Diyanet İşleri
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Nahl suresi
Nahl suresi, 37. ayet. إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَىٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ
in taḥriṣ `alâ hüdâhüm feinne-llâhe lâ yehdî mey yüḍillü vemâ lehüm min nâṣirîn.
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret Nahl 35–42 3
Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
(Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kafir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
37. “Onların hidâyete ermelerini (ne kadar) arzu etsen” ve bu uğurda bütün gayretini ortaya koysan da “(şunu bil ki) Allah saptırdığı kimseye hidâyet vermez.” O, hidâyet için bütün sebepleri yerine getirecek olsa dahi yine Allah’tan başka kimse ona hidâyet veremez. “Onların” Allah’ın azabına karşı onlara yardım edecek ve O’nun intikamına karşı onları koruyacak “hiçbir yardımcıları da yoktur.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Sen onları davet etmek için gücünün yettiği kadar çabalasan, onların hidayet bulmasını ne kadar çok istesen ve bunun için gereken sebepleri yapsan da, şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola muvaffak kılmaz. Allah’ın dışında onlardan azabı engelleyip onlara yardım edebilecek başka hiç kimse yoktur.
Aynı kök: حرص (5 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Aynı kök: حرص (5 geçiş)
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem…
Aynı kök: حرص (5 geçiş)
Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü'minlere karşı da…
Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Fakat, zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Allah'ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir…
Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah'ı bırakıp O'na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen onların doğru yola ulaşmalarına çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah saptırdığı (sapkınlığını onayladığı) kimseyi (kişi dilemediği sürece) doğru yola ulaştırmaz. dipnot 1 Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.
Sen onların doğru yolu bulmasını ne kadar istersen iste, ama unutma ki Allah'ın sapıklığa mahkum ettiğini kimse doğru yola yöneltemez; onlara yardım eden de bulunmaz!
İmdi, sen (o hakkı inkarda ısrarlı olanların) doğru yola erişmelerini tutkuyla istesen de, (bil ki,) Allah, sapıklık içinde kalmalarına hükmettiği kimseleri doğru yola eriştirmez; ve böyleleri (Kıyamet Günü'nde) kendilerine yardımcı da bulamayacaklardır.
Onların hakikate ermeleri için hırs yapsan da; Allah, saptırdığı kimseyi hakikate erdirmez! Onların hiçbir yardımcıları yoktur.
Sen, onların hidayet bulmalarını ne kadar tutkuyla istesen de, Allah, şüphesiz saptırdığına hidayet vermez, onlar için yardım edecek yoktur.
(Rasûlüm!) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Onların doğru yola erişmelerini tutkuyla istesen de Allah, saptırdığı kimseyi, artık doğru yola eriştirmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Rasulüm, sen onların hidayete ermesine çok düşkünlük göstersen de, bil ki Allah'ın saptırdığı kimseyi kimse hidayete erdiremez. Onların yardımcıları da yoktur.
Doğruyu bulmaları için ne kadar uğraşsan da, ALLAH saptırdığını doğruya ulaştırmaz. Onların bir yardımcısı da olmaz.
Doğruyu bulmaları için ne kadar uğraşsan da, ALLAH saptırdığını doğruya ulaştırmaz. Onların bir yardımcısı da olmaz.
Sen onların doğru yolu bulmalarını aşırı derecede istesen de kesinlikle Allah, sapıklıkta bırakacağı kimseleri doğru yola eriştirmez; Onların yardımcıları da yoktur.
Sen onların hidayet bulmalarına haris isen her halde Allah dalalette bırakacağı kimselere hidayet vermez, onların yardımcıları da yoktur
Sen, onların, doğru yola ermelerini ne kadar çok istersen iste; sapkınlıkta kararlı olanları Allah doğru yola iletmez. Onlar için bir yardımcı da bulunmaz.
Sen, onların, doğru yola ermelerini ne kadar çok istersen iste; sapkınlıkta kararlı olanları Allah doğru yola iletmez. Onlar için bir yardımcı da bulunmaz.
Sen, onların, hidayete ermelerini, ne kadar çok istersen iste; sapkınlıkta kararlı olanlara dipnot 1 , Allah hidayet etmez. Onlar için bir yardımcı da bulunmaz.
Sen, onların hidayet bulmalarını ne kadar tutkuyla istesen de, Tanrı, şüphesiz saptırdığına hidayet vermez, onlar için yardım edecek yoktur.
(Habibim) sen onların hidayet bulmalarına (ne kadar) hırs göstersen şübhe yok ki Allah dalaletde bırakacağı kimselere (bu) hidayet (i) nasıyb etmez. Onların (azablarını önleyecek) bir yardımcıları da yokdur.
Onların hidayeti bulmalarına ne kadar hırs göstersen; muhakkak ki Allah dalalete sapanı hidayete erdirmez. Ve onların yardımcıları da yoktur.
