Nahl suresi · 84–89. ayetler

Her ümmetten bir şahit

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nahl suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 84. ayet. وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

    Diyanet İşleri

    Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

    Mehmet Okuyan

    Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz (getireceğimizi) gün, dipnot 1 artık (özür dilemeleri için) kâfir olanlara izin verilmez; onların özür dilemeleri de istenmez. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:144; Nisâ 4:41; Nahl 16:89; Kasas 28:75.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Mü'minûn 23:108; Neml 27:85; Rûm 30:57; Mü'min 40:52; Fussilet 41:24; Câsiye 45:35; Kâf 50:28; Tahrîm 66:7; Kıyâmet 75:15-16; Mürselât 77:35-36.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat bir gün gelecek Biz, her ümmetten bir şahit çıkaracağız. Sonra inkarda ısrar edenlere ne mazeret beyan etme izni verilecek, ne de suçlarını itiraf ile af dileme imkanı.

    Muhammed Esed

    Ama Biz gün gelecek her ümmetten bir tanık çıkaracağız: o Gün, hakkı inkara şartlanmış olanlardan (bilgisizlik gibi) bir mazeret kabul edilmeyecek, af dilemeleri de asla kale alınmayacaktır.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte, her ümmetten bir şahit çıkartırız. . . Hakikat bilgisini inkar edenlere izin de verilmez ve onlardan mazeret de istenilmez.

    Ali Bulaç

    Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne inkar edenlere (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek.

    Ali Özek ve heyeti

    Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün, artık ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onların özür dilemeleri istenir.

    Ali Rıza Safa

    O gün, her topluluğun içinden bir tanık göndeririz. Sonra, nankörlük edenlere, ne izin verilir ne de hoşnutluk dilekleri kabul edilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Her milletten bir tanık getireceğimiz gün, artık inkar edenlere özür dileme izni verilmez ve özürleri de dinlenmez.

    Edip Yüksel

    Her topluluktan bir tanık gönderdiğimiz gün, inkar edenlere ne izin verilir ne de özürleri kabul edilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her topluluktan bir tanık gönderdiğimiz gün, inkar edenlere ne izin verilir ne de özürleri kabul edilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir gün gelecek, her ümmetten bir şahit getireceğiz, sonra o küfredenlere ne izin verilecek ne de özürleri kabul edilecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir gün de gelecek ki her ümmetten bir şahid ba'sedeceğiz, sonra o küfredenlere ne izin verilecek ne de onlardan tarziye istenecek

    Erhan Aktaş

    Her ümmetten dipnot 1 bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum. Topluluk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her ümmetten dipnot 1 bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum. Topluluk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her ümmetten dipnot 1 bir tanık getirdiğimiz gün, artık gerçeği yalanlayan nankörlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Topluluktan.

    Gültekin Onan

    Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne küfredenlere [özür dilemeleri için] izin verilecek, ne (Tanrı'dan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek.

    Hasan Basri Çantay

    Bir gün her ümmetden birer şahid göndereceğiz. Sonra o kafirlere izin verilmeyecek, onlardan tarziye de taleb (ve kabul) edilmeyecek.

    İbni Kesir

    Her ümmetten birer şahit göndereceğimiz gün; inkar edenlere itiraz için izin verilmez, özürleri de dinlenmez.

    Mehmet Alagaş

    (84-89) O gün her topluluktan / her ümmetten bir şahit var ederiz , sonra kafirlere izin de verilmez, özür beyanı sunma hakkı da verilmez, zalimler azabı gördüklerinde, o azap, onlardan hafifletilmeyecek ve de onlar bekletilmeyecekler. Müşrikler de ortak koştuklarını gördükleri zaman Rabbimiz işte bunlar bizim sana ortak koştuklarımız , senin dışında çağrı da bulunduklarımız / dua ettiklerimiz işte bunlar , diyecekler. Onlara ortak koştukları da şu lafı söyleyecekler “siz yalancısınız” Allah’a teslim ol dular, iftira edip durdukları da onlardan saptı , k afirler öyleleridir ki Al lah yolundan alıkoyarlar, yaptıkları bu bozgunculuktan dolayı / bu fesatlıktan dolayı onlara azabımızı kat kat ilave ederiz / ziyadeleştiririz. O gün her topluluktan / her ümmetten kendilerinden olan / insan şahit var ederiz. Seni de işte bunların üzerine şahit olarak getiririz, biz bu kitabı sana her şeyi açıklaması, teslim olanları yola sokması, esirgeyici olması ve müjde olması için indirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra o kâfirlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

