Diyanet İşleri
Allah, şöyle dedi: "İki ilah edinmeyin. O, ancak tek ilahtır. O halde, yalnız benden korkun."
Nahl suresi · 51–60. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nahl suresi, 51. ayet. وَقَالَ ٱللَّهُ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ إِلَٰهَيْنِ ٱثْنَيْنِ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ
Allah, şöyle dedi: "İki ilah edinmeyin. O, ancak tek ilahtır. O halde, yalnız benden korkun."
Allah şöyle demiştir: "İki ilah edinmeyin! O, yalnızca tek bir ilahtır. Yalnız benden (azabımdan) korkun!"
Hani Allah şöyle buyurmuştu: "İki ilah edinmeyin; çünkü yalnızca O'dur biricik ilah! Artık Benden, sadece Benden sakının!"
Ve hani, Allah: "İki (ya da daha fazla) tanrı edinmeyin!" demişti, "Çünkü O'dur tek ve biricik Tanrı; bunun içindir ki, benden, yalnızca benden korkun!"
Allah buyurdu ki: "İki ilah edinmeyin! 'HU', sadece Uluhiyet sahibi BİR'dir (cüzlere ayrılmayı ya da cüzlerin bütünü olmayı kabul etmeyen "TEK"illiktir). . . O halde yalnız Ben'den korkun. "
Allah dedi ki: "İki ilah edinmeyin: O, ancak tek bir ilahtır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun."
Allah buyurmuştur ki: "İki ilâh edinmeyin. O, sadece tek bir ilahtır. Bu itibarla yalnız benden korkun".
Ve Allah dedi ki: "İki tanrı edinmeyin; O, Tek ve Eşsiz Tanrıdır. Artık, yalnızca Benden korkun!"
Allah buyurdu ki: "İki tanrı edinmeyiniz! O ancak bir Tanrıdır. O halde yalnız benden korkunuz!"
ALLAH, "İki tanrı edinmeyin, O'ndan başka tanrı yoktur. Sadece benden çekinin" demiştir.
ALLAH, 'İki tanrı edinmeyin, O'ndan başka tanrı yoktur. Sadece benden çekinin,' demiştir.
Allah da buyurmuştur ki: "İki tanrı edinmeyin; O, ancak bir ilahtır. Onun için Benden, yalnızca Benden korkun!"
Allah da buyurmuştur ki: iki ilah tutmayın o ancak bir ilahdır, onun için benden yalnız benden korkun
Allah: "İki ilah edinmeyin! O, ancak tek bir ilahtır. O halde, yalnızca Bana rehbet dipnot 1 duyun."
Allah: "İki ilah edinmeyin! O, ancak tek bir ilahtır. O halde, yalnızca Bana rehbet dipnot 1 duyun."
Allah: "İki ilah edinmeyin! O, ancak tek bir ilahtır. O halde, yalnızca Bana, Bana rehbet dipnot 1 duyun.
Tanrı dedi ki: "İki tanrı edinmeyin: O, ancak tek bir tanrıdır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun."
Allah: "İki Tanrı edinmeyin. O, ancak bir Tanrıdır. Onun için benden, yalınız benden korkun" dedi.
Allah buyurdu ki: İki ilah edinmeyin. O, ancak bir tek ilahtır. Yalnız Ben'den korkun.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Allah: İki ilah edinmeyin! dedi. O, ancak tek ilahtır. Öyleyse benden korkun!
Allah: "İki tanrı tutmayın. O, ancak tek Tanrıdır. Yalnız benden korkun!" dedi.
Allah dedi ki: "İki ilah edinmeyin! Şüphesiz O /Allah bir tek ilahtır. O halde yalnız benden korkun dipnot 1 ."
Allah dedi ki "İki ilah (tanrı) edinmeyin. O bir tek ilahtır. İçten içe, yalnız benden korkun."
Allah: İki ilah edinmeyin, dedi. O, ancak tek ilahtır. Öyleyse benden korkun!
Allah: -İki ilah edinmeyin, O, ancak tek ilahtır. Öyleyse benden korkun, dedi.
Allah buyurdu ki: "İki ilah edinmeyin; O sadece bir tek ilahtır. Yalnız benden korkun."
Nahl suresi, 52. ayet. وَلَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلدِّينُ وَاصِبًا أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ تَتَّقُونَ
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İtaat de daima O'na olmalıdır. Öyle iken siz Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa yalnızca O'na aittir; din (itaat) de devamlı olarak yalnız O'nun içindir. Allah'tan başkasına karşı mı takvâlı (duyarlı) oluyorsunuz?
