28. sure

Kasas Suresi القصص

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü 1–13 karşılaştır — Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü
  2. Mûsâ'nın adam öldürmesi ve kaçışı 14–21 karşılaştır — Mûsâ'nın adam öldürmesi ve kaçışı
  3. Medyen ve Şu'ayb'ın kızları 22–28 karşılaştır — Medyen ve Şu'ayb'ın kızları
  4. Tûr'daki çağrı ve Firavun'un helâki 29–42 karşılaştır — Tûr'daki çağrı ve Firavun'un helâki
  5. Mûsâ'ya verilen Kitap ve "iki sihir" iddiası 43–50 karşılaştır — Mûsâ'ya verilen Kitap ve "iki sihir" iddiası
  6. Kitap ehlinden iman edenler; hidayet Allah'tandır 51–56 karşılaştır — Kitap ehlinden iman edenler; hidayet Allah'tandır
  7. Güvenli harem, dünya metaı ve mahşerdeki sorgu 57–67 karşılaştır — Güvenli harem, dünya metaı ve mahşerdeki sorgu
  8. Rabbin dilediğini seçer; gece ve gündüz 68–75 karşılaştır — Rabbin dilediğini seçer; gece ve gündüz
  9. Kārûn 76–84 karşılaştır — Kārûn
  10. "Kur'an'ı sana farz kılan seni döndürecektir" 85–88 karşılaştır — "Kur'an'ı sana farz kılan seni döndürecektir"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü 1–13

  1. Kasas suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 1. ayet. طسٓمٓ

    ṭâ-sîn-mîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 1. ayet

  2. Kasas suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 2. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 2. ayet

  3. Kasas suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 3. ayet. نَتْلُوا۟ عَلَيْكَ مِن نَّبَإِ مُوسَىٰ وَفِرْعَوْنَ بِٱلْحَقِّ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    netlû `aleyke min nebei mûsâ vefir`avne bilḥaḳḳi liḳavmiy yü'minûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 3. ayet

  4. Kasas suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 4. ayet. إِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلَ أَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَآئِفَةً مِّنْهُمْ يُذَبِّحُ أَبْنَآءَهُمْ وَيَسْتَحْىِۦ نِسَآءَهُمْ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ

    inne fir`avne `alâ fi-l'arḍi vece`ale ehlehâ şiye`ay yestaḍ`ifü ṭâifetem minhüm yüẕebbiḥu ebnâehüm veyestaḥyî nisâehüm. innehû kâne mine-lmüfsidîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 4. ayet

  5. Kasas suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 5. ayet. وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ ٱلْوَٰرِثِينَ

    venürîdü en nemünne `ale-lleẕîne-stuḍ`ifû fi-l'arḍi venec`alehüm eimmetev venec`alehümü-lvâriŝîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 5. ayet

  6. Kasas suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 6. ayet. وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَنُرِىَ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَحْذَرُونَ

    venümekkine lehüm fi-l'arḍi venüriye fir`avne vehâmâne vecünûdehümâ minhüm mâ kânû yaḥẕerûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 6. ayet

  7. Kasas suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 7. ayet. وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ أُمِّ مُوسَىٰٓ أَنْ أَرْضِعِيهِ فَإِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَأَلْقِيهِ فِى ٱلْيَمِّ وَلَا تَخَافِى وَلَا تَحْزَنِىٓ إِنَّا رَآدُّوهُ إِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    veevḥaynâ ilâ ümmi mûsâ en arḍi`îh. feiẕâ ḫifti `aleyhi feelḳîhi fi-lyemmi velâ teḫâfî velâ taḥzenî. innâ râddûhü ileyki vecâ`ilûhü mine-lmürselîn.

    Mehmet Alagaş

    (7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 7. ayet

  8. Kasas suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 8. ayet. فَٱلْتَقَطَهُۥٓ ءَالُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًا إِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا۟ خَٰطِـِٔينَ

    felteḳaṭahû âlü fir`avne liyekûne lehüm `adüvvev veḥazenâ. inne fir`avne vehâmâne vecünûdehümâ kânû ḫâṭiîn.

