Nahl suresi

Nahl suresi, 83. ayet

Nahl suresi, 83. ayet. يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

ya`rifûne ni`mete-llâhi ŝümme yünkirûnehâ veekŝeruhümü-lkâfirûn.

Diyanet İşleri

Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 80–86 · surenin 83. ayeti / 128

Konu Meseller; işitme, görme ve gönül; evler ve gölgeler Nahl 73–83 3

  1. Nahl 80

    Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.

  2. Nahl 81

    Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.

  3. Nahl 82

    Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.

  4. 83

    Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

  5. Nahl 84

    Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

  6. Nahl 85

    O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

  7. Nahl 86

    Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: "Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır." Koştukları ortaklar da onlara: "Siz elbette yalancılarsınız" diye laf atacaklar.

Tefsir4

1 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

el-Muhtasar 5

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşrikler, Allah’ın onları nimetlendirdiği nimetlerini bilirler. Bunlardan biri de onlara Peygamber - sallallahu aleyhi ve sellem-'i göndermesidir. Ardından da şükretmeyerek ve peygamberini yalanlayarak, Allah’ın nimetlerini inkâr ederler. Onların çoğu Allah -Subhânehu ve Teâlâ-’nın nimetlerini inkâr ederler.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَعْرِفُونَ yea'rifune bilirler kök: عرف
  2. نِعْمَتَ nia'mete ni'metini kök: نعم
  3. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  4. ثُمَّ summe sonra da
  5. يُنكِرُونَهَا yunkiruneha bunu inkar ederler kök: نكر
  6. وَأَكْثَرُهُمُ ve ekseruhumu ve çokları da kök: كثر
  7. ٱلْكَـٰفِرُونَ l-kafirune inkar ederler kök: كفر

Keşif6

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı…

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar…

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile)…

  • Ortak kavram: Nimet

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Nimet

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, Allah'ın nimet(ler)ini bilir (itiraf eder); sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın nimetlerini pekala tanıyıp biliyorlar, fakat yine de nankörlük ediyorlar; zira onların çoğu küfre sapmışlar.

Muhammed Esed

Aslında Allah'ın nimetinin pekala farkındalar ama, yine de onu tanıyıp doğrulamaya yanaşmıyorlar; çünkü onların çoğu onmaz biçimde küfre batmış bulunuyor.

Ahmed Hulusi

(Onlar) Allah nimetini (Hz. Rasulullah'ı) tanırlar, sonra da O'nu inkar ederler. . . Onların ekseriyeti hakikat bilgisini inkar edenlerdir.

Ali Bulaç

Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu inkar edenlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Onlar Allah'ın nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.

Ali Rıza Safa

Allah'ın nimetini bilirler; sonra onları inkar ederler. Çünkü onların çoğu nankördür.

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu nankördür.

Edip Yüksel

ALLAH'ın nimetlerini çok iyi tanıdıkları halde onları inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın nimetlerini çok iyi tanıdıkları halde onları inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın nimetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler. Çoğu kafir kimselerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın nı'metini tanırlar, sonra da inkar ederler ve ekserisi kafirdirler

Erhan Aktaş

Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu Kafir dipnot 1 kimselerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nankör.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu Kafir[2] kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nankör.

Gültekin Onan

Onlar, Tanrı'nın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu kafirdir.

Hasan Basri Çantay

Onlar hem Allahın (bu) ni'met (ler) ini i'tiraf ederler, hem yine onu (fiilleriyle) inkar ederler. Çoğu (inadına) kafir kimselerdir onların.

İbni Kesir

Allah'ın nimetini hem bilirler, hem de inkar ederler. Zaten onların çoğu kafirdirler.

Mehmet Alagaş

(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.

Süleyman Ateş

Allah'ın ni'metini bilirler (bu ni'metleri Allah'ın yarattığını kabul ederler), sonra da (bunları kendilerine verenden başkasına taparak) bu ni'metleri inkar ederler, çokları da (nankördürler).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın nimetini bilirler ama itiraf etmezler. Onların çoğu kafirdir.

