Diyanet İşleri
İşte onlar, Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
Nahl suresi
Nahl suresi, 108. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ
ülâike-lleẕîne ṭabe`a-llâhü `alâ ḳulûbihim vesem`ihim veebṣârihim. veülâike hümü-lgâfilûn.
İşte onlar, Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zorlanan kimse ve dünya hayatını tercih edenler Nahl 106–111 3
Yalanı, ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah'ı inkar eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah'tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.
Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın kafirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.
İşte onlar, Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.
Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 106–108. ayetler için yazılmıştır.
106. Şanı Yüce Allah “imanından sonra Allah’ı inkar” edip kafir olan kimselerin feci hallerini haber vermektedir. Onlar gözleri açılmışken tekrar kör olan, hidâyet bulduktan sonra dalâlete dönen, rahatlıkla ve rıza ile küfre göğüs açan kimselerdir. İşte onlar, son derece merhametli olan Rabbin oldukça ağır gazabına maruz kalacaklardır ki O, gazap etmesi halinde gazabına karşı hiçbir şey mukavemet gösteremez ve onunla birlikte her şey gazaba gelir. “Ve onlar için çok büyük bir azap vardır.” Bu azap ebedî ve sürekli, ayrıca oldukça da şiddetli ve çetindir.
107-108. “Bunun sebebi şudur: Onlar, dünya hayatını âhirete tercih etmişlerdir.” Çünkü onlar, gelip geçici dünyalığın bir bölümüne göz dikip onu istediler. Ahiret hayırlarına iltifat etmediler, ahiretten yana isteksiz davrandılar. Ne zaman ki onlar, küfrü imana tercih ettiler, Allah da onları hidâyetten mahrum bıraktı. Çünkü küfür, değişmez sıfatları olmuştur. Allah da bundan dolayı onların kalplerine mühür vurmuştur. Kalplerine hayır namına bir şey girmez. Onların kulaklarını ve gözlerini de mühürlediğinden dolayı bunlardan içeriye kendilerine faydalı olacak şeyler sızmaz ve kalplerine ulaşmaz. Bu sebepten gaflet, onları kuşatmış ve Allah’ın yardımından uzak kalmak onların çevrelerini sarmıştır. Her şeyi kuşatmış olan Allah’ın rahmetinden mahrum olmuşlardır. Buna sebep ise bu rahmet kendilerine geldiğinde onu reddetmiş olmaları, kendilerine sunulduğunda onu kabul etmemiş olmalarıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İman etmelerinin ardından İslam dininden dönmüş olmakla nitelenen Allah’ın kalplerini mühürlediği o kimseler, verilen öğütleri anlamazlar. İşitme duyularını mühürlediği kimseler, öğütleri faydalanacakları şekilde işitmezler. Görme duyularını mühürlediği kimseler, iman etmeye çağıran ayetleri görmezler. Onlar mutluluğun, bedbahtlığın ve Yüce Allah’ın onlar için hazırladığı azabın sebeplerinden gafil kimselerdir.
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz…
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden…
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha…
Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…
Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte onlar kalplerini, işitme (duyu)sunu ve gözlerini Allah'ın mühürlediği kişilerdir. dipnot 1 Onlar habersizmiş gibi davrananların ta kendileridir.
İşte onlar Allah'ın kalplerinin (akletme), işitme ve görme yetilerini mühürlediği kimselerdir. Artık onlar (bundan) dahi habersizdir.
İşte, Allah'ın kalplerini, işitme ve görme duyularını mühürlediği kimseler bunlardır; işte, umursamazlık içinde dalıp giden kimseler bunlardır!
İşte bunlar, Allah'ın, kalplerini, işitme (algılama) kuvvelerini, basiretlerini (değerlendirme kuvvelerini) kilitlediği kimselerdir! Onlar kozalarında yaşayanların ta kendileridir!
Onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir.
İşte onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin ta kendileridir.
İşte onlar, yüreklerine, kulaklarına ve gözlerine, Allah'ın damga vurduğu kimselerdir. Ve aymazlık içinde olanlar, işte onlardır.
İşte, Allah'ın, gönüllerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Onlar gafillerin ta kendileridir.
İşte onlar, ALLAH'ın kalplerini, işitme ve görüşlerini mühürlediği kişilerdir. Onlar gafillerdir.
İşte onlar, ALLAH'ın kalplerini, işitme ve görüşlerini mühürlediği kişilerdir. Onlar gafillerdir.