    Mehmet Alagaş

    (7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 8. ayet

  9. Kasas suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 9. ayet. وَقَالَتِ ٱمْرَأَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَيْنٍ لِّى وَلَكَ لَا تَقْتُلُوهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    veḳâleti-mraetü fir`avne ḳurratü `aynil lî velek. lâ taḳtülûh. `asâ ey yenfe`anâ ev netteḫiẕehû veledev vehüm lâ yeş`urûn.

    Mehmet Alagaş

    (7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 9. ayet

  10. Kasas suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 10. ayet. وَأَصْبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَىٰ فَٰرِغًا إِن كَادَتْ لَتُبْدِى بِهِۦ لَوْلَآ أَن رَّبَطْنَا عَلَىٰ قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    veaṣbeḥa füâdü ümmi mûsâ fârigâ. in kâdet letübdî bihî levlâ er rabaṭnâ `alâ ḳalbihâ litekûne mine-lmü'minîn.

    Mehmet Alagaş

    (7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 10. ayet

  11. Kasas suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 11. ayet. وَقَالَتْ لِأُخْتِهِۦ قُصِّيهِ فَبَصُرَتْ بِهِۦ عَن جُنُبٍ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    veḳâlet liuḫtihî ḳuṣṣîh. febeṣurat bihî `an cünübiv vehüm lâ yeş`urûn.

    Mehmet Alagaş

    (7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 11. ayet

  12. Kasas suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 12. ayet. وَحَرَّمْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَرَاضِعَ مِن قَبْلُ فَقَالَتْ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰٓ أَهْلِ بَيْتٍ يَكْفُلُونَهُۥ لَكُمْ وَهُمْ لَهُۥ نَٰصِحُونَ

    veḥarramnâ `aleyhi-lmerâḍi`a min ḳablü feḳâlet hel edüllüküm `alâ ehli beytiy yekfülûnehû leküm vehüm lehû nâṣiḥûn.

    Mehmet Alagaş

    (7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 12. ayet

  13. Kasas suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 13. ayet. فَرَدَدْنَٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    feradednâhü ilâ ümmihî key teḳarra `aynühâ velâ taḥzene velita`leme enne va`de-llâhi ḥaḳḳuv velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

    Mehmet Alagaş

    (7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 13. ayet

Mûsâ'nın adam öldürmesi ve kaçışı 14–21

  1. Kasas suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 14. ayet. وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَٱسْتَوَىٰٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    velemmâ belega eşüddehû vestevâ âteynâhü ḥukmev ve`ilmâ. vekeẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 14. ayet

  2. Kasas suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 15. ayet. وَدَخَلَ ٱلْمَدِينَةَ عَلَىٰ حِينِ غَفْلَةٍ مِّنْ أَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ هَٰذَا مِن شِيعَتِهِۦ وَهَٰذَا مِنْ عَدُوِّهِۦ فَٱسْتَغَٰثَهُ ٱلَّذِى مِن شِيعَتِهِۦ عَلَى ٱلَّذِى مِنْ عَدُوِّهِۦ فَوَكَزَهُۥ مُوسَىٰ فَقَضَىٰ عَلَيْهِ قَالَ هَٰذَا مِنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ عَدُوٌّ مُّضِلٌّ مُّبِينٌ

    vedeḫale-lmedînete `alâ ḥîni gafletim min ehlihâ fevecede fîhâ racüleyni yaḳtetilân. hâẕâ min şî`atihî vehâẕâ min `adüvvih. festegâŝehü-lleẕî min şî`atihî `ale-lleẕî min `adüvvihî fevekezehû mûsâ feḳaḍâ `aleyh. ḳâle hâẕâ min `ameli-şşeyṭân. innehû `adüvvüm müḍillüm mübîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 15. ayet

  3. Kasas suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 16. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى فَٱغْفِرْ لِى فَغَفَرَ لَهُۥٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    ḳâle rabbi innî żalemtü nefsî fagfir lî fegafera leh. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 16. ayet

