Diyanet İşleri
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkar etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
Nahl suresi · 22–34. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nahl suresi, 22. ayet. إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةٌ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkar etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
İlahınız tek bir ilahtır. (Fakat) ahirete inanmayanlar var ya, onların kalpleri inkârcıdır; dipnot 1 kendileri de kibirlenen kişilerdir.
Sizin ilahınız bir tek ilahtır; fakat ahirete inanmayan kimselerin yürekleri, büyüklük taslamaları yüzünden (bu hakikati) inkara meyletmiştir.
Sizin tanrınız Tek Tanrıdır; ne var ki, ahirete inanmayanların kalpleri bu (gerçeği), boş bir kibir yüzünden, kabule yanaşmıyor.
İlah olarak düşündüğünüz, Uluhiyet sahibi BİR'dir! Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince, onların şuurlarını inkar kaplamıştır ve güçlü bir benlikle yaşamaktadırlar (benliklerini şirk koşanlar)!
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır.
İlâhınız tek bir ilahdır. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onların kalpleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
Tanrınız, Tek ve Eşsiz Tanrıdır. Sonsuz yaşama inanmayanların yürekleri nankörlük etmiştir. Çünkü onlar, büyüklük taslayanlardır.
Tanrınız tek bir tanrıdır. Ama, ahirete inanmayanların kalpleri inkar etmektedir. Onlar büyüklük taslarlar.
Tanrınız bir tek tanrıdır. Ahireti onaylamayanların kalpleri inkarcıdır ve onlar büyüklük taslarlar.
Tanrınız bir tek tanrıdır. Ahirete inanmıyanların kalpleri inkarcıdır ve onlar büyüklük taslarlar.
İlahınız bir tek ilahtır; öyle iken ahirete inanmayanlar, kendilerini büyük gördüklerinden, onların kalpleri inkarcıdır.
İlahınız bir tek ilahtır, öyle iken Ahırete inanmıyanlar kendilerini büyüksündüklerinden dolayı kalbleri münkirdir
Sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Buna rağmen, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri, bunu kabul etmez. Ve onlar büyüklenen kimselerdir.
Sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Buna rağmen, ahirete inanmayanların kalpleri, bunu kabul etmez. Ve onlar büyüklenen kimselerdir.
Sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Buna rağmen, ahirete inanmayanların kalpleri dipnot 1 , bunu kabul etmez. Ve onlar büyüklenen kimselerdir.
Sizin tanrınız tek bir tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır.
Sizin Tanrınız bir tek Tanrıdır. Ahirete inanmazların kalbleri (bunu) inkar edicidir. Onlar büyüksenen (kimse) lerdir.
İlahınız; tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalbleri inkar edicidir ve onlar büyüklük taslayanlardır.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete iman etmeyenlerin kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
Tanrınız bir tek Tanrıdır. Ama ahirete inanmayanların kalbleri inkarcıdır, onlar büyüklük taslarlar.
İlahınız bir tek ilahtır dipnot 1 . Fakat ahirete inanmayanlar var ya onların kalpleri, (bunu) inkar eder. Onlar, kibirli kimselerdir dipnot 2 .
Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri, kendilerini yalanlar. Onlar, kendilerini büyük gören kimselerdir.
İlahınız tek (hak) ilahtır. Ahirete iman etmeyenler ise, onların kalpleri inkarcıdır. Aslında onlar, büyüklük taslayanlardır
İlahınız tek ilahtır. Ahirete inanmayanlar ise, onların kalpleri inkarcıdır. Aslında onlar, büyüklük taslayanlardır.
Tanrınız bir tek tanrıdır. Böyle iken, ahirete inanmayanlar, kibre saplandıkları için kalpleri inkarcı olmuştur.
Nahl suresi, 23. ayet. لَا جَرَمَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْتَكْبِرِينَ
Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.
Hiç şüphe yok ki Allah onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bilir. dipnot 1 O, kibirlenenleri sevmez.
Ziyanı yok, nasıl olsa Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilmektedir. Şu bir gerçek ki O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.
Hiç kuşkusuz, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da Allah tastamam bilmektedir: kesin olan şu ki O, kendini büyüklük duygusuna kaptıranları asla sevmez!
Elbette ki Allah gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir. . . Muhakkak ki O, benlikleriyle yaşayanları sevmez.
Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez.
Hiç şüphesiz Allah, onların gizleyeceklerini de açıklayacaklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları asla sevmez.
Kuşkusuz, Allah, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bilir. Kuşkusuz, O, büyüklük taslayanları sevmez.
Doğrusu Allah, gizlediklerini de açıkladıklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları asla sevmez.
Kuşkusuz ALLAH onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları sevmez.
Kuşkusuz ALLAH onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları sevmez.
Şüphe yok ki, Allah onların ne gizlediklerini, ne açıkladıklarını hep bilir. Muhakkak O, kibirlenenleri sevmez.
Şüphe yok ki Allah, onların ne gizlediklerini, ne açıkladıklarını hep bilir, her halde o, kibirlenenleri sevmez
Allah'ın, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bildiğinden kuşku yok. Gerçek şu ki O, büyüklük taslayanları sevmez.
Allah'ın, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bildiğinden kuşku yok. Gerçek şu ki O, büyüklük taslayanları sevmez.
Allah'ın, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bildiğinden kuşku yok. Gerçek şu ki O, büyüklük taslayanları sevmez.
Şüphesiz Tanrı, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez.
Şübhe yok ki Allah onların gizleyecekleri şeyleri de, açıklayacakları şeyleri de bilir. Hakıykat O, büyüksenenleri sevmez.
Şüphesiz Allah; onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. Ve O; büyüklük taslayanları sevmez.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Muhakkak, Allah onların içlerinde gizlediklerini de açığa koyduklarını da elbette bilir. O, büyüklenenleri hiç sevmez.
Gerçekten Allah, onların gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da. O, büyüklük taslayanları sevmez.
Şüphesiz Allah, onların neler gizlediklerini ve neleri açığa vurduklarını bilir dipnot 1 . O, kibirli kimseleri sevmez.
Allah, onların neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını bilir; bunda zerre kadar şüphe olmaz. O, kendini büyük görenleri sevmez.
Muhakkak, Allah onların içlerinde gizlediklerini de açığa koyduklarını da elbette bilir. O, büyüklenenleri hiç sevmez.
Dikkat edin, Allah onların içlerinde gizlediklerini de açığa koyduklarını da elbette bilir. O, büyüklenenleri hiç sevmez.
Hiç kuşkusuz Allah, onların sakladıklarını da açığa vurduklarını da biliyor. Hiç kuşkusuz O, büyüklük taslayanları sevmiyor.
Nahl suresi, 24. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوٓا۟ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" denildiği zaman, "Öncekilerin masalları" dediler.
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiği zaman, "Öncekilerin masalları!" derler.
Ve kendilerine "Rabbiniz size ne indirdi?" diye sorulduğunda, "Eskilerin masallarını..." derler;
Böylelerine: "Rabbiniz ne indirdi!" diye sorulsa, "Eskilerin masallarını/efsanelerini!" derler.
Onlara: "Rabbiniz ne inzal etti?" denildiğinde, "Öncekilerin efsanelerini" dediler.
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Eskilerin masalları" dediler.
Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman, «Öncekilerin masallarını» derler.
"Efendiniz, ne indirmiştir?" denildiğinde, şöyle dediler: "Öncekilerin söylenceleri!"
Onlara,"Rabbiniz ne indirdi?" denildiği zaman; "Öncekilerin masallarını" derler.
Kendilerine, "Efendiniz ne indirdi?" denildiğinde, "Geçmişlerin efsanelerini..." diye yanıtlarlar. dipnot 1
Kendilerine, 'Rabbiniz ne indirdi,' denildiğinde, 'Geçmişlerin efsanelerini...,' diye yanıtlarlar.
Onlara: "Rabbiniz ne indirdi?" denildiğinde "Eskilerin masalları." dediler.
