Mâide suresi · 87–93. ayetler

Helâli haram kılmamak; yemin kefareti; içki ve kumar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 87. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحَرِّمُوا۟ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah'ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz ve güzel şeylerden kendinizi mahrum etmeyin, fakat sınırları da aşmayın; unutmayın ki Allah haddi aşanları sevmez.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Allahın size helal kıldığı hayatın güzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın, ama hakkın sınırlarını da aşmayın: Allah, sınırları aşanları asla sevmez.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler!. . Allah'ın sizin için helal ettiği pak rızıkları haram kılmayın ve haddi aşmayın (Allah'ın helal kıldığını haram kabul ederek)! Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Muhakkak ki Allah, sınırı aşanları sevmez.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın size helal yaptığı temiz şeyleri yasaklamayın; sınırı da aşmayın. Kuşkusuz, Allah, sınırı aşanları sevmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayınız ve sınırı aşmayınız. Allah sınırı aşanları sevmez.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, ALLAH'ın size helal yaptığı iyi şeyleri haram etmeyin. Sınırı aşmayın. ALLAH sınırı aşanları sevmez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Tanrı adına kurallar koyan din adamları insanların en kötüsü olarak tanıtılır Kuran'da. Tanrı'nın kolay olan dinini yaşanmaz bir angarya haline dönüştürmek isteyen sapkın, tarih boyunca din adamlarını kullanarak bu amacına ulaşmıştır. * Bak: 6:21, 145; 7:17, 30, 31, 37; 42:21.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, ALLAH'ın size helal yaptığı iyi şeyleri haram etmeyin. Sınırı aşmayın. ALLAH sınırı aşanları sevmez

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'ın size helal kıldığı nimetlerin hoşlarını kendinize haram kılmayın, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler, Allahın size halal kıldığı ni'metlerin hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin, çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah'ın size helal kıldığı tayyibat dipnot 1 olan şeyleri haram saymayın. Haddi aşmayın. dipnot 2 Allah, haddi aşanları sevmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hoşa giden, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu. Tayyibin zıddı habistir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu helaldir, bu haramdır diyerek kendi kendinize yargıda bulunmayın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı tayyibat dipnot 1 olan şeyleri haram saymayın. Haddi aşmayın. dipnot 2 Allah, haddi aşanları sevmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hoşa giden, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu helaldir, bu haramdır diyerek kendi kendinize yargıda bulunmayın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı tayyibat dipnot 1 olan şeyleri haram saymayın. Haddi aşmayın. dipnot 2 Allah, haddi aşanları sevmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağlıklı, yararlı, bakımlı, temiz, hoş.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu helaldir, bu haramdır diyerek kendi kendinize hüküm vermeyin.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'nın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Kuşkusuz Tanrı haddi aşanları sevmez.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allahın size helal etdiği o en temiz ve güzel şeyleri (nefsinize) haram kılmayın. Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri kendinize haram kılmayın ve haddi aşmayın. Doğrusu Allah, haddi aşanları sevmez.

    Mehmet Alagaş

    (87-89) Ey iman edenler, Allah’ın sizin için helal ettiklerinizi kendinize haram etmeyin. Önemsizleştirmeyin, muhakkak ki Allah önemsizleştirenleri / muğtedinleri sevmez. Allah’ın helal ve hoş kıldığı rızıklardan yiyin, iman ettiğiniz Allah’tan sakının. Allah, boş yere / ağız alışkanlığı olarak / lağven yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz, ve lakin, bile isteye bağladığınız / akkade yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar, bunun örtbas edilmesi / yok sayılması / kefareti, on güçsüzün / miskinin yakın ç evrenizin ortalama yediği düzeyde doyurulmasıdır veya giydirilmesidir yahut kölenin hürriyetine kavuşturulmasıdır, bunları bulamayan kimse için üç gün oruç tutmasıdır, bu yeminlerinizi bozduğunuzdaki kefarettir, yeminlerinizi koruyun, böylelikle Allah size ayetlerini açıklıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. (Adak kefareti de üç gün idi, bile bile yalan yemini (Yemin -i gamus u) Allah affetmiyor, yanlışlıkla bir mümini öldürmenin kefareti diyet ve altmış gün sıralı oruçtu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler, Allah'ın size helal kıldığı şeylerin temiz olanlarını haram sayıp da aşırı gitmeyin! Allah, sınırları aşanları sevmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'ın size helal kıldığı şeylerden hoşunuza gidenleri kendinize yasaklamayın. Aşırı da gitmeyin. Allah, aşırılık yapanları sevmez.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın ve sınırı da aşmayın. Allah, sınırı aşanları sevmez.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın. Ve sınırı da aşmayın. Allah, sınırı aşanları sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Allah'ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez.

  2. Mâide suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 88. ayet. وَكُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın size verdiği rızıktan temiz helal olarak yiyin dipnot 1 ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'a karşı takvâlı olun!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:168, 172; Nahl 16:114.

    Mustafa İslamoğlu

    O halde, Allah'ın size sunduğu rızıkların helal ve temiz olanlarından yararlanın ve kendisine iman ettiğiniz Allah'a saygılı olun!

    Muhammed Esed

    O halde, Allahın rızık olarak size bağışladığı meşru güzelliklerden yararlanın ve iman ettiğiniz Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve tayyib olanı yeyin. . . Korunun Allah'tan ki siz O'na, Esma'sıyla nefsinizin hakikati olduğu inancıyla, iman edenlersiniz!

    Ali Bulaç

    Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine inanmakta olduğunuz Allah'tan korkup sakının.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın size verdiği yiyecekleri helal ve temiz olarak yiyin ve inandığınız Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yiyiniz ve inandığınız Allah'tan sakınınız.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın size rızık olarak verdiklerini, helal ve temiz olarak yiyin. Onayladığınız ALLAH'ı dinleyin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın size rızık olarak verdiklerini, helal ve temiz olarak yeyin. İnandığınız ALLAH'ı dinleyin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem Allah'ın size rızık olarak verdiği nimetlerden helal ve temiz olarak yiyin hem de kendisine inanmış olduğunuz Allah'tan korkun!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hem Allahın size merzuk kıldığı ni'metlerden halal ve hoş olarak yeyin hem de kendisine mü'min bulunduğunuz Allahdan korkun

    Erhan Aktaş

    Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerin helal ve tayyib olanlarından yiyin. İman ettiğiniz Allah'a karşı takvalı olun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerin helal ve tayyib olanlarından yiyin. İman ettiğiniz Allah'a karşı takvalı olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerin helal ve tayyib dipnot 1 olanlarından yiyin. İman ettiğiniz Allah'a karşı takvalı dipnot 2 olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağlıklı, yararlı, bakımlı, temiz, hoş.
    2. metne dön, dipnot 2
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın size rızık olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine inançlı olduğunuz / bulunuduğunuz Tanrı'dan korkup sakının.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın size rızk olmak üzere verdiği şeylerden halal ve tertemiz olarak yeyin. Siz, kendisine iman etmiş olduğunuz Allahdan korkun.

    İbni Kesir

    Allah'ın size verdiği rızıktan helal ve temiz olarak yeyin. Sizin kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan da korkun.

