Nahl suresi

Nahl suresi, 112. ayet

Nahl suresi, 112. ayet. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ ءَامِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلْجُوعِ وَٱلْخَوْفِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ

veḍarabe-llâhü meŝelen ḳaryeten kânet âminetem muṭmeinnetey ye'tîhâ rizḳuhâ ragadem min külli mekânin fekeferat bien`umi-llâhi feeẕâḳahe-llâhü libâse-lcû`i velḫavfi bimâ kânû yaṣne`ûn.

Diyanet İşleri

Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 109–115 · surenin 112. ayeti / 128

Konu Güven içindeki kent meseli; helâl ve haram Nahl 112–119 3

  1. Nahl 109

    Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.

  2. Nahl 110

    Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  3. Nahl 111

    Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.

  4. 112

    Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

  5. Nahl 113

    Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

  6. Nahl 114

    Artık Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O'na ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin.

  7. Nahl 115

    Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 112–113. ayetler için yazılmıştır.

112-113. Burda sözü edilen kasaba rahat, huzur ve güvenlik içerisinde bulunan, hiçbir kimsenin rahatsız ve tedirgin edilmediği, o kapkaranlık cahiliyenin dahi saygı gösterdiği Mekke-i Mükerreme’dir. Öyle ki cahiliye döneminde herhangi bir kimse, orada babasının ve kardeşinin katilini bile görse -aşırı intikam hırsı ve o dönemin Araplarına has kabileciliğe rağmen- onu rahatsız etmiyordu. Mekke’de tam bir güvenlik ortamı vardı. Ordaki güvenlik, başka hiç bir yerde yoktu. Rızık genişliği bakımından da böyleydi. Orası ekin ekilen, ağaç yetişen bir belde olmamakla birlikte Allah, oraya her bir yerden rızık gelmesinin yollarını kolaylaştırmıştı. İşte onlara kendi içlerinden güvenilirliğini ve doğruluğunu bildikleri bir peygamber geldi. Bu peygamber onları en mükemmel şeylere davet ediyor, kötü işleri de onlara yasaklıyordu. Onlarsa bu peygamberi yalanladılar. Allah’ın, üzerlerinde olan nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah, içinde bulundukları halin zıddını kendilerine tattırdı. Onlara rahat ve bolluğun zıddı olan açlık elbisesini giydirdi. Güvenliğin zıddı olan korkuyu tattırdı. Bu ise yaptıklarının, küfür ve nankörlükleri ile şükretmeyişlerinden dolayı idi. “Allah onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.” (en-Nahl, 16/33)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah, size bir memleketi -ki orası Mekke’dir- örnek olarak vermiştir: Buranın ahalisi hiçbir korkusu olmadan güvenlik içinde yaşıyor, çevrelerindeki insanlar kaçırılıyorken, kendileri istikrar içinde bulunuyor, rızık her bir yerden kolayca ve basitçe geliyordu. Bu şehrin ahalisi, Allah’ın onları nimetlendirdiği nimetleri inkâr ettiler ve şükretmediler. İçinde bulundukları küfür ve yalanlama sebebiyle, Allah Teâlâ da onlara bir korku ve dehşet verici olarak açlık ve korku verdi.Yalanlamarı ve içinde bulundukları küfür sebebiyle kendilerine gönderilen korku ve endişe onların üzerinden hiç ayrılmadı.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَضَرَبَ ve derabe ve misal verir kök: ضرب
  2. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  3. مَثَلًۭا meselen misaliyle kök: مثل
  4. قَرْيَةًۭ karyeten bir kenti kök: قري
  5. كَانَتْ kanet idi kök: كون
  6. ءَامِنَةًۭ amineten güven kök: امن
  7. مُّطْمَئِنَّةًۭ mutmeinneten huzur içinde kök: طمن
  8. يَأْتِيهَا ye'tiha kendisine geliyordu kök: اتي
  9. رِزْقُهَا rizkuha rızkı kök: رزق
  10. رَغَدًۭا ragaden bol bol kök: رغد
  11. مِّن min
  12. كُلِّ kulli her kök: كلل
  13. مَكَانٍۢ mekanin yerden kök: كون
  14. فَكَفَرَتْ fekeferat fakat nankörlük etti kök: كفر
  15. بِأَنْعُمِ bien'umi ni'metlerine kök: نعم
  16. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  17. فَأَذَٰقَهَا feezakaha (bunun üzerine) ona taddırdı kök: ذوق
  18. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  19. لِبَاسَ libase elbisesi kök: لبس
  20. ٱلْجُوعِ l-cui açlık kök: جوع
  21. وَٱلْخَوْفِ velhavfi ve korku kök: خوف
  22. بِمَا bima ötürü
  23. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  24. يَصْنَعُونَ yesneune yapıyor(lar) kök: صنع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz…

