Mâide suresi

Mâide suresi, 42. ayet

Mâide suresi, 42. ayet. سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

semmâ`ûne lilkeẕibi ekkâlûne lissuḥt. fein câûke faḥküm beynehüm ev a`riḍ `anhüm. vein tü`riḍ `anhüm feley yeḍurrûke şey'â. vein ḥakemte faḥküm beynehüm bilḳisṭ. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḳsiṭîn.

Diyanet İşleri

Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adil davrananları sever.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 39–45 · surenin 42. ayeti / 120

Konu Tevrat, İncil ve Kur'an ile hükmetmek Mâide 41–50 3

  1. Mâide 39

    Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Mâide 40

    Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  3. Mâide 41

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: "Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının." Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.

  4. 42

    Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adil davrananları sever.

  5. Mâide 43

    Yanlarında, içinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir.

  6. Mâide 44

    Şüphesiz Tevrat'ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah'a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb'e adamış kimseler ile alimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat'ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu halde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.

  7. Mâide 45

    Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. “Onlar hep yalana kulak veren” buyruğundaki “kulak verme, dinleme”den kasıt söyleneni kabul ederek dinlemektir. Yani onlar dinlerinin ve akıllarının azlığından ötürü kendilerini yalan söze çağıranların çağrılarını kabul edip dinlerler. “Durmadan haram yiyen kimselerdir” Kendi ayak takımlarından ve ileri gelenlerinden bildiklerine karşılık olarak haksız yere almış oldukları haram malları yerler. Onlar böylelikle hem yalana uymayı hem de haram yemeyi bir arada işleyen kimselerdir.

“Artık sana gelirlerse ister aralarında hükmet ister onlardan yüz çevir.” Bu hususta sen muhayyersin. Bu buyruk neshedilmiş değildir. Çünkü böyle bir kesimin onun hükmüne başvurması halinde o, aralarında hüküm vermek yahut da aralarında hüküm vermekten yüz çevirmekten herhangi birisini yapmakta muhayyerdir. Bunun sebebi ise onların şer’î hükme başvurmakla sadece hükmün hevalarına uygun olup olmamasına öncelik vermeleridir. Buna göre bir fetva soran yahut da bir alimin hükmüne başvuran herhangi bir kimsenin halinden eğer aleyhine hüküm verecek olursa razı olmayacağı ve hükmü kabul etmeyeceği bilinirse bu durumda ne hüküm vermek ne de sorularının fetvasını vermek gerekmez. Eğer böyleleri arasında hüküm verilecek olursa da adaletle hükmetmek gerekir. İşte bundan dolayı: “Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedersen, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah adaletli olanları sever.” buyrulmaktadır. Haklarında hüküm verilenler, zalim ve düşman olsalar dahi bu şekilde hüküm vermek gerekir. Bu durum, aralarında adaletle hüküm vermeye engel teşkil etmemelidir. Böylelikle insanlar arasında hüküm vermekte adaleti elden bırakmamanın fazileti ve Allah’ın bunu sevdiği de açıklanmış olmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar (Yahudiler) yalana çok kulak verir, faiz gibi haram olan malı çokça yerler. -Ey Resul!- Eğer aralarında hüküm vermen için sana gelirlerse istersen aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevirip hüküm verme, sen her iki durum arasında seçim yapma hakkına sahipsin. Şayet aralarında hüküm vermeyi terk edersen sana hiçbir zarar veremezler. Onlar zalim ve senin düşmanın olsalar bile, hüküm verirken aralarında adaletle hükmet. Şüphesiz yüce Allah hükümlerinde adil olan kimseleri sever. Yargılanmak için gelen kimselerin hakime düşman olması onun adaletsiz davranmasına sebep değildir.

