Mâide suresi

Mâide suresi, 107. ayet

Mâide suresi, 107. ayet. فَإِنْ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسْتَحَقَّآ إِثْمًا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْأَوْلَيَٰنِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعْتَدَيْنَآ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

fein `uŝira `alâ ennehüme-steḥaḳḳâ iŝmen feâḫarâni yeḳûmâni meḳâmehümâ mine-lleẕîne-steḥaḳḳa `aleyhimü-l'evleyâni feyuḳsimâni billâhi leşehâdetünâ eḥaḳḳu min şehâdetihimâ veme-`tedeynâ. innâ iẕel lemine-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 104–110 · surenin 107. ayeti / 120

Konu Gereksiz soru sormamak; uydurulan adaklar; vasiyette şahitlik Mâide 101–108 3

  1. Mâide 104

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygamber'e gelin" denildiğinde onlar, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter" derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?

  2. Mâide 105

    Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.

  3. Mâide 106

    Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin ederler.

  4. 107

    (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.

  5. Mâide 108

    Bu (usul), şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.

  6. Mâide 109

    Allah'ın, peygamberleri toplayıp "siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?" diyeceği, onların da, "Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin" diyecekleri günü hatırlayın.

  7. Mâide 110

    O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu, ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

107. “Eğer o ikisinin” yani şahitlik eden kimselerin, karineler yolu ile yalan söylediklerine ve hainlik ettiklerine delâlet edecek bazı hususlara binaen “bir günah kazandıkları anlaşılırsa” o takdirde “haksızlığa uğrayanlardan (ölüye) en yakın iki kişi onların yerine geçer.” Yani ölenlerin yakınlarından iki kişi şahitlik yapsınlar ve bunlar da ölene en yakın kimselerden olsunlar. “Bizim şahitliğimiz o iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur” yani onlar yalan söylediler, değişiklik yaptılar, hainlik ettiler “haksızlık da yapmadık. Yoksa” eğer zulmeder, haksızlık yapar ve hak olmayan bir şahitlikte bulunacak olursak “muhakkak zalimlerden oluruz, diye Allah adına yemin ederler.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer o ikisine yemin ettirildikten sonra yapmış oldukları yeminlerinde ve şahitliklerinde yalancı oldukları veya hainlikleri ortaya çıkarsa o zaman ölen kimseye yakın olan iki akrabası hak olanı yerine getirmek için şahitlik ya da yemin ederler. Bu iki akraba yemin ederek, o iki kişi hakkında onların yalancı ve hain olduklarına dair yaptığımız şahitlik onların yaptığı şahitlikten ve yalan yere yemin etmelerinden daha doğrudur derler. Biz yalan yere yemin etmedik. Eğer biz yalan yere şahitlik yaparsak o zaman Allah'ın sınırlarını aşan zalimlerden oluruz.

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنْ fein eğer
  2. عُثِرَ usira anlaşılırsa kök: عثر
  3. عَلَىٰٓ ala
  4. أَنَّهُمَا ennehuma onların
  5. ٱسْتَحَقَّآ stehakka işledikleri kök: حقق
  6. إِثْمًۭا ismen bir günah kök: اثم
  7. فَـَٔاخَرَانِ fe aharani başka iki kişi kök: اخر
  8. يَقُومَانِ yekumani geçer kök: قوم
  9. مَقَامَهُمَا mekamehuma onların yerine kök: قوم
  10. مِنَ mine
  11. ٱلَّذِينَ ellezine kendisine
  12. ٱسْتَحَقَّ stehakka haksızlık edilenlerden kök: حقق
  13. عَلَيْهِمُ aleyhimu onların üzerine
  14. ٱلْأَوْلَيَـٰنِ l-evleyani daha layık kök: ولي
  15. فَيُقْسِمَانِ fe yuksimani yemin ederler kök: قسم
  16. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  17. لَشَهَـٰدَتُنَآ leşehadetuna mutlaka bizim şahidliğimiz kök: شهد
  18. أَحَقُّ ehakku daha doğrudur kök: حقق
  19. مِن min
  20. شَهَـٰدَتِهِمَا şehadetihima onların şahidliğinden kök: شهد
  21. وَمَا ve ma
  22. ٱعْتَدَيْنَآ a'tedeyna biz (hakka) tecavüz etmedik kök: عدو
  23. إِنَّآ inna yoksa biz elbette
  24. إِذًۭا izen o zaman
  25. لَّمِنَ lemine oluruz
  26. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimlerden kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عثر (2 geçiş)

    Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş)

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne…

  • Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bunların (iki şahidin) günah işledikleri anlaşılırsa, haklarına tecavüz edilen (mağdur durumdaki)lerden diğerlerinin yerine geçecek çok daha uygun başka iki kişi onların yerini alır. (Bu iki kişi) "Doğrusu bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur; biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik; aksi takdirde biz de elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Mustafa İslamoğlu

Ama bu iki şahidin sonradan bu tür bir günah işledikleri ortaya çıkarsa, bu iki kişinin hakkını çiğnediği taraftan başka iki kişi onların yerini alır ve Allah adına şöyle yemin eder: "Bizim şahitliğimiz ötekilerin şahitliğinden daha doğrudur, zira biz hakka tecavüz etmedik; eğer böyle yaparsak bu kez de zalim biz olmuş oluruz."

Muhammed Esed

Ama sonradan bu iki (şahid)in (bu) günahı işledikleri ortaya çıkarsa, bu iki kişi tarafından hakları gasbedilenler arasından başka iki kişi onların yerini alacak ve Allah adına şöyle yemin edecekler: "Bizim şahitliğimiz öteki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur ve biz hak ve adalet sınırlarını aşmadık yoksa zalimler arasına girmiş olurduk!"

Ahmed Hulusi

Eğer o iki şahidin geçmişte bir yalan söylediği bilinirse, bunların yerine, karşısında bulundukları taraftan daha evla iki kişi geçer (ve): "Bizim şahitliğimiz o iki şahidin şahitliğinden elbette daha haktır. . . Biz haddi de aşmadık; yoksa o takdirde zalimlerden olurduk" diye Allah adına yemin ederler.

Ali Bulaç

Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Ali Özek ve heyeti

Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılırsa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılardan) iki kişi onların yerini alır ve «Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz» diye Allah'a yemin ederler.

Ali Rıza Safa

O iki kişinin suç işledikleri anlaşılırsa, hakkı olanlardan yakın iki kişi, onların yerine geçerek, Allah'a, şöyle yemin etsinler: "Bizim tanıklığımız, onların tanıklığından kesinlikle daha doğrudur. Biz, sınırı aşmadık. Yoksa kesinlikle haksızlık yapanlar arasında oluruz!"

Bayraktar Bayraklı

Bu şahitlerin sonradan yalan söyleyerek bir günah kazandıkları anlaşılırsa, haklarına şahitlerin tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan mirasçılardan iki kişi onların yerini alır ve "Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz kimsenin hakkına tecavüz etmeyeceğiz, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Edip Yüksel

Tanıkların taraflı olduğu anlaşılırsa, önceki tanıkların haksızlığına uğrayan taraftan iki tanık onların yerine geçer ve ALLAH adına şöyle yemin ederler: "Tanıklığımız diğer ikisinin tanıklığından daha doğrudur. Biz sapmayacağız; yoksa zalim oluruz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tanıkların taraflı olduğu anlaşılırsa, önceki tanıkların haksızlığına uğrayan taraftan iki tanık onların yerine geçer ve ALLAH adına şöyle yemin ederler: 'Tanıklığımız diğer ikisinin tanıklığından daha doğrudur. Biz sapmayacağız; yoksa zalim oluruz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer bu şahitlerin bir günah işledikleri anlaşılırsa o vakit tercihe şayan olan bu iki kişinin yerine, bunların aleyhlerinde bulundukları karşı taraftan iki şahit dikilir, bunlar da şöyle yemin ederler: "Vallahi bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik, aksi halde şüphesiz zalimlerden oluruz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer bunların bir vebale müstehıkk olduklarına vukuf hasıl edilirse o vakıt ercah olan bu ikinin yirine bunların aleyhlerinde bulundukları mukabil taraftan diğer iki kişi dikilir şöyle yemin ederler: "billahı bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur ve hakkı tecavüz etmedik, şübhesiz o takdirde zalimlerden oluruz"

Erhan Aktaş

Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Gültekin Onan

Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Tanrı'ya yemin ederler.

