16. sure

Nahl Suresi النحل

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 14 konu
  1. Allah'ın emri; yaratılıştaki nimetler ve âciz ilahlar 1–21 karşılaştır — Allah'ın emri; yaratılıştaki nimetler ve âciz ilahlar
  2. Ahirete inanmayanlar ve meleklerin canları alışı 22–34 karşılaştır — Ahirete inanmayanlar ve meleklerin canları alışı
  3. "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret 35–42 karşılaştır — "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret
  4. Zikir ehline sorun; tuzak kuranlar; gölgelerin secdesi 43–50 karşılaştır — Zikir ehline sorun; tuzak kuranlar; gölgelerin secdesi
  5. İki ilah edinmeyin; kız çocuğu müjdesine öfkelenmek 51–60 karşılaştır — İki ilah edinmeyin; kız çocuğu müjdesine öfkelenmek
  6. Cezanın ertelenmesi ve kitabın indiriliş sebebi 61–65 karşılaştır — Cezanın ertelenmesi ve kitabın indiriliş sebebi
  7. Sağmal hayvanlar, bal arısı, eşler ve torunlar 66–72 karşılaştır — Sağmal hayvanlar, bal arısı, eşler ve torunlar
  8. Meseller; işitme, görme ve gönül; evler ve gölgeler 73–83 karşılaştır — Meseller; işitme, görme ve gönül; evler ve gölgeler
  9. Her ümmetten bir şahit 84–89 karşılaştır — Her ümmetten bir şahit
  10. Adalet, ihsan, akrabaya vermek ve ahde vefa 90–97 karşılaştır — Adalet, ihsan, akrabaya vermek ve ahde vefa
  11. Kur'an okurken sığınmak; nesih ve "ona bir insan öğretiyor" 98–105 karşılaştır — Kur'an okurken sığınmak; nesih ve "ona bir insan öğretiyor"
  12. Zorlanan kimse ve dünya hayatını tercih edenler 106–111 karşılaştır — Zorlanan kimse ve dünya hayatını tercih edenler
  13. Güven içindeki kent meseli; helâl ve haram 112–119 karşılaştır — Güven içindeki kent meseli; helâl ve haram
  14. İbrâhim; cumartesi; hikmetle davet ve sabır 120–128 karşılaştır — İbrâhim; cumartesi; hikmetle davet ve sabır

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Allah'ın emri; yaratılıştaki nimetler ve âciz ilahlar 1–21

  1. Nahl suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 1. ayet. أَتَىٰٓ أَمْرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    etâ emru-llâhi felâ testa`cilûh. sübḥânehû vete`âlâ `ammâ yüşrikûn.

    Şaban Britch

    Allah’ın emri geldi. Onu acele istemeyin. Allah, onların şirk koştuklarından çok yücedir ve münezzehtir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 1. ayet

  2. Nahl suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 2. ayet. يُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦٓ أَنْ أَنذِرُوٓا۟ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ

    yünezzilü-lmelâikete birrûḥi min emrihî `alâ mey yeşâü min `ibâdihî en enẕirû ennehû lâ ilâhe illâ ene fetteḳûn.

    Şaban Britch

    Kendi emriyle melekleri vahiyle kullarından dilediğine indirir. Benden başka (hak) ilah yoktur. Öyleyse benden sakının diye uyarmak üzere...

    Ayet detayı — Nahl suresi, 2. ayet

  3. Nahl suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ تَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳ. te`âlâ `ammâ yüşrikûn.

    Şaban Britch

    Gökleri ve yeri hak ile yarattı ve müşriklerin şirk koşmalarından çok yücedir/yüksektedir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 3. ayet

  4. Nahl suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 4. ayet. خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ

    ḫaleḳa-l'insâne min nuṭfetin feiẕâ hüve ḫaṣîmüm mübîn.

    Şaban Britch

    İnsanı bir nutfeden (meniden) yarattı. Buna rağmen insan apaçık bir hasım kesildi.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 4. ayet

  5. Nahl suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 5. ayet. وَٱلْأَنْعَٰمَ خَلَقَهَا لَكُمْ فِيهَا دِفْءٌ وَمَنَٰفِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    vel'en`âme ḫaleḳahâ. leküm fîhâ dif'üv vemenâfi`u veminhâ te'külûn.

    Şaban Britch

    Ve O, hayvanları (Deve, inek, koyun, keçi) yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yemektesiniz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 5. ayet

  6. Nahl suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 6. ayet. وَلَكُمْ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسْرَحُونَ

    veleküm fîhâ cemâlün ḥîne türîḥûne veḥîne tesraḥûn.

    Şaban Britch

    Sizin için onlarda (akşamleyin) geri getirirken, sabahleyin salıverirken bir güzellik vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 6. ayet

  7. Nahl suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 7. ayet. وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَىٰ بَلَدٍ لَّمْ تَكُونُوا۟ بَٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلْأَنفُسِ إِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    vetaḥmilü eŝḳâleküm ilâ beledil lem tekûnû bâligîhi illâ bişiḳḳi-l'enfüs. inne rabbeküm leraûfür raḥîm.

    Şaban Britch

    Ancak çok güçlükle varabileceğiniz bir beldeye yüklerinizi taşırlar. İşte Rabbiniz, çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 7. ayet

  8. Nahl suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 8. ayet. وَٱلْخَيْلَ وَٱلْبِغَالَ وَٱلْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    velḫayle velbigâle velḥamîra literkebûhâ vezîneh. veyaḫlüḳu mâ lâ ta`lemûn.

    Şaban Britch

    Hem onlara binmeniz için hem de ziynet için size atları, katırları ve merkepleri yarattı. Sizin bilmediğiniz şeyleri de yaratır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 8. ayet

  9. Nahl suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 9. ayet. وَعَلَى ٱللَّهِ قَصْدُ ٱلسَّبِيلِ وَمِنْهَا جَآئِرٌ وَلَوْ شَآءَ لَهَدَىٰكُمْ أَجْمَعِينَ

    ve`ale-llâhi ḳaṣdü-ssebîli veminhâ câir. velev şâe lehedâküm ecme`în.

    Şaban Britch

    Yolun doğrusunu göstermek Allah’a aittir. Eğri yol da vardır. Eğer dileseydi hepinize hidayet ederdi.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 9. ayet

  10. Nahl suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 10. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً لَّكُم مِّنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ

    hüve-lleẕî enzele mine-ssemâi mâel leküm minhü şerâbüv veminhü şecerun fîhi tüsîmûn.

    Şaban Britch

    Gökten size su indiren O’dur. O sudan içersiniz ve bitkiler de o su ile yetişir, hayvanlarınızı da onda otlatırsınız.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 10. ayet

  11. Nahl suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 11. ayet. يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرْعَ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلْأَعْنَٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    yümbitü leküm bihi-zzer`a vezzeytûne venneḫîle vel'a`nâbe vemin külli-ŝŝemerât. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy yetefekkerûn.

    Şaban Britch

    Allah, onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzüm ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen bir toplum için bunda ayetler/işaretler vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 11. ayet

  12. Nahl suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 12. ayet. وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومُ مُسَخَّرَٰتٌۢ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    veseḫḫara lekümü-lleyle vennehâra veşşemse velḳamer. vennücûmü müseḫḫarâtüm biemrih. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy ya`ḳilûn.

    Şaban Britch

    Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin emrinize vermiştir. Yıldızlar da O’nun emri ile boyun eğmiştir. Bunların her birinde akleden bir toplum için ayetler vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 12. ayet

  13. Nahl suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 13. ayet. وَمَا ذَرَأَ لَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهُۥٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ

    vemâ ẕerae leküm fi-l'arḍi muḫtelifen elvânüh. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy yeẕẕekkerûn.