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. سَمَّـٰعُونَ semmaune kulak verirler kök: سمع
  2. لِلْكَذِبِ lilkezibi yalana kök: كذب
  3. أَكَّـٰلُونَ ekkalune yerler kök: اكل
  4. لِلسُّحْتِ ۚ lissuhti haram kök: سحت
  5. فَإِن fein eğer
  6. جَآءُوكَ ca'uke sana gelirlerse kök: جيا
  7. فَٱحْكُم fehkum hüküm ver kök: حكم
  8. بَيْنَهُمْ beynehum aralarında kök: بين
  9. أَوْ ev yada
  10. أَعْرِضْ ea'rid yüz çevir kök: عرض
  11. عَنْهُمْ ۖ anhum onlardan
  12. وَإِن ve in eğer
  13. تُعْرِضْ tua'rid yüz çevirirsen kök: عرض
  14. عَنْهُمْ anhum onlardan
  15. فَلَن felen asla
  16. يَضُرُّوكَ yedurruke sana zarar veremezler kök: ضرر
  17. شَيْـًۭٔا ۖ şey'en hiçbir kök: شيا
  18. وَإِنْ ve in ve eğer
  19. حَكَمْتَ hakemte hüküm verirsen kök: حكم
  20. فَٱحْكُم fehkum hüküm ver kök: حكم
  21. بَيْنَهُم beynehum aralarında kök: بين
  22. بِٱلْقِسْطِ ۚ bil-kisti adaletle kök: قسط
  23. إِنَّ inne şüphesiz
  24. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  25. يُحِبُّ yuhibbu sever kök: حبب
  26. ٱلْمُقْسِطِينَ l-muksitine adalet yapanları kök: قسط

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Adalet

    Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da…

  • Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Adalet

    Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar…

  • Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Adalet

    Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara adil davranmaktan men etmez.…

  • Aynı kök: سحت (4 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

  • Aynı kök: سحت (4 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

  • Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: سحت (4 geçiş)

    Musa, onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver; ister onlardan yüz çevir! Onlardan yüz çevirirsen sana asla zarar veremezler. Hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet! Şüphesiz ki Allah adil olanları sever. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:135; Mâide 5:8; En‘âm 6:152; Nahl 16:90; Hucurât 49:9; Mümtehine 60:8.

Mustafa İslamoğlu

Onlar yalana kulak kesilir, haram adına ne varsa ona yumulurlar. İmdi eğer sana başvururlarsa; ister aralarında hüküm ver, ister onları kendi hallerine bırak. Zira eğer onları kendi hallerine bırakacak olursan, sana hiçbir zarar veremezler. Ama eğer hüküm verecek olursan aralarında adaletle hükmet: çünkü Allah adil olanları sever.

Muhammed Esed

onlar, her türlü yalanı can kulağıyla dinleyenler, kötü olan her şeyi aç gözlülükle yutanlardır! Öyleyse (bir karar vermen için) sana gelirlerse ister onlar arasında karar verirsin, ister kendi hallerine bırakırsın: Çünkü eğer onları kendi hallerine bırakırsan sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama eğer bir karar verirsen, onlar arasında adaletle karar ver: Allah adil davrananları bilir.

Ahmed Hulusi

(Onlar) sürekli yalan dinleyenler, çokça haram yiyenlerdir. . . Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet yahut onlardan yüz çevir. . . Eğer onlardan yüz çevirir isen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. . . Şayet hükmedersen onların arasında adaletle hükmet. . . Muhakkak ki Allah muksitleri (adil olup her şeyin hakkını verenleri) sever.

Ali Bulaç

Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.

Ali Özek ve heyeti

Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.

Ali Rıza Safa

Onlar, yalana kulak verirler; açgözlülükle yutarlar. Sana gelirlerse, aralarında yargı ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şeyle dokunca veremezler. Yargı verirsen, adaletle yargı ver. Kuşkusuz, Allah, adaletli olanları sever.

Bayraktar Bayraklı

Onlar yalanı can kulağı ile dinlerler; haramı tıka basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet! Allah, adil davrananları sever.

Edip Yüksel

Yalana kulak veriyor, yasa dışı yoldan yiyorlar. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, istersen yüz çevir. Onlardan yüz çevirdiğin taktirde sana hiçbir zarar veremezler. Hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. ALLAH adaletli olanları sever.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yalana kulak veriyor, yasadışı yoldan yiyorlar. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, istersen yüz çevir. Onlardan yüz çevirdiğin taktirde sana hiç bir zarar veremezler. Hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. ALLAH adaletli olanları sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, sürekli yalancılık için dinler, boyuna haram yerler. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, istersen onlardan yüz çevir. Eğer yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Şayet hükmedersen, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adaletli kimseleri sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

Boyuna yalancılık için dinlerler, boyuna haram yerler, artık sana gelirlerse ister aralarında hukmet, ister kendilerinden yüz çevir, eğer yüz çevirirsen sana hiç bir zarar edemezler, şayed hukmedersen aralarında adaletle hukmet, çünkü Allah adalet edenleri sever

Erhan Aktaş

Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla dipnot 1 geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında hakkaniyetle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, hakkaniyetli olanları sever.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla dipnot 1 geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında hakkaniyetle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, hakkaniyetli olanları sever.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla dipnot 1 geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, adil olanları sever.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suht: haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk.

