Nahl suresi · 43–50. ayetler

Zikir ehline sorun; tuzak kuranlar; gölgelerin secdesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nahl suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 43. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    Mehmet Okuyan

    (43, 44) Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. dipnot 1 Apaçık delilleri ve (ilahî) kitapları bilmiyorsanız, zikr (Vahiy) ehline sorun! dipnot 2 Kendilerine indirileni insanlara açıklaman (ilan etmen) için dipnot 3 ve düşünsünler diye sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik. dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûsuf 12:109; Enbiyâ 21:7.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:94; Enbiyâ 21:7.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Nisâ 4:65, 105, En‘âm 6:114 ve Nahl 16:64. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Bu ayette bir kapalılığın açıklanmasından değil, bir hakikatin gizlenmemesinden ve bütün insanlara duyurulmasından söz edilmektedir. Mekkeli müşrikler ayetleri anlayamamaktan şikâyet etmiyorlardı ki ayetlerin bu anlamda açıklanmasına ihtiyaç duyulsun. Onların problemi vahyin insanlara ilan edilmesi, duyurulması, gizlenmeyip açıklanmasıydı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:187; Yûsuf 12:2; İbrâhîm 14:4; Zuhruf 43:3.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey Peygamber!) Senden önce gönderdiklerimiz de kendilerine vahyettiğimiz (Ademoğullarına mensup) adamlardan başkası değildi -eğer bilmiyorsanız (önceki) vahiylerin mensuplarına sorabilirsiniz:

    Muhammed Esed

    (Ey Muhammed,) Biz senden önceki çağlarda da, kendilerine vahyettiğimiz (ölümlü) adamlardan başka kimseyi (elçi olarak) göndermedik; bu konuda yeterli bilgiye sahip değilseniz, vahyedilmiş önceki kitaplara bağlı kimselere sorun,

    Ahmed Hulusi

    Senden önce, kendilerine erkeklerden başkasını, vahiy ile irsal etmedik. . . Eğer bilmiyorsanız, geçmiş hakkında bilgi sahibi kişilere sorun.

    Ali Bulaç

    Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.

    Ali Özek ve heyeti

    Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.

    Ali Rıza Safa

    Senden önce de kendilerine bildirdiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Bilmiyorsanız, öğretiyi anlayanlara sorun. dipnot 200

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 200
      "Öğretiyi anlayanlar" olarak yazdığımız "Ehle ez zikri" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bilgi sahipleri" veya "Önceki kitaplara bağlı olanlar" veya "Tevrat ve İncil bilginleri" veya "Kur'an ehli" veya "Zikr ehli" veya "Allah'ı ananlar" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, Kur'an'ı bilenlere sorunuz!

    Edip Yüksel

    Senden önce, adamlardan/iki ayak üzerinde yürüyenlerden başkasını elçi olarak göndermedik; onlara vahiy ettik. Bilmiyorsanız uzmanlara sorun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce, adamlardan/iki ayak üzerinde yürüyenlerden başkasını elçi olarak göndermedik; onlara vahyettik. Bilmiyorsanız uzmanlara sorun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Senden önce de peygamberler olarak yalnızca kendilerine vahy vermekte olduğumuz erkekler gönderdik. Bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Senden evvel de Resul olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehli zikre sorun bilmiyorsanız

    Erhan Aktaş

    Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan dipnot 1 başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline dipnot 2 sorun.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İnsandan" anlamı verdiğimiz "ricalen" kelimesi, kelime olarak erkekler, adamlar demektir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında, Müşrikler'in "neden melek değil de insan bir Nebi?" itirazlarına cevap verildiği görülmektedir. Dolayısı ile ayette yer alan "adamlar," kelimesi "insan" anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın öğütlerinden haberdar olan, Kitap Ehli'ne sorun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan dipnot 1 başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline dipnot 2 sorun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İnsandan" anlamı verdiğimiz "ricalen" sözcüğü, sözcük olarak erkekler, adamlar demektir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında, müşriklerin "neden melek değil de insan bir nebi" itirazlarına cevap verildiği görülmektedir. Dolayısı ile ayette yer alan "adamlar, " sözcüğü "insan" anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın öğütlerinden haberdar olan, Kitap Ehli'ne sorun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden önce de, vahyimizi iletmede elçi olarak insandan dipnot 1 başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline dipnot 2 sorun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İnsandan" anlamı verdiğimiz "ricalen" sözcüğü, sözcük olarak erkekler, adamlar demektir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında, müşriklerin "neden melek değil de insan bir nebi" itirazlarına cevap verildiği görülmektedir. Dolayısı ile ayette yer alan "adamlar," sözcüğü "insan" anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın öğütlerinden haberdar olan, Kitap Ehli'nin bilginlerine sorun.

    Gültekin Onan

    Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.

    Hasan Basri Çantay

    Senden evvel kendilerine vahy eder olduğumuz erkeklerden başkasını biz peygamber göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir erbabına sorun.