    Şaban Britch

    Yeryüzünde de rengarenk şeyleri de sizin için yaratmıştır Bunda öğüt alan bir toplum için birer ayet vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 13. ayet

  14. Nahl suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 14. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا۟ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُوا۟ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    vehüve-lleẕî seḫḫara-lbaḥra lite'külû minhü laḥmen ṭariyyev vetestaḫricû minhü ḥilyeten telbesûnehâ. vetera-lfülke mevâḫira fîhi velitebtegû min faḍlihî vele`alleküm teşkürûn.

    Şaban Britch

    Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyalarını ondan çıkarmanız için denizi sizin emrinize sunmuştur. O’nun lütfundan aramanız için gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün. Umulur ki, şükredersiniz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 14. ayet

  15. Nahl suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 15. ayet. وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَأَنْهَٰرًا وَسُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    veelḳâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde biküm veenhârav vesübülel le`alleküm tehtedûn.

    Şaban Britch

    Sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 15. ayet

  16. Nahl suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 16. ayet. وَعَلَٰمَٰتٍ وَبِٱلنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ

    ve`alâmât. vebinnecmi hüm yehtedûn.

    Şaban Britch

    Daha (başka) işaretler (de yarattı) yıldız(lar) ile de onlar yollarını bulurlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 16. ayet

  17. Nahl suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 17. ayet. أَفَمَن يَخْلُقُ كَمَن لَّا يَخْلُقُ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    efemey yaḫlüḳu kemel lâ yaḫlüḳ. efelâ teẕekkerûn.

    Şaban Britch

    Hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Hiç düşünmez misiniz?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 17. ayet

  18. Nahl suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 18. ayet. وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vein te`uddû ni`mete-llâhi lâ tuḥṣûhâ. inne-llâhe legafûrur raḥîm.

    Şaban Britch

    Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Allah, gerçekten çok mağfiret edendir, çok merhamet edendir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 18. ayet

  19. Nahl suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 19. ayet. وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

    vellâhü ya`lemü mâ tüsirrûne vemâ tü`linûn.

    Şaban Britch

    Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 19. ayet

  20. Nahl suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 20. ayet. وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ

    velleẕîne yed`ûne min dûni-llâhi lâ yaḫlüḳûne şey'ev vehüm yuḫleḳûn.

    Şaban Britch

    Allah'tan başka dua ettikleri (ilahlar), hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 20. ayet

  21. Nahl suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 21. ayet. أَمْوَٰتٌ غَيْرُ أَحْيَآءٍ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ

    emvâtün gayru aḥyâ'. vemâ yeş`urûne eyyâne yüb`aŝûn.

    Şaban Britch

    Onlar, ölüdür, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değillerdir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 21. ayet

Ahirete inanmayanlar ve meleklerin canları alışı 22–34

  1. Nahl suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 22. ayet. إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةٌ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ

    ilâhüküm ilâhüv vâḥid. felleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati ḳulûbühüm münkiratüv vehüm müstekbirûn.

    Şaban Britch

    İlahınız tek (hak) ilahtır. Ahirete iman etmeyenler ise, onların kalpleri inkarcıdır. Aslında onlar, büyüklük taslayanlardır

    Ayet detayı — Nahl suresi, 22. ayet

  2. Nahl suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 23. ayet. لَا جَرَمَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْتَكْبِرِينَ

    lâ cerame enne-llâhe ya`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn. innehû lâ yüḥibbü-lmüstekbirîn.

    Şaban Britch

    Muhakkak, Allah onların içlerinde gizlediklerini de açığa koyduklarını da elbette bilir. O, büyüklenenleri hiç sevmez.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 23. ayet

  3. Nahl suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 24. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوٓا۟ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    veiẕâ ḳîle lehüm mâẕâ enzele rabbüküm ḳâlû esâṭîru-l'evvelîn.

    Şaban Britch

    Onlara: Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulduğunda “Öncekilerin masallarını” derler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 24. ayet

  4. Nahl suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 25. ayet. لِيَحْمِلُوٓا۟ أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَمِنْ أَوْزَارِ ٱلَّذِينَ يُضِلُّونَهُم بِغَيْرِ عِلْمٍ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ

    liyaḥmilû evzârahüm kâmiletey yevme-lḳiyâmeti vemin evzâri-lleẕîne yüḍillûnehüm bigayri `ilm. elâ sâe mâ yezirûn.

    Şaban Britch

    Kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak; ilimsizce saptırdıkları kimselerin günahlarından bir kısmını da yüklenirler. Dikkat! Ne kötü bir yük yükleniyorlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 25. ayet

  5. Nahl suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 26. ayet. قَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنْيَٰنَهُم مِّنَ ٱلْقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيْهِمُ ٱلسَّقْفُ مِن فَوْقِهِمْ وَأَتَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

    ḳad mekera-lleẕîne min ḳablihim feete-llâhü bünyânehüm mine-lḳavâ`idi feḫarra `aleyhimü-ssaḳfü min fevḳihim veetâhümü-l`aẕâbü min ḥayŝü lâ yeş`urûn.

    Şaban Britch

    Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın (emri) geldi, binalarını temellerinden söktü, üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Azap, onlara hissetmedikleri bir yönden gelmişti.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 26. ayet

  6. Nahl suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 27. ayet. ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُخْزِيهِمْ وَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تُشَٰٓقُّونَ فِيهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ إِنَّ ٱلْخِزْىَ ٱلْيَوْمَ وَٱلسُّوٓءَ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    ŝümme yevme-lḳiyâmeti yuḫzîhim veyeḳûlü eyne şürakâiye-lleẕîne küntüm tüşâḳḳûne fîhim. ḳâle-lleẕîne ûtü-l`ilme inne-lḫizye-lyevme vessûe `ale-lkâfirîn.

    Şaban Britch

    Sonra Allah, kıyamet günü onları rezil edip şöyle der: "Hani haklarında (müminlere) düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilen (Alimler): "Bugün, rezillik ve azap kâfirlerin üzerinedir" der.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 27. ayet

  7. Nahl suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 28. ayet. ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ فَأَلْقَوُا۟ ٱلسَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوٓءٍۭ بَلَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    elleẕîne teteveffâhümü-lmelâiketü żâlimî enfüsihim. feelḳavu-sseleme mâ künnâ na`melü min sû'. belâ inne-llâhe `alîmüm bimâ küntüm ta`melûn.

    Şaban Britch

    Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken; “Biz bir kötülük yapmamıştık.” diyerek teslim olurlar. Hayır, Allah onların ne yaptıklarını çok iyi bilir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 28. ayet

  8. Nahl suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 29. ayet. فَٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا فَلَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ

    fedḫulû ebvâbe cehenneme ḫâlidîne fîhâ. felebi'se meŝve-lmütekebbirîn.

    Şaban Britch

    Öyleyse, içinde ebedi kalacağınız Cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların ikametgâhı ne kötüdür!

    Ayet detayı — Nahl suresi, 29. ayet

  9. Nahl suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 30. ayet. وَقِيلَ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ مَاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ خَيْرًا لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَلَدَارُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ وَلَنِعْمَ دَارُ ٱلْمُتَّقِينَ

    veḳîle lilleẕîne-tteḳav mâẕâ enzele rabbüküm. ḳâlû ḫayrâ. lilleẕîne aḥsenû fî hâẕihi-ddünyâ ḥaseneh. veledâru-l'âḫirati ḫayr. veleni`me dâru-lmütteḳîn.

    Şaban Britch

    Allah’tan sakınan/takvalı olan kimselere “Rabbiniz size ne indirdi?” denildiğinde, “iyilik/hayır!” diye karşılık verirler. Bu dünyada güzel amel işleyenlere “iyilik” vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Allah’tan sakınanların/takvalı olanların yurdu ne güzeldir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 30. ayet

  10. Nahl suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 31. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ كَذَٰلِكَ يَجْزِى ٱللَّهُ ٱلْمُتَّقِينَ

    cennâtü `adniy yedḫulûnehâ tecrî min taḥtihe-l'enhâru lehüm fîhâ mâ yeşâûn. keẕâlike yeczi-llâhü-lmütteḳîn.