Gültekin Onan

Onlar yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ve onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz cevirecek olursan, sana hiç birşeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Kuşkusuz Tanrı adaletle hüküm yürütenleri sever.

Hasan Basri Çantay

Alabildiğine yalanı dinleyenler, haram yiyenlerdir onlar. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Şayet kendilerinden yüz çevirirsen sana hiç bir şeyle zarar yapamazlar, Eğer hükmedersen aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah adalet saahiblerini sever.

İbni Kesir

Yalan kulak verici, haramı yiyicidirler. Sana gelirlerse; ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen; sana hiçbir zarar veremezler. Şayet hükmedersen de; aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah; adil olanları sever.

Mehmet Alagaş

(42-43) Yalana kulak kabartanlar, aynı zamanda rüşveti yiyenlerdir, eğer sana gelirlerse aralarında karar ver veya hiç ilgilenme onlardan yüzünü çevir, eğer onlardan yüzünü çevirirsen, sana asla hiçbir zarar veremezler, eğer hüküm vereceksen de ölçüye / kıstasa dayanarak aralarında hükmet, muhakkak ki Allah ölçülü / kıstaslı / iktisatlı karar verenleri sever. Tevrat yanlarındayken ve onda da Allah’ın hükümleri varken nasıl olur da seni hakem yapıyorlar ki? Sonra da bunun ardından / bu kararın ardından da döneklik ediyorlar, işte onlar güvenen / iman edenler değildirler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar (Yahudiler), yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.

Süleyman Ateş

Yalana kulak verirler, haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir; eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

Süleymaniye Vakfı

Onlar yalan söylemek için kulak kesilen, haram yemeyi meslek edinen kimselerdir. Sana gelirlerse istersen aralarında hakemlik yap, istersen onlarla arana mesafe koy. Onlarla arana mesafe koyarsan sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Hakemlik yapacak olursan aralarında hakka uygun hüküm ver. Allah, hakka uygun davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yalan için kulak kesilir, boyuna haram yerler. Sana başvururlarsa ister aralarında hakem ol, ister ilgilenme. Onlarla ilgilenmezsen sana bir zarar veremezler. Eğer hakem olursan aralarında hakça hüküm ver. Allah, hakka uygun davrananları sever.

Şaban Britch

Onlar (Yahudiler), yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler, eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.

Şaban Piriş

Onlar, yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiç bir zarar veremezler, eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.

Yaşar Nuri Öztürk

Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri/adaleti ayakta tutanları sever.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Attentive hearers to falsehood as they are, they are also hungry for ill-gotten gain and for eating people out of their property. Should they come to you seeking your judgement on certain points in dispute or on two notions whether or not they can be reconciled, then you may accept to judge between them or you may decline if you prefer. If you decline, they shall not touch you and you shall be out of harm's way. But should you accept sitting in judgement, then judge between them in equity, for Allah likes those who recourse to general principles of justice.

Abdul Haleem

they listen eagerly to lies and consume what is unlawful. If they come to you [Prophet] for judgement, you can either judge between them, or decline- if you decline, they will not harm you in any way, but if you do judge between them, judge justly: God loves the just-

Abdullah Yusuf Ali

(They are fond of) listening to falsehood, of devouring anything forbidden. If they do come to thee, either judge between them, or decline to interfere. If thou decline, they cannot hurt thee in the least. If thou judge, judge in equity between them. For Allah loveth those who judge in equity.