    Süleyman Ateş

    Her ümmetten bir şahid getirdiğimiz gün, artık ne nankörler(in konuşmaların)a izin verilir, ne de onların özür dilemeleri istenir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her toplumdan(ümmetten) bir şahit çıkardığımız gün, şahitlerden sonra kafirlere konuşma izni verilmeyecek ve bağışlanma dileğinde bulunmaları bile istenmeyecektir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Rum 30/57

    Şaban Britch

    Her toplumdan birer şahit getirdiğimiz gün, artık küfredenlere (mazeret sunmaları için) izin verilmeyecek ve onlardan (Rablerini) râzı etmeleri de istenmeyecektir.

    Şaban Piriş

    Her toplumdan birer şahit getirdiğimiz gün, artık küfredenlere izin verilmeyecek ve onların özürleri de dinlenmeyecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her ümmetten bir tanığı ortaya sürdüğümüz gün, küfre sapanlara ne izin verilir ne de özür dilemelerine imkan sağlanır.

  2. Nahl suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 85. ayet. وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلْعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    Diyanet İşleri

    O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve o zulmedenler azabı görünce, artık onun kendilerine hafifletilmeyeceğini de fırsat tanınmayacağını da anlayacaklar.

    Muhammed Esed

    Ve kötülüğe, haksızlığa şartlanmış olanlar (o gün kendilerini bekleyen) azabı karşılarında bulduklarında, o azabın kendileri için (hiçbir mazeretle) hafifletilmeye(ceğini) ve kendilerine artık zaman da verilmeyeceğini (hemen anlayacaklar).

    Ahmed Hulusi

    Zulmedenler azapla karşılaştıklarında, kendilerine hafifletilmez ve onlara bakılmaz.

    Ali Bulaç

    O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

    Ali Özek ve heyeti

    O zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.

    Ali Rıza Safa

    Haksızlık yapanlar, cezayı gördüklerinde, artık, onlardan ne azaltılır ne de süre verilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Haksızlık edenler azabı gördüklerinde, ne azapları hafifletilir ne de onlara bir süre verilir.

    Edip Yüksel

    Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık onlar için hafifletilmez, ertelenmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık onlar için hafifletilmez, ertelenmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık ne azaptan hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o zalimler azabı gördükleri vakıt artık o onlardan ne tahfif olunacak ne de kendilerine mühlet verilecek

    Erhan Aktaş

    Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

    Gültekin Onan

    O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

    Hasan Basri Çantay

    O zaalimler (cehennem) azabı (nı) görünce (yalvarıb yakaracaklar. Fakat) o (azab) kendilerinden hafifletilmeyeceği gibi onlara mühlet de verilmeyecekdir.

    İbni Kesir

    O zalimler azabı görünce; onlardan ne hafifletilir, ne de mühlet verilir.

    Mehmet Alagaş

    (84-89) O gün her topluluktan / her ümmetten bir şahit var ederiz , sonra kafirlere izin de verilmez, özür beyanı sunma hakkı da verilmez, zalimler azabı gördüklerinde, o azap, onlardan hafifletilmeyecek ve de onlar bekletilmeyecekler. Müşrikler de ortak koştuklarını gördükleri zaman Rabbimiz işte bunlar bizim sana ortak koştuklarımız , senin dışında çağrı da bulunduklarımız / dua ettiklerimiz işte bunlar , diyecekler. Onlara ortak koştukları da şu lafı söyleyecekler “siz yalancısınız” Allah’a teslim ol dular, iftira edip durdukları da onlardan saptı , k afirler öyleleridir ki Al lah yolundan alıkoyarlar, yaptıkları bu bozgunculuktan dolayı / bu fesatlıktan dolayı onlara azabımızı kat kat ilave ederiz / ziyadeleştiririz. O gün her topluluktan / her ümmetten kendilerinden olan / insan şahit var ederiz. Seni de işte bunların üzerine şahit olarak getiririz, biz bu kitabı sana her şeyi açıklaması, teslim olanları yola sokması, esirgeyici olması ve müjde olması için indirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

    Süleyman Ateş

    Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık azab onlardan ne hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlışlar içinde yaşamış olanlar, azabı görünce o azap artık ne hafifletilecek, ne de onlara göz açtırılacaktır.

    Şaban Britch

    Zulmedenler azabı gördükleri zaman, artık onlardan bu azap, hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

    Şaban Piriş

    Zulmedenler azabı gördükleri zaman, artık onlardan bu azap hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zulme sapanlar azapla yüzyüze geldiklerinde, ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.