Zira göklerde ve yerde olanların hepsi ona aittir; (varlıkların) O'na olan borçluluk sorumluluğunun bittiği bir nokta yoktur. Şimdi siz kalkıp Allah'tan başkasına saygı duyacaksınız, öyle mi?
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur; (o halde,) kulluk ve itaat de daima O'na olmalıdır: hal böyleyken, tutup yine de, Allah'tan başkasına mı saygı ve duyarlık göstereceksiniz?
Semalar ve arzda ne varsa O'nun içindir! Din de daimi - ebedi - yalnız O'nundur! Allah'ın gayrından mı sakınıyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat, kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup sakınıyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalnız O'nundur. O halde Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Din de her zaman O'na özgüdür. Yine de Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur;kalıcı ve sürekli olan din de yalnız O'nundur. "O halde Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?"
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli sadece O'nundur. ALLAH'tan aşağısını mı sayıyorsunuz? dipnot 1
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli sadece O'nundur. ALLAH'tan başkasını mı sayıyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. öyle iken, siz Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Hem Göklerde yerde ne varsa onun, din de daima onundur, öyle iken siz Allahın gayrisinden mi korkuyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa, yalnız O'nundur. Din de yalnızca O'nundur. dipnot 1 Böyleyken, Allah'tan başkasına mı takvalı oluyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa, yalnız O'nundur. Din de yalnızca O'nundur. dipnot 1 Böyleyken, Allah'tan başkasına mı takvalı oluyorsunuz? dipnot 2
Göklerde ve yerde ne varsa, yalnız O'nundur. Din de O'nundur. dipnot 1 Böyleyken, Allah'tan başkasına mı takvalı oluyorsunuz. dipnot 2
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat, kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Tanrı'dan başkasından mı korkup sakınıyorsunuz?
Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Onundur. Taat de daima Onadır. Böyle iken haala Allahdan başkasından mı korkuyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Din de sürekli olarak O'nundur. Yoksa Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz?
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İtaat de daima O’na olmalıdır. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Kulluğun da yalnız O'na yapılması lazımdır. Siz, Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa onundur dipnot 1 . Din de daima ona aittir dipnot 2 . Siz şimdi Allah'tan başkasına mı yanlış yapmaktan kaçınıyorsunuz!
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli onundur. Yine de Allah'tan başkasından mı çekiniyorsunuz?
Göklerde ve yerdeki her şey O’nundur. Her zaman din O’na aittir. O halde Allah’tan başkasından mı sakınıyorsunuz?
Göklerde ve yerdeki her şey O'nundur. Her zaman otorite O'na aittir. O halde Allah'tan başkasından mı çekiniyorsunuz?
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli olarak yalnız O'nundur. Hala, Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz!
Nahl suresi, 53. ayet. وَمَا بِكُم مِّن نِّعْمَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْـَٔرُونَ
Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O'na yalvarır yakarırsınız.
Nimet olarak size (ulaşan) ne varsa (hepsi) Allah'tandır. Sonra size bir zarar (sıkıntı) dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız.
Fakat, nimetten payınıza her ne düşerse bilin ki o Allah'tandır. Dahası başınıza ne zaman iş gelse, hemen O'ndan imdat dilersiniz.
Hem, payınıza düşen her nimet Allah'tandır; (nitekim) ne zaman başınıza darlık çökse, hemen O'na yakarırsınız,
Nimetten neyiniz varsa Allah'tandır! Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman O'na yakarırsınız.
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız.
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman da yalnız O’na yalvarırsınız.
Size ulaşan her nimet, Allah tarafındandır. Sonra bir zorluk dokunduğunda, hemen O'na yakarışlarda bulunursunuz.
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman yalnız O'na yalvarırsınız.
Size ulaşan her nimet ALLAH'tandır. Nitekim, bir sıkıntıya uğradığınızda sadece O'na yalvarırsınız.
Size ulaşan her nimet ALLAH'tandır. Nitekim, bir sıkıntıya uğradığınızda sadece O'na yalvarırsınız.
Sizde nimet olarak her ne varsa hepsi Allah'tandır. Sonra başınıza bir keder geldiğinde de hep O'na feryat edersiniz.
Hem sizde ni'met namına her ne varsa hep Allahdandır, sonra size keder dokunduğu zaman da hep ona feryad edersiniz
Sahip olduğunuz nimetlerin tamamı, Allah'tandır. Sonra bir sıkıntıya uğradığınızda, yalnız O'na yalvarırsınız.
