Diyanet İşleri
Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.
Nahl suresi · 66–72. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nahl suresi, 66. ayet. وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهِۦ مِنۢ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَّبَنًا خَالِصًا سَآئِغًا لِّلشَّٰرِبِينَ
Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.
Şüphesiz ki hayvanlarda da sizin için ibret vardır. dipnot 1 Size, onların karınlarındaki atık (gübre) ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen saf bir süt içiriyoruz.
Yine sizin için sağmal hayvanlarda da alınacak bir öğüt vardır: size hayvanın karnında sindirilen şeylerden oluşan, atıklarından ve kanından ayrışarak süzülüp gelen saf ve lezzetli, sindirimi kolay bir süt içiriyoruz.
Ve muhakkak ki, sizin için (sağmal) hayvanlarda da (çıkarılacak) bir ders vardır: hayvanın karnında, (bedeninden) atılacak artıklarla kan arasından (salgılanan) ve içenlere lezzet ve ferahlık veren katıksız süt içiriyoruz size.
En'amda (kurban olabilecek hayvanlarda) da sizin için bir ibret vardır. . . Size onun (en'amın - hayvanın) karınlarındaki pislik ve kan arasından, lezzetle boğazdan geçen, halis bir süt içiririz.
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.
Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz.
Hayvanlarda da sizin için kesinlikle bir ders vardır. Karınlarındaki sindirilmiş gıdalar ile kan arasından, içenlerin boğazından akıp giden katışıksız sütü içiriyoruz. dipnot 201
Şüphesiz sizin için hayvanlarda da büyük bir ders vardır. Karınlarındaki fışkı ile kan arasından gelen, içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir süt içiriyoruzsize.
Sizin için çiftlik hayvanlarında da dersler vardır. İçmeniz için karınlarından, yani sindirilmiş yiyecek ile kan arasından çıkan bir maddeyi size sunuyoruz: İçimi lezzetli saf süt.
Sizin için çiftlik hayvanlarında da dersler vardır. İçmeniz için karınlarından, yani sindirilmiş yiyecek ile kan arasından çıkan bir maddeyi size sunuyoruz: İçimi lezzetli saf süt.
Gerçekten size sağmal hayvanlarda da bir ibret vardır. Biz, size onların kanlarındaki fışkı ile kan arasından, lezzetli ve içenlerin boğazlarından kolayca kayıp giden halis bir süt içiriyoruz.
Her halde size sağmal hayvanlarda da bir ıbret vardır, size onun butunundakinden fers ile dem arasında halıs bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından kayar gider
Hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Size, onların karınlarındaki fışkı dipnot 1 ile kan arasından süzülüp gelen içimi lezzetli, halis dipnot 2 bir süt içiriyoruz.
Hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Size, onların karınlarındaki fışkı dipnot 1 ile kan arasından süzülüp gelen içimi lezzetli, halis dipnot 2 bir süt içiriyoruz.
Hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Size, onların karınlarındaki fışkı dipnot 1 ile kan arasından süzülüp gelen içimi lezzetli, halis dipnot 2 bir süt içiriyoruz.
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır; size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.
Sağmal hayvanlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Size onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla geçen dubduru (ve tertemiz) bir süt içiriyoruz.
Sizin için hayvanlarda da ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından; size, içenlerin boğazından kolaylıkla geçen dupduru bir süt içiririz.
(64-69) Biz sana kitabı ancak onlara, üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuların açıklaman için ve İman eden bir kavmi yola iletmesi için ve rahmet olsun diye indirdik. Allah gökten su indirir, onunla yeri öldükten sonra diriltir, işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır. Sizin için hayvanlarda dikkate alınması gereken önemli şey vardır / ibret vardır , onların karınlarında kan ve pislik arasından çıkanı içiyorsunuz (seka içen saki içiren) içenlerin kolaylıkla içtikleri katışıksız / saf / halis süt, hurma ve üzüm ürünlerinden, sarhoş edici içecek / sekeran ve güzel rızık elde ediyorsunuz, işte bunda akleden kavim için gösterge / ayet vardır. Rabbin Bal Arısına dağları ağaçları ve inşa edilmiş çardakları / arşları ev olarak edin sonra tüm ürünlerden ye, uysal bir halde Rabbinin yollarına git diye vahyetti, O, karnından renkleri çeşitli bir içecek çıkarır. O insanlar için bir şifadır / düzelticidir. İşte bunda düşünen kavim için delil / ayet vardır.
Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki işkembe ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiririz.
Hayvanlarda da sizin için ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasından (çıkardığımız) halis, içenlere (içimi) kolay süt içiriyoruz.