  3. Nahl suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 86. ayet. وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ شُرَكَآءَهُمْ قَالُوا۟ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدْعُوا۟ مِن دُونِكَ فَأَلْقَوْا۟ إِلَيْهِمُ ٱلْقَوْلَ إِنَّكُمْ لَكَٰذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: "Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır." Koştukları ortaklar da onlara: "Siz elbette yalancılarsınız" diye laf atacaklar.

    Mehmet Okuyan

    (Allah'a) ortak koşanlar, ortak koştuklarını (mahşerde) gördükleri zaman şöyle diyecekler: "Rabbimiz! İşte bunlar, senin peşin sıra yalvardığımız ortaklarımızdır." Onlar (ortaklar) da diğerlerine "Siz mutlaka yalancılarsınız!" dipnot 1 diye laf atmış (olacak)lardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:22; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe' 34:41; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'a ait nitelikleri başkalarına yakıştıranlar ise, (Allah'a) yakıştırdıkları ortakları karşılarında görünce; "Rabbimiz! İşte sana ortak koştuklarımız; Seni bırakıp da kendilerine yalvarıp durduğumuz kimseler bunlardı!" der demez, hemen berikiler onların sözlerini ağızlarına tıkayacaklar: "Sizi gidi yalancılar sizi!.."

    Muhammed Esed

    Ve Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıranlar, (Hesap Günü) bu tanrı yerine koydukları (düzmece) varlıkları karşılarında bulduklarında, "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "(Evet) bunlar bizim sana ortak tanrılar olarak gördüğümüz ve seni bırakıp kendilerine yalvarıp yakardığımız varlıklardır!" Bunun üzerine (o varlıklar, onların hak ettikleri) sözü yüzlerine çarparlar: "Sizler (bu konuda birbirine) düpedüz yalan söyleyen kimselerdiniz!"

    Ahmed Hulusi

    Şirk koşanlar, ortak koştuklarını gördükleri vakit: "Rabbimiz! İşte bunlar Sana denk olmayan, isimlendirip tanrılık atfettiğimiz ortaklarımız" dediler. . . (Ortakları da) onlara sataşır: "Muhakkak ki siz yalancılarsınız. "

    Ali Bulaç

    O şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördükleri zaman: "Rabbimiz, seni bırakıp bizim taptığımız ortaklarımız bunlardır" diyecekler. (Onlar da bunlara:) "Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz" diye sözü (geri çevirip) fırlatacaklar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah'a) ortak koşanlar, ortak koştukları şeyleri gördükleri zaman derler ki: «Rabbimiz! İşte bunlar, seni bırakıp da tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.» Onlar da bunlara: «Siz mutlaka yalancılarsınız» diye söz atarlar.

    Ali Rıza Safa

    Ortaklar koşanlar, ortaklar koştuklarını gördüklerinde, şöyle derler: "Efendimiz! Senden başka yakarışlarda bulunduklarımız, işte bunlardı!" Onlar da bunun üzerine sözü yapıştırırlar: "Aslında, kesinlikle yalan söylüyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördükleri zaman, "Ey Rabbimiz! Senden başka yalvardığımız ortaklarımız işte bunlardır" derler. Koştukları ortaklar onlara, "Doğrusu, siz tam yalancısınız" diye laf atarlar.

    Edip Yüksel

    Ortak koşanlar, ortak koştukları kimseleri gördükleri zaman, "Efendimiz, senden başka çağırdığımız ortaklarımız işte bunlardır" derler. (Onlar da), "Siz yalancılarsınız, " diye karşılık verirler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 10:28-29.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ortak koşanlar, ortak koştukları kimseleri gördükleri zaman, 'Rabbimiz, senden başka çağırdığımız ortaklarımız işte bunlardır,' derler. (Onlar da), 'Siz yalancılarsınız (biz sizin bu suçunuza hiç bir zaman ortak olmadık),' diye karşılık verirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde: "Ey Rabbimiz, işte bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır." diyecekler. Onlar da kendilerine: "Siz kesinlikle, yalancılarsınız!" sözünü fırlatacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o müşrikler şeriklerini gördükleri vakıt "Ya rabbena! işte şunlar seni bırakıp da kendilerine taptığımız şerikler diyecekler, onlar da şu sözü fırlatacaklar: her halde siz kat'iyen yalancılarsınız

