Diyanet İşleri
Allah'ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.
Nahl suresi · 73–83. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nahl suresi, 73. ayet. وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْتَطِيعُونَ
Allah'ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.
(Müşrikler) Allah'ın peşi sıra kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık veremeyen ve (hiçbir şeye) güçleri yetmeyen şeylere tapıyorlar.
Üstelik Allah'ı bırakıp, kendileri için göklerden ve yerden rızkın hiçbir türünü sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere kulluk edecekler!?
Allah'ı bırakıp, onlar için göklerden veya yerden herhangi bir rızık sağlayamayan ve zaten buna gücü de olmayan şeylere mi tapınıp duracaklar?
Semalardan ve arzdan Allah dunundaki, kendileri için bir şeye malik olmayan ve kudreti olmayan şeylere tapınıyorlar!
Allah'ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiç bir rızka, hiç bir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
(Müşrikler) Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere (putlara) tapıyorlar.
Allah'tan başka bir de ayrıca, kendilerine göklerden ve yeryüzünden hiçbir geçimlik veremeyen, zaten buna güçleri de yetmeyenlere hizmet ediyorlar; öyle mi?
Müşrikler, Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere tapıyorlar.
ALLAH'ı bırakıp, kendilerine göklerden ve yerden rızık sağlamayan aciz kişilere hizmet ediyorlar.
ALLAH'ı bırakıp, kendilerine göklerden ve yerden rızık sağlamıyan aciz kişilere kulluk ediyorlar.
Allah'ı bırakıp da göklerden ve yerden kendilerine verecek hiçbir rızka sahip olmayan ve olma ihtimali bulunmayan şeylere tapıyorlar.
Allahı bırakıp da kendilerine Göklerden ve Yerden zerrece bir rızka malik olmıyan ve olmak ıhtimali bulunmıyan şeylere tapıyorlar
Onlar, Allah'ın yanı sıra, göklerden ve yerden kendilerine hiçbir rızık veremeyen ve hiçbir şeye güçleri yetmeyen şeylere kulluk ediyorlar.
Onlar, Allah'ın yanı sıra, göklerden ve yerden kendilerine hiçbir rızık veremeyen ve hiçbir şeye güçleri yetmeyen şeylere kulluk ediyorlar.
Onlar, Allah'ı bırakıp göklerden ve yerden kendilerine hiçbir rızık veremeyen ve hiçbir şeye güçleri yetmeyen şeylere kulluk ediyorlar.
Tanrı'nın dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiç bir rızka, hiç bir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
(Müşrikler) Allahı bırakıb da kendileri için ne göklerden, ne yerden hiç bir rızka, hiç bir şey'e malik olmayan ve buna güçleri dahi yetmeyen şeylere (putlara) taparlar.
Onlar; Allah'ı bırakarak, göklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan, olsa bile veremeyen şeylere mi tapınıyorlar?
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah'tan başka kendilerine göklerden ve yerden rızık olarak bir şey vermeye güç yetiremeyen ve bunu yapamayacak olan şeylere taparlar.
Allah'tan başka, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızık veremeyecek ve bunu asla yapamayacak olan şeylere mi tapıyorlar?
Onlara göklerden ve yerden herhangi bir rızık verme yetkisi olmayan, buna gücü de yetmeyen varlıkları Allah ile aralarına koyup kulluk ediyorlar. dipnot 1
Kendilerine göklerden ve yerden rızık olarak verecek bir şeyi olmayan ve buna gücü de yetmeyenleri Allah ile aralarına koyup kulluk ediyorlar.
Allah’tan başka onlara göklerden ve yerden verecek hiç bir rızka malik olmayan ve buna da gücü yetmeyenlere ibadet ediyorlar.
Allah'ı bırakıp onlara göklerden ve yerden verecek hiç rızka sahip olmayan ve vermeye de gücü yetmeyenlere kulluk ediyorlar.
Allah'ı bırakıp da kendilerine, göklerden ve yerden bir parçacık rızık veremeyen, buna güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar?
Nahl suresi, 74. ayet. فَلَا تَضْرِبُوا۟ لِلَّهِ ٱلْأَمْثَالَ إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Artık Allah'a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Allah'a örnekler vermeyin! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah bilir; siz bilemezsiniz.
Artık Allah ile (başka şeyler arasında) benzetme yoluyla misal vermeye kalkmayın! (Allah misaller veriyor;) çünkü Allah (her şeyi) biliyor, fakat siz bilmiyorsunuz.
Öyleyse, sakın Allah'la (başkaları arasında) herhangi bir benzerlik kurmaya kalkmayın! Çünkü, Allah (her şeyin aslını) biliyor, ama siz bilmiyorsunuz.
Allah için emsal düşünmeyin! (Allah, "HU"dur!). . . Allah bilir ve siz bilmezsiniz.
Artık Allah'a benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.
Allah’a birtakım benzerler (ve ortaklar) icat etmeyin. Çünkü Allah (herşeyi) bilir, siz ise bilemezsiniz.
Artık, Allah'a yakıştırmalar yapmaya kalkmayın. Kuşkusuz, Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.
Allah'a birtakım benzerler icat etmeyiniz! Çünkü Allah her şeyi bilir, siz ise bilemezsiniz.
Öyleyse, ALLAH'a örnekler vermeyiniz; siz bilmezken ALLAH bilir.
Öyleyse, ALLAH'a örnekler vermeyiniz; siz bilmezken ALLAH bilir.
Artık Allah'a temsiller yapmağa kalkmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilemezsiniz.
Artık Allaha temsiller yapmağa kalkmayın, çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz
Artık Allah'a benzerler uydurmayın. Kuşkusuz, Allah bilir siz bilmezsiniz.
Artık Allah'a benzerler uydurmayın. Kuşkusuz, Allah bilir siz bilmezsiniz.
Artık Allah'a benzerler uydurmayın. Kuşkusuz, Allah bilir siz bilmezsiniz.
Artık Tanrı'ya benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Tanrı bilir, siz ise bilmezsiniz.
Artık Allaha benzerler koşub durmayın. Çünkü Allah (her şey'i) biliyor, siz bilmiyorsunuz.
Allah'a benzerler koşmaya kalkmayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah'a benzerler koşup durmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Allah'a meseller vermeğe (benzetmeler yapmağa) kalkmayın! Çünkü Allah (benzetme yapmayı) bilir, siz ise bilmezsiniz!
Allah'ı bir şeye benzeten örnekler vermeyin. dipnot 1 Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Siz, Allah'ı bir şeylere benzetmeyin dipnot 1 . Allah bilir, siz bilmezsiniz dipnot 2 .