    İbni Kesir

    Senden önce de ancak kendilerine vahyeder olduğumuz adamlar gönderdik. Öyleyse bilmiyorsanız zikir ehline sorun.

    Mehmet Alagaş

    (43-44) Senden önce onlara vahyettiğmiz Resulleri ancak erkek olarak gönderdik, eğer ki bilmiyorsanız şimdi bunu zikir ehline / hatırlayabilen kimselere sorun, açıklamalar da ve Zebur’da (yazıt levha parçası) var. Sana da hatırlatmayı / zikri onlara (Zebur da ve diğer açıklamalarda) ne indirildiğini açıklaman için indirdik, böylelikle belki fikir üretirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, senden önce de yalnızca kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim ehline sorun.

    Süleyman Ateş

    Biz senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Sorun, Zikir ehline; eğer bilmiyorsanız:

    Süleymaniye Vakfı

    Senden önce elçi olarak gönderdiklerimiz de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkası değildi dipnot 1 . Bilmiyorsanız ehl-i zikre dipnot 2 /önceki kitapların uzmanlarına sorun.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve Yusuf 12/109, Enbiya 21/7 ayetler gayet açık olduğu halde, farklı yorumlar yaparak kadın nebiler de bulunduğunu iddia edenler mevcuttur. Bu iddia, Musa aleyhisselamın annesine "vahyedildiğini" (Kasas 28/7-9) ve Meryem Validemizi "Allah'ın seçtiğini" (Al-i İmran 3/42) bildiren ayetler nedeniyle ortaya atılmıştır. Oysa Kur'an'da arıya da vahyedildiği bildirilir (Nahl 16/68). Nebilere bildirilen vahiy ile diğer insan ve varlıklara yapılan vahiy arasındaki fark, nebilere inen vahyin insanlara tebliğ edilmesi mecburiyetinin bulunmasıdır. Musa'nın (a.s.) annesine yapılan vahiy, onun bir karar vermesi için yalnızca kendisine yapılan ilhamdır. Allah herkesle ilham yoluyla konuşur (Şems 91/8-10). Meryem Validemizin "seçildiği" ibaresi ise, onun çağdaşı olan kadınlardan faziletli olduğunu bildiren ifadeyle devam eder. Kur'an'da "Allah seçti" ifadesi yalnızca nebiler için kullanılmamıştır. Bakara Suresi 247. ayette komutan yapılan Talut için de "Allah onu seçti" denmiş olması, Meryem Validemizin seçildiği ifadesinin nebiliğe işaret etme zorunluluğu olmadığını gösterir. Bu yüzden, ayetin metnine muhalif olan kadın nebilerin varlığı iddiası kabul edilemez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zikir, hem önceki kitapların hem de Kur'an'ın ortak adıdır (Hicr 15/9, Enbiya 21/7, 24). Ehl-i zikir de o kitapta uzmanlaşmış kişi demektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce elçi gönderdiklerimiz, sadece kendilerine vahyettiğimiz erkeklerdi. Bilmiyorsanız o Zikri bilenlere dipnot 1 sorun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin metninde geçen Zikir, Allah'ın indirdiği kitap ehl-i zikir de o kitapta uzmanlaşmış kişi demektir.

    Şaban Britch

    Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir/ilim ehline sorun.

    Şaban Piriş

    -Senden önce de kendilerine vahiy ilettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız kitap ehline sorun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir/Kur'an ehline sorun.

  2. Nahl suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 44. ayet. بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur'an'ı indirdik.

    Mehmet Okuyan

    (43, 44) Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. dipnot 1 Apaçık delilleri ve (ilahî) kitapları bilmiyorsanız, zikr (Vahiy) ehline sorun! dipnot 2 Kendilerine indirileni insanlara açıklaman (ilan etmen) için dipnot 3 ve düşünsünler diye sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik. dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûsuf 12:109; Enbiyâ 21:7.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:94; Enbiyâ 21:7.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Nisâ 4:65, 105, En‘âm 6:114 ve Nahl 16:64. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Bu ayette bir kapalılığın açıklanmasından değil, bir hakikatin gizlenmemesinden ve bütün insanlara duyurulmasından söz edilmektedir. Mekkeli müşrikler ayetleri anlayamamaktan şikâyet etmiyorlardı ki ayetlerin bu anlamda açıklanmasına ihtiyaç duyulsun. Onların problemi vahyin insanlara ilan edilmesi, duyurulması, gizlenmeyip açıklanmasıydı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:187; Yûsuf 12:2; İbrâhîm 14:4; Zuhruf 43:3.

    Mustafa İslamoğlu

    (Biz onları) hakikatin açık belgeleri ve hikmet yüklü sayfalarla (göndermiştik). İşte sana da bu uyarıcı vahyi indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın ve belki onlar da bu sayede düşünürler.

    Muhammed Esed

    (Onlar size, kendilerini) apaçık delillerle ve hikmet dolu ilahi kitaplarla (desteklediğimiz peygamberlerin ölümlü adamlardan başka kimseler olmadığını söyleyeceklerdir). Ve biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, insanlara, başından beri indirilegelen mesajın aslını olanca açıklığıyla ulaştırasın ve onlar da böylece belki düşünürler.