    Erhan Aktaş

    Şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördüklerinde: "Rabb'imiz! İşte bunlar, Senin yanın sıra istekte bulunduğumuz, yakardığımız ortaklarımız." diyecekler. Şirk koşulanlar da: "Siz, kesinlikle yalan söyleyenlersiniz." diyerek, onları yalanlarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şirk dipnot 1 koşanlar, şirk koştuklarını gördüklerinde: "Rabb'imiz! İşte bunlar, Senin yanın sıra istekte bulunduğumuz, yakardığımız ortaklarımız." diyecekler. Şirk koşulanlar da: "Siz, kesinlikle yalan söyleyenlersiniz." diyerek, onları yalanlarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın yetki, nitelik ve imtiyazlarını, -soyut ya da somut- O'nun yanı sıra birine veya bir şeye vermektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördüklerinde: "Rabb'imiz! İşte bunlar, Seni bırakıp da istekte bulunduğumuz, yakardığımız ortaklarımız." diyecekler. Şirk koşulanlar da: "Siz, kesinlikle yalan söyleyenlersiniz." diyerek, onları yalanlarlar.

    Gültekin Onan

    O şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördükleri zaman: "Rabbimiz, seni bırakıp bizim taptığımız ortaklarımız bunlardır" diyecekler. (Onlar da bunlara:) "Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz" diye sözü (geri çevirip) fırlatacaklar.

    Hasan Basri Çantay

    Allaha eş tutanlar ortakları (olan putları) nı görünce: "Ey Rabbimiz, bunlar Seni bırakıb tapmakda devam etdiğimiz ortaklarımızdır" diyecekler, bunlar da onlar (ın suratların) a şu sözü fırlatacaklardır: "Siz hiç şübhe yok ki kat'iyyen yalancılarsınız".

    İbni Kesir

    Allah'a şirk koşanlar; şirk koştuklarını gördüklerinde derler ki: Rabbımız; işte şunlar, seni bırakıp da kendilerine yalvardığımız şeriklerimizdir. Bunlar da onlara: Doğrusu siz yalancılarsınız, diyerek söz atarlar.

    Mehmet Alagaş

    (84-89) O gün her topluluktan / her ümmetten bir şahit var ederiz , sonra kafirlere izin de verilmez, özür beyanı sunma hakkı da verilmez, zalimler azabı gördüklerinde, o azap, onlardan hafifletilmeyecek ve de onlar bekletilmeyecekler. Müşrikler de ortak koştuklarını gördükleri zaman Rabbimiz işte bunlar bizim sana ortak koştuklarımız , senin dışında çağrı da bulunduklarımız / dua ettiklerimiz işte bunlar , diyecekler. Onlara ortak koştukları da şu lafı söyleyecekler “siz yalancısınız” Allah’a teslim ol dular, iftira edip durdukları da onlardan saptı , k afirler öyleleridir ki Al lah yolundan alıkoyarlar, yaptıkları bu bozgunculuktan dolayı / bu fesatlıktan dolayı onlara azabımızı kat kat ilave ederiz / ziyadeleştiririz. O gün her topluluktan / her ümmetten kendilerinden olan / insan şahit var ederiz. Seni de işte bunların üzerine şahit olarak getiririz, biz bu kitabı sana her şeyi açıklaması, teslim olanları yola sokması, esirgeyici olması ve müjde olması için indirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şirk koşanlar koştukları ortaklarını görünce diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye söz atarlar.

    Süleyman Ateş

    Ortak koşanlar, ortak koştukları şeyleri gördükleri zaman: "Rabbimiz, işte senden başka yalvar(ıp tap)dığımız ortaklarımız!" derler. (Onlar da bunlara): "Siz tamamen yalancılarsınız!" diye söz atarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ortak(şirk) koşanlar, Allah'a ortak saydıkları kişileri gördüklerinde derler ki "Rabbimiz! Ortak sayıp senden önce yardıma çağırdıklarımız işte bunlardır." Onlar hemen şu karşılığı verirler: "Sizler kesinlikle yalancı kimselersiniz."

    Şaban Britch

    Allah’a şirk koşanlar, koştukları ortakları görünce: "Rabbimiz, senden başka kendilerine dua ettiğimiz ortak koştuklarımız işte bunlardı.” derler. Onlar da: "Siz, kuşkusuz yalancısınız” diye laf atarlar.

    Şaban Piriş

    Allah'a şirk koşanlar, koştukları ortakları görünce: -Rabbimiz, seni bırakıp, kendilerine dua ettiğimiz ortak koştuklarımız işte bunlardı." derler. Onlar da: - Siz, kuşkusuz yalancısınız" diye laf atarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şirke sapanlar, ortak tuttuklarını gördüklerinde şöyle derler: "Rabbimiz, işte bunlar seni bırakıp da yalvarıp yakardığımız ortaklarımız." Bunun üzerine ortakları onlara şöyle söz dokundururlar: "Siz, yalancılarsınız, yalancılar!"