    Mehmet Alagaş

    (87-89) Ey iman edenler, Allah’ın sizin için helal ettiklerinizi kendinize haram etmeyin. Önemsizleştirmeyin, muhakkak ki Allah önemsizleştirenleri / muğtedinleri sevmez. Allah’ın helal ve hoş kıldığı rızıklardan yiyin, iman ettiğiniz Allah’tan sakının. Allah, boş yere / ağız alışkanlığı olarak / lağven yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz, ve lakin, bile isteye bağladığınız / akkade yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar, bunun örtbas edilmesi / yok sayılması / kefareti, on güçsüzün / miskinin yakın ç evrenizin ortalama yediği düzeyde doyurulmasıdır veya giydirilmesidir yahut kölenin hürriyetine kavuşturulmasıdır, bunları bulamayan kimse için üç gün oruç tutmasıdır, bu yeminlerinizi bozduğunuzdaki kefarettir, yeminlerinizi koruyun, böylelikle Allah size ayetlerini açıklıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. (Adak kefareti de üç gün idi, bile bile yalan yemini (Yemin -i gamus u) Allah affetmiyor, yanlışlıkla bir mümini öldürmenin kefareti diyet ve altmış gün sıralı oruçtu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın size verdiği helâl ve temiz rızıktan yiyin ve kendisine iman ettiğiniz Allah’a karşı gelmekten sakının.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah'tan korkun!

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın size verdiği rızıkların helal ve temiz olanlarından yiyin. İnanıp güvendiğiniz Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın size verdiği rızıkların helal ve temiz olanından yiyin ve inanıp güvendiğiniz Allah'tan çekinin.

    Şaban Britch

    Allah’ın size verdiği helal ve temiz rızıktan yiyin ve kendisine iman ettiğiniz Allah’tan sakının/takvalı olun.

    Şaban Piriş

    Allah'ın size verdiği helal ve temiz rızıktan yiyin. Ve kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkun.

  3. Mâide suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 89. ayet. لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلْأَيْمَٰنَ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيْمَٰنِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ وَٱحْفَظُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

    Mehmet Okuyan

    Allah sizi (kasıtsız) yeminlerinizdeki boş sözlerle ilgili sorumlu tutmaz fakat bir şeye bağladığınız (kasıtlı) yeminlerden sorumlu tutar. dipnot 1 (Bozduğunuz zaman) kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek veya onları giydirmek dipnot 2 ya da bir köle azat etmektir. (Bunları) bulamayan kişinin üç gün oruç tutması (gerekir). Yemin ettiğiniz zaman (yemini bozduğunuz zaman) yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (bozmayın)! Allah şükredesiniz diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yeminlerde sorumlulukla ilgili bkz. Bakara 2:225.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kefaret, kişinin ailesine yedirdiği ya da giydirdiği şeylerin ortalamasından ödenmelidir. Bunun bir veya yarım ölçek buğdaya indirgenmesi, iki öğün yemek olarak belirlenmesi, hatta giysilerde tek parça elbise ile yetinilmesi vs. yaklaşımların yanlış olduğu açıktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, düşüncesizce ağzınızdan kaçırdığınız yeminler hususunda sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden sorumlu tutacaktır. Bu tür yeminleri bozmanın karşılığı, kendi ailenize ikram ettiğinizin ortalamasıyla on yoksulu doyurmak ya da giydirmek veya bir insanı özgürlüğü kavuşturmaktır; bunu bulamayan kimse ise üç gün oruç tutar. Bozduğunuz yeminlerin keffareti budur: öyleyse yeminlerinize sadık olun! Allah size ayetlerini böyle açıklar ki, şükredebilesiniz.

    Muhammed Esed

    Allah, düşünmeden ağzınızdan kaçırıverdiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ama bilerek ve isteyerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutacaktır. Böylece, yemininizi bozma karşılığında, on yoksulu kendi ailenize yedirdiğinizin hemen hemen aynısı ile beslemeniz veya onları giydirmeniz veya bir insanı özgürlüğüne kavuşturmanız gerekir; buna imkanı olmayan ise (onun yerine) üç gün oruç tutacaktır. Her ne zaman yemin eder (ve onu bozar)sanız yeminlerinizin kefareti işte bu olacaktır. Öyleyse yeminlerinize sadık olun. Allah mesajlarını size böylece açıklar ki şükredici olasınız.

    Ahmed Hulusi

    Allah sizi düşüncesizce ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz! Fakat kasıtlı - bilinçli yeminlerinizden sorumlu olursunuz! Bilinçli yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta yollusundan on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek yahut bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır! Kim bunları yapacak imkana sahip değilse, o takdirde üç gün oruç gerekir. İşte yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti budur! Yeminlerinizi muhafaza edin. . . Değerlendirirsiniz diye, Allah işaretlerini sizin için işte böyle açıklıyor.

    Ali Bulaç

    Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri doyurmak, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle âzâd etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!

    Ali Rıza Safa

    Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden sorumlu tutar. Onun kurtulmalığı, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından, on yoksulu doyurmak veya onları giydirmek veya bir benliği özgürlüğüne kavuşturmaktır. Yine de bulama yan kişi, üç gün oruç tutmalıdır. Yeminlerinizi bozduğunuzda, yeminlerinizin kurtulmalığı, işte budur. Yeminlerinize bağlı kalın. Allah, ayetlerini, işte böyle açıklıyor; belki şükredersiniz diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan kişi üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde, yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah size ayetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz.

    Edip Yüksel

    ALLAH rastgele ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ancak bile bile ettiklerinizden sizi sorumlu tutar. Yemininizi bozarsanız cezası, ailenize genellikle yedirdiğiniz yemeklerden on yoksulu doyurmak veya giydirmek veya bir köleyi salmaktır. Kim bulamazsa üç gün oruç tutmalı. Bu, bile bile ettiğiniz yeminlerinizin cezası. Yeminlerinizi tutun. ALLAH güzel karşılık veresiniz diye ayetlerini böyle açıklıyor. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kölelik konusundaki Kuran'ın tutumu için bak 4:25; 90:1-20.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH rastgele ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ancak bile bile ettiklerinizden sizi sorumlu tutar. Yemininizi bozarsanız cezası, ailenize genellikle yedirdiğiniz yemeklerden on yoksulu doyurmak veya giydirmek veya bir köleyi salmaktır. Kim bulamazsa üç gün oruç tutmalı. Bu, bile bile ettiğiniz yeminlerinizin cezası. Yeminlerinizi tutun. ALLAH güzel karşılık veresiniz diye ayetlerini böyle açıklıyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, bilmeyerek yaptığınız boş yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz. Ancak bile bile kendinizi bağladığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti çoluk-çocuğunuza yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmak yahut giydirmek veya bir köle azad etmektir. Bunlara gücü yetmeyen üç gün oruç tutar. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti bu! Bununlar beraber, yeminlerinizi gözetin. Allah size hükümlerini böylece açıklıyor ki, şükredesiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah sizi yeminlerinizde -bilmiyerek ettiğiniz- lagv ile muahaze etmez ve lakin bile bile akd ettiğiniz yeminlerle sizi muahaze buyuruyor, bunun da keffareti çoluğunuza çocuğunuza yedirdiğinizin orta derecesinden on fakırı doyurmak yahud geydirmek, yahut bir esir azad etmektir, bunlara gücü yetmiyen üç gün oruç tutar, işte yemin ettiğiniz vakıt yeminlerinizin keffareti bu, bununla beraber yeminlerinizi gözetin, böyle beyan ediyor Allah size ayetlerini ki şükr edesiniz

    Erhan Aktaş

    Allah, kasıtsız dipnot 1 yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun dipnot 2 bedeli ailenize yedirdiğinizin ortalaması üzerinden on yoksulu yedirmek veya onları giydirmek veya bir rekabeyi dipnot 3 özgürlüğüne kavuşturmaktır. Fakat bunlara gücü yetmeyene üç gün siyam dipnot 4 vardır. Bozduğunuz yeminlerinizin bedeli budur. Yeminlerinizi bozmayın. Allah, size ayetlerini dipnot 5 böyle açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz dipnot 6 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalan söyleme amacıyla yapılmayan veya doğru sanılarak yapılan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeminlerinizi bozmanızın bedeli.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 9:92. ayetin dipnotu.
    4. metne dön, dipnot 4
      Oruç.
    5. metne dön, dipnot 5
      Hükümlerini.
    6. metne dön, dipnot 6
      Gerekeni yaparsınız. Bkz. 4:147. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kasıtsız dipnot 1 yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun dipnot 2 bedeli ailenize yedirdiğinizin ortalaması üzerinden on yoksulu yedirmek veya onları giydirmek veya bir rekabeyi dipnot 3 özgürlüğüne kavuşturmaktır. Fakat bunlara gücü yetmeyene üç gün siyam dipnot 4 vardır. Bozduğunuz yeminlerinizin bedeli budur. Yeminlerinizi bozmayın. Allah, size ayetlerini dipnot 5 böyle açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz. dipnot 6