  4. Kasas suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 17. ayet. قَالَ رَبِّ بِمَآ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ فَلَنْ أَكُونَ ظَهِيرًا لِّلْمُجْرِمِينَ

    ḳâle rabbi bimâ en`amte `aleyye felen ekûne żahîral lilmücrimîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 17. ayet

  5. Kasas suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 18. ayet. فَأَصْبَحَ فِى ٱلْمَدِينَةِ خَآئِفًا يَتَرَقَّبُ فَإِذَا ٱلَّذِى ٱسْتَنصَرَهُۥ بِٱلْأَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُۥ قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰٓ إِنَّكَ لَغَوِىٌّ مُّبِينٌ

    feaṣbeḥa fi-lmedîneti ḫâifey yeteraḳḳabü feiẕe-lleẕi-stenṣarahû bil'emsi yestaṣriḫuh. ḳâle lehû mûsâ inneke legaviyyüm mübîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 18. ayet

  6. Kasas suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 19. ayet. فَلَمَّآ أَنْ أَرَادَ أَن يَبْطِشَ بِٱلَّذِى هُوَ عَدُوٌّ لَّهُمَا قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ أَتُرِيدُ أَن تَقْتُلَنِى كَمَا قَتَلْتَ نَفْسًۢا بِٱلْأَمْسِ إِن تُرِيدُ إِلَّآ أَن تَكُونَ جَبَّارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا تُرِيدُ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِينَ

    felemmâ en erâde ey yebṭişe billeẕî hüve `adüvvül lehümâ ḳâle yâ mûsâ etürîdü en taḳtülenî kemâ ḳatelte nefsem bil'ems. in türîdü illâ en tekûne cebbâran fi-l'arḍi vemâ türîdü en tekûne mine-lmuṣliḥîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 19. ayet

  7. Kasas suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 20. ayet. وَجَآءَ رَجُلٌ مِّنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلْمَلَأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَٱخْرُجْ إِنِّى لَكَ مِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ

    vecâe racülüm min aḳṣe-lmedîneti yes`â. ḳâle yâ mûsâ inne-lmelee ye'temirûne bike liyaḳtülûke faḫruc innî leke mine-nnâṣiḥîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 20. ayet

  8. Kasas suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 21. ayet. فَخَرَجَ مِنْهَا خَآئِفًا يَتَرَقَّبُ قَالَ رَبِّ نَجِّنِى مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feḫarace minhâ ḫâifey yeteraḳḳab. ḳâle rabbi neccinî mine-lḳavmi-żżâlimîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 21. ayet

Medyen ve Şu'ayb'ın kızları 22–28

  1. Kasas suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 22. ayet. وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلْقَآءَ مَدْيَنَ قَالَ عَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يَهْدِيَنِى سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

    velemmâ teveccehe tilḳâe medyene ḳâle `asâ rabbî ey yehdiyenî sevâe-ssebîl.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 22. ayet

  2. Kasas suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 23. ayet. وَلَمَّا وَرَدَ مَآءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ أُمَّةً مِّنَ ٱلنَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ ٱمْرَأَتَيْنِ تَذُودَانِ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا قَالَتَا لَا نَسْقِى حَتَّىٰ يُصْدِرَ ٱلرِّعَآءُ وَأَبُونَا شَيْخٌ كَبِيرٌ

    velemmâ verade mâe medyene vecede `aleyhi ümmetem mine-nnâsi yesḳûn. vevecede min dûnihimü-mraeteyni teẕûdân. ḳâle mâ ḫaṭbükümâ. ḳâletâ lâ nesḳî ḥattâ yuṣdira-rri`âü veebûnâ şeyḫun kebîr.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 23. ayet

  3. Kasas suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 24. ayet. فَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰٓ إِلَى ٱلظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّى لِمَآ أَنزَلْتَ إِلَىَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ

    feseḳâ lehümâ ŝümme tevellâ ile-żżilli feḳâle rabbi innî limâ enzelte ileyye min ḫayrin feḳîr.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 24. ayet