  • Aynı kök: رغد (3 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş)

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Aynı kök: جوع (5 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

  • Aynı kök: جوع (5 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    (1-4) Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini…

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı,…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için…

  • Aynı kök: رغد (3 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah güvenli, huzurlu olan, rızkı her yerden bol bol gelen bir şehir (halkını) örnek vermektedir. dipnot 1 (Sonra) onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmişler, Allah da onlara, yaptıkları yüzünden açlık ve korku sıkıntısını tattırmıştı. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Alimlerimiz bu şehrin veya ülkenin Mekke veya Medine olduğu kanaatindedirler. Burada sözü edilen belde Mekke olarak kabul edilirse, Mekke'nin güvenli olması konusunda Hz. İbrahim'ın duası hatırlanabilir. Dahası Kasas 28:57, ‘Ankebût 29:67, Tîn 95:3 ve Kureyş 106:4'te verilen bilgiler Mekke'nin güvenilir bir şehir kılındığını göstermektedir. Bu yoruma ilave olarak ayette şehir adı verilmeyip mesaj genel tutulduğu için maksadı herhangi özel bir şehir olarak yorumlamamak daha evrensel bir yaklaşımdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Nankörlük ve inkâr "sebep", azap ise "sonuç"tur.

Mustafa İslamoğlu

Allah (size) bir örnek verir: Güvenli ve (sakinlerini) her açıdan tatmin eden bir belde (düşünün ki), oranın ihtiyaç duyduğu rızık her yerden oraya akıyor. Buna karşın o (belde) Allah'ın nimetlerine nankörlük etti. Derken, yaptıkları sebebiyle Allah orayı çepeçevre içine alan açlık ve korku (belasıyla) kuşattı.

Muhammed Esed

İşte, Allah (size) bir örnek veriyor: güvenlik ve refah içinde bir şehir (düşünün ki) oraya (ahalisinin) rızkı her yandan bolca akıp duruyordu; ama ahalisi tutup Allah'ın nimetine karşı yakışmaz bir biçimde nankörlük etti ve bunun üzerine Allah da onlara, inatla yapageldikleri (kötülüklerden) ötürü kuşatıcı bir açlık ve korku felaketi tattırdı.

Ahmed Hulusi

Allah bir şehri misal verdi: Güvenli ve mutlu idi. . . Onun yaşam gıdası her taraftan bol bol geliyordu. . . Fakat o (halk) Allah nimetlerine nankörlük etti (Sünnetullah gereği perdelilik oluşturan, fiiller yaptı). . . Allah da kendilerine yapıp-ürettikleri dolayısıyla açlık ve korku libasını tattırdı.

Ali Bulaç

Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.

Ali Özek ve heyeti

Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.

Ali Rıza Safa

Allah, bir kenti örnek veriyor: Güven ve dirlik içindeydi; her taraftan bol yiyecek gelirdi. Yine de Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine, Allah, yaptıklarına karşılık, zorlu bir açlık ve korku yıkımını onlara tattırdı.

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarından dolayı açlık sıkıntısını ve korkuyu tattırdı.

Edip Yüksel

ALLAH güven içinde başarılı bir topluluğu örnek olarak verir: O topluluğun rızkı kendilerine her taraftan bol miktarda ulaşırdı. Ancak daha sonra, ALLAH'ın nimetlerine karşı nankör davranınca ALLAH onlara açlık ve korku belasını tattırdı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH güven içinde başarılı bir topluluğu örnek olarak verir: O topluluğun rızkı kendilerine her taraftan bol miktarda ulaşırdı. Ancak daha sonra, ALLAH'ın nimetlerine karşı nankör davranınca ALLAH onlara açlık ve korku belasını tattırdı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Birde Allah, bir şehri örnek verdi ki, halkı güvenlik ve asayiş içindeydi, rızıkları her yerden bol bol geliyordu. Ne varki, onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara o yaptıkları sanatla açlık ve korku elbisesini tatdırdı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Allah bir şehri mesel yaptı ki emniyyet ve asayiş içinde idi, ona her yerden rızkı bol bol geliyordu, derken Allahın nı'metlerine nankörlük etti, Allah da ona o yaptıkları san'atla açlık ve korku libasını tattırıverdi

Erhan Aktaş

Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı. dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Açlık ve korku onları her taraftan kuşattı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Açlık ve korku onları her taraftan kuşattı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Açlık ve korku onları her taraftan kuşattı.

Gültekin Onan

Tanrı bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik (amineten) ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Tanrı'nın nimetlerine küfretti, böylece Tanrı yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.

