Mâide suresi

Mâide suresi, 87. ayet

Mâide suresi, 87. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحَرِّمُوا۟ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tüḥarrimû ṭayyibâti mâ eḥalle-llâhü leküm velâ ta`tedû. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmü`tedîn.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah'ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 84–90 · surenin 87. ayeti / 120

Konu Helâli haram kılmamak; yemin kefareti; içki ve kumar Mâide 87–93 3

  1. Mâide 84

    "Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"

  2. Mâide 85

    Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.

  3. Mâide 86

    İnkar edenlere ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir.

  4. 87

    Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah'ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.

  5. Mâide 88

    Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.

  6. Mâide 89

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

  7. Mâide 90

    Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

87. “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve hoş şeyleri” yiyecek ve içecekleri “haram kılmayın.” Çünkü onlar, Allah’ın size nimet olarak ihsan ettikleridir. Bunları size helâl kıldığı için O’na hamd ve şükredin. O nimete nankörlük etmek yahut onu kabul etmemek ya da o helâl nimetlerin haram olduğuna inanmak sureti ile O’nun nimetlerini geri çevirip reddetmeyin. Böyle yapacak olursanız aynı zamanda hem Allah’a iftira etmiş, hem nimete karşı nankörlük etmiş, hem de temiz ve helâl olan bir şeyin murdar ve haram olduğuna inanmış olursunuz. Bu ise haddi aşmak kabilindendir. Allah ise haddi aşmayı yasaklamıştır. Zira O şöyle buyurmaktadır: “ve haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” Aksine onlara buğzeder, onlara gazabeder, bundan dolayı da onları cezalandırır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey iman edenler! Yiyecek, içeçek ve kadınlardan size mübah kılınan lezzetleri ibadet ve züht amacıyla kendinize haram kılmayın. Allah'ın size haram kıldığı hususlarda sınırı aşmayın. Şüphesiz Allah sınırlarını aşanları sevmez. Bilakis Allah, koyduğu sınırları aşanlara buğuzeder.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. لَا la
  5. تُحَرِّمُوا۟ tuharrimu haram etmeyin kök: حرم
  6. طَيِّبَـٰتِ tayyibati güzel ve temiz şeyleri kök: طيب
  7. مَآ ma ne ki
  8. أَحَلَّ ehalle helal kıldı kök: حلل
  9. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  10. لَكُمْ lekum size
  11. وَلَا ve la ve
  12. تَعْتَدُوٓا۟ ۚ tea'tedu sınırı aşmayın kök: عدو
  13. إِنَّ inne şüphesiz
  14. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  15. لَا la
  16. يُحِبُّ yuhibbu sevmez kök: حبب
  17. ٱلْمُعْتَدِينَ l-mua'tedine sınırı aşanları kök: عدو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş)

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş)

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Allah'a ortak koşanların Allah katında ve Resulü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram'ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız…

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz ve güzel şeylerden kendinizi mahrum etmeyin, fakat sınırları da aşmayın; unutmayın ki Allah haddi aşanları sevmez.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Allahın size helal kıldığı hayatın güzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın, ama hakkın sınırlarını da aşmayın: Allah, sınırları aşanları asla sevmez.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler!. . Allah'ın sizin için helal ettiği pak rızıkları haram kılmayın ve haddi aşmayın (Allah'ın helal kıldığını haram kabul ederek)! Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Muhakkak ki Allah, sınırı aşanları sevmez.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın size helal yaptığı temiz şeyleri yasaklamayın; sınırı da aşmayın. Kuşkusuz, Allah, sınırı aşanları sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayınız ve sınırı aşmayınız. Allah sınırı aşanları sevmez.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar, ALLAH'ın size helal yaptığı iyi şeyleri haram etmeyin. Sınırı aşmayın. ALLAH sınırı aşanları sevmez. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Tanrı adına kurallar koyan din adamları insanların en kötüsü olarak tanıtılır Kuran'da. Tanrı'nın kolay olan dinini yaşanmaz bir angarya haline dönüştürmek isteyen sapkın, tarih boyunca din adamlarını kullanarak bu amacına ulaşmıştır. * Bak: 6:21, 145; 7:17, 30, 31, 37; 42:21.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar, ALLAH'ın size helal yaptığı iyi şeyleri haram etmeyin. Sınırı aşmayın. ALLAH sınırı aşanları sevmez

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah'ın size helal kıldığı nimetlerin hoşlarını kendinize haram kılmayın, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler, Allahın size halal kıldığı ni'metlerin hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin, çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'ın size helal kıldığı tayyibat dipnot 1 olan şeyleri haram saymayın. Haddi aşmayın. dipnot 2 Allah, haddi aşanları sevmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşa giden, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu. Tayyibin zıddı habistir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu helaldir, bu haramdır diyerek kendi kendinize yargıda bulunmayın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı tayyibat dipnot 1 olan şeyleri haram saymayın. Haddi aşmayın. dipnot 2 Allah, haddi aşanları sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşa giden, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu helaldir, bu haramdır diyerek kendi kendinize yargıda bulunmayın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı tayyibat dipnot 1 olan şeyleri haram saymayın. Haddi aşmayın. dipnot 2 Allah, haddi aşanları sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sağlıklı, yararlı, bakımlı, temiz, hoş.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu helaldir, bu haramdır diyerek kendi kendinize hüküm vermeyin.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'nın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Kuşkusuz Tanrı haddi aşanları sevmez.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, Allahın size helal etdiği o en temiz ve güzel şeyleri (nefsinize) haram kılmayın. Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri kendinize haram kılmayın ve haddi aşmayın. Doğrusu Allah, haddi aşanları sevmez.