  4. Kasas suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 25. ayet. فَجَآءَتْهُ إِحْدَىٰهُمَا تَمْشِى عَلَى ٱسْتِحْيَآءٍ قَالَتْ إِنَّ أَبِى يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ أَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا فَلَمَّا جَآءَهُۥ وَقَصَّ عَلَيْهِ ٱلْقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    fecâethü iḥdâhümâ temşî `ale-stiḥyâ'. ḳâlet inne ebî yed`ûke liyecziyeke ecra mâ seḳayte lenâ. felemmâ câehû veḳaṣṣa `aleyhi-lḳaṣaṣa ḳâle lâ teḫaf. necevte mine-lḳavmi-żżâlimîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 25. ayet

  5. Kasas suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 26. ayet. قَالَتْ إِحْدَىٰهُمَا يَٰٓأَبَتِ ٱسْتَـْٔجِرْهُ إِنَّ خَيْرَ مَنِ ٱسْتَـْٔجَرْتَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْأَمِينُ

    ḳâlet iḥdâhümâ yâ ebeti-ste'cirh. inne ḫayra meni-ste'certe-lḳaviyyü-l'emîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 26. ayet

  6. Kasas suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 27. ayet. قَالَ إِنِّىٓ أُرِيدُ أَنْ أُنكِحَكَ إِحْدَى ٱبْنَتَىَّ هَٰتَيْنِ عَلَىٰٓ أَن تَأْجُرَنِى ثَمَٰنِىَ حِجَجٍ فَإِنْ أَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِندِكَ وَمَآ أُرِيدُ أَنْ أَشُقَّ عَلَيْكَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    ḳâle innî ürîdü en ünkiḥake iḥde-bneteyye hâteyni `alâ en te'cüranî ŝemâniye ḥicec. fein etmemte `aşran femin `indik. vemâ ürîdü en eşüḳḳa `aleyk. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâliḥîn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 27. ayet

  7. Kasas suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 28. ayet. قَالَ ذَٰلِكَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ أَيَّمَا ٱلْأَجَلَيْنِ قَضَيْتُ فَلَا عُدْوَٰنَ عَلَىَّ وَٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌ

    ḳâle ẕâlike beynî vebeynek. eyyeme-l'eceleyni ḳaḍaytü felâ `udvâne `aleyy. vellâhü `alâ mâ neḳûlü vekîl.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 28. ayet

Tûr'daki çağrı ve Firavun'un helâki 29–42

  1. Kasas suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 29. ayet. فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارًا قَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

    felemmâ ḳaḍâ mûse-l'ecele vesâra biehlihî ânese min cânibi-ṭṭûri nârâ. ḳâle liehlihi-mküŝû innî ânestü nâral le`allî âtîküm minhâ biḫaberin ev ceẕvetim mine-nnâri le`alleküm taṣṭalûn.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 29. ayet

  2. Kasas suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 30. ayet. فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ مِن شَٰطِئِ ٱلْوَادِ ٱلْأَيْمَنِ فِى ٱلْبُقْعَةِ ٱلْمُبَٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّىٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    felemmâ etâhâ nûdiye min şâṭii-lvâdi-l'eymeni fi-lbuḳ`ati-lmübâraketi mine-şşecerati ey yâ mûsâ innî ene-llâhü rabbü-l`âlemîn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 30. ayet

  3. Kasas suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 31. ayet. وَأَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰٓ أَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ إِنَّكَ مِنَ ٱلْـَٔامِنِينَ

    veen elḳi `aṣâk. felemmâ raâhâ tehtezzü keennehâ cânnüv vellâ müdbirav velem yü`aḳḳib. yâ mûsâ aḳbil velâ teḫaf. inneke mine-l'âminîn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 31. ayet

  4. Kasas suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 32. ayet. ٱسْلُكْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ وَٱضْمُمْ إِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ ٱلرَّهْبِ فَذَٰنِكَ بُرْهَٰنَانِ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    üslük yedeke fî ceybike taḫruc beyḍâe min gayri sû'. vaḍmüm ileyke cenâḥake mine-rrahbi feẕânike bürhânâni mir rabbike ilâ fir`avne vemeleih. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 32. ayet