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalan söyleme amacıyla yapılmayan veya doğru sanılarak yapılan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeminlerinizi bozmanızın bedeli.
    3. metne dön, dipnot 3
      Boyunduruk altında bulunan ve özgürlüğüne kavuşmak isteyen kimse. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Sözcük anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Oruç.
    5. metne dön, dipnot 5
      Hükümlerini.
    6. metne dön, dipnot 6
      Gerekeni yaparsınız. Şükür, "sözle teşekkür etmek" değildir. Şükür, Allah'ın verdiği her türlü nimettin karşılığı olarak o nimetten ihtiyaç sahiplerini yararlandırmaktır. Yani nimetlerin karşılığını vermektir. Örneğin malın şükrü infaktır. " İneğin yediği ota karşılık süt vermesi onun şükrüdür."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kasıtsız dipnot 1 yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun dipnot 2 bedeli ailenize yedirdiğinizin ortalaması üzerinden on yoksulu yedirmek veya onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Fakat bunlara gücü yetmeyene üç gün oruç vardır. Bozduğunuz yeminlerinizin bedeli budur. Yeminlerinizi bozmayın. Allah, size ayetlerini dipnot 3 böyle açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz. dipnot 4

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalan söyleme amacıyla yapılmayan veya doğru sanılarak yapılan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeminlerinizi bozmanızın bedeli.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hükümlerini.
    4. metne dön, dipnot 4
      Gerekeni yaparsınız.

    Gültekin Onan

    Tanrı sizi yeminlerinizdeki 'rasgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) kefareti, ehlinize (ailenize) yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır). Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Tanrı size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, sizi yeminlerinizdeki lağvden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat kalblerinizin azmetdiği yeminler yüzünden muahaze eder. Bunun da keffareti ailenize yedirmekde olduğunuzun orta (derece) sinden on yoksulu doyurmak, ya onları giydirmek, yahud bir kul azad etmekdir. Fakat kim (bunları) bulamaz (bulmıya muktedir olamaz) sa üç gün oruç (tutması lazımdır), İşte bu andetdiğiniz vakit yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi muhaafaza edin. Allah ayetlerini size böylece açıklıyor. Taki şükredesiniz.

    İbni Kesir

    Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü sorumlu tutar. Onun keffareti; ailenize yedirmekte olduğunuzun ortalamasından, on düşkünü yedirmek, yahut giydirmek veya bir köle azad etmektir. Kim de bunları bulamazsa; üç gün oruçtur. İşte bu, yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi tutun. Şükredersiniz diye Allah ayetlerini size işte böyle açıklar.

    Mehmet Alagaş

    (87-89) Ey iman edenler, Allah’ın sizin için helal ettiklerinizi kendinize haram etmeyin. Önemsizleştirmeyin, muhakkak ki Allah önemsizleştirenleri / muğtedinleri sevmez. Allah’ın helal ve hoş kıldığı rızıklardan yiyin, iman ettiğiniz Allah’tan sakının. Allah, boş yere / ağız alışkanlığı olarak / lağven yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz, ve lakin, bile isteye bağladığınız / akkade yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar, bunun örtbas edilmesi / yok sayılması / kefareti, on güçsüzün / miskinin yakın ç evrenizin ortalama yediği düzeyde doyurulmasıdır veya giydirilmesidir yahut kölenin hürriyetine kavuşturulmasıdır, bunları bulamayan kimse için üç gün oruç tutmasıdır, bu yeminlerinizi bozduğunuzdaki kefarettir, yeminlerinizi koruyun, böylelikle Allah size ayetlerini açıklıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. (Adak kefareti de üç gün idi, bile bile yalan yemini (Yemin -i gamus u) Allah affetmiyor, yanlışlıkla bir mümini öldürmenin kefareti diyet ve altmış gün sıralı oruçtu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerlen sizi sorumlu tutmaz. Bilip, kasıtlı olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor.

    Süleyman Ateş

    Allah sizi, yeminlerinizdeki lağv(kasıtsız olarak yaptığınız yeminler)den ötürü sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar. Bu(geleceğe bağlı yemini bozma)nın keffareti: ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri yedir(ip doyur)mak, yahut onları giydirmek, ya da bir boyun(köley)i hürriyete kavuşturmaktır. Bunu bulamayan kimse, üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğiniz zaman, yeminleriniz(i bozman)ın keffareti budur. yeminlerinizi koruyun. Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki, şükredesiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, yeminlerinizin kasıtsız olanlarından sizi sorumlu tutmaz. Ama belli bir maksatla yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun keffareti, ailenize yedirdiklerinizin ortalamasından on miskini /çaresizi dipnot 1 doyurmak veya giydirmek ya da boyunduruk altında olan birini hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları bulamayanın üç gün oruç tutması gerekir. Bu, ettiğiniz yemini bozmanın keffaretidir. Yeminlerinizi tutun. Allah, ayetlerini size böyle açıklar ki görevinizi yerine getiresiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Miskinler; geliri açlık sınırı altında, çaresiz durumda kalmış ve ihtiyaçlı olduğu her halinden belli olan kişilerdir. Oruç tutabilenlerin Ramazan bayramında vermesi gereken fitre /fidyenin en düşük ölçüsü miskin yiyeceği (Bakara 2/184) olduğundan, miskinlerin ihtiyaç sahipleri içinde en düşük seviyede ya da en zor durumda olan kesim olduğu anlaşılmaktadır. Kur'an'a göre miskinler temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için doyurulması gereken (Kalem 68/24), keffaret olarak "yedirilmesi veya giydirilmesi" emredilen (Maide 5/89-95, Mücadele 58/4), Müslümanların mallarında hakkı olan (İsra 17/26, Rum 30/38), mirastan yararlandırılan (Nisa 4/8), kendilerine ihsanda bulunulması istenen (Nisa 4/36) dolayısıyla gönüllü veya zorunlu harcama kalemlerinin hepsinde yer alan kişilerdir (Bakara 2/177,215, Tevbe 9/60, İnsan 76/8).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yeminlerinizle bağladığınız şeylerden dolayı sorumlu tutar. Onun keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on çaresizi dipnot 1 doyurmak veya giydirmek ya da bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları bulamayan üç gün oruç tutar. Bu, yemin bozmanın kefaretidir. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, ayetlerini size böyle açıklar ki görevinizi yerine getiresiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Şaban Britch

    Allah, sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz. Bilip, kasıtlı olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun (bozma) kefareti, kendi ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmaktır veya giydirmek ya da bir köleyi azad etmektir. Kim bunları bulamazsa üç gün oruç tutması gerekir. Bu, bozduğunuz yeminlerin kefaretidir. Yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor.

    Şaban Piriş

    Allah, sizi bilinçsiz olarak yaptığınız yeminlerden dolayı hesaba çekmez. Bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden dolayı hesaba çeker. Yemininizi bozma karşılığı, kendi ailenize yedirdiğinizden on yoksulu doyurmaktır. Veya giydirmek ya da bir köleyi hürriyete kavuşturmaktır. Kim bunları bulamazsa üç gün oruç tutması gerekir. Bu, bozduğunuz yeminlerin kefaretidir. Yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah sizi yeminlerinizdeki boş lakırdıdan ötürü hesaba çekmez, ama bilinçli olarak gerçekleştirdiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yeminin keffareti, ailenize yedirmekte olduğunuzun orta derecesinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydimek, yahut da özgürlüğünden yoksun kalmış bir benliği özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunlara imkan bulamayan üç gün oruç tutar. Yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini böyle açıklar ki şükredebilesiniz.

