Mâide suresi

Mâide suresi, 36. ayet

Mâide suresi, 36. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفْتَدُوا۟ بِهِۦ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

inne-lleẕîne keferû lev enne lehüm mâ fi-l'arḍi cemî`av vemiŝlehû me`ahû liyeftedû bihî min `aẕâbi yevmi-lḳiyâmeti mâ tüḳubbile minhüm. velehüm `aẕâbün elîm.

Diyanet İşleri

Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 33–39 · surenin 36. ayeti / 120

Konu Vesile aramak; hırsızlık cezası ve tövbe Mâide 35–40 3

  1. Mâide 33

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

  2. Mâide 34

    Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.

  3. Mâide 35

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

  4. 36

    Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

  5. Mâide 37

    Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.

  6. Mâide 38

    Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Mâide 39

    Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 36–37. ayetler için yazılmıştır.

36-37. Yüce Allah Kıyamet gününde kâfirlerin durumlarının oldukça feci olacağını ve onlar için çok şiddetli bir azap bulunduğunu haber vermektedir. Şayet O’nun azabından kurtulmak için yeryüzü dolusu altını ve bir o kadarını daha feda edecek olsalar dahi bunun onlardan kabul olunmayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlamayacağını bildirmektedir. Çünkü fidye verecek yer artık geçmiştir. Geriye yalnızca ebediyyen içinden çıkamayacakları, aksine sonsuza dek içinde kalmaya devam edecekleri sürekli ve can yakıcı azaptan başka bir şey kalmamıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz Allah'ı ve rasûllerini inkâr edenler var ya, onlardan her birisinin yeryüzü kadar mülkü ve onunla beraber bu mülkün bir misli daha olsa, kıyamet günü kendilerini Allah'ın azabından kurtarmak için o mülkü fidye olarak verseler, o fidye onlardan kabul edilmez. Onlar için acı verici bir azap vardır.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  4. لَوْ lev eğer
  5. أَنَّ enne şüphesiz
  6. لَهُم lehum kendilerinin olsa
  7. مَّا ma olanların
  8. فِى fi
  9. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  10. جَمِيعًۭا cemian hepsi kök: جمع
  11. وَمِثْلَهُۥ ve mislehu ve onun bir katı daha kök: مثل
  12. مَعَهُۥ meahu onunla beraber
  13. لِيَفْتَدُوا۟ liyeftedu fidye verseler kök: فدي
  14. بِهِۦ bihi onu
  15. مِنْ min
  16. عَذَابِ azabi azabına karşılık kök: عذب
  17. يَوْمِ yevmi gününün kök: يوم
  18. ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet kök: قوم
  19. مَا ma
  20. تُقُبِّلَ tukubbile kabul edilmez kök: قبل
  21. مِنْهُمْ ۖ minhum kendilerinden
  22. وَلَهُمْ velehum ve onlar için vardır
  23. عَذَابٌ azabun bir azab kök: عذب
  24. أَلِيمٌۭ elimun acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فدي (13 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem…

  • Aynı kök: فدي (13 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Rablerinin emrine uyanlar için mükafatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin…

  • Aynı kök: فدي (13 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki kâfir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bununla bir o kadarı daha kendilerinin olsa ve kıyamet gününün azabından dolayı onu fidye vermek isteseler de onlardan (asla) kabul edilmemiş (olacak)tır. dipnot 1 Onlar için elem verici bir azap vardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.

Mustafa İslamoğlu

Kuşkusuz inkarda direnenler, eğer yeryüzündeki her şeyi, hatta onun iki katını Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler asla kabul ettiremezler. Can yakıcı bir azap onları bekler.

Muhammed Esed

Şüphe yok ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar, Kıyamet Günündeki azaptan kurtulmak için yeryüzündeki her şeyi ve hatta iki kat fazlasını fidye olarak teklif etseler de kabul ettiremezler; çünkü şiddetli bir azap bekler onları.

Ahmed Hulusi

Hakikati inkar edenlere gelince; eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı da beraber onların olsa da kıyamet sürecinin azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan bu asla kabul edilmez! Onlar için üzücü azap vardır.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, inkar edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.

Ali Özek ve heyeti

Şüphe yok ki kâfir olanlar, yeryüzündeki herşey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, yeryüzünde bulunanların tümü ve yanında bir o kadarı daha nankörlük edenlerin olsa, Yeniden Yaratılış Günü'nün cezasına karşı kurtulmalık olarak verseler kabul edilmez. Çünkü onlar için, acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Şüphe yok ki kafirler, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında bir o kadarı da kendilerinin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan asla kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.

Edip Yüksel

İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz, o küfredenler, yeryüzündekilerin hepsi ve bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için tümünü fidye verecek olsalar, yine kendilerinden kabul edilmez. Onlara elem veren bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz o küfredenler bütün Arzdaki ve daha bir o kadarı onların olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar kendilerinden kabul edilmez, onlara elim bir azab vardır

Erhan Aktaş

Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, gerçeği yalanlayan nankörlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, kafirler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine de onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.

Hasan Basri Çantay

O inkar edib kafir olanlar (yok mu?) eğer yer yüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyaamet gününün azabından (kurtulmak için) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.

İbni Kesir

Muhakkak ki yeryüzündeki bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler; onlardan kabul olunmaz ve onlara elim bir azab vardır.

Mehmet Alagaş

(35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.

Süleyman Ateş

O inkar edenler var ya, eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetleri görmezden gelenlere (kafirlere) gelince, yeryüzündeki her şey hatta bir o kadarı daha ellerinde olsa ve (mezardan) kalkış gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler kabul edilmeyecektir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

Şaban Britch

Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.