Sahip olduğunuz nimetlerin tamamı, Allah'tandır. Sonra bir sıkıntıya uğradığınızda, yalnız O'na yalvarırsınız.
Sahip olduğunuz nimetlerin tamamı, Allah'tandır. Sonra bir sıkıntıya uğradığınızda, yalnız O'na yalvarırsınız.
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Tanrı'dandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız.
Size ulaşan her ni'met Allahdandır. Sonra size her hangi bir keder ve musiybet dokunduğu zaman ancak Ona tezarru ve feryad edersiniz.
Sizdeki her nimet, Allah'tandır. Sonra bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O'na sığınırsınız.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız.
Size ulaşan her ni'met Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız.
Elinizdeki her nimet Allah'tandır dipnot 1 . Başınıza bir sıkıntı gelince de sadece ona yalvarıp yakarırsınız. dipnot 2
Sahip olduğunuz bütün nimetler Allah'tandır. Size bir zorluk dokununca da yalnız O'na yalvarıp yakarırsınız.
Size verilen her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da hemen O’na yalvarırsınız.
Sizin sahip olduğunuz her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da hemen O'na yalvarırsınız.
Sahip olduğunuz her nimet Allah'tandır. Sonra size bir zorluk/keder dokunduğu zaman yalnız O'na yakarırsınız.
Nahl suresi, 54. ayet. ثُمَّ إِذَا كَشَفَ ٱلضُّرَّ عَنكُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ
Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar.
Sonra da sizden o zararı giderdiğinde içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşarlar! dipnot 1
O daha sonra üzerinizden darlığı çekip alacak olsa, o zaman da içinizden bir gurup hemen Rablerine şirk koşmaya başlar;
sonra, üzerinizden darlığı giderir gidermez, içinizden bazıları hemen Rablerinin uluhiyetinden başka güçlere de bir pay yakıştırır,
Sonra (Allah) sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman, bir de bakarsın ki sizden bir kısmı hemen Rablerine ortak koşarlar (o sıkıntının kalkışını Rablerine değil, başka bir tesire bağlarlar).
Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) Rablerine şirk koşar;
Sonra da sizden o zararı giderdiğinde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak koşarlar!
Sonra, sıkıntıyı sizden giderdiğinde, aranızdan bir küme, Efendilerine ortaklar koşarlar.
Sonra da sizden o zararı giderdiğinde, içinizden bir grup hemen Rabblerine ortak koşarlar.
Ne var ki, sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman, sizden bir grup hemen Efendi'lerine ortak koşmaya başlar,
Ne var ki, sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman, sizden bir grup hemen Rab'lerine ortak koşmaya başlar,
Sonra o kederi sizden kaldırdığı zaman, içinizden bir kısmı derhal Rablerine ortak koşarlar.
Sonra sizden o kederi açtığı zaman da içinizden bir kısmı derhal rablarına şirk ederler
Sonra O, sizden sıkıntıyı giderince, bir kısmınız hemen Rabb'lerine şirk koşmaya başlar.
Sonra O, sizden sıkıntıyı giderince, bir kısmınız hemen Rabb'lerine şirk koşmaya başlar.
Sonra O, sizden sıkıntıyı giderince, bir kısmınız hemen Rabb'lerine şirk koşmaya başlar.
Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) rablerine şirk koşar.
Nihayet O, sizden bu keder ve musıybeti açıb giderdiği vakit ise içinizden bir takımları, bakarsınız ki, Rablerine eş tutuyorlar.
Sonra sıkıntınızı giderince de içinizden bir grup; Rabblarına şirk koşarlar.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Sonra, sıkıntıyı sizden giderdiği zaman içinizden bir grup hemen Rablerine şirk koşarlar.
Sonra, sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman içinizden bir grup, hemen Rablerine ortak koşarlar.
Ama o, sizden sıkıntıyı giderir gidermez içinizden bir kesim hemen Rablerine ortak koşarlar. dipnot 1
Sonra o zorluğu üzerinizden kaldırdı mı içinizden bir takımı hemen Rablerine bir ortak oluştururlar.
Sonra, sıkıntıyı sizden giderdiği zaman içinizden bir grup hemen Rab’lerine şirk koşarlar.
Sonra, sıkıntıyı sizden giderdiğimiz zaman içinizden bir grup hemen Rab'lerine şirk koşarlar.
Sonra da zorluk ve kederi sizden kaldırdığında, içinizden bir zümre kendi Rablerine hemen ortak koşuverir,
Nahl suresi, 55. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!
Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). Bir süre (daha) yararlanın! İleride bileceksiniz! dipnot 1
adeta kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük edercesine... Haydi, tadımlık lezzetlerle oyalanın bakalım: gün gelecek nasıl olsa (gerçeği) öğreneceksiniz.
(adeta) kendilerine bahşettiğimiz nimetler için nankörlüklerini gösterircesine! (Bu geçici) dünya hayatıyla böylece avunun bakalım: nasıl olsa (gerçeği) er geç öğreneceksiniz!
Kendilerine verdiğimize nankörlük etmek için (böyle yaparlar). . . O halde zevklenin. . . Yakında bileceksiniz.
Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz.
Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalanın; fakat yakında hakikati bileceksiniz!
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım. Şimdi yararlanın; artık yakında öğreneceksiniz.
Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için böyle yaptılar. O halde bir süre daha faydalanınız, fakat yakında hakikati bileceksiniz.
Kendilerine verilene nankörlük ederek... Keyfinize bakın; yakında mutlaka bileceksiniz!
Kendilerine verilene nankörlük ederek... Keyfinize bakın; yakında mutlaka bileceksiniz!
Kendilerine verdiğimiz nimeti nankörlük ile karşılamak için yaparlar bunu. Şimdi zevk sürün bakalım, yarın bileceksiniz!
Kendilerine verdiğimiz ni'meti küfran ile karşılamak için şimdi zevk edin bakalım fakat yarın bileceksiniz
Kendilerine verdiklerimize nankörlük ediyorlar. Şimdilik faydalanın bakalım! Yakında göreceksiniz!
Kendilerine verdiklerimize nankörlük ediyorlar. Şimdilik faydalanın bakalım! Yakında göreceksiniz!
Kendilerine verdiklerimize nankörlük ediyorlar. Şimdilik faydalanın bakalım! Yakında göreceksiniz!
Kendilerine verdiklerimize küfretmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz.
(Bunu) kendilerine verdiğimiz (nimetler) e karşı nankörlük etmeleri için (yaparlar). Öyle ise eğlenedurun! Yakında (akıbetinizi) bileceksiniz.
Kendilerine verdiğimize nankörlük etmeleri için. Geçinin bakalım, yakında bileceksiniz.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!
Ki kendilerine verdiğimiz (ni'metlere ve yaptığımız iyiliğ)e karşı nankörlük etsinler. Öyleyse eğlenin, yakında bileceksiniz!
Bunu, onlara verdiklerimizi görmezden gelmek /nankörlük etmek için yaparlar. Keyfini sürün bakalım; ileride öğrenirsiniz! dipnot 1
Bunu, bizim verdiğimizi gizlemek için yaparlar. Keyfini sürün bakalım; yakında öğrenirsiniz.
Onlara verdiğimize nankörlük etsinler bakalım, şimdilik yaşayın, yakında bileceksiniz.
Onlara verdiğimize nankörlük etsinler bakalım, şimdilik yaşayın, nasıl olsa anlayacaksınız.
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Hadi, zevklenin/nimetlenin, yakında bileceksiniz.
Nahl suresi, 56. ayet. وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقْنَٰهُمْ تَٱللَّهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَفْتَرُونَ
Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Kendilerine rızık olarak verdiklerimizin bir kısmından, (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a yemin olsun: dipnot 1 İftira etmekte olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!
Bir de kendilerine verdiğimiz rızıktan (dolayı), hakkında bir şey bilmedikleri nesnelere bir pay ayırırlar. Allah şahittir ki, iftira ede geldikleri şeylerden dolayı, kesinlikle sorguya çekilecekler.
Üstelik bir de, kendilerine verdiğimiz rızıktan, hakkında hiçbir şey bilmedikleri şeylere de bir pay ayırırlar. Allah tanıktır ki, bütün o uydurup durduğunuz şeylerden ötürü mutlaka sorguya çekileceksiniz!
Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden hayali tanrılarına bir pay ayırırlar. . . Tallahi (hayret ihtiva eden yemin türü), yaptığınız uydurmalardan elbette sorgulanacaksınız!
Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, hiç bir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun Allah'a karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, iftira etmekte olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!
Kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden, bilmedikleri şeylere pay ayırıyorlar. Allah tanıktır ki, uydurmuş olduklarınızdan kesinlikle sorguya çekileceksiniz.
Kendilerine verdiğimiz rızıktan, ne olduğunu bilmedikleri tanrılarına pay ayırırlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden, mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Kendilerine verdiğimiz rızıklardan bilinçsizlere bir pay ayırırlar. ALLAH'a ant olsun ki siz bu uydurduğunuz şeylerden sorulacaksınız.