En'amda /koyun, keçi, sığır ve devede sizin için kesinlikle bir ibret vardır. Onların karınlarındaki, fers dipnot 1 ile kanın ayrışmasından dipnot 2 oluşan ve içenlerin boğazından kayıp giden saf bir sütü size içiriyoruz. dipnot 3
Sizin en'amdan (koyun, keçi, sığır ve deveden) alacağınız ders vardır. İçlerindeki fers dipnot 1 ile kanın ayrışmasından dipnot 2 oluşan ve içenlerin boğazından kayıp giden saf bir sütü size içiririz.
Sizin için hayvanlarda da ibretler vardır. Size, onların karınlarındaki işkembe ile kan arasında halis, içimi kolay bir süt içiriyoruz.
Sizin için hayvanlarda da ibretler vardır. Size, onların karınlarındaki dışkı ile kan arasında halis, içenlerin boğazından kolayca geçen bir süt içiriyoruz.
Hayvanlarda da sizin için kesin bir ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazlarından kayar gider.
Nahl suresi, 67. ayet. وَمِن ثَمَرَٰتِ ٱلنَّخِيلِ وَٱلْأَعْنَٰبِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.
Hurma ve üzümlerin ürünlerinden hem sarhoş edici şeyler hem de güzel gıdalar ediniyorsunuz. dipnot 1 Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için bir delil vardır.
Yine, hurma ağaçlarının ve asmalarının ürünlerinden, hem sarhoşluk veren (zararlı) şeyler, hem de yararlı, güzel bir rızık elde ediyorsunuz: elbet bunda aklını kullanan bir topluluk için mutlaka alınacak bir öğüt bulunmaktadır.
Ve hurma ağaçlarının ve asmaların ürününden hem sarhoş edici içkiler, hem de güzel, temiz rızıklar elde edersiniz: işte bunda da, aklını kullanan kimseler için bir ders vardır!
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem sarhoşluk veren içecekler hem de güzel bir gıda edinirsiniz. . . Bu olayda da aklını kullananlar için bir ibret vardır.
Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır.
Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Ayrıca, hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden de sarhoşluk veren içkiler ve güzel bir geçimlik elde edersiniz. Aslında, işte bunda, aklını kullanan bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır. dipnot 202
Hurma ağacının ve üzümlerin ürünlerinden sarhoşluk veren içecek ve güzel rızık elde edersiniz. Aklını kullanan toplum için bunda bir işaret vardır.
Ve hurma ağaçlarının meyvelerinden, üzümlerden hem sarhoş edici içkiler ve hem de güzel bir rızık elde edersiniz. Akleden bir toplum için bunda bir işaret vardır. dipnot 1
Ve hurma ağaçlarının meyvelerinden, üzümlerden hem sarhoş edici içkiler ve hem de güzel bir rızık elde edersiniz. Akleden bir toplum için bunda bir işaret vardır.
Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden de hem içki, hem de güzel bir yiyecek çıkarırsınız. Şüphesiz ki, bunda aklını kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır.
Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvalarından da, bundan hem bir müskir çıkarırsınız hem de bir güzel rızık, her halde bunda aklı olan bir kavm için elbet bir ayet var
Üzüm ve hurma meyvelerinden sarhoşluk veren içecek dipnot 1 ve faydalı besinler elde edersiniz. Aklını kullanan bir halk için, bunda kesinlikle bir ayet dipnot 2 vardır.
Üzüm ve hurma meyvelerinden sarhoşluk veren içecek dipnot 1 ve faydalı besinler elde edersiniz. Aklını kullanan bir halk için, bunda kesinlikle bir ayet dipnot 2 vardır.
Üzüm ve hurma meyvelerinden içecek dipnot 1 ve faydalı besinler elde edersiniz. Aklını kullanan bir toplum için, bunda kesinlikle bir ayet dipnot 2 vardır.
Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz akleden bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.
Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden de içki ve güzel bir rızk edinirsiniz, işte bunda da aklını kullanacak bir kavm için hiç şübhesiz bir ayet vardır.
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden; şerbet, şıra ve güzel rızık elde edersiniz. Akleden bir kavim için bunda bir ayet vardır.
(64-69) Biz sana kitabı ancak onlara, üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuların açıklaman için ve İman eden bir kavmi yola iletmesi için ve rahmet olsun diye indirdik. Allah gökten su indirir, onunla yeri öldükten sonra diriltir, işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır. Sizin için hayvanlarda dikkate alınması gereken önemli şey vardır / ibret vardır , onların karınlarında kan ve pislik arasından çıkanı içiyorsunuz (seka içen saki içiren) içenlerin kolaylıkla içtikleri katışıksız / saf / halis süt, hurma ve üzüm ürünlerinden, sarhoş edici içecek / sekeran ve güzel rızık elde ediyorsunuz, işte bunda akleden kavim için gösterge / ayet vardır. Rabbin Bal Arısına dağları ağaçları ve inşa edilmiş çardakları / arşları ev olarak edin sonra tüm ürünlerden ye, uysal bir halde Rabbinin yollarına git diye vahyetti, O, karnından renkleri çeşitli bir içecek çıkarır. O insanlar için bir şifadır / düzelticidir. İşte bunda düşünen kavim için delil / ayet vardır.
