Nahl suresi

Nahl suresi, 85. ayet

Nahl suresi, 85. ayet. وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلْعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

veiẕâ rae-lleẕîne żalemü-l`aẕâbe felâ yüḫaffefü `anhüm velâ hüm yünżarûn.

Diyanet İşleri

O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 82–88 · surenin 85. ayeti / 128
  1. Nahl 82

    Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.

  2. Nahl 83

    Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

  3. Nahl 84

    Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

  4. 85

    O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

  5. Nahl 86

    Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: "Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır." Koştukları ortaklar da onlara: "Siz elbette yalancılarsınız" diye laf atacaklar.

  6. Nahl 87

    Onlar o gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.

  7. Nahl 88

    İnkar eden ve insanları Allah'ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 84–85. ayetler için yazılmıştır.

84. Yüce Allah, kâfirlerin kıyamet günündeki hallerini haber vermekte, onların mazeretlerini kabul etmeyeceğini, cezalarını kaldırmayacağını, Allah’a koştukları ortakların onlardan uzak olduklarını belirteceklerini haber vermektedir. O gün onlar, kendilerinin kâfir olduklarını ve Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını da itiraf edeceklerdir. “O (kıyamet) günü geldiğinde her ümmetten” amellerine ve hidâyete çağıran davetçiye nasıl karşılık verdiklerine dair şahitlik edecek “bir şahit çıkaracağız.” Yüce Allah’ın çıkaracağı bu şahitler, şahitlerin en temizi ve en adilleri olacaktır. Bunlar peygamberlerdir ve peygamberler onların aleyhlerine şahitlik etti mi artık onlar hakkındak hüküm tamamdır. “Sonra o kafirlere ne” özür beyan etmek için “izin verilecek” Çünkü izledikleri yolun kesin olarak batıl olduğunu bilmelerinden sonra ileri sürecekleri mazeret, yalan bir mazeret olacaktır ve bu, kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Aynı şekilde kusurlarını telafi etmek için dünyaya döndürülmeyi isteyecekleri vakit bu istekleri de kabul edilmeyecek, Rablerini razı etme istekleri de reddedilecektir.

85. Aksine o azabı görecekleri andan itibaren kendilerine herhangi bir mühlet verilmeyecek ve ertelenmeyecekler; derhal hiçbir şekilde hafifletilmeyecek olan çetin azaba uğrayacaklardır. Çünkü onların hiçbir iyilikleri yoktur. Amelleri sayılıp tespit edilmiş olacak, onlar bu amellerden haberdar edilecek, bu amellerini kendileri de ikrar edip kabul edecek ve rezil rüsvay olacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O zalim müşrikler, kendi gözleriyle azabı gördükleri zaman, artık azap onlara hafifletilmeyecek ve de ertelenmesi için onlara vakit verilmeyecektir. Bilakis oraya kalıcı olarak ebediyen çıkmamak üzere gireceklerdir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve zaman
  2. رَءَا raa gördükleri kök: راي
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  4. ظَلَمُوا۟ zelemu zulmedenler kök: ظلم
  5. ٱلْعَذَابَ l-azabe azabı kök: عذب
  6. فَلَا fela artık
  7. يُخَفَّفُ yuhaffefu hafifletilmez kök: خفف
  8. عَنْهُمْ anhum onlardan
  9. وَلَا ve la ve asla
  10. هُمْ hum onlara
  11. يُنظَرُونَ yunzerune fırsat verilmez kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş)

    Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ve o zulmedenler azabı görünce, artık onun kendilerine hafifletilmeyeceğini de fırsat tanınmayacağını da anlayacaklar.

Muhammed Esed

Ve kötülüğe, haksızlığa şartlanmış olanlar (o gün kendilerini bekleyen) azabı karşılarında bulduklarında, o azabın kendileri için (hiçbir mazeretle) hafifletilmeye(ceğini) ve kendilerine artık zaman da verilmeyeceğini (hemen anlayacaklar).

Ahmed Hulusi

Zulmedenler azapla karşılaştıklarında, kendilerine hafifletilmez ve onlara bakılmaz.

Ali Bulaç

O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

Ali Özek ve heyeti

O zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.

Ali Rıza Safa

Haksızlık yapanlar, cezayı gördüklerinde, artık, onlardan ne azaltılır ne de süre verilir.

Bayraktar Bayraklı

Haksızlık edenler azabı gördüklerinde, ne azapları hafifletilir ne de onlara bir süre verilir.

Edip Yüksel

Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık onlar için hafifletilmez, ertelenmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık onlar için hafifletilmez, ertelenmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık ne azaptan hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o zalimler azabı gördükleri vakıt artık o onlardan ne tahfif olunacak ne de kendilerine mühlet verilecek

Erhan Aktaş

Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

Gültekin Onan

O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

Hasan Basri Çantay

O zaalimler (cehennem) azabı (nı) görünce (yalvarıb yakaracaklar. Fakat) o (azab) kendilerinden hafifletilmeyeceği gibi onlara mühlet de verilmeyecekdir.

İbni Kesir

O zalimler azabı görünce; onlardan ne hafifletilir, ne de mühlet verilir.