Mehmet Alagaş

(87-89) Ey iman edenler, Allah’ın sizin için helal ettiklerinizi kendinize haram etmeyin. Önemsizleştirmeyin, muhakkak ki Allah önemsizleştirenleri / muğtedinleri sevmez. Allah’ın helal ve hoş kıldığı rızıklardan yiyin, iman ettiğiniz Allah’tan sakının. Allah, boş yere / ağız alışkanlığı olarak / lağven yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz, ve lakin, bile isteye bağladığınız / akkade yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar, bunun örtbas edilmesi / yok sayılması / kefareti, on güçsüzün / miskinin yakın ç evrenizin ortalama yediği düzeyde doyurulmasıdır veya giydirilmesidir yahut kölenin hürriyetine kavuşturulmasıdır, bunları bulamayan kimse için üç gün oruç tutmasıdır, bu yeminlerinizi bozduğunuzdaki kefarettir, yeminlerinizi koruyun, böylelikle Allah size ayetlerini açıklıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. (Adak kefareti de üç gün idi, bile bile yalan yemini (Yemin -i gamus u) Allah affetmiyor, yanlışlıkla bir mümini öldürmenin kefareti diyet ve altmış gün sıralı oruçtu)

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, Allah'ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler, Allah'ın size helal kıldığı şeylerin temiz olanlarını haram sayıp da aşırı gitmeyin! Allah, sınırları aşanları sevmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'ın size helal kıldığı şeylerden hoşunuza gidenleri kendinize yasaklamayın. Aşırı da gitmeyin. Allah, aşırılık yapanları sevmez.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın ve sınırı da aşmayın. Allah, sınırı aşanları sevmez.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın. Ve sınırı da aşmayın. Allah, sınırı aşanları sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Allah'ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you who have conformed to Islam: Do not forbid the worthy and wholesome victuals Allah rendered lawful for you to eat, nor carry your concepts of the religion to excess and pass beyond due bounds; Allah does not like those who go beyond the limits prescribed.

Abdul Haleem

You who believe, do not forbid the good things God has made lawful to you- do not exceed the limits: God does not love those who exceed the limits-

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! make not unlawful the good things which Allah hath made lawful for you, but commit no excess: for Allah loveth not those given to excess.

Abul A'la Maududi

Believers! Do not hold as unlawful the good things which Allah has made lawful to you, dipnot 1 and do not exceed the bounds of right. dipnot 2 Allah does not love those who transgress the bounds of right.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse embodies two directives. The first is that man should not attribute to himself the authority to proclaim things either lawful or unlawful according to his own wishes. Only that which God has held to be lawful is lawful, and only that which God has declared unlawful is unlawful. If men were to declare certain things either lawful or unlawful on their own authority, they would not be following the law of God but their own laws. The second directive is that they should not adopt the course of world-renunciation and abstention from worldly pleasures as the Christian monks, Hindu mendicants, Buddhist bhikshus and illuminist mystics did. Religious-minded and virtuous people have always tended to consider their physical and carnal desires an impediment to spiritual growth. They have considered suffering, deprivation from worldly pleasures and abstention from the means of worldly sustenance to be acts of goodness and indispensable for achieving proximity to God. Even some of the Companions leaned in this direction. The Prophet (peace be on him) once came to know that some Companions had resolved that they would fast without interruption, that instead of spending the night on their beds they would remain awake praying, that they would consume neither meat nor fat, and would have no (sexual) relations with women. The Prophet (peace be on him) addressed the people on this subject and said: 'I have not been commanded to do so. Even your own self has rights against you. So, fast on certain days and refrain from fasting on others. Stay awake praying at night and also sleep. Look at me; 1 sleep as well as stay awake (praying); sometimes I fast and sometimes I don't. I consume meat as well as fat. Whosoever dislikes my way does not belong to me.' He then added: 'What has happened to people that they have prohibited for themselves women, good food, perfumes, sleep and the pleasures of the world, whereas I have not taught you to become monks and priests. In my religion there is neither abstention from women nor from meat, neither seclusion nor withdrawal.For the purposes of self-control my religion has fasting. As for monasticism, all its benefits can be derived from jihad (struggle in the way of God). Serve God and associate none with Him. Perform Hajj and 'Umrah, establish Prayers, dispense Zakah and observe the fasts of Ramadan. Those who were destroyed before you were destroyed because they were severe with themselves, and when they became severe with themselves God became severe with them as well. It is the remnants of such people who you see in the oratories and hermitages of monks.' (Ibn Kathir, vol. 2, pp. 626 and 628-9 - Ed.) There are traditions to the effect that the Prophet (peace be on him) once came to know that one of his Companions was always so preoccupied with worship and devotion that he did not approach his wife for long periods. The Prophet (peace be on him) called for him and directed him to go to his wife. On being told that he was fasting, the Prophet (peace be on him) asked him to break the fast and proceed to his wife. During the reign of 'Umar a lady once lodged the complaint that her husband fasted all day and prayed all night and had no relations with her. 'Umar appointed the famous Successor (Tabi'i), Ka'b b. Thawr al-Azdi to look into the matter. He issued the judgement that the husband had the right to spend three nights in Prayer if he so wished, but every fourth night was the right of his wife. (Fiqh al-Sunnah, vol. 2, p. 164 - Ed.)
  2. metne dön, dipnot 2
    'Do not exceed the bounds of right' has a broad signification. To hold the things which are lawful to be unlawful, and to shun the things declared by God to be clean as if they were unclean, is in itself an act of wrongful excess. It should be remembered, at the same time, that extravagant indulgence even in clean things is an act of wrongful excess. Likewise, to overstep the limits of the permissible is also an act of wrongful excess. God disapproves of all three kinds of excess.

