği gibi dağıtır. Ama (ey Peygamber,) Rabbin tarafından sana indirilen her şey, onların çoğunun kibirli küstahlıklarında ve hakikati inkarda daha inatçı yapacaktır. Böylece biz, Kitab-ı Mukaddesin takipçileri arasına Mahşer Gününe kadar (sürecek) kin ve nefret tohumları saçtık: ne zaman savaş ateşi yaksalar Allah onu söndürür; ve onlar yeryüzünde yozlaşmayı ve çürümeyi arttırmak için ellerinden geleni yaparlar: Allah ise yozlaşmaya ve çürümeye yol açanları sevmez.
Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. . . Söyledikleri kendilerinde açığa çıktı, kendi elleri bağlandı ve lanetlendiler! Bilakis, Allah'ın iki eli de açıktır; dilediğince bağışlamaya devam ediyor! Andolsun ki, Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun inkar ve tuğyanını (isyan ile haddini aşmayı) arttırır! Onların arasına kıyamet sürecine kadar düşmanlık ve nefret duygusu yerleştirdik! Her ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürdü. . . (Gene de) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. . . Allah inançları saptırma peşinde koşanları sevmez.
Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkarlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır (sıkıdır), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah'ın iki elleri açıktır,dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler, şöyle dediler: "Allah'ın eli sıkıdır!" Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır! O'nun, iki eli de açıktır; dilediği gibi yardım eder. Efendinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve nankörlüğünü artırır. Bu yüzden, Yeniden Yaratılış Günü'ne dek, aralarına düşmanlık ve nefret saldık. Savaş için ne zaman bir ateş yaksalar, Allah, onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuk yapmak için uğraşırlar. Oysa Allah, bozgunculuk yapanları sevmez.
Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır/cimridir" dediler. Hay, dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lanet olasılar! Bilakis, Allah'ın elleri açıktır/cömerttir, dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler "ALLAH'ın eli bağlı" dedi. Aslında elleri bağlı olanlar kendileri. Söylediklerinden ötürü lanetlendiler. Halbuki O'nun iki eli de açık olup dilediği gibi harcamakta. Efendinden sana indirilenler çoğunun azgınlığını ve inkarını arttıracak. Diriliş Gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için ateş yaksalar ALLAH onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuk yapmak için dolaşırlar. ALLAH ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler 'ALLAH'ın eli bağlı,' dedi. Aslında elleri bağlı olanlar kendileri. Halbuki O'nun iki eli de açık olup dilediği gibi harcamakta. Rabbinden sana indirilenler çoğunun azgınlığını ve inkarını arttıracak. Diriliş Gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için ateş yaksalar ALLAH onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuk yapmak için dolaşırlar. ALLAH ise bozguncuları sevmez.
Bir de Yahudiler: "Allah'ın eli bağlıdır." dediler ve dedikleri yüzünden elleri bağlandı ve la'netlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, dilediği gibi nimet veriyor. Andolsun ki, sana Rabbinden indirilenler, onlardan birçoğunun azgınlığını küfrünü artıracaktır. Bununla birlikte, aralarına kıyamete kadar sürecek olan bir düşmanlık ve kin bıraktık. Her ne zaman savaş için bir ateş tutuşturdularsa, Allah onu söndürdü. Onlar yeryüzünde bozgunculuk için koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
Bir de Yehudiler "Allahın eli bağlı" dediler ve dedikleriyle elleri bağlandı ve mel'un oldular, hayır onun iki eli de açık dilediği gibi bahşediyor, celalim hakkı için sana rabbından indirilen onlardan bir çoğunun tuğyanını ve küfrünü arttıracaktır, maamafih biz onların arasına kıyamete kadar sürecek buğz ve adavet bıraktık, her ne zaman harb için bir yangın tutuşturdularsa Allah onu söndürdü, hep yer yüzünde fesad için koşarlar, Allah ise müfsidleri sevmez
O Yahudiler, dipnot 1 "Allah'ın eli bağlıdır. dipnot 2 " dediler. Böyle söylemelerinden dolayı elleri bağlandı ve söyledikleri yüzünden lanetlendiler. Oysaki O'nun iki eli de açıktır. dipnot 3 Nasıl dilerse öyle infak dipnot 4 eder. Yemin olsun ki sana Rabb'inden indirilen şey onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de aralarına kıyamet gününe kadar düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Savaş için ateş yaktıkları her seferinde Allah onu söndürdü. Yeryüzünde bozgunculuk için koşuşuyorlar. Ve Allah bozguncuları sevmez.