Kendilerine verdiğimiz rızıklardan bilinçsizlere bir pay ayırırlar. ALLAH'a andosun ki siz bu uydurduğunuz şeylerden sorulacaksınız.
Bir de onlar kendilerine verdiğimiz rızıklardan tutup o hiçbir şey bilmeyen nesnelere bir pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, siz yaptığınız iftiralardan mutlaka hesaba çekileceksiniz.
Bir de bizim kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden tutuyorlar ılim şanından olmıyan nesnelere bir nasib ayırıyorlar, tallahi siz bu yaptığınız iftiralardan mutlak mes'ul olacaksınız
Onlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden bilinçsizce dipnot 1 pay ayırıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurduğunuz bu şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
Onlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden bilinçsizce dipnot 1 pay ayırıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurduğunuz bu şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
Onlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden bilinçsizce dipnot 1 pay ayırıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurduğunuz bu şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, hiç bir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun Tanrı'ya karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Kendilerine rızk olarak verdiğimizden onlar, o bilmezler, (o putlar) için hisse ayırırlar. Allaha andolsun ki düzmekde olduğunuz (bu iftiralar) dan elbette mes'ul olacaksınız.
Kendilerine verdiğimiz rızıktan, bilmediklerine pay ayırırlar. Allah'a andolsun ki; uydurup durduğunuz şeylerden muhakkak sorguya çekileceksiniz.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Kendilerine verdiğimiz rızıklardan o hiç bir şey bilmeyenlere pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki uydura geldiğiniz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz
Kendilerine verdiğimiz rızıktan, (hiçbir şey) bilmeyen(tanrı)lar(ın)a pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki siz, bu uydurduğunuz şeylerden mutlaka sorulacaksınız.
Bir de kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir şeyden haberi olmayanlara (ilahlarına) pay ayırırlar dipnot 2 . Vallahi uydurduğunuz şeylerden dolayı kesinlikle sorguya çekileceksiniz.
Bir de kendilerine verdiğimiz rızıklardan ne olduğunu bilmedikleri ilahlarına pay çıkarırlar. Vallahi dipnot 1 bu iftiranızdan dolayı sorguya çekileceksiniz.
Onlara verdiğimiz rızıktan bilmedikleri şeylere pay ayırıyorlar. Allah adına andolsun ki, uydurmakta olduklarınızdan sorguya çekileceksiniz.
Onlara verdiğimiz rızıktan bilmedikleri şeylere pay ayırıyorlar. Allah adına andolsun ki, uydurmakta olduklarınızın hesabı sorulacaktır.
Tutuyor, kendilerine verdiğimiz rızıklardan hiçbir şeyin farkında olmayanlara pay çıkarıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, iftira edip durduğunuz şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
Nahl suresi, 57. ayet. وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ ٱلْبَنَٰتِ سُبْحَٰنَهُۥ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ
Onlar, kızları Allah'a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.
Onlar, kızları Allah'a yakıştırıyorlar. (Haşa)! O yücedir. Beğendikleri de (erkek çocukları da) kendilerinin (sanıyorlar). dipnot 1
Üstelik kızları Allah'a isnat ederken, -haşa, beşeri niteliklerden uzak aşkın bir varlıktır O- beğendiklerini ise kendilerine ayırıyorlar.
Ayrıca, kızları Allah'a yakıştırırken -oysa O tüm beşeri bağlardan uzaktır, yücedir- kendileri için (sanki buna güçleri yetermiş gibi) hoşlarına gideni (seçmek isterler):
Kız çocuklarını da Allah'a nispet ederler. . . Subhan'dır "HU"! ("HU", münezzehtir bu yakıştırmadan)! Hoşlarına gideni de (erkek çocukları) kendilerine. . .
Ve Allah'a kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir.
Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor.
Allah'a, kızları yakıştırıyorlar. O, bundan ayrıktır. Beğendikleri de kendilerinin mi?
Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Haşa! Allah bundan uzaktır. Beğendikleri de kendilerinin oluyor.
Yüce ALLAH'a kızları ayırıyorlar; kendilerine de hoşlandıklarını...
Yüce ALLAH'a kızları ayırıyorlar; kendilerine de hoşlandıklarını..
Allah'a kızlar isnat ediyorlar O, bundan münezzehtir kendilerine ise canlarının istediğini.