Mehmet Alagaş

(84-89) O gün her topluluktan / her ümmetten bir şahit var ederiz , sonra kafirlere izin de verilmez, özür beyanı sunma hakkı da verilmez, zalimler azabı gördüklerinde, o azap, onlardan hafifletilmeyecek ve de onlar bekletilmeyecekler. Müşrikler de ortak koştuklarını gördükleri zaman Rabbimiz işte bunlar bizim sana ortak koştuklarımız , senin dışında çağrı da bulunduklarımız / dua ettiklerimiz işte bunlar , diyecekler. Onlara ortak koştukları da şu lafı söyleyecekler “siz yalancısınız” Allah’a teslim ol dular, iftira edip durdukları da onlardan saptı , k afirler öyleleridir ki Al lah yolundan alıkoyarlar, yaptıkları bu bozgunculuktan dolayı / bu fesatlıktan dolayı onlara azabımızı kat kat ilave ederiz / ziyadeleştiririz. O gün her topluluktan / her ümmetten kendilerinden olan / insan şahit var ederiz. Seni de işte bunların üzerine şahit olarak getiririz, biz bu kitabı sana her şeyi açıklaması, teslim olanları yola sokması, esirgeyici olması ve müjde olması için indirdik.

Rowwad Tercüme Merkezi

O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

Süleyman Ateş

Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık azab onlardan ne hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlışlar içinde yaşamış olanlar, azabı görünce o azap artık ne hafifletilecek, ne de onlara göz açtırılacaktır.

Şaban Britch

Zulmedenler azabı gördükleri zaman, artık onlardan bu azap, hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

Şaban Piriş

Zulmedenler azabı gördükleri zaman, artık onlardan bu azap hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Zulme sapanlar azapla yüzyüze geldiklerinde, ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And on the Day the wrongful of actions are confronted with the torment laid on the damned, never shall it be mitigated nor be put in respite.

Abdul Haleem

When the evildoers face punishment it will not be lightened for them nor will they be given any respite.

Abdullah Yusuf Ali

When the wrong-doers (actually) see the Penalty, then will it in no way be mitigated, nor will they then receive respite.

Abul A'la Maududi

Once the wrong-doers have beheld the chastisement, dipnot 1 neither will it be lightened for them nor will they be granted any respite.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they will not be given the opportunity to beg pardon of their Lord for their crimes. For that will be the time of judgment as the time of begging pardon would have ended long before this. The Quran and the traditions are explicit on this point that the place for penitence is this world and not the next world. Even in this world the opportunity is lost as soon as signs of death begin to appear, for the penitence at that time will be of no avail when a person knows that the time of his death has come. Respite for deeds expires as soon as one enters into the boundary of death, and the only thing that remains after that is the award of reward and punishment.

Aisha Bewley

When those who did wrong see the punishment, it will not be lightened for them. They will be granted no reprieve.

Al-Hilali & Khan

And when those who did wrong (the disbelievers) will see the torment, then it will not be lightened unto them, nor will they be given respite.

Ali Quli Qarai

And when the wrongdoers sight the punishment, it shall not be lightened for them, nor will they be granted any respite.

Amatul Rahman Omar

And when those who behaved unjustly actually face the punishment (in the Hereafter), it shall neither be reduced for them (after that) nor shall they be given respite.

Arthur John Arberry

And when the evildoers behold the chastisement, it shall not be lightened for them, and no respite shall be given them.

Bijan Moeinian

When the disbelievers come face to face with their punishment, their begging for a lighter sentence or a second chance will be denied.

E. Henry Palmer

???missing???

Edip-Layth

Then those who were wicked will see the retribution; it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

George Sale

And when they who shall have acted unjustly shall see the torment prepared for them; -- it shall not be mitigated unto them, neither shall they be respited; --

Hamid S. Aziz

And when those who did wrong see the Penalty, it will not be mitigated, nor will they receive respite.

Mahmoud Ghali

And when the ones who did injustice see the torment, then it will not be lightened for them, and they will not be respited.

Marmaduke Pickthall

And when those who did wrong behold the doom, it will not be made light for them, nor will they be reprieved.

Mohamed Ahmed - Samira

And when the wicked shall face the torment it will not be decreased, nor will they be reprieved.

Muhammad Asad

And when they who were bent on evildoing behold the suffering [that awaits them, they will realize that] it will not be lightened for them [by virtue of their pleading]; and neither will they be granted respite.

Mustafa Khattab

And when the wrongdoers face the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be delayed ˹from it˺.

Progressive Muslims

And then those who were wicked will see the retribution; it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

Rashad Khalifa

Once those who transgressed see the retribution, it will be too late; it will not be commuted for them, nor will they be respited.

Sahih International

And when those who wronged see the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Sam Gerrans

And when those who do wrong see the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be granted respite.

Shabbir Ahmed

And when the wrongdoers will see the Requital coming, it will be too late. Neither will it be made light for them, nor will they be given further respite.

Syed Vickar Ahamed

And when the wrongdoers see the penalty, then it will not be lightened in any way and then they will not have any delay.

Taqi Usmani

And when the unjust will see the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

The Monotheist Group

And then those who were wicked will see the retribution; it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 85. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 85. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 85. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