Nahl suresi · 120–128. ayetler

İbrâhim; cumartesi; hikmetle davet ve sabır

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nahl suresi, 120. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 120. ayet. إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا لِّلَّهِ حَنِيفًا وَلَمْ يَكُ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz İbrahim, Allah'a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki İbrahim hanîf (Allah'ı birleyen), Allah'a itaat eden, (tek başına) bir ümmetti; dipnot 1 ortak koşanlardan değildi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Hz. İbrahim'in tek başına bir ümmet olduğunu" ortaya koymakta, çoğunluğun hakikat için ölçü olmadığını göstermektedir. "Hakikat", değerini eskiden geliyor oluşundan da taraftar kalabalıklığından da almaz; "hakikat" değerini kaynağından, yani referansından alır ki bu da Yüce Allah'tan gelendir yani vahiydir. Hakikat için gerekiyorsa tek başına kalmak göze alınmalı, kişi kendisini davasına adamalı, tepkileri göze almalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç şüphe yok ki İbrahim tüm güzellikleri kendinde toplamış başlı başına örnek bir önder, her türlü kötülükten yüz çevirip bütün varlığıyla Allah'a adanmış biriydi; fakat o, asla başkalarına ilahlık yakıştıran bir müşrik olmadı.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, İbrahim insana yakışan bütün erdemleri kendinde toplamasını bilen, yalan ve sahtelik taşıyan her şeyden yüz çevirerek Allah'ın iradesine yürekten bağlanıp boyun eğen biriydi; Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıran kimselerden değildi:

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki İbrahim bir ümmet idi. . . Allah'a itaatkardı. . . Hanif'ti (Allah yanı sıra tanrı kabul etmeyen). . . (O), müşriklerden (Allah'a ortak koşanlardan) olmadı.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi.

    Ali Özek ve heyeti

    İbrahim, gerçekten Hakk’a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi; Allah'a ortak koşanlardan değildi.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, İbrahim, içtenlikle Allah'a yönelen, gerçeğe aykırı şeylerden uzak olan bir birleştiriciydi. Çünkü O, ortaklar koşanlar arasında değildi.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçek şu ki, İbrahim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi.

    Edip Yüksel

    İbrahim, ALLAH'a boyun eğen, tektanrıcı bir öncü idi. Hiçbir vakit ortak koşmadı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İbrahim, ALLAH'a boyun eğen, monoteist bir öncü idi. Hiç bir vakit ortak koşmadı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhakkak ki, İbrahim başlı başına bir ümmet idi, tevhid inancına sahip olarak Allah'a itaat için kıyam etmişti ve asla Allah'a ortak koşanlardan olmadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Muhakkak ki İbrahim başlı başına bir ümmet idi, tek bir hanif olarak Allaha itaat için kıyam etmişti ve hiç bir zaman müşriklerden olmadı

    Erhan Aktaş

    İbrahim, hanif dipnot 1 olarak Allah'a yönelen bir ümmetti. dipnot 2 Ve Müşriklerden değildi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ı bütün nitelikleri ile birleyen, Allah'a ait nitelikleri hiçbir varlıkta görmeyen. Şirk koşmaksızın bütün benliği ile Allah'a yönelen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir önderdi/imamdı.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Tanrı'ya gönülden yönelip itaat eden bir muvahiddi ve o müşriklerden değildi.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykaten İbrahim (başlı başına) bir ümmetdi; Allaha itaatkardı, (baatıl dinlerden uzak ve) müvahhid bir müslümandı. O, (hiçbir zaman) müşriklerden olmamışdır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki İbrahim; başlı başına bir ümmetti. Allah'a itaat ederdi ve bir Hanif idi. Hiç bir zaman müşriklerden olmamıştır.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten İbrahim başlı başına bir ümmetti. Allah’a itaatkârdı, hanifdi, o müşriklerden olmamıştır.

    Süleyman Ateş

    İbrahim Allah'ı birleyerek O'na ita'at eden bir ümmet (her iyiliği kendinde toplayan bir önder) idi, ortak koşanlardan değildi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim tek başına bir toplumdu (ümmetti) dipnot 1 . Allah'a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi ve müşriklerden (Allah'ı ikinci sıraya koyanlardan) olmamıştı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmet: Toplum, Bir lideri olan ve hedefleri uğruna(örneğin din uğruna) o lider etrafında hür iradesi ile toplananlardır. İbrahim(a.s.) başlangıçta kimsenin inanmadığı bir nebi resuldü. Onu izleyen kimse olmamasına rağmen mücadelesine devam etti. Kelimenin bu ayette kullanılmasından anlaşılacağı üzere bir hedef uğrunda, en az bir liderden oluşan ve onun etrafında kendi iradeleri ile bir araya gelip hareket edenler ümmettir. Bu topluluk bir arada olma bilinciyle hareket ettiğinden artık topluluk(halk) olma durumundan toplum(millet) olma durumuna geçerler. Bu nedenle Türkçe Mealde ümmet geçen ayetlere TOPLUM , kavim geçen ayetlere TOPLULUK veya HALK manası tercih edilmiştir. Kur'anda ümmet ve kavim kelimelerinin aynı cümle içinde kullanıldığı ayet olan Araf 5/159 bu iki kelimenin farklılığını algılamak açısından önemlidir.