Onlara rabbınız ne indirdi? denildiği vakıt da "eskilerin masalları" dediler
Onlara, "Rabb'inizin indirdiği şey nedir?" diye sorulduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" derler.
Onlara, "Rabb'inizin indirdiği şey nedir?" diye sorulduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" derler.
Onlara, "Rabb'inizin indirdiği şey nedir?" diye sorulduğu zaman, "Öncekilerin masallarını." derler.
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Eskilerin masalları" dediler.
Onlara: "Size Rabbiniz ne indirdi?" denildiği zaman "evvelkilerin masallarını" dediler.
Onlara: Size Rabbınız ne indirdi? denildiği zaman; geçmişlerin masallarını, derler.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman, “Öncekilerin masalları” dediler.
Onlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiği zaman, "Evvelkilerin masalları!" derler.
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulduğu zaman "(Bunlar) öncekilerin yazıları! dipnot 1 " derler.
Onlara: "Rabbinizin indirdiği nedir?" diye sorulsa, "Eskilerin masalları" derler.
Onlara: Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulduğunda “Öncekilerin masallarını” derler.
Onlara, "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulduğunda "öncekilerin masallarını" derler.
Onlara, "Rabbiniz ne indirdi" dendiğinde şöyle dediler: "Öncekilerin masallarını."
Nahl suresi, 25. ayet. لِيَحْمِلُوٓا۟ أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَمِنْ أَوْزَارِ ٱلَّذِينَ يُضِلُّونَهُم بِغَيْرِ عِلْمٍ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ
Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.
Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşıyacak ve bilgisizce saptırmakta oldukları kişilerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. dipnot 1 Dikkat edin! Yüklenecekleri şey ne kötüdür!
Böylece Kıyamet Günü kendi günahlarının yükünü tamamen, bilgisizlikleri sebebiyle saptırdıklarının vebalini ise kısmen yüklenmiş olurlar. Hele bir bakın şunlara, ne berbat bir yükü yükleniyorlar!
Böyle yapmakla, Kıyamet Günü'nde kendi günahlarının yükünü bütünüyle, yoldan çıkardıkları bilgisiz kimselerin yükünü de kısmen üzerlerine almış olurlar. Bir bilseniz, bu yüklendikleri ne kötü bir yüktür!
Kıyamet günü hem kendi veballerini bütünüyle yüklenip taşımaları ve ilimsizce saptırdıkları kimselerin veballerinden de (bir kısmını) yüklenmeleri için (böyle söylerler). . . Kesinlikle bilin ki, yüklendikleri ne kötüdür!
Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.
Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için (öyle derler). Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!
Yeniden Yaratılış Günü'nde, hem kendi suçlarının tümünü hem de saptırdıkları bilgisiz kimselerin yükünün bir bölümünü yüklenirler. İyi bilin ki, yüklendikleri şey çok kötüdür.
Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için öyle derler. Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!
Diriliş gününde kendi günahlarının tamamını, ayrıca saptırdıkları kimselerin günah yüklerinden de bir payı bilgisizce yüklenirler. Yükleri ne de kötüdür. dipnot 1
Diriliş gününde kendi günahlarının tamamını, ayrıca saptırdıkları kimselerin günah yüklerinden de bir payı yüklenirler. Yükleri ne de kötüdür.
Şunun için ki kıyamet gününde kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırdıkları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Bak, ne fena yük yükleniyorlar!
Şunun için Kıyamet günü kendi veballerini kamilen yüklendikten başka ılimsizlikleri yüzünden ıdlal ettikleri kimselerin veballerinden bir kısmını da yüklenecekler, bak ne fena yük yükleniyorlar
Kıyamet Günü, kendi yüklerinin tamamını ve saptırdıkları cahillerin yüklerinden bir kısmını, yüklenmiş olurlar. Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!
Kıyamet Günü, kendi yüklerinin tamamını ve saptırdıkları cahillerin yüklerinden bir kısmını, yüklenmiş olurlar. Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!
Kıyamet Günü, kendi yüklerinin tamamını ve saptırdıkları cahillerin yüklerinden bir kısmını, yüklenmiş olurlar. Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!
Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.
(Böyle söylemeleri ancak şu akıbete uğrayacakları içindir:) Çünkü onlar kıyamet gününde kendilerinin günah yüklerini kamilen taşıdıktan başka sapdırdıkları bilgisiz kimselerin veballerinden bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat et ki onların sırtlayacakları bu yükler ne kötüdür!
Bununla onlar; kıyamet günü kendilerinin bütün yüklerini taşıdıktan başka, bilgisizlikle baştan çıkardıklarının yüklerinden bir kısmını da sırtlarlar. Dikkat edin; yüklendikleri yük, ne kötüdür.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!
Ki kıyamet günü hem kendi veballerini tam olarak yüklensinler, hem de bilgisizce saptırdıkları kimselerin veballerinden bir kısmını. Bak, ne kötü şey yükleniyorlar!
Böylece kıyamet /mezardan kalkış günü hem kendi günahlarının tamamını hem de bilgisizlikleri yüzünden saptırdıkları kimselerin günahlarından (bir kısmını) yüklenecekler. Bakın ne kötü yük yüklenecekler dipnot 1 !
Böylece (mezardan) kalkış günü hem kendi günahlarını hem de bilgisizlikleri yüzünden yoldan çıkardıkları kimselerin bazı günahlarını yüklenirler. Baksanıza ne kötü yük yükleniyorlar!
Kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak; ilimsizce saptırdıkları kimselerin günahlarından bir kısmını da yüklenirler. Dikkat! Ne kötü bir yük yükleniyorlar.
Kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak; saptırdıkları bilgisiz kimselerin günahlarından bir kısmını yüklensinler. Dikkat, ne kötü bir yük yükleniyorlar.
Şunun için ki onlar, kıyamet günü kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, ilimsizlik yüzünden saptırdıkları kişilerin günahlarının bir kısmını da yüklenecekler. Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar!
Nahl suresi, 26. ayet. قَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنْيَٰنَهُم مِّنَ ٱلْقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيْهِمُ ٱلسَّقْفُ مِن فَوْقِهِمْ وَأَتَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
Elbette onlardan öncekiler de (peygamberlere) tuzak kurmuşlardı. Sonunda Allah da onların temellerinden binalarına gelmiş, dipnot 1 üstlerinden tavan da tepelerine çökmüştü. Bu azap, onlara fark edemedikleri bir yerden gelmişti.
Doğrusu, onlardan öncekiler de zaafı ustaca gizlenmiş düzenler kurmuşlardı; fakat Allah onların kurdukları yapıları temellerinden sarstı ve sonunda üstlerindeki tavan başlarına çöktü: zira daha nereden geldiğini anlayamadan azap onlara ulaşıvermişti.
Onlardan önce gelip geçenler de birtakım zındıkça düzenler kurmuşlardı; ama işte, Allah onların kurduğu yapıları temellerinden çökertti; öyle ki, tavanları başlarına yıkıldı ve nereden geldiğini daha anlamadan azap apansız yakalayıverdi onları.
Onlardan öncekiler mekr yaptı. . . Allah, onların binalarına temellerinden geldi! Tavan, tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkında olmadıkları taraftan geldi (umulmadık noktadan girip, umulmadık yerden yıktı)!
Onlardan öncekiler, hileli düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti.
Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü, üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmişti.
Onlardan öncekiler de sinsi düzenler tasarlamışlardı. Allah, onların yapılarını kökünden yıktı; üstlerindeki tavan başlarına çöktü. Ve beklemedikleri bir yerden ceza geldi.
Onlardan öncekiler de peygamberlere hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü, tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmişti.
Kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı; ancak ALLAH, binalarını temelinden yıkmış, üzerlerindeki tavan başlarına çökmüştü; azap onlara ummadıkları yerden gelmişti.
Kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı; ancak ALLAH, binalarını temelinden yıkmış, üzerlerindeki tavan başlarına çökmüştü; azap onlara ummadıkları yerden gelmişti.