  4. Nahl suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 87. ayet. وَأَلْقَوْا۟ إِلَى ٱللَّهِ يَوْمَئِذٍ ٱلسَّلَمَ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar o gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o gün onlar, (iş iten geçtikten sonra) Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyetlerini sunarlar; uydurdukları kuruntu (aracılar) kendilerini yüzüstü bırakırlar.

    Muhammed Esed

    Ve (işte bu günahı işlemiş olan kimseler) o Gün (iş işten geçtikten sonra) Allah'a teslimiyetlerini bildirirler; ve uydurdukları (düzmece tanrılar) da yüzüstü bırakır onları.

    Ahmed Hulusi

    O gün, uydurdukları (kurguladıkları, hayal ürünü) şeyler kendilerinden kaybolup gitmiş; Allah'a (sistemin - Sünnetullah'ın gerçeklerine) teslim olmuşlardır!

    Ali Bulaç

    O gün (artık) Allah'a teslim olmuşlardır ve uydurdukları (yalancı ilahlar) da onlardan çekilip uzaklaşmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün Allah’a teslim (bayrağını) çekerler ve uydurmakta oldukları şeyler onlardan kaybolup gider.

    Ali Rıza Safa

    O gün, Allah'a teslim olurlar. Uydurmuş oldukları da onlardan uzaklaşarak yitip gitmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, ortak koşanlar Allah'a teslim olurlar ve uydurup durdukları ortaklar ortaklıktan kaybolurlar.

    Edip Yüksel

    O gün tamamıyla ALLAH'a teslim olmuşlardır ve uydurdukları şeyler de kendilerini terketmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün tamamıyla ALLAH'a teslim olmuşlardır ve uydurdukları şeyler de kendilerini terketmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o gün Allah'a teslimiyet göstermişler, bütün uydurdukları ortaklar kendilerini bırakarak kaybolup gitmişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o gün Allaha arz-ı teslimiyyet etmişlerdir ve bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakarak gaib olup gitmişlerdir

    Erhan Aktaş

    O Gün, Allah'a teslim olurlar. Uydurdukları şeyler, yüzüstü bırakarak onlardan uzaklaşırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 , Allah'a teslim olurlar. Uydurdukları şeyler, yüzüstü bırakarak onlardan uzaklaşırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün, "

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 , Allah'a teslim olurlar. Uydurdukları şeyler, yüzüstü bırakarak onlardan uzaklaşırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap görme günü.

    Gültekin Onan

    O gün (artık) Tanrı'ya teslim olmuşlardır ve uydurdukları (yalancı tanrılar) da onlardan çekilip uzaklaşmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    O gün (zaalimler) Allaha arz-ı teslimiyyet etmişler, düzmüş oldukları yalancı (Tanrı) ları ise kendilerini bırakıb gitmişdir.

    İbni Kesir

    O gün Allah'a arz-ı teslimiyet ederler. Uydurdukları şeyler onlardan uzaklaşıp gitmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (84-89) O gün her topluluktan / her ümmetten bir şahit var ederiz , sonra kafirlere izin de verilmez, özür beyanı sunma hakkı da verilmez, zalimler azabı gördüklerinde, o azap, onlardan hafifletilmeyecek ve de onlar bekletilmeyecekler. Müşrikler de ortak koştuklarını gördükleri zaman Rabbimiz işte bunlar bizim sana ortak koştuklarımız , senin dışında çağrı da bulunduklarımız / dua ettiklerimiz işte bunlar , diyecekler. Onlara ortak koştukları da şu lafı söyleyecekler “siz yalancısınız” Allah’a teslim ol dular, iftira edip durdukları da onlardan saptı , k afirler öyleleridir ki Al lah yolundan alıkoyarlar, yaptıkları bu bozgunculuktan dolayı / bu fesatlıktan dolayı onlara azabımızı kat kat ilave ederiz / ziyadeleştiririz. O gün her topluluktan / her ümmetten kendilerinden olan / insan şahit var ederiz. Seni de işte bunların üzerine şahit olarak getiririz, biz bu kitabı sana her şeyi açıklaması, teslim olanları yola sokması, esirgeyici olması ve müjde olması için indirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.