    Ahmed Hulusi

    Apaçık deliller, mucizeler ve Zeburlar (hikmet bilgileri) ile (irsal ettik). . . Sana da Zikri (hatırlatıcıyı) inzal ettik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın ve onlar da tefekkür etsinler.

    Ali Bulaç

    (Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.

    Ali Özek ve heyeti

    Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik.

    Ali Rıza Safa

    Açık kanıtlarla ve kitaplarla. İnsanlara indirileni onlara açıklaman için, sana da bu öğretiyi indirdik; belki düşünürler diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Apaçık mucizelerle ve kitaplarla gönderildiler. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için ve düşünsünler diye, sana da bu Kur'an'ı indirdik.

    Edip Yüksel

    Belgeler ve kitaplarla... Sana bu mesajı indirdik ki, kendilerine indirileni halka açıklayasın (bildiresin) ve onlar da düşünsünler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Allah tarafından açıklanmış (75:19), anlaşılması kolaylaştırılmış (54:17, 22) apaçık bir kitabın (5:15; 12:1; 26:195; 44:6) elçi tarafından açıklanması demek, gizlenmeyip insanlara bildirilmesi demektir. * Bak: 2:159, 160; 3:187 ve 16:64.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Belgeler ve kitaplarla... Sana bu mesajı indirdik ki, kendilerine indirileni halka açıklayasın (bildiresin) ve onlar da düşünsünler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları açık mucizelerle ve kitaplarla göndermiştik. Sana da bu Kur'an'ı indirdik, insanlara kendilerine indirileni anlatasın diye. Belki düşünürler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Beyyinelerle ve kitablarla; sana da bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni nasa anlatasın ve gerek ki tefekkür edeler

    Erhan Aktaş

    Onları dipnot 1 beyyinatla dipnot 2 zeburlarla dipnot 3 gönderdik. Sana da zikri dipnot 4 indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin dipnot 5 . Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Senden önce elçi olarak gönderilenleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgiyle.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kitaplarla.
    4. metne dön, dipnot 4
      Öğüt, hatırlatıcı.
    5. metne dön, dipnot 5
      Bir şeyin kanıtlarıyla ortaya konması, ilan edilmesi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları dipnot 1 beyyinelerle dipnot 2 zeburlarla dipnot 3 gönderdik. Sana da zikri dipnot 4 indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin. dipnot 5 Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Senden önce elçi olarak gönderilenleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgiyle.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kitaplarla.
    4. metne dön, dipnot 4
      Öğüt.
    5. metne dön, dipnot 5
      Bir şeyin kanıtlarıyla ortaya konması, ilan edilmesi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları dipnot 1 beyyinelerle dipnot 2 kitaplarla gönderdik. Sana da zikri dipnot 3 indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin. dipnot 4 Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Senden önce elçi olarak gönderilenleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgiyle.
    3. metne dön, dipnot 3
      Öğüt.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bir şeyin kanıtlarıyla ortaya konması, ilan edilmesi.

    Gültekin Onan

    (Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kuran'ı) indirdik ki insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da düşünsünler (yetefekkerun).

    Hasan Basri Çantay

    (O peygamberler) apaçık bürhanlarla (mu'cizelerle) ve kitablarla (gönderildiler. Habibim) biz sana da Kur'anı indirdik. Taki insanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın ve taki onlar da iyice fikirlerini kullansınlar.

    İbni Kesir

    Kitablar ve apaçık delillerle. Sana da insanlara indirileni açıklayasın diye bu zikri indirdik. Belki düşünürler.

    Mehmet Alagaş

    (43-44) Senden önce onlara vahyettiğmiz Resulleri ancak erkek olarak gönderdik, eğer ki bilmiyorsanız şimdi bunu zikir ehline / hatırlayabilen kimselere sorun, açıklamalar da ve Zebur’da (yazıt levha parçası) var. Sana da hatırlatmayı / zikri onlara (Zebur da ve diğer açıklamalarda) ne indirildiğini açıklaman için indirdik, böylelikle belki fikir üretirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onları) apaçık belgelerle ve kitaplarla (gönderdik). İnsanlara kendilerine ne indirildiğini açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler diye sana da bu Zikri indirdik.

    Süleyman Ateş

    Açık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar.