Hasan Basri Çantay

Allah o memleketi (size) bir (ibret) örneği olarak irad etdi ki o, korkudan emin ve sakindi. Rızkı da kendisine her bir yandan bol bol geliyordu. Fakat o, Allahın ni'metlerine nankörlük etdi de Allah da ona (halkının) işlemekde ısrar etdikleri (kötülükler) yüzünden açlık ve korku libasını (giydirib olanca acıları) tatdırdı.

İbni Kesir

Allah; size, huzur ve güven içinde bir kasabayı misal olarak verir. Her yandan oraya bol bol rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetine nankörlük ettiler de yaptıklarından dolayı Allah onlara açlık ve korku belasını tattırdı.

Mehmet Alagaş

(111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah şöyle bir kasabayı örnek olarak verir: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

Süleyman Ateş

Allah şöyle bir kenti misal olarak anlattı: Güven, huzur içinde idi; her yerden rızkı bol bol kendisine geliyordu. Fakat Allah'ın ni'metlerine nankörlük etti, bunun üzerine (halkının) yaptıklarından ötürü Allah ona açlık ve korku elbisesi taddırdı.

Süleymaniye Vakfı

Allah, güven ve tatmin içinde olan, rızkı her yerden bol bol gelen bir kenti örnek verir. Kent (halkı), Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etti dipnot 1 . Allah da yaptıklarına karşılık onlara, açlık ve korkuya düşme sıkıntısı çektirdi. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Mekke de bu ayetlerde anlatıldığı gibi güven ve tatmin ortamı içinde yaşanan bir kentti (Kasas 28/57-59, Ankebut 29/67, Kureyş 106/1-4). Diğer bütün kentlerin sakinlerinin de bu olaylardan ibret alarak Allah'a karşı görevlerini yerine getirmeleri gerekir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, rızkı her yerden bol miktarda gelen, güven ve tatmin içindeki bir kenti örnek verir. Derken orası, Allah'ın nimetlerine nankörlük etmeye başlar. Allah da işlerini bozmalarına karşılık onları, açlık ve korku içine sokar.

Şaban Britch

Allah bir şehri örnek veriyor. Güven ve huzur içindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarına karşılık olarak açlık ve korku giysisi giydirdi.

Şaban Piriş

Allah bir şehri örnek veriyor. Güven ve huzur içindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarının bedeli olarak açlık ve korku giysisi giydirdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, şu ülkeyi / medeniyeti de örnek vermiştir: Güvenli, mutlu, huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini/birlikteliğini/karmaşasını tattırdı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah represents the fate of those who rebelled against His law by means of a parable of the town in which His grace abounded in security and peace of mind and in rich supplies of provisions from every direction. But instead of content living ever in thankful hearts, its heart beat rebellious to its own resolves and was rendered ungrateful to Allah and disobedient to His laws. By consequence He incensed it by humiliation and vested it with hunger and fear devolving upon it in requital of what its peoples' souls had impelled them to do.

Abdul Haleem

God presents the example of a town that was secure and at ease, with provisions coming to it abundantly from all places. Then it became ungrateful for God’s blessings, so God afflicted it with the garment of famine and fear, for what its people had done.

Abdullah Yusuf Ali

Allah sets forth a Parable: a city enjoying security and quiet, abundantly supplied with sustenance from every place: Yet was it ungrateful for the favours of Allah: so Allah made it taste of hunger and terror (in extremes) (closing in on it) like a garment (from every side), because of the (evil) which (its people) wrought.

Abul A'la Maududi

Allah sets forth the parable of (the people of) a town who were secure and content and whose sustenance came in abundance from every quarter. But then the people of the town showed ingratitude towards Allah for His bounties, so Allah afflicted them with hunger and fear in punishment for their evil deeds.

Aisha Bewley

Allah makes an example of a city which was safe and at peace, its provision coming to it plentifully from every side. Then it showed ingratitude for Allah’s blessings so Allah made it wear the robes of hunger and fear for what it did.

Al-Hilali & Khan

And Allâh puts forward the example of a township (Makkah), that dwelt secure and well-content: its provision coming to it in abundance from every place, but it (its people) denied the Favours of Allâh (with ungratefulness). So Allâh made it taste extreme of hunger (famine) and fear, because of that (evil, i.e. denying Prophet Muhammad صلى الله عليه و سلم) which they (its people) used to do[1].

Ali Quli Qarai

Allah draws a parable: A town secure and peaceful. Its provision came abundantly from every place. But it was ungrateful toward Allah’s blessings. So Allah made it taste hunger and fear because of what they used to do.

Amatul Rahman Omar

And Allâh sets-forth an excellent description of a township (-Makkah). It enjoyed a state of security and peace. It received its provision in plenty from every quarter. But (it so happened) that it began to show ingratitude for the bounties of Allâh. So Allâh made (the citizens of) it taste a pall of hunger and fear (which covered it like a garment -the conditions of famine and war prevailed there) because of what its citizens had wrought.