Allaha kızlar da isnad ediyorlar, haşa o sübhane, kendilerine ise canlarının istediği
Kız çocuklarını Allah'a yakıştırıyorlar. O, bundan münezzehtir. dipnot 1 Hoşlandıklarını dipnot 2 da kendilerine ayırıyorlar.
Kız çocuklarını Allah'a yakıştırıyorlar. O, bundan münezzehtir. dipnot 1 Hoşlandıklarını dipnot 2 da kendilerine ayırıyorlar.
Kız çocuklarını Allah'a yakıştırıyorlar. O, bundan münezzehtir. Hoşlandıklarını dipnot 1 da kendilerine ayırıyorlar.
Ve Tanrı'ya kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir.
Bir de onlar Allaha kızlar isnad ederler. Haaşa, O (nun şanı) münezzehdir. Kendilerinin candan isteyegeldikleri (oğlan çocuğuna gelince:) bu da onlarındır!
Onlar; Allah'a kızlar isnad ederler. O'nun sanı yücedir. Hoşlandıkları da kendilerinindir.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Bir de onlar Allah’a kızlar isnat ederler. O, bundan münezzehtir. Hâlbuki candan arzuladıklarını da kendileri için isterler.
O şanı yüce Allah'a kızları veriyorlar (melekleri Allah'ın kızları sanıyorlar) da kendilerine hoşlandıkları(erkek çocukları)nı (alıyorlar). (Kız çocuklarından arlanıyorlar. Peki ama neden arlandıkları şeyleri Allah'a layık görüyorlar?)
Allah'ın kızları olduğu yakıştırmasını yapıyorlar, dipnot 1 -ki bu ona yakıştırılamaz- çok istedikleri erkekleri ise kendilerine yakıştırıyorlar.
Allah için kızlar oluşturuyorlar dipnot 1 ; O bundan uzaktır. Özledikleri oğlanlar da kendilerine kalıyor.
Allah’a kızlar isnat ederler. O, bundan münezzehtir. Kendilerine de arzu ettiklerini. (Erkek çocukları)
Allah'a kızları isnat ederler. O, bundan uzaktır. Kendilerine de arzu ettiklerini..(erkek çocukları)
Tutuyor, Allah'a kızları nispet ediyorlar. Haşa! O, bunlardan arınmıştır. İştah duydukları şeyler de kendilerinin mi?
Nahl suresi, 58. ayet. وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِٱلْأُنثَىٰ ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ
Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!
Onlardan birine kız çocuğu müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir. dipnot 1
Ne var ki onlardan birine (bir) kız çocuğu olduğu müjdelense suratı kapkara kesilir. İçini öfkeyle karışık bir hüzün kaplar;
(O kadar ki,) ne zaman birine bir kız çocuğu olduğu müjdesi verilse hemen yüzü kararır, içi öfkeyle dolar;
Onlardan biri dişi ile müjdelendiğinde, öfkeli bir halde, yüzü simsiyah kesilir!
Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir.
Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir.
Onlardan birisine, bir kız çocuğu sevinçli bir haber olarak verildiğinde, yüzü kararır ve öfkelenir.
Onlardan birine kızı olduğu müjdelendiği zaman, öfkesini yutkunarak yüzü kapkara olur.
Onlardan birine dişi müjdelendiği zaman, büyük bir öfkeyle yüzü kapkara kesilir.
Onlardan birine dişi müjdelendiği zaman, büyük bir öfkeyle yüzü kapkara kesilir.
Oysa onlardan birine kız müjdesi verildiğinde öfkesinden yüzü simsiyah kesiliyor.
Halbuki onların birine dişi müjdelendiği vakıt öfkesinden yüzü simsiyah oluyor
Onlardan birisine, çocuğunun kız olduğu haberi verildiği zaman, kızgınlığından yüzü kapkara kesilir.
Onlardan birisine, çocuğunun kız olduğu haberi verildiği zaman, kızgınlığından yüzü kapkara kesilir.
Onlardan birisine, kız çocuğu olduğu haberi verildiği zaman, kızgınlığından yüzü kapkara kesilir.
Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir.
Onlardan birine kız (doğumu) müjdesi verilince, kendisi pek öfkeli olarak, yüzü simsiyah kesilir.
Onlardan birine bir kızı olduğu müjdelenirse; içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!
Onlardan birine dişi (çocuğu olduğu) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü kapkara kesilir.
