Diyanet İşleri
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Nahl suresi
Nahl suresi, 42. ayet. ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
elleẕîne ṣaberû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret Nahl 35–42 3
(Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kafir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi..
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur'an'ı indirdik.
Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
42. Sonra Allah Teala gerçek velilerinin/dostlarının niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar” Allah’ın emirlerini yerine getirmede, yasaklarından kaçınmada, acı ve ızdırap verici takdirlerine, Allah uğrunda işkence ve mihnetlere dayanıp “sabredenler ve yalnızca Rablerine tevekkül edenlerdir.” O’nun sevdiği şeyleri yerine getirmek hususunda kendilerine değil, yalnızca O’na güvenenlerdir. İşte bu vesile ile işleri başarıya ulaşır, durumları istikamet üzere olur. Şüphesiz ki sabır ve tevekkül, bütün işlerin esasını teşkil eder. Bir kimse eğer hayır namına herhangi bir şeyi elinden kaçırmışsa hiç şüphesiz bu, sabırsızlığı, kendisinden istenen şeyleri yerine getirme uğrunda gayretini harcamadığı yahut da Allah’a tevekkülsüzlüğü ve O’na güvenip dayanmaması dolayısı iledir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah yolunda hicret edenler, kavimlerinin eziyetlerine, ailelerinden ve vatanlarından ayrı kalmaya ve Allah'a itaat etmeye sabırlı olan kimselerdir. Onlar her işlerinde sadece Rablerine güvenirler. Bu yüzden Allah da onlara bu büyük mükâfatı vermiştir.
Aynı olay: Habeşistan'a hicret · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik…
Aynı olay: Habeşistan'a hicret
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
"Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler,…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Ödülü hak edenler) sadece Rablerine güvenerek sabredenlerdir. dipnot 1
eza cefaya karşı direnen ve sadece Rablerine dayanan kimseleri (bekleyen bu güzellikleri)...
güçlüklere göğüs gerip, yalnızca Rablerine güven bağlayan kimseleri (bekleyen bu bahtiyarlığı)!...
Onlar ki, sabrettiler ve Rablerine tevekkül ederler.
Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.
İşte bunlar, sabredenler ve Rablerine güvenip dayananlardır.
Onlar, dirençli olanlar ve Efendilerine güvenenlerdir.
Onlar sabredenler ve Rabblerine güven bağlayan kimselerdir.
Onlar, sabrederek Efendi'lerine güvenenlerdir.
Onlar, sabrederek Rab'lerine güvenenlerdir.
Onlar ki, sabretmişlerdir ve hep Rablerine dayanırlar.
Onlar ki sabretmişlerdir ve hep Rablarına tevekkül kılarlar
Onlar, dipnot 1 sabreden kimselerdir. Rabb'lerine, tevekkül dipnot 2 edenlerdir.
Onlar dipnot 1 , sabreden kimselerdir. Rablerine, tevekkül dipnot 2 edenlerdir.
Onlar dipnot 1 , sabreden kimselerdir. Rablerine, tevekkül dipnot 2 edenlerdir.
Onlar sabredenler ve rablerine tevekkül edenlerdir.
(O muhacirler hak yolunda) sabr-u sebat edenler ve ancak Rablerine güvenib dayanmakda olanlardır.
Onlar sabreden ve yalnız Rabblarına tevekkül edenlerdir.
(41-42) Zulüm gördükten sonra Allah için hicret edenleri dünya da güzel yerlere yerleştireceğiz , ahiret ödülü ise daha büyük olacaktır, keşke bilselerdi, bunlar, sabredendirler ve Rablerine tevekkül edenlerdir . (Kendilerini savunma işini Allah’a bırakmışlardır)
Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkül ederler.
Onlar ki sabrettiler ve Rablerine dayanmaktadırlar.
Onlar, sabırlı olan /duruşunu bozmayan ve Rablerine güvenip dayanan kimselerdir dipnot 1 .
Onlar sabırlı olan ve Rablerine güvenip dayanan kimselerdir.
Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkül ederler.
Onlar, sabreder ve Rablerine bağlanırlar.
O Allah yolunda hicret edenler, sabrederler ve yalnız Rablerine tevekkül ederler.
These are the votaries who possessed their souls in patience purposed to fulfill their obligation to Allah and satisfy their conscience and their hearts, and in Him they put their trust.
They are the ones who are steadfast and put their trust in their Lord.
(They are) those who persevere in patience, and put their trust on their Lord.
those who remain steadfast and put their trust in their Lord.
– those who are steadfast and put their trust in their Lord.
(They are) those who remained patient (in this world for Allâh’s sake), and put their trust in their Lord (Allâh Alone).
—Those who are patient and put their trust in their Lord.
These are those (emigrants) who patiently persevered and put their trust in their Lord (alone).
even such men as are patient, and put their trust in their Lord.
Such is the reward of those who choose the patience and in God they put their trust.
Those who are patient, and upon their Lord rely!
Those who are steadfast, and put their trust in their Lord.
They who persevere patiently, and put their trust in their Lord, shall not fail of happiness in this life and in that which is to come.
Those who are patient, and put their trust (or reliance) upon their Lord,
(Such are) the ones who have endured patiently and have put their trust in their Lord.
Such as are steadfast and put their trust in Allah.
(For) those who persevere and place their trust in their Lord.
those who, having attained to patience in adversity, in their Sustainer place their trust!
˹It is˺ they who have patiently endured, and in their Lord they put their trust.
Those who are patient, and put their trust in their Lord.
This is because they steadfastly persevere, and in their Lord they trust.
[They are] those who endured patiently and upon their Lord relied.
Those who are patient, and in their Lord place their trust.
They have been steadfast, and have put their trust in their Sustainer.
Those (are the people) who remain constant with patience, and put their trust on their Lord.
- those who kept patient, and who place trust in their Lord.
Those who are patient, and put their trust in their Lord.