    Süleymaniye Vakfı

    O elçileri açık belgelerle /mucizelerle ve zeburlarla dipnot 1 gönderdik. Kendilerine indirilenin ne olduğunu o insanlara açık açık anlatasın diye dipnot 2 o Zikri sana da indirdik. Belki düşünürler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zeburlar diye meal verdiğimiz ez-Zübür (الزُّبر), 'zebur'un çoğuludur, hikmet dolu kitaplar anlamındadır (ez-Zeccac, Meani'l-Kur'an). Al-i İmran 3/81'de bütün nebilere kitap ve hikmet verildiği açıklandığı için bu ayetteki 'zübür'ün, hikmet dolu kitaplar dışında bir anlamı olamaz. Kelime, Şuara 26/196, Fatır 35/25 ve Kamer 54/43'te aynı anlamı ifade etmektedir. Bu zeburlardan biri de Davut aleyhisselama verilmiştir. (Nisa 4/163, İsra 17/55) Zebur, Davut aleyhisselama verilen kitabın özel ismi olmadığı için ez-Zebur şeklinde geçmemektedir. Kelime, ez-Zebur şeklinde elif lamlı olarak sadece Enbiya 21/105'te geçer ve Davut aleyhisselam dahil bütün nebilere verilen kitapları ifade eder.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, Nebimize Kur'an'ı açıklama yetkisi verildiğine delil gösterilir. Oysa burada Nebimize verilen görev açıklama değil, kendine gelen zikri açıkça ortaya koymasıdır. Böylece kitaptan hiçbir şey gizli kalmayacaktır. Zaten Maide 5/15. ayet, tebyinin açıklama değil, "gizleneni ortaya çıkarma" anlamında olduğunu göstermektedir. Buna göre bu ayette de kitabın tebyin edilmesi, hiçbir şeyin gizlenmemesi, her şeyin açıkça ortaya konması anlamındadır. (Bakara 2/159-160, Al-i İmran 3/187, Maide 5/19, Nahl 16/64).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları mucizelerle ve hikmet dolu sayfalarla dipnot 1 gönderdik. O Zikri (Kitabı) sana da indirdik ki kendilerine gönderilenin ne olduğunu o insanlara açık açık anlatasın dipnot 2 , belki düşünürler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ali- imran 3/81 ayete göre nebiler kitap ve hikmet ile geldiği için bu ayetteki zübür ‘hikmet dolu sayfalar' anlamında olmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada Nebimize Kur'an'ı açıklama yetkisi değil, tebliği görevi verilmiştir. Bunu şu ayetten daha açık olarak anlarız.(وَإِذَ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلاَ تَكْتُمُونَهُ ) Allah, kendilerine kitap verilenlerden kesin söz aldı;  "Bu Kitabı insanlara açık açık anlatacaksınız, asla gizlemeyeceksiniz!"dedi. (Al-i İmran 3/187)

    Şaban Britch

    (Onları) apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik.) Sana da “zikri” indirdik. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için. Umulur ki onlar da düşünürler.

    Şaban Piriş

    Onları açıklanmış belgeler ve kitaplarla (gönderdik.) Sana da "zikri" indirdik. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için. Umulur ki onlar da düşünürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu zikiri / Kur'an'ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.

  3. Nahl suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 45. ayet. أَفَأَمِنَ ٱلَّذِينَ مَكَرُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَخْسِفَ ٱللَّهُ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?

    Mehmet Okuyan

    Kötülük tuzakları kuranlar, Allah'ın kendilerini yer(in dibin)e geçirmesinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmesinden güvende midirler?

    Mustafa İslamoğlu

    Yani şimdi, entrikaya dayalı düzenler kuran kimseler Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden, ya da azabın hiç farkında olmadıkları bir noktadan gelip kendilerini bulmayacağından eminler, öyle mi?

    Muhammed Esed

    Peki öyleyse, (şu) şer düzenleri geliştiren kimseler, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğine yahut azabın, nereden geldiğini bilemeyecekleri bir tarzda başlarında kopmayacağına dair tamamen güvenlik içinde mi görüyorlar kendilerini?

    Ahmed Hulusi

    Kötülükleri yapmak için planlayıp tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini arza batırmayacağından yahut fark edemedikleri bir taraftan kendilerine azap gelmeyeceğinden emin mi oldular?

    Ali Bulaç

    Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?

    Ali Özek ve heyeti

    Kötülük tuzakları kuranlar, Allah’ın, kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden

    Ali Rıza Safa

    Kötülük tasarlayanların, Allah'ın, onları yerin dibine geçirmeyeceğine veya beklemedikleri bir yerden ceza gelmeyeceğine ilişkin güvenceleri mi var?

    Bayraktar Bayraklı

    -Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.

    Edip Yüksel

    Kötülük planlayanlar ALLAH'ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut ummadıkları bir yerden kendilerine azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kötülük planlıyanlar, ALLAH'ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut ummadıkları bir yerden kendilerine azabın gelmiyeceğinden emin mi oldular?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa o fenalıkları yapmak için tuzak kurup duranlar, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden, hatır ve hayallerinden geçmeyen yönlerden kendilerine azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya şimdi eman mı buldu o kimseler: o fenalıkları yapmak için hile kurup duranlar, Allahın kendilerini Yere geçirmesinden? veya hatır-u hayallerine gelmez cihetlerden kendilerine azab gelivermesinden?

    Erhan Aktaş

    Sana sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya ummadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya ummadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya ummadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?

    Gültekin Onan

    Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler' Tanrı'nın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden güvencede (emin) midirler?