Onlardan öncekiler, tuzaklar kurmuşlardı. Allah da kurdukları binalarına temellerinden geldi (çökertti) de tavan tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkedemedikleri bir yönden geldi.
Evet, onlardan evvelkiler hiyleler kurmuşladı, Allah da kurdukları bünyana kaidelerinden geldi de sekıf, tepelerinden üzerlerine çöktü ve azab kendilerine duyamıyacakları cihetten geldi
Onlardan öncekiler de düzen kurmuşlardı. Allah, onların yapılarını temelden yıktı, çatıları da tepelerine çöktü. Onlara, bu azap, hesaba katmadıkları yerden geldi. dipnot 1
Onlardan öncekiler de düzen kurmuşlardı. Allah, onların yapılarını temelden yıktı, çatıları da tepelerine çöktü. Onlara, bu azap, hesaba katmadıkları yerden geldi. dipnot 1
Onlardan öncekiler de düzen kurmuşlardı. Allah, onların yapılarını temelden yıktı, çatıları da tepelerine çöktü. Onlara, bu azap, hesaba katmadıkları yerden geldi. dipnot 1
Onlardan öncekiler, hileli düzenler kurmuşlardı da, Tanrı(nın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti.
Kendilerinden öncekiler de (tıbkı müşrikler gibi peygamberleri aleyhine) faasid pilanlar kurmuşlardır. Nihayet Allah, onların binalarını ta temellerinden (yıkmayı) diledi de üstlerindeki tavan tepelerine göçdü (onları helak etdi). Hem bu azab onlara şuurlarının eremeyeceği tarafdan gelmişdir.
Kendilerinden öncekiler de düzen kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah; binalarını temellerinden çökertti de üstlerindeki tavanları başlarına yıkıldı. Hem bu azab; onlara hissedemeyecekleri taraftan gelmişti.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı da Allah, binalarına temellerinden gelmiş, üstlerindeki tavan, başlarına çökmüştü! Ve azab onlara ummadıkları yerden gelmişti.
Onlardan öncekiler de planlar kurmuşlardı dipnot 1 . Allah da onların yapılarını temelden sarsmış, üstlerindeki tavan üzerlerine çöküvermişti. Azap onlara hiç beklemedikleri yerden gelmişti dipnot 2 .
Kendilerinden önce gelenler de oyun kurmuşlardı. Allah yapılarını temellerinden sarsmış ve çatılarını tepelerine yıkmıştı. O azap onlara hiç beklemedikleri yerden gelmişti.
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın (emri) geldi, binalarını temellerinden söktü, üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Azap, onlara hissetmedikleri bir yönden gelmişti.
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı da Allah, bir anda binalarını temellerinden çökertmiş ve çatıları başlarına devrilmişti. Azap, onlara hissetmedikleri bir yönden gelmişti.
Onlardan öncekiler tuzak kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarına temellerinden çarpmış da üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Azap onlara hiç fark edemedikleri yerden gelmişti.
Nahl suresi, 27. ayet. ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُخْزِيهِمْ وَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تُشَٰٓقُّونَ فِيهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ إِنَّ ٱلْخِزْىَ ٱلْيَوْمَ وَٱلسُّوٓءَ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: "Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!" Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: "Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir."
Sonra (Allah) kıyamet gününde onları rezil edecek ve şöyle diyecektir: "Kendileri hakkında (müminlere) düşman olduğunuz ortaklarım(!) nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar da "Şüphesiz ki bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir." demiş (olacaklar)dır.
Sonunda Kıyamet Günü O, onları rezil edecek ve "Neredeymiş bakalım o uğruna mücadele verdiğiniz 'ortaklarım'(!)?" diye soracak. Bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılmış olanlar, "Bugün" diyecekler, "alçaklığın her türü ve kötülüğün daniskası kafirler içindir!
Sonra Kıyamet Günü'nde (Allah), "Hani nerede, o uğruna (doğru yoldan) ayrı düştüğünüz düzmece tanrılarınız!" diyerek onları(n hepsini) rüsvay edecektir. Kendilerine (dünya hayatında) bilgi verilmiş olanlar: "Bugün" diyecekler, "rüsvaylık da, bedbahtlık da hakkı inkar edenler içindir;
Sonra kıyamet sürecinde onları rezil - rüsva eder ve der ki: "Nerede onlar yüzünden bana karşı çıkıp düşman kesildiğiniz ortaklarım?". . . Kendilerine ilim verilenler: "Bugün rezil - rüsvalık ve kötülük, hakikat bilgisini inkar edenleredir" dediler.
Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında (mü'minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: "Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir."
Sonra kıyamet gününde (Allah), onları rezil eder ve der ki: «Kendileri hakkında (müminlere) düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?» Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: «Şüphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir.»
Sonra, Yeniden Yaratılış Günü'nde, onları aşağılayacak ve şöyle diyecek: "Uğrunda düşmanlar kesildiğiniz ortaklarım neredeler?" Kendilerine bilgi verilenler, şöyle derler: "Bugün, aşağılanma ve kötülük, kesinlikle nankörlük edenler içindir!"
Sonra kıyamet gününde Allah onları rezil eder ve der ki: "Kendileri hakkında müminlere düşman kesildiğiniz, bana isnat ettiğiniz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: "Şüphesiz bugün rezillik ve kötülük kafirleredir."
Sonra, diriliş gününde onları rezil eder ve "Uğrunda tartışıp mücadele verdiğiniz ‘ortaklarım' nerede" der. Kendilerine bilgi verilenler de şöyle derler: "Bugün rezillik ve kötülük kafirleredir."
Sonra, diriliş gününde onları rezil eder ve, 'Uğrunda tartışıp mücadele verdiğiniz 'ortaklarım' nerede,' der. Kendilerine bilgi verilenler de şöyle derler: 'Bu gün rezillik ve kötülük kafirleredir.'
Sonra kıyamet gününde Allah, onları rezil edecek ve: "Hani, nerede o, kendileri uğrunda ayrılık çıkarıp düşman kesildiğiniz ortaklarım? diyecek. Kendilerine ilim verilmiş olanlar: "Gerçekten bugün rüsvaylık ve zillet kafirleredir." derler.
Sonra Kıyamet günü onları rüsvay edecek ve diyecek: hani nerede o sizin haklarında şikak çıkarıp durduğunuz şeriklerim? Kendilerine ılim verilmiş olanlar dediler ki: hakıkat bütün sefalet-ü zillet bu gün kafirlerin üstünedir.
Sonra Kıyamet Günü, onları rezil edecek. Ve "Hani uğrunda ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?" diyecek. Kendilerine ilim verilenler, "Rezillik ve kötülük, bugün Kafirlerin üzerinedir." diyecek.
Sonra Kıyamet Günü, onları rezil edecek. Ve "Hani uğrunda ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?" diyecek. Kendilerine ilim dipnot 1 verilenler, "Rezillik ve kötülük, bugün Kafirlerin dipnot 2 üzerinedir." diyecek.
Sonra Kıyamet Günü, onları rezil edecek. Ve "Hani, uğrunda ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?" diyecek. Kendilerine ilim dipnot 1 verilenler, "Rezillik ve kötülük, bugün gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerinedir." diyecek.
Sonra (Tanrı) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında (müminlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler dediler ki: "Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir."
Sonra kıyamet gününde de (Allah) onları rüsvay edecek ve diyecek ki: "Hani sizin, uğurlarında (mü'minlere) düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede"?! Kendilerine ilim verilen (mü'min) ler: "Bu gün, (dediler), hakıykat rüsvaylık, zillet ve azab kafirlerin üstündedir".
Sonra da kıyamet gününde onları rezil eder ve der ki: Haklarında tartıştığınız Benim ortaklarım nerede? Kendilerine bilgi verilmiş olanlar derler ki: Doğrusu bugün, rezillik ve zillet kafirleredir.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: “Haklarında (Müminlere) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?” Kendilerine ilim verilenler derler ki: “Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük, kâfirlerin üstünedir.”