  5. Kasas suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 33. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى قَتَلْتُ مِنْهُمْ نَفْسًا فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

    ḳâle rabbi innî ḳateltü minhüm nefsen feeḫâfü ey yaḳtülûn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 33. ayet

  6. Kasas suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 34. ayet. وَأَخِى هَٰرُونُ هُوَ أَفْصَحُ مِنِّى لِسَانًا فَأَرْسِلْهُ مَعِىَ رِدْءًا يُصَدِّقُنِىٓ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

    veeḫî hârûnü hüve efṣaḥu minnî lisânen feersilhü me`iye rid'ey yüṣaddiḳunî. innî eḫâfü ey yükeẕẕibûn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 34. ayet

  7. Kasas suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 35. ayet. قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَٰنًا فَلَا يَصِلُونَ إِلَيْكُمَا بِـَٔايَٰتِنَآ أَنتُمَا وَمَنِ ٱتَّبَعَكُمَا ٱلْغَٰلِبُونَ

    ḳâle seneşüddü `aḍudeke bieḫîke venec`alü lekümâ sülṭânen felâ yeṣilûne ileykümâ biâyâtinâ. entümâ vemeni-ttebe`aküme-lgâlibûn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 35. ayet

  8. Kasas suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 36. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا بَيِّنَٰتٍ قَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّفْتَرًى وَمَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

    felemmâ câehüm mûsâ biâyâtinâ beyyinâtin ḳâlû mâ hâẕâ illâ siḥrum müfterav vemâ semi`nâ bihâẕâ fî âbâine-l'evvelîn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 36. ayet

  9. Kasas suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 37. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَن جَآءَ بِٱلْهُدَىٰ مِنْ عِندِهِۦ وَمَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    veḳâle mûsâ rabbî a`lemü bimen câe bilhüdâ min `indihî vemen tekûnü lehû `âḳibetü-ddâr. innehû lâ yüfliḥu-żżâlimûn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 37. ayet

  10. Kasas suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 38. ayet. وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرِى فَأَوْقِدْ لِى يَٰهَٰمَٰنُ عَلَى ٱلطِّينِ فَٱجْعَل لِّى صَرْحًا لَّعَلِّىٓ أَطَّلِعُ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    veḳâle fir`avnü yâ eyyühe-lmeleü mâ `alimtü leküm min ilâhin gayrî. feevḳid lî yâ hâmânü `ale-ṭṭîni fec`al lî ṣarḥal le`allî eṭṭali`u ilâ ilâhi mûsâ veinnî leeżunnühû mine-lkâẕibîn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 38. ayet

  11. Kasas suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 39. ayet. وَٱسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ إِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ

    vestekbera hüve vecünûdühû fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳi veżannû ennehüm ileynâ lâ yürce`ûn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 39. ayet

  12. Kasas suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 40. ayet. فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feeḫaẕnâhü vecünûdehû fenebeẕnâhüm fi-lyemm. fenżur keyfe kâne `âḳibetu-żżâlimîn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 40. ayet

  13. Kasas suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 41. ayet. وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا يُنصَرُونَ

    vece`alnâhüm eimmetey yed`ûne ile-nnâr. veyevme-lḳiyâmeti lâ yünṣarûn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 41. ayet

  14. Kasas suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 42. ayet. وَأَتْبَعْنَٰهُمْ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ هُم مِّنَ ٱلْمَقْبُوحِينَ

    veetba`nâhüm fî hâẕihi-ddünyâ la`neten. veyevme-lḳiyâmeti hüm mine-lmaḳbûḥîn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 42. ayet

Mûsâ'ya verilen Kitap ve "iki sihir" iddiası 43–50

  1. Kasas suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 43. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَهْلَكْنَا ٱلْقُرُونَ ٱلْأُولَىٰ بَصَآئِرَ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe mim ba`di mâ ehlekne-lḳurûne-l'ûlâ beṣâira linnâsi vehüdev veraḥmetel le`allehüm yeteẕekkerûn.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 43. ayet

  2. Kasas suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 44. ayet. وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلْغَرْبِىِّ إِذْ قَضَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلْأَمْرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    vemâ künte bicânibi-lgarbiyyi iẕ ḳaḍaynâ ilâ mûse-l'emra vemâ künte mine-şşâhidîn.