    Şaban Britch

    Adn Cennetleridir, girecekleri yer... Oranın alt tarafından ırmaklar akar, orada diledikleri şey onlarındır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükâfatlandırır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 31. ayet

  11. Nahl suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 32. ayet. ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    elleẕîne teteveffâhümü-lmelâiketü ṭayyibîne yeḳûlûne selâmün `aleykümü-dḫulü-lcennete bimâ küntüm ta`melûn.

    Şaban Britch

    Melekler, arınıp temizlenmiş kimselerin canlarını alırken: Selam size! Yaptığınız amelleriniz sebebiyle girin Cennet'e! derler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 32. ayet

  12. Nahl suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 33. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ أَمْرُ رَبِّكَ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    hel yenżurûne illâ en te'tiyehümü-lmelâiketü ev ye'tiye emru rabbik. keẕâlike fe`ale-lleẕîne min ḳablihim. vemâ żalemehümü-llâhü velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Şaban Britch

    Onlar, kendilerine meleklerin veya Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Onlara Allah zulmetmedi. Onlar, kendi kendilerine zulmettiler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 33. ayet

  13. Nahl suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 34. ayet. فَأَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    feeṣâbehüm seyyietü mâ `amilû veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

    Şaban Britch

    Onlara, yapmış oldukları amellerin kötülüğü dokundu ve onları alay ettikleri şey, çepeçevre kuşattı.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 34. ayet

"Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret 35–42

  1. Nahl suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 35. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ نَّحْنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    veḳâle-lleẕîne eşrakû lev şâe-llâhü mâ `abednâ min dûnihî min şey'in naḥnü velâ âbâünâ velâ ḥarramnâ min dûnihî min şey'. keẕâlike fe`ale-lleẕîne min ḳablihim. fehel `ale-rrusüli ille-lbelâgu-lmübîn.

    Şaban Britch

    Şirk koşanlar, “Allah dileseydi, O’ndan başkasına ne biz ne de atalarımız ibadet ederdik. Onsuz hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Rasûllere düşen açıkça duyurmaktan başka bir şey midir?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 35. ayet

  2. Nahl suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَٰلَةُ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    veleḳad be`aŝnâ fî külli ümmetir rasûlen eni-`büdü-llâhe vectenibu-ṭṭâgût. feminhüm men hede-llâhü veminhüm men ḥaḳḳat `aleyhi-ḍḍalâleh. fesîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.

    Şaban Britch

    Yalnızca Allah’a ibadet edin ve tağuttan sakının, diye her topluma bir elçi gönderdik. Allah, onlardan bir kısmına hidayet etti. Onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir bakın!

    Ayet detayı — Nahl suresi, 36. ayet

  3. Nahl suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 37. ayet. إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَىٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    in taḥriṣ `alâ hüdâhüm feinne-llâhe lâ yehdî mey yüḍillü vemâ lehüm min nâṣirîn.

    Şaban Britch

    Sen, onların hidayeti için çok arzu etsen de Allah saptırdığı kimseye hidayet etmez. Onların hiç bir yardımcıları da yoktur.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 37. ayet

  4. Nahl suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 38. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَا يَبْعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُ بَلَىٰ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lâ yeb`aŝü-llâhü mey yemût. belâ va`den `aleyhi ḥaḳḳav velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Şaban Britch

    Allah’ın ölen bir kimseyi yeniden diriltmeyeceğine tüm güçleri ile Allah adına yemin ettiler. Hayır, Bu, O'nun üzerinde hak olan bir sözdür, ancak insanların çoğu bilmezler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 38. ayet

  5. Nahl suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 39. ayet. لِيُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى يَخْتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰذِبِينَ

    liyübeyyine lehümü-lleẕî yaḫtelifûne fîhi veliya`leme-lleẕîne keferû ennehüm kânû kâẕibîn.

    Şaban Britch

    (Bu diriliş,) Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi açıklamak ve kâfirlerin bizatihi kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi içindir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 39. ayet

  6. Nahl suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 40. ayet. إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَىْءٍ إِذَآ أَرَدْنَٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    innemâ ḳavlünâ lişey'in iẕâ eradnâhü en neḳûle lehû kün feyekûn.

    Şaban Britch

    Biz bir şeyi dilediğimiz zaman ona sözümüz sadece “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 40. ayet

  7. Nahl suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 41. ayet. وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَلَأَجْرُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    velleẕîne hâcerû fi-llâhi mim ba`di mâ żulimû lenübevviennehüm fi-ddünyâ ḥaseneh. veleecru-l'âḫirati ekber. lev kânû ya`lemûn.

    Şaban Britch

    Zulme uğradıktan sonra Allah için hicret edenleri biz, dünyada güzel bir yere yerleştiririz. Ahiret sevabı ise daha büyüktür. Bir bilseler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 41. ayet

  8. Nahl suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 42. ayet. ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

    elleẕîne ṣaberû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

    Şaban Britch

    Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkül ederler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 42. ayet

Zikir ehline sorun; tuzak kuranlar; gölgelerin secdesi 43–50

  1. Nahl suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 43. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    vemâ erselnâ min ḳablike illâ ricâlen nûḥî ileyhim fes'elû ehle-ẕẕikri in küntüm lâ ta`lemûn.

    Şaban Britch

    Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir/ilim ehline sorun.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 43. ayet

  2. Nahl suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 44. ayet. بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

    bilbeyyinâti vezzübür. veenzelnâ ileyke-ẕẕikra litübeyyine linnâsi mâ nüzzile ileyhim vele`allehüm yetefekkerûn.

    Şaban Britch

    (Onları) apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik.) Sana da “zikri” indirdik. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için. Umulur ki onlar da düşünürler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 44. ayet

  3. Nahl suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 45. ayet. أَفَأَمِنَ ٱلَّذِينَ مَكَرُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَخْسِفَ ٱللَّهُ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

    efeemine-lleẕîne mekerü-sseyyiâti ey yaḫsife-llâhü bihimü-l'arḍa ev ye'tiyehümü-l`aẕâbü min ḥayŝü lâ yeş`urûn.

    Şaban Britch

    Kötülük tuzakları kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya farkında olmadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 45. ayet

  4. Nahl suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 46. ayet. أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِى تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ

    ev ye'ḫuẕehüm fî teḳallübihim femâ hüm bimü`cizîn.

    Şaban Britch

    Veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 46. ayet

  5. Nahl suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 47. ayet. أَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلَىٰ تَخَوُّفٍ فَإِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    ev ye'ḫuẕehüm `alâ teḫavvuf. feinne rabbeküm leraûfür raḥîm.

    Şaban Britch

    Veya onları korku üzerineyken kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? İşte Rabbiniz, çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 47. ayet

  6. Nahl suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 48. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ يَتَفَيَّؤُا۟ ظِلَٰلُهُۥ عَنِ ٱلْيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدًا لِّلَّهِ وَهُمْ دَٰخِرُونَ

    evelem yerav ilâ mâ ḫaleḳa-llâhü min şey'iy yetefeyyeü żilâlühû `ani-lyemîni veşşemâili süccedel lillâhi vehüm dâḫirûn.

    Şaban Britch

    Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin boyun eğip, Allah için secde ederek sağa ve sola eğiliverdiklerini görmediler mi?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 48. ayet

  7. Nahl suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 49. ayet. وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

    velillâhi yescüdü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi min dâbbetiv velmelâiketü vehüm lâ yestekbirûn.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde olan tüm canlılar ve melekler hiç büyüklenmeden Allah’a secde ederler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 49. ayet

  8. Nahl suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 50. ayet. يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ secde ayeti

    yeḫâfûne rabbehüm min fevḳihim veyef`alûne mâ yü'merûn.

    Şaban Britch

    Yukarılarında olan Rab’lerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 50. ayet

İki ilah edinmeyin; kız çocuğu müjdesine öfkelenmek 51–60

  1. Nahl suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 51. ayet. وَقَالَ ٱللَّهُ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ إِلَٰهَيْنِ ٱثْنَيْنِ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ

    veḳâle-llâhü lâ tetteḫiẕû ilâheyni-ŝneyn. innemâ hüve ilâhüv vâḥid. feiyyâye ferhebûn.