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.
Hurma ağaçlarının meyvalarından ve üzümlerden de sarhoşluk ve güzel rızık elde edersiniz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için ibret vardır.
Hurma ve üzüm ürünlerinden hem sarhoşluk veren içki dipnot 1 hem de güzel bir rızık elde edersiniz. Şüphesiz bunda doğru bağlantılar kurabilen bir topluluk için kesin bir ayet /belge vardır.
Hurma ağaçlarının ürünlerinden ve üzümlerden, hem sarhoşluk veren içki hem de güzel rızık elde edersiniz. Aklını kullanan bir topluluk için bunda kesin bir belge (ayet) vardır.
Hurma ve üzüm ürünlerinden de bir sarhoşluk verici bir de güzel rızık elde edersiniz. İşte bunda da aklını kullanan bir toplum için bir ayet/işaret vardır.
Hurma ve üzüm ürünlerinden de bir sarhoşluk verici bir de güzel rızık elde edersiniz. İşte bunda da aklını kullanan bir toplum için bir işaret vardır.
Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.
Nahl suresi, 68. ayet. وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى ٱلنَّحْلِ أَنِ ٱتَّخِذِى مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ ٱلشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin."
Rabbin bal arısına şöyle vahyetmişti (bildirmişti): "Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) yaptıkları çardaklardan kendine yuvalar edin!
Yine Rabbinin arıya vahyetti(ğini de düşün): "Dağlardan, ağaçlardan ve imal edilmiş kovanlardan kendine yuva edin!
Ve bir de, Rabbinin arıya: "Dağlarda, ağaçlarda ve (insanların) hazırladıkları kovanlarda kendine yuva edin" diye vahyetti(ğini)
Rabbin bal arısına vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve yaptıkları kovanlardan evler edin!" (Düşünen beyinlere, arının {ve diğer mahlukatın} nasıl vahiy aldığı, bunun nasıl ve ne anlama geldiği konusu, çok şeyler açar. A. H. )
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.
Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin.
Ve Efendin, Dişi Balarısına, şöyle bildirdi: "Dağlarda, ağaçlarda ve kurdukları çardaklarda evler edin!"
- Rabbin bal arısına, "Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de,Rabbinin işlek olan yollarından yürü!" diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.
Ve Efendin dişi arıya vahiy etti: "Dağlardan, ağaçlardan ve kovanlardan evler edin"
Ve Rabbin arıya vahyetti: 'Dağlardan, ağaçlardan ve kurdukların (kovanlar) dan evler edin,'
Rabbin bal arısına da şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan göz göz evler edin!
Rabbın bal arısına da şöyle vahyetti: dağlardan ve ağaçlardan ve kuracakları köşklerden göz göz evler edin
Rabb'in, bal arısına; dağlarda, ağaçlarda ve hazırladıkları şeylerde dipnot 1 yuva edinmesini vahyetti. dipnot 2
Rabbin, bal arısına; dağlarda, ağaçlarda ve hazırladıkları şeylerde dipnot 1 yuva edinmesini vahyetti. dipnot 2
Rabbin, bal arısına; dağlarda, ağaçlarda ve hazırladıkları şeylerde dipnot 1 yuva edinmesini vahyetti. dipnot 2
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.
(68-69) Rabbin bal arısına: "Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların senin için yapacakları) çardaklardan evler (kovanlar) edin, sonra meyve (ve çiçek) lerin her birinden ye de Rabbinin (bal imalinde öğretdiği ve) kolaylıklar gösterdiği yaylım yollarına git" diye ilham etdi. Onların karınlarından (ağızlarından) renkleri çeşidli şerbet (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. İşte bunda da tefekkür edecek bir zümre için elbette bir ayet var.
Ve Rabbın bal arısına vahyetti ki: Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin.
(64-69) Biz sana kitabı ancak onlara, üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuların açıklaman için ve İman eden bir kavmi yola iletmesi için ve rahmet olsun diye indirdik. Allah gökten su indirir, onunla yeri öldükten sonra diriltir, işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır. Sizin için hayvanlarda dikkate alınması gereken önemli şey vardır / ibret vardır , onların karınlarında kan ve pislik arasından çıkanı içiyorsunuz (seka içen saki içiren) içenlerin kolaylıkla içtikleri katışıksız / saf / halis süt, hurma ve üzüm ürünlerinden, sarhoş edici içecek / sekeran ve güzel rızık elde ediyorsunuz, işte bunda akleden kavim için gösterge / ayet vardır. Rabbin Bal Arısına dağları ağaçları ve inşa edilmiş çardakları / arşları ev olarak edin sonra tüm ürünlerden ye, uysal bir halde Rabbinin yollarına git diye vahyetti, O, karnından renkleri çeşitli bir içecek çıkarır. O insanlar için bir şifadır / düzelticidir. İşte bunda düşünen kavim için delil / ayet vardır.