    Şaban Britch

    İbrahim, Allah’a itaat edip, boyun eğen hanif bir imamdır/önderdir. Asla müşriklerden değildir.

    Şaban Piriş

    İbrahim, Allah'a itaatkar hanif bir önderdir. Asla müşriklerden değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlı başına bir ümmet idi; bir hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu, müşriklerden değildi.

  2. Nahl suresi, 121. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 121. ayet. شَاكِرًا لِّأَنْعُمِهِ ٱجْتَبَىٰهُ وَهَدَىٰهُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    O'nun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın nimetlerine şükrediciydi. (Allah) onu seçmiş ve doğru yola ulaştırmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    O, kendisini seçip dosdoğru bir yola yönelten (Allah'ın) nimetlerine hep şükretti.

    Muhammed Esed

    (Çünkü) o, kendisini seçip doğru yola yönelmesini sağlayan (Allah'a), nimetlerinden ötürü her zaman şükranla doluydu.

    Ahmed Hulusi

    O'nun nimetlerine şükredendi. . . (O), Onu seçmiş ve Onu sırat-ı müstakime yönlendirmişti.

    Ali Bulaç

    O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’ın nimetlerine şükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

    Ali Rıza Safa

    O'nun nimetlerine şükrederdi. Onu seçti ve dosdoğru yola ulaştırdı.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın nimetlerine şükredici idi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

    Edip Yüksel

    O'nun nimetlerine şükredici idi. Onu seçti ve onu doğru yola iletti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'nun nimetlerine şükredici idi. Onu seçti ve onu doğru yola iletti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'nun nimetlerine şükredendi. Allah, onu seçmiş ve doğru bir yola iletmişti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun ni'metlerine şakir idi, o onu seçmiş ve doğru bir yola hidayet buyurmuştu

    Erhan Aktaş

    Allah'ın nimetlerine şükrediciydi. Onu seçti ve dosdoğru yola iletti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın nimetlerine şükrediciydi. Onu seçti ve dosdoğru yola iletti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın nimetlerine şükrediciydi. Onu seçti ve dosdoğru yola iletti.

    Gültekin Onan

    O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Tanrı) Onu seçti ve doğru yola iletti.

    Hasan Basri Çantay

    O, (Allahın) ni'metlerine şükredendi. (Allah) onu beğenib seçmiş, kendisini doğru bir yola iletmişdi.

    İbni Kesir

    Rabbının nimetlerine şükrederdi. Onu beğenip seçmiş, kendisini doğru bir yola iletmişti.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, (Allah’ın) nimetlerine şükredendi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

    Süleyman Ateş

    O'nun ni'metlerine şükredici idi. (Allah) onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın nimetlerine teşekkür ederdi. Allah ona fırsat verdi ve doğru bir yola yöneltti.

    Şaban Britch

    Allah’ın nimetlerine şükredici idi. Allah, onu seçti ve onu dosdoğru yola hidayet etti.

    Şaban Piriş

    Allah'ın nimetlerine şükredici idi. Allah, onu seçti ve onu dosdoğru yola iletti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'nun nimetlerine şükrediyordu. Allah onu seçip yüceltti ve dosdoğru bir yola kılavuzladı.

  3. Nahl suresi, 122. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 122. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.

    Mehmet Okuyan

    Ona dünyada güzellik vermiştik. Şüphesiz ki o, ahirette de iyilerden (olacak)tır.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz de bu dünyada ona iyi bir (makam) bahşettik; şu kesin ki o, ahirette de dürüst ve erdemliler arasında yer alacaktır.

    Muhammed Esed

    Biz de bunun için o'na bu dünyada iyilik bahşettik; şüphesiz ahirette de o kendini dürüst ve erdemli kimselerin arasında bulacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Biz Ona dünyada güzellikler verdik. . . O, sonsuz gelecek yaşamda da salihlerdendir.

    Ali Bulaç

    Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir.

    Ali Rıza Safa

    Ve Ona, dünyada güzellik verdik. Kuşkusuz, O, sonsuz yaşamda da kesinlikle erdemli olanlar arasında olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ona dünyada güzellik verdik. Elbette o, âhirette de iyilerdendir.

    Edip Yüksel

    Ve ona bu dünyada mutluluk verdik, ahirette ise erdemlilerle birlikte olacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve ona bu dünyada mutluluk verdik, ahirette ise erdemlilerle birlikte olacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Biz ona dünyada bir iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de mutlaka iyiler arasında olacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz ona hem Dünyada bir hasene verdik, hem de şüphesiz ki o Ahırette elbette salihinden

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona dünyada iyilikler verdik ve kuşkusuz o, ahirette de salihlerdendir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Seçkinlerdendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona dünyada iyilikler verdik ve kuşkusuz o, ahirette de salihlerdendir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Seçkinlerdendir.

    Gültekin Onan

    Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.