    Süleyman Ateş

    O gün (ortak koşanlar) Allah'a teslim olmuşlar ve uydurup durdukları şeyler kendilerinden sapıp gitmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Uydurdukları şeylerin işlerine yaramadığı gün Allah'a teslim olduklarını dile getirirler.

    Şaban Britch

    İşte o gün hepsi Allah’a teslimiyet arzederler ve uydurmuş oldukları şeyler ise onlardan uzaklaşıp kaybolur.

    Şaban Piriş

    İşte o gün hepsi Allah'a teslimiyet arzederler. Uydurmuş oldukları şeyler ise onlardan uzaklaşıp kaybolur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün hepsi Allah huzurunda teslim bayrağı çekmiş, iftira aracı olarak kullandıklarının tümü onları ortada bırakıp kaybolmuştur.

  5. Nahl suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 88. ayet. ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدْنَٰهُمْ عَذَابًا فَوْقَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يُفْسِدُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar eden ve insanları Allah'ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olup (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar var ya, işte bozgunculuk yapmaları sebebiyle onların azaplarını artırdıkça artıracağız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nebe' 78:30.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda direnmekle kalmayıp başkalarını da Allah'ın yolundan çeviren kimselerin üzerine, sebep oldukları toplumsal çürüme ve yozlaşmadan dolayı azab üstüne azap yığacağız;

    Muhammed Esed

    Hakkı inkara kalkışan ve başkalarını Allah'ın yolundan çeviren kimselerin üzerine, çıkardıkları bozgunculuktan ötürü, azap üstüne azap yığacağız.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenleri ve (insanları) Allah yolundan alıkoyanları; bozgunculukları dolayısıyla, azabın ötesinde bir azap ile kat kat cezalandıracağız.

    Ali Bulaç

    İnkar edip de Allah'ın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azab üstüne azab ilave ettik.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edip de (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar var ya, işte onlara, yapmakta oldukları bozgunculuklar sebebiyle, azaplarını kat kat artıracağız.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlere ve Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları için ceza üstüne ceza ekleriz.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edip de Allah yolundan alıkoyanlar var ya, işte onların yapmakta oldukları bozgunculukları sebebiyle azaplarını kat kat arttıracağız.

    Edip Yüksel

    İnkar edip ALLAH'ın yolundan sapanlara gelince, onlara yaptıkları bozgunculuktan ötürü azap üstüne azap arttırırız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip ALLAH'ın yolundan sapanlar... Yaptıkları bozgunculuktan ötürü azap üstüne azap arttırırız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem küfretmiş hem de Allah yolundan çevirmiş olanlar, diğerlerini de bozdukları için, onlara azap üstüne bir azap daha artırdık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O hem küfretmiş hem de Allah yolundan çevirmiş olanlar diğerlerini de ifsad ettikleri cihetle o azab üstüne bir azab ziyade etmişizdir

    Erhan Aktaş

    Allah'ın yolundan alıkoyan Kafirlere, yaptıkları bozgunculuk nedeniyle azap üstüne azap katarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın yolundan alıkoyan Kafirlere, yaptıkları bozgunculuk nedeniyle azap üstüne azap katarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Küfredip, Allah'ın yolundan alıkoyanlara; yaptıkları bozgunculuk nedeniyle azap üstüne azap katarız.

    Gültekin Onan

    Küfredip de Tanrı'nın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azab üstüne azab ilave ettik.

    Hasan Basri Çantay

    Kafir olub da (insanları) Allahın yolundan men' edenler (yok mu?) biz onların (çekdikleri) azabın üstünde, (dünyada) çıkarageldikleri fesadlara mukaabil, bir azab daha katıb artırdık.

    İbni Kesir

    Küfredip de Allah yolundan alıkoyanlara; bozgunculuk yaptıklarından dolayı azab üstüne azabı artırdık.

    Mehmet Alagaş

    (84-89) O gün her topluluktan / her ümmetten bir şahit var ederiz , sonra kafirlere izin de verilmez, özür beyanı sunma hakkı da verilmez, zalimler azabı gördüklerinde, o azap, onlardan hafifletilmeyecek ve de onlar bekletilmeyecekler. Müşrikler de ortak koştuklarını gördükleri zaman Rabbimiz işte bunlar bizim sana ortak koştuklarımız , senin dışında çağrı da bulunduklarımız / dua ettiklerimiz işte bunlar , diyecekler. Onlara ortak koştukları da şu lafı söyleyecekler “siz yalancısınız” Allah’a teslim ol dular, iftira edip durdukları da onlardan saptı , k afirler öyleleridir ki Al lah yolundan alıkoyarlar, yaptıkları bu bozgunculuktan dolayı / bu fesatlıktan dolayı onlara azabımızı kat kat ilave ederiz / ziyadeleştiririz. O gün her topluluktan / her ümmetten kendilerinden olan / insan şahit var ederiz. Seni de işte bunların üzerine şahit olarak getiririz, biz bu kitabı sana her şeyi açıklaması, teslim olanları yola sokması, esirgeyici olması ve müjde olması için indirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olup da Allah’ın yolundan alıkoyanların işledikleri bozgunculuklara karşılık azaplarına azap katarız.