Rabbin, bal arısına şunu vahyetti: ''Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.''
Rabbin, bal arısına şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve kurdukları çardaklardan evler edin!"
Rabbin bal arısına şunu vahyetmiştir: dipnot 1 "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptığı kovanlardan kendine evler edin!
Rabbin bal arısına şöyle bildirdi: "Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları çardaklarda kendine evler edin.
Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların yaptığı) yapılardan kendine evler edin.
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve kovanlardan kendine evler yap.
Rabbin, balarısına şöyle vahyetti: "Dağlardan evler edin, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan da..."
Nahl suresi, 69. ayet. ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
"Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.
Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarına gir!" Karınlarından renkleri çeşitli bir içecek (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için bir delil vardır. dipnot 1
Sonra her türlü üründen ye ve ardından Rabbinin sana amade kıldığı yollarına koyul!" (Bütün bunların sonunda) onların karınlarından, içerisinde insanlar için şifa barındıran farklı renkler/tatlardan oluşan bir sıvı çıkar. Hiç şüphesiz, bütün bunlarda da düşünen bir toplum için mutlaka alınacak bir ders vardır.
ve (ona) "sonra her türlü üründen ye; ve Rabbinin senin için öngördüğü yolları mutlak bir boyun eğmişlikle izle" (diye buyurduğunu düşünün!) (İşte bunun içindir ki,) onların karınlarından, içinde insan sağlığına yarayışlı unsurlar bulunan değişik renklerde/tadlarda bir sıvı çıkar. Şüphesiz bunda da, düşünen kimseler için mutlaka bir ders vardır!
"Sonra, her çiçekten ye de programının gereği, varoluşunu meydana getiren Esma'nın gereği şekilde onu değerlendir". . . Onun karnından, renkleri muhtelif bir içecek çıkar ki, onun içinde insanlar için şifa vardır. . . Bu olayda da aklını kullananlar için bir ibret vardır!
Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü, uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.
Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.
"Sonra, tüm meyvelerden ye; Efendinin, sana kolaylaştırdığı yollarını izle!" Onun karınlarından, insanlara onma sağlayan türlü renklerde bir içecek çıkar. Aslında, işte bunda, düşünen bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.
- Rabbin bal arısına, "Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de,Rabbinin işlek olan yollarından yürü!" diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.
"Sonra, her çeşit meyveden ye ve Efendinin planını aynen izle." Karınlarından, insanlar için şifa içeren çeşitli renklerden bir içecek çıkar. Düşünen insanlar için bunda bir işaret vardır. dipnot 1
'Sonra, her çeşit meyveden ye ve Rabbinin planını aynen izle.' Karınlarından, insanlar için şifa içeren çeşitli renklerden bir içecek çıkar. Düşünen insanlar için bunda bir işaret vardır.
Sonra bütün meyvelerden ye ve Rabbinin kolay kıldığı yollara koy." İçlerinden çeşitli renklerde bir içecek çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda düşünen bir topluluk için büyük bir ibret vardır.
Sonra meyvaların hepsinden ye de rabbının müyesser kıldığı yollara koy, içlerinden renkleri muhtelif bir içecek peyda olur ki onda insanlara bir şifa vardır, her halde bunda tefekkür edecek bir kavm için elbet bir ayet var
"Sonra, her çeşit bitkiden ye. Rabb'inin emre amade kılınmış yollarında dolaş. dipnot 1 " Onun karınlarından, çeşitli renklerde şarap dipnot 2 çıkar. Onda, insanlar için şifa vardır. Bunda düşünen bir toplum için kesinlikle bir ayet vardır.
"Sonra, her çeşit bitkiden ye. Rabb'inin emre amade kılınmış yollarında dolaş." dipnot 1 Onun karınlarından, çeşitli renklerde şarap dipnot 2 çıkar. Onda, insanlar için şifa vardır. Bunda düşünen bir toplum için kesinlikle bir ayet vardır.
"Sonra, bitkilerin hepsinden ye. Rabb'inin emre amade kılınmış yollarında dolaş." dipnot 1 Onun karnından, çeşitli renklerde sıvı çıkar. Onda, insanlar için şifa vardır. Bunda düşünen bir toplum için kesinlikle bir ayet vardır.
Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü, uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen (yetefekkerun) bir kavim için gerçekten bunda bir ayet vardır.
(68-69) Rabbin bal arısına: "Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların senin için yapacakları) çardaklardan evler (kovanlar) edin, sonra meyve (ve çiçek) lerin her birinden ye de Rabbinin (bal imalinde öğretdiği ve) kolaylıklar gösterdiği yaylım yollarına git" diye ilham etdi. Onların karınlarından (ağızlarından) renkleri çeşidli şerbet (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. İşte bunda da tefekkür edecek bir zümre için elbette bir ayet var.