    Şaban Britch

    Allah: İki ilah edinmeyin, dedi. O, ancak tek ilahtır. Öyleyse benden korkun!

    Ayet detayı — Nahl suresi, 51. ayet

  2. Nahl suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 52. ayet. وَلَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلدِّينُ وَاصِبًا أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ تَتَّقُونَ

    velehû mâ fi-ssemâvâti vel'arḍi velehü-ddînü vâṣibâ. efegayra-llâhi tetteḳûn.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerdeki her şey O’nundur. Her zaman din O’na aittir. O halde Allah’tan başkasından mı sakınıyorsunuz?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 52. ayet

  3. Nahl suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 53. ayet. وَمَا بِكُم مِّن نِّعْمَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْـَٔرُونَ

    vemâ biküm min ni`metin femine-llâhi ŝümme iẕâ messekümu-ḍḍurru feileyhi tec'erûn.

    Şaban Britch

    Size verilen her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da hemen O’na yalvarırsınız.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 53. ayet

  4. Nahl suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 54. ayet. ثُمَّ إِذَا كَشَفَ ٱلضُّرَّ عَنكُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ

    ŝümme iẕâ keşefe-ḍḍurra `anküm iẕâ ferîḳum minküm birabbihim yüşrikûn.

    Şaban Britch

    Sonra, sıkıntıyı sizden giderdiği zaman içinizden bir grup hemen Rab’lerine şirk koşarlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 54. ayet

  5. Nahl suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 55. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

    liyekfürû bimâ âteynâhüm. fetemette`û. fesevfe ta`lemûn.

    Şaban Britch

    Onlara verdiğimize nankörlük etsinler bakalım, şimdilik yaşayın, yakında bileceksiniz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 55. ayet

  6. Nahl suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 56. ayet. وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقْنَٰهُمْ تَٱللَّهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَفْتَرُونَ

    veyec`alûne limâ lâ ya`lemûne neṣîbem mimmâ razaḳnâhüm. tellâhi letüs'elünne `ammâ küntüm tefterûn.

    Şaban Britch

    Onlara verdiğimiz rızıktan bilmedikleri şeylere pay ayırıyorlar. Allah adına andolsun ki, uydurmakta olduklarınızdan sorguya çekileceksiniz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 56. ayet

  7. Nahl suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 57. ayet. وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ ٱلْبَنَٰتِ سُبْحَٰنَهُۥ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ

    veyec`alûne lillâhi-lbenâti sübḥânehû velehüm mâ yeştehûn.

    Şaban Britch

    Allah’a kızlar isnat ederler. O, bundan münezzehtir. Kendilerine de arzu ettiklerini. (Erkek çocukları)

    Ayet detayı — Nahl suresi, 57. ayet

  8. Nahl suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 58. ayet. وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِٱلْأُنثَىٰ ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ

    veiẕâ büşşira eḥadühüm bil'ünŝâ żalle vechühû müsveddev vehüve keżîm.

    Şaban Britch

    Onlardan birine bir kız çocuğu müjdelendiği zaman, kederlenerek yüzü simsiyah kesilir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 58. ayet

  9. Nahl suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 59. ayet. يَتَوَٰرَىٰ مِنَ ٱلْقَوْمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓ أَيُمْسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُۥ فِى ٱلتُّرَابِ أَلَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ

    yetevârâ mine-lḳavmi min sûi mâ büşşira bih. eyümsikühû `alâ hûnin em yedüssühû fi-ttürâb. elâ sâe mâ yaḥkümûn.

    Şaban Britch

    Kendisine verilen kötü müjdeden dolayı halktan gizlenmeye çalışır. Onu aşağılanarak tutsun/yaşatsın mı; yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat et, verdikleri hüküm ne kötüdür!

    Ayet detayı — Nahl suresi, 59. ayet

  10. Nahl suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 60. ayet. لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوْءِ وَلِلَّهِ ٱلْمَثَلُ ٱلْأَعْلَىٰ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    lilleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati meŝelü-ssev'. velillâhi-lmeŝelü-l'a`lâ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Şaban Britch

    Kötülük, ahirete iman etmeyenler içindir. En üstün sıfatlar Allah’ındır. O, Aziz'dir, hakimdir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 60. ayet

Cezanın ertelenmesi ve kitabın indiriliş sebebi 61–65

  1. Nahl suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 61. ayet. وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

    velev yüâḫiẕü-llâhü-nnâse biżulmihim mâ terake `aleyhâ min dâbbetiv velâkiy yü'eḫḫiruhüm ilâ ecelim müsemmâ. feiẕâ câe ecelühüm lâ yeste'ḫirûne sâ`atev velâ yestaḳdimûn.

    Şaban Britch

    Eğer Allah, insanları zulümleri sebebiyle cezalandırsaydı, yeryüzünde hiç bir canlı bırakmazdı. Fakat O, belli bir süreye kadar erteler. Onların eceli gelince ne (kısa) bir süre geri kalabilirler ve ne de öne geçebilirler.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 61. ayet

  2. Nahl suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 62. ayet. وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ

    veyec`alûne lillâhi mâ yekrahûne veteṣifü elsinetühümü-lkeẕibe enne lehümü-lḥusnâ. lâ cerame enne lehümü-nnâra veennehüm müfraṭûn.

    Şaban Britch

    Kendileri için hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a yakıştırıyorlar ve dilleri de yalan olarak en güzel olanın kendilerinin olduğunu söylüyor. Kuşkusuz onlara ait olan “ateş”tir. Ve onlar “Cehennem”de terk olunacaklardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 62. ayet

  3. Nahl suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 63. ayet. تَٱللَّهِ لَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    tellâhi leḳad erselnâ ilâ ümemim min ḳablike fezeyyene lehümü-şşeyṭânü a`mâlehüm fehüve veliyyühümü-lyevme velehüm `aẕâbün elîm.

    Şaban Britch

    Allah’a andolsun ki, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik. Fakat, şeytan onlara yaptıkları amelleri süslü gösterdi. Bugün de o, onların velisidir ve onlara can yakıcı bir azap vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 63. ayet

  4. Nahl suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 64. ayet. وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    vemâ enzelnâ `aleyke-lkitâbe illâ litübeyyine lehümü-lleẕi-ḫtelefû fîhi vehüdev veraḥmetel liḳavmiy yü'minûn.

    Şaban Britch

    Biz, kitabı sana ancak hakkında ihtilaf ettikleri şeyleri onlara açıklaman için,hidayet ve iman eden bir kavme de rahmet olarak indirdik.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 64. ayet

  5. Nahl suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 65. ayet. وَٱللَّهُ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَآ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ

    vellâhü enzele mine-ssemâi mâen feaḥyâ bihi-l'arḍa ba`de mevtihâ. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy yesme`ûn.

    Şaban Britch

    Allah, gökten su indirdi ve onunla ölümünden sonra yere hayat verdi. Şüphesiz bunda, işiten bir toplum için bir ayet vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 65. ayet

Sağmal hayvanlar, bal arısı, eşler ve torunlar 66–72

  1. Nahl suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 66. ayet. وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهِۦ مِنۢ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَّبَنًا خَالِصًا سَآئِغًا لِّلشَّٰرِبِينَ

    veinne leküm fi-l'en`âmi le`ibrah. nüsḳîküm mimmâ fî büṭûnihî mim beyni ferŝiv vedemil lebenen ḫâliṣan sâigal lişşâribîn.

    Şaban Britch

    Sizin için hayvanlarda da ibretler vardır. Size, onların karınlarındaki işkembe ile kan arasında halis, içimi kolay bir süt içiriyoruz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 66. ayet

  2. Nahl suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 67. ayet. وَمِن ثَمَرَٰتِ ٱلنَّخِيلِ وَٱلْأَعْنَٰبِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    vemin ŝemerâti-nneḫîli vel'a`nâbi tetteḫiẕûne minhü sekerav verizḳan ḥasenâ. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy ya`ḳilûn.