Sonra kıyamet günü de, onları rezil eder ve "Hani haklarında (mü'minlere) düşmanlık ettiğiniz ortaklarım nerede?" der. Kendilerine ilim verilmiş olanlar: "Bugün rezillik ve kötülük kafirleredir!" derler.
Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve "Hani nerede o uğrunda bölündüğünüz ortaklarım!" diyecek dipnot 1 . Kendilerine bilgi verilmiş olanlar dipnot 2 şöyle diyecekler: "Bugün bütün rezillik ve kötülükler kafirlerin üstündedir."
Sonra (mezardan) kalkış günü Allah, onları rezil edecek ve diyecek ki "Uğruna cemaatler oluşturduğunuz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar diyecekler ki "Bugün bütün rezillik ve bütün kötülükler o kafirlerin üstündedir."
Sonra Allah, kıyamet günü onları rezil edip şöyle der: "Hani haklarında (müminlere) düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilen (Alimler): "Bugün, rezillik ve azap kâfirlerin üzerinedir" der.
Sonra, Allah, kıyamet günü onları rezil edip şöyle der: -Nerede benim ortaklarım olduğu konusunda tartıştıklarınız?!" kendilerine ilim verilenler: -Bugün, rezillik ve azap kafirlerin üzerinedir, der.
Sonra kıyamet günü onları rezil edecek ve diyecek: "Kendileri için kavga çıkarıp ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar diyecekler ki: "Bugün rezillik ve kötülük, gerçeği inkar edenleredir."
Nahl suresi, 28. ayet. ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ فَأَلْقَوُا۟ ٱلسَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوٓءٍۭ بَلَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
O kafirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) "Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir."
Melekler dipnot 1 canlarını alırken kendilerine yazık eden kişiler, "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk ki!" diyerek teslim olurlar. (Melekler şöyle diyeceklerdir) "Hayır! Allah sizin yaptıklarınızı elbette çok iyi bilendir.
O kimseler ki, kendi kendilerine kötülük etmeyi sürdürürken melekler onların canlarını almışlardı. İşte (Hesap Günü) bunlar teslim sancağını çekerek "Biz yaptıklarımızı kötülük olsun diye yapmamıştık" (diyecekler). "Yoo!" (denilecek kendilerine), "Unutuyorsunuz ama, Allah yapmış olduğunuz her şeyi eksiksiz bilendir.
onlar ki, kendi kendilerine zulüm hali içindeyken melekler canlarını almıştı!" Böyleleri nihayet (hesap vermeye çağırıldıklarında): "Kötü bir şey yapma(k isteme)miştik biz!" (diyerek) boyun eğme tavrı takınacaklar. (Fakat onlara;) "Hayır!" (diye karşılık verilecek,) "Muhakkak ki, yapıp ettiğiniz her şeyi Allah eksiksiz biliyor!
Nefslerine zulmedici olarak (şirk ile) yaşarken meleklerin vefat ettirdiği kimseler: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. . . "Hayır! Muhakkak ki Allah yaptıklarınızı Aliym'dir. "
Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında, "Biz hiç bir kötülük yapmıyorduk" diye teslim olurlar. Hayır, şüphesiz Allah, sizin neler yaptığınızı bilendir.
Kendilerine haksızlık ederlerken meleklerin canlarını aldıkları kimseler: Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk, diyerek teslim olurlar. (Melekler onlara şöyle der:) «Hayır, Allah, sizin yaptıklarınızı elbette çok iyi bilendir.»
Melekler, kendilerine yazık edenlerin canlarını alırken, "Hiçbir kötülük yapmıyorduk!" diyerek teslim olurlar. Hayır, öyle değil! Kuşkusuz, Allah, neler yaptığınızı Bilendir.
Kendilerine zulmederlerken, meleklerin canlarını aldıkları kimseler,"Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. Melekler onlara şöyle der: "Hayır, Allah, sizin yaptıklarınızı çok iyi bilendir."
Onlar ki, nefislerine zulmedip dururlarken melekler canlarını alır. Sonunda teslim olup "Biz herhangi bir kötülük yapmıyorduk" derler. Hayır, ALLAH sizin yaptıklarınızı iyi bilir.
Onlar ki, nefislerine zulmedip dururlarken melekler canlarını alır. Sonunda teslim olup 'Biz herhangi bir kötülük yapmıyorduk,' derler. Hayır, ALLAH sizin yaptıklarınızı iyi bilir.
Melekler, kendilerine zulmetmiş kimselerin canlarını alırken onlar: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk." diyerek teslim olurlar. Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı tamamen biliyor.
Onlar ki Melekler onları nefislerinin zalimleri olarak kabzederler de o vakıt bakarsın şöyle diyerek teslim olmuşlardır: biz bir kötülükten yapmıyorduk, hayır, Allah sizin ne maksadla yapıyorduğunuzu tamamen biliyor
Melekler, kendilerine haksızlık yapanların dipnot 1 canlarını alacakları zaman, onlar, teslimiyet içinde: dipnot 2 "Biz, kötü bir iş yapmadık." dediler. Hayır! Kuşkusuz, Allah, yapmış olduğunuz şeyleri çok iyi bilendir.
Melekler, kendilerine haksızlık yapanların dipnot 1 canlarını alacakları zaman, onlar, teslimiyet içinde: dipnot 2 "Biz, kötü bir iş yapmadık." dediler. Hayır! Kuşkusuz, Allah, yapmış olduğunuz şeyleri çok iyi bilendir.
Melekler, kendilerine haksızlık yapanların dipnot 1 canlarını alacakları zaman, onlar, teslimiyet içinde: dipnot 2 "Biz, kötü bir iş yapmadık." dediler. Hayır! Kuşkusuz, Allah, yapmış olduğunuz şeyleri çok iyi bilendir.
Ki melekler, kendi nefslerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında, "Biz hiç bir kötülük yapmıyorduk" diye teslim olurlar. Hayır, şüphesiz Tanrı, sizin neler yaptığınızı bilendir.
Melekler, kendilerine (küfürleri sebebiyle) zulmedenlerin canlarını alacakları Zaman onlar: "Biz hiç bir fenalık yapmazdık" (diye diye) teslim (oldular). Hayır, Allah sizin neler işler olduğunuzu muhakkak ki çok iyi bilendir.
Melekler; kendilerine zulmetmiş olanların canını alırken: Biz, hiç bir kötülük yapmıyorduk, diyerek teslim olurlar. Hayır, Allah sizin neler yaptığınızı bilir.
(28-34) Kendilerine zulmedenler / kendilerine zalimler , melekler onları vefat ettirirken teslim olduk , bizler kötülük yapanlar değildik diye cevap verirler , bilakis Allah kesinlikle onların yaptıkları şeyleri bilmektedir (Kimi kandırıyorsunuz?) Cehennemin kapılarından ora ya kalıcı olarak girin , kibirlenenlerin / mütekebbirler in yerleşim yeri ne kötü dür. Sakınanlara denilir ki rabbiniz ne indirdi? derler ki hayır indirdi, bu dünyada güzellik yapanlar için, güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır, sakınanların yurdu ise ne güzeldir, altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler, orada neyi isterlerse onlara o vardır , Allah sakınanları / muttakileri böyle karşılıklandırır , Melekler hoş kimselerin canlarını alırlarken derler ki; selam size / teslimiyet üzerinize olsun, yaptıklarınızdan ötürü cennete girin , m eleklerin yahut Rabbinizin bir emrinin sizi almasını mı bekliyorsunuz? Onlardan öncekilerde böyle yaptı , Allah onlara zulmetmedi ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , yaptıkları nedeniyle onlara kötülük isabet et ti, alay ediyor oldukları şeyler de onları kuşattı.
O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, ''Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) ''Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.''
Nefislerine zulmederlerken meleklerin, canlarını aldığı kimseler; "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk!" diye teslim olurlar. "Hayır, Allah sizin yaptıklarınızı biliyor."