  4. Mâide suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 90. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْخَمْرُ وَٱلْمَيْسِرُ وَٱلْأَنصَابُ وَٱلْأَزْلَٰمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَٱجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal (şans) okları şeytanın işinden bir pisliktir. dipnot 1 Ondan (o pis şeylerden) uzak durun ki kurtulasınız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet iddia edildiği gibi içki ve kumarla ilgili ilk ve tek hüküm ayeti değildir. Çünkü bu konudaki ilk hüküm ayeti Bakara 2:219'dur. Nahl 16:67'de herhangi bir hüküm söz konusu değildir. Nisâ 4:43'te ise sarhoşken namaza yaklaşmamayla ilgili başka bir açılım ve yeni bir haramlık söz konusudur. Mâide 5:90. ayet, daha önceki bir hükmü tekrar vurgulayan, benzer haramları hatırlatan ve bu yasakları gerekçelendiren bir içerik arz etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Sarhoşluk veren her şey, tüm şans oyunları, Allah'tan başkasına kurban sunmak ve gelecek hakkında kehanette bulunmak şeytan işi pisliklerden başka bir şey değildir. O halde bunlardan kaçının ki ebedi mutluluğa erişebilesiniz.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Sarhoşluk veren şeyler, şans oyunları, putperestçe uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak, Şeytan işi iğrenç kötülüklerden başka bir şey değillerdir: O halde onlardan kaçının ki mutluluğa eresiniz!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Hamr (sarhoşluk veren içkiler), Meysir (kumar), Ensab (putlar, tanrı - ilah vasfı atfetmeler) ve Ezlam (fal okları ve kehanet araçları) ancak şeytani fiiller olarak birer pisliktir! Artık ondan kaçının ki felaha eresiniz.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Şarap, kumar, tapıncak yapılmış taşlar ve fal yoluyla gelecek aramak, şeytan işi birer pisliktir. Artık, bundan kaçının; böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey İnananlar! Alkol, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki kurtuluşa eresiniz.

    Edip Yüksel

    Ey gerçeği onaylayanlar, sarhoş edici maddeler, kumar, putlaştırılmış taş ve türbeler, şans oyunları sapkın işi birer pisliktir. Bunlardan sakının ki kurtulasınız. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayetteki "hamr" kelimesi, "örten" anlamına gelir ve aklı örten tüm alkollü içkiler ve uyuşturucular için kullanılır. Bu kelimenin "şarap" veya "içki" olarak çevrilmesi, ayetin kapsamını daraltmaktadır. Kuran, alkollü içkilerin bazı yararları olmasına rağmen zararlarının daha büyük olduğunu bildirir ve gerçeği onaylayanlara yasaklar (2:219). * Bu yasak kategorik olup azı da çoğu da içerir. Ne var ki hayati bir tehlike karşısında ölçüyü aşmamak şartıyla bazı yasakların çiğnenmesine izin verilmiştir (2:173; 6:145). * Alkollü içkiler karşısında katı prensiplere sahip olmayan toplumların ekonomik, sosyal, ailevi ve psikolojik yönden ödediği bedel çok büyüktür. Kuran, alkollü içkilerin devlet tarafından yasaklanmasını veya onları kullananların cezalandırılmasını öngörmez. Bireysel suçlara karşı sadece öğüt ve güzel davranış ile karşılık vermemizi emreder. * Kamuya açık yerlerde, araba sürerken, işyerinde çalışırken alkollü içki kullanılması başkalarının güvenliğini ve sağlığını riske soktuğu için toplumun öngöreceği uygun bir cezayla cezalandırılabilir. * Ayetteki "ensab" kelimesi, kutsallaştırılan taşları, türbeleri kapsar. Kabe etrafındaki dönüş sayısını belirlemek için konulmuş bulunan, ancak sonradan putlaştırılan siyah taş ve Muhammed peygamberin Medine'deki mezarı başta olmak üzere İslam dünyasında sayısız taşlar ve türbeler birer putperestlik merkezi olmuşlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, sarhoş edici maddeler, kumar, kutsal taş ve türbeler, şans oyunları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan sakının ki kurtulasınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, içki, kumar, putlar ve kısmet çekilen zarlar, hep şeytan işi, murdar bir şeydir. Onun için siz ondan kaçın ki yakayı kurtarasınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! İçki, kumar, putlar, kısmet çekilen zarlar hep Şeytan işi murdar bir şeydir, onun için siz ondan kaçının ki yakayı kurtarasınız

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Hamr, dipnot 1 kumar, dikili taşlar dipnot 2 ve şans oyunları dipnot 3 şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklı örten, sarhoşluk veren her türden içki ve uyuşturucu.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanlardan yararlanmak amacıyla manevi değer verilmiş, kutsallaştırılmış put ve benzeri nesneler; mezar, türbe vb. şeyler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şans oyunları ile gelecek hakkında kehanette bulunmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Hamr dipnot 1 , kumar, dikili taşlar dipnot 2 ve şans oyunları dipnot 3 şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklı örten, sarhoşluk veren her türden içki ve uyuşturucu.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanlardan yararlanmak amacıyla manevi değer verilmiş, kutsallaştırılmış put ve benzeri nesneler; mezar, türbe vb. şeyler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şans oyunları ile gelecek hakkında kehanette bulunmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Hamr dipnot 1 , kumar, dikili taşlar dipnot 2 ve şans oyunları dipnot 3 şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklı örten, sarhoşluk veren her türden içki ve uyuşturucu.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanlardan yararlanmak amacıyla manevi değer verilmiş, kutsallaştırılmış put ve benzeri nesneler; mezar, türbe vb. şeyler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şans oyunları ile gelecek hakkında kehanette bulunmak.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, içki kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, içki, kumar, (tapmıya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bun (lardan kaçının ki muradınıza eresiniz.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları; ancak şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki, felaha eresiniz.