    Şaban Britch

    Hurma ve üzüm ürünlerinden de bir sarhoşluk verici bir de güzel rızık elde edersiniz. İşte bunda da aklını kullanan bir toplum için bir ayet/işaret vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 67. ayet

  3. Nahl suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 68. ayet. وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى ٱلنَّحْلِ أَنِ ٱتَّخِذِى مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ ٱلشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ

    veevḥâ rabbüke ile-nnaḥli eni-tteḫiẕî mine-lcibâli büyûtev vemine-şşeceri vemimmâ ya`rişûn.

    Şaban Britch

    Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların yaptığı) yapılardan kendine evler edin.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 68. ayet

  4. Nahl suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 69. ayet. ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    ŝümme külî min külli-ŝŝemerâti feslükî sübüle rabbiki ẕülülâ. yaḫrucü mim büṭûnihâ şerâbüm muḫtelifün elvânühû fîhi şifâül linnâs. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy yetefekkerûn.

    Şaban Britch

    Sonra: “Bütün ürünlerden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollardan yürü.” Arıların karnından, çeşitli renklerde ve insanlar için şifa olan bir içecek çıkar. İşte bunda da düşünen bir toplum için bir ayet/işaret vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 69. ayet

  5. Nahl suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 70. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّىٰكُمْ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرْذَلِ ٱلْعُمُرِ لِكَىْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ

    vellâhü ḫaleḳaküm ŝümme yeteveffâküm veminküm mey yüraddü ilâ erẕeli-l`umüri likey lâ ya`leme ba`de `ilmin şey'â. inne-llâhe `alîmün ḳadîr.

    Şaban Britch

    Allah, sizi yarattı, daha sonra da sizi öldürecektir. Sizden kiminiz de ömrün en kötü çağına ulaştırılır ki, biraz bilgiden sonra bir şey bilmez olur. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 70. ayet

  6. Nahl suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 71. ayet. وَٱللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلرِّزْقِ فَمَا ٱلَّذِينَ فُضِّلُوا۟ بِرَآدِّى رِزْقِهِمْ عَلَىٰ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَآءٌ أَفَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ

    vellâhü feḍḍale ba`ḍaküm `alâ ba`ḍin fi-rrizḳ. feme-lleẕîne füḍḍilû birâddî rizḳihim `alâ mâ meleket eymânühüm fehüm fîhi sevâün. efebini`meti-llâhi yecḥadûn.

    Şaban Britch

    Allah, rızık konusunda kiminizi, kiminizden üstün kılmıştır. Fakat, üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunan kimselere, kendileriyle eşit olurlar diye rızıklarını vermezler. Yoksa Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 71. ayet

  7. Nahl suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 72. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ ٱللَّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ

    vellâhü ce`ale leküm min enfüsiküm ezvâcev vece`ale leküm min ezvâciküm benîne veḥafedetev verazeḳaküm mine-ṭṭayyibât. efebilbâṭili yü'minûne vebini`meti-llâhi hüm yekfürûn.

    Şaban Britch

    Allah, kendi canlarınızdan sizin için eşler kıldı. Ve yine kendi eşlerinizden size oğullar ve torunlar vermiştir. Sizi temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırmıştır. Buna rağmen batıla iman edip, Allah’ın nimetini inkar mı ediyor onlar?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 72. ayet

Meseller; işitme, görme ve gönül; evler ve gölgeler 73–83

  1. Nahl suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 73. ayet. وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْتَطِيعُونَ

    veya`büdûne min dûni-llâhi mâ lâ yemlikü lehüm rizḳam mine-ssemâvâti vel'arḍi şey'ev velâ yesteṭî`ûn.

    Şaban Britch

    Allah’tan başka onlara göklerden ve yerden verecek hiç bir rızka malik olmayan ve buna da gücü yetmeyenlere ibadet ediyorlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 73. ayet

  2. Nahl suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 74. ayet. فَلَا تَضْرِبُوا۟ لِلَّهِ ٱلْأَمْثَالَ إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    felâ taḍribû lillâhi-l'emŝâl. inne-llâhe ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

    Şaban Britch

    Allah'a benzerler koşmayın. Allah elbette bilir fakat siz bilmezsiniz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 74. ayet

  3. Nahl suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 75. ayet. ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَمَن رَّزَقْنَٰهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا هَلْ يَسْتَوُۥنَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    ḍarabe-llâhü meŝelen `abdem memlûkel lâ yaḳdiru `alâ şey'iv vemer razaḳnâhü minnâ rizḳan ḥasenen fehüve yünfiḳu minhü sirrav vecehrâ. hel yestevûn. elḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûn.

    Şaban Britch

    Allah, size, başkasının malı olan ve hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle ile kendimizden güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız ve bu rızkı gizli ve açıktan infak eden kimseyi örnek gösteriyor. Hiç bunlar eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat, onların çoğu bilmiyor.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 75. ayet

  4. Nahl suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 76. ayet. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَآ أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَىٰهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ هَلْ يَسْتَوِى هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    veḍarabe-llâhü meŝeler racüleyni eḥadühümâ ebkemü lâ yaḳdiru `alâ şey'iv vehüve kellün `alâ mevlâhü eynemâ yüveccihhü lâ ye'ti biḫayr. hel yestevî hüve vemey ye'müru bil`adli vehüve `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Şaban Britch

    Allah şu iki adamı da örnek olarak veriyor: Birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve efendisine yük. Onu nereye gönderse hayır getirmez. O adamla; adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda olan kimse eşit olur mu?

    Ayet detayı — Nahl suresi, 76. ayet

  5. Nahl suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 77. ayet. وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَآ أَمْرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ ٱلْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    velillâhi gaybü-ssemâvâti vel'arḍ. vemâ emru-ssâ`ati illâ kelemḥi-lbeṣari ev hüve aḳrab. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet vakti ancak bir göz açıp kapama kadardır. Veya daha kısadır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 77. ayet

  6. Nahl suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 78. ayet. وَٱللَّهُ أَخْرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    vellâhü aḫraceküm mim büṭûni ümmehâtiküm lâ ta`lemûne şey'ev vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'idete le`alleküm teşkürûn.

    Şaban Britch

    Allah sizi, hiçbir şey bilmez olduğunuz halde annelerinizin karnından çıkarmış ve size, şükür edesiniz diye kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 78. ayet

  7. Nahl suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 79. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلطَّيْرِ مُسَخَّرَٰتٍ فِى جَوِّ ٱلسَّمَآءِ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱللَّهُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    elem yerav ile-ṭṭayri müseḫḫarâtin fî cevvi-ssemâ'. mâ yümsikühünne ille-llâh. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yü'minûn.

    Şaban Britch

    Gök boşluğunda, boyun eğdirilmiş kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah’tan başka kimse tutmuyor. İşte bunda da iman eden bir toplum için ayetler/işaretler vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 79. ayet

  8. Nahl suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 80. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۢ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا وَجَعَلَ لَكُم مِّن جُلُودِ ٱلْأَنْعَٰمِ بُيُوتًا تَسْتَخِفُّونَهَا يَوْمَ ظَعْنِكُمْ وَيَوْمَ إِقَامَتِكُمْ وَمِنْ أَصْوَافِهَا وَأَوْبَارِهَا وَأَشْعَارِهَآ أَثَٰثًا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ

    vellâhü ce`ale leküm mim büyûtiküm sekenev vece`ale leküm min cülûdi-l'en`âmi büyûten testeḫiffûnehâ yevme ża`niküm veyevme iḳâmetiküm vemin aṣvâfihâ veevbârihâ veeş`ârihâ eŝâŝev vemetâ`an ilâ ḥîn.