Onlar, meleklerin, yanlışlar içinde iken vefat ettireceği kimselerdir. Hemen teslimiyet gösterir ve "Biz kötü bir şey yapmıyorduk ki!" derler dipnot 1 . Hayır, neler yaptığınızı Allah gayet iyi biliyor.
Kendilerini kötü duruma düşürmüşken, meleklerin vefat ettirdiği kimseler hemen teslimiyet gösterir ve "Kötü bir şey yapmıyorduk ki!" derler. Allah ne yaptığınızı bilir.
Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken; “Biz bir kötülük yapmamıştık.” diyerek teslim olurlar. Hayır, Allah onların ne yaptıklarını çok iyi bilir.
Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken "biz bir kötülük yapmamıştık." diyerek teslim olurlar. Şüphesiz, Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilir.
Öz benliklerine zulmedip durdukları bir sırada, meleklerin vefat ettirdikleri kişiler şöyle diyerek teslim bayrağını çekerler: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk." İş hiç de öyle değil. Allah, sizin yapmakta olduklarınızı çok iyi bilmektedir.
Nahl suresi, 29. ayet. فَٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا فَلَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
"Haydi, içinde ebedi kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!"
İçinde ebedî kalıcılar olarak cehennemin kapılarına girin!" Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!
Haydi o halde, içerisinde yerleşip kalmak üzere cehennemin kapılarından buyurun!" İşte, büyüklük taslamayı kişiliğinin bir parçası haline getirenlerin düştüğü berbat konum.
Haydi, girin kapılarından bakalım, içinde kalıp duracağınız cehennemin! Gerçekten de, ne kötü olacak (o gün), kendilerini boş yere büyüklük duygusuna kaptırmış olanların düştüğü durum!
"O halde, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere cehennemin kapılarına girin! Mütekebbirun'un (benlikli - kibirlilerin) yeri ne kötüdür!"
Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.
«O halde, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!»
"Şimdi, sürekli kalacağınız cehennemin kapılarından girin!" Büyüklük taslayanlar, artık, ne kötü bir yerde kalacaklar.
O halde, içinde süreli kalacağınız cehennemin kapılarından giriniz! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!
İçinde sürekli kalacağınız cehennemin kapısından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür.
İçinde sürekli kalacağınız cehennemin kapsından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür.
Onun için girin bakalım, ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından! Bak, kibirlenenlerin yeri ne kötü!
Onun için girin bakalım Cehennemin kapılarına: içinde kalmak üzere, bak artık mütekebbirlerin mevkıi ne fena?
O halde, içinde ebedi kalıcılar olarak Cehennem'in kapılarından girin! Büyüklük taslayanlar için ne kötü bir yerdir orası.
O halde, içinde ebedi kalıcılar olarak Cehennem'in kapılarından girin! Büyüklük taslayanlar için ne kötü bir yerdir orası.
O halde, içinde ebedi kalıcılar olarak Cehennem'in kapılarından girin! Büyüklük taslayanlar için ne kötü bir yerdir orası.
Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.
O halde, içinde ebedi kalıcı olarak, girin cehennemin kapılarından. (Bak) büyüklük taslayanların mevkii ne kötüdür!
Haydi cehennemin kapılarından girin. Orada temelli kalacaksınız. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür.
(28-34) Kendilerine zulmedenler / kendilerine zalimler , melekler onları vefat ettirirken teslim olduk , bizler kötülük yapanlar değildik diye cevap verirler , bilakis Allah kesinlikle onların yaptıkları şeyleri bilmektedir (Kimi kandırıyorsunuz?) Cehennemin kapılarından ora ya kalıcı olarak girin , kibirlenenlerin / mütekebbirler in yerleşim yeri ne kötü dür. Sakınanlara denilir ki rabbiniz ne indirdi? derler ki hayır indirdi, bu dünyada güzellik yapanlar için, güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır, sakınanların yurdu ise ne güzeldir, altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler, orada neyi isterlerse onlara o vardır , Allah sakınanları / muttakileri böyle karşılıklandırır , Melekler hoş kimselerin canlarını alırlarken derler ki; selam size / teslimiyet üzerinize olsun, yaptıklarınızdan ötürü cennete girin , m eleklerin yahut Rabbinizin bir emrinin sizi almasını mı bekliyorsunuz? Onlardan öncekilerde böyle yaptı , Allah onlara zulmetmedi ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , yaptıkları nedeniyle onlara kötülük isabet et ti, alay ediyor oldukları şeyler de onları kuşattı.
“Haydi, içinde ebedî kalacağınız Cehennem'in kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”
"Onun için, içinde sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarına girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"
(Onlara şöyle denecektir:) "Şimdi ölümsüz olarak kalmak üzere Cehennem'in kapılarından girin!" Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür! dipnot 1
"Haydi, girin Cehennem'in kapılarından. Hep orada kalacaksınız. Büyüklük taslayanların yerleşecekleri yer ne kötüdür!"
Öyleyse, içinde ebedi kalacağınız Cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların ikametgâhı ne kötüdür!
Bu sebeple, içinde ebedi kalacağınız cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların ikametgahı ne kötüdür!
Hadi girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı.
Nahl suresi, 30. ayet. وَقِيلَ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ مَاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ خَيْرًا لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَلَدَارُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ وَلَنِعْمَ دَارُ ٱلْمُتَّقِينَ
Allah'a karşı gelmekten sakınan kimselere, "Rabbiniz ne indirdi?" denildiğinde, "Hayr indirdi" derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah'a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir.
Takvâlı (duyarlı) olanlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiği (zaman) "İyilik (indirdi)" derler. Bu dünyada güzel davrananlara güzel (karşılık) vardır. dipnot 1 Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Doğrusu muttakîlerin (duyarlı olanların) yurdu ne güzeldir! dipnot 2
Bir de sorumluluk bilincine sahip olanlara sorulacak: "Rabbiniz size ne indirdi?" Onlar "iyilik-güzellik!" diyecekler. İyilikte sebat gösterenler bu dünyada iyilik bulacaklar; ama ahiret yurdu ondan çok daha hayırlı olacak: ve elbet pek güzeldir muttakilerin yurdu!
Ama Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulduğunda, onlar: "Katıksız iyiliği!" diye cevap verirler. İyilikte devamlı olanlar bu dünyada iyilik bulacaklardır; böylelerinin öte dünyada tutacakları yurt çok daha hayırlı olacaktır. Ne güzel bir yurt, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanların yurdu!
Allah'tan korunanlara: "Rabbiniz ne inzal etti?" denildi. . . "Hayır" dediler. . . Şu dünyada güzel davrananlara güzellikler vardır. . . Gelecekteki vatan ise elbette daha hayırlıdır. . . Muttakilerin vatanı ne güzeldir!
(Allah'tan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
(Kötülüklerden) sakınanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiğinde, «Hayır (indirdi)» derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükâfat vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir!
Sakınanlara; "Efendiniz, ne indirmiştir?" denildiğinde; "İyilik!" derler. Dünyada güzel davrananlara güzellikler vardır. Sonsuz Yaşam Ülkesi ise kesinlikle daha iyidir. Zaten sorumluluk bilinci taşıyanların ülkesi ne güzeldir.
Sakınanlara, "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "iyilik" derler. Bu dünyada iyi davranışlara iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir!
Erdemlilere, "Efendiniz ne indirdi?" denir. "İyilik" diye karşılık verirler. Bu dünyada güzel davrananlar için güzellik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Erdemlilerin yurdu ne de iyidir.
Erdemlilere, 'Rabbiniz ne indirdi,' denir. 'İyilik,' diye karşılık verirler. Bu dünyada güzel davrananlar için güzellik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Erdemlilerin yurdu ne de iyidir.
Allah'tan korkup kötülüklerden sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulduğunda: "Hayır indirdi." demişlerdir. Bu dünyada iyi işler yapanlara güzel bir mükafat vardır. Elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne hoş!
