Nahl suresi

Nahl suresi, 39. ayet

Nahl suresi, 39. ayet. لِيُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى يَخْتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰذِبِينَ

liyübeyyine lehümü-lleẕî yaḫtelifûne fîhi veliya`leme-lleẕîne keferû ennehüm kânû kâẕibîn.

Diyanet İşleri

(Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kafir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 36–42 · surenin 39. ayeti / 128

Konu "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret Nahl 35–42 3

  1. Nahl 36

    Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

  2. Nahl 37

    Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.

  3. Nahl 38

    Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  4. 39

    (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kafir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!

  5. Nahl 40

    Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.

  6. Nahl 41

    Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi..

  7. Nahl 42

    Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 39–40. ayetler için yazılmıştır.

39. Daha sonra Allah, amellerin karşılığının verilişinin ve öldükten sonra dirilişin hikmetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “(Böylece) hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri” büyük küçük tüm meseleleri “onlara açıklayacak” bunların gerçek mahiyetlerini onlara beyan edecek “ve kafirler de kendilerinin gerçekten yalancı kimseler olduklarını bileceklerdir” Amellerini görünce pişmanlıklara boğulacaklardır. O vakit Allah ile birlikte tapındıkları tanrılarının kendilerine hiçbir faydaları olmayacaktır. Rabbinin emri gelince tapındıkları varlıkların cehennem odunu olduklarını göreceklerdir. Güneş ve ay tortop edilip ışıkları söndürülecek, yıldızlar etrafa savrulacak, bunlara tapınan kimseler de onların, Allah’ın emrine amade kullar olduklarını, bütün hallerinde Allah’a muhtaç olduklarını anlayacaklardır.

40. Bütün bu işlerin hiçbirisi, Allah için zor ve güç değildir, O’na ağır gelmez. Çünkü O, bir şeyi diledi mi ona: “Ol” der, o da herhangi bir karşı koyma ve herhangi bir direniş söz konusu olmaksızın derhal ve O’nun dilediği şekilde ve murad ettiği gibi oluverir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah onlara tevhit, yeniden diriliş ve peygamberliğe dair ayrılığa düştükleri konuların hakikatini açıklamak, kâfirlerin, Allah'ın ortakları olduğuna ve yeniden dirilişi inkâr etmelerine dair ileri sürdükleri iddialarında yalan söylediklerini anlamaları için onların hepsini kıyamet günü yeniden diriltecektir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لِيُبَيِّنَ liyubeyyine açıklasın (diye) kök: بين
  2. لَهُمُ lehumu onlara
  3. ٱلَّذِى llezi
  4. يَخْتَلِفُونَ yehtelifune ihtilaf ettiklerini kök: خلف
  5. فِيهِ fihi hakkında
  6. وَلِيَعْلَمَ veliyea'leme ve bilsinler (diye) kök: علم
  7. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  8. كَفَرُوٓا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  9. أَنَّهُمْ ennehum onların
  10. كَانُوا۟ kanu olduklarını kök: كون
  11. كَـٰذِبِينَ kazibine yalancılar kök: كذب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hakkında anlaşmazlığa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve kâfir olanların da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için (Allah onları diriltecektir). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle "Sonunda kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için (Allah onları diriltecek)" şeklinde de tercüme edilebilir.

Mustafa İslamoğlu

(Oysa ki), hakkında görüş ayrılığına düştükleri hakikati onlara ayan açık göstersin; (onu) inkarda ısrar edenler ise, kendilerinin yalancı olduklarını anlasınlar diye (Allah ölüleri diriltecektir).

Muhammed Esed

(Oysa, Allah ölüleri diriltecektir) ki, üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeği onlara bütün açıklığıyla göstersin ve o hakkı inkara kalkışanlar da kendilerinin yalancı olduklarını görüp de anlayabilsinler.

Ahmed Hulusi

Hakkında ihtilaf ettikleri şeyi kendilerine açıklasın ve hakikat bilgisini inkar edenler kendilerinin yalancılar olduklarını bilsin diye (her ölümü tadanı ba'sedecektir).

Ali Bulaç

Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için (diriltecektir).

Ali Özek ve heyeti

Hakkında ihtilaf ettikleri şeyi onlara açıklaması ve kâfir olanların da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için (Allah onları diriltecek).