    Mehmet Alagaş

    (44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]

    Ayet detayı — Kasas suresi, 44. ayet

  3. Kasas suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 45. ayet. وَلَٰكِنَّآ أَنشَأْنَا قُرُونًا فَتَطَاوَلَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ وَمَا كُنتَ ثَاوِيًا فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ تَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِنَا وَلَٰكِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

    velâkinnâ enşe'nâ ḳurûnen feteṭâvele `aleyhimü-l`umür. vemâ künte ŝâviyen fî ehli medyene tetlû `aleyhim âyâtinâ velâkinnâ künnâ mürsilîn.

    Mehmet Alagaş

    (44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]

    Ayet detayı — Kasas suresi, 45. ayet

  4. Kasas suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 46. ayet. وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلطُّورِ إِذْ نَادَيْنَا وَلَٰكِن رَّحْمَةً مِّن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    vemâ künte bicânibi-ṭṭûri iẕ nâdeynâ velâkir raḥmetem mir rabbike litünẕira ḳavmem mâ etâhüm min neẕîrim min ḳablike le`allehüm yeteẕekkerûn.

    Mehmet Alagaş

    (44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]

    Ayet detayı — Kasas suresi, 46. ayet

  5. Kasas suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 47. ayet. وَلَوْلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    velevlâ en tüṣîbehüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim feyeḳûlû rabbenâ levlâ erselte ileynâ rasûlen fenettebi`a âyâtike venekûne mine-lmü'minîn.

    Mehmet Alagaş

    (44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]

    Ayet detayı — Kasas suresi, 47. ayet

  6. Kasas suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 48. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا۟ لَوْلَآ أُوتِىَ مِثْلَ مَآ أُوتِىَ مُوسَىٰٓ أَوَلَمْ يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ قَالُوا۟ سِحْرَانِ تَظَٰهَرَا وَقَالُوٓا۟ إِنَّا بِكُلٍّ كَٰفِرُونَ

    felemmâ câehümü-lḥaḳḳu min `indinâ ḳâlû levlâ ûtiye miŝle mâ ûtiye mûsâ. evelem yekfürû bimâ ûtiye mûsâ min ḳabl. ḳâlû siḥrâni teżâherâ. veḳâlû innâ biküllin kâfirûn.

    Mehmet Alagaş

    (44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]

    Ayet detayı — Kasas suresi, 48. ayet

  7. Kasas suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 49. ayet. قُلْ فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبٍ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ هُوَ أَهْدَىٰ مِنْهُمَآ أَتَّبِعْهُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ḳul fe'tû bikitâbim min `indi-llâhi hüve ehdâ minhümâ ettebi`hü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Mehmet Alagaş

    (44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]

    Ayet detayı — Kasas suresi, 49. ayet

  8. Kasas suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 50. ayet. فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكَ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهْوَآءَهُمْ وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيْرِ هُدًى مِّنَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feil lem yestecîbû leke fa`lem ennemâ yettebi`ûne ehvâehüm. vemen eḍallü mimmeni-ttebe`a hevâhü bigayri hüdem mine-llâh. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Mehmet Alagaş

    (44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]

    Ayet detayı — Kasas suresi, 50. ayet

Kitap ehlinden iman edenler; hidayet Allah'tandır 51–56

  1. Kasas suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ ٱلْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    veleḳad veṣṣalnâ lehümü-lḳavle le`allehüm yeteẕekkerûn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 51. ayet

  2. Kasas suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 52. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِهِۦ هُم بِهِۦ يُؤْمِنُونَ

    elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe min ḳablihî hüm bihî yü'minûn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 52. ayet

  3. Kasas suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 53. ayet. وَإِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِهِۦٓ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّنَآ إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلِهِۦ مُسْلِمِينَ

    veiẕâ yütlâ `aleyhim ḳâlû âmennâ bihî innehü-lḥaḳḳu mir rabbinâ innâ künnâ min ḳablihî müslimîn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 53. ayet