    Süleyman Ateş

    Nankörlük edip Allah'ın yoluna engel olan kimselerin, -bozgunculuklarından dolayı- azaplarının üstüne azab katmışızdır!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) ve O'nun yolundan çevirenlerin azaplarının üstüne, bozgunculuklarına karşılık bir azap daha koyarız.

    Şaban Britch

    Küfredenlere ve Allah’ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları için azap üstüne azap veririz.

    Şaban Piriş

    Küfredenlere ve Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları için azap üstüne azap veririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkara sapıp Allah yolundan geri çevirenler var ya, bozgunculuk edip durmalarından ötürü onların azaplarına azap katmışızdır.

  6. Nahl suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 89. ayet. وَيَوْمَ نَبْعَثُ فِى كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيْهِم مِّنْ أَنفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ تِبْيَٰنًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

    Mehmet Okuyan

    O gün kendilerinden her ümmete bir şahit göndereceğiz (getireceğiz). dipnot 1 Seni de bunların üzerine şahit olarak getirmiş olacağız. Bu Kitabı sana, her şey için bir açıklama, dipnot 2 müslümanlar için de bir rehber, rahmet ve müjde olarak indirdik. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:144; Nisâ 4:41; Nahl 16:84; Kasas 28:75.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetlerin apaçık ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: A‘râf 7:52.

    Mustafa İslamoğlu

    ve günü gelince onların aleyhine (de) her bir ümmetin kendi içerisinden bir şahit çıkaracağız. Seni de (Ey Muhammed), işte şu (mesajın muhatabı olan) insanlara bir şahit olarak getirdik; ve sana (din ile ilgili) her şeyi ana kaynağından indirerek vurgulu bir biçimde açıklayan ve bir yol haritası, bir rahmet ve Allah'a teslim olanlar için bir müjde olan bu ilahi mesajı indirdik.

    Muhammed Esed

    Ve gün gelecek her toplum içinden kendi aleyhlerine bir şahit çıkaracağız. Ve seni de (ey Peygamber, mesajının ulaşabileceği) kimseler üzerinde şahit kıldık; nitekim sana adım adım her şeyi olduğu gibi açıklayan, bir doğru yol bilgisi, bir rahmet ve Allah'a yürekten boyun eğenlere müjde olarak bu ilahi kelamı indirdik.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte, her ümmet içinde, kendi nefslerinden aleyhlerine bir şahit ba'sederiz. . . Seni de bunların üzerine bir şahit getirdik! Sana bu Bilgiyi (Kitabı); her şeyi açıklayan, bir (yaşam) kılavuzu, bir rahmet ve teslimiyetlerinin farkındalığına ermişler için bir müjde olmak üzere, kısım kısım indirdik.

    Ali Bulaç

    Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu Kitab’ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

    Ali Rıza Safa

    O gün, her topluluğun içinden bir tanık göndeririz. Seni de tanık olarak onların üzerine getiririz. Kitap'ı, her şeyi açıklayan, yol gösteren, rahmet ve teslim olanlara sevinçli bir haber olması için sana indirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu kitabı da sana, herşey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

    Edip Yüksel

    Her topluluk içinden, kendilerine karşı bir tanık gönderdiğimiz, şunlara karşı da seni tanık olarak getirdiğimiz gün... Biz sana bu kitabı, her şeyi açıklayan, bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kurtuluşumuz için gerekli her şeyi açıklayan Kuran'ı yeterli görmeyenler hakkında elçinin tanıklığı için bak 25:30.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her topluluk içinden, kendilerine karşı bir tanık gönderdiğimiz, şunlara karşı da seni tanık olarak getirdiğimiz gün... Biz sana bu kitabı, her şeyi açıklayan, bir yol gösterici, bir rahmet ve müslümanlara bir müjde olarak indirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hele her ümmet içinde kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğimiz seni de onların üzerine şahit getirdiğimiz gün!.. Bu Kitabı sana, herşeyi beliğ bir şekilde açıklamak; hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslümanlara müjde olmak üzere ceste ceste indirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hele her ümmet içinde kendilerinden üzerlerine bir şahid ba's edeceğimiz, seni de onlar üzerine şahid getirdiğimiz gün!... ve bu kitabı sana ceste ceste indirdik ki her şeyi beliğ bir surette beyan etmek hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslimine bir müjde olmak için