Allah'a benzerler koşmayın. Allah elbette bilir fakat siz bilmezsiniz.
Allah hakkında örnek göstermeyin. Allah elbette bilir fakat siz bilmezsiniz.
Artık Allah'a örnekler verip durmayın. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Nahl suresi, 75. ayet. ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَمَن رَّزَقْنَٰهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا هَلْ يَسْتَوُۥنَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasına ait bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek vermektedir. Bunlar hiç eşit olurlar mı! Hamd (övgü) Allah içindir. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler. dipnot 1
(İşte, örnek olarak) Allah size şu misali verir: Başkasının boyunduruğu altındaki köle sınıfına mensup birini (düşünün; bir de) kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan açık ve gizli hayırda bulunan (hür) birini... Şimdi bunların (ikisi de) bir tutulabilir mi? Övgülerin en mükemmeline yalnız (iradeyi yaratan) Allah layıktır: fakat onların çoğu (bunun dahi) farkında değiller!
Allah (işte size iki insan) örneği veriyor: (biri) hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasına bağımlı bir köle; (diğeri de) kendisine katımızdan (bir armağan olarak) güzel bir rızık bahşettiğimiz (özgür) bir insan ki, o rızıktan gizli açık (gönlünce, doğru yolda) harcamalar yapıyor. İmdi, (düşünün), bu iki insan hiç bir tutulabilir mi? Bütün övgüler Allah'a yakışır: ama onların çoğu bunu bilmezler.
Allah (şöyle) bir misal veriyor: Bir şeye gücü yetmeyen köle ile kendisini bizden güzel bir yaşam gıdası ile beslediğimiz ve ondan gizli ve açık başkalarına bağışta bulunan kişi. . . Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd, Allah'a aittir! Hayır, onların çoğunluğu bilmezler.
Allah, (kendisine ortak koştuğunuz ilahlar konusunda) hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile, tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Allah, örnek veriyor: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının yönetimindeki bir kul; verdiğimiz güzel bir geçimi hem gizli hem de açık olarak yardımlaşmak amacıyla paylaşan birisiyle aynı olur mu? Allah'a övgüler olsun! Hayır, onların çoğu bilmez.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine katımızdan verdiğimiz güzel rızıktan gizlice ve açıkça veren kimseyi örnek veriyor. Bunlar hiç eşit olur mu? Övgü Allah'a aittir;fakat çoğu bunu bilmez.
ALLAH, hiçbir şeye gücü yetmeyen, sahiplenilmiş bir köle ile kendi tarafımızdan güzelce rızıklandırdığımız, o rızıktan gizli ve açık yardım için harcayan kişiyi örnek olarak verir. Bu ikisi hiçbir olur mu? Övgü ALLAH'adır, ancak çokları bilmezler.
ALLAH, hiçbir şeye gücü yetmeyen, sahiplenilmiş bir köle ile kendi tarafımızdan güzelce rızıklandırdığımız, o rızıktan gizli ve açık yardım için harcayan kişiyi örnek olarak verir. Bu ikisi hiç bir olur mu? Övgü ALLAH'adır, ancak çokları bilmezler.
Allah şunu misal getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu? Bütün hamd, Allah'a mahsustur, fakat çokları bilmezler.
Allah şunu temsil getirdi: bir abdi memluk, hiç bir şey'e kudreti yok, bir de o zat ki kendisine tarafımızdan güzel bir rızık nasib etmişiz de o ondan gizli, açık infak edip duruyor, hiç bunlar müsavi olurlar mı? Bütün hamd Allahındır amma çokları bilmezler
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olmuş bir abd dipnot 1 ile tarafımızdan kendisine iyi bir rızık verip de ondan gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir. Bunlar, hiç bir olurlar mı? Hamd, Allah'a mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olmuş bir abd dipnot 1 ile tarafımızdan kendisine iyi bir rızık verip de ondan gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir. Bunlar, hiç bir olurlar mı? Hamd, Allah'a mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olmuş bir köle ile tarafımızdan kendisine iyi bir rızık verip de ondan gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir. Bunlar, hiç bir olurlar mı? Hamd, Allah'a mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler. dipnot 1
Tanrı, (kendisine ortak koştuğunuz tanrılar konusunda) hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile, tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Tanrı'nındır fakat onların çoğu bilmezler.
Allah şöyle bir mesel irad etdi: Hiç bir şey'e gücü yetmeyen memluk bir kul, bir de (hür) bir zat ki kendisine tarafımızdan güzel bir rızk nasıyb etmişizde o, bundan gizli ve aşikar harcayıp duruyor. Bunlar hiç müsavi olurlar mı? (Bütün) hamd Allahındır. Hayır, onların çoğu bilmezler.
Allah, size bir misal verir: Başkasının malı olan ve hiç bir şeye gücü yetmeyen bir köle ile tarafımızdan güzel bir rızka nail olup gizli veya açık infak eden; hiç bir olur mu? Hamd, Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının mülkiyetinde bulunan bir kul ile kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verip de ondan gizli ve açık verip, duran kişiyi örnek verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamt Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile; kendisine güzel rızık verdiğimiz, o rızıktan gizli ve açık harcayan kimseyi misal olarak anlattı. Hiç bunlar bir olurlar mı? Hamd Allah'a mahsustur, fakat çokları bilmezler.
Allah, hakimiyet altında olup hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle ile kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve onu gizli-açık infak eden /hayra harcayan (hür) kişiyi örnek veriyor. Bunlar hiç bir olur mu? Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür dipnot 1 ama onların çoğu bunu bilmez. dipnot 2
Allah size bir benzetme yapıyor; hakimiyet altında olup hiçbir şeye gücü yetmeyen bir esir, bir de kendine güzel rızık verdiğimiz ve onu gizli-açık hayra harcayan kişi. Hiç bunlar bir olur mu dipnot 1 ? Allah ne yaparsa güzel yapar ama onların çoğu bunu bilmezler.
Allah, size, başkasının malı olan ve hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle ile kendimizden güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız ve bu rızkı gizli ve açıktan infak eden kimseyi örnek gösteriyor. Hiç bunlar eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat, onların çoğu bilmiyor.
Allah, size, başkasının mülkiyetinde olan ve hiç bir şeye gücü yetmeyen bir köle ile tarafımızdan güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız ve kendisi de ondan gizli ve açıktan infak eden kimseyi örnek gösteriyor. Hiç bunlar eşit olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat, onların çoğu bilmiyor.
Allah şöyle bir örnekleme yaptı: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının eşyası durumunda bir kul/köle ile bizden bir güzel rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan gizli açık dağıtan bir kişi. Bunlar aynı olur mu?! Bütün övgüler Allah'adır ama onların çokları bilmiyorlar.