O Yahudiler dipnot 1 , "Allah'ın eli bağlıdır. dipnot 2 " dediler. Böyle söylemelerinden dolayı elleri bağlandı ve söyledikleri yüzünden lanetlendiler. Oysaki O'nun iki eli de açıktır. dipnot 3 Nasıl dilerse öyle infak dipnot 4 eder. Yemin olsun ki sana Rabb'inden indirilen şey onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de aralarına Kıyamet Günü'ne kadar düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Savaş için ateş yaktıkları her seferinde Allah onu söndürdü. Yeryüzünde bozgunculuk için koşuşuyorlar. Ve Allah bozguncuları sevmez.
O Yahudiler dipnot 1 , "Allah'ın eli bağlıdır. dipnot 2 " dediler. Böyle söylemelerinden dolayı elleri bağlandı ve lanetlendiler. Oysaki O'nun iki eli açıktır. dipnot 3 Nasıl dilerse öyle infak dipnot 4 eder. Yemin olsun ki sana Rabb'inden indirilen şey onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de aralarına Kıyamet Günü'ne kadar düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Savaş için ateş yaktıkları her seferinde Allah onu söndürdü. Yeryüzünde bozgunculuk için koşuşuyorlar. Ve Allah bozguncuları sevmez.
Yahudiler, "Tanrı'nın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse (öyle) infak eder. Andolsun, rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Tanrı onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Tanrı ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler: "Allahın eli bağlıdır (sıkıdır)" dediler. Hay kendi elleri bağlanası ve söyledikleri (bu söz) den dolayı mel'un olası (insanlar)! Hayır, (Allahın) iki eli de açıkdır. Nasıl dilerse öyle infaak eder O. Rabbinden sana indirilen (ayetler), onlardan bir çoğunun, andolsun ki, azgınlığını, gavurluğunu artıracak. (Bununla beraber) biz onların arasına kıyaamet gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kin bırakdık. Onlar ne zaman harb için bir ateş tutuşdurdularsa Allah onu söndürdü (kendilerini daima yeniltiye uğratdı). Yer yüzünde hep fesadcılığa koşarlar onlar. Allah ise fesada olanları sevmez.
Yahudiler dediler ki: Allah'ın eli bağlıdır. Böyle dediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın, la'net olsun. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse öyle infak eder. Rabbından sana indirilen; andolsun ki, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfürünü artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek kin ve nefret saldık. Savaş için ateşi ne zaman körükleseler; Allah, onu söndürür. Ve yeryüzünde fesada koşarlar. Allah, ise fesadçıları sevmez.
(63-64) Keşke, ruhbanlar ve alimler, günah söz söylemelerinden ve rüşvet yemekten onları alıkoysalardı, üretiyor oldukları şey ne kötüdür. Yahudiler Allah’ın eli bağlı / tutuk dediler, asıl onların elleri bağlandı ve dedikleri dolayısıyla lanetlendiler , bilakis O’ nun iki eli de açıktır, istediği şekilde harcama yapar, rabbinden sana indirilen nedeniyle onların çoğunun taşkınlığı ve küfrü artacaktır, onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin bıraktık / buğz bıraktık, her defasında harp için ateşi tutuştursalar Allah o ateşi söndürdü / itfa iye etti. Arzda bozgunculuk için koşuştururlar, Allah bozgunculuk edenleri sevmez.
Yahudiler: "Allah’ın eli bağlıdır/sıkıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü elleri bağlandı ve onlara lanet edildi! Oysa Allah’ın her iki eli de açıktır, nasıl dilerse verir. Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.
Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır (Allah cimridir)". dediler. Kendi elleri bağlandı ve söyledikleri sözden ötürü la'netlendiler. Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz onların aralarına ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. (Onlar) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah da bozguncuları sevmez.
Yahudiler "Allah'ın eli sıkı" dediler dipnot 1 . Elleri bağlanasıcalar! Böyle dedikleri için dışlandılar. Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır; nasıl kural koymuşsa ona göre verir. Rabbinin sana indirdiği, onlardan birçoğunun azgınlığını ve kafirliğini artırır. Aralarına, kıyamet /mezardan kalkış dipnot 2 gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret sokmuşuzdur. Ne zaman bir savaş ateşi tutuştursalar Allah onu söndürür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk için uğraşırlar. Allah bozguncuları sevmez.