Ali Rıza Safa

Hakkında uyuşmazlığa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve nankörlük edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri için.

Bayraktar Bayraklı

Çünkü, hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara Allah anlatacak ve inkarcılar da yalancı olduklarını bileceklerdir.

Edip Yüksel

Anlaşmazlığa düştükleri konuları onlara açıklasın ve kafirler de kendilerinin yalancı olduğunu öğrensin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Anlaşmazlığa düştükleri konuları onlara açıklasın ve kafirler de kendilerinin yalancı olduğunu öğrensin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, hakkında görüş ayrılığına düştükleri gerçeği kendilerine anlatması ve inkar edenlerin de kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri için, onları dirilecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ba'sedecek ki onlara ıhtilaf ettikleri hakkı anlatsın ve onu inkar edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler

Erhan Aktaş

Karşı çıktıkları şeyin dipnot 1 onlara açıklanması ve Kafirlerin yalancılar olduklarını bilmeleri için diriltileceklerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yeniden diriltilme olayı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Karşı çıktıkları şeyin dipnot 1 onlara açıklanması ve Kafirlerin yalancılar olduklarını bilmeleri için diriltileceklerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yeniden diriltilme olayı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Karşı çıktıkları şeyin dipnot 1 onlara açıklanması ve gerçeği yalanlayan nankörlerin, yalancılar olduklarını bilmeleri için diriltileceklerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yeniden diriltilme olayı.

Gültekin Onan

Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve küfredenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için (diriltecektir).

Hasan Basri Çantay

(Allah diriltecek) onlara hakkında ihtilaf edegeldiklerini açıklasın, küfr (ve inkar) edenler de kendilerinin ne yalancı kimseler idiklerini bilsin (ler) diye.

İbni Kesir

Üzerinde ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklasın ve küfredenler gerçekten yalancı olduklarını bilsinler diye, diriltecektir.

Mehmet Alagaş

(35-40) Ortak koşanlar dediler ki Allah eğer isteseydi, biz de babalarımız da onun dışında birine ibadet etmezdik ve de onun dışında hiçbir şeyi de haram etmezdik. (Demek ki o istemiş biz de yapmışız diyorlar Allah istediğini yaratıyor biz istediğimizi seçiyoruz dikkat !! yaratamıyoruz yaratılmışı seçiyoruz yahut yaratım sürecine katkı vermeyi seçiyoruz bizsiz de yaratabilir.) Aynen kendilerinden öncekiler gibi yaptılar , Resullerimize düşen sadece apaçık şekilde bilgilendirmekten / tebliğden başka nedir? Kesin olan şu ki, biz her ümmete / her topluluğa Allaha ibadet etmeleri ve taşkınlık edenden / tağuttan kaçınmaları için bir Resul var ettik, Allah kimine hidayet ediyor kiminin üzerine ise sapmış olarak kalmak gerçekleşiyor. Arzda şimdi gezin, bakın bakalım yalancıların akıbeti nasıl olmuş? Eğer ki onların hidayeti bulmalarına ne kadar çok hırslanmış olsan da Allah sapmış kimseyi kesinlikle hidayete erdirmez / yola yönlendirmez , onların herhangi bir yardımcıları da yoktur. Allah’a bütün güçleri ile “Allah ölen birini asla diriltmez” diye yemin ettiler, Bilakis onlara olan vaadi haktır / hakikattir ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar , İhtilaf edip durdukları şeylerin açıklanması ve de kafirlerin yalancı olduklarını bilmeleri için (tekrar yaratacağız) bir şeyin olmasını murat ettiğimizde bizim sözümüz şudur, ona deriz ki ol ve o olur.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Bu diriliş,) Hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklasın, inkâr edenler de kendilerinin gerçekten yalancı kimseler olduklarını bilsinler diyedir.

Süleyman Ateş

(Diriltecektir ki) Hakkında ihtilaf ettikleri gerçeği onlara açıklasın ve inkar edenler de yalancı olduklarını bilsinler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tekrar diriltecek ki anlaşmazlığa düştükleri konuları onlara açıklasın ve ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), yalancı olduklarını öğrensinler.

Şaban Britch

(Bu diriliş,) Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi açıklamak ve kâfirlerin bizatihi kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi içindir.