Sonra her tür üründen ye. Sonra da Rabbının işlemen için gösterdiği yoldan yürü. Karınlarından insanlara şifa olan, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar. Bunda düşünen bir kavim için şüphesiz bir ayet vardır.
(64-69) Biz sana kitabı ancak onlara, üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuların açıklaman için ve İman eden bir kavmi yola iletmesi için ve rahmet olsun diye indirdik. Allah gökten su indirir, onunla yeri öldükten sonra diriltir, işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır. Sizin için hayvanlarda dikkate alınması gereken önemli şey vardır / ibret vardır , onların karınlarında kan ve pislik arasından çıkanı içiyorsunuz (seka içen saki içiren) içenlerin kolaylıkla içtikleri katışıksız / saf / halis süt, hurma ve üzüm ürünlerinden, sarhoş edici içecek / sekeran ve güzel rızık elde ediyorsunuz, işte bunda akleden kavim için gösterge / ayet vardır. Rabbin Bal Arısına dağları ağaçları ve inşa edilmiş çardakları / arşları ev olarak edin sonra tüm ürünlerden ye, uysal bir halde Rabbinin yollarına git diye vahyetti, O, karnından renkleri çeşitli bir içecek çıkarır. O insanlar için bir şifadır / düzelticidir. İşte bunda düşünen kavim için delil / ayet vardır.
'Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.'' Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.
"Sonra her çeşit meyvalardan ye de Rabbinin yollarında boyun eğerek yürü!" Onun karınlarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir millet için ibret vardır.
Sonra ürünlerin hepsinden ye ve ardından Rabbinin senin için kolay kıldığı yollara gir!" Arıların karnından farklı renklerde bir sıvı / bal çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. dipnot 1 İşte bunda da düşünen bir topluluk için kesin bir ayet / belge vardır. dipnot 2
Sonra bütün ürünlerden ye ve Rabbinin sana gösterdiği yollara koyul." Arıların içinden değişik renklerde bir sıvı çıkar ki bu sıvıda insanlar için şifa bulunur. İşte bunda düşünen bir topluluk için kesin bir belge (ayet) vardır.
Sonra: “Bütün ürünlerden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollardan yürü.” Arıların karnından, çeşitli renklerde ve insanlar için şifa olan bir içecek çıkar. İşte bunda da düşünen bir toplum için bir ayet/işaret vardır.
Sonra "bütün ürünlerden ye, ve Rabbinin sana tahsis ettiği yollardan yürü." Arıların karnından, çeşitli renklerde ve insanlar için şifa olan bir içecek çıkar. İşte bunda da düşünen bir toplum için bir işaret vardır.
"Sonra, meyvaların her türünden ye de boyun bükerek Rabbinin yollarına koyul." Onun karıncıklarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifa vardır. Derin derin düşünen bir topluluk için, bunda kesin bir mucize var.
Nahl suresi, 70. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّىٰكُمْ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرْذَلِ ٱلْعُمُرِ لِكَىْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ
Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.
Sizi Allah yaratmıştır; sonra sizi vefat ettirecektir. Bilgiliyken hiçbir şeyi bilmez hâle gelsin diye sizden bazı kişiler ömrün en sıkıntılı çağına dipnot 1 kadar yaşatılacaktır. Şüphesiz ki Allah bilendir, gücü yetendir.
Sizi de Allah yarattı, sonra canınızı alacak. İçinizden kimileri ömrün en düşkün çağına kadar ulaştırılır. Hatta öyle ki, bilirken hiçbir şey bilmez olur: (ama) unutmayın ki Allah her şeyi bilir, sınırsız bir kudret sahibidir.
Ve sizi Allah yarattı, günü gelince de öldürecek; ve içinizden kimileri, ömrün o en düşkün çağına, (insanın) bildiği şeyi de bilmez olduğu yaşa kadar alıkonulurlar. Gerçek şu ki Allah, her zaman kudretli olan yegane ilim sahibidir!
Allah sizi yarattı. . . Sonra sizi vefat ettirir (öldürür değil vefat ettirir)! Kiminiz de erzel-i ömür'e (ömrün düşkünlük çağına) bırakılır; bildiklerini artık düşünemeyecek devreye. . . Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Kaadir'dir.
Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Allah bilendir, her şeye güç yetirendir.
Sizi Allah yarattı; sonra sizi vefat ettirecek. Daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler ömrün en kötü çağına kadar yaşatılacak. Allah şüphesiz her şeyi hakkıyla bilendir; her şeye kadirdir.
Ve Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. Aranızdan bir bölümü, bildiğini bilmez olsun diye, ömrünün en düşkün dönemlerine geri döndürülür. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Gücü Yetendir. dipnot 203
Sizi Allah yarattı; sonra sizi vefat ettirir. Daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye, sizden bazı kimseler ömrün en kötü çağına kadar yaşatılacak. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir; sonsuz kudret sahibidir.