Şaban Piriş

Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who deny Allah shall be paid their deserts. If they had owned twice the worldly riches and the affluence treasured on earth to offer in expiation of their guilt and of the torment to be laid on the damned in Day of Judgment, shall find that their hopes are doomed to disappointment. Never shall their ransom be accepted and there awaits them an unremitting punishment.

Abdul Haleem

If the disbelievers possessed all that is in the earth and twice as much again and offered it to ransom themselves from torment on the Day of Resurrection, it would not be accepted from them- they will have a painful torment.

Abdullah Yusuf Ali

As to those who reject Faith,- if they had everything on earth, and twice repeated, to give as ransom for the penalty of the Day of Judgment, it would never be accepted of them, theirs would be a grievous penalty.

Abul A'la Maududi

For those who disbelieved - even if they had all that is in the earth, and the like of it with it, and offered it all as ransom from chastisement on the Day of Resurrection, it will not be accepted of them - a painful chastisement lies in store for them.

Aisha Bewley

As for those who are kafir, if they had everything on the earth and the same again with it to ransom themselves from the punishment of the Day of Rising, it would not be accepted from them. They will have a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who disbelieve, if they had all that is in the earth, and as much again therewith to ransom themselves thereby from the torment on the Day of Resurrection, it would never be accepted of them, and theirs would be a painful torment.[1]

Ali Quli Qarai

Indeed if the faithless possessed all that is on the earth and as much of it besides to redeem themselves with it from the punishment of the Day of Resurrection, it shall not be accepted from them, and there is a painful punishment for them.

Amatul Rahman Omar

As for those who disbelieve even if they come to possess all that is in the earth and as much more (to offer) that they might redeem themselves therewith from the punishment of the Day of Resurrection, it would not be accepted from them. There awaits them a grievous punishment.

Arthur John Arberry

The unbelievers, though they possessed all that is in the earth, and the like of it with it, to ransom themselves from the chastisement of the Day of Resurrection thereby, it would not be accepted of them; for them awaits a painful chastisement.

Bijan Moeinian

As to those who chose the disbelief, they can not escape the punishment of the Day of the Resurrection, even though they owned and offered the entire wealth gathered on earth (and/ or the like of it. ) They have to go through a horrible punishment.

E. Henry Palmer

Verily, those who disbelieve, even though they had what is in the earth, all of it, and the like thereof with it, to offer as a ransom from the punishment of the resurrection day, it would not be accepted from them; but for them is grievous woe.

Edip-Layth

Those who have rejected, if they had all that is on earth and the same again with it to ransom against the retribution of the day of Resurrection, it will not be accepted from them; and they will have a painful retribution.

George Sale

Moreover they who believe not, although they had whatever is in the earth, and as much more withal, that they might therewith redeem themselves from punishment on the day of resurrection; it shall not be accepted from them, but they shall suffer a painful punishment.

Hamid S. Aziz

Verily, those who disbelieve, even though they had all that is in the earth, and the like thereof with it, to offer as a ransom from the punishment of the Day of Resurrection, it would not be accepted from them; but for them is grievous woe.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who have disbelieved, (even) if they had whatever is in the earth altogether and the like of it, with it to ransom themselves from the torment of the Day of the Resurrection, in no way would it be (favorably) accepted of them, and they will have a painful torment.

Marmaduke Pickthall

As for those who disbelieve, lo! if all that is in the earth were theirs, and as much again therewith, to ransom them from the doom on the Day of Resurrection, it would not be accepted from them. Theirs will be a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

As for unbelievers, if they possess the riches of the whole earth, and two times more, and offer it as ransom for release from the torments of the Day of Resurrection, it will not be accepted from them, and their punishment will surely be painful.

Muhammad Asad

Verily, if those who are bent on denying the truth had all that is on earth, and twice as much, to offer as ransom from suffering on the Day of Resurrection, it would not be accepted from them: for grievous suffering awaits them.

Mustafa Khattab

As for the disbelievers, even if they were to possess everything in the world twice over ˹and offer it all˺ to ransom themselves from the punishment of the Day of Judgment, it would never be accepted from them. And they will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

Those who have rejected, if they had all that is on Earth and the same again with it to ransom against the retribution of the Day of Resurrection, it will not be accepted from them; and they will have a painful retribution.

Rashad Khalifa

Certainly, those who disbelieved, if they possessed everything on earth, even twice as much, and offered it as ransom to spare them the retribution on the Day of Resurrection, it would not be accepted from them; they have incurred a painful retribution.

Sahih International

Indeed, those who disbelieve - if they should have all that is in the earth and the like of it with it by which to ransom themselves from the punishment of the Day of Resurrection, it will not be accepted from them, and for them is a painful punishment

Sam Gerrans

Those who ignore warning: were they to have all that is in the earth and the like thereof with it to seek to ransom themselves thereby from the punishment on the Day of Resurrection, it would not be accepted from them; and they have a painful punishment.

Shabbir Ahmed

(Those who reject the Revelation, exclude themselves from taking part in the establishment of the Ideal Society). If the rejecters possessed everything on earth and twice as much, and offered it as ransom to spare them from the retribution on the Day of Resurrection, it will not be accepted from them. For them is a painful doom.

Syed Vickar Ahamed

Surely, those who reject Faith— If they had everything on earth, and twice again, to offer to save them, from the penalty of the Day of Judgment, it would never be accepted from them. Theirs would be a painful Penalty.

Taqi Usmani

Surely, if the disbelievers have all that is in the earth, and more as much besides it, to pay it as ransom against the punishment of the Day of Judgment, it shall not be accepted from them, and they will have a painful punishment.

The Monotheist Group

Those who have rejected, if they had all that is on the earth and the same again with it to ransom against the retribution of the Day of Resurrection, it will not be accepted from them; and they will have a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