Diyanet İşleri
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
Nahl suresi
Nahl suresi, 40. ayet. إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَىْءٍ إِذَآ أَرَدْنَٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
innemâ ḳavlünâ lişey'in iẕâ eradnâhü en neḳûle lehû kün feyekûn.
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret Nahl 35–42 3
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
(Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kafir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi..
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 39–40. ayetler için yazılmıştır.
39. Daha sonra Allah, amellerin karşılığının verilişinin ve öldükten sonra dirilişin hikmetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “(Böylece) hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri” büyük küçük tüm meseleleri “onlara açıklayacak” bunların gerçek mahiyetlerini onlara beyan edecek “ve kafirler de kendilerinin gerçekten yalancı kimseler olduklarını bileceklerdir” Amellerini görünce pişmanlıklara boğulacaklardır. O vakit Allah ile birlikte tapındıkları tanrılarının kendilerine hiçbir faydaları olmayacaktır. Rabbinin emri gelince tapındıkları varlıkların cehennem odunu olduklarını göreceklerdir. Güneş ve ay tortop edilip ışıkları söndürülecek, yıldızlar etrafa savrulacak, bunlara tapınan kimseler de onların, Allah’ın emrine amade kullar olduklarını, bütün hallerinde Allah’a muhtaç olduklarını anlayacaklardır.
40. Bütün bu işlerin hiçbirisi, Allah için zor ve güç değildir, O’na ağır gelmez. Çünkü O, bir şeyi diledi mi ona: “Ol” der, o da herhangi bir karşı koyma ve herhangi bir direniş söz konusu olmaksızın derhal ve O’nun dilediği şekilde ve murad ettiği gibi oluverir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz, ölülere hayat vermeyi ve yeniden diriltmeyi istersek, bunu yapmamıza mani olacak hiçbir engel yoktur. Muhakkak biz, bir şeyi istediğimizde sadece ona "Ol!" deriz ve o da kaçınılmaz olarak oluverir.
Aynı kök: رود (148 geçiş)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Aynı kök: رود (148 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Aynı kök: رود (148 geçiş)
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol!" dememizdir; hemen olmaya başlar. dipnot 1
Gerçek şu ki, bir şeyin olmasını istediğimizde ona "Ol!" dememiz yeterlidir; o da hemen oluş sürecine girecektir.
Biz, ne zaman bir şeyin olmasını istesek, ona sadece "Ol!" deriz ve o (şey hemen) oluverir.
Bir şeyi (olmasını) irade ettiğimizde kavlimiz ona yalnızca: "Ol" dememizdir. . . (Artık) o olur!
Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.
Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece «ol» dememizdir. Hemen oluverir.
Bir şeyi dilediğimizde, ona, yalnızca "Ol!" deriz; hemen olur.
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol!" dememizdir. O da hemen oluşmaya başlar.
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sadece "Ol" deriz ve o da olur. dipnot 1
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sadece 'Ol,' deriz ve o da olur.
Bizim, herhangi birşey için sözümüz onu murat ettiğimiz zaman, yalnızca ona: "Ol!" dememizdir. O da hemen oluverir.
Bizim herhangi birşey için sözümüz, onu murad ettiğimiz zaman, sade ona şöyle dememizdir: "Ol" hemen oluverir
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, sözümüz ona sadece, "Ol." demektir. O da olur. dipnot 1
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, sözümüz ona sadece, "Ol." demektir. O da olur. dipnot 1
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, sözümüz ona sadece, "Ol." demektir. O da olur. dipnot 1
Onu istediğimizde herhangi birşey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.
Bir şey'i (n olmasını) dilediğimiz zaman sözümüz ancak ona "Ol" dememizden ibaretdir. O da derhal oluverir.
Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona, sözümüz sadece; ol, demektir ve o, hemen oluverir.