    Mehmet Alagaş

    (90-91) Ey iman edenler, sarhoş ediciler, kolay menfaat devşirme / kumar, dikili taş putları ve kısmet dağıtan fal okları şeytan ameli pis şeylerdir, ondan / şeytan amellerinden kaçının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kumar ve içki ile şeytan aranıza düşmanl ık ve kine / buğza neden olmayı ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan savuşturmayı diler, artık sonlandırıyorsunuz / nihayete erdiriyorsunuz değil mi?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Şarap (içki), kumar, putlar ve fal okları, Şeytan'ın pis işlerindendir. Artık bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! İçki - uyuşturucu çeşitleri dipnot 1 ve kumar çeşitleri dipnot 2 , sunaklar dipnot 3 ve piyango dipnot 4 şeytan işi pisliklerdir. Onlardan uzak durun ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet metninde geçen "hamr (خمر)" kelimesi aklı örten anlamındadır. Sarhoş edici tüm içkiler ve uyuşturucu maddeler aklı örttüğü için onların hepsi hamrdır. Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sarhoşluk veren her şey hamrdır. Sarhoş eden her şey haramdır." (Müslim, Eşribe,73; Ebu Davud, Eşribe, 5)
    2. metne dön, dipnot 2
      Kumar çeşitleri diye meal verdiğimiz meysir kelimesi, kolaylık anlamına gelen "yusr = يسر" kökünden gelir. Üç ayette "hamr" ile birlikte zikredilir (Bakara 2/219, Maide 5/90-91). Malın kolayca kazanılmasına ve kaybedilmesine yol açan her türlü kumar bu kapsama girer
    3. metne dön, dipnot 3
      Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dini tören yapılan taş masa. (Türk Dil Kurumu)
    4. metne dön, dipnot 4
      Ezlam ile ilgili olarak bkz. Maide 5/3'ün dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Hamr (kişiyi sarhoş edip uyuşturan şeyler) dipnot 1 , şans oyunları dipnot 2 , sunaklar dipnot 3 ve ezlam dipnot 4 , şeytan işi zararlılardır. Onlardan uzak durun ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada ‘hımar = الخمار' baş örtüsü, ‘ham = الخمر aklı örten şeydir. Bugünkü anlamında bunlar sarhoş edici ve uyuşturucu (narkotik) maddelerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Meysir: Üç ayette şarapla birlikte zikredilen meysir (el-Bakara 2/219, el-Maide 5/90-91) kesin olarak yasaklanmıştır. Kolayca mala kavuşmayı amaçlayan bütün şans oyunları; piyango, tombala ve her türlü kumar bu kapsama girer.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dini tören yapılan taş masa. (Türk Dil Kurumu)
    4. metne dön, dipnot 4
      Cahiliye Arapları yolculuğa çıkma, savaşa gitme, evlenme, şüpheli çocukların nesebini tayin etme, ticaret yapma, su kuyusu açma, hatta kumar oynama gibi kendilerince önemli olan işlere başlamadan önce tahtadan yapılmış ve kanat takılmamış ince oklar üzerine "yap, yapma" şeklinde alternatifler yazıp bir torbaya koyarlar, daha sonra içlerinden birini çekerek çıkan yazıya göre girişilen işin kendileri için uğurlu veya uğursuz olacağına inanır ve ona göre hareket ederlerdi. Ezlamın beyaz çakıl taşlarından yapılmış tavla zarı şeklinde veya satranç taşları gibi olduğunu rivayet edenler de vardır. Arap tarihçileri ezlamı iki grupta toplarlar. 1. Fal Okları. Sayısına ve bulunduğu kimselere göre ikiye ayrılır. a) Üçlü fal okları. Herkesin yanında taşıdığı üç okun birinde, "Rabbim bana emretti" veya "yap"; diğerinde, "Rabbim bana yasak etti" yahut "yapma" diye yazılır, üçüncüsünde ise yazı bulunmaz ve çekilen kısmette ne çıkarsa ona göre hareket edilirdi. Eğer yazısız ok isabet ederse kısmet çekme işlemi tekrarlanırdı. b) Yedili fal okları. Kabe'nin içindeki Hübel adlı putun yanında veya kahinlerle hakimlerin nezdinde bulunan ve her biri üzerinde "evet", "hayır", "sizden", "başkasından", "açık değil", "diyet", "su" ifadelerinden biri yazılmış olan yedi ok bir işi yapmak veya yapmamak, nesebi şüpheli görülen bir çocuğun babasını belirlemek, öldürülen kimsenin diyetini ödetmek, su kuyusu açmak, evlenmek gibi değişik maksatlarla kullanılırdı. Bu işlerden biriyle ilgili olarak kısmetini tayin etmek isteyen kişi hediyelerle birlikte Kabe'nin hizmetçisine yahut yedi oku bulunan kahinlere gider, kısmet çektirir, çıkan sonucun putların iradesine uygun olduğuna inanır ve ona göre hareket ederdi. 2. Kumar Okları. On oktan oluşan ve bir tür piyango çekilişine benzeyen bu okların üçü boş bırakılır, yedisine birden yediye kadar hisseler takdir edilip yazılırdı. On kişi arasında yapılan çekilişte boş okları çekenler ortaya konan maldan pay alamadıkları gibi kumara konu teşkil eden malın parasını da öderlerdi. Bu tür oklar daha çok bir deveyi kesip etini çeşitli hisselere ayırmak suretiyle oynanan kumarda kullanılırdı (DİA-Musafa Öz).

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve (karar vermek için) kaseler (içine yap-yapma- boş yazıp bu şekilde karar vermeniz) ile çekilen kuralar sadece şeytanın işinden bir pisliktir, felaha erebilmeniz için onlardan uzak durun.

    Şaban Piriş

    - Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları sadece şeytanın işinden bir pisliktir, kurtuluşa erebilmeniz için onlardan uzak durun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

  5. Mâide suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 91. ayet. إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ فِى ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

    Mehmet Okuyan

    Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza yalnızca düşmanlık ve kin sokmak, (dahası), sizi Allah'ı hatırlamaktan ve salâttan (ibadetten) alıkoymak ister. (Artık bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Şeytan sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunlarıyla sizin aranıza düşmanlık ve kin tohumları saçmaktan, Allah'ı anmak ve namazdan alıkoymaktan başka bir şey istemez: öyleyse siz, hala vazgeçmeyecek misiniz?

    Muhammed Esed

    Şeytan, sarhoşluk verici şeyler ve şans oyunları ile sadece aranıza düşmanlık ve nefret sokmaya ve sizi Allahı anmaktan ve namazdan alıkoymaya çalışır. O halde, (artık) vazgeçmeyecek misiniz?

    Ahmed Hulusi

    Şeytan, içki ve kumar türleri ile aranıza düşmanlık ve kin yerleştirmeyi, sizi Allah zikrinden ve salattan engellemeyi murat eder ancak. . . Artık vazgeçtiniz değil mi?

    Ali Bulaç

    Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?

    Ali Rıza Safa

    Aslında, şeytan, şarapla ve kumarla aranıza düşmanlık ve nefret sokmak, Allah'ın Öğretisinden ve namazdan sizi alıkoymak ister. Artık, son veriyorsunuz değil mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Şeytan, alkol ve kumar ile, aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak istiyor. Artık bunlardan vazgeçecek misiniz?

    Edip Yüksel

    Sapkın, sarhoş edicilerle, kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi ALLAH'ı anmaktan, salattan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyorsunuz değil mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şeytan, sarhoş edicilerle, kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi ALLAH'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyorsunuz değil mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şeytan, içki ve kumarla sadece aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyorsunuz değil mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçki ile kumarda Şeytan sırf aranıza adavet ve kin düşürmeyi ve Sizi Allahı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymayı ister, artık vaz geçiyorsunuz değil mi?

    Erhan Aktaş

    Şeytan, hamr ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ın öğütlerini dinlemekten ve salattan dipnot 1 uzaklaştırmak ister. O halde bunlardan vazgeçmeyecek misiniz?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz kılmaktan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şeytan, hamr ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ın öğütlerini dinlemekten ve salattan dipnot 1 uzaklaştırmak ister. O halde bunlardan vazgeçmeyecek misiniz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz kılmaktan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şeytan, hamr ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ın öğütlerini dinlemekten ve salattan dipnot 1 uzaklaştırmak ister. O halde bunlardan vazgeçmeyecek misiniz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz kılmaktan.

    Gültekin Onan

    Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Tanrı'yı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?

    Hasan Basri Çantay

    Şeytan, içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allahı anmakdan ve namazdan alıkoymak ister. Artık siz (hepiniz) vaz geçdiniz değil mi?

    İbni Kesir

    Şeytan; ancak içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçersiniz değil mi?

    Mehmet Alagaş

    (90-91) Ey iman edenler, sarhoş ediciler, kolay menfaat devşirme / kumar, dikili taş putları ve kısmet dağıtan fal okları şeytan ameli pis şeylerdir, ondan / şeytan amellerinden kaçının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kumar ve içki ile şeytan aranıza düşmanl ık ve kine / buğza neden olmayı ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan savuşturmayı diler, artık sonlandırıyorsunuz / nihayete erdiriyorsunuz değil mi?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    Şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alakoymak istiyor. Artık (bunlardan) vazgeçecek misiniz?

    Süleymaniye Vakfı

    Şeytanın isteği, içki - uyuşturucu ve kumar çeşitleriyle aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ın emirlerini hatırlamaktan dipnot 1 ve namazdan alıkoymaktır dipnot 2 . Artık vazgeçersiniz, değil mi?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat ذكر md.). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24,En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanın istediği tek şey Hamr (kişiyi sarhoş edip uyuşturan şey) ve kumarla aranıza düşmanlık ve nefret sokmak bir de Allah'ın Zikri'nden (Kur'an'dan) ve namazdan sizi alıkoymaktır. Artık vazgeçersiniz değil mi?