    Şaban Britch

    Allah, evlerinizi sizin için bir mesken kıldı. Size hayvanların derisinden, yolculuğunuzda ve oturduğunuzda kolayca taşıyacağınız evler/çadırlar ve onların yününden, tüyünden ve kıllarından belli bir süreye kadar (faydalanacağınız) bir ev eşyası ve bir meta kıldı.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 80. ayet

  9. Nahl suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 81. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّمَّا خَلَقَ ظِلَٰلًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْجِبَالِ أَكْنَٰنًا وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَٰبِيلَ تَقِيكُمُ ٱلْحَرَّ وَسَرَٰبِيلَ تَقِيكُم بَأْسَكُمْ كَذَٰلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ

    vellâhü ce`ale leküm mimmâ ḫaleḳa żilâlev vece`ale leküm mine-lcibâli eknânev vece`ale leküm serâbîle teḳîkümü-lḥarra veserabîle teḳîküm be'seküm. keẕâlike yütimmü ni`metehû `aleyküm le`alleküm tüslimûn.

    Şaban Britch

    Allah sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı, dağlardan sığınaklar yaptı ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve (savaşta) tehlikeden koruyacak (zırh gibi) elbiseler yarattı. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır. Umulur ki boyun eğip teslimiyet gösterirsiniz

    Ayet detayı — Nahl suresi, 81. ayet

  10. Nahl suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 82. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    fein tevellev feinnemâ `aleyke-lbelâgu-lmübîn.

    Şaban Britch

    Buna rağmen yine de yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen açıkça tebliğdir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 82. ayet

  11. Nahl suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 83. ayet. يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    ya`rifûne ni`mete-llâhi ŝümme yünkirûnehâ veekŝeruhümü-lkâfirûn.

    Şaban Britch

    Onlar Allah’ın nimetini bildikleri halde onu inkâr ederler ve onların çoğu kâfirdir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 83. ayet

Her ümmetten bir şahit 84–89

  1. Nahl suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 84. ayet. وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

    veyevme neb`aŝü min külli ümmetin şehîden ŝümme lâ yü'ẕenü lilleẕîne keferû velâ hüm yüsta`tebûn.

    Şaban Britch

    Her toplumdan birer şahit getirdiğimiz gün, artık küfredenlere (mazeret sunmaları için) izin verilmeyecek ve onlardan (Rablerini) râzı etmeleri de istenmeyecektir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 84. ayet

  2. Nahl suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 85. ayet. وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلْعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    veiẕâ rae-lleẕîne żalemü-l`aẕâbe felâ yüḫaffefü `anhüm velâ hüm yünżarûn.

    Şaban Britch

    Zulmedenler azabı gördükleri zaman, artık onlardan bu azap, hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 85. ayet

  3. Nahl suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 86. ayet. وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ شُرَكَآءَهُمْ قَالُوا۟ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدْعُوا۟ مِن دُونِكَ فَأَلْقَوْا۟ إِلَيْهِمُ ٱلْقَوْلَ إِنَّكُمْ لَكَٰذِبُونَ

    veiẕâ rae-lleẕîne eşrakû şürakâehüm ḳâlû rabbenâ hâülâi şürakâüne-lleẕîne künnâ ned`û min dûnik. feelḳav ileyhimü-lḳavle inneküm lekâẕibûn.

    Şaban Britch

    Allah’a şirk koşanlar, koştukları ortakları görünce: "Rabbimiz, senden başka kendilerine dua ettiğimiz ortak koştuklarımız işte bunlardı.” derler. Onlar da: "Siz, kuşkusuz yalancısınız” diye laf atarlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 86. ayet

  4. Nahl suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 87. ayet. وَأَلْقَوْا۟ إِلَى ٱللَّهِ يَوْمَئِذٍ ٱلسَّلَمَ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    veelḳav ile-llâhi yevmeiẕin-sseleme veḍalle `anhüm mâ kânû yefterûn.

    Şaban Britch

    İşte o gün hepsi Allah’a teslimiyet arzederler ve uydurmuş oldukları şeyler ise onlardan uzaklaşıp kaybolur.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 87. ayet

  5. Nahl suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 88. ayet. ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدْنَٰهُمْ عَذَابًا فَوْقَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يُفْسِدُونَ

    elleẕîne keferû veṣaddû `an sebîli-llâhi zidnâhüm `aẕâben fevḳa-l`aẕâbi bimâ kânû yüfsidûn.

    Şaban Britch

    Küfredenlere ve Allah’ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları için azap üstüne azap veririz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 88. ayet

  6. Nahl suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 89. ayet. وَيَوْمَ نَبْعَثُ فِى كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيْهِم مِّنْ أَنفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ تِبْيَٰنًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ

    veyevme neb`aŝü fî külli ümmetin şehîden `aleyhim min enfüsihim veci'nâ bike şehîden `alâ hâülâ'. venezzelnâ `aleyke-lkitâbe tibyânel likülli şey'iv vehüdev veraḥmetev vebüşrâ lilmüslimîn.

    Şaban Britch

    Her topluma, kendi içlerinden bir şahid getirdiğimiz gün, seni de bunlara (ümmetine) şahid olarak getireceğiz. (Bu) Kitabı, sana her şeyi açıklamak, hidayet, rahmet ve müslümanlar için müjde olarak indirdik.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 89. ayet

Adalet, ihsan, akrabaya vermek ve ahde vefa 90–97

  1. Nahl suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 90. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَٱلْإِحْسَٰنِ وَإِيتَآئِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَٱلْبَغْىِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    inne-llâhe ye'müru bil`adli vel'iḥsâni veîtâi ẕi-lḳurbâ veyenhâ `ani-lfaḥşâi velmünkeri velbagy. ye`iżuküm le`alleküm teẕekkerûn.

    Şaban Britch

    Allah, adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder. Fuhşiyatı, kötülüğü ve taşkınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 90. ayet

  2. Nahl suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 91. ayet. وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ إِذَا عَٰهَدتُّمْ وَلَا تَنقُضُوا۟ ٱلْأَيْمَٰنَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ ٱللَّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

    veevfû bi`ahdi-llâhi iẕâ `âhettüm velâ tenḳuḍü-l'eymâne ba`de tevkîdihâ veḳad ce`altümü-llâhe `aleyküm kefîlâ. inne-llâhe ya`lemü mâ tef`alûn.

    Şaban Britch

    Ahitleştiğiniz zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah, sizin ne yaptığınızı elbette bilir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 91. ayet

  3. Nahl suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 92. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّتِى نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنۢ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنكَٰثًا تَتَّخِذُونَ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِىَ أَرْبَىٰ مِنْ أُمَّةٍ إِنَّمَا يَبْلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    velâ tekûnû kelletî neḳaḍat gazlehâ mim ba`di ḳuvvetin enkâŝâ. tetteḫiẕûne eymâneküm deḫalem beyneküm en tekûne ümmetün hiye erbâ min ümmeh. innemâ yeblûkümü-llâhü bih. veleyübeyyinenne leküm yevme-lḳiyâmeti mâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

    Şaban Britch

    Bir toplumun, diğer bir toplumdan daha çok olması sebebiyle, yeminlerinizi aranızda (bozarak)bir hîle edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Ancak, Allah sizi onunla (yemine vefa ile) imtihan ediyor, kıyamet günü hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyi açıklayacaktır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 92. ayet

  4. Nahl suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 93. ayet. وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَلَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    velev şâe-llâhü lece`aleküm ümmetev vâḥidetev velâkiy yüḍillü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. veletüs'elünne `ammâ küntüm ta`melûn.

    Şaban Britch

    Eğer Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Fakat o dilediğini saptırır, dilediğine de hidayet eder. Yaptıklarınızdan elbette sorguya çekileceksiniz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 93. ayet

  5. Nahl suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 94. ayet. وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌۢ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    velâ tetteḫiẕû eymâneküm deḫalem beyneküm fetezille ḳademüm ba`de ŝübûtihâ veteẕûḳu-ssûe bimâ ṣadettüm `an sebîli-llâh. veleküm `aẕâbün `ażîm.