Ve sizi ALLAH yarattı, sonra da yaşamınıza son verir. Sizden bazıları hayatın en kötü zamanına kadar yaşatılır ki bilgiden sonra hiçbir şeyi bilmesin. ALLAH Bilendir, Her şeye Gücü Yetendir.
Ve sizi ALLAH yarattı, sonra da yaşamınıza son verir. Sizden bazıları hayatın en kötü zamanına kadar yaşatılır ki bilgiden sonra hiçbir şeyi bilmesin. ALLAH Bilendir, Her Şeye Gücü Yetendir.
Sizi, Allah yarattı, sonra O, sizi öldürür; içinizden kimi de bildiklerinden hiçbir şey bilmez olsun diye, ömrünün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki, Allah herşeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.
Hem Allah sizi halketti, sonra sizi vefat ettiriyor, içinizden kimi de erzeli ömre reddolunuyor ki biraz ılimden sonra bir şey bilemez olsun, her halde Allah hem alim hem kadir
Sizi, Allah yarattı, sonra da sizi vefat ettirecek. Sizden kiminiz de bilir bir haldeyken, dipnot 1 hiçbir şey bilmeyen ihtiyar bir bunak oluncaya dek yaşatılır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Sizi, Allah yarattı, sonra da sizi vefat ettirecek. Sizden kiminiz de bilir bir haldeyken dipnot 1 , hiçbir şey bilmeyen ihtiyar bir bunak oluncaya dek yaşatılır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Sizi, Allah yarattı, sonra da sizi vefat ettirecek. Sizden kiminiz de bilir bir haldeyken dipnot 1 , hiçbir şey bilmeyen ihtiyar bir bunak oluncaya dek yaşatılır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Tanrı sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Tanrı bilendir, her şeye güç yetirendir.
Sizi Allah yaratdı. Sizi yine O öldürecek. İçinizden kimi — bildikden sonra (çocuk gibi) bir şey bilmesin diye — en aşağı ömre kadar geri götürülür. Allah (her şey'i) hakkıyle bilen, kemaliyle kaadir olandır.
Allah sizi yaratmıştır, sonra da öldürecektir. İçinizden bir kısmı ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki bilirken bilmez olur. Muhakkak Allah Alim'dir, Kadir'dir.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah sizi yaratmıştır, sonra öldürecektir. İçinizden kimi ömrünün en kötü çağına kadar geri çevrilir. Bildikten sonra hiçbir şey bilmez olsun diye. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.
Allah sizi yarattı, sonra öldürür; içinizden kimi de ömrün en reziline (bebeklik çağı gibi güçsüz ihtiyarlık çağına) itilir ki, biraz bilgiden sonra hiçbir şeyi bilmez olsun! Doğrusu Allah bilendir. (O, her şeye) kadirdir.
Allah sizi yaratmıştır. Sonra da vefat ettirecektir. Kiminiz ömrünün en düşkün çağına kadar yaşatılır ki (birçok şeyi) bildikten sonra hiçbir şey bilemez hale gelsin. dipnot 1 Allah daima bilen ve ölçüyü koyandır.
Sizi yaratan Allah'tır sonra vefat dipnot 1 ettirecektir. Kiminiz ömrünün en düşkün çağına kadar yaşatılır ki bildiğini bilemez hale gelsin. Allah bilir ve ölçü koyar.
Allah, sizi yarattı, daha sonra da sizi öldürecektir. Sizden kiminiz de ömrün en kötü çağına ulaştırılır ki, biraz bilgiden sonra bir şey bilmez olur. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.
-Allah, sizi yarattı, daha sonra da sizi öldürecektir. Sizden kiminiz de hayatın en rezil dönemine itilir ki, daha önce bildikleri şeyleri bilmez olur. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve güç yetirendir.
Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları, ömrün en basit ve düşük noktasına geri çevirilir ki, bir ilimden sonra hiçbir şey bilmez olsun. Allah Alim'dir, Kadir'dir.
Nahl suresi, 71. ayet. وَٱللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلرِّزْقِ فَمَا ٱلَّذِينَ فُضِّلُوا۟ بِرَآدِّى رِزْقِهِمْ عَلَىٰ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَآءٌ أَفَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar?
Allah rızık bakımından kiminizi kiminize üstün (farklı) kılmıştır. Farklı (bol rızık) verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu konuda kendilerini onlara eşit kılmazlar. dipnot 1 Allah'ın nimet(ler)ini inkâr mı ediyorlar!
Allah rızkı kiminize diğerinden daha fazla vermiştir. Peki, kendisine fazla verilenler emirleri altında çalışan kesimleri servetlerine ortak etseler de, onlar da bu konuda (kendileriyle) eşit hale gelseler ya! Buna (dahi razı olmayacaklarına) göre, hala (ortak koşmakla), Allah'ın nimetlerini bile bile inkara yeltenmiş olmuyorlar mı?