(35-40) Ortak koşanlar dediler ki Allah eğer isteseydi, biz de babalarımız da onun dışında birine ibadet etmezdik ve de onun dışında hiçbir şeyi de haram etmezdik. (Demek ki o istemiş biz de yapmışız diyorlar Allah istediğini yaratıyor biz istediğimizi seçiyoruz dikkat !! yaratamıyoruz yaratılmışı seçiyoruz yahut yaratım sürecine katkı vermeyi seçiyoruz bizsiz de yaratabilir.) Aynen kendilerinden öncekiler gibi yaptılar , Resullerimize düşen sadece apaçık şekilde bilgilendirmekten / tebliğden başka nedir? Kesin olan şu ki, biz her ümmete / her topluluğa Allaha ibadet etmeleri ve taşkınlık edenden / tağuttan kaçınmaları için bir Resul var ettik, Allah kimine hidayet ediyor kiminin üzerine ise sapmış olarak kalmak gerçekleşiyor. Arzda şimdi gezin, bakın bakalım yalancıların akıbeti nasıl olmuş? Eğer ki onların hidayeti bulmalarına ne kadar çok hırslanmış olsan da Allah sapmış kimseyi kesinlikle hidayete erdirmez / yola yönlendirmez , onların herhangi bir yardımcıları da yoktur. Allah’a bütün güçleri ile “Allah ölen birini asla diriltmez” diye yemin ettiler, Bilakis onlara olan vaadi haktır / hakikattir ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar , İhtilaf edip durdukları şeylerin açıklanması ve de kafirlerin yalancı olduklarını bilmeleri için (tekrar yaratacağız) bir şeyin olmasını murat ettiğimizde bizim sözümüz şudur, ona deriz ki ol ve o olur.
Sen, onların doğru yola erişmelerini ne kadar çok istesen de Allah saptırdığı kimselere hidayet etmez. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
(Ey Muhammed) Sen onların yola gelmelerini ne kadar istesen de Allah şaşırttığını yola getirmez ve onların yardımcıları da olmaz!
Sen onların yola gelmelerini ne kadar istersen iste, Allah, sapkın saydığı kişiyi dipnot 1 yola getirmez dipnot 2 . Onların hiçbir yardımcısı olmayacaktır.
Yola gelmeleri için ne kadar çırpınırsan çırpın, Allah, sapık saydığı kişiyi dipnot 1 yola getirmez. Bu gibilerin yardımcıları da olmaz.
Sen, onların hidayeti için çok arzu etsen de Allah saptırdığı kimseye hidayet etmez. Onların hiç bir yardımcıları da yoktur.
Sen, onların doğru yola girmelerini çok arzu etsen de Allah saptırıcılara yol göstermez. Onların hiç bir yardımcısı da yoktur.
Sen onların iyiye ve doğruya ulaşmalarını tutkuyla istesen de Allah, saptırdığına yol göstermez. Hiçbir yardımcıları da olmaz onların.
In fact, if you O Muhammad are anxious for their guidance to Allah's path of righteousness, you had better realize that He does not guide those who thrive on disobedience and come within the measure of His wrath, nor shall they find those who afford them help.
Though you [Prophet] may be eager to guide them, God does not guide those who misguide [others], nor will they have anyone to help them.
If thou art anxious for their guidance, yet Allah guideth not such as He leaves to stray, and there is none to help them.
(O Muhammad), howsoever eager you may be to show them the Right Way, Allah does not bestow His guidance on those whom He lets go astray; and in fact none will be able to help them.
However eager you are for them to be guided, Allah will not guide those whom He misguides. They will have no helpers.
If you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) covet for their guidance,[1] then verily Allâh guides not those whom He makes to go astray (or none can guide him whom Allâh sends astray). And they will have no helpers.
If you are eager for them to be guided, indeed Allah does not guide those who mislead [others], and they will have no helpers.
(Prophet!) if you are solicitous of their guidance, then (know that) Allâh never guides those who lead (others) astray (knowingly), and they shall have no helpers (to protect them against the evil consequences of their deeds).
Though thou art ever so eager to guide them, God guides not those whom He leads astray; they have no helpers.
It will be a wishful thinking of yours that God guide those who have chosen to reject the message. None can help them.
If thou art ever so eager for their guidance, verily, God guides not those who go astray, nor have they any helpers.
If you are concerned for their guidance, God does not guide whom He misleads. They will have no victors.
If thou, O prophet, dost earnestly wish for their direction; verily God will not direct him whom He hath resolved to lead into error; neither shall they have any helpers.
If you are eager for their guidance, verily, Allah guides not those who go astray (or mislead), nor have they any helpers.
In case you are eager for their guidance, (yet) surely Allah does not guide the ones whom He leads into error, and in no way do they have any vindicators.
Even if thou (O Muhammad) desirest their right guidance, still Allah assuredly will not guide him who misleadeth. Such have no helpers.
Even if you are eager to guide them, God does not surely guide those who have gone astray: They will have no one to help them.
[As for those who are bent on denying the truth-] though thou be ever so eager to show them the right way, [know that,] verily, God does not bestow His guidance upon any whom He judges to have gone astray; and such shall have none to succour them [on Resurrection Day].
Even though you ˹O Prophet˺ are keen on their guidance, Allah certainly does not guide those He leaves to stray, and they will have no helpers.
If you are concerned for their guidance, God does not guide whom He misleads. And they will have no victors.
No matter how hard you try to guide them, GOD does not guide the ones He had committed to straying. Thus, no one can help them.
[Even] if you should strive for their guidance, [O Muúammad], indeed, Allah does not guide those He sends astray, and they will have no helpers.
Though thou desire their guidance, God will not guide him whom He leaves to stray; and they have no helpers.
(O Messenger) In your compassion you desire everyone to have the right guidance, but Allah never intervenes to guide those who choose straying. And, such have no helpers.
If you (O Prophet!) are eager for their guidance, then surely, Allah guides not those whom He leaves to stray (away from the Path), and there will be no one to help them.
If you are keen for their guidance, then, (remember that) Allah does not lead those to the right path whom He lets go astray, and for them there are no helpers.
If you are concerned for their guidance, God does not guide whom He misguides; and they will have no supporters.