    Hasan Basri Çantay

    Biz ona dünyada bir güzellik (iyi bir hal ve mevki) vermişdik. Şübhesiz ki o, ahıretde de mutlakaa saalihlerdendir.

    İbni Kesir

    Dünyada ona iyilik verdik. Doğrusu o, ahirette de iyilerdendir.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.

    Süleyman Ateş

    Ona dünyada iyilik vermiştik. O, ahirette de iyilerdendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona bu dünyada bir güzellik verdik. O, öbür dünyada da elbette iyilerden olacaktır.

    Şaban Britch

    Dünyada ona iyilik vermiştik. Ahirette de o salihlerdendir.

    Şaban Piriş

    Dünyada ona iyilik vermiştik. Ahirette de o salihlerdendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dünyada ona güzellik verdik, ahirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.

  4. Nahl suresi, 123. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 123. ayet. ثُمَّ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ أَنِ ٱتَّبِعْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonuçta (ey Peygamber), sana da şöyle vahyettik: "Her türlü kötülükten yüz çeviren İbrahim'in inanç sistemine uy; zira o Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıranlardan değildi!"

    Muhammed Esed

    Ve sonuç olarak sana, "Yalan ve sahtelik taşıyan her şeyden sakınan ve hiçbir şekilde Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştırmayan İbrahim'in dinine uy!" diye vahyettik,

    Ahmed Hulusi

    Sonra, biz sana: "Hanif olarak İbrahim'in milletine (Din anlayışına) tabi ol. . . O, müşriklerden olmadı" diye vahyettik.

    Ali Bulaç

    Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dinine uy. O, müşriklerden değildi."

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra da sana: «Doğru yola yönelerek İbrahim'in dinine uy! O müşriklerden değildi» diye vahyettik.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, sana, şunu bildirdik: "Gerçeğe aykırı şeylerden uzak olan İbrahim'in dinine bağlı kal. Çünkü O, ortaklar koşanlar arasında değildi!" dipnot 207

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 207
      "Gerçeğe aykırı şeylerden uzak olan" olarak yazdığımız "Hanifen" terimi, kimi çevirilerde, "Hakperest olan" veya "Monoteist olan" veya "Tek Allah ilkesine dayanan" biçiminde yazılmış; çevirilerin çoğunluğunda ise Arapça biçimiyle "Hanif olan" olarak bırakılmıştır. "Gerçek olmayan şeylerden uzak olan İbrahim'in dinine bağlı kalın!" buyruğu, 2:135, 3:95, 4:125 ve 6:161 ayetlerinde tekrarlanır. 2:130 ayetinde, "Kendini bilmezden başka, İbrahim'in dininden, kim yüz çevirir?" diye bildirilmiştir. Kur'an'da bildirilen Müslümanlığın, M.Ö. yirminci yüzyılda yaşadığı varsayılan İbrahim peygamberle başlamış olduğu anlaşılmaktadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra da sana,"Doğru yola yönelerek İbrahim'in yoluna uy! O müşriklerden değildi" diye vahyettik.

    Edip Yüksel

    Nitekim, İbrahim'in dinini tek tanrılı olarak izlemen için sana vahiy ettik; o asla putperestlerden olmadı. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayet, dini pratiklerin İbrahim peygamberden bize ulaştığını bildirmektedir. * Bak 21:73; 22:78.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim, İbrahim'in dinini bir monoteist olarak izlemen için sana vahyettik; o asla putperestlerden olmadı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da sana: "Hakperest (hanif) olarak İbrahim'in dinine tabi ol! O, hiçbir zaman Allah'a ortak koşanlardan olmadı." diye vahyettik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra da sana vahyeyledik ki: hakperest (hanif) olarak İbrahim milletine ittiba' et, o hiç bir zaman müşriklerden olmadı

    Erhan Aktaş

    Sonra sana: "Hanif olarak İbrahim'in milletine dipnot 1 uy, o Müşriklerden değildi." diye vahyettik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Millet, bir halkın sahip olduğu uygarlık, inanç sistemi, yaşam biçimi, yol, sünnet anlamındadır. Millet kelimesine "din" anlamının verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra sana: "Hanif olarak İbrahim'in milletine dipnot 1 uy, o müşriklerden değildi." diye vahyettik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir halkın sahip olduğu uygarlık, inanç sistemi, yaşam biçimi, yol, sünnet. Millet sözcüğüne "din" anlamının verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra sana: "Hanif olarak İbrahim'in milletine dipnot 1 uy, o müşriklerden değildi." diye vahyettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Millet sözcüğü çevirilerde "din" olarak geçmektedir. Oysa bu sözcük din değil; dine dayalı yaşam biçimi, inanç sistemi, uygarlık gibi anlamlara sahiptir.

    Gültekin Onan

    Sonra sana vahyettik: "Hanif olan İbrahim'in dinine uy. O, müşriklerden değildi."

    Hasan Basri Çantay

    Sonra (Habibim) sana: "Müvahhid bir müslüman olarak Ibrahimin dinine uy. O, (hiçbir zaman) müşriklerden olmadı" diye vahyetdik.