Rızık konusunda, kiminize kiminizden fazla veren Allah'tır: hal böyleyken, kendisine fazla verilmiş olanlar, rızıklarını -bu bakımdan aralarında eşitlik olsun diye- sağ ellerinin malik olduğu kimselerle paylaşmakta isteksiz davranıyorlar. Peki, (böyle yapmakla) Allah'ın nimetini (bile bile) inkara mı kalkışıyorlar?
Allah, yaşam gıdanız konusunda kiminizi kiminizden üstün tuttu. . . Üstün tutulan kimseler yaşam gıdalarını, sorumlu olduklarıyla hakkıyla paylaşmıyor. . . (Oysa) onlar onda eşittirler. . . Allah nimetini (yaşam gıdalarını, ben kazandım, benim; diyerek, hatta benliklerini de böylece Allah'a eş koşarak) bilerek inkar mı ediyorlar?
Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip verici değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Allah, bir bölümünüzü, geçimlik yönünden diğerlerinize üstün yapmıştır. Üstün yapılanlar, denklik sağlanması için, yanlarında kendilerine bağlı olanlarla paylaşmıyorlar. Şimdi, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah, kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerine onları eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
ALLAH rızık açısından sizi birbirinize üstün kılmıştır. Nitekim, üstün kılınanlar, emirleri altındakilerle varlıklarını eşit paylaşmazlar. ALLAH'ın nimetini mi reddediyorlar? dipnot 1
ALLAH rızık (varlık) açısından sizi birbirinize üstün kılmıştır. Nitekim, üstün kılınanlar, emirleri altındakilerle varlıklarını eşit paylaşmazlar. ALLAH'ın nimetini mi reddediyorlar?
Allah, rızık bakımından kiminizi kiminize üstün kıldı. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, eşit olsunlar. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah ba'zınızı ba'zınıza rızıkta tafdıl de etti, fazla verilenler rızıklarını ellerinin altındakilere reddediyorlar da hepsi onda müsavi oluyorlar da değil, şimdi Allahın nı'metini mi inkar ediyorlar?
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını yeminle hak sahibi oldukları dipnot 1 kimselere aktarıyorlar da onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar? dipnot 2
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını yeminle hak sahibi oldukları dipnot 1 kimselere aktarıyorlar da onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar? dipnot 2
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını, yeminlerinin mülkü dipnot 1 olan kimselere aktarıyorlar da, onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar? dipnot 2
Tanrı rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip verici değildirler. Şimdi Tanrı'nın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah rızk hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. O üstün kılınanlar, onda hepsi eşit olmak üzere, rızklarını ellerinin altındakilere verici değildirler. O halde bunlar Allahın ni'metini bilerek inkar mı ediyorlar?
Allah; rızık hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar buyrukları altında bulunanların rızıklarını vermezler. Halbuki bunda hepsi eşittir. Yoksa Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere (köle ve cariyelerine) vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
Allah, rızıkta kiminizi kiminizden üstün kıldı. (Rızıkça) üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını verip de hepsi rızıkta eşit olmuyorlar. Allah'ın ni'metini mi inkar ediyorlar?
Allah rızık hususunda kiminizi kiminizden üstün kılmıştır. dipnot 2 Üstün kılınanlar, ellerindeki rızıkları hakimiyetleri altındakilere verip de onları kendileri ile o rızıkta eşit yapacak değildir! dipnot 2 (Peki, başka bir varlığı Allah'a nasıl eşit kabul edebiliyorlar!) Şimdi bunlar Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?
Allah rızık konusunda kiminizi kiminden üstün kılar. Üstün kılınanlar, hakimiyeti altındakilere (esirlere) dipnot 1 kendi rızıklarından vermezler. Ama rızıkta bunlar da onlarla eşit hakka sahiptirler dipnot 2 . Allah'ın nimeti karşısında bile bile yalana mı sarılıyorlar?
Allah, rızık konusunda kiminizi, kiminizden üstün kılmıştır. Fakat, üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunan kimselere, kendileriyle eşit olurlar diye rızıklarını vermezler. Yoksa Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Allah, rızık konusunda kiminizi, kiminizden üstün kılmıştır. Fakat, üstün kılınanlar, gözetimleri altında bulunanlara, kendileriyle eşit olurlar diye rızıklarını vermezler. Bile bile Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah'ın nimetini mi inkar ediyor bunlar?