    Hasan Basri Çantay

    Fesad planları hazırlayanlar Allahın kendilerini yere batıracağına, yahud şuurlarının eremeyeceği cihetlerden kendilerine azab gelib çatacağına karşı emin mi oldu (lar) artık?

    İbni Kesir

    Kötü işler düzenleyenler; Allah'ın kendilerini yere batırmasından, yahut haberleri yokken üzerlerine ansızın azab gelmesinden emin mi bulunuyorlar?

    Mehmet Alagaş

    (45-47) Kötü tuzak kuranlar, Allah’ın arzı başlarına geçirmesinden yahut farkında olmadıkları bir taraftan azabı getirmesinden veya kararsızca gezip dolaşırlarken o kaçıp kurtulamayacakları azabın, endişeyle karşıladıkları azabın , kendilerini yakalamasından emin midirler? Muhakkak ki Rabbin şefkatlidir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kötülük tuzakları kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine batırmayacağından veyahut farkında olmadıkları bir yerden başlarına azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

    Süleyman Ateş

    Kötülükler yapmayı kuranlar, Allah'ın, kendilerini yer(in dibin)e geçirmeyeceğinden, yahut hiç ummadıkları bir yerden kendilerine azabın gelmeyeceğinden emin midirler?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kötü oyun kuranlar, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmesine ya da beklemedikleri bir yerden üzerlerine azap gelmesine karşı güvende midirler?

    Şaban Britch

    Kötülük tuzakları kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya farkında olmadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

    Şaban Piriş

    Sinsice kötülük kuranlar, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya farkında olmadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kötülükleri yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden yahut hiç fark edemeyecekleri bir yerden azabın kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?

  4. Nahl suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 46. ayet. أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِى تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ

    Diyanet İşleri

    Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah'ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Veya (gündelik telaşeyle) dolaşıp dururken, kendilerine asla savuşturamayacakları bir (belanın) yakalamayacağından?

    Muhammed Esed

    Yahut dönüp dururken hiçbir şekilde engel olamayacakları (bir azapla O'nun) kendilerini (apansız) yakalamayacağına,

    Ahmed Hulusi

    Yahut onları dönüp dolaşırlarken aniden yakalamayacağından (emin mi oldular)? Onlar (Allah'ı) aciz bırakamazlar!

    Ali Bulaç

    Ya da onlar, dönüp dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah'ı) aciz bırakacak değildirler.

    Ali Özek ve heyeti

    veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir.

    Ali Rıza Safa

    Veya dönüp dururlarken, onları yakalamayacağına ilişkin? Zaten güçsüz bırakamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    -Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.

    Edip Yüksel

    Yahut dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından...? Onlar kurtulamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahut (yataklarında) dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından..? Onlar kurtulamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ya da dönüp dolaşırlarken kendilerini yakalayamayacağından? Onlar Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    veya dönüp dolaşırken kendilerini yakalayıvermesinden, ki onlar aciz bırakacak değillerdir

    Erhan Aktaş

    Veya gezinip dururlarken, onları ansızın yakalamasından. Onlar, bunu engelleyemezler de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Veya gezinip dururlarken, onları ansızın yakalamasından. Onlar, bunu engelleyemezler de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya gezinip dururlarken, onları ansızın yakalamasından. Onlar, bunu engelleyemezler de.

    Gültekin Onan

    Ya da onlar, dönüp dolaşmaktalarken (tekallübihim), onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar [bu konuda Tanrı'yı] aciz bırakacak değildirler.

    Hasan Basri Çantay

    Yahud onlar dönüb dolaşırlarken (Allahın) kendilerini yakalayıvermesinden (bir eman mı aldılar) ki onlar (hiç bir suretle Allahı) aaciz bırakıcı değildirler.

    İbni Kesir

    Yahut onlar dönüp dolaşırken kendilerini yakalamasından mı? Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.

    Mehmet Alagaş

    (45-47) Kötü tuzak kuranlar, Allah’ın arzı başlarına geçirmesinden yahut farkında olmadıkları bir taraftan azabı getirmesinden veya kararsızca gezip dolaşırlarken o kaçıp kurtulamayacakları azabın, endişeyle karşıladıkları azabın , kendilerini yakalamasından emin midirler? Muhakkak ki Rabbin şefkatlidir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allah’ı âciz bırakacak değillerdir.

    Süleyman Ateş

    Yahut dönüp dolaşırlarken onun, kendilerini yakalamayacağından (emin midirler)? Kendileri buna engel olacak değillerdir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yahut dönüp dolaşırken Allah'ın onları yakalamasına karşı güvenceleri mi var? Onlar, Allah'ı çaresiz bırakamazlar.

    Şaban Britch

    Veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir.

    Şaban Piriş

    Veya Onlar, dolaşıp dururlarken, kaçamayacakları bir azabın kendilerine gelmesinden güvende midirler?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından... Onlar buna engel de olamazlar.