(35-40) Ortak koşanlar dediler ki Allah eğer isteseydi, biz de babalarımız da onun dışında birine ibadet etmezdik ve de onun dışında hiçbir şeyi de haram etmezdik. (Demek ki o istemiş biz de yapmışız diyorlar Allah istediğini yaratıyor biz istediğimizi seçiyoruz dikkat !! yaratamıyoruz yaratılmışı seçiyoruz yahut yaratım sürecine katkı vermeyi seçiyoruz bizsiz de yaratabilir.) Aynen kendilerinden öncekiler gibi yaptılar , Resullerimize düşen sadece apaçık şekilde bilgilendirmekten / tebliğden başka nedir? Kesin olan şu ki, biz her ümmete / her topluluğa Allaha ibadet etmeleri ve taşkınlık edenden / tağuttan kaçınmaları için bir Resul var ettik, Allah kimine hidayet ediyor kiminin üzerine ise sapmış olarak kalmak gerçekleşiyor. Arzda şimdi gezin, bakın bakalım yalancıların akıbeti nasıl olmuş? Eğer ki onların hidayeti bulmalarına ne kadar çok hırslanmış olsan da Allah sapmış kimseyi kesinlikle hidayete erdirmez / yola yönlendirmez , onların herhangi bir yardımcıları da yoktur. Allah’a bütün güçleri ile “Allah ölen birini asla diriltmez” diye yemin ettiler, Bilakis onlara olan vaadi haktır / hakikattir ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar , İhtilaf edip durdukları şeylerin açıklanması ve de kafirlerin yalancı olduklarını bilmeleri için (tekrar yaratacağız) bir şeyin olmasını murat ettiğimizde bizim sözümüz şudur, ona deriz ki ol ve o olur.
Biz, bir şeyi dilediğimiz zaman, sözümüz sadece ona “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.
Biz bir şeyi(n olmasını) istediğimiz zaman, söyleyeceğimiz söz, sadece ona "ol" dememizdir, derhal oluverir.
Biz bir şeyin olmasını istediğimizde, onun için sözümüz sadece "Ol!" demektir. Sonra o şey oluşur dipnot 1 .
Olmasını istediğimiz şey için sözümüz sadece "Oluş!" demektir. Sonra o şey oluşur.
Biz bir şeyi dilediğimiz zaman ona sözümüz sadece “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.
Biz bir şeyi dilediğimiz zaman ona sözümüz sadece "ol!" demektir. O da hemen oluverir.
Biz birşeyi dilediğimizde, onun hakkında söyleyeceğimiz söz, "Ol!" demekten ibarettir; o hemen oluverir.
Indeed, all it takes when We will to bring anything into existence is simply to say to it: "Be" and it is.
When We will something to happen, all that We say is, ‘Be,’ and it is.
For to anything which We have willed, We but say the word, "Be", and it is.
(As for the possibility of resurrection, bear in mind that) whenever We do will something, We have to do no more than say: "Be", and it is. dipnot 1
Our Word to a thing when We desire it is just to say to it ‘Be!’ and it is.
Verily! Our Word unto a thing when We intend it, is only that We say unto it: "Be!" - and it is.[1]
All that We say to a thing, when We will it, is to say to it ‘Be!’ and it is.
Our word to a thing when We intend it (to come into being) is only that We say to it, `Be' and it comes to be.
The only words We say to a thing, when We desire it, is that We say to it 'Be,' and it is.
As to how powerful the Lord is, to have something done, I simply say: "Be" and it is immediately created.
We only say unto a thing we wish, ' BE,' and it is.
When we want something, our word is only to say to it: "Be," and it is.
Verily our speech unto any thing, when We will the same, is, that we only say unto it, be; and it is.
We only say unto a thing We intend, the Word, "BE," and it is.
Surely Our only Saying to a thing when We have willed it, is that We say to it, "Be!" so it is.
And Our word unto a thing, when We intend it, is only that We say unto it: Be! and it is.
Yet when We will a thing We have only to say: "Be", and it is.
Whenever We will anything to be, We but say unto it Our word "Be" -and it is.
If We ever will something ˹to exist˺, all We say is: "Be!" And it is!
It is Our saying to a thing if We want it, to say to it: "Be," and it is.
To have anything done, we simply say to it, "Be," and it is.
Indeed, Our word to a thing when We intend it is but that We say to it, "Be," and it is.
Our word to a thing when We intend it is that We but say to it: “Be thou,” and it is.
Whenever We Will anything to be, We say unto it Our Word "Be" and it is. (The moment We pass a Decree in the World of Command, it goes into action).
Verily, to anything that We have willed (to be), We only say the word, "Be", and it is.
Whenever We intend to do something, We do no more than say to it, "Be," and it comes to be.
Indeed, Our saying to a thing, if We wanted it, is that We say to it: 'Be,' and it is.