    İbni Kesir

    Sonra sana: Hanif olarak İbrahim'in dinine uy; o, hiç bir zaman müşriklerden olmadı, diye vahyettik.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra biz sana: “Hanif olarak İbrahim’in dinine uy. O müşriklerden de olmadı” diye vahyettik.

    Süleyman Ateş

    Sonra sana: "Allah'ı birleyerek İbrahim'in yoluna uy; o, ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana da şunu vahyettik: "Hep doğruya yönelen ve müşriklere karışmamış olan İbrahim'in dinine uy"

    Şaban Britch

    Sonra sana “ İbrahim’in hanif dinine tabi ol!” diye vahyettik. O müşriklerden değildi.

    Şaban Piriş

    Sonra sana "müşriklerden olmayan İbrahim'in hanif yoluna uy" diye vahyettik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Daha sonra sana şunu vahyettik: Bir hanif olarak İbrahim'in milletine uy! O, müşriklerden değildi.

  5. Nahl suresi, 124. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 124. ayet. إِنَّمَا جُعِلَ ٱلسَّبْتُ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Cumartesi yasağı sadece, bu konuda (İbrahim'in inanç sisteminden) farklılaşıp kopmuş olan kimselerin aleyhine oluşturulmuş bir durumdu. Ama şu kesin ki, Rabbin Kıyamet Günü üzerinde sürekli çekişip durdukları bu konuda onlar arasında hüküm verecektir.

    Muhammed Esed

    Sebt gününün gözetilmesi sadece, onun hakkında uyuşmaz görüşler ileri sürüp çekişenlere emredilmişti; şüphe yok ki, bu çekişip durdukları konuda, Kıyamet Günü onların aralarında elbette senin Rabbin hükmedecektir.

    Ahmed Hulusi

    Es Sebt (Cumartesi Günü kutsallığı), sadece onda ayrılığa düşmüş kimseler (İsrailoğulları) üzerine (farz) kılındı. . . Muhakkak ki Rabbin, kıyamet günü, ihtilaf ettikleri şey hakkında onlar arasında elbette hüküm verecektir.

    Ali Bulaç

    Cumartesi, ancak onda ihtilafa düşenlere (farz) kılındı. Şüphesiz Rabbin, onların ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) kılınmıştı. Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilafa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.

    Ali Rıza Safa

    Cumartesi yasağı, yalnızca, o konuda uyuşmazlığa düşenlere zorunlu yapılmıştı. Kuşkusuz, Efendin, uyuşmazlığa düştükleri konularda, Yeniden Yaratılış Günü'nde, aralarında yargı verecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere farz kılınmıştı. Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilafa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.

    Edip Yüksel

    Cumartesi tatili, sadece onda ayrılığa düşenlere farz kılınmıştı. Efendin, ayrılığa düştükleri konuda diriliş günü aralarında hüküm verecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cumartesi (tatili), sadece onda ayrılığa düşenlere farz kılınmıştı. Rabbin, ayrılığa düştükleri konuda diriliş günü aralarında hüküm verecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cumartesi gününü tutmak, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz ki; Rabbin, onların o ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet gününde aralarında hükmünü mutlaka verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sebt tutmak ancak onda ıhtilaf edenlere farz kılındı, her halde rabbın onların o ıhtilaf edegeldikleri şeyler hakkında Kıyamet günü beynlerinde hukmünü elbette verecek

    Erhan Aktaş

    Sebt dipnot 1 yalnızca ihtilafa düşenler üzerine kılındı. dipnot 2 Kuşkusuz, senin Rabb'in ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında Kıyamet Günü, aralarında kesinlikle hüküm verecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cumartesi günleri balık avlama yasağı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlahi buyruklara muhalefet edenlere yasaklandı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sebt dipnot 1 yalnızca ihtilafa düşenler üzerine kılındı. dipnot 2 Kuşkusuz, senin Rabb'in ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında Kıyamet Günü, aralarında kesinlikle hüküm verecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cumartesi günleri balık avlama yasağı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlahi buyruklara muhalefet edenlere yasaklandı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sebt dipnot 1 yalnızca ihtilafa düşenler üzerine kılındı. dipnot 2 Kuşkusuz, senin Rabb'in ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında Kıyamet Günü, aralarında kesinlikle hüküm verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cumartesi günleri balık avlama yasağı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlahi buyruklara muhalefet edenlere yasaklandı.

    Gültekin Onan

    Cumartesi, ancak onda ihtilafa düşenlere (farz) kılındı. Şüphesiz rabbin, onların ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Cumartesi ta'tili ancak onda ihtilafa düşenlere (farz) edilmişdi. Şübhesiz ki Rabbin onların ihtilaf edegeldikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecekdir.