Hasan Basri Çantay

Eğer o iki (şahid) aleyhinde — (bu hususda) muhakkak bir vebale hak kazanmış (şahidlikde hıyanet etmiş) olduklarına (dair — bir) ıttıla haasıl edilirse o vakit, kendilerine hak terettüb eden (haksızlığa uğrayan mirasçılar) dan iki kişi ki onlar buna daha layık, (ölüye de) daha yakındırlar — öbürlerinin yerlerine geçerler. Binaen'aleyh "Vallahi bizim şahidliğimiz (yeminimiz) o iki kişinin şahidliğinden (yemininden) daha doğrudur. Biz (hakıykatı çiğneyib) aşmadık. Çünkü bu takdirde muhakkak ki zaalimlerden oluruz" diye Allaha yemin ederler.

İbni Kesir

Şayet onların aleyhinde gerçekten bir vebale hak kazanmış oldukları ortaya çıkarsa; onların aleyhlerine hak iddia ettikleri iki kişi, bunların yerine geçer. Ve; bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur, biz haddi aşmadık, o takdirde biz, doğrusu zalimlerden oluruz, diye Allah'a yemin ederler.

Mehmet Alagaş

(106-108) Ey iman edenler, aranızdan birine ölüm hazırlığı, vasiyet vakti geldiğinde aranızdan iki adet denklemeyi / adaleti bilen kişi ile aranızda şahitlik edin, eğer yeryüzünde yolculuktaysanız sizin dışınızdaki birilerinden iki kişiyi şahit edinin, ölüm musibeti size nasip olursa, namazdan sonrasına kadar şahitleri alıkoyun, eğer kuşkulanırsanız, her ikisine de Allah adına yemin ettirin, “ akrabalarımız dahi olsalar şahitliği az bir pahaya satmayız, Allah’ın şahitliğini ağızımızda saklamayız muhakkak ki biz günah karlardan oluruz” yeminini etsinler, bu ikisinin günah gerçekleştirdikleri anlaşılırsa, bunların aleyhine olan taraftan diğer iki kişi kalkar ikisinin yerine geçer ve Allah için şöyle yemin ederler, “bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha gerçektir, herhang i bir şekilde haksızlık etmedik, aksi durumda muhakkak ki biz zalimlerdeniz” derler. Bu (mağdurlar arasından iki şahit belirlemek) şahitliğin aslına uygun yapılmasına daha yakın olan çaredir / yoldur yahut yemin etmelerinin sonrasında yeminlerinin reddedilmesi korkusunu gideren bir çaredir, Allah’tan sakının ve işitin, Allah yoldan çıkan kavmi yola iletmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Eğer sonradan) o ikisinin (yalan söyleyerek) günaha düştükleri belli olursa, ölenin yakınlarından diğer iki kişi onların yerine geçerler ve; “Bizim şahitliğimiz, bu ikisinin (yalancı) şahitliğinden (kabul olma hususunda) daha geçerlidir. Biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Süleyman Ateş

Eğer onların bir günah işledikleri (yalan söyleyip hakkı gizledikleri) anlaşılırsa; (o iki şahidin), haklarına tecavüz etmek istediği kimselerden (mirasçılardan, ölüye yakınlıklarından ve durumu daha iyi bildiklerinden dolayı şahidliğe) daha layık olan iki kişi, onların yerine geçer. Allah'a (şöyle) yemin ederler: "Mutlaka bizim şahidliğimiz, onların şahidliğinden daha doğrudur, biz (hakka) tecavüz etmedik, yoksa biz elbette zalimlerden oluruz" (derler).

Süleymaniye Vakfı

Şahitlerin günaha girdikleri anlaşılırsa, mağdur ettikleri taraftan /ölünün yakınlarından şahitlik etmeye en uygun iki kişi şahitlerin yerine geçip şöyle yemin ederler: "Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkına girmiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer şahitlerin, dalavereyle hak yiyecekleri sezilirse, haklarını yemek istedikleri kişilerden ikisi onların yerine geçsin, şöyle yemin etsinler: "Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz."