  5. Nahl suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 47. ayet. أَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلَىٰ تَخَوُّفٍ فَإِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    Veya (Allah'ın) kendilerini bir korkuyla yakalamasından (güvende midirler?) Şüphesiz ki Rabbin çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yahut da, bir süreç içerisinde içten içe çözülmeye mahkum edip ortadan kaldırmayacağından... Şunu da unutmayın ki Rabbiniz, elbet çok şefkatli, pek merhametlidir.

    Muhammed Esed

    ya da onları içten içe çürütüp (sonunda) tepelemeyeceğine dair?... Ama bilin ki, Rabbiniz gerçekten de çok şefkatli, çok merhametlidir!

    Ahmed Hulusi

    Yahut yavaş yavaş tüketerek yakalamayacağından (yana emin mi oldular)? Muhakkak ki Rabbiniz, Rauf'tur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Veya onları bir korku üzerinde yakalayıvermesinden (mi emindirler)? Öyleyse Rabbin, gerçekten şefkatli ve merhamet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa Allah'ın kendilerini yavaş yavaş tüketerek cezalandırmayacağından (emin mi oldular)? Kuşkusuz Rabbin çok şefkatli, pek merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Veya korku içindelerken, onları yakalamayacağına ilişkin? Kuşkusuz, Efendiniz, Sevecendir; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa Allah'ın kendilerini yavaş yavaş tüketerek cezalandırmayacağından emin mi oldular ? Şüphesiz Rabbin affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Yahut onları korku ve endişe içinde iken yakalamayacağından? Efendiniz elbette Şefkatlidir, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahut onları korku ve endişe içinde iken yakalamayacağından..? Rabbiniz elbette Şefkatlidir, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Veya kendilerini korkuta korkuta, eksilte eksilte alıvermesinden? Demek ki, Rabbiniz çok şefkatli, çok merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    yahut da kendilerini korkuta korkuta, eksilte eksilte alıvermesinden? Demek ki Rabbımız çok refetli çok merhametli

    Erhan Aktaş

    Veya kendilerini, korku üzerinde yakalamayacağından. Buna rağmen, doğrusu Rabb'iniz, Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Veya kendilerini, korku üzerinde yakalamayacağından. Buna rağmen, doğrusu Rabb'iniz, Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya kendilerini, yavaş yavaş yok etmeyeceğimizden. Buna rağmen, doğrusu Rabb'iniz, Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Veya onları bir korku üzerinde yakalayıvermesinden (mi emindirler)? Öyleyse rabbin, gerçekten şefkatli ve merhamet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onlar (Allahın) kendilerini tedricen azaltmak suretiyle cezalandıracağından (emniyyete mi girdiler)? Demek ki Rabbin hakıykat çok esirgeyici, çok merhamet edicidir.

    İbni Kesir

    Yahut yok olmak endişesindeyken yakalamasından mı? Muhakkak ki Rabbın, Rauf'tur, Ramim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (45-47) Kötü tuzak kuranlar, Allah’ın arzı başlarına geçirmesinden yahut farkında olmadıkları bir taraftan azabı getirmesinden veya kararsızca gezip dolaşırlarken o kaçıp kurtulamayacakları azabın, endişeyle karşıladıkları azabın , kendilerini yakalamasından emin midirler? Muhakkak ki Rabbin şefkatlidir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Yahut (azabın) kendilerini bir korku üzerinde yakalamayacağından (emin midirler)? Doğrusu Rabbiniz, çok şefkatli, çok acıyandır!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya da korkudan titrerlerken onları yakalarsa ne yaparlar? Sizin Rabbiniz pek şefkatlidir ve ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Veya onları korku üzerineyken kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? İşte Rabbiniz, çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Veya Onlar, korktuklarının başlarına gelmeyeceğinden emin midirler? Şüphesiz Rabbin çok şefkatli, çok merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa kendilerini korkuta korkuta, sindire sindire yakalamayacağından emin midirler? Kuşkusuz ki, sizin Rabbiniz gerçekten Rauf'tur, Rahim'dir.

  6. Nahl suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 48. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ يَتَفَيَّؤُا۟ ظِلَٰلُهُۥ عَنِ ٱلْيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدًا لِّلَّهِ وَهُمْ دَٰخِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? On(lar)ın gölgeleri, dipnot 1 boyun eğerek Allah'a secde eder durumda sağ(lar)dan ve sollardan döner.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ra‘d 13:15.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi onlar, Allah'ın yarattığı çevrelerindeki şeylere hiç mi bakmıyorlar? Onların gölgeleri sağ ve sollarından süzülüp dönerken, Allah'a teslim olup (koyduğu yasaya) derin bir tevazu ile boyun eğmekteler.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, (hakkı inkar edenler) Allah'ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri, (Allah'ın iradesine) bütünüyle boyun eğerek bir sağa bir sola dönüp Allah için saygı ve tazimle (nasıl) yere kapanmaktadırlar.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın yarattığı şeyleri görmediler mi ki, gölgeleri (varlıkları) boyun bükerek, Allah'a (hakikatleri olan Esma'ya) secde eder halde, sağdan (hidayet) ve sollardan (dalalet) döner durur.