Nahl suresi, 76. ayet. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَآ أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَىٰهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ هَلْ يَسْتَوِى هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?
Allah şu iki adamı da örnek vermektedir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisine bir yüktür. Onu her nereye gönderse hiçbir hayır (yarar) da getiremez. Bu kişi ile doğru yolda olarak adaleti emreden (diğer) kişi eşit olur mu hiç!
Yine Allah şu iki adamı da misal verir: Onlardan biri elinden hiçbir iş gelmeyen, iki lafı bir araya getiremeyen bir ahmak. Üstüne üstlük bir de efendisinin sırtında yük. Onu nereye gönderse başarılı bir sonuçla dönemez. Şimdi böyle biri, adaleti emreden ve kendisi de dosdoğru yolda olan kimseyle denk tutulabilir mi?
Ve yine Allah (size başka) iki insan örneği veriyor: Onlardan biri, hiçbir iş elinden gelmeyen bir dilsiz ki, efendisinin sırtında gerçek bir yük; öyle ki, beriki onu hangi işe koşsa olumlu bir sonuç alamıyor. Peki, işte böyle biri, doğru ve hakça olanın yapılmasını emreden ve kendisi de dosdoğru bir yolda yürüyen (bilge bir) kimseyle hiç bir tutulabilir mi?
Allah şu iki kişiyi de misal verdi: Bunlardan biri konuşmasını bilmez, bir şeye kudreti yoktur; efendisi yanında yüktür. . . Onu hangi işe yönlendirse bir hayırla gelmez. . . Hiç bu, elindekinin hakkını veren ve kendisi doğru yolda yürüyen kişi ile eşit olur mu?
Allah şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?
Allah, şu iki kişiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu?
Allah, şu iki kişiyi de örnek veriyor: "Birisi, hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ve yöneticisinin sırtında bir yük; nereye gönderse bir yarar sağlamıyor. O, adaleti uygulayan ve doğru yolda yürüyen kimseyle aynı olur mu?"
Allah şu iki kişiyi örnek veriyor: Biri, hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine yük olan, bir yere gönderse bir iyilik getiremeyen bir dilsiz; şimdi bu, doğru yolda olarak adaletle iş yapan kimse ile bir olur mu?
ALLAH şu iki adamı da örnek verir: Birisi bir şey yapacak yeteneğe sahip olmayıp tümüyle efendisine bağımlıdır, onu ne işe koşsa bir şey beceremez. İşte böyle bir kişi ile doğru yol üzerinde bulunup adaleti uygulayan kişi hiçbir olur mu? dipnot 1
ALLAH şu iki adamı da örnek verir: Birisi bir şey yapacak yeteneğe sahip olmayıp tümüyle efendisine/sahibine bağımlıdır, onu ne işe koşsa bir şey beceremez. İşte böyle bir kişi ile doğru yol üzerinde bulunup adaleti uygulayan kişi hiç bir olur mu?
Allah şunu da bir örnek veriyor: Birisi hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine sadece bir ağırlık olan ve ne tarafa gönderilse hiçbir işe yaramayan bir dilsizdir. Bu dilsiz hiç adaletle emreden ve doğru bir yolda giden kimse ile eşit olabilir mi?
Allah şunu da bir temsil getirdi: iki kişi birisi dilsiz, hiç bir şeye kudreti yok, efendisine sade bir ağırlık, ne tarafa gönderilse hiç bir hayre yaramaz, hiç bu, adaletle amir olan ve doğru bir yolda giden kimseye müsavi olabilir mi?
Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına dipnot 1 bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?
Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına dipnot 1 bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?
Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına dipnot 1 bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?
Tanrı şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle buyuran ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?
Allah (şu) iki kişiyi de misal getirdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiç bir şey beceremez ve o, efendisinin üstünde bir yükdür. O, bunu nereye gönderse hayır getirmez. Hiç bu, adaletle emreden, kendisi dosdoğru bir yol üzerinde bulunan kişi ile bir olur mu?
Allah; iki kişiyi de misal veriyor: Biri hiç bir şeye gücü yetmez bir dilsizdir ki, efendisine yüktür. Nereye gönderse bir hayır getirmez. Bununla; doğru yolda olup adaletle emreden bir olur mu hiç?
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah, şu iki adamı da örnek verir: Birisi hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine yük olan bir dilsiz. Onu nereye yönlendirse bir hayır elde edemez. Hiç onunla adaleti emredip dosdoğru bir yol üzerine olan kimse eşit olur mu?
Ve Allah şu iki adamı da misal olarak anlattı: Birisi dilsizdir, hiçbir şey yapamaz, efendisinin üzerine bir yüktür. (Efendisi) onu nereye gönderse bir hayır getirmez (bir iş beceremez). Şimdi bu (adam), doğru yolda giderek adaleti emreden kimse gibi olur mu?
Allah iki kişiyi daha örnek veriyor: Onlardan biri, hiçbir şeye güç yetiremeyen dilsiz, velisine yük olmuş, onu nereye yönlendirse iyi bir sonuçla gelmiyor. Şimdi onunla, kendisi doğru yol üzerinde bulunup adaleti emreden diğer kişi hiç bir olur mu? dipnot 1
Allah size iki kişilik bir benzetme daha yapıyor. Biri, dostuna yük olmuş bir dilsiz, hiç bir şey yapamaz, nereye gönderse bir iş beceremez. Diğeri, doğru bir yolda olup adil ve dengeli davranışlar istiyor. Bu iki kimse bir olur mu dipnot 1 ?
Allah şu iki adamı da örnek olarak veriyor: Birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve efendisine yük. Onu nereye gönderse hayır getirmez. O adamla; adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda olan kimse eşit olur mu?
Allah şu iki adamı da örnek olarak veriyor: Birisi, dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve efendisine yük. Onu nereye gönderse hayır getirmez. Onunla; adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda olan kimse eşit olur mu?
Allah şöyle bir örnekleme de yaptı: İki adam; birisi dilsiz; hiçbir şeye gücü yetmez, efendisi/yöneticisi üstüne sadece bir yük. Efendi onu nereye gönderse hiçbir hayır getiremez. Şimdi bu adam, dosdoğru bir yol üzerinde bulunup adaletle emreden kişi ile aynı olur mu?
Nahl suresi, 77. ayet. وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَآ أَمْرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ ٱلْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Göklerin ve yerin gaybı (bilinemeyeni) yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 O (Son) Saat'in (gerçekleşme) işi, göz açıp kapama gibi hatta dipnot 2 çok daha yakın bir (zamanda gerçekleşecek olaydan) başka bir şey değildir. dipnot 3 Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.