Onlar öyle kimselerdir ki, Allah kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir ve işte onlar, gafillerin ta kendileridir.
Onlar öyle kimselerdirler ki Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemişdir ve işte onlardır ki hep gafillerdir
İşte onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Onlar, gafil olanların ta kendileridir.
İşte onlar, Allah'ın kalplerini dipnot 1 , kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Onlar, gafil olanların ta kendileridir.
İşte onlar, Allah'ın, kalplerini dipnot 1 , kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Onlar, gafil olanların ta kendileridir.
Onlar, Tanrı'nın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir.
Onlar öyle kimselerdir ki Allah, kalblerinin, kulaklarının ve gözlerinin üstüne mühür basmışdır. İşte gaafil olanlar da onların ta kendileridir.
Onlar; Allah'ın kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve gafiller de işte bunlardır.
İşte onlar; Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
Onlar, Allah'ın kalblerini kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte gafiller onlardır.
Onlar Allah'ın; kalpleri, dinleme yetenekleri ve görme yetenekleri üzerinde yeni bir yapı oluşturduğu kimselerdir. dipnot 1 İşte onlar (ayetleri) umursamayanlardır. dipnot 2
Bunlar, kalpleri, dinleme ve görmeleri üzerinde Allah'ın yeni bir yapı oluşturduğu kimselerdir. Onlar, ne yaptıklarının farkında değillerdir.
Onlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar gafil olanların ta kendileridir.
Onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar gafil olanların ta kendileridir.
Bunlar, Allah'ın; kalpleri, kulakları ve gözleri üstüne mühür bastığı insanlardır. Gaflete saplananlar da bunların ta kendileridir.
These are they whose hearts has Allah imprinted with dullness of Comprehension and whose faculties of hearing and sight with lack of perception and these are the heedless.
These are people whose hearts, hearing, and sight have been closed off by God: they are heedless,
Those are they whose hearts, ears, and eyes Allah has sealed up, and they take no heed.
They are the ones upon whose hearts and hearing and eyes Allah has set a seal. They are utterly steeped in heedlessness.
Those are the people whose hearts, hearing and sight Allah has sealed up. They are the unaware.
They are those upon whose hearts, hearing (ears) and sight (eyes) Allâh has set a seal. And they are the heedless!
They are the ones on whose hearts Allah has set a seal, and on their hearing and their sight [as well], and it is they who are the heedless.
It is these people on whose hearts, hearing and eyes Allâh has set a seal (for their disbelief). And it is these people who are really heedless.
Those -- God has set a seal on their hearts, and their hearing, and their eyes, and those -- they are the heedless ones;
God has put a seal on their hearts (so that they do not get it), their ears (so that they do not hear the truth), and their eyes (so that they do not see the fact. ) Such people, naturally, become neglectful.
These are they on whose hearts, and hearing, and eyesight, God has set a stamp, and these, they are the careless.
Those are the ones whom God has stamped on their hearts, their hearing, and their sight; such are the heedless.
These are they whose hearts, and hearing, and sight God hath sealed up; and these are the negligent:
These are they whose heart, and hearing, and sight, Allah has sealed, and these, they are the heedless.
Those are they upon whose hearts Allah has stamped (i. e., impressed or set seal) and on their hearing and their be holdings; and those are the ones who are heedless.
Such are they whose hearts and ears and eyes Allah hath sealed. And such are the heedless.
They are the ones whose hearts and ears and eyes have been sealed by God; and these are the heedless.
They whose hearts and whose hearing and whose sight God has sealed -it is they, they who are heedless!
They are the ones whose hearts, ears, and eyes are sealed by Allah, and it is they who are ˹truly˺ heedless.
Those are the ones whom God has stamped on their hearts, and their hearing, and their sight, and these are the unaware ones.
Those are the ones whom GOD has sealed their hearts, and their hearing, and their eyesight. Consequently, they remain unaware.
Those are the ones over whose hearts and hearing and vision Allah has sealed, and it is those who are the heedless.
Those are they whose hearts God has sealed, and their hearing and their sight; and it is they who are the heedless;
Such are they whose hearts, ears and eyes Allah has sealed. Yet, they remain unaware. (Disuse of faculties brings people down to subhuman levels of existence (2:171), (7:179)).
They are those whose hearts, ears and the eyes Allah has sealed up, and they do not take warning.
Those are the ones Allah has set a seal on whose hearts, ears and eyes; and they are the heedless.
Those are the ones whom God has stamped on their hearts, and their hearing, and their sight, and these are the unaware ones.