    Şaban Britch

    Şeytan, içki ve kumar (şans oyunları) ile sadece aranızda düşmanlık ve nefreti körükleyip Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak istiyor.

    Şaban Piriş

    Şeytan, içki ve kumar (şans oyunları) ile sadece aranızda düşmanlık ve nefreti körükleyip Allah'ın zikrinden ve namazdan alıkoymak istiyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şeytan; uyuşturucu ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip sizi Allah'ı anmaktan, namazdan geri çevirmek ister. Artık son veriyorsunuz değil mi?

  6. Mâide suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 92. ayet. وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَٱحْذَرُوا۟ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    Öyleyse Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a itaat edin, Elçi'ye de itaat edin dipnot 1 ve (kötülüklerden) sakının! (İtaatten) yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize (düşen görev), sadece apaçık tebliğdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yüce Allah'a ve Elçi'ye itaat"le ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:32, dipnot 3.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve (kötülükten) sakının! Eğer yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Elçi'mizin görevi mesajı apaçık tebliğ etmekten ibarettir.

    Muhammed Esed

    Öyleyse Allaha ve Elçisine itaat edin ve (kötülüklere karşı) her zaman hazırlıklı olun: Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Bizim Elçimizin görevi, (kendisine emanet edilen) mesajı apaçık tebliğ etmekten ibarettir.

    Ahmed Hulusi

    Allah'a itaat edin, Rasule itaat edin ve sakının! Eğer yüz çevirirseniz, iyi bilin ki, bizim Rasulümüzün üzerine düşen yalnızca apaçık tebliğ etmektir.

    Ali Bulaç

    Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen, ancak apaçık bir tebliğdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'a itaat edin, Rasûle de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz, bilin ki Rasûlümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a bağlı kalın, elçiye bağlı kalın ve sakının. Yüz çevirirseniz, iyi bilin ki, elçimizin görevi, yalnızca apaçık bildirmektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a ve peygambere itaat ediniz, kötü şeylerden sakınınız. Eğer gösterdiğimiz yoldan dönerseniz, biliniz ki peygamberimize düşen, açıkça tebliğ etmektir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'a uyun, elçiye uyun, dikkatli olun. Yüz çevirirseniz bilesiniz ki elçimize düşen görev, açıkça bildirmektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a uyun, elçiye uyun, dikkatli olun. Yüz çevirirseniz bilesiniz ki elçimize düşen görev, açıkça bildirmektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ı ve peygamberleri dinleyin, karşı gelmekten sakının! Eğer kulak asmazsanız biliniz ki, elçimize düşen sadece açık bir tebliğden ibarettir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahı dinleyin, Peygamberi dinleyin de sakının, eğer kulak asmazsanız biliniz ki Resulümüze düşen sade açık bir tebliğten ibarettir

    Erhan Aktaş

    Ve Allah'a itaat edin ve Resul'e itaat edin. dipnot 1 Sakının.[2] Eğer bu buyrukları dinlemezseniz, bilin ki resulümüze düşen açıkça duyurmaktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam dininin "atalar" ve "rivayetler" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki "Resul'e itaat etmeye", "Peygambere, yani sünnete ve hadise itaat etmek" anlamı verilerek yapılmıştır. Bu anlam kesinlikle büyük bir yanılgıdır. Kur'an'da peygamber kelimesi geçmez. Peygamber, Farsça bir kelimedir. Kur'an'da Resul ve Nebi kelimeleri ayrı ayrı geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat etmek vardır. Çünkü Resul'e itaat etmeyle kast edilen şey, Resulün bize ilettiği ayetlere itaat etmektir. Dolayısı ile Resul'e itaat etmek demek, aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "şahsidir" ve Nebi'nin şahsına aittir. Resul'ün söyledikleri ise şahsına ait olmayıp Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman bunu yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun vahiy olan sözlerine itaat etmektir ve bu Allah'a itaat etmek anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ı kast eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" olarak kendinden önceki kelimeyi kendinden sonraki kelime ile açıklama görevi yapmaktadır. Bu kurala göre Allah ve Resul'üne itaat etmek demek, anlam olarak yalnızca "Allah'a, vahye itaat etmek" demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Allah'a itaat edin ve Resul'e itaat edin dipnot 1 . Sakının.[2] Eğer bu buyrukları dinlemezseniz, bilin ki resulümüze düşen açıkça duyurmaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam dininin "atalar" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki Resul sözcüğüne "sünnete ve hadise itaat etme" anlamı verilerek yapılmıştır. Oysaki Kur'an'da peygamber sözcüğü geçmez. Peygamber, Farsça bir sözcüktür. Kur'an'da Resul ve Nebi sözcükleri ayrı ayrı geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat vardır. Çünkü Resul'e itaat etmek demek, Resulün bize ilettiği ayetlere itaat etmek demektir. Dolayısı ile Resul'e itaat etmek demek aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "hadistir." Resul'ün söyledikleri Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun söylediklerine itaat ederek, Allah'a itaat anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ın otoritesini ifade eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" ve "atf-ı tefsir" için de kullanılmaktadır. Bu durumda "ve" edatı, kendinden önceki sözcüğü kendinden sonraki sözcük ile açıklar. Bu kurala göre Allah ve Resul'ü demek, anlam olarak "Allah'a demektir."
    2. metne dön, dipnot 3
      Ayette ifade edilen şeylerden uzak durun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Allah'a itaat edin ve Rasul'e itaat edin. Sakının. dipnot 1 Eğer bu buyrukları dinlemezseniz, bilin ki rasulümüze düşen açıkça duyurmaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      91. Ayette ifade edilen şeylerden uzak durun.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya itaat edin, peygambere de itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen, ancak apaçık bir tebliğdir.

    Hasan Basri Çantay

    Allaha ve Resulüne itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki peygamberimizin üstüne düşen, yalnız apaçık tebliğden ibaretdir.

    İbni Kesir

    Allah'a itaat edin, Rasule itaat edin ve sakının. Yüz çevirecek olursanız, bilinki; peygamberimize düşen, yalnız açıkça tebliğ etmektir.

    Mehmet Alagaş

    (92-100) Allah’a ve Resulüne itaat edin, hazırlıklı olun, eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Resulümüze düşen sadece apaçık bilgilendirmektir. İman eden ve salih amel işleyenlerin, o şeylerden sakındıkları iman ettikleri ve salih amel işledikleri sürece ve sonra yine sakınmaları iman etmeleri ve sonrasında tekrar sakınmaları ve güzel davranmaları şartlarıyla onlardan yemiş olmaları günah değildir , Allah güzel davrananları sever. Ey iman edenler, Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği avlanma konusunda ki bir şeylerle dener, bundan amaç Allah’tan gıyabında korkanları bilinir hale getirmesi içindir, her kim bununun ardından önemsizleştirirse işte ona acıtıcı bir azap vardır. Ey iman edenler ihramlı iken (hac yahut umredeyken) av hayvanı öldürmeyin, her kim onu bile isteye / taammüden öldürürse, cezası öldürdüğü hayvanın aynısından aranızda denkleştirmeyi / adaleti bilen birinin kararı gereği Kâbe’ye hediye edilmek üzere ulaştırılmasıdır yahut kefaret gerekir, miskinleri doyurmaktır yahut buna denk oruç tutmaktır ki yaptığı işin vebalini tatsın, Allah geçmişte kalanları affetti, her kim tekrar dönerse, Allah ondan öc alır / intikam alı r, Allah saygıdeğerdir, intikam sahibidir. Deniz avlanması ve onların yenilmesi size de yolculuk halinde orada olanlara da helal edildi, kara avlanması ise ihramlı olduğunuz sürece size haram edildi, kendisiyle bir araya geleceğiniz Allah’tan sakının. Allah, Beyt-i Haram Kâbe’yi, Şehr-i Haramı, hediyelik kurbanları ve gerdanlıkları işaretli hayvanları insanlar için kalkış / kıyam vesilesi yaptı, bu, Allah’ın semalarda ve arzda ne varsa bildiğini bilmeniz amacıyladır, muhakkak ki Allah, her şeyi bilendir. Şunu bilin ki Allah’ın misillemesi şiddetlidir ve de Allah , kesinlikle bağışlayandır, esirgeyendir. Resule düşen görev sadece bil gilendirmektir, Allah, neyi açık ettiğinizi neyi ağzınızda sakladığınızı bilir, deki pis olanla hoş olan bir değildir velev ki habis olanın çokluğuna kapılsanız bile / çokluğu ilginizi çekse bile, Allah’tan sakının, ey akıl uluları, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’a itaat edin, Rasûle de itaat edin ve (emirlerine aykırı hareket etmekten) sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.