    İbni Kesir

    Cumartesi; ancak o gün üzerinde ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbın; onların ihtilaf edegeldikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cumartesi ancak hakkında ihtilafa düşenlere farz kılınmıştı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

    Süleyman Ateş

    Cumartesi (gününü ta'til ve ibadet günü yapmak), onda ayrılığa düşen(yahudi)lere (farz) kılındı. Rabbin, elbette ayrılığa düştükleri şey hakkında kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Hiç şüphesiz ki cumartesi yasağı / Şabat dipnot 1 onun hakkında ihtilafa düşenlere konuldu dipnot 2 . Senin Rabbin, kıyamet /mezardan kalkış günü, ihtilafa düştükleri konu hakkında aralarında mutlaka hüküm verecektir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/65, Nisa 4/47, 154, A'raf 7/163. "Sebt", çalışmayı bırakmak, hareket etmeyi kesmek anlamlarına gelir. Diğer dillerde çoğunlukla İbranice adına benzer isimlerle ifade edilse de çağımızda uygulandığı güne atfen Türkçede ona "cumartesi yasağı" denmiştir. Şabat'ı tutmak, Tevrat'taki On Emir'in içindedir (Mısır'dan Çıkış 20:8-11). Bu emir şu bölümde tekrarlanır: "Tanrın Rabb'in buyruğu uyarınca Şabat Günü'nü tut ve kutsal say. Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın. Ama yedinci gün bana, Tanrın Rabb'e Şabat Günü olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, öküzün, eşeğin ya da herhangi bir hayvanın, aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız. Öyle ki senin gibi erkek ve kadın kölelerin de dinlensinler." (
      Tesniye 5:12-14 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 5:12

      “ ‹Tanrın RABbin buyruğu uyarınca Şabat Gününü tut ve kutsal say.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). O günün bir kutsal toplantı günü olduğu da Sebt'le ilgili diğer bir pasajda bildirilmektedir (
      Levililer 23:3 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 23:3

      “ ‹Altı gün çalışacaksınız. Ama yedinci gün olan Şabat dinlenme ve kutsal toplantı günüdür. Hiçbir iş yapmayacaksınız. Yaşadığınız her yerde Şabatı RABbe ayıracaksınız.› ”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2
      Sebtin/ Cumartesi yasağının onunla ilgili ihtilaf edenlere konduğu bilgisi, böyle bir konunun yasak konmadan önce de bilindiğini ancak üzerinde anlaşmazlık olan yönleri bulunduğunu gösterir. Bu ihtilafın gün konusunda olması muhtemeldir: "Tefsirlerde yer alan açıklamalara göre Allah, Musa aracılığıyla İsrailoğulları'na kendilerinden önceki kavimlere olduğu gibi sırf ibadete adanmış bir günü farz kılmayı murat etti; bu gün de cuma günü idi. Fakat İsrailoğulları, Allah'ın gökleri ve yeri altı günde yaratıp yedinci günde (sebt) yaratmaya son verdiğini, bu günde her yaratılmışın O'na boyun eğdiğini ileri sürerek içlerinden az bir kısmı hariç cuma yerine sebt gününü ibadet günü olarak belirlemek istedi. Bunun üzerine Allah, İsrailoğulları'nın sebt gününü benimsemelerine izin vermiş, ancak imtihan maksadıyla bu günde avlanmayı ve iş yapmayı yasaklayarak bu günü onlara zorlaştırmıştır (Taberi, Zemahşeri, Razi ve İbn Kesir'den naklen: DİA, Sebt). Bu durum, tıpkı İsrailoğullarının yaptıkları yanlışlar sebebiyle normalde temiz olan gıdaların onlara yasaklanması (Nisa 4/160) veya Allah'ın kesilmesini emrettiği hayvan hakkında fazla soru sorarak kendilerini zor duruma düşürmeleri (Bakara 2/67-71) gibi gelişmiş olabilir. Tevrat inmeden önce, cuma günü ve Kur'an'dakine benzer şekilde kısa süreli olan alışverişi bırakma emri, İsrailoğullarının yersiz ihtilafları ya da Tevrat inerken çok fazla soru sormaları sebebiyle, cumartesi günü (ki Yahudi günü cuma gün batımından cumartesi gün batımına kadar sürer) tam bir iş bırakma emrine dönmüş olabilir. Nitekim, "Çeşitli hadislerden (Müslim, Cuma, 19-23) anlaşıldığına göre cuma, haftalık ibadet günü olarak daha önce Yahudi ve Hristiyanlar için tayin ve takdir edilmiş, fakat onlar bu konuda ihtilafa düşerek Yahudiler cumartesiyi, Hristiyanlar pazarı haftalık toplantı ve ibadet günü olarak benimsemişler, Allah da cuma gününü Müslümanlara nasip etmiş, onları bu konuda hakka ulaşmaya muvaffak kılmıştır." (DİA, Cuma).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cumartesi yasağı, o konuda ihtilafa düşenlere kondu. Senin Rabbin, (mezardan) kalkış günü, ihtilaf ettikleri konu hakkında aralarında hüküm verecektir.

    Şaban Britch

    Cumartesi gününü (avlanmayarak tazim etmek) sadece onun hakkında ihtilaf edenlere buyrulmuştur. Rabbin, onların hakkında ihtilafa düştükleri konuda, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

    Şaban Piriş

    Cumartesi (yasağı) sadece onun hakkında ihtilaf edenlere buyurulmuştur. Rabbin, onların hakkında ihtilafa düştükleri konuda, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cumartesi tatili, sadece onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında, onlar arasında kıyamet günü hüküm verecektir.

