Diyanet İşleri
Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
Nahl suresi
Nahl suresi, 59. ayet. يَتَوَٰرَىٰ مِنَ ٱلْقَوْمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓ أَيُمْسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُۥ فِى ٱلتُّرَابِ أَلَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
yetevârâ mine-lḳavmi min sûi mâ büşşira bih. eyümsikühû `alâ hûnin em yedüssühû fi-ttürâb. elâ sâe mâ yaḥkümûn.
Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İki ilah edinmeyin; kız çocuğu müjdesine öfkelenmek Nahl 51–60 3
Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Onlar, kızları Allah'a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.
Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!
Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah'ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 57–59. ayetler için yazılmıştır.
57-59. “Allah’a (kendilerinin hoşlanmadığı) kızları isnad ediyorlar.” Çünkü onlar, Allah’ın yakınlaştırılmış kulları olan melekler hakkında: Onlar, Allah’ın kızlarıdır, demişlerdi. “Arzuladıkları (erkekleri ise) kendilerine ayırıyorlar.” Yani onlar, kız çocuklarından hiç hoşlanmazlardı, kendileri için erkek çocukları arzu ederlerdi. Bu nedenle de onlardan herhangi birisine “kız çocuğu müjdesi verilince öfke ve” karşı karşıya kaldığı aşırı “üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir.” Ona kız çocuğu müjdesi verildi mi gam, keder ve üzüntüsünü gizlemeye kalkışır, hatta o kavmi arasında mahcup olur ve kendisine verilen bu kötü müjdeden dolayı gizlenip saklanmaya kalkışır. Daha sonra da kendisine müjdesi verilen bu kız çocuğuna ne yapacağı konusunda düşünmeye ve bozuk görüşü ile birtakım kararlara varmaya çalışır: “Aşağılanmayı göze alarak” hakir ve zelil olarak, öldürmeksizin onu “yanında mı tutsun yoksa diri diri toprağa mı gömsün?” ki Yüce Allah’ın kendisi sebebi ile müşrikleri yerdiği ve’d (kız çocukların diri diri gömülmesi) budur. “Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!” Yani Allah’a çocuk nispet ederek, O’nun celal ve azametine yakışmayan bir isnadda bulunuyorlar. Bununla da yetinmeyip kendi kanaatlerince en kötü olan, kendilerine yakıştıramadıkları ve hiç hoşlanmadıkları kız çocuklarını O’na nispet ediyorlar. Kendi hoşlanmadıkları varlıkları nasıl olur da Allah’a nispet ederler? Onların verdikleri bu hüküm, ne kadar da kötüdür!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendisine kız çocuğunun doğduğu haberi verilince bu haberin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir ve saklanır. Kendi kendine şöyle söylenir: "Utanç ve kırgınlıkla bu kızı yanımda mı tutayım, yoksa onu diri diri gömerek toprağın altına mı saklayayım?" Müşriklerin verdikleri hüküm ne kadar da kötüdür. Öyle ki, kendi nefisleri için hoş görmedikleri hükmü Rableri için vermişlerdir.
Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir,…
Aynı kök: ترب (22 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz.
Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Aynı kök: هون (26 geçiş) · Aynı kök: وري (32 geçiş)
(Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Hikmet
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Hikmet
Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Hikmet
Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi…
Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı toplumdan gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun yoksa onu toprağa mı gömsün! Dikkat edin! Verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Ona müjdelenen şeyin kendisinde oluşturduğu kötümser duygulardan dolayı, toplumdan kaçıp köşe bucak saklanacak delik arar: şimdi onu zillete katlanma pahasına tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Görüyorsunuz değil mi; ne berbat akıl yürütüyorlar.
kendisine verilen bu kötü müjdeden ötürü -bu zillete/bu küçük düşmeye rağmen, şimdi onu acaba tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün (diye düşünerek)- kıyı bucak insanlardan kaçar. Yazıklar olsun, izledikleri düşünce tarzı ne kadar kötü!
Kendisi ile müjdelendiği şeyin (ona göre) kötülüğünden (dolayı), halkından gizlenir. . . (Kız çocuğu oldu diye) horlanmayı göze alıp onu tutacak mı; yoksa onu toprağın içinde gizleyip saklayacak mı (diri diri toprağa mı gömecek)? Kesinlikle biline ki, hükmettikleri şey çok kötüdür!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Kendisine verilen sevinçli haberi kötü bularak, toplumundan gizlenir. Aşağılanarak onu tutsun mu; yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü yargılıyorlar; bir bakın!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakınız ki verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Kendisine müjdelenen ‘kötülükten' utanarak halkından kendini gizlemeye çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Ne kötü yargıda bulunuyorlar.