Abul A'la Maududi

They are listeners of falsehood and greedy devourers of unlawful earnings. dipnot 1 If they come to you you may either judge between them or turn away from them. And were you to turn away from them they shall not be able to harm you; and were you to judge between them judge with justice. Surely Allah loves the just. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here pointed reference is made to judges and jurisconsults who accept false evidence and invent reports in order to issue verdicts contrary to justice and in favour of either those who bribe them or with whom their illegitimate interests lie.
  2. metne dön, dipnot 2
    Until then the Jews had not become full-fledged subjects of the Islamic state. Their relations with that state were based on agreements according to which the Jews were to enjoy internal autonomy, and their disputes were to be decided by their own judges and in accordance with their own laws. They were not legally bound to place their disputes either before the Prophet (peace be on him) for adjudication or before the judges appointed by him. But in cases where it appeared against their interests to have their disputes judged according to their own religious law they approached the Prophet (peace be on him) in the hope that the Prophet might have a different ruling. The particular case referred to here was that of a woman belonging to a respectable family, who was found to be involved in an unlawful sexual relationship with a man. The punishment for this in the Torah was that both be stoned to death (see
    Deuteronomy 22: 23-4 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 22:23

    “Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ). But the Jews did not want to enforce this punishment. Hence they deliberated among themselves and decided to put the case before the Prophet (peace be on him), with the reservation that his judgement be accepted only if it was other than stoning. The Prophet (peace be on him) decided that the punishment should, in fact, be stoning. When the Jews declined to accept the judgement, the Prophet (peace be on him) asked their rabbis what punishment had been prescribed for such a case in their religion. They replied that it was to strike the culprit with lashes, to blacken the face and to make the person concerned ride on a donkey. The Prophet (peace be on him) asked them under oath if the Torah had indeed prescribed that as punishment for adultery committed by married men and women. They repeated the same false reply. However, one of them called Ibn Sawriya who, according to the Jews themselves, was the greatest living scholar of the Torah at that time, kept silent. The Prophet (peace be on him) asked him to state on oath in the name of God, Who had emancipated them from Pharaoh and had given them the Law, whether the punishment for adultery provided for in the Torah was what they had mentioned. He replied: 'Had you not put me under such a heavy oath, I would not have volunteered the correct information. The fact is that the prescribed punishment for adultery is indeed stoning, but when adultery became common among us our rulers adopted the rule that when respectable people committed adultery they were left unpunished, whereas when ordinary people were convicted they were punished by stoning. Later on when this caused resentment among the common people we altered the law of the Torah and adopted the rule that adulterers and adulteresses would be lashed, their faces would be blackened, and they would be made to ride on donkeys, seated in a backward-looking position.' This left the Jews with nothing to say and the adulterer and adulteress were, in accordance with the order of the Prophet (peace be on him), stoned to death. (Ibn Kathir, Tafsir, vol. 3, pp. 574-5 - Ed.)

Aisha Bewley

They are people who listen to lies and consume ill-gotten gains. If they come to you, you can either judge between them or turn away from them. If you turn away from them, they cannot harm you in any way. But if you do judge, judge between them justly. Allah loves the just.

Al-Hilali & Khan

(They like to) listen to falsehood, to devour anything forbidden. So if they come to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), either judge between them, or turn away from them. If you turn away from them, they cannot hurt you in the least. And if you judge, judge with justice between them. Verily, Allâh loves those who act justly.

Ali Quli Qarai

Eavesdroppers with the aim of [telling] lies, eaters of the unlawful —if they come to you, judge between them, or disregard them. If you disregard them, they will not harm you in any way. But if you judge, judge between them with justice. Indeed Allah loves the just.

Amatul Rahman Omar

(They are) habitual listeners to falsehood, too much given to eat things forbidden. If they come to you (seeking your judgment) judge between them or turn aside from them. If you turn aside from them, they shall do you no harm at all. But if you judge, then judge between them with justice, for surely Allâh loves the just.

Arthur John Arberry

who listen to falsehood, and consume the unlawful. If they come to thee, judge thou between them, or turn away from them; if thou turnest away from them, they will hurt thee nothing; and if thou judgest, judge justly between them; God loves the just.

Bijan Moeinian

They [and their judges] are accustomed to appreciate listening to the falsehood and devour the forbidden [such as bribe. ] If they bring their cases to you [as the head of the state and them most just man in the Arabian Peninsula], you may judge between them or refuse to do so and they cannot harm you in any manner. If you judge among them, be fair as God loves those who are just.

E. Henry Palmer

listeners to a lie, eaters of unlawful things! But if they come to thee, then judge between them or turn aside from them; but if thou turnest aside from them they shall not harm thee at all, but if thou judgest, then judge between them with justice, verily, God loves the just.