    Süleyman Ateş

    Allah'a ita'at edin, Elçi'ye ita'at edin, (kötü şeylerden) sakının! Eğer (kabul etmez) dönerseniz, bilin ki elçimize düşen, açıkça duyurmaktır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a gönüllü olarak boyun eğin, Resulüne/ elçisinin getirdiğine dipnot 1 gönüllü olarak boyun eğin ve dikkatli olun. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki elçimize düşen, açık bir tebliğden ibarettir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه ) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144) Resul kelimesi yerine "resulüne /elçisinin getirdiğine" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67 , Nahl 16/35).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a itaat edin, Elçi'ye itaat edin ve dikkatli olun. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Elçimizin sorumluluğu her şeyi açıklayan bir tebliğden ibarettir.

    Şaban Britch

    Artık (bu kötü alışkanlıklara) son verdiniz değil mi? Allah’a itaat edin, Rasûl'e itaat edin ve (itaatsizlikten) sakının. Eğer, yüz çevirirseniz biliniz ki Rasûlümüze düşen sadece bildirip tebliğ etmektir.

    Şaban Piriş

    Artık (bu kötü alışkanlıklara) son verdiniz değil mi? Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin ve (itaatsizlikten) sakının. Eğer, yüz çevirirseniz biliniz ki Peygamberimize düşen sadece, açıkça bildirmektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

  7. Mâide suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 93. ayet. لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    İman edip salih ameller işleyenlere; Allah'a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever.

    Mehmet Okuyan

    Takvâlı (duyarlı) olup iman ettikleri ve iyi işler yaptıkları, sonra (yine) takvâlı (duyarlı) olup iman ettikleri, sonra da (bunu devam ettirerek) takvâlı (duyarlı) olup güzel davrandıkları sürece (haram kılınmadan önce) tattıklarından dolayı iman edip iyi işler yapanlara herhangi bir vebal yoktur. dipnot 1 Allah güzel davrananları sever.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Mâide 5:90. ayetteki haramları işler vaziyette ölenlerin durumuna dair bir hüküm içermekte ve henüz yasaklar söz konusu olmadan ölenlerin daha önce tattıkları şeylerde kendilerine herhangi bir sorumluluğun olmadığını ortaya koymaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    İman edip salih amel işleyenler, takva ehli oldukları, iman edip salih amel işlemeye devam ettikleri sürece, önceden tarttıklarından dolayı sorumlu tutulmayacaklardır; yeter ki takvada ve imanda, dahası, takvada ve iyilikte kararlı olsunlar: Zira Allah iyileri sever.

    Muhammed Esed

    İmana ermiş olup doğru ve yararlı işler yapanlar, Allaha karşı sorumluluk bilinci duydukları ve (gerçekten) inanıp doğru ve yararlı işler yaptıkları sürece her istediklerinden serbestçe yararlanabilirler: yeter ki Allaha karşı sorumluluk bilinci duymaya ve iman etmeye devam etsinler ve Allaha karşı sorumluluklarının bilincine daha çok varsınlar ve iyilik yapmakta arzulu ve kararlı davransınlar. Allah iyilik yapanları sever.

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanının gerektirdiği fiilleri ortaya koyanlar, korunmaya devam ederlerse (bir üst mertebede) imana ulaşıp, o imanın gereği çalışmalar yaparlar. . . Sonra bu anlayışa göre korunarak daha üst mertebede iman anlayışına kavuşurlar. . . O anlayışla imanlarının sonucu olarak da ona göre korunmaya başlarlar. . . Bundan sonra, ulaştıkları bu anlayışa göre korunmaya devam etmeleri, onları ihsana (Müşahede mertebesine) erdirir. . . Allah muhsinleri sever.

    Ali Bulaç

    İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için korkup sakındıkları, iman ettikleri ve salih amellerde bulundukları, sonra korkup sakındıkları ve iman ettikleri ve sonra (yine) korkup sakındıkları ve iyilikte bulundukları takdirde (yasaklanmadan önce) yedikleri dolayısıyla bir sorumluluk yoktur. Allah, iyilik yapanları sever.

    Ali Özek ve heyeti

    İman eden ve sâlih amel işleyenlere, hakkıyla sakınıp iman ettikleri ve sâlih amel işledikleri, sonra yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da hakkıyla sakınıp yaptıklarını, ellerinden geldiğince güzel yaptıkları takdirde (haram kılınmadan önce) tattıklarından dolayı günah yoktur. (Önemli olan inandıktan sonra iman ve iyi amelde sebattır). Allah iyi ve güzel yapanları sever.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanların, sorumluluk bilincine erişmedikleri önceki zamanlarda yediklerinden dolayı suç yoktur. İnanmış olarak erdemli edimler yapın. Sonra, sorumluluk bilincine erişin ve inanın. Sonra, sorumluluk bilinci taşıyın ve güzel davranın. Çünkü Allah, güzel davrananları sever. dipnot 108

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 108
      "Sorumluluk bilincine erişmek" olarak yazdığımız "Takva" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Allah'a karşı gelmekten sakınmak" veya "Allah'tan korkmak" biçiminde çevrilmiş; çevirilerin çoğunluğunda ise Arapça biçimiyle bırakılmıştır. Takva terimi, bu ayette üç kez tekrarlandığı için, "Üç Takvalı Ayet" olarak isimlendirilir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnanıp iyi işler yapanlara, bundan böyle kötülüklerden korunup inandıkları ve iyi işler yaptıkları, sonra korunup inandıkları, sonra yine korunup iyilik ettikleri takdirde, daha önce yediklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah, güzel davrananları sever.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli işler yapanlar, emirlere uyarak gerçeği onaylayıp erdemli davrandıkları, günahlardan sakınıp onayladıkları ve yine sakınıp iyilik yaptıkları sürece yediklerinden ötürü kendilerine bir günah yoktur. ALLAH iyi davrananları sever.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli işler yapanlar, emirlere uyarak inanıp erdemli davrandıkları, günahlardan sakınıp inandıkları ve yine sakınıp iyilik yaptıkları sürece yediklerinden ötürü kendilerine bir günah yoktur. ALLAH iyi davrananları sever.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip yararlı işler yapan kimseler bundan böyle (Allah'tan) korktukları, imanlarında sebat ettikleri, yararlı işler yapmaya devam ettikleri, sonra sakındıkları ve imanlarında iyice sağlamlaştıkları, yine sakınmakla beraber her yaptığını güzel yapan kişi mertebesine erdikleri takdirde, daha önce (haramı) tatmalarından ötürü kendilerine bir günah yoktur. Allah iyi davrananları sever.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İyman edib de salahlı salahlı işler yapan kimseler bundan böyle sakındıkları ve iymanlarında sebat ile salih salih işlerine devam eyledikleri, sonra takvalarında ve iymanlarında rüsuh buldukları, sonra bu takva ile beraber her yaptığını güzel yapan ihsan mertebesine erdikleri takdirde mukaddema tattıklarında kendilerine bir beis yoktur, Allah muhsinleri sever