Nahl suresi, 72. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ ٱللَّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ
Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah size kendi nefislerinizden eşler yaratmış, eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar yaratmış, (ayrıca) sizi temiz gıdalardan rızıklandırmıştır. Onlar, Allah'ın nimet(ler)ine nankörlük edip batıla mı inanıyorlar! dipnot 1
Yine Allah size sizin cinsinizden eşler var etti; ve eşlerinizden sizin için çocuklar ve torunlar takdir etti; ve sizi temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdı. Bütün bunlara rağmen bir yandan asılsız şeylere inanıp öte yandan Allah'ın nimetini inkar edecekler, öyle mi?
Size kendi cinsinizden eşler takdir eden; eşlerinizden de size çocuklar, torunlar veren; ve sizi(n hepinizi) temiz ve hoş şeylerle rızıklandıran Allah'tır. Hal böyleyken, insanlar kalkıp yine de asılsız, boş şeylere inanıp, Allah'ın nimetine karşı nankörlük mü yapacaklar?
Allah sizin için kendi nefslerinizden eşler oluşturdu. . . Eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar meydana getirdi. . . Sizi temiz gıdalarla besledi. . . (Durum bu iken kalkıp) aslı olmayana mı iman ediyorlar? Onlar Allah nimetine küfür mü ediyorlar?
Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâla bâtıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah, kendi eşeylerinizden size eşler yaratmış, eşlerinizden de size oğullar ve torunlar vermiş; temiz şeylerle de size geçimlikler vermiştir. Yine de gerçeğe aykırı şeylere inanarak, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı; eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar verdi ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hala batıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Ve ALLAH kendi cinsinizden sizin için eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar yarattı ve size güzel rızıklar verdi. Böyleyken onlar batılı gerçek diye onaylayıp ALLAH'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Ve ALLAH kendi cinsinizden sizin için eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar yarattı ve size güzel rızıklar verdi. Böyleyken onlar batıla inanıp ALLAH'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah sizlere kendi cinsinizden eşler yarattı. Eşlerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş hoş nimetlerle rızıklandırdı. Onlar, şimdi batıla inanıp da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah size kendilerinizden zevceler de verdi ve size zevcelerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş hoş nı'metlerden merzuk buyurdu, şimdi batıla inanıyorlar da onlar Allahın nı'metine küfür mü ediyorlar?
Allah sizin için, kendinizden eşler var etti ve eşlerden de çocuklar ve torunlar var etti. Temiz şeylerle rızıklandırdı. Hala Batıl'a mı inanıyorlar? Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah sizin için, kendinizden eşler var etti ve eşlerden de çocuklar ve torunlar var etti. Temiz şeylerle rızıklandırdı. Hala batıla mı inanıyorlar? Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah sizin için, kendinizden eşler takdir etti ve o eşlerden de çocuklar ve torunlar takdir etti. Temiz şeylerle rızıklandırdı. Hala batıla mı inanıyorlar? Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Tanrı size kendi nefslerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar batıla mı inanıyorlar ve Tanrı'nın nimetine küfür mü ediyorlar?
Allah sizin için kendilerinizden çiftler yapdı. Size çiftlerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi güzel güzel (nimetler) den rızıklandırdı. Şimdi baatıla inanıyorlar da onlar, Allahın ni'metlerine nankörlük mü ediyorlar?
Allah sizin için kendinizden eşler yarattı. Eşlerinizden de sizin için oğullar, torunlar varetti. Temiz şeylerden size rızık verdi. Böyleyken batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyle iken, onlar batıla iman edip de Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı ve sizi güzel rızıklarla besledi. Böyle iken onlar, batıla inanıp da Allah'ın ni'metine nankörlük mü ediyorlar?
Allah size kendi türünüzden eşler var etmiş dipnot 1 , eşlerinizden de çocuklar ve torunlar var etmiş, sizi temiz ve lezzetli şeylerle rızıklandırmıştır dipnot 2 . Hal böyleyken bunlar batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini görmezlikten mi geliyorlar? dipnot 3
Size kendinizden eşler var eden, eşlerinizden de çocuklar ve torunlar var eden, size temiz rızıklar veren Allah'tır. Allah'ın nimetlerini görmezlikten gelerek batıla mı inanıyorsunuz dipnot 1 ?
Allah, kendi canlarınızdan sizin için eşler kıldı. Ve yine kendi eşlerinizden size oğullar ve torunlar vermiştir. Sizi temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırmıştır. Buna rağmen batıla iman edip, Allah’ın nimetini inkar mı ediyor onlar?
Kendi canlarınızdan sizin için eşler kıldı Allah. Ve yine kendi eşlerinizden size oğullar ve torunlar vermiştir. Sizi temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırmıştır. Buna rağmen batıla inanıp, Allah'ın nimetini inkar mı ediyor onlar?!
Allah size, kendi benliklerinizden eşler nasip etti. Eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar oluşturdu. Ve sizleri güzel ve temiz nimetlerle rızıklandırdı. Şimdi bunlar, batıla mı inanıyorlar? Ve bunlar, evet bunlar, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.