    Şaban Britch

    Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin. Yoksa sağlam basmış olan ayak sürçebilir Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle azabı tadarsınız. Sizin için büyük bir azap vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 94. ayet

  6. Nahl suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 95. ayet. وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    velâ teşterû bi`ahdi-llâhi ŝemenen ḳalîlâ. innemâ `inde-llâhi hüve ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Şaban Britch

    Allah’a verdiğiniz sözü az bir bedele satmayın! Eğer, bilirseniz gerçekten Allah’ın katındakiler sizin için çok hayırlıdır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 95. ayet

  7. Nahl suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 96. ayet. مَا عِندَكُمْ يَنفَدُ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقٍ وَلَنَجْزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓا۟ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    mâ `indeküm yenfedü vemâ `inde-llâhi bâḳ. velenecziyenne-lleẕîne ṣaberû ecrahüm biaḥseni mâ kânû ya`melûn.

    Şaban Britch

    Sizin yanınızda olanlar tükenir, fakat Allah’ın yanındakiler tükenmez. Sabredenlere yapmakta oldukları amellerin en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 96. ayet

  8. Nahl suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 97. ayet. مَنْ عَمِلَ صَٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    men `amile ṣâliḥam min ẕekerin ev ünŝâ vehüve mü'minün felenuḥyiyennehû ḥayâten ṭayyibeh. velenecziyennehüm ecrahüm biaḥseni mâ kânû ya`melûn.

    Şaban Britch

    Erkek ve kadınlardan her kim mümin olarak salih amel işlerse, ona güzel bir hayat yaşatırız ve mükâfatlarını, yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 97. ayet

Kur'an okurken sığınmak; nesih ve "ona bir insan öğretiyor" 98–105

  1. Nahl suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 98. ayet. فَإِذَا قَرَأْتَ ٱلْقُرْءَانَ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

    feiẕâ ḳara'te-lḳur'âne feste`iẕ billâhi mine-şşeyṭâni-rracîm.

    Şaban Britch

    Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 98. ayet

  2. Nahl suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 99. ayet. إِنَّهُۥ لَيْسَ لَهُۥ سُلْطَٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

    innehû leyse lehû sülṭânün `ale-lleẕîne âmenû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

    Şaban Britch

    Şüphesiz ki, onun iman edenler ve Rabbine tevekkül edenler üzerinde hiçbir gücü yoktur.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 99. ayet

  3. Nahl suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 100. ayet. إِنَّمَا سُلْطَٰنُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُۥ وَٱلَّذِينَ هُم بِهِۦ مُشْرِكُونَ

    innemâ sülṭânühû `ale-lleẕîne yetevellevnehû velleẕîne hüm bihî müşrikûn.

    Şaban Britch

    Onun gücü, sadece kendisini veli edinenler ve onunla (Allah’a) şirk koşanlar üzerindedir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 100. ayet

  4. Nahl suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 101. ayet. وَإِذَا بَدَّلْنَآ ءَايَةً مَّكَانَ ءَايَةٍ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مُفْتَرٍۭ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    veiẕâ beddelnâ âyetem mekâne âyetiv vellâhü a`lemü bimâ yünezzilü ḳâlû innemâ ente müfter. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûn.

    Şaban Britch

    Bir ayeti başka bir ayetin yerine getirip değiştirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- “Sen ancak iftiracısın" dediler. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 101. ayet

  5. Nahl suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 102. ayet. قُلْ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلْقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ

    ḳul nezzelehû rûḥu-lḳudüsi mir rabbike bilḥaḳḳi liyüŝebbite-lleẕîne âmenû vehüdev vebüşrâ lilmüslimîn.

    Şaban Britch

    De ki: “O’nu Ruhul Kudüs (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanlara hidayet ve müjde olarak Rabbinin katından indirmiştir.”

    Ayet detayı — Nahl suresi, 102. ayet

  6. Nahl suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 103. ayet. وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٌ لِّسَانُ ٱلَّذِى يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِىٌّ وَهَٰذَا لِسَانٌ عَرَبِىٌّ مُّبِينٌ

    veleḳad na`lemü ennehüm yeḳûlûne innemâ yü`allimühû beşer. lisânü-lleẕî yülḥidûne ileyhi a`cemiyyüv vehâẕâ lisânün `arabiyyüm mübîn.

    Şaban Britch

    Onların, “(Kur'an'ı) O'na ancak bir insan öğretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Kur’an ise apaçık Arapça'dır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 103. ayet

  7. Nahl suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 104. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَا يَهْدِيهِمُ ٱللَّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inne-lleẕîne lâ yü'minûne biâyâti-llâhi lâ yehdîhimü-llâhü velehüm `aẕâbün elîm.

    Şaban Britch

    Allah’ın ayetlerine inanmayanlara, Allah hidayet etmez ve onlara acı bir azap vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 104. ayet

  8. Nahl suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 105. ayet. إِنَّمَا يَفْتَرِى ٱلْكَذِبَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ

    innemâ yefteri-lkeẕibe-lleẕîne lâ yü'minûne biâyâti-llâh. veülâike hümü-lkâẕibûn.

    Şaban Britch

    Allah’ın ayetlerine iman etmeyenler sadece yalan uydururlar. Onlar gerçekten yalancıdırlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 105. ayet

Zorlanan kimse ve dünya hayatını tercih edenler 106–111

  1. Nahl suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 106. ayet. مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِهِۦٓ إِلَّا مَنْ أُكْرِهَ وَقَلْبُهُۥ مُطْمَئِنٌّۢ بِٱلْإِيمَٰنِ وَلَٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلْكُفْرِ صَدْرًا فَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    men kefera billâhi mim ba`di îmânihî illâ men ükrihe veḳalbühû muṭmeinnüm bil'îmâni velâkim men şeraḥa bilküfri ṣadran fe`aleyhim gaḍabüm mine-llâh. velehüm `aẕâbün `ażîm.

    Şaban Britch

    Kim iman ettikten sonra Allah’a küfrederse, kalbi iman ile mutmain olduğu halde küfre zorlanan kimseden başka, kim de göğsünü küfre açarsa, Allah’ın gazabı onların üzerinedir. Ve onlara büyük bir azap vardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 106. ayet

  2. Nahl suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 107. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    ẕâlike biennehümü-steḥabbü-lḥayâte-ddünyâ `ale-l'âḫirati veenne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.

    Şaban Britch

    Bu, dünya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah'ın kâfir topluma hidayet etmemesinden dolayıdır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 107. ayet

  3. Nahl suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 108. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ

    ülâike-lleẕîne ṭabe`a-llâhü `alâ ḳulûbihim vesem`ihim veebṣârihim. veülâike hümü-lgâfilûn.

    Şaban Britch

    Onlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar gafil olanların ta kendileridir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 108. ayet

  4. Nahl suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 109. ayet. لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    lâ cerame ennehüm fi-l'âḫirati hümü-lḫâsirûn.

    Şaban Britch

    Hiç kuşkusuz, onlar ahirette de hüsrana uğrayacak olanlardır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 109. ayet

  5. Nahl suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 110. ayet. ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا فُتِنُوا۟ ثُمَّ جَٰهَدُوا۟ وَصَبَرُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ŝümme inne rabbeke lilleẕîne hâcerû mim ba`di mâ fütinû ŝümme câhedû veṣaberû inne rabbeke mim ba`dihâ legafûrur raḥîm.

    Şaban Britch

    Sonra Rabbin, eziyete uğradıktan sonra hicret eden, cihad eden ve sabreden kimselere, Rabbin bundan sonra da çok mağfiret edendir, çok merhamet edendir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 110. ayet

  6. Nahl suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 111. ayet. يَوْمَ تَأْتِى كُلُّ نَفْسٍ تُجَٰدِلُ عَن نَّفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    yevme te'tî küllü nefsin tücâdilü `an nefsihâ vetüveffâ küllü nefsim mâ `amilet vehüm lâ yużlemûn.