Allahdan korkup korunanlara ise "rabbınız ne indirdi? Denildiğinde "hayır" demişlerdir" bu Dünyada güzel iş yapanlara güzel bir mükafat var ve elbette Ahıret yurdu daha hayırlıdır, müttekılerin yurdu da ne hoş!
Ve takva dipnot 1 sahiplerine: "Rabb'inizin indirdiği şey nedir?" denildi. "İyilik." dediler. Bu dünyada, iyilik yapanlar için iyilik vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
Ve takva dipnot 1 sahiplerine: "Rabb'inizin indirdiği şey nedir?" denildi. "İyilik." dediler. Bu dünyada, iyilik yapanlar için iyilik vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
Ve takva sahiplerine: "Rabb'inizin indirdiği şey nedir?" denildi. "İyilik." dediler. Bu dünyada, iyilik yapanlar için iyilik vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
(Tanrı'dan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
(Allahdan) korkan ve korunanlara: "Rabbinizin indirdiği nedir?" denildi. Onlar da: "(Mahz-ı) hayr" dediler. Bu dünyada iyi hareket edenlere güzel bir (mükafat) vardır. Ahiret evi ise elbet daha hayırlıdır. Takva sahiblerinin yurdu hakıykat ne güzel!
Müttakilere: Rabbınız ne indirdi? denildiği vakit: Hayır indirdi, derler. Bu dünyada ihsan edenlere iyilik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Müttakilerin yurdu ne de güzeldir.
(28-34) Kendilerine zulmedenler / kendilerine zalimler , melekler onları vefat ettirirken teslim olduk , bizler kötülük yapanlar değildik diye cevap verirler , bilakis Allah kesinlikle onların yaptıkları şeyleri bilmektedir (Kimi kandırıyorsunuz?) Cehennemin kapılarından ora ya kalıcı olarak girin , kibirlenenlerin / mütekebbirler in yerleşim yeri ne kötü dür. Sakınanlara denilir ki rabbiniz ne indirdi? derler ki hayır indirdi, bu dünyada güzellik yapanlar için, güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır, sakınanların yurdu ise ne güzeldir, altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler, orada neyi isterlerse onlara o vardır , Allah sakınanları / muttakileri böyle karşılıklandırır , Melekler hoş kimselerin canlarını alırlarken derler ki; selam size / teslimiyet üzerinize olsun, yaptıklarınızdan ötürü cennete girin , m eleklerin yahut Rabbinizin bir emrinin sizi almasını mı bekliyorsunuz? Onlardan öncekilerde böyle yaptı , Allah onlara zulmetmedi ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , yaptıkları nedeniyle onlara kötülük isabet et ti, alay ediyor oldukları şeyler de onları kuşattı.
Allah’tan sakınan/takvalı olan kimselere; “Rabbiniz size ne indirdi?” denildiğinde, “İyilik/hayır!” diye karşılık verirler. Bu dünyada güzel amel işleyenlere “iyilik” vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Allah’tan sakınanların/takvalı olanların yurdu ne güzeldir.
(Allah'ın azabından) korunanlara da: "Rabbiniz ne indirdi?" dendi. "Hayır (indirdi)." dediler. Bu dünyada güzel iş yapanlara güzellik vardır, (onlar için) ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Korunanların yurdu ne güzeldir.
Yanlışlardan sakınanlara "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulunca, onlar "Hayırlı olanı!" derler. Bu dünyada iyilik eden iyilik bulur dipnot 1 . Ahiret yurdu elbette daha iyidir. Yanlışlardan sakınmış olanların son yurdu ne güzeldir dipnot 2 !
Allah'tan çekinerek korunanlara: "Rabbiniz sizi nasıl karşıladı?" diye sorulunca, "Çok iyi" diyeceklerdir. Bu dünyada iyilik edenler iyilik bulurlar. Ahiret yurdu elbette daha iyidir. Kendini bozmamış olanların dipnot 1 yurdu ne güzeldir!
Allah’tan sakınan/takvalı olan kimselere “Rabbiniz size ne indirdi?” denildiğinde, “iyilik/hayır!” diye karşılık verirler. Bu dünyada güzel amel işleyenlere “iyilik” vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Allah’tan sakınanların/takvalı olanların yurdu ne güzeldir.
Allah'tan korkan kimselere "Rabbiniz size ne indirdi?" denildiğinde, "iyilik!" diye karşılık verirler. Bu dünyada güzel davrananlara, "nimet ve güzel akibet" vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Allah'tan korkanların yurdu ne güzeldir.
Korunup sakınanlara, "Rabbiniz ne indirdi" dendiğinde şöyle dediler: "Hayır indirdi." Bu dünyada güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır. Sonsuzluk yurdu elbette ki daha hayırlıdır. Gerçekten ne güzelmiş takva sahiplerinin yurdu!
Nahl suresi, 31. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ كَذَٰلِكَ يَجْزِى ٱللَّهُ ٱلْمُتَّقِينَ
İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır.
(O güzel yurt), girecekleri, altlarından ırmaklar akan durmaya değer cennetlerdir. dipnot 1 Onlar için orada diledikleri her şey vardır. dipnot 2 Allah muttakîlere (duyarlı olanlara) işte böyle karşılık verecektir.
Zemininden ırmakların çağıldadığı kalıcı mutluluğun merkezi olan cennetlere girecekler; orada istedikleri her şeyi bulacaklar. Allah, sorumluluk bilincine sahip olanları işte böyle ödüllendirecek.
İçlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı ebedi mutluluk, esenlik bahçelerine girecekler ve orada gönüllerinin çektiği her şeyi bulabilecekler. Allah, Kendisine sorumluluk bilinciyle bağlananları işte böyle ödüllendirecektir.
(Muttakilerin vatanı) Adn cennetleri. . . Altlarından nehirler akan o cennetlere dahil olurlar. . . Orada her diledikleri kendilerinindir. . . Allah, takva ehlini işte böyle cezalandırır!
Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.
(O yurt,) girecekleri, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar için orada kendilerine diledikleri her şey vardır. İşte Allah, takvâ sahiplerini böyle mükâfatlandırır.
Altlarından ırmaklar akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Diledikleri her şey onlar içindir. Allah, sorumluluk bilinci taşıyanları, işte böyle ödüllendirecektir.
Onlar, içinden ırmaklar akan daimi mutluluk cennetlerine girerler. Orada diledikleri her şey vardır. İşte Allah, sakınanları böyle ödüllendirir.
İçlerinden ırmaklar akan Adn bahçelerine girerler. Orada her diledikleri şeyi bulurlar. ALLAH erdemlileri işte böyle ödüllendirir.
İçlerinden ırmaklar akan Adn cennet (bahçe) lerine girerler. Orada her diledikleri şeyi bulurlar. ALLAH erdemlileri işte böyle ödüllendirir.
Girecekleri yer altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir, orada bütün diledikleri vardır; işte Allah takva sahiplerini böyle mükafatlandırır.
Adin Cennetleri, ona girecekler, altından nehirler akar, onlara orada ne isterlerse var, işte Allah müttekılere böyle mükafat eder
İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerine girerler. Orada, onlar için diledikleri şeyler var. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.
İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerine girerler. Orada, onlar için diledikleri şeyler var. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.
İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerine girerler. Orada, onlar için diledikleri her şey var. İşte Allah, takva sahiplerini dipnot 1 böyle ödüllendirir.
Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte Tanrı, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.
(O yurd) And cennetleridir ki altlarından ırmaklar akan bu (cennetlere) gireceklerdir onlar. Orada ne dilerlerse onların. İşte Allah, takvaya erenleri böyle mükafatlandırır.
Adn cennetlerine girerler. Onların altlarından ırmaklar akar. Orada diledikleri kendilerinindir. Ve işte Allah; müttakileri böyle mükafatlandırır.