Arthur John Arberry

God has struck a similitude: a city that was secure, at rest, its provision coming to it easefully from every place, then it was unthankful for the blessings of God; so God let it taste the garment of hunger and of fear, for the things that they were working.

Bijan Moeinian

Imagine a community (such as yours) that used to be safe and peaceful and its people would be showered by blessings right and left. When they took it for granted and showed ingratitude towards the Lord’s blessings, God made them taste the hardships, starvation and fear in account of their wrongdoings.

E. Henry Palmer

God has struck out a parable: a city which was safe and quiet, its provision came to it in plenty from every place, and then it denied God's favours, and God made it feel the clothing of hunger and fear, for that which they had wrought.

Edip-Layth

God cites the example of a town which was peaceful and content, its provisions were coming to it bountifully from all places, but then it rebelled against God's blessings and God made it taste hunger and fear for what they used to do.

George Sale

God propoundeth as a parable a city which was secure and quiet, unto which her provisions came in abundance from every side; but she ungratefully denied the favours of God: Wherefore God caused her to taste the extreme famine, and fear, because of that which they had done.

Hamid S. Aziz

Allah coins a similitude (parable): a city which was safe and content, its provision came to it in plenty from every place, and then it denied (was ungrateful for) Allah's favours, and Allah made it feel the garb of dearth and fear, because of that which the used to do.

Mahmoud Ghali

And Allah has struck a similitude: a town that was secure (and) well composed, its provision coming up to it opulently from every place, then it disbelieved (i. e., they were unthankful) in the amenities of Allah; so Allah made it taste the garment of hunger and fear for the things they were working out (i.e., doing).

Marmaduke Pickthall

Allah coineth a similitude: a township that dwelt secure and well content, its provision coming to it in abundance from every side, but it disbelieved in Allah's favours, so Allah made it experience the garb of dearth and fear because of what they used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

God presents the example of a town which enjoyed peace and security, its provisions coming from everywhere in abundance, but it denied the favours of God; so God acquainted it with intimate hunger and fear (as punishment) for what they had done.

Muhammad Asad

AND GOD propounds [to you] a parable: [Imagine] a town which was [once] secure and at ease, with its sustenance coming to it abundantly from all quarters, and which thereupon blasphemously refused to show gratitude for God's blessings: and therefore God caused it to taste the all-embracing misery of hunger and fear in result of all [the evil] that its people had so persistently wrought.

Mustafa Khattab

And Allah sets forth the example of a society which was safe and at ease, receiving its provision in abundance from all directions. But its people met Allah’s favours with ingratitude, so Allah made them taste the clutches of hunger and fear for their misdeeds.

Progressive Muslims

And God cites the example of a town which was peaceful and content, its provisions were coming to it bountifully from all places, but then it rebelled against God's blessings and God made it taste hunger and fear for what they used to do.

Rashad Khalifa

GOD cites the example of a community that used to be secure and prosperous, with provisions coming to it from everywhere. But then, it turned unappreciative of GOD's blessings. Consequently, GOD caused them to taste the hardships of starvation and insecurity. Such is the requital for what they did.

Sahih International

And Allah presents an example: a city which was safe and secure, its provision coming to it in abundance from every location, but it denied the favors of Allah. So Allah made it taste the envelopment of hunger and fear for what they had been doing.

Sam Gerrans

And God strikes a similitude: — a city secure, at peace, its provision coming to it in abundance from every side; but it denied the favours of God, then God let it taste the cloak of hunger and fear because of what they wrought.

Shabbir Ahmed

Allah gives you an example. Think of a township that used to be secure and prosperous, with provision coming to it in plenty from all directions. But, they practically denied Allah's blessings by not sharing them with the needy. So Allah's Law made it experience the garb of hunger and fear for their wrong system. (6:44).

Syed Vickar Ahamed

And Allah brings forward a story: A city having (the comfort of) security and peace, well supplied with livelihood from every place: Yet it was still thankless for the gifts of Allah: So Allah made it taste hunger and fear (choking it) like a coat (from every side), because of what (its people) earned.

Taqi Usmani

Allah gives an example: There was a town, secure and content with its sustenance coming in plenty from every place. Then, it turned ungrateful to the bounties of Allah; so, Allah made it to taste hunger and terror (that covered it) like a garment, as recompense of what its people used to do.

The Monotheist Group

And God puts forth the example of a town which was peaceful and content, its provisions were coming to it bountifully from all places, but then it rebelled against the blessings of God, and God made it taste hunger and fear for what they used to do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 112. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 112. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 112. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