  6. Nahl suresi, 125. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 125. ayet. ٱدْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلْحِكْمَةِ وَٱلْمَوْعِظَةِ ٱلْحَسَنَةِ وَجَٰدِلْهُم بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Sen Rabbinin yoluna hikmetle (doğru hükümlerle), güzel öğütle davet et dipnot 1 ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! dipnot 2 Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin saptığını iyi bilendir ve O kimlerin doğru yola ulaştırıldığını da iyi bilendir. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; İbrâhîm 14:1; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu buyruk, tebliğin davet usulüyle ve Yüce Allah'ın yoluna yapılması, içi dolu sözler ve öğütlerle uygulanması gerektiğini içermektedir. Çünkü [hikmet] içerikli öğütler Kur'an'dır. Benzer mesajlar: En‘âm 6:70; Enbiyâ 21:50; Furkân 25:52; Kâf 50:45.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Kasas 28:56, 85; Necm 53:30; Kalem 68:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; ve onlara (karşı) öyle bir mücadele yöntemi ortaya koy ki, o en güzeli, en etkilisi olsun! Çünkü senin Rabbin var ya: işte O kendi yolundan sapan kimseyi de, doğru yola yöneleni de en iyi bilendir.

    Muhammed Esed

    (Bütün insanlığı) hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır; ve onlarla en güzel, en inandırıcı yöntemlerle tartış; şüphesiz, O'nun yolundan kimin saptığını en iyi bilen senin Rabbindir; ve yine doğru yola erişenleri de en iyi bilen O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğüt ile davet et. . . Onlarla en güzel şekilde mücadele et. . . Muhakkak ki Rabbin, "HU"; yolundan sapanı daha iyi bilir (O). . . Daha iyi bilir "HU", doğru yola erenleri!

    Ali Bulaç

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    Efendinin yoluna, bilgelik ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel biçimde tartış. Kuşkusuz, Efendin, Kendi yolundan kimin saptığını bilir. O, doğru yolda olanları da bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.

    Edip Yüksel

    Efendinin yoluna bilgelikle ve güzel bir aydınlatma ile çağır. Onlarla en güzel biçimde tartış. Efendin, yolundan sapanları ve doğru yolda olanları en iyi bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin yoluna bilgelikle ve güzel bir aydınlatma ile çağır. Onlarla en güzel biçimde tartış. Rabbin, yolundan sapanları ve doğru yolda olanları en iyi bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele yap! Çünkü Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve doğru yolda gidenleri en iyi bilen de ancak O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbın yoluna da'vet et: hikmet ile ve güzel güzel mevıza ile, onlara da en güzel olan suretle mücadele yap, çünkü rabbın odur en ziyade bilen yolunda sapanı, doğru gidenleri en iyi bilen de ancak odur

    Erhan Aktaş

    Rabb'inin yoluna, hikmetle dipnot 1 ve iyiliği öğütleyerek çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et. Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      En doğru yöntem, bilgi ve bilgelikle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inin yoluna, hikmetle dipnot 1 ve iyiliği öğütleyerek çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et. Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yanlışa, sapkınlığa engel olmak bilgisi, bilgeliği. Sağlıklı düşünmek, gerçeği kavramak, doğru yargıda bulunmak yetisi. En doğru yöntem.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inin yoluna, hikmetle dipnot 1 ve iyiliği öğütleyerek çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et. Rabb'in, kendi yolundan sapanları bilir. O doğru yolda olanları da bilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağlıklı ve derinlikli düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi.

    Gültekin Onan

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    (İnsanları) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğüdle da'vet et. Onlarla mücadeleni en güzel (tarıyk) hangisi ise onunla yap. Şübhesiz ki Rabbin, O, yolundan sapan kimseyi en çok bilendir. O, hidayete ermişler de en iyi bilendir.

    İbni Kesir

    Rabbının yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde tartış. Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapanları en iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel biçimde mücadele et. Kuşkusuz Rabbin, işte yolundan sapanları en iyi bilen O'dur ve O, yola gelenleri de en iyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sen Rabbinin yoluna, hikmetle dipnot 1 ve güzel öğütle çağır dipnot 2 . Onlarla en güzel yöntemle mücadele et dipnot 3 . Muhakkak ki Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen hikmetle dipnot 1 ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır. Onlarla en güzel şekilde tartış. Senin Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir, doğru yolda olanları da iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'dan çıkarılmış doğru hükümlerle. Bkz. Al-i İmran 3/7 ve dipnotları.

    Şaban Britch

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin, kimlerin kendi yolundan saptığını, kimlerin de doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin, kimlerin kendi yolundan saptığını, kimlerin de doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.