Şaban Britch

Onlar Allah’ın nimetini bildikleri halde onu inkâr ederler ve onların çoğu kâfirdir.

Şaban Piriş

Onlar Allah'ın nimetini bildikleri halde onu inkar ederler ve onların çoğu kafirdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da onu inkar ediyorlar. Çoğu nankördür bunların.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These infidels are fully aware of Allah's grace abounding in them, but their wrongful actions and their unpious and unwise deeds bespeak clearly of the denial of Allah's merited or unmerited favours. And those of them who do not acknowledge Allah's goodwill constitute the majority.

Abdul Haleem

They know God’s blessings, but refuse to recognize them: most of them are ungrateful.

Abdullah Yusuf Ali

They recognise the favours of Allah; then they deny them; and most of them are (creatures) ungrateful.

Abul A'la Maududi

They are aware of the favours of Allah, and yet refuse to acknowledge them. dipnot 1 Most of them are determined not to accept the Truth.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here the denial of the blessings of Allah refers to practical denial by the disbelievers of Makkah. For they did not deny that all these blessings were from Allah but along with this they believed that their saints and gods also had contributed towards them. This is why they associated their intercessors in their gratitude to Allah for these blessings. Nay, they were even more grateful to them than to Allah. Allah regards this association as denial of His blessings, ingratitude and forgetfulness of His favors.

Aisha Bewley

They acknowledge Allah’s blessing and then deny it. Most of them are kuffar.

Al-Hilali & Khan

They recognise the Grace of Allâh, yet they deny it (by worshipping others besides Allâh) and most of them are disbelievers (deny the Prophethood of Muhammad صلى الله عليه و سلم).

Ali Quli Qarai

They recognize the blessing of Allah and then deny it, and most of them are faithless.

Amatul Rahman Omar

They recognize the bounty of Allâh, yet they deny it. Most of them have no sense of gratitude (for His favours).

Arthur John Arberry

They recognize the blessing of God, then they deny it, and the most of them are the unthankful.

Bijan Moeinian

They definitely recognize the Lord’s blessings; yet [out of pride] they deny the. Most of them thus cover the fact.

E. Henry Palmer

They recognise the favours of God, and yet they deny them, for most men are ungrateful.

Edip-Layth

They recognize God's blessing, then they deny it. Most of them are ingrates.

George Sale

They acknowledge the goodness of God, and afterwards they deny the same; but the greater part of them are unbelievers.

Hamid S. Aziz

They recognize the favours of Allah, and then they deny them, for most men are ungrateful.

Mahmoud Ghali

They recognize the favor of Allah; thereafter they deny it; and most of them are the disbelievers.

Marmaduke Pickthall

They know the favour of Allah and then deny it. Most of them are ingrates.

Mohamed Ahmed - Samira

They do know the favours of God, and yet they deny them, for most of them are not grateful.

Muhammad Asad

They [who turn away from it] are fully aware of God's blessings, but none the less they refuse to acknowledge them [as such], since most of them are given to denying the truth.

Mustafa Khattab

They are aware of Allah’s favours, but still deny them. And most of them are ˹truly˺ ungrateful.

Progressive Muslims

They recognize God's blessings, then they deny them. And most of them are rejecters.

Rashad Khalifa

They fully recognize GOD's blessings, then deny them; the majority of them are disbelievers.

Sahih International

They recognize the favor of Allah ; then they deny it. And most of them are disbelievers.

Sam Gerrans

They recognise the favour of God, then they deny it; and most of them are false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

In fact, they recognize Allah's blessings, but deny them in practice. That is how most of the men and women are rated unbelievers. (16:71).

Syed Vickar Ahamed

They (see and) know the Favor of Allah; Then they reject it (by idolizing to false gods): And most of them are disbelievers.

Taqi Usmani

They are aware of Allah’s favor, yet they deny it, and most of them are ungrateful.

The Monotheist Group

They recognize the blessings of God, then they deny them. And most of them are rejecters.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 83. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki eser tek görüş olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 83. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  6. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