Kendisine müjdelenen 'kötülükten' utanarak halkından kendini gizlemeye çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Ne kötü yargıda bulunuyorlar.
Verilen müjdenin kötü etkisiyle kavminden gizleniyor. Onu, hakarete katlanıp sağ mı bırakacak, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne fena hükümler veriyorlar!
Verilen müjdenin sui te'siriyle kavminden gizleniyor, hakaret üzere onu tutacak mı? Yoksa toprağa mı gömecek? Bak ne fena hukümler veriyorlar
Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete dipnot 1 karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm dipnot 2 ne kötüdür!
Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete dipnot 1 karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm dipnot 2 ne kötüdür!
Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete dipnot 1 karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm dipnot 2 ne kötüdür!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?
Verilen müjdenin te'siriyle kavmden gizlenir. O (doğa) nı (sağ bırakıb) hakaaretle mi tutacak, yoksa onu toprağa mı gömecek (kendi kendine düşünür) Bak, hükmedegeldikleri (bu) şey ne kötüdür!
Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır. Utana utana onu tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Bakın ne kötü hükmediyorlar.
(48-59) Allah’ın yarattığı şeyi görmüyorlar mı? Gölgesi sağa ve sola düşer vaziyette boyun eğerek, onlar Allah için secde ederler, göklerde ve yerde, yaratıklardan ve meleklerden her ne varsa, kibirlenmeden Allah için secde ederler, üstlerinde olan Allah’tan dolayı korkarlar ve ne yi emrediyorsa onu da yaparlar. Allah dedi ki “iki ilah edinmeyin” Muhakkak ki O tek ilahtır, sadece ve sadece benden korkun. (Rahip; korkan) semalarda ve arzda ne varsa onundur, daima din onun içindir, Allah dışında birinden mi sakınıyorsunuz? Sizde olan nimetler de Allah’tandır, sonra size zarar dokunduğunda yine ona yalvarırsınız, sonrasında sizden zararı kaldırdığında sizden bir fırka / bir bölüm onlara verdiğimizi yok saymak için / görmezden gelmek için rabbine ortak koşar / şirk koşar , geçinin / metalan ın ilerde bileceksiniz. Verdiğimiz rızıktan herhangi bir şey bilmeyen ilahlarına nasip / hisse ayırıyorlar Allah’a yemin olsun ki iftara ettikleri bu şeyden dolayı sorgulanacaklar, kızları Allah’a yaptılar, onu üstün tutarız, iştah ettikleri şey ise onlarınmış! Herhangi birisine bir kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkelidir , müjdelenen şeyin hissettirdiği kötülükten dolayı kavminden saklanır, hor ve hakir olarak onu elinde mi tutsun yahut toprağa mı gömsün? (Desse yedüssü gizlice gömmek) Dikkat edin ne kötü hüküm veriyorlar.
Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Dikkat et, verdikleri hüküm ne kötüdür!
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. (Şimdi ne yapsın) onu, hakaretle tutsun mu yoksa onu toprağa mı gömsün! Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
Müjdelendiği şeyin (ona göre) kötü olmasından dolayı halkından gizlenir. Şimdi aşağılanmayı göze alıp çocuğu tutacak mı, yoksa onu (diri diri) toprağa mı gömecek! dipnot 1 Bakın, vardıkları karar ne kötüdür!
Müjdelendiği şeyin kötülüğünden dolayı halkının karşısına çıkamaz olur. Aşağılanmayı göze alarak onu tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Bakın, ne kötü karar veriyorlar!
Kendisine verilen kötü müjdeden dolayı halktan gizlenmeye çalışır. Onu aşağılanarak tutsun/yaşatsın mı; yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat et, verdikleri hüküm ne kötüdür!
Kendisine verilen kötü müjdeden dolayı halktan gizlenmeye çalışır. Utana utana onu tutsun/yaşatsın mı; yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat et, verdikleri hüküm ne kötüdür!
Kendisine muştulananın utancından ötürü toplumdan gizlenir. Hakaret/eziklik üzere tutsun mu onu yoksa toprağın bağrına mı gömsün onu. Bakın ne kötü hüküm veriyorlar!