Yahudiler "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Sıkı olan onların elidir. Böyle dedikleri için dışlandılar (lanetlendiler). Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır; nasıl tercih ederse öyle verir. Rabbinin sana indirdiği, onlardan birçoğunun azgınlığını ve kafirliğini artıracaktır. Onların arasına, (mezardan) kalkış gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret sokmuşuzdur. Ne zaman bir savaş ateşi tutuştursalar Allah söndürür. Onlar kurulu (doğal) düzeni bozmak için çaba gösterirler. Allah, bozguncuları sevmez.
Yahudiler: Allah’ın eli sıkıdır, dediler. Söylediklerinden ötürü elleri bağlanası ve lanet olasılar! Oysa Allah’ın her iki eli de açıktır, nasıl dilerse verir. Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.
Yahudiler: - Allah'ın eli sıkıdır, dediler. Böyle dedikleri için elleri bağlandı ve lanete uğradılar. Oysa Allah'ın elleri açıktır, nasıl dilerse sarfeder. Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.
Yahudiler dediler ki: "Allah'ın eli bağlıdır." Kendi elleri bağlandı/elleri bağlanasıcalar! Söylemiş oldukları yüzünden lanetlendiler. Söylediklerinin aksine, Allah'ın iki eli de alabildiğine açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur. İnan olsun ki, Rabbinden sana indirilen, küfür ve taşkınlık yönünden onları iyice azdıracaktır. Onların arasına, ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve nefret atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürür de onlar yeryüzünde yine bozgunculuğa koşarlar. Ama Allah, bozguncuları sevmez.
Mâide suresi, 65. ayet. وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَٰهُمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.
Kitap ehli iman edip takvâlı (duyarlı) olsalardı, dipnot 1 elbette onların (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere koyardık.
Eğer önceki vahyin mensupları iman etmiş ve sorumluluk bilinciyle hareket etmiş olsalardı, kesinlikle onların kötülüklerini örter ve kendilerini sonsuz nimetler diyarı cennetlere koyardık.
Eğer Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri (gerçek) inanca ve Allaha karşı sorumluluk bilincine ulaşmış olsalardı, Biz gerçekten onların (geçmiş) kötülüklerini siler ve onları nimet bahçelerine sokardık;
Eğer, önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olup (bunu değerlendiremeyenler), iman edip, (şirkten) korunsaydı, elbette onların kötülüklerini siler ve onları Naim cennetlerine koyardık.
Eğer, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık.
Eğer ehli kitap iman edip (kötülüklerden) sakınsalardı, herhalde (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere sokardık.
Kitap halkı inansaydı ve sorumluluk bilinci taşısalardı, kesinlikle kötülüklerini örter ve nimet cennetlerine yerleştirirdik.
Eğer kitap ehli iman edip kötülüklerden sakınsalardı, elbette kötülüklerini örter ve onları naim cennetlerine koyardık.
Kitap halkı gerçeği onaylayıp erdemli davransa günahlarını örterek onları bol nimetli bahçelere yerleştirirdik.
Kitap halkı inanıp erdemli davransa günahlarını örterek onları bol nimetli bahçelere yerleştirirdik.
Eğer kitap verilenler iman edip Allah'tan korksalardı, şüphesiz onların kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere koyardık.
Eğer ehli kitab iyman etselerdi Allah'tan korksalardı şübhesiz kabahatlerini kefaretler ve kendilerini na'ım cennetlerine koyardık
Eğer Kitap Ehli de iman edip takva sahibi olsaydı, kötülüklerini örter, dipnot 1 nimet dolu Cennetlere koyardık.
Eğer Kitap Ehli de inanıp takva sahibi olsaydı, kötülüklerini örter dipnot 1 , nimet dolu Cennetlere koyardık.
Eğer Kitap Ehli de inanıp takva sahibi olsaydı, kötülüklerini örter, nimet dolu Cennetlere koyardık.
Eğer kitap ehli inanıp sakınsaydı, elbette onların kötülüklerini örter (kefferna) ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık.
Eğer ehl-i kitab iman edip de (fesadcılıkdan, bozğunculukdan) sakınalardı onların kötülüklerini her halde örter ve onları her halde ni'meti bol cennetlere sokardık.
Eğer Ehl-i Kitab, iman edip de sakınsalardı; kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.