Şaban Britch

Eğer o ikisinin günaha düştükleri belli olursa, ölenin yakınlarından diğer iki kişi onların yerine geçerler ve “bizim şahitliğimiz, bu ikisinin (yalancı) şahitliğinden (kabul olma hususunda) daha geçerlidir. Biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Şaban Piriş

Eğer o ikisinin günaha düştükleri belli olursa, ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve "bizim şahitliğimiz, bu ikisinin şahitliğinden daha doğrudur ve haksızlık yapmıyoruz, eğer haksızlık yaparsak o zaman zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer onların bir günah işledikleri kesinlikle anlaşılırsa o zaman, tercih edilmiş olan bu ikisinin yerine bunların aleyhinde bulundukları taraftan iki kişi geçerek şöyle yemin ederler: "Allah şahit olsun ki bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur. Biz hiçbir haksızlık yapmadık. Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

However, if it is found out, that they have willfully uttered false evidence while on oath, they are replaced by others who claim lawful right to the deceased estate. They are sworn that their evidence is more consistent with fact than that given by the other two men, "whom", they say, "we do not falsely accuse of perjury nor do we give false evidence lest we would be wrongful of actions".

Abdul Haleem

If it is discovered that these two are guilty [of perjury], two of those whose rights have been usurped have a better right to bear witness in their place. Let them swear by God, ‘Our testimony is truer than theirs. We have said nothing but the truth, for that would make us wrongdoers’:

Abdullah Yusuf Ali

But if it gets known that these two were guilty of the sin (of perjury), let two others stand forth in their places,- nearest in kin from among those who claim a lawful right: let them swear by Allah: "We affirm that our witness is truer than that of those two, and that we have not trespassed (beyond the truth): if we did, behold! the wrong be upon us!"

Abul A'la Maududi

Then if it is discovered later that the two are guilty of such sin, then two others shall stand in their place from among those against whom the two had sinfully deposed, and swear by Allah: 'Our testimony is truer than the testimony of the other two, and we have not transgressed in our statement; for then indeed we would become wrong-doers.'

Aisha Bewley

If it then comes to light that the two of them have merited the allegation of wrongdoing, two others who have the most right to do so should take their place and swear by Allah: ‘Our testimony is truer than their testimony. We have not committed perjury. If we had we would indeed be wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

If then it gets known that these two had been guilty of sin, let two others stand forth in their places, nearest in kin from among those who claim a lawful right. Let them swear by Allâh (saying): "We affirm that our testimony is truer than that of both of them, and that we have not trespassed (the truth), for then indeed we should be of the wrong-doers."

Ali Quli Qarai

But if it is found that both of them were guilty of a sin, then two others shall stand up in their place from among those nearest in kinship to the claimants and swear by Allah: ‘Our testimony is surely truer than their testimony, and we have not transgressed, for then we would indeed be among the wrongdoers. ’

Amatul Rahman Omar

But if it be discovered that these two have become guilty of sin, then let two others stand in their place from among those (heirs) against whom the (former) two (witnesses) who were in a better position (to give true evidence) are sinfully deposed, and the two (latter witnesses) swear by Allâh (saying), `Surely, our testimony is truer than the testimony of those two and we have not exceeded the bounds of justice (in bearing the evidence) for, in that case, we shall certainly be of the wrongdoers. '

Arthur John Arberry

But if it be discovered that both of them have merited the accusation of any sin, then two others shall stand in their place, these being the nearest of those most concerned, and they shall swear by God, 'Our testimony is truer than their testimony, and we have not transgressed, for then we would assuredly be among the evildoers. '

Bijan Moeinian

If the witnesses are found to be guilty of this same sin, then choose two witnesses among those who were the victims to their false testimony. The latter should say: "By Lord our testimony is the whole truth and, if we lie, we will be among the unjust people in the sight of God."

E. Henry Palmer

But if it shall be lit upon that they too have deserved the imputation of sin, then let two others stand up in their place with those who think them deserving of the imputation, the nearest two in kin, and they shall both swear by God, 'Indeed, our testimony is truer than the testimony of those two, and we have not transgressed, for then we should surely be of the unjust:'

Edip-Layth

In case it is noticed that they were biased, then two others belonging to the discriminated party shall take their place. They should swear by God, "Our testimony is more truthful than their testimony, and if we transgress, then we are of the wicked."