    Ali Bulaç

    Allah'ın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette döner.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yarattıklarını zaten görmüyorlar mı? Onların gölgeleri, boyun eğerek, sağdan ve soldan Allah'a secde ederek dönerler.

    Bayraktar Bayraklı

    Kafirler Allah'ın yarattığı varlıkları görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'ın iradesine boyun eğip kendi içyapılarında hareket edip dönerek Allah'a saygı ile yere kapanmaktadırlar.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın yarattığı şeylere bakmıyorlar mı ki, gölgeleri ALLAH'a secde ederek sağdan ve soldan sürünerek gidip gelir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın yarattığı şeylere bakmıyorlar mı ki, gölgeleri ALLAH'a secde ederek sağdan ve soldan sürünerek gidip gelir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, Allah'ın yarattığı herhangi birşeyi görmüyorlar mı? Bir baksalar ya, gölgeleri sağlarından, sollarından sürüklenerek, Allah'a secdeler ederek dönüp dolaşır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya görmedilerde mi? Her hangi bir şeyden Allahın yarattığına bir baksalar a: gölgeleri sağ ve sollarında sürünerek Allaha secdeler ederek döner dolaşır

    Erhan Aktaş

    Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde dipnot 1 ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boyun eğmek. Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde[2] ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boyun eğmek. Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; boyun eğerek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Tanrı'ya secde eder vaziyette döner.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar Allahın yaratdığı her hangi bir şey'e (dikkatle) bakmadılar mı ki onların gölgeleri bile zelil zelil Allaha secdekar olarak durmadan sağa sola dönüyor.

    İbni Kesir

    Allah'ın yarattığı şeylerin gölgelerinin sağa sola vurarak boyun eğip Allah'a secde ettiklerini görmüyorlar mı?

    Mehmet Alagaş

    (48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin zillet ve tevazu ile boyun eğerek durmadan sağa sola dönüp Allah’a secde ettiklerini görmüyorlar mı?

    Süleyman Ateş

    Allah'ın yarattığı şeylerin gölgelerinin dahi nasıl sağdan, soldan sürünüp Allah'a secde ederek döndüğünü görmediler mi? (Her şeyin gölgesi yerde uzanıp kısalarak hep Allah'a secde etmektedir).

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın yarattığı şeylere bakıp hiç ibret almadılar mı? Onların gölgeleri, Allah'a secde ederek / boyun eğerek sağa ve sollara dönerler dipnot 1 . Onlar Allah'ın önünde eğilirler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğu tarafını solumuz alırsak Güneş doğunca gölgeler sağa doğru yatar ve arkasından sola yani doğuya doğru kaymaya başlar. Bu kayış, güneş batana kadar sürer. Bu sebeple sağ tekil, sol ise çoğul kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi gölgeleri sağdan ve sol taraflardan alçalmış bir biçimde dipnot 1 Allah'a secde ederek (boyun eğerek) döner.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      وَهُمْ دَاخِرُون ifadesi üzerinde durmak gerekir. Burada gölge, Arapça kurallarına göre ‘akıllı erkek varlık' gibi gösterilmektedir. Diğer bir ifade ile kendisine bakıldığını anlayan, bakana göre görünen bir varlık olarak ifade ediliyor. Işık ve gölgenin bu özelliği ancak Allah'ın indirdiği ve yarattığı ayetleri birlikte okuyacak bilim insanları tarafından açıklanabilir.

    Şaban Britch

    Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin boyun eğip, Allah için secde ederek sağa ve sola eğiliverdiklerini görmediler mi?

    Şaban Piriş

    Allah'ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Boyun eğip, Allah'a secde ederek gölgeleri sağa sola eğilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bakıp görmediler mi, Allah'ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor.

  7. Nahl suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 49. ayet. وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler (boyun eğerler).

    Mustafa İslamoğlu

    Yine, (görünen) varlıkların en (yakın) tabakasından (görünmeyen varlıkların ufku olan) meleklere varıncaya dek, göklerde ve yerde olan her şey Allah'ın (yasasına) boyun eğip teslim olmuşlardır; onların hiçbiri büyüklük taslamazlar.

    Muhammed Esed

    Ayrıca göklerde ve yerde olan herşey -bütün canlılar/hayvanlar ve melekler- kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmadan Allah için saygı ve tazimle yere kapanmaktadırlar:

    Ahmed Hulusi

    Semalar ve arzda bulunan (tüm) canlılar ve melaike (ruhani ve cismani alemlere ait varlıklar ve kuvveler), hiç kibirlenmeksizin (benliğe kapılmaksızın) Allah'a secde ederler (Allah'a mutlak teslimiyet halindedirler). (49. ayet secde ayetidir. )