    Erhan Aktaş

    İman eden ve salihatı yapan dipnot 1 kimselere; iman edip salihatı yaptıkları sürece takva sahipleri değilken yiyip içtiklerinden dolayı bir sorumluluk yoktur. Sonra takvalı olup, iman ettikleri, sonra takvalı olup iyilik yaptıkları takdirde, bilin ki Allah, muhsin dipnot 2 olanları sever.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 5:9. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman eden ve salihatı yapan dipnot 1 kimselere; İman edip salihatı yaptıkları sürece takva dipnot 2 sahipleri değilken yiyip içtiklerinden dolayı bir sorumluluk yoktur. Sonra takvalı olup, iman ettikleri, sonra takvalı olup iyilik yaptıkları takdirde, bilin ki Allah, muhsin dipnot 3 olanları sever.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman eden ve salihatı yapan dipnot 1 kimselere; takvalı dipnot 2 oldukları, iman edip salihatı yaptıkları sürece, daha önce yiyip içtikleri o şeylerden dolayı bir sorumluluk yoktur. Bundan böyle takvalı olup, iman ettikleri ve yine takvalı olup salihatı yaptıkları ve yine takvalı olup iyilik yaptıkları takdirde, bilin ki Allah, muhsin dipnot 3 olanları sever.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uymak suretiyle; o buyrukları kendisine koruyucu yapıp, onlarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya, güvenceye almak.
    3. metne dön, dipnot 3
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Gültekin Onan

    İnananlar ve salih amellerde bulunanlar için korkup sakındıkları, inandıkları ve salih amellerde bulundukları, sonra korkup sakındıkları ve sonra (yine) korkup sakındıkları ve iyilikte bulundukları takdirde (yasaklanmadan önce) yedikleri dolayısıyla bir sorumluluk yoktur. Tanrı iyilik yapanları sever.

    Hasan Basri Çantay

    İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar — (Bundan sonra haram olan şeylerden de) sakındıkları, iman (larında sebat ile) iyi iyi işlere devam etdikleri, sonra (haram edilen şeylerden daima) sakınıb (haram olduklarına iyice) inandıkları ve yine sakınmakda devam ve ısrar ile güzel işler (i arayıb onlar) la iştigal eyledikleri takdirde — (haram kılınmazdan evvel) tatdıklarında üzerlerine hiç bir suç yokdur. Allah, iyi hareket edenleri sever.

    İbni Kesir

    İman edip salih amel işleyenler, sakınırlar, inanırlar ve salih amel işlerlerse; sonra sakınır ve ihsan ederlerse; daha önce tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah, ihsan edenleri sever.

    Mehmet Alagaş

    (92-100) Allah’a ve Resulüne itaat edin, hazırlıklı olun, eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Resulümüze düşen sadece apaçık bilgilendirmektir. İman eden ve salih amel işleyenlerin, o şeylerden sakındıkları iman ettikleri ve salih amel işledikleri sürece ve sonra yine sakınmaları iman etmeleri ve sonrasında tekrar sakınmaları ve güzel davranmaları şartlarıyla onlardan yemiş olmaları günah değildir , Allah güzel davrananları sever. Ey iman edenler, Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği avlanma konusunda ki bir şeylerle dener, bundan amaç Allah’tan gıyabında korkanları bilinir hale getirmesi içindir, her kim bununun ardından önemsizleştirirse işte ona acıtıcı bir azap vardır. Ey iman edenler ihramlı iken (hac yahut umredeyken) av hayvanı öldürmeyin, her kim onu bile isteye / taammüden öldürürse, cezası öldürdüğü hayvanın aynısından aranızda denkleştirmeyi / adaleti bilen birinin kararı gereği Kâbe’ye hediye edilmek üzere ulaştırılmasıdır yahut kefaret gerekir, miskinleri doyurmaktır yahut buna denk oruç tutmaktır ki yaptığı işin vebalini tatsın, Allah geçmişte kalanları affetti, her kim tekrar dönerse, Allah ondan öc alır / intikam alı r, Allah saygıdeğerdir, intikam sahibidir. Deniz avlanması ve onların yenilmesi size de yolculuk halinde orada olanlara da helal edildi, kara avlanması ise ihramlı olduğunuz sürece size haram edildi, kendisiyle bir araya geleceğiniz Allah’tan sakının. Allah, Beyt-i Haram Kâbe’yi, Şehr-i Haramı, hediyelik kurbanları ve gerdanlıkları işaretli hayvanları insanlar için kalkış / kıyam vesilesi yaptı, bu, Allah’ın semalarda ve arzda ne varsa bildiğini bilmeniz amacıyladır, muhakkak ki Allah, her şeyi bilendir. Şunu bilin ki Allah’ın misillemesi şiddetlidir ve de Allah , kesinlikle bağışlayandır, esirgeyendir. Resule düşen görev sadece bil gilendirmektir, Allah, neyi açık ettiğinizi neyi ağzınızda sakladığınızı bilir, deki pis olanla hoş olan bir değildir velev ki habis olanın çokluğuna kapılsanız bile / çokluğu ilginizi çekse bile, Allah’tan sakının, ey akıl uluları, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip salih amel işleyenler; sakınıp/takvalı olup, iman eder ve salih ameller işlerseler (haram olmadan) önce tatmış olduklarından ötürü onlara bir günah yoktur. Sonra iman etmeye, takvalı olup iyiliklerde bulunmaya devam ederlerse, işte Allah böyle iyilik yapanları sever.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanlara -bundan böyle (kötülüklerden) korunup inandıkları ve iyi işler yaptıkları, sonra (yasaklardan) korunup (onların yasaklığına) inandıkları ve yine korunup iyilik ettikleri takdirde- (daha önce) yediklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a inanıp güvenen ve iyi işler yapanlar; kendilerini yanlışlardan korur, Allah'a inanıp güvenmeyi sürdürür, iyi işler yapmaya devam eder, inanıp güvenerek yanlışlardan korunur, korunmayı sürdürür de güzel davranırlarsa daha önce yiyip içtiklerinden dolayı bir günahları kalmaz dipnot 1 . Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, tevbe edip durumlarını düzelten kişilerin daha önceden yiyip içmiş oldukları haram şeylerden sorumlu tutulmayacaklarını bildirmektedir. Yaptığı yanlıştan dolayı tevbe edip durumunu düzeltenlerle alakalı diğer ayetler şöyledir: A'raf, 7/153, Nahl, 16/119, Taha, 20/82, Furkan, 25/68-71.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar, yiyip içtikleri şeyden dolayı sorumlu tutulmazlar dipnot 1 . Bu, çekindikleri, inanıp güvendikleri ve iyi işler yaptıkları, yine çekindikleri, inandıkları yine de çekindikleri ve güzel davrandıkları takdirde böyledir. Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Şaban Britch

    İman edip, salih amel işleyenler; sakınıp/takvalı olup, iman eder ve salih ameller yaparsa (haram olmadan) önce yediklerinden ötürü onlara bir günah yoktur. Sonra iman etmeye, takvalı olup, iyiliklerde bulunmaya devam ederlerse, işte Allah böyle iyilik yapanları sever.

    Şaban Piriş

    İman edip, doğruyu yapanlara; çekinip, iman eder ve doğruları işlerlerse daha önce tattıklarından dolayı bir günah yoktur. İman ederek korunurlar, sonra yine iyiye yönelerek kendilerini korurlarsa, Allah, iyiye yönelenleri sever.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara; bundan böyle korunup iman ederek iyi işler yaptıkları, sonra takvaya sarılıp imanda kemale erdikleri, sonra bir mertebe daha korunup güzellikler sergiledikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından ötürü hiçbir günah yoktur. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.