    Erhan Aktaş

    Biz, O Gün, her ümmet için kendi aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için dipnot 1 yol gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz Kitap ile her şeyin açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a gönülden boyun eğen, bağlılık gösteren.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, o gün, her ümmet için kendi aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için dipnot 1 yol gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz kitap ile her şeyin açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a gönülden boyun eğen, bağlılık gösteren.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, o gün, her ümmetin kendi içinden birini, onların üzerine tanık getireceğiz. Seni de onların dipnot 1 üzerine tanık getiririz. Biz, sana her şeyin açıklayıcısı dipnot 2 olan bu Kitap'ı, teslim olanlara dipnot 3 bir kılavuz, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi çağdaşların/ümmetin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hak ve batılın bilinmesi için gerekli olan şeylerin tamamını.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'a gönülden boyun eğen, bağlılık gösteren.

    Gültekin Onan

    Her ümmet içinde kendi nefslerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.

    Hasan Basri Çantay

    O gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerine birer şahid (-i hak) göndereceğimiz gibi seni de (Habibim) onların üstüne tam bir şahid olarak getirdik. Sana (bu) kitabı her şey'in apaçık bir beyanı, bir hidayet, bir rahmet ve (hele) müslümanlar için bir müjde olmak üzere peyderpey indirdik.

    İbni Kesir

    Her ümmette bir kişiyi aleyhlerine şahid gönderdiğimiz gün; seni de onların üzerine tastamam şahid olarak getirdik. Sana; her şeyi açıklayan, hidayet ve rahmet, müslümanlara da bir müjde olan kitabı indirdik.

    Mehmet Alagaş

    (84-89) O gün her topluluktan / her ümmetten bir şahit var ederiz , sonra kafirlere izin de verilmez, özür beyanı sunma hakkı da verilmez, zalimler azabı gördüklerinde, o azap, onlardan hafifletilmeyecek ve de onlar bekletilmeyecekler. Müşrikler de ortak koştuklarını gördükleri zaman Rabbimiz işte bunlar bizim sana ortak koştuklarımız , senin dışında çağrı da bulunduklarımız / dua ettiklerimiz işte bunlar , diyecekler. Onlara ortak koştukları da şu lafı söyleyecekler “siz yalancısınız” Allah’a teslim ol dular, iftira edip durdukları da onlardan saptı , k afirler öyleleridir ki Al lah yolundan alıkoyarlar, yaptıkları bu bozgunculuktan dolayı / bu fesatlıktan dolayı onlara azabımızı kat kat ilave ederiz / ziyadeleştiririz. O gün her topluluktan / her ümmetten kendilerinden olan / insan şahit var ederiz. Seni de işte bunların üzerine şahit olarak getiririz, biz bu kitabı sana her şeyi açıklaması, teslim olanları yola sokması, esirgeyici olması ve müjde olması için indirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her ümmetin üzerine kendi içlerinden bir şahit getirdiğimiz gün seni de onların üzerlerine şahit getiririz. Sana Kitab'ı her şeyi açıklayıcı, bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak gönderdik.

    Süleyman Ateş

    Her ümmet içinde, kendi aralarından, aleyhlerine bir şahid getireceğimiz gün, seni de bunların aleyhine şahid getirmiş olacağız. Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her toplumun (ümmetin) içinden kendilerine karşı bir şahit çıkardığımız gün, seni de bunlara karşı şahit getiririz. Bu Kitabı, her şeyi açıklasın, doğru yolu göstersin, bir ikram ve İslam'a girenlere müjdeci olsun diye sana parça parça indirdik.

    Şaban Britch

    Her topluma, kendi içlerinden bir şahid getirdiğimiz gün, seni de bunlara (ümmetine) şahid olarak getireceğiz. (Bu) Kitabı, sana her şeyi açıklamak, hidayet, rahmet ve müslümanlar için müjde olarak indirdik.

    Şaban Piriş

    Her topluma, kendi içlerinden bir şahid getirdiğimiz gün, seni de bunlara şahid olarak getireceğiz. Çünkü, sana her şeyi açıklamak için ve müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak kitabı indirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap'ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.