Edip-Layth

They listen to lies, and consume money illicitly. If they come to you, then you may judge between them or turn away from them. If you turn away from them then they cannot harm you in the least; and if you judge then you should judge between them with justice. God loves those who are just.

George Sale

Who hearken to a lie, and eat that which is forbidden. But if they come unto thee for judgment, either judge between them, or leave them; and if thou leave them, they shall not hurt thee at all. But if thou undertake to judge, judge between them with equity; for God loveth those who observe justice.

Hamid S. Aziz

They are listeners to falsehood, eaters of unlawful things! But if they come to you, then judge between them or ignore them. If you turn aside from them they shall not harm you at all, but if you judge, then judge between them with justice, for verily, Allah loves the just.

Mahmoud Ghali

Constant listeners to lies, constant eaters of illicit gain, so in case they come to you, then judge between them or veer away from them; and in case you veer away from them, then they will never harm you anything; and in case you judge, then judge with equity between them. Surely Allah loves the equitable.

Marmaduke Pickthall

Listeners for the sake of falsehood! Greedy for illicit gain! If then they have recourse unto thee (Muhammad) judge between them or disclaim jurisdiction. If thou disclaimest jurisdiction, then they cannot harm thee at all. But if thou judgest, judge between them with equity. Lo! Allah loveth the equitable.

Mohamed Ahmed - Samira

Eavesdropping for telling lies, earning through unlawful means! So, if they come to you, judge between them or decline. And if you decline, they can do you no harm; but if you judge, you should do so with justice, for God loves those who are just.

Muhammad Asad

those who eagerly listen to any falsehood, greedily swallowing all that is evil! Hence, if they come to thee [for judgment], thou mayest either judge between them or leave them alone: for, if thou leave them alone, they cannot harm thee in any way. But if thou dost judge, judge between them with equity: verily, God knows those who act equitably.

Mustafa Khattab

They eagerly listen to falsehood and consume forbidden gain.[1] So if they come to you ˹O Prophet˺, either judge between them or turn away from them. If you turn away from them, they cannot harm you whatsoever. But if you judge between them, then do so with justice. Surely Allah loves those who are just.

Progressive Muslims

They listen to lies, and consume money illicitly. If they come to you, then you may judge between them or turn away from them; and if you turn away from them then they cannot harm you in the least; and if you judge then judge between them with justice. God loves those who are just.

Rashad Khalifa

They are upholders of lies, and eaters of illicit earnings. If they come to you to judge among them, you may judge among them, or you may disregard them. If you choose to disregard them, they cannot harm you in the least. But if you judge among them, you shall judge equitably. GOD loves those who are equitable.

Sahih International

[They are] avid listeners to falsehood, devourers of [what is] unlawful. So if they come to you, [O Muúammad], judge between them or turn away from them. And if you turn away from them - never will they harm you at all. And if you judge, judge between them with justice. Indeed, Allah loves those who act justly.

Sam Gerrans

Eager listeners to lies; hearty consumers of illicit gain. And if they come to thee, judge thou between them, or turn thou away from them; if thou turnest away from them, they will not harm thee at all; but if thou judgest, judge thou between them with equity; God loves the equitable.

Shabbir Ahmed

They are upholders of falsehood and they make wealth by unfair means. They get bribed into spying. If they come to you asking to judge among them, the choice to accept or reject their request is yours. You have the right to disclaim jurisdiction since they have not yet accepted the Qur'an and they have the Torah. If you disclaim jurisdiction they cannot harm you at all. However, if you decide to judge among them, do so equitably. Allah loves the equitable.

Syed Vickar Ahamed

(They are fond of) listening to lies, (and) of consuming anything (that is) forbidden. If they come to you, either judge between them, or refuse to interfere. If you refuse, they cannot harm you in the least. If you judge, judge with justice between them. Surely, Allah loves those who judge with justice.

Taqi Usmani

They are listeners to the fallacy, devourers of the unlawful. So, if they come to you, judge between them or turn away from them. If you turn away from them, they can do you no harm. But if you judge, judge between them with justice. Surely, Allah loves those who do justice.

The Monotheist Group

They listen to lies, and consume money illicitly. If they come to you, then you may judge between them or turn away from them; and if you turn away from them then they cannot harm you in the least; and if you judge then judge between them with justice. God loves those who are just.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