İmdi, göklerin ve yerin gaybını (bilmek) yalnızca Allah'a mahsustur: Nitekim Son Saat'in gelip çatması, sadece bir göz açıp kapamak gibi veya daha da kısa bir zamanda vuku bulacak. Unutmayın ki her şeyi yapmaya kadir olan yalnızca Allah'tır.
Ve (bilin ki) göklerin ve yerin bilinmeyen gerçekleri (yalnızca) Allah'a aittir. Ve o Son Saat'in gelip çatması ancak bir göz kırpması kadar yahut bundan da kısa (bir an içinde) olup bitecektir. Çünkü, şüphe yok, Allah'ın her şeye gücü yeter.
Semaların ve arzın algılanamayanları Allah içindir. . . O Saat'in (kıyametin) oluşması hükmü (Allah'a göre) bir göz kırpması gibi yahut daha da yakındır! Muhakkak ki Allah her şeye Kaadir'dir.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (süratli) göz açıp kapama gibidir veya daha yakındır. Şüphesiz, Allah her şeye güç yetirendir.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
Göklerin ve yeryüzünün gizli gerçekleri, Allah'a özgüdür. Evrenlerin sonunun buyruğu da ancak bir göz kırpması ölçüsünde veya bundan daha kısadır. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir.
Göklerin ve yerin gizemleri ALLAH'a aittir. O an bir göz kırpması kadar veya daha kısadır. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.
Göklerin ve yerin gizemleri ALLAH'a aittir. Saat, (dünyanın sonu) bir göz kırpması kadar veya daha kısadır. ALLAH her şeye Gücü Yetendir
Bütün göklerin ve yerin sırrını bilmek de Allah'a mahsustur. Kıyamet olayı da yalnız bir göz kırpması gibi veya daha yakındır. Şüphe yok ki, Allah, herşeye gücü yetendir.
Bütün Semavat-ü Arzın gaybını bilmek de Allaha mahsus, saat emri ise sade lemhi basar gibi yahud daha yakındır, şüphe yok ki Allah her şey'e kadir
Göklerin ve yerin gaybı, yalnızca Allah'a aittir. Sa'at'in dipnot 1 emri de yalnızca göz açıp kapamak veya ondan daha az bir zamanda olacaktır. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Kadir'dir.
Göklerin ve yerin gaybı, yalnızca Allah'a aittir. Sa'at'in dipnot 1 emri de yalnızca göz açıp kapamak veya ondan daha az bir zamanda olacaktır. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Kadir'dir.
Göklerin ve yerin gaybı, yalnızca Allah'a aittir. Saatin dipnot 1 emri de yalnızca göz açıp kapamak veya ondan daha az bir zamanda olacaktır. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Kadir'dir.
Göklerin ve yerin gaybı Tanrı'ya aittir. (Kıyamet) Saatin(in) buyruğu da yalnızca (süratli) göz açıp kapama gibidir veya daha yakındır. Şüphesiz, Tanrı her şeye güç yetirendir.
Göklerin ve yerin ğaybı (nı bilmek) Allaha mahsusdur. Saat (kıyamet) haadisesi de (başka değil) ancak göz kırpma gibidir. Yahud o, daha yakındır. Çünkü Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Saat hadisesi ise ancak bir göz kırpma gibi veya daha yakındır. Şüphesiz ki Allah; her şeye Kadir'dir
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. O sa'atin işi, bir göz açıp yumma gibi, yahut daha yakın(kısa)dır. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.
Göklerin ve yerin gaybını /gizlisini saklısını bilmek Allah'a mahsustur dipnot 1 . O saat /kalkış saati tek bir emre bakar, (sizin için) göz açıp kapama gibi, hatta belki daha da yakındır dipnot 2 . Muhakkak ki Allah her şeye bir ölçü koyandır.
Göklerin ve yerin bütün bilinmeyeni (gaybı) Allah'a aittir. Kıyamet saati göz açıp kapama kadardır, belki daha da yakındır. Allah her şeye bir ölçü koyar.
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet vakti ancak bir göz açıp kapama kadardır. Veya daha kısadır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet vakti ancak bir göz açıp kapama kadardır. Veya daha kısadır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. O saate/dünyanın sonuna ilişkin emirse bir göz açıp yummak gibi, hatta ondan da yakındır. Allah her şeye kadirdir.
Nahl suresi, 78. ayet. وَٱللَّهُ أَخْرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Allah siz hiçbir şey bilmezken sizi analarınızın karınlarından çıkarmış, şükredesiniz diye size işitme (duyusu), gözler ve kalpler vermiştir. dipnot 1
Sizi analarınızın karınlarından hiçbir şey bilmez bir halde çıkaran, belki şükrederler diye sizin için işitme, görme ve duyma-düşünme kabiliyeti takdir eden de yine Allah'tır.
Ve sizi analarınızın karnından, hiçbir şey bilmez bir halde çıkarıp size, şükredesiniz diye işitme duyusu, görme duyusu, duyma, düşünme yetisi bahşeden Allah'tır.
Allah sizi analarınızın karınlarından bir şey bilmez bir halde çıkardı. . . Değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye, size sem' (algılama), basarlar (görüp değerlendirme) ve fuadlar (Esma mana özelliklerinin beyne yansıtıcıları - kalp nöronları) verdi.
Allah, sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi.
Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Allah, sizi, annelerinizin karnından hiçbir şey bilmeyenler olarak çıkardı. Size, duyma yetisi, gözler ve duygular verdi; belki şükredersiniz diye.
Siz hiçbir şey bilmezken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
ALLAH sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman bir şey bilmiyordunuz. Size işitme, görme duyuları ve beyinler verdi ki şükredesiniz.
ALLAH sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman bir şey bilmiyordunuz. Size işitme, görme duyuları ve beyinler verdi ki şükredesiniz.
Allah, sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmediğiniz bir halde çıkardı. Öyle iken size, işitme, gözler ve kalpler verdi ki, şükredesiniz.
Ve Allah sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiç bir şey bilmiyordunuz, öyle iken size, işitme, gözler, gönüller verdi ki şükredesiniz
Ve Allah, sizi hiçbir şey bilmez halde, annelerinizin karnından çıkardı. Size işitme yetisi, dipnot 1 görme yetisi dipnot 2 ve anlama yetisi dipnot 3 verdi. Umulur ki şükredersiniz.
Ve Allah, sizi hiçbir şey bilmez halde, annelerinizin karnından çıkardı. Size işitme yetisi dipnot 1 , görme yetisi dipnot 2 ve anlama yetisi dipnot 3 verdi. Umulur ki şükredersiniz.