Onlardan birine kız çocuğu müjdesi verilince üzüntüsünü belli etmemeye çalışırken yüzü simsiyah kesilir. dipnot 1
Onlardan birine "Kızın oldu!" diye müjde verilince yutkunur ve yüzü kapkara kesilir,
Onlardan birine bir kız çocuğu müjdelendiği zaman, kederlenerek yüzü simsiyah kesilir.
Onlardan birine bir kız çocuğu müjdelendiği zaman, kederlenerek yüzü simsiyah kesilir.
Onlardan birine kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir. Öfkeden kuduracak gibidir o.
Nahl suresi, 59. ayet. يَتَوَٰرَىٰ مِنَ ٱلْقَوْمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓ أَيُمْسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُۥ فِى ٱلتُّرَابِ أَلَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı toplumdan gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun yoksa onu toprağa mı gömsün! Dikkat edin! Verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Ona müjdelenen şeyin kendisinde oluşturduğu kötümser duygulardan dolayı, toplumdan kaçıp köşe bucak saklanacak delik arar: şimdi onu zillete katlanma pahasına tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Görüyorsunuz değil mi; ne berbat akıl yürütüyorlar.
kendisine verilen bu kötü müjdeden ötürü -bu zillete/bu küçük düşmeye rağmen, şimdi onu acaba tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün (diye düşünerek)- kıyı bucak insanlardan kaçar. Yazıklar olsun, izledikleri düşünce tarzı ne kadar kötü!
Kendisi ile müjdelendiği şeyin (ona göre) kötülüğünden (dolayı), halkından gizlenir. . . (Kız çocuğu oldu diye) horlanmayı göze alıp onu tutacak mı; yoksa onu toprağın içinde gizleyip saklayacak mı (diri diri toprağa mı gömecek)? Kesinlikle biline ki, hükmettikleri şey çok kötüdür!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Kendisine verilen sevinçli haberi kötü bularak, toplumundan gizlenir. Aşağılanarak onu tutsun mu; yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü yargılıyorlar; bir bakın!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakınız ki verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Kendisine müjdelenen ‘kötülükten' utanarak halkından kendini gizlemeye çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Ne kötü yargıda bulunuyorlar.
Kendisine müjdelenen 'kötülükten' utanarak halkından kendini gizlemeye çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Ne kötü yargıda bulunuyorlar.
Verilen müjdenin kötü etkisiyle kavminden gizleniyor. Onu, hakarete katlanıp sağ mı bırakacak, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne fena hükümler veriyorlar!
Verilen müjdenin sui te'siriyle kavminden gizleniyor, hakaret üzere onu tutacak mı? Yoksa toprağa mı gömecek? Bak ne fena hukümler veriyorlar
Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete dipnot 1 karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm dipnot 2 ne kötüdür!
Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete dipnot 1 karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm dipnot 2 ne kötüdür!
Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete dipnot 1 karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm dipnot 2 ne kötüdür!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?
Verilen müjdenin te'siriyle kavmden gizlenir. O (doğa) nı (sağ bırakıb) hakaaretle mi tutacak, yoksa onu toprağa mı gömecek (kendi kendine düşünür) Bak, hükmedegeldikleri (bu) şey ne kötüdür!
Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır. Utana utana onu tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Bakın ne kötü hükmediyorlar.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Dikkat et, verdikleri hüküm ne kötüdür!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. (Şimdi ne yapsın) onu, hakaretle tutsun mu yoksa onu toprağa mı gömsün! Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
Müjdelendiği şeyin (ona göre) kötü olmasından dolayı halkından gizlenir. Şimdi aşağılanmayı göze alıp çocuğu tutacak mı, yoksa onu (diri diri) toprağa mı gömecek! dipnot 1 Bakın, vardıkları karar ne kötüdür!
Müjdelendiği şeyin kötülüğünden dolayı halkının karşısına çıkamaz olur. Aşağılanmayı göze alarak onu tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Bakın, ne kötü karar veriyorlar!
Kendisine verilen kötü müjdeden dolayı halktan gizlenmeye çalışır. Onu aşağılanarak tutsun/yaşatsın mı; yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat et, verdikleri hüküm ne kötüdür!
Kendisine verilen kötü müjdeden dolayı halktan gizlenmeye çalışır. Utana utana onu tutsun/yaşatsın mı; yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat et, verdikleri hüküm ne kötüdür!
Kendisine muştulananın utancından ötürü toplumdan gizlenir. Hakaret/eziklik üzere tutsun mu onu yoksa toprağın bağrına mı gömsün onu. Bakın ne kötü hüküm veriyorlar!