George Sale

But if it be discovered that the two witnesses are guilty of sin, then two others shall take their place from amongst those against whom the former two witnesses -- who were in a better position to give true evidence -- had deposed, and the two latter witnesses shall swear by Allah, saying, 'Surely our testimony is truer than the testimony of the former two, and we have not been unfair in any way; for then, indeed, we should be of the unjust. '

Hamid S. Aziz

But if it later found that they too have deserved the imputation of sin, then let two others stand up in their place with those who think them deserving of the imputation, the nearest two in kin, and they shall both swear by Allah, "Indeed, our testimony is truer than the testimony of those other two, and we have not transgressed, for then we should surely be of the unjust. "

Mahmoud Ghali

Yet, in case it be discovered that both of them have truly merited (the accusation of) vice, then two others shall rise up in place (Literally: in both their stations) of the ones nearest of the most concerned, (Literally: truly merit the right to witness, or near kinship, or who claim a lawful right) then they both shall swear by Allah, "Indeed our testimony is truer than their testimony, and in no way have we transgressed, (for), surely in that case we are indeed of the unjust (people). "

Marmaduke Pickthall

But then, if it is afterwards ascertained that both of them merit (the suspicion of) sin, let two others take their place of those nearly concerned, and let them swear by Allah, (saying): Verily our testimony is truer than their testimony and we have not transgressed (the bounds of duty), for them indeed we should be of the evil-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

If it transpires they have concealed the truth, two of those who are immediately concerned should take their place and swear by God: "Our testimony is truer than theirs. We have stated no more (than the truth), or else we shall be unjust"

Muhammad Asad

But if afterwards it should come to light that the two [witnesses] have become guilty of [this very] sin, then two others - from among those whom the two former have deprived of their right - shall take their place and shall swear by God, "Our testimony is indeed truer than the testimony of these two, and we have not transgressed the bounds of what is right - or else, may we indeed be counted among the evildoers!"

Mustafa Khattab

If they are found guilty ˹of false testimony˺, let the deceased’s two closest heirs affected by the bequest replace the witnesses and testify under oath ˹saying˺, "By Allah! Our testimony is truer than theirs. We have not transgressed. Otherwise, we would surely be wrongdoers."

Progressive Muslims

If it is then found out that they had lied, then two others will take their place from those who were present, and they will swear by God: "Our testimony is more truthful than their testimony, and if we aggress, then we are of the wicked. "

Rashad Khalifa

If the witnesses are found to be guilty of bias, then two others shall be asked to take their places. Choose two persons who were victimized by the first witnesses, and let them swear by GOD: "Our testimony is more truthful than theirs; we will not be biased. Otherwise, we will be transgressors."

Sahih International

But if it is found that those two were guilty of perjury, let two others stand in their place [who are] foremost [in claim] from those who have a lawful right. And let them swear by Allah, "Our testimony is truer than their testimony, and we have not transgressed. Indeed, we would then be of the wrongdoers."

Sam Gerrans

But if it be found that they have laid claim in sin, then two others shall stand in their place — the two foremost from those that lay claim — and let them swear by God: “Our witness is worthier than their witness; and we have not transgressed: then would we be among the wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

If the witnesses commit this very violation, then let two others from among the nearest in kin take their place and swear by God, "Our testimony (that we have heard from the deceased before) is truer than these two, and we have not transgressed the bounds of right, or else, may we indeed be counted among the transgressors. "

Syed Vickar Ahamed

But if it gets known that these two were guilty of the sin (of lying after their promise), let two others stand forth in their places— Nearest of kin from among those, who claim a lawful right: Let them swear by Allah: "We affirm that our witness is truer than that of those two, and that we have not altered (the truth) or gone beyond (the bounds of duty) if we did, then look! The wrong (will) be upon us!"

Taqi Usmani

Then, if it is discovered that the two had rendered themselves liable to a sin, then, in their place shall stand two others, closest of those whose right has been taken away, and they shall swear by Allah, "Our evidence is more truthful than their evidence, and we have not transgressed; otherwise we should be among the unjust."

The Monotheist Group

If it is then found that they had indeed incurred the sin, then two others, from those who have been named as beneficiaries, will take their place; and they will swear by God: "Our testimony is more truthful than their testimony, and if we aggress, then we are of the wicked."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 107. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 107. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 107. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