Ve Allah, sizi hiçbir şey bilmez halde, annelerinizin karnından çıkardı. Size işitme yetisi, görme yetisi ve fuadlar dipnot 1 verdi. Umulur ki şükredersiniz.
Tanrı, sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme [duyularını] ve yürekler (efidete) verdi.
Allah sizi analarınızın karınlarından, kendiniz hiç bir şey bilmiyorken, çıkardı. Size, şükredesiniz diye kulaklar, gözler, gönüller verdi. Taki şükredesiniz.
Sizi, annelerinizin karnından Allah çıkardı. Hiç bir şey bilmezdiniz. Ve size kulaklar, gözler ve gönüller verdi ki şükredesiniz.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Allah sizi, (hiçbir şey bilmediğiniz durumda) annelerinizin karınlarından çıkardı, size işitme (duyusu), gözler ve gönüller verdi ki şükredesiniz.
Allah sizi annelerinizin karınlarından, siz hiçbir şey bilmez bir durumdayken çıkardı. Şükredesiniz / görevlerinizi yerine getiresiniz diye de sizin için dinleme yeteneği, basiret / ileri görüşlülük ve gönüller oluşturdu. dipnot 1
Allah sizi analarınızın karnından çıkardığında hiç bir şey bilmiyordunuz. Ama size dinleme ve ileri görüşlü olma (basiret) özelliği ile gönüller vermişti. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
Allah sizi, hiçbir şey bilmez olduğunuz halde annelerinizin karnından çıkarmış ve size, şükür edesiniz diye kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir.
Allah sizi, hiçbir şey bilmez olduğunuz halde annelerinizin karnından çıkarmış ve size, şükür edesiniz diye kulak, göz ve kalp vermiştir.
Allah sizi annelerinizin karınlarından çıkardı, hiçbir şey bilmiyordunuz; şükredebilesiniz diye size işitme gücü, gözler ve gönüller verdi.
Nahl suresi, 79. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلطَّيْرِ مُسَخَّرَٰتٍ فِى جَوِّ ٱلسَّمَآءِ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱللَّهُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Gökyüzünde Allah'ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan (kuş)ları görmezler mi? Onları (orada) Allah'tan başkası tutamaz. dipnot 1 Şüphesiz ki bunda inanan bir toplum için dersler vardır.
Peki, kuşlar üzerinde hiç mi gözlem yapmazlar? Onlar göğün boşluğunda (uçarken, ilahi yasalara) boyun eğmişlerdir. Onları orada tutan (yasayı) Allah'tan başka kimse (koyamaz). Hiç şüphesiz, inanıp güvenen bir toplum için bunda da mutlaka alınacak dersler vardır.
Peki, (hakkı inkar edenler), göğün ortasında, boşlukta, (Allah'ın yarattığı yasalara uyarak) uçup duran kuşlara bakıp düşünmüyorlar mı hiç? Elbette, Allah'tan başka kimse yok, onları yukarıda tutan. Şüphesiz bunda inanmaya eğilim duyanlar için çıkarılacak dersler var!
Havada Allah hükmüne uymakta olan kuşları görmüyorlar mı? Onları Allah'tan (Esma'sının kuvvelerinden) başkası tutmuyor. . . Bu işaretlerde de aklını kullananlar için bir ibret vardır!
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah’tan başkası tutamaz. Kuşkusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Boyun eğdirilmiş kuşları, gök boşluğunda görmüyorlar mı? Onları, Allah'tan başkası tutmuyor. Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.
Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için deliller vardır.
Göğün atmosferine uygun yaratılmış kuşları görmüyorlar mı? Onları ALLAH'tan başkası tutmaz. Bunda gerçeği onaylayan bir toplum için elbette ayetler vardır.
Göğün atmosferine uygun yaratılmış kuşları görmüyorlar mı? Onları ALLAH'tan başkası tutmaz. Bunda inanan bir toplum için elbette ayetler vardır.
Gökyüzünün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilerek uçuşan kuşları görmediler mi? Onları boşlukta tutan Allah'tır ancak. Şüphesiz, bunda iman edecek bir topluluk için birçok deliller vardır.
Görmediler mi baksalar a kuşlara cevvi Semada müsahharlar iken onları Allahdan başka tutan nedir? Elbette bunda iyman edecek bir kavm için çok ayetler var
Gökyüzünün boşluğunda ilahi yasa gereği, uçuşan kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah'tan başkası o boşlukta tutamaz. Bunda inanan bir halk için ayetler dipnot 1 vardır.
Gökyüzünün boşluğunda ilahi yasa gereği, uçuşan kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah'tan başkası o boşlukta tutamaz. Bunda inanan bir halk için ayetler dipnot 1 vardır.
Gökyüzünün boşluğunda ilahi yasa gereği, uçuşan kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah'tan başkası o boşlukta tutamaz. Bunda inanan bir toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Tanrı'dan başkası tutmuyor. Şüphesiz inanan bir topluluk için bunda ayetler vardır.
Yerle gök arasında (Allaha) ram (ve) müsehhar ol (arak uçuş) an kuşları görmediler mi? Bunları (orada) Allahdan başkası tutmuyor. Bunda da iman edecek bir kavm için nice ayetler (ibretler) vardır.
Göğün boşluğunda; Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan başka kimse tutmaz. İnanan bir kavim için muhakkak ki bunda ayetler vardır.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Gök boşluğunda, boyun eğdirilmiş kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah’tan başka kimse tutmuyor. İşte bunda da iman eden bir toplum için ayetler/işaretler vardır.
Göğün boşluğunda, O'nun emrine boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah'tan başka tutan yoktur. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ayetler (Allah'ın büyüklüğüne işaretler) vardır.
Onlar göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş bir şekilde uçan kuşları hiç görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz dipnot 1 . İşte bunda inanıp güvenen bir topluluk için kesinlikle ayetler /belgeler vardır.
Allah'a boyun eğerek gök boşluğunda uçan kuşları görmediler mi? Bunları orada Allah'tan başkası tutamaz dipnot 1 . İşte bunda düşünen bir toplululuk için belgeler(ayetler) vardır.
Gök boşluğunda, boyun eğdirilmiş kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah’tan başka kimse tutmuyor. İşte bunda da iman eden bir toplum için ayetler/işaretler vardır.
Gök boşluğunda, Allah'ın emrine boyun eğen kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah'tan başka kimse tutmuyor. İşte bunda da iman eden bir toplum için belgeler vardır.
Gök boşluğunda, bir emre boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Bunda, inanan bir topluluk için elbette ki izler, işaretler vardır.