  4. Kasas suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 54. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْتَوْنَ أَجْرَهُم مَّرَّتَيْنِ بِمَا صَبَرُوا۟ وَيَدْرَءُونَ بِٱلْحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    ülâike yü'tevne ecrahüm merrateyni bimâ ṣaberû veyedraûne bilḥaseneti-sseyyiete vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 54. ayet

  5. Kasas suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 55. ayet. وَإِذَا سَمِعُوا۟ ٱللَّغْوَ أَعْرَضُوا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَا نَبْتَغِى ٱلْجَٰهِلِينَ

    veiẕâ semi`ü-llagve a`raḍû `anhü veḳâlû lenâ a`mâlünâ veleküm a`mâlüküm. selâmün `aleyküm. lâ nebtegi-lcâhilîn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 55. ayet

  6. Kasas suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 56. ayet. إِنَّكَ لَا تَهْدِى مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

    inneke lâ tehdî men aḥbebte velâkinne-llâhe yehdî mey yeşâ'. vehüve a`lemü bilmühtedîn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 56. ayet

Güvenli harem, dünya metaı ve mahşerdeki sorgu 57–67

  1. Kasas suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 57. ayet. وَقَالُوٓا۟ إِن نَّتَّبِعِ ٱلْهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ أَرْضِنَآ أَوَلَمْ نُمَكِّن لَّهُمْ حَرَمًا ءَامِنًا يُجْبَىٰٓ إِلَيْهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَىْءٍ رِّزْقًا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    veḳâlû in nettebi`i-lhüdâ me`ake nüteḫattef min arḍinâ. evelem nümekkil lehüm ḥaramen âminey yücbâ ileyhi ŝemerâtü külli şey'ir rizḳam mil ledünnâ velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 57. ayet

  2. Kasas suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 58. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍۭ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا فَتِلْكَ مَسَٰكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَن مِّنۢ بَعْدِهِمْ إِلَّا قَلِيلًا وَكُنَّا نَحْنُ ٱلْوَٰرِثِينَ

    vekem ehleknâ min ḳaryetim beṭirat me`îşetehâ. fetilke mesâkinühüm lem tüskem mim ba`dihim illâ ḳalîlâ. vekünnâ naḥnü-lvâriŝîn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 58. ayet

  3. Kasas suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 59. ayet. وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ حَتَّىٰ يَبْعَثَ فِىٓ أُمِّهَا رَسُولًا يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِنَا وَمَا كُنَّا مُهْلِكِى ٱلْقُرَىٰٓ إِلَّا وَأَهْلُهَا ظَٰلِمُونَ

    vemâ kâne rabbüke mühlike-lḳurâ ḥattâ yeb`aŝe fî ümmihâ rasûley yetlû `aleyhim âyâtinâ. vemâ künnâ mühliki-lḳurâ illâ veehlühâ żâlimûn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 59. ayet

  4. Kasas suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 60. ayet. وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىْءٍ فَمَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتُهَا وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    vemâ ûtîtüm min şey'in femetâ`u-lḥayâti-ddünyâ vezînetühâ. vemâ `inde-llâhi ḫayruv veebḳâ. efelâ ta`ḳilûn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 60. ayet

  5. Kasas suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 61. ayet. أَفَمَن وَعَدْنَٰهُ وَعْدًا حَسَنًا فَهُوَ لَٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعْنَٰهُ مَتَٰعَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

    efemev ve`adnâhü va`den ḥasenen fehüve lâḳîhi kemem metta`nâhü metâ`a-lḥayâti-ddünyâ ŝümme hüve yevme-lḳiyâmeti mine-lmuḥḍarîn.

    Mehmet Alagaş

    (51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

    Ayet detayı — Kasas suresi, 61. ayet

  6. Kasas suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 62. ayet. وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

    veyevme yünâdîhim feyeḳûlü eyne şürakâiye-lleẕîne küntüm tez`umûn.