(28-34) Kendilerine zulmedenler / kendilerine zalimler , melekler onları vefat ettirirken teslim olduk , bizler kötülük yapanlar değildik diye cevap verirler , bilakis Allah kesinlikle onların yaptıkları şeyleri bilmektedir (Kimi kandırıyorsunuz?) Cehennemin kapılarından ora ya kalıcı olarak girin , kibirlenenlerin / mütekebbirler in yerleşim yeri ne kötü dür. Sakınanlara denilir ki rabbiniz ne indirdi? derler ki hayır indirdi, bu dünyada güzellik yapanlar için, güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır, sakınanların yurdu ise ne güzeldir, altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler, orada neyi isterlerse onlara o vardır , Allah sakınanları / muttakileri böyle karşılıklandırır , Melekler hoş kimselerin canlarını alırlarken derler ki; selam size / teslimiyet üzerinize olsun, yaptıklarınızdan ötürü cennete girin , m eleklerin yahut Rabbinizin bir emrinin sizi almasını mı bekliyorsunuz? Onlardan öncekilerde böyle yaptı , Allah onlara zulmetmedi ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , yaptıkları nedeniyle onlara kötülük isabet et ti, alay ediyor oldukları şeyler de onları kuşattı.
İçinden nehirler akan Adn Cennetleri'ne gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır.
Altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler. Orada onlar için diledikleri her şey vardır. İşte Allah, korunanları böyle mükafatlandırır.
(Orası) Adn cennetleridir dipnot 1 . Oraya gireceklerdir. O cennetlerin içlerinden ırmaklar akacak, orada arzu ettikleri her şey onların olacaktır dipnot 2 . Allah, yanlışlardan sakınmış olanları işte böyle ödüllendirecektir.
Onlar kalıcı cennetlerdir (bahçelerdir). Bunlar oraya girerler. İçinden ırmaklar akar. Beğendikleri her şey orada onlar içindir. Allah, kendisinden çekinerek korunanların ödülünü işte böyle verir.
Adn Cennetleridir, girecekleri yer... Oranın alt tarafından ırmaklar akar, orada diledikleri şey onlarındır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükâfatlandırır.
Adn Cennetleridir, girecekleri yer... Oranın alt tarafından ırmaklar akar, orada diledikleri şey onlarındır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükafatlandırır.
Adn cennetleri... Girecekler içlerine. Altlarından ırmaklar akacak. Orada diledikleri şey kendilerinin olacak. Allah, korunup sakınanları işte böyle ödüllendirir.
Nahl suresi, 32. ayet. ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, "Selam size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete" derler.
(Muttakîler), meleklerin "Size selam olsun! Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin!" diyerek tertemiz olarak canlarını aldığı kişilerdir.
Bunlar, meleklerin "Selam sizlere!.. Yapmış olduklarınızdan dolayı girin cennete!.." diyerek canlarını tertemizken aldığı kimseler olacak.
Onlar ki, bir arınmışlık hali içindeyken melekler, "Size selam olsun, (hayattayken) yaptıklarınızdan ötürü girin cennete!" diyerek canlarını alırlar.
Melekler, temiz inançlı oldukları halde vefat ettirdiği (bedenden ayırdığı) o kimselere: "Selamun aleyküm! Yaptıklarınızın getirisi olarak, girin cennete!" derler.
Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin."
(Onlar,) meleklerin, «Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin» diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir.
Melekler, onların canlarını temiz kimseler olarak alırken, şöyle derler: "Size selam olsun; yaptıklarınıza karşılık, girin cennete!"
Melekler, iyi insanlar olarak canlarını aldığı kimselere, "Size selam olsun! Yapmış olduğunuza karşılık cennete giriniz" derler.
İyi durumdayken melekler canlarını almaya geldiklerinde, "Selam size olsun. Yaptıklarınızın karşılığı olarak bahçeye giriniz" derler.
İyi durumdayken melekler canlarını almaya geldiklerinde, 'Selam size olsun. Yaptıklarınızın karşılığı olarak cennete giriniz,' derler.
Onlar ki, melekler, onların canlarını hoşça davranarak alırlar. "Selam size, girin cennete, çünkü çalışıyordunuz." derler.
Onlar ki Melekler onları hoş hoş kabzederler "selam, size girin, Cennete, çünkü çalışıyordunuz" derler
Melekler, onların dipnot 1 canlarını tayyib dipnot 2 şekilde alırlar. "Selam size. Yapmış olduğunuz iyi şeylere karşılık girin Cennete. dipnot 3 " derler.
Melekler, onların dipnot 1 canlarını tayyib dipnot 1 şekilde alırlar. "Selam size. Yapmış olduğunuz iyi şeylere karşılık girin Cennete. dipnot 3 " derler.
Melekler, onların canlarını en iyi şekilde alırlar. "Selam size. Yapmış olduğunuz iyi şeylere karşılık girin Cennete." derler.
Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin."
Ki bunlar meleklerin pak ve asude olarak canlarını alacakları kimselerdir. "Selam (ve selamet) size. İşlemekde olduğunuz (iyi hareketlerin, amellerin) karşılığı olmak üzere girin cennete" derler.
Onlar; meleklerin, güzel güzel canlarını alacakları kimselerdir. Selam size, yaptıklarınıza karşılık haydi girin cennete, derler.
(28-34) Kendilerine zulmedenler / kendilerine zalimler , melekler onları vefat ettirirken teslim olduk , bizler kötülük yapanlar değildik diye cevap verirler , bilakis Allah kesinlikle onların yaptıkları şeyleri bilmektedir (Kimi kandırıyorsunuz?) Cehennemin kapılarından ora ya kalıcı olarak girin , kibirlenenlerin / mütekebbirler in yerleşim yeri ne kötü dür. Sakınanlara denilir ki rabbiniz ne indirdi? derler ki hayır indirdi, bu dünyada güzellik yapanlar için, güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır, sakınanların yurdu ise ne güzeldir, altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler, orada neyi isterlerse onlara o vardır , Allah sakınanları / muttakileri böyle karşılıklandırır , Melekler hoş kimselerin canlarını alırlarken derler ki; selam size / teslimiyet üzerinize olsun, yaptıklarınızdan ötürü cennete girin , m eleklerin yahut Rabbinizin bir emrinin sizi almasını mı bekliyorsunuz? Onlardan öncekilerde böyle yaptı , Allah onlara zulmetmedi ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , yaptıkları nedeniyle onlara kötülük isabet et ti, alay ediyor oldukları şeyler de onları kuşattı.
Melekler, tertemiz ve hoş olarak canlarını aldığı o kimselere: “Selam olsun size! Yaptığınız amelleriniz sebebiyle girin Cennet'e!” derler.
Melekler, iyi insanlar olarak canlarını aldığı kimselere de: "Selam size, yaptıklarınıza karşılık cennete girin!" derler.
Onlar, meleklerin, iyi durumda iken vefat ettireceği kimselerdir. Onlara şöyle derler: "Selam size /artık güvendesiniz! Yapmış olduklarınıza karşılık cennete girin dipnot 1 !"
Melekler, iyi durumdayken vefat ettirdikleri kişilere; "Esenlik ve güvenlik sizedir (Selamun aleykum)" derler, "Yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak girin cennete dipnot 1 ."
Melekler, arınıp temizlenmiş kimselerin canlarını alırken: Selam size! Yaptığınız amelleriniz sebebiyle girin Cennet'e! derler.
Melekler, arınmış kimselerin canlarını alırken: -Selam size! Yaptıklarınızın karşılığı olarak girin cennete! derler.
Melekler, canlarını temiz insanlar olarak aldıklarına şöyle derler: "Selam size, yapıp ettiklerinize karşılık olarak girin cennete."
Nahl suresi, 33. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ أَمْرُ رَبِّكَ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
(O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helak emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
(Kâfirler) ille de kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin (azap) emrinin gelmesini mi bekliyorlar! dipnot 1 Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara haksızlık etmedi fakat onlar kendilerine haksızlık ediyorlardı. dipnot 2
Şu berikiler başka değil, sadece meleklerin ya da Rablerinin (helak) emrinin kendilerine gelmesini bekliyorlar, öyle mi? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Onlara zulmeden Allah değildi; aksine onlar kendi kendilerine zulmetmiş oldular.