Nahl suresi, 80. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۢ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا وَجَعَلَ لَكُم مِّن جُلُودِ ٱلْأَنْعَٰمِ بُيُوتًا تَسْتَخِفُّونَهَا يَوْمَ ظَعْنِكُمْ وَيَوْمَ إِقَامَتِكُمْ وَمِنْ أَصْوَافِهَا وَأَوْبَارِهَا وَأَشْعَارِهَآ أَثَٰثًا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ
Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.
Allah size huzur yeri olarak evlerinizi (yapma imkânı) vermiştir. Sizin için hayvan derilerinden gerek yolculuğunuzda, gerekse konaklama gününüzde kolayca taşıyabileceğiniz evler (çadırlar); dipnot 1 yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (yararlanacağınız) ev eşyası ve ticaret malı yaratmıştır.
Size içinde huzur ve sükun duyacağınız sabit meskenler (inşa etme yeteneği) veren; yine size hayvanların derilerinden konup göçerken kolayca taşıyacağınız seyyar mekanlar (yapma yeteneğini) kazandıran; onların yünlerinden, kürklerinden, kıllarından hem dayanıklı temel eşyalar hem de sınırlı süre kullanılan dayanıksız tali eşyalar (üretme yeteneğini) veren de Allah'tır.
Ve size, dinlenme yeri olarak kendinize ev (yapma imkan ve yeteneğini) veren; size, hayvanların derilerinden, konup göçerken kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar; (kaba) yünlerinden, ince yumuşak yünlerinden ve kıllarından dayanıklı ev eşyası ve daha kısa süreli kullanımlar için başka eşyalar (yapma imkan ve becerisini) bahşeden de Allah'tır.
Allah evlerinizi sizin için huzur ve güvenle yaşam ortamı kıldı. . . Sizin için hayvanların derilerinden, yolculukta veya oturmak için kolayca taşıyıp kullanacağınız çadırlar; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından ev-giyim eşyası ve muayyen bir süreye kadar faydalanma nasip etti.
Allah, size evlerinizi (içinde) "güvenlik ve huzur bulacağınız yerler" kıldı; ve size hayvan derilerinden hem göç gününde, hem yerleşme gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir zamana kadar giyimlikler, döşemelikler ve (ticaret için) bir meta kıldı.
Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerekse konaklama gününüzde, kolayca taşıyacağınız evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (faydalanacağınız) bir ev eşyası ve bir ticaret malı meydana getirdi.
Allah, evlerinizi sizin için dinlenme yeri yaptı. Hayvan derilerinden, yolculuk ettiğinizde ve konakladığınızda kolayca taşıyacağınız evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından, bir süreye dek yararlanacağınız ev eşyası ve çok sayıda eşya verdi.
Allah evlerinizi size bir huzur ve sükün yeri yaptı. Size hayvanların derilerinden yolculuk günlerinizde ve ikamet günlerinizde kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar; yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından bir süreye kadar kullanabileceğiniz giyimlikler ve geçimlikler var etmiştir.
Ve ALLAH evlerinizi sizin için barınaklar yaptı. Çiftlik hayvanlarının derilerinden, yolculuk günü ve ikamet günü kullanacağınız portatif evler sağladı. Yünlerinden, kürklerinden ve kıllarından da bir süreye kadar giyip döşeyeceğiniz eşyalar çıkardı.
Ve ALLAH evlerinizi sizin için barınaklar yaptı. Çiftlik hayvanlarının derilerinden, yolculuk günü ve ikamet günü kullanacağınız portatif evler sağladı. Yünlerinden, kürklerinden ve kıllarından da bir süreye kadar giyip döşeyeceğiniz eşyalar çıkardı.
Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuk sırasında, gerekse konup yerleştiğiniz günlerde kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar ve yünlerinden, yapağılarından, kıllarından da bir süreye kadar kullanacağınız, giyim, ev eşyası ve ticaret malı yarattı.
Allah size evlerinizden bir mesken yaptı ve en'am derilerinden size gerek göç gününüzde ve gerek ikametiniz gününde hafif hafif taşıyacağınız evler ve yünlerinden yapağılarından, kıllarından bir zamana kadar (giyinecek, kuşanacak, serilecek, döşenecek) bir esas ve (ticaret edilecek) bir meta' yaptı
Allah, evlerinizden sizin için bir huzur ve dinginlik yeri yaptı. Ve sizin için, hayvanların derilerinden yolculuğunuz sırasında ve konaklamanızda taşınabilir çadırdan evler ve yünlerinden, tüylerinden, kıllarından ev eşyası ve geçim aracı yaptı.
Allah, evlerinizden sizin için bir huzur ve dinginlik yeri yaptı. Ve sizin için, hayvanların derilerinden yolculuğunuz sırasında ve konaklamanızda taşınabilir çadırdan evler ve yünlerinden, tüylerinden, kıllarından ev eşyası ve geçim aracı yaptı.
Allah, evlerinizden sizin için bir huzur ve dinginlik yeri yaptı. Ve sizin için, hayvanların derilerinden yolculuğunuz sırasında ve konaklamanızda taşınabilir çadırdan evler ve yünlerinden, tüylerinden, kıllarından ev eşyası ve geçim aracı yaptı.
Tanrı, size evlerinizi (içinde) 'güvenlik ve huzur bulacağınız yerler' kıldı; ve size hayvan derilerinden hem göç gününde, hem yerleşme gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir zamana kadar giyimlikler, döşemelikler ve (ticaret için) bir meta kıldı.
Allah evlerinizden size huzur ve sükun (yeri) yapdı. Sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerek konduğunuz günde hafifçe taşıyacağınız (portatif) evler; yünlerinden, yapağılarından, kıllarından bir zamana kadar (kullanmanız için) giyimlik (ler), döşemelik (ler) ve ticaret kumaş (lar) ı verdi.
Allah evlerinizi sizin için bir huzur ve sükun yeri yaptı ve size hayvan derilerinden; gerek göç gününde gerek konduğunuz günde hafifçe taşıyacağınız evler; yünlerinden, yapağılarından, kıllarından bir zamana kadar giyimlik, döşemelik ve ticaret kumaşı verdi.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.
Allah size, evlerinizi oturma yeri yaptı ve size hayvan derilerinden, göç gününüzde (yolculukta) ve ikamet gününüzde (oturma zamanlarınızda) kolayca kullanacağınız hafif evler (çadırlar, portatif evler) ve yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (kullanacağınız) giyilecek, döşenecek eşya ve geçimlik (ticaret malı) yaptı.