  7. Nahl suresi, 126. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 126. ayet. وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا۟ بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُم بِهِۦ وَلَئِن صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّٰبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

    Mehmet Okuyan

    Ceza verecekseniz, (en fazla) size yapılanın misliyle (benzeriyle) ceza verin! dipnot 1 Sabrederseniz, elbette bu (durum) sabredenler için daha hayırlıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:261, 272, 273; En‘âm 6:160; Enfâl 8:60; Yûnus 20:27; Hacc 22:60; Neml 27:89-90; Yâsîn 36:54; Zümer 39:10; Şûrâ 42:40; Müzzemmil 73:20; Nebe' 78:36. Konuyla ilgili ayetlerden anlaşılıyor ki iyiliklerin ödülleri "en az" o iyilik kadar, hatta sınırsız da olabilir. Kötülüklerin karşılığı ise affedilmezlerse "en fazla" o kötülük kadardır.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi siz, cezalandırdığınızda mutlaka sizin maruz kaldığınız miktarı aşmadan cezalandırınız; yok eğer sabrederseniz, bu, sabırda direnenler için daha hayırlıdır.

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, (tartışmada) zora başvurmanız gerekirse, ancak onların sizi zora koştukları kadar zora başvurun. Fakat eğer kendinizi tutarsanız, bilin ki, güçlüklere göğüs germesini bilen kimseler için bu daha iyi, daha hayırlıdır.

    Ahmed Hulusi

    Şayet kötülüğün sonucunu yaşatacaksanız, size yapılan azabın benzeri ile sonucunu yaşatın. . . Eğer sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.

    Ali Bulaç

    Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız, size yapılanın aynı ile cezalandırın. Sabrettiğiniz takdirde, bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

    Ali Rıza Safa

    Ceza verecekseniz, size yapılan kadarıyla ceza verin. Dirençli olursanız, dirençli olanlar için kesinlikle böylesi daha iyidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin dengi ile ceza veriniz. Fakat sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.

    Edip Yüksel

    Karşılık verecekseniz, size verilen karşılığın bir benzeriyle karşılık verin. Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Karşılık verecekseniz, size verilen karşılığın bir benzeriyle karşılık verin. Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer ceza ile karşılık verecek olursanız, ancak size yapılan cezanın misli ile cezalandırınız. Şayet sabrederseniz, andolsun ki bu, sabredenler için elbette daha hayırlıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şayed ıkab ile mukabele edecek olursanız ancak size edilen ukubetin misliyle muakabe ediniz ve şayed sabrederseniz kasem olsun ki sabredenler için elbette daha hayırlıdır

    Erhan Aktaş

    Eğer siz, sert karşılık vermek zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak karşılık verin. Ama sabrederseniz, dipnot 1 elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağışlarsanız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer siz, sert karşılık vermek zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak karşılık verin. Ama sabrederseniz dipnot 1 , elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağışlarsanız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer siz, sert karşılık vermek zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak karşılık verin. Ama sabrederseniz dipnot 1 , elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağışlarsanız.

    Gültekin Onan

    Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer her hangi bir ceza ile mukaabele edecek olursanız ancak size reva görülen ukubetin misillemesiyle ceza yapın. Sabrederseniz, andolsun ki, bu, tehammül edenler için elbet daha hayırlıdır.

    İbni Kesir

    Eğer ceza verecek olursanız; ancak sizin cezalandırıldığınızın misliyle ceza verin. Sabrederseniz; elbette bu, sabredenler için daha iyidir.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz; elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

    Süleyman Ateş

    Eğer azab edecekseniz, size yapılan azab kadar azab edin. Ama sabrederseniz, andolsun ki o, sabredenler için daha iyidir. (Hz. peygamber, Uhud Savaşında, amcası Hamza'yı kafirler tarafından burnu ve kulakları kesilmiş, ciğeri çıkartılmış bir durumda görünce; "Allah'a andolsun ki, eğer Allah bana zafer verirse, senin yerine, onlardan yetmiş kişiyi böyle yapacağım!" demişti. Fakat yeminine keffaret vererek bu sözünü uygulamamış, Mekke'nin Fethinde düşmanlarını affetmiştir.)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer ceza vermek isterseniz size ne yapıldıysa onun dengiyle ceza verin. Sabredecek olursanız kuşkusuz bu, sabredenler için daha iyidir.

    Şaban Britch

    Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz, bu sabredenler için çok hayırlıdır.

    Şaban Piriş

    Eğer karşılık verecekseniz, size yapılanın aynıyla karşılık verin. Eğer sabrederseniz, bu sabredenler için daha iyidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

  8. Nahl suresi, 127. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 127. ayet. وَٱصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلَّا بِٱللَّهِ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فِى ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.

    Mehmet Okuyan

    Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden sıkıntı içinde olma! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hicr 15:88; Neml 27:70.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve sen de sabret ve (unutma ki) senin sabretmen yalnızca Allah sayesinde mümkündür! Ve onlardan yana üzülme! Hele onların çevirdikleri entrikalardan dolayı için hiç daralmasın!

    Muhammed Esed

    Öyleyse, (hakkı inkar edenlerin söylediklerine karşı) sabır göster ve daima hatırla ki, sana güçlüklere göğüs germe gücünü veren yalnızca Allah'tır; ve onlardan yana üzülme; hele onların o asılsız iddiaları seni hiç sıkmasın:

    Ahmed Hulusi

    Güven ve dayan! Senin sabrın, yalnızca Allah'ladır! Onlar üzerine mahzun olma! Kurmakta oldukları tuzaklarından sıkıntı duyma!

    Ali Bulaç

    Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.