(Hakkı inkar edenler) yalnızca meleklerin kendilerine görünmesini ya da Allah'ın nihai yargısının gerçekleşmesini mi bekliyorlar? Onlardan önce gelip geçen (günahkar) toplumlar da böyle yaptı; ve (helak edildikleri zaman) onlara zulmeden Allah değildi; tersine onlar kendi kendilerine zulmettiler:
(Onlar iman etmek için) ille meleklerin gelmesini (fiziki ölüm) yahut Rabbinin hükmünün (bir azabın) gelmesini mi bekliyorlar?. . Onlardan öncekiler de işte böyle yapmıştı! Allah onlara zulmetmedi; onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
(Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
(Kâfirler) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rablerinin (Kıyamet günü) emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Meleklerin, kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? Yoksa Efendinin buyruğunun gelmesini mi? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.
İlle kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Kendilerine meleklerin gelmesini yahut Efendinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Kendilerinden öncekiler de aynı şekilde davranmışlardı. Onlara ALLAH zulmetmedi, onlar kendi kendilerine zulmettiler.
Kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Kendilerinden öncekiler de aynı şekilde davranmışlardı. Onlara ALLAH zulmetmedi, onlar kendi kendilerine zulmettiler.
O kafirler, sadece kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin emrinin gelmesini beklerler, onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
O kafirler başka değil ancak kendilerine o meleklerin gelmesine veya Rabbının emri gelmesine bakarlar, onlardan evvelkiler de böyle yaptılar ve onlara Allah zulmetmedi ve lakin kendileri nefislerine zulmediyorlardı
Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabb'inin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabb'inin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabb'inin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendilerine haksızlık yapmışlardı.
(Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya rabbinin buyruğunun gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Tanrı onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
(Kafirler) kendilerine o meleklerin gelmesinden, yahud Rabbinin emri (erişib) çatmasından başka bir şey mi beklerler? (Buna hakları var mı?) Onlardan evvelkiler de böyle yapdı (idi). Onlara Allah zulm etmedi. Fakat kendi kendilerine zulm etdiler onlar.
Onlar, kendilerine meleklerin veya Rabbının emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
(28-34) Kendilerine zulmedenler / kendilerine zalimler , melekler onları vefat ettirirken teslim olduk , bizler kötülük yapanlar değildik diye cevap verirler , bilakis Allah kesinlikle onların yaptıkları şeyleri bilmektedir (Kimi kandırıyorsunuz?) Cehennemin kapılarından ora ya kalıcı olarak girin , kibirlenenlerin / mütekebbirler in yerleşim yeri ne kötü dür. Sakınanlara denilir ki rabbiniz ne indirdi? derler ki hayır indirdi, bu dünyada güzellik yapanlar için, güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır, sakınanların yurdu ise ne güzeldir, altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler, orada neyi isterlerse onlara o vardır , Allah sakınanları / muttakileri böyle karşılıklandırır , Melekler hoş kimselerin canlarını alırlarken derler ki; selam size / teslimiyet üzerinize olsun, yaptıklarınızdan ötürü cennete girin , m eleklerin yahut Rabbinizin bir emrinin sizi almasını mı bekliyorsunuz? Onlardan öncekilerde böyle yaptı , Allah onlara zulmetmedi ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , yaptıkları nedeniyle onlara kötülük isabet et ti, alay ediyor oldukları şeyler de onları kuşattı.
(Kâfirler) kendilerine o meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin emrinin gelip çatmasından başkasını mı beklerler? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
(İnkar edenler) İlle kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin (azab) emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Bunlar /kafirler meleklerin gelmesi veya Rablerinin emrinin gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar dipnot 1 ! Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Allah onlara asla yanlış yapmadı; yanlışı onlar kendilerine yapıyorlardı dipnot 2 .
Bunlar ne bekliyorlar? Meleklerin gelmesini veya Rablerinin (Sahiplerinin) emrinin gelmesini mi? Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Allah onlara karşı bir yanlış yapmadı ama onlar yanlışı kendilerine yapıyorlardı.
Onlar, kendilerine meleklerin veya Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Onlara Allah zulmetmedi. Onlar, kendi kendilerine zulmettiler.
Onlar, kendilerine meleklerin veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Onlara Allah zulmetmedi. Onlar, kendi kendilerine zulmettiler.
Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Allah'ın emrinin gelmesini mi? Onlardan öncekiler de aynen böyle yapmışlardı. Allah onlara zulüm etmemişti. Tam aksine, onlar kendi kendilerine zulüm ediyorlardı.
Nahl suresi, 34. ayet. فَأَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Sonunda yaptıklarının kötülükleri onlara ulaşmış ve alay etmiş oldukları şey onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır. dipnot 1
En sonunda yaptıkları kötülüklerin hedefi haline geldiler: alay edip durdukları şey tarafından çepeçevre kuşatıldılar.
Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı.
Bu yüzden yaptıklarının getirisi olan kötülükler kendilerine isabet etti ve kendisiyle alay edip durdukları şey kendilerini çepeçevre kuşattı.
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Sonunda, yaptıkları kötülükler başlarına yıkıldı. Ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.
Yaptıkları kötülükler onlara dokundu ve alaya almış oldukları şeyler onları kuşattı.
Yapmış olduklarının kötü sonuçları onlara dokundu ve alaya almış oldukları şeyler onları kuşattı.
Onun için yaptıklarının fenalıkları başlarına musibet oldu ve alay ettikleri şey kendilerini sarıverdi.
Onun için amellerinin fenalıkları başlarına musibet oldu ve istihza ettikleri şey kendilerini sarıverdi
Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Onun için yapdıklarının cezası onları çarpmış, istihza edegeldikleri (hakıykat) çepçevre kendilerini kuşatıvermişdir.
Bunun için işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
(28-34) Kendilerine zulmedenler / kendilerine zalimler , melekler onları vefat ettirirken teslim olduk , bizler kötülük yapanlar değildik diye cevap verirler , bilakis Allah kesinlikle onların yaptıkları şeyleri bilmektedir (Kimi kandırıyorsunuz?) Cehennemin kapılarından ora ya kalıcı olarak girin , kibirlenenlerin / mütekebbirler in yerleşim yeri ne kötü dür. Sakınanlara denilir ki rabbiniz ne indirdi? derler ki hayır indirdi, bu dünyada güzellik yapanlar için, güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır, sakınanların yurdu ise ne güzeldir, altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler, orada neyi isterlerse onlara o vardır , Allah sakınanları / muttakileri böyle karşılıklandırır , Melekler hoş kimselerin canlarını alırlarken derler ki; selam size / teslimiyet üzerinize olsun, yaptıklarınızdan ötürü cennete girin , m eleklerin yahut Rabbinizin bir emrinin sizi almasını mı bekliyorsunuz? Onlardan öncekilerde böyle yaptı , Allah onlara zulmetmedi ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , yaptıkları nedeniyle onlara kötülük isabet et ti, alay ediyor oldukları şeyler de onları kuşattı.
Onlara, yapmış oldukları amellerin kötülüğü dokunup, isabet etti ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşattı.
Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Sonunda işlediklerinin kötü sonuçları başlarına geldi ve hafife aldıkları şey onları kuşattı dipnot 1 .
Yaptıkları işlerin kötü tarafları onlara gelip çattı da hafife aldıkları o şey başlarına geldi.
Onlara, yapmış oldukları amellerin kötülüğü dokundu ve onları alay ettikleri şey, çepeçevre kuşattı.
Onlara, yaptıklarının kötülüğü dokundu ve onları alay ettikleri şey, çepeçevre kuşattı.
Sonunda, yapıp ettiklerinin kötülükleri başlarına musibet olmuş, alay edip durdukları şey kendilerini sarıvermişti.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.