Allah evlerinizi sizin için dinlenme yeri kıldı. En'am'ın / koyun, keçi, sığır ve devenin derisinden, göçtüğünüz gün ve konakladığınız gün kolayca taşıyabileceğiniz evler (çadırlar); yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından da bir süre yararlanacağınız ev eşyalarını ve diğer ihtiyaçlarınızı üretme imkanı verdi. dipnot 1
Allah evlerinizi size dinlenme yeri yaptı. En'am dipnot 1 derilerinden göç gününde ve konaklama gününde yükte hafif evler; yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından da bir süre yararlanacağınız ev eşyalarını ve diğer malları yaptı.
Allah, evlerinizi sizin için bir mesken kıldı. Size hayvanların derisinden, yolculuğunuzda ve oturduğunuzda kolayca taşıyacağınız evler/çadırlar ve onların yününden, tüyünden ve kıllarından belli bir süreye kadar (faydalanacağınız) bir ev eşyası ve bir meta kıldı.
Allah, evlerinizi sizin için huzur yeri kıldı. Size hayvanların derisinden, yolculuğunuzda ve oturduğunuzda kolayca taşıyacağınız evler ve onların yününden, tüyünden ve kıllarından belli bir süre kullanacağınız, ev eşyası ve değerli mallar hazırladı.
Allah size, evlerinizden huzur ve sükun yeri yaptı. Hayvan derilerinden size, gerek göç gününüzde gerek konduğunuz sırada rahatça taşıyacağınız evler yaptı. Ayrıca, hayvanların; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından belli bir süreye kadar kullanabileceğiniz giyimlikler, döşemelikler ve kullanım eşyası verdi.
Nahl suresi, 81. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّمَّا خَلَقَ ظِلَٰلًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْجِبَالِ أَكْنَٰنًا وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَٰبِيلَ تَقِيكُمُ ٱلْحَرَّ وَسَرَٰبِيلَ تَقِيكُم بَأْسَكُمْ كَذَٰلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.
Allah yarattığı şeylerden sizin için gölgeler var etmiştir. Dağlardan da sizin için barınaklar yaratmıştır. Sizi sıcaktan (ve soğuktan) koruyacak elbiseler ve (yine) savaşta sizi koruyacak elbiseler (zırhlar) yaratmıştır. İşte böylece (Allah) teslimiyet göstermeniz için üzerinize nimetini tamamlıyor. dipnot 1
Yarattığı şeylerden kimilerini size gölgelik kılan; ve dağlardan size sığınaklar-korunaklar temin eden; yine siz hem sıcağa (ve soğuğa) karşı korunacak giysiler, hem de savaşlarınızın darbelerinden korunacak elbiseler (imal etme yeteneği) veren de Allah'tır. Size olan nimetlerini işte böyle tamamladı; belki (O'na) teslimiyetiniz (de tam) olur.
Ve yarattığı bütün öteki şeyler arasında, size (çeşit çeşit) gölgelikler, sığınaklar ayıran; dağlarda gizlenme, saklanma yerleri bahşeden ve sizi sıcağa (ve soğuğa) karşı koruyacak elbiseler; (karşılıklı) saldırılarınıza karşı koruyacak (savaş) giysileri (yapma imkan ve becerisini) veren (de) Allah'tır. O size bahşettiği nimeti işte böyle her yönden tam tutmaktadır ki belki O'na boyun eğer de kurtulursunuz.
Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlardan sığınıp barınılacak yerler oluşturdu; sizin için, sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savaşta koruyan zırhlar yarattı. . . İşte böylece üzerinize nimetini tamamlıyor ki müslimler olasınız!
Allah, sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar, siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz.
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı. Dağlarda da sizin için barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yarattı. İşte böylece Allah, müslüman olmanız için üzerinize nimetini tamamlıyor.
Allah, yarattıklarından sizin için gölgelikler yaptı. Dağlarda barınaklar, sıcaktan koruyacak giysiler ve güçlü çarpışlardan koruyacak giysiler verdi. Üzerinizdeki nimetini, işte böyle tamamlıyor; belki teslim olursunuz diye.
Allah, yarattıklarından size gölgeler yapmış, dağlarda barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yaratmıştır. İslam'a girip esenlik kazanasınız diye, size olan nimetini böyle tamamlıyor.
Ve ALLAH yarattığı şeylerden sizin için gölgeler oluşturdu. Sizin için dağları sığınak yaptı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve sizi savaşlarınızda koruyacak elbiseler hazırladı. Teslim olasınız diye nimetlerini size böyle tamamlıyor.
Ve ALLAH yarattığı şeylerden sizin için gölgeler oluşturdu. Sizin için dağları sığınak yaptı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve sizi savaşlarınızda koruyacak elbiseler hazırladı. Teslim olasınız diye nimetlerini size böyle tamamlıyor.
Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı; size dağlardan siperler yaptı; sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve sizi savaşta koruyacak giysiler yaptı. Böylece O, samimi müslüman olasınız diye, üzerinize olan nimetini tamamlayacaktır.
Allah halkettiği şeylerden sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlardan siperler yaptı, hem sizi sıcaktan vikaye edecek esvablar hem de harbde vikaye edecek esvablar yaptı, bu suretle üzerinizde olan ni'metini tamamlıyacak ki siz halıs müsliman olup selamet neşredesiniz
Allah, sizin için, yarattığı şeylerden gölgeler yaptı. Sizin için dağlardan sığınaklar, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve şiddetli darbelerden koruyacak giysiler dipnot 1 yaptı. Sizin üzerinizdeki nimetini işte böyle tamamlıyor. Umulur ki; böylece teslim dipnot 2 olursunuz.
Allah, sizin için, yarattığı şeylerden gölgeler yaptı. Sizin için dağlardan sığınaklar, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve şiddetli darbelerden koruyacak giysiler dipnot 1 yaptı. Sizin üzerinizdeki nimetini işte böyle tamamlıyor. Umulur ki; böylece teslim dipnot 2 olursunuz.
Allah, sizin için, yarattığı şeylerden gölgeler yaptı. Sizin için dağlardan sığınaklar, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve şiddetli darbelerden koruyacak giyisiler dipnot 1 yaptı. Sizin üzerinizdeki nimetini işte böyle tamamlıyor. Umulur ki; böylece teslim dipnot 2 olursunuz.
Tanrı, sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar, siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz.
Allah, yaratdıklarından sizin için gölgeler yaydı. Dağlardan size yuvalar, siperler yapdı. Haraaretden sizi koruyacak libaslar, harbde sizi vikaaye edecek (demirden) giyimler yapdı. İşte O, bu suretle üzerinizdeki ni'metini tamamlıyor. Taki (Ona) teslimiyyetle itaat edesiniz.