    Şaban Britch

    O gün, herkes kendi nefsi adına mücadele eder. Herkese yaptığı amelin karşılığı eksiksiz ödenir. Onlar zulme uğratılmazlar.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 111. ayet

Güven içindeki kent meseli; helâl ve haram 112–119

  1. Nahl suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 112. ayet. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ ءَامِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلْجُوعِ وَٱلْخَوْفِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ

    veḍarabe-llâhü meŝelen ḳaryeten kânet âminetem muṭmeinnetey ye'tîhâ rizḳuhâ ragadem min külli mekânin fekeferat bien`umi-llâhi feeẕâḳahe-llâhü libâse-lcû`i velḫavfi bimâ kânû yaṣne`ûn.

    Şaban Britch

    Allah bir şehri örnek veriyor. Güven ve huzur içindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarına karşılık olarak açlık ve korku giysisi giydirdi.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 112. ayet

  2. Nahl suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 113. ayet. وَلَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ

    veleḳad câehüm rasûlüm minhüm fekeẕẕebûhü feeḫaẕehümü-l`aẕâbü vehüm żâlimûn.

    Şaban Britch

    Onlara içlerinden bir rasûl gelmişti. Ama onu yalanladılar. İşte o zaman, zalimlikleri içinde iken onları bir azap yakaladı.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 113. ayet

  3. Nahl suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 114. ayet. فَكُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَٱشْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    fekülû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḥalâlen ṭayyibâ. veşkürû ni`mete-llâhi in küntüm iyyâhü ta`büdûn.

    Şaban Britch

    O halde, eğer yalnızca Allah’a ibadet ediyorsanız, size Allah’ın verdiği rızıklardan helal ve temiz olanı yiyin ve Allah’ın nimetine şükredin.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 114. ayet

  4. Nahl suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 115. ayet. إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    innemâ ḥarrame `aleykümü-lmeytete veddeme velaḥme-lḫinzîri vemâ ühille ligayri-llâhi bih. femeni-ḍṭurra gayra bâgiv velâ `âdin feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Şaban Britch

    Ancak O, size ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanları haram kıldı. Kim zaruret içindeyse, arzulamadan ve zaruret miktarını aşmadan (bunlardan da yiyebilir.)Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 115. ayet

  5. Nahl suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 116. ayet. وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ ٱلْكَذِبَ هَٰذَا حَلَٰلٌ وَهَٰذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ

    velâ teḳûlû limâ teṣifü elsinetükümü-lkeẕibe hâẕâ ḥalâlüv vehâẕâ ḥarâmül litefterû `ale-llâhi-lkeẕib. inne-lleẕîne yefterûne `ale-llâhi-lkeẕibe lâ yüfliḥûn.

    Şaban Britch

    Dillerinizin uydurduğu yalanla "Bu helaldir, şu da haramdır" demeyin. Böylece Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Şüphesiz, Allah hakkında yalan uyduranlar kurtuluşa eremez.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 116. ayet

  6. Nahl suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 117. ayet. مَتَٰعٌ قَلِيلٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    metâ`un ḳalîl. velehüm `aẕâbün elîm.

    Şaban Britch

    Az bir menfaat ve onlara acı bir azap!

    Ayet detayı — Nahl suresi, 117. ayet

  7. Nahl suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 118. ayet. وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا مَا قَصَصْنَا عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    ve`ale-lleẕîne hâdû ḥarramnâ mâ ḳaṣaṣnâ `aleyke min ḳabl. vemâ żalemnâhüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Şaban Britch

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 118. ayet

  8. Nahl suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 119. ayet. ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ŝümme inne rabbeke lilleẕîne `amilü-ssûe bicehâletin ŝümme tâbû mim ba`di ẕâlike veaṣleḥû inne rabbeke mim ba`dihâ legafûrur raḥîm.

    Şaban Britch

    Sonra Rabbin, cahillikle kötülük işleyen, daha sonra onun ardından tevbe edip (halini) düzelten kimselere, şüphesiz Rabbin (tevbelerinden) sonra çok mağfiret edendir, çok merhamet edendir

    Ayet detayı — Nahl suresi, 119. ayet

İbrâhim; cumartesi; hikmetle davet ve sabır 120–128

  1. Nahl suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 120. ayet. إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا لِّلَّهِ حَنِيفًا وَلَمْ يَكُ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    inne ibrâhîme kâne ümmeten ḳânitel lillâhi ḥanîfâ. velem yekü mine-lmüşrikîn.

    Şaban Britch

    İbrahim, Allah’a itaat edip, boyun eğen hanif bir imamdır/önderdir. Asla müşriklerden değildir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 120. ayet

  2. Nahl suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 121. ayet. شَاكِرًا لِّأَنْعُمِهِ ٱجْتَبَىٰهُ وَهَدَىٰهُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    şâkiral lien`umih. ictebâhü vehedâhü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Şaban Britch

    Allah’ın nimetlerine şükredici idi. Allah, onu seçti ve onu dosdoğru yola hidayet etti.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 121. ayet

  3. Nahl suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 122. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veâteynâhü fi-ddünyâ ḥaseneh. veinnehû fi-l'âḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.

    Şaban Britch

    Dünyada ona iyilik vermiştik. Ahirette de o salihlerdendir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 122. ayet

  4. Nahl suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 123. ayet. ثُمَّ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ أَنِ ٱتَّبِعْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ŝümme evḥaynâ ileyke eni-ttebi` millete ibrâhîme ḥanîfâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

    Şaban Britch

    Sonra sana “ İbrahim’in hanif dinine tabi ol!” diye vahyettik. O müşriklerden değildi.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 123. ayet

  5. Nahl suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 124. ayet. إِنَّمَا جُعِلَ ٱلسَّبْتُ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    innemâ cü`ile-ssebtü `ale-lleẕîne-ḫtelefû fîh. veinne rabbeke leyaḥkümü beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.

    Şaban Britch

    Cumartesi gününü (avlanmayarak tazim etmek) sadece onun hakkında ihtilaf edenlere buyrulmuştur. Rabbin, onların hakkında ihtilafa düştükleri konuda, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 124. ayet

  6. Nahl suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 125. ayet. ٱدْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلْحِكْمَةِ وَٱلْمَوْعِظَةِ ٱلْحَسَنَةِ وَجَٰدِلْهُم بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

    üd`u ilâ sebîli rabbike bilḥikmeti velmev`iżati-lḥaseneti vecâdilhüm billetî hiye aḥsen. inne rabbeke hüve a`lemü bimen ḍalle `an sebîlihî vehüve a`lemü bilmühtedîn.

    Şaban Britch

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin, kimlerin kendi yolundan saptığını, kimlerin de doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 125. ayet

  7. Nahl suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 126. ayet. وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا۟ بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُم بِهِۦ وَلَئِن صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّٰبِرِينَ

    vein `âḳabtüm fe`âḳibû bimiŝli mâ `ûḳibtüm bih. velein ṣabertüm lehüve ḫayrul liṣṣâbirîn.

    Şaban Britch

    Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz, bu sabredenler için çok hayırlıdır.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 126. ayet

  8. Nahl suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 127. ayet. وَٱصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلَّا بِٱللَّهِ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فِى ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

    vaṣbir vemâ ṣabruke illâ billâhi velâ taḥzen `aleyhim velâ tekü fî ḍayḳim mimmâ yemkürûn.

    Şaban Britch

    Sabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır. Onlar için üzülme, Onların kurduğu tuzaktan dolayı da daralma.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 127. ayet

  9. Nahl suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Nahl suresi, 128. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّٱلَّذِينَ هُم مُّحْسِنُونَ

    inne-llâhe me`a-lleẕîne-tteḳav velleẕîne hüm muḥsinûn.

    Şaban Britch

    Şüphesiz Allah, takvalı olanlar ve iyi kimselerle beraberdir.

    Ayet detayı — Nahl suresi, 128. ayet