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde olan her şey ve yeryüzünde bulunan tüm yaratıklar ve melekler de Allah'a secde ederler. Çünkü onlar, büyüklük taslamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde bulunan tüm yaratıklar ve melekler ALLAH'a secde ederler ve büyüklük taslamazlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İnsan vücudu, ister gerçeği onaylayan birisine ister inkarcı birisine ait olsun, tümüyle Tanrı'ya teslim olmuş bir Müslüman'dır. * Bak 13:15.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunan tüm yaratıklar ve melekler ALLAH'a secde ederler ve büyüklük taslamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ve yerde gerek canlı gerek melek kısmından ne varsa hepsi büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allaha secde eder, gerek Dabbe kısmından olsun ve gerek Melaike, ve bunlar kibirlenmezler

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde bulunan hareket halindeki varlıkların tamamı ve melekler büyüklenmeden, Allah'a secde ederler. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 15. ayetin 98. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunan hareket halindeki varlıkların tamamı ve melekler büyüklenmeden, Allah'a secde ederler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secde; itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olmak. Bu ayetten de anlaşılıyor ki, "secde" etmek demek, sadece salat anında başın yere kapanması olan "secde" demek değildir. Yoksa hareket halindeki kuşların, hayvanların, böceklerin yere kapanarak secde etmeleri söz konusu değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunan hareket halindeki varlıkların tamamı ve melekler büyüklenmeden, Allah'a secde ederler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın koyduğu yasalara boyun eğerler. Bu ayetten de anlaşılıyor ki, "secde" etmek demek, salat anında başın yere kapanması olan "secde" demek değildir. Yoksa hareket halindeki kuşların, hayvanların, böceklerin yere kapanarak secde etmeleri söz konusu değildir.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Tanrı'ya secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde olan, yerde olan canlılar ve melekler, kendilerine hiçbir yüksünme gelmeyerek, Allaha secde eder (ler).

    İbni Kesir

    Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah'a secde ederler.

    Mehmet Alagaş

    (48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde olan tüm canlılar ve melekler hiç büyüklenmeden Allah’a secde ederler.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunan canlıların, meleklerin hepsi Allah'a secde ederler, onlar asla büyüklük taslamazlar.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde olan tüm canlılar ve melekler hiç büyüklenmeden Allah’a secde ederler.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde olan tüm canlılar ve melekler hiç büyüklenmeden Allah'a secde ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerdeki ve yerdeki canlı şeyler de melekler de yalnız Allah'a secde ederler ve hiç de büyüklük taslamazlar.

  8. Nahl suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 50. ayet. يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ secde ayeti

    Diyanet İşleri

    Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

    Mehmet Okuyan

    (Melekler), üstlerindeki Rablerinden korkar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler kendi tercihlerine göre hareket edemezler; Yüce Allah'ın verdiği emirleri harfiyyen uygularlar; kesinlikle herhangi bir eksiklikte bulunamazlar. Benzer mesajlar: En‘âm 6:61; Meryem 19:64; Enbiyâ 21:27; Tahrîm 66:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Üzerlerinde (egemen) olan Rablerinden korkarlar ve verilen komutları uygularlar.

    Muhammed Esed

    Üstlerinde (egemen) bulunan Rablerinden korkuyor ve kendilerine ne buyurmuşsa onu yapıyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Derunlarından hükmeden Rablerinden korkarlar ve emrolunduklarını yaparlar.

    Ali Bulaç

    Üstlerinden (her an bir azab göndermeye kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.

    Ali Rıza Safa

    Üstlerindeki Efendilerinden korkarlar ve verdiği buyrukları yerine getirirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, kendi güçlerinin üstünde olan Rabblerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.

    Edip Yüksel

    Kendilerinden çok yüce olan Efendi'lerini sayarlar ve kendilerine emredileni uygularlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerinden çok yüce olan Rab'lerini sayarlar ve kendilerine emredileni uygularlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üstlerinden Rablerinin korkusunu duyarlar ve kendilerine her ne emredilirse yerine getirirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fevklerinden rablarının mahafetini duyarlar ve her ne emr olunurlarsa yaparlar

    Erhan Aktaş

    Kendilerine egemen olan Rabb'lerine karşı gelmekten korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine egemen olan Rabb'lerine karşı gelmekten korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine egemen olan Rabb'lerine karşı gelmekten korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

    Gültekin Onan

    Üstlerinden (her an bir azab göndermeye kadir olan) rablerinden korkarlar ve buyrulduklarını yaparlar / yerine getirirler.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet) kendilerine her suretle kaahir ve haakim olan Rablerinden korkarak (daima Ona inkiyad ederler. Melekler de) ne emr olunurlarsa onu yaparlar.

    İbni Kesir

    Üstlerinden, Rabblarından korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

    Mehmet Alagaş

    (48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yukarılarında olan Rablerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar.

    Süleyman Ateş

    Üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve emredildikleri şeyi yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstlerinde olan Rablerinden korkarlar da ne emredilirse yaparlar.

    Şaban Britch

    Yukarılarında olan Rab’lerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar.

    Şaban Piriş

    Üstün olan Rab'lerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üstlerinde egemen olan Rablerinden ürperirler ve emredildikleri şeyi yaparlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.