Allah; yaratıklarından sizin için gölgeler yapmış, dağlarda sığınacağınız barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harbde muhafaza edecek zırhlar vermiştir. Müslüman olasınız diye, size olan nimetini işte böylece tamamlamıştır.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaydı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, itaat ederek teslim olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlarda oturulacak barınaklar (mağaralar) var etti ve sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savaşta sizi koruyan elbiseler (zırhlar) var eyledi. Allah size ni'metini böyle tamamlıyor ki siz müslüman olup esenliğe eresiniz.
Allah, yarattığı şeylerden size gölgeler oluşturdu dipnot 1 . Dağlarda korunaklar oluşturdu. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ile çatışmalarda koruyacak elbiseler yapma imkanı da oluşturdu dipnot 2 . Allah size olan nimetini böyle tamamlar ki ona teslim olasınız.
Allah, yarattığı bazı şeyleri size gölgelik yaptı. Dağlarda sığınaklar oluşturdu. Vücut ısısını koruyan elbiseler ile sizi zor durumlarda koruyan elbiseler yaptı dipnot 1 . Allah size olan nimetini böyle tamamlar, belki O'na teslim olursunuz.
Allah sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı, dağlardan sığınaklar yaptı ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve (savaşta) tehlikeden koruyacak (zırh gibi) elbiseler yarattı. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır. Umulur ki boyun eğip teslimiyet gösterirsiniz
Allah yine sizin için yarattığı şeylerden gölgeler, dağlardan sığınaklar ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve tehlikeden koruyacak zırhlar vermiştir. Kendisine teslimiyet arzedesiniz diye, üzerinizdeki nimetini işte böyle tamamlar.
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler oluşturdu. Dağlardan sizin için sığınak evler yaptı. Sizin için, sıcaktan koruyacak elbiselerle savaşta koruyacak elbiseler de yaptı. İşte nimetini üzerinizde böyle tamamlıyor ki, O'na teslim olup esenliğe ulaşabilesiniz.
Nahl suresi, 82. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
Yine de yüz çevirirlerse, artık sana düşen (görev) ancak apaçık tebliğdir.
Buna rağmen yüz çevirirlerse unutma ki sana düşen açık ve net olarak (mesajı) tebliğ etmektir.
Fakat, (ey Peygamber, eğer senden) yüz çevirirlerse, unutma ki, senin görevin sadece, (sana vahyolunan) mesajı açıkça duyurmaktan ibarettir.
(Rasulüm) eğer yüz çevirirlerse senden, sana düşen sadece apaçık tebliğdir!
Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.
(Ey Rasûlüm!) Yine de yüz çevirirlerse, artık sana düşen ancak açık bir tebliğden ibarettir.
Yine de yüz çevirirlerse, artık senin görevin, yalnızca apaçık bildirmektir.
Eğer yüz çevirirlerse, sana, "ancak açıkça bildirmek" düşer.
Yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca açık bir biçimde iletmektir.
Yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca (mesajı) açık bir biçimde iletmektir.
Buna karşı eğer yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen ancak açık tebliğdir.
Buna karşı eğer yüz çevirirlerse artık senin üzerine düşen ancak tebliğ-i beliğdir
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğ dipnot 1 etmektir.
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğ dipnot 1 etmektir.
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğ dipnot 1 etmektir.
Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.
Eğer yine yüz çevirirlerse artık senin üzerine düşen ancak apaçık bir tebliğden ibaretdir.
Eğer yüz çevirirlerse; sana düşen, ancak açıkça tebliğdir.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
Eğer yine yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
Eğer onlar yine de yüz çevirecek olurlarsa (bilsinler ki) sana düşen, sadece açık bir tebliğdir /ayetleri bildirmektir. dipnot 1
Yüz çevirirlerse sana düşen sadece her şeyi açıklayan bir tebliğdir.
Buna rağmen yine de yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen açıkça tebliğdir.
Buna rağmen yine de yüz çevirirlerse, O zaman sana düşen açıkça tebliğdir.
Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.
Nahl suresi, 83. ayet. يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ
Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
Onlar, Allah'ın nimet(ler)ini bilir (itiraf eder); sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.
Allah'ın nimetlerini pekala tanıyıp biliyorlar, fakat yine de nankörlük ediyorlar; zira onların çoğu küfre sapmışlar.
Aslında Allah'ın nimetinin pekala farkındalar ama, yine de onu tanıyıp doğrulamaya yanaşmıyorlar; çünkü onların çoğu onmaz biçimde küfre batmış bulunuyor.
(Onlar) Allah nimetini (Hz. Rasulullah'ı) tanırlar, sonra da O'nu inkar ederler. . . Onların ekseriyeti hakikat bilgisini inkar edenlerdir.
Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu inkar edenlerdir.
Onlar Allah'ın nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.
Allah'ın nimetini bilirler; sonra onları inkar ederler. Çünkü onların çoğu nankördür.
Onlar Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu nankördür.
ALLAH'ın nimetlerini çok iyi tanıdıkları halde onları inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
ALLAH'ın nimetlerini çok iyi tanıdıkları halde onları inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
Allah'ın nimetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler. Çoğu kafir kimselerdir.
Allahın nı'metini tanırlar, sonra da inkar ederler ve ekserisi kafirdirler
Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu Kafir dipnot 1 kimselerdir.
Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu Kafir[2] kimselerdir.
Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu inkar dipnot 1 ediyorlar. Onların çoğu kafir dipnot 2 kimselerdir.
Onlar, Tanrı'nın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu kafirdir.
Onlar hem Allahın (bu) ni'met (ler) ini i'tiraf ederler, hem yine onu (fiilleriyle) inkar ederler. Çoğu (inadına) kafir kimselerdir onların.
Allah'ın nimetini hem bilirler, hem de inkar ederler. Zaten onların çoğu kafirdirler.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.
Allah'ın ni'metini bilirler (bu ni'metleri Allah'ın yarattığını kabul ederler), sonra da (bunları kendilerine verenden başkasına taparak) bu ni'metleri inkar ederler, çokları da (nankördürler).
Onlar Allah'ın nimetlerini tanırlar, (ama) sonra onları inkar ederler. Onların çoğu kafirdir. dipnot 1
Allah'ın nimetini bilirler ama itiraf etmezler. Onların çoğu kafirdir.
Onlar Allah’ın nimetini bildikleri halde onu inkâr ederler ve onların çoğu kâfirdir.
Onlar Allah'ın nimetini bildikleri halde onu inkar ederler ve onların çoğu kafirdir.
Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da onu inkar ediyorlar. Çoğu nankördür bunların.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.