(65-66) Şayet kitap halkı, iman etse ve sakınsaydı, kesinlikle onların günahlarını (devamlılık içeren günahlar , seyyie) örtbas ederdik, onları naîm cennetlerine sokardık, şayet Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine ne indirildiyse onu, ayakta tutabilselerdi, üstlerinden ve ayaklarının altlarından yerlerdi, onlardan orta yolu tutan bir toplum var, onların çoğunluğu ise ne kötü amel ediyorlar. Ey Resul, sana Rabbinden indirileni bildir, eğer ki yapmazsan, O’nun mesajlarını bildirmemiş olursun, Allah seni insanlardan koruyacaktır, muhakkak ki Allah, kafir topluluğa rehberlik etmez / onları yola iletmez. Deki Ey kitap ha lkı, Tevrat’ı, İncil’i ve size Rabbinizden ne indirildiyse onu ayağa kaldırmadığınız sürece herhangi bir şey üzre değilsiniz, Rabbinden sana indirilen ise onların çoklarının taşkınlığını ve küfrünü artıracaktır / ziyadeleştirecektir, kafir topluluk için tasalanma.
Eğer Ehl-i Kitap, iman edip Allah’tan sakınsaydı/ takvalı olsaydı, onların kötülüklerini örter ve onları Naîm Cennetleri'ne sokardık.
Eğer Kitap ehli inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, onların kötülüklerinden geçerdik ve onları ni'meti bol cennetlere sokardık.
Ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar inanıp güvenseler ve yanlışlardan sakınsalardı, elbette onların kötü işlerini örter ve onları nimetlerle dolu cennetlere sokardık dipnot 1 .
Eğer Ehl-i Kitap dipnot 1 inanıp güvense ve kendilerini (büyük günahlardan) korusalardı , günahlarını dipnot 2 bağışlar, onları nimetlerle dolu cennetlere sokardık.
Kitap ehli; iman edip, Allah’tan sakınsalardı/ takvalı olsalardı, onların kötülüklerini örter ve onları Naîm Cennetlerine sokardık.
Kitap ehli; iman edip, Allah'tan korksalardı, kötülüklerini örter ve onları nimet cennetlerine koyardık.
Eğer Ehlikitap, iman edip korunsaydı, onların kötülüklerini mutlaka örter ve kendilerini bol nimetli cennetlere mutlaka sokardık.
Mâide suresi, 66. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِم مِّن رَّبِّهِمْ لَأَكَلُوا۟ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِم مِّنْهُمْ أُمَّةٌ مُّقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ سَآءَ مَا يَعْمَلُونَ
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür!
Onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'ı) tam olarak uygulasalardı, şüphesiz ki hem üstlerinden hem de ayaklarının altından (verilen pek çok nimet) yerlerdi. dipnot 1 Onlardan aşırılığa kaçmayan bir topluluk vardır; dipnot 2 (fakat) çoğunun yaptıkları ne kötüdür!
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rableri tarafından indirilenleri uygulamış olsalardı, gökten ve yerden gelen tüm nimetlerden yararlanırlardı. Onlardan doğru, adil bir yol tutturanlar var. Çoğuna gelince: ne berbat şeyler yapıyorlar!
eğer onlar Tevrata, İncile ve Rableri tarafından kendilerine indirilmiş olan bütün (vahiy)lere uymuş olsalardı, gökyüzünün ve yerin tüm nimetlerinden yararlanırlardı. Onların bir kısmı doğru bir yol tutarlar; çoğuna gelince, yaptıkları ne kötüdür onların!
Şayet onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara inzal olunanı değerlendirip gereğini uygulasalardı, elbette fevklerinden ve ayaklarının altından gelen (manevi ve maddi alemlerden alacakları) nimetlerle yaşarlardı! Onlardan ümmet-i mukteside (hepsinin hakkını veren) var; ama çoğu ne kötü işler yapıyor!
Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür!
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an’ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı). Onlardan aşırılığa kaçmayan (iktisatlı, mutedil) bir zümre vardır; fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!
Tevrat'ı, İncil'i ve Efendilerinden kendilerine indirileni uygulasalardı, yukarıdan ve aşağıdan sunular göreceklerdi. Aralarında, aşırı olmayan bir topluluk da vardır. Oysa onların çoğunluğu, ne kötü bir şey yapıyorlar.
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rabblerinden onlara indirileni doğru dürüst uygulasalardı, elbette hem üstlerinden/gökten hem de ayaklarının altlarından/yerden yerlerdi. Onlardan aşırılığa kaçmayan bir zümre vardır, fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!
Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirilenleri uygulasalardı onları baştan ayağa nimetlere boğardık. İçlerinde ılımlı bir toplum varsa da çoğu kötülük işlemekte.
Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirilenleri uygulasalardı onları baştan ayağa nimetlere boğardık. İçlerinde ılımlı bir toplum varsa da çoğu kötülük işlemekte.
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni doğruca uygulasalardı, hem üstlerinden hem de ayaklarının altlarında olanlardan yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet de yok değil; fakat çoğu ne kötü işler yapıyorlar!
eğer onlar Tevratı ve İncili ve Rabları tarafından kendilerine sair indirileni doğru tutsalardı elbette hem üstlerinden yerlerdi hem ayaklarının altından, içlerinden mu'tedil bir ümmet yok değil, lakin çoğu ne kötü işler yapıyorlar
Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerinden hem de ayaklarının altından dipnot 1 yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid dipnot 2 bir topluluk var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.
Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerinden hem de ayaklarının altından dipnot 1 yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid dipnot 2 bir topluluk var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.
Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerinden hem de ayaklarının altından dipnot 1 yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid dipnot 2 bir toplum var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.
Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine rablerinden indirileni ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından [sayısız nimeti] yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.
Bir de eğer onlar Tevratı, İncili ve Rablerinden kendilerine indirilen (Kur'anın hükümlerin) i dosdoğru tutsalar (tatbik ve icra etseler) di muhakkak ki hem üstlerinden, hem ayaklarının altından yiyeceklerdi. (Her taraflarından Allahın ni'metlerine gark olacaklardı). İçlerinde iktisatçı (mutedil, tarafsız, yahud iktisad bilgisine vakıf) bir zümre de vardır. Onlardan bir çoğunun yapmakda oldukları ise ne kadar kötüdür.
Eğer onlar; Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rabblarından indirilmiş olanı dosdoğru tutsalardı; muhakkak ki hem üstlerinden, hem de ayaklarının altlarından yiyeceklerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır. Onlardan bir çoğunun yapmakta oldukları şey ise ne kötüdür.
(65-66) Şayet kitap halkı, iman etse ve sakınsaydı, kesinlikle onların günahlarını (devamlılık içeren günahlar , seyyie) örtbas ederdik, onları naîm cennetlerine sokardık, şayet Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine ne indirildiyse onu, ayakta tutabilselerdi, üstlerinden ve ayaklarının altlarından yerlerdi, onlardan orta yolu tutan bir toplum var, onların çoğunluğu ise ne kötü amel ediyorlar. Ey Resul, sana Rabbinden indirileni bildir, eğer ki yapmazsan, O’nun mesajlarını bildirmemiş olursun, Allah seni insanlardan koruyacaktır, muhakkak ki Allah, kafir topluluğa rehberlik etmez / onları yola iletmez. Deki Ey kitap ha lkı, Tevrat’ı, İncil’i ve size Rabbinizden ne indirildiyse onu ayağa kaldırmadığınız sürece herhangi bir şey üzre değilsiniz, Rabbinden sana indirilen ise onların çoklarının taşkınlığını ve küfrünü artıracaktır / ziyadeleştirecektir, kafir topluluk için tasalanma.
Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı gereğince uygulasalardı üstlerinden ve ayakları altından (rızıklarını) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet varsa da bir çoğunun yapmakta oldukları pek kötüdür.
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, muhakkak ki üstlerinde(ki ağaçların meyvelerinde)n ve ayaklarının altın(daki ürünler)den yerlerdi. İçlerinde tutumlu (ılımlı) bir ümmet var, ama onlardan çoğu, ne kötü işler yapıyorlar?
Eğer onlar; Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) dipnot 1 uygulasalardı, üstlerinden ve altlarından gelecek nimetler içinde yüzerlerdi. Aralarında doğru yolda olan bir toplum var ama çoğunluğunun yaptığı ne kötüdür!
Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni dipnot 1 uygulasalardı, üstlerinden ve altlarından nimetlere boğulurlardı. Aralarında dengeli davranan bir toplum(ümmet) vardır ama onlardan çoğunun davranışı ne kötüdür!
Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı gereğince uygulasalardı üzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır, fakat onların çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.
Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'an'ı gereğince uygulasalardı üzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır, fakat onların çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirilmiş olanı gerektiği şekilde uygulasalardı elbetteki hem üstlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı. İçlerinde orta yolu izleyen bir topluluk var. Ama onların çoğunluğunun yapmakta olduğu ne kadar da kötü!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.