Aisha Bewley

You who have iman! do not make haram the good things Allah has made halal for you, and do not overstep the limits. Allah does not love people who overstep the limits.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Make not unlawful the Tayyibât (all that is good as regards foods, things, deeds, beliefs, persons) which Allâh has made lawful to you, and transgress not. Verily, Allâh does not like the transgressors.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not prohibit the good things that Allah has made lawful to you, and do not transgress. Indeed Allah does not like the transgressors.

Amatul Rahman Omar

O You who believe! do not forbid yourselves good and pure things which Allâh has made lawful for you, and do not transgress. Verily, Allâh does not like the transgressors..

Arthur John Arberry

O believers, forbid not such good things as God has permitted you; and transgress not; God loves not transgressors.

Bijan Moeinian

O’ Believers, do not prohibit the pure things that God has made lawful for you [and do not live like Hindu friars or the Christian monks who have forbidden for themselves lawful food, sex, etc. ] and do not go beyond the limits [prescribed by the Lord] as God does not like those who are extravagant [and walk in either direction of disbelief or too much exaggeration in the religion.]

E. Henry Palmer

O ye who believe! forbid not the good things which God has made lawful for you, nor transgress; verily, God loves not the transgressors.

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not forbid the good things that God has made lawful to you, and do not transgress; God does not like the transgressors.

George Sale

O ye who believe! make not unlawful the good things which Allah has made lawful for you, and do not transgress. Surely Allah loves not the transgressors.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Forbid not the good things which Allah has made lawful for you, nor transgress (or commit excess); verily, Allah loves not the transgressors.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, do not prohibit whatever good things Allah has made lawful for you, and do not transgress. Surely Allah does not love the transgressors.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Forbid not the good things which Allah hath made lawful for you, and transgress not, Lo! Allah loveth not transgressors.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, do not forbid the good things God has made lawful for you; and do not transgress. God does not love transgressors.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Do not deprive yourselves of the good things of life which God has made lawful to you, but do not transgress the bounds of what is right: verily, God does not love those who transgress the bounds of what is right.

Mustafa Khattab

O believers! Do not forbid the good things which Allah has made lawful for you, and do not transgress. Indeed, Allah does not like transgressors.

Progressive Muslims

O you who believe, do not forbid the good things that God has made lawful to you, and do not aggress; God does not like the aggressors.

Rashad Khalifa

O you who believe, do not prohibit good things that are made lawful by GOD, and do not aggress; GOD dislikes the aggressors.

Sahih International

O you who have believed, do not prohibit the good things which Allah has made lawful to you and do not transgress. Indeed, Allah does not like transgressors.

Sam Gerrans

O you who heed warning: forbid not the good things that God has made lawful for you; and transgress not; God loves not the transgressors.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Do not deprive yourselves of the good things of life that Allah has made Lawful to you. But commit no excesses. Allah does not love those who exceed the limits. (Self-mortification by ascetics, monks and mystics is not the way to 'purify' a 'soul').

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Do not make unlawful the good things that Allah has made lawful for you, but do not overdo (anything or be excessive): For Allah does not love those who overdo (as a habit).

Taqi Usmani

O you who believe, do not hold as unlawful the good things that Allah has made lawful for you, and do not transgress. Verily, Allah does not like the transgressors.

The Monotheist Group

O you who believe, do not make unlawful the good things that God has made lawful to you, and do not aggress; God does not love the aggressors.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 87. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 87. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 87. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