Nahl suresi, 60. ayet. لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوْءِ وَلِلَّهِ ٱلْمَثَلُ ٱلْأَعْلَىٰ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah'ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kötü örnek(ler) ahirete inanmayanlar içindir. En yüce örnek(ler) ise yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Çirkin niteleme(ler)e ahirete inanmayanlar layıktır; Allah'a layık olan ise en yüce, en güzel niteleme(ler)dir: zira O her işinde mükemmel olandır, her hükmünde tam isabet sahibidir.
(Bunun içindir ki,) kötü niteleme(ler) ahirete inanmayanlara yakışır; en yüce niteleme(ler) ise Allah'a. Çünkü, doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibi O'dur!
Kötü sıfatlar, sonsuz yaşam süreçlerine iman etmeyenler içindir. . . En mükemmel sıfatlar da Allah içindir! O, Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Allah'a aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kötü sıfat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce sıfatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O, her şeyden üstün ve hikmet sahibidir.
Kötü yakıştırmalar, sonsuz yaşama inanmayanlarındır. En yüce nitelemeler ise Allah'a özgüdür. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Kötü sıfat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce sıfatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O, her şeyden üstündür; hikmet sahibidir.
Ahireti onaylamayanlar kötü örneği oluştururlar; halbuki en yüce örnekler ALLAH'ındır. O Üstündür, Bilgedir.
Ahirete inanmıyanlar kötü örneği oluştururlar; halbuki en yüce örnekler ALLAH'ındır. O Üstündür, Bilgedir.
Ahirete iman etmeyenler için kötülük örneği sıfatlar vardır; en yüce sıfatlar ise Allah'ındır. O, güçlüdür, hikmet sahibidir.
Ahırete iymanı olmıyanlar için kötülük meseli sıfatlar var, Allah için ise en yüksek sıfatlar, ve aziz odur, hakim o
Kötü misaller dipnot 1 ahirete inanmayanlara aittir. En yüce misaller Allah içindir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Kötü misaller dipnot 1 ahirete inanmayanlara aittir. En yüce misaller Allah içindir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Kız çocuğunun doğum haberinin kötü görülmesi ahirete inanmayanlara aittir. En yüce benzetme dipnot 1 Allah'a aittir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Tanrı'ya aittir. O güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ahirete iman etmeyenlerin (işte böyle) kötü sıfat (lar) ı vardır. En yüce mesel (vasıflar) ise Allahındır. O, mutlak kaadirdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
Ahirete inanmayanlar kötülük örneğidirler. En yüce örnek ise Allah'ındır. O; Aziz'dir, Hakim'dir.
(60-63) Ahirete inanmayanların hâli kötülüğe benzerdir. Allah’ın hâli ise yüceye benzer, O saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer ki Allah zulümleri nedeniyle insanı hemen yakalasaydı, Onun üzerinde tek bir yaratık dahi kalmazdı ve lakin belli bir süreye kadar öteliyor / tehir ediyor, süreleri gelince de bir saat dahi tehir edilmezler yahut önceye alınmazlar. Hoşlanmadıkları vasıfları Allah’a veriyorlar dilleriyle de “Güzel olan onlarınmış” yalanını söylüyorlar , şüphesiz onlar için ateş vardır ve onlar kesinlikle en önde gi rerler / ifrat ederler. Allah’a yemin olsun ki biz senden önce de toplu mlara / ümmetlere gönderdik, şeytan o ümmetlere faaliyetlerini / amellerini süslü gösterdi , bugün de şeytan onların dostudur , onlara acıtıcı bir azap vardır.
Kötü sıfatlar ahirete iman etmeyenlere aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ahirete inanmayanların durumu, kötüdür. En yüce durum, Allah'ındır. O, üstün hüküm ve hikmet sahibidir.
Ahirete inanmayanlarda kötü örnekler vardır dipnot 1 . En yüce örnekler ise Allah'a aittir dipnot 2 . O, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.
Ahirete inanmayanlar kötü örnek verirler. En iyi örnek, Allah'ın verdiği örnektir. Üstün olan ve doğru kararlar veren O'dur.
Kötülük, ahirete iman etmeyenler içindir. En üstün sıfatlar Allah’ındır. O, Aziz'dir, hakimdir.
Kötülük örneği ahirete inanmayanlarındır. En yüce örnek ise Allah'ındır. Çünkü O, saygındır, hakimdir.
Ahirete inanmayanlar için kötülük örneği var. En yüce örnekse Allah içindir. O'dur Aziz, O'dur Hakim.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.