Şaban Piriş

(Bu diriliş,) Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi açıklamak ve kafirlerin yalancı olduklarını ortaya çıkarmak içindir.

Yaşar Nuri Öztürk

Diriltecek ki, onlara, ihtilafa düştükleri şeyi açık seçik göstersin ve küfre sapanlar kendilerinin yalancılar olduğunu bilsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is an act of mercy to both the guilty and the innocent- that Allah resurrects the dead and restores them to life to illucidate to them the strained points upon which the whole unreasoning turned and the points which were once in the heat of. dispute so that the infidels who denied Him and/or His statutes realize how unjust they were to themselves and to others to justify their falsehood and assert it as true.

Abdul Haleem

in order to make clear for them what they have differed about and so that the disbelievers may realize that what they said was false.

Abdullah Yusuf Ali

(They must be raised up), in order that He may manifest to them the truth of that wherein they differ, and that the rejecters of Truth may realise that they had indeed (surrendered to) Falsehood.

Abul A'la Maududi

(That is bound to happen in order that) He may make clear to them the reality regarding the matters on which they differ and that the unbelievers may realize that they were liars. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In (Ayat 39 )those two things have been stated which rationally and morally require that there must be Resurrection and life after death, that is:

Aisha Bewley

It is so that He can make clear to them the things they differed about and so that those who were kafir will know that they were liars.

Al-Hilali & Khan

In order that He may make manifest to them the truth of that wherein they differ, and that those who disbelieved (in Resurrection, and in the Oneness of Allâh) may know that they were liars.

Ali Quli Qarai

That He may clarify for them what they differ about, and that the faithless may know that they were liars.

Amatul Rahman Omar

(It is a fact that He will raise the dead to life) so that He may make plain to them the things over which they were at variance (in the present life), and so that the disbelievers may know that they were truly liars.

Arthur John Arberry

so that He may make clear to them that whereon they were at variance, and that the unbelievers may know that they were truly liars.

Bijan Moeinian

After having resurrecting everyone, God will point out what everyone has been doing (in his worldly life. ) Thus it will be revealed what kind of the liars the disbelievers were.

E. Henry Palmer

To explain to them that which they disputed about, and that those who misbelieved may know that they are liars.

Edip-Layth

So that He will make clear for them that in which they have disputed, and so that those who have rejected will know that they were liars.

George Sale

He will raise them that He may clearly shew them the truth concerning which they now disagree, and that the unbelievers may know that they are liars.

Hamid S. Aziz

(It is) To explain to them that which they disputed about, and that those who disbelieved may know that they are liars.

Mahmoud Ghali

So that He may make evident to them wherein they differ, and that the ones who disbelieved may know that they were liars.

Marmaduke Pickthall

That He may explain unto them that wherein they differ, and that those who disbelieved may know that they were liars.

Mohamed Ahmed - Samira

For (they fear) He might make what they differed about plain to them, and that the infidels may realise that they were liars.

Muhammad Asad

[He will resurrect them] to the end that He might make clear unto them all whereon they [now] hold divergent views, and that they who are bent on denying the truth [of resurrection] might come to know that they were liars.

Mustafa Khattab

˹He will do that˺ to make clear to them what they disagreed on, and for the disbelievers to know that they were liars.

Progressive Muslims

So that He will make clear for them that in which they have disputed, and so that those who have rejected will know that they were liars.

Rashad Khalifa

He will then point out to everyone all the things they had disputed, and will let those who disbelieved know that they were liars.

Sahih International

[It is] so He will make clear to them [the truth of] that wherein they differ and so those who have disbelieved may know that they were liars.

Sam Gerrans

That He might make plain to them that wherein they differ, and that those who ignore warning might know that they were liars.

Shabbir Ahmed

He will then make them understand wherein they differ, and the rejecters will realize that they were liars.

Syed Vickar Ahamed

(They must be raised up) so that He may clarify to them the Truth where they differed, and that the rejecters of Truth may realize that they had really (given in to) falsehood.

Taqi Usmani

(He will resurrect all of them,) so that He discloses for them what they have been disputing about, and so that those who disbelieve may know that they were liars.

The Monotheist Group

So that He will clarify for them that in which they have disputed, and so that those who have rejected will know that they were liars.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