He hides from people or keeps out of sight to conceal the news, which allegedly defames him and blackens his repute. He does not know whether to keep his child alive and be both defamed and despised or bury her in the dust and consign her and the news to oblivion. Evil indeed is the resolution uniting their evil thoughts.
In his shame he hides himself away from his people because of the bad news he has been given. Should he keep her and suffer contempt or bury her in the dust? How ill they judge!
With shame does he hide himself from his people, because of the bad news he has had! Shall he retain it on (sufferance and) contempt, or bury it in the dust? Ah! what an evil (choice) they decide on?
and he hides himself from people because of the bad news, thinking: should he keep the child despite disgrace, or should he bury it in dust? How evil is their estimate of Allah! dipnot 1
He hides away from people because of the evil of the good news he has been given. Should he keep her ignominiously or bury her in the earth? What an evil judgement they make!
He hides himself from the people because of the evil of that whereof he has been informed. Shall he keep her with dishonour or bury her in the earth[1]? Certainly, evil is their decision.
He hides from the people out of distress at the news he has been brought: shall he retain it in humiliation, or bury it in the ground! Look! Evil is the judgement that they make.
He hides himself (in shame) from the people because of the (so called) bad news he has received, (considering) whether he should keep her (alive) inspite of disgrace, or commit her somewhere in the dust. Look! evil (in every way) is the judgment they make.
as he hides him from the people because of the evil of the good tidings that have been given unto him, whether he shall preserve it in humiliation, or trample it; into the dust. Ah, evil is that they judge!
Such disbeliever becomes so upset (with what he considers as disgrace) that he hides himself from the people while considering to live with such "disgrace" or bury her alive! What an evil decision to make.
He skulks away from the people, for the evil tidings he has heard;- is he to keep it with its disgrace, or to bury it in the dust?- aye! evil is it that they judge!
He hides from his people because of the bad news he has received. Shall he keep her with dishonor, or bury her in the sand? Miserable indeed is how they judge!
He hideth himself from the people, because of the ill tidings which have been told him; considering within himself whether he shall keep it with disgrace, or whether he shall bury it in the dust. Do they not make an ill judgment?
He skulks away from the people, for the evil tidings he has heard; - is he to keep it with its disgrace, or to bury it in the dust? - Ah! How evil is their judgment (or choice)!
He hides himself from (Literally: overlays himself beyond) (the sight) of the people because of the odious tidings (given) him, whether he should retain it in degradation or shove it in the dust. Verily, odious is (the way) they judge!
He hideth himself from the folk because of the evil of that whereof he hath had tidings, (asking himself): Shall he keep it in contempt, or bury it beneath the dust. Verily evil is their judgment.
And hides from people for shame at the news, (at a loss) whether he should keep her with shame, or bury her in the ground. How bad is the judgement that they make!
avoiding all people because of the [alleged] evil of the glad tiding which he has received, [and debating within himself:] Shall he keep this [child] despite the contempt [which he feels for it]-or shall he bury it in the dust? Old, evil indeed is whatever they decide!
He hides himself from the people because of the bad news he has received. Should he keep her in disgrace, or bury her ˹alive˺ in the ground? Evil indeed is their judgment![1]
He hides from his people because of the bad news he has received. Shall he keep her with dishonour, or bury her in the sand Miserable indeed is how they judge!
Ashamed, he hides from the people, because of the bad news given to him. He even ponders: should he keep the baby grudgingly, or bury her in the dust. Miserable indeed is their judgment.
He hides himself from the people because of the ill of which he has been informed. Should he keep it in humiliation or bury it in the ground? Unquestionably, evil is what they decide.
He hides himself from the people because of the evil of that whereof he had tidings — whether to hold it in contempt, or bury it in the dust. In truth, evil is what they judge.
Ashamed, he hides himself from people, because of the bad news given to him. He even asks himself, "Shall I keep the baby grudgingly, or bury her deep in the dust?" Oh, evil indeed is what they decide!
He hides himself with shame from his people, because of the bad news he has! Will he keep it (the baby) with pain and disgrace, or bury her it in the dust? Oh! What an evil (choice) they decide on?
He hides himself from people because of the (self-presumed) bad news given to him (and wonders): Shall he keep it despite the disgrace (he will face in the society), or put it away into the dust? In fact, evil is what they decide.
He hides from his people because of the bad news he has received. Shall he keep her with dishonor, or bury her in the sand? Miserable indeed is how they judge!