    Ali Özek ve heyeti

    Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!

    Ali Rıza Safa

    Dirençli ol; senin dirençli olman, ancak Allah'ın yardımıyla olur. Onlar için üzülme; çevirdikleri dalaverelerden dolayı da kaygılanma.

    Bayraktar Bayraklı

    Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!

    Edip Yüksel

    Sabret, sabrın ancak ALLAH'ın yardımıyladır. Onlar için üzülme ve onların tuzaklarından da endişelenme.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sabret, sabrın ancak ALLAH'ın yardımıyladır. Onlar için üzülme ve onların tuzaklarından da endişelenme.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sabret, sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir ve onlar için üzülme, kurdukları tuzaktan dolayı telaş da etme!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sabret, sabrın da ancak Allahın ınayetiledir, ve onlara karşı mahzun olma, yaptıkları mekirden telaş da etme

    Erhan Aktaş

    Sabret! Senin sabrın yalnızca Allah iledir. dipnot 1 Onlar için üzülme. Onların kurdukları tuzaklar nedeniyle darlanma.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sana dayanma gücünü, direnme azmini Allah verir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sabret! Senin sabrın yalnızca Allah iledir dipnot 1 . Onlar için üzülme. Onların kurdukları tuzaklar nedeniyle darlanma.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sana dayanma gücünü, direnme azmini Allah verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sabret! Senin sabrın yalnızca Allah iledir dipnot 1 . Onlar için üzülme. Onların kurdukları tuzaklar nedeniyle darlanma.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sana dayanma gücünü, direnme azmini Allah verir.

    Gültekin Onan

    Sabret; senin sabrın ancak Tanrı(nın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.

    Hasan Basri Çantay

    Sabret. Senin sabrın Allah (ın tevfikına istinad) dan başka (bir şey) değildir. Onlara karşı tasalanma, onların kurmakda oldukları tuzaklardan dolayı (telaşa ve) sıkıntıya da düşme.

    İbni Kesir

    Sabret; senin sabrın ancak Allah içindir. Üzülme onlara. Kurdukları düzenlerden dolayı da endişe etme.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.

    Süleyman Ateş

    Sabret, sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen sıkıntılara göğüs ger (sabret); senin sabrın sadece Allah'ın yardımı ile olur. Onlar için üzülme. Kurdukları tuzaktan dolayı sıkıntıya girme.

    Şaban Britch

    Sabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır. Onlar için üzülme, Onların kurduğu tuzaktan dolayı da daralma.

    Şaban Piriş

    Sabret, senin sabrın ancak Allah içindir. Onlar için üzülme, Onların hilelerinden de sakın dara düşme.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sabret! Senin sabrın da Allah'ın yardımıyladır. Onlar için tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma!

  9. Nahl suresi, 128. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 128. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّٱلَّذِينَ هُم مُّحْسِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah takvâ sahibi olanlarla ve işini güzel yapanlarla beraberdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü Allah sorumluluk bilincine sahip olanlar ve iyilik ve erdemi hayat tarzı haline getirenlerle beraberdir.

    Muhammed Esed

    Çünkü, Allah elbette, Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyanlarla beraberdir, yani iyi olan ve iyilikte devamlı olanlarla!

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Allah korunanlar ve muhsinlerle (Allah için yaşamakta olduğunun farkındalığında olanlarla) beraberdir.

    Ali Bulaç

    Şüphe yok Allah, korkup sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü Allah, (kötülükten) sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, sorumluluk bilinci taşıyanlarla ve iyilik yapanlarla kesinlikle birliktedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Çünkü Allah, takva sahipleriyle, yani güzel amel işlemekte devamlı olanlarla beraberdir.

    Edip Yüksel

    ALLAH erdemli davrananlar ve iyilikte bulunanlar ile beraberdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH erdemli davrananlar ve iyilikte bulunanlar ile beraberdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zira muhakkak ki Allah, takva sahibi olanlar ve hep güzellik yapanlarla beraberdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    zira muhakkak ki Allah iyi korunanlar ve hep güzellik yapanlarla beraberdir

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz, Allah, takvalı olanlarla ve iyi davranan kimselerle beraberdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz, Allah, takvalı dipnot 1 olanlarla ve iyi davranan kimselerle beraberdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy ile kötülükten korunmak. Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz, Allah, takvalı dipnot 1 olanlarla ve iyi davranan kimselerle beraberdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz Tanrı korkup sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü Allah hiç şüphesiz (küfr ve ma'sıyetlerden) sakınanlarla, bir de daima iyilik edenlerin kendileriyle beraberdir.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki Allah; müttakiler ve ihsan edenlerle beraberdir.

    Mehmet Alagaş

    (120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Allah, korkup, sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.

    Süleyman Ateş

    Çünkü Allah, korunanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, çekinerek kendini koruyanlar ve iyi davranış gösterenlerle beraberdir.

    Şaban Britch

    Şüphesiz Allah, takvalı olanlar ve iyi kimselerle beraberdir.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz Allah, takvalı olanlar ve iyi kimselerin yanındadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, Allah, sakınanlar ve güzel düşünüp güzel iş yapanlarla beraberdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.