    Mehmet Alagaş

    (62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 62. ayet

  7. Kasas suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 63. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغْوَيْنَآ أَغْوَيْنَٰهُمْ كَمَا غَوَيْنَا تَبَرَّأْنَآ إِلَيْكَ مَا كَانُوٓا۟ إِيَّانَا يَعْبُدُونَ

    ḳâle-lleẕîne ḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü rabbenâ hâülâi-lleẕîne agveynâ. agveynâhüm kemâ gaveynâ. teberra'nâ ileyk. mâ kânû iyyânâ ya`büdûn.

    Mehmet Alagaş

    (62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 63. ayet

  8. Kasas suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 64. ayet. وَقِيلَ ٱدْعُوا۟ شُرَكَآءَكُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ لَوْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَهْتَدُونَ

    veḳîle-d`û şürakâeküm fede`avhüm felem yestecîbû lehüm veraevü-l`aẕâb. lev ennehüm kânû yehtedûn.

    Mehmet Alagaş

    (62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 64. ayet

  9. Kasas suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 65. ayet. وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبْتُمُ ٱلْمُرْسَلِينَ

    veyevme yünâdîhim feyeḳûlü mâẕâ ecebtümü-lmürselîn.

    Mehmet Alagaş

    (62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 65. ayet

  10. Kasas suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 66. ayet. فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَنۢبَآءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَآءَلُونَ

    fe`amiyet `aleyhimü-l'embâü yevmeiẕin fehüm lâ yetesâelûn.

    Mehmet Alagaş

    (62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 66. ayet

  11. Kasas suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 67. ayet. فَأَمَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَعَسَىٰٓ أَن يَكُونَ مِنَ ٱلْمُفْلِحِينَ

    feemmâ men tâbe veâmene ve`amile ṣâliḥan fe`asâ ey yekûne mine-lmüfliḥîn.

    Mehmet Alagaş

    (62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 67. ayet

Rabbin dilediğini seçer; gece ve gündüz 68–75

  1. Kasas suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 68. ayet. وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ وَيَخْتَارُ مَا كَانَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    verabbüke yaḫlüḳu mâ yeşâü veyaḫtâr. mâ kâne lehümü-lḫiyerah. sübḥâne-llâhi vete`âlâ `ammâ yüşrikûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 68. ayet

  2. Kasas suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 69. ayet. وَرَبُّكَ يَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

    verabbüke ya`lemü mâ tükinnü ṣudûruhüm vemâ yü`linûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 69. ayet

  3. Kasas suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 70. ayet. وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلْأُولَىٰ وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَهُ ٱلْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    vehüve-llâhü lâ ilâhe illâ hû. lehü-lḥamdü fi-l'ûlâ vel'âḫirah. velehü-lḥukmü veileyhi türce`ûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 70. ayet

  4. Kasas suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 71. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمُ ٱلَّيْلَ سَرْمَدًا إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَنْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ يَأْتِيكُم بِضِيَآءٍ أَفَلَا تَسْمَعُونَ

    ḳul era'eytüm in ce`ale-llâhü `aleykümü-lleyle sermeden ilâ yevmi-lḳiyâmeti men ilâhün gayru-llâhi ye'tîküm biḍiyâ'. efelâ tesme`ûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 71. ayet

  5. Kasas suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 72. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمُ ٱلنَّهَارَ سَرْمَدًا إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَنْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ يَأْتِيكُم بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ فِيهِ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    ḳul era'eytüm in ce`ale-llâhü `aleykümü-nnehâra sermeden ilâ yevmi-lḳiyâmeti men ilâhün gayru-llâhi ye'tîküm bileylin teskünûne fîh. efelâ tübṣirûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 72. ayet

  6. Kasas suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 73. ayet. وَمِن رَّحْمَتِهِۦ جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    vemir raḥmetihî ce`ale lekümü-lleyle vennehâra liteskünû fîhi velitebtegû min faḍlihî vele`alleküm teşkürûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 73. ayet

  7. Kasas suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 74. ayet. وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

    veyevme yünâdîhim feyeḳûlü eyne şürakâiye-lleẕîne küntüm tez`umûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 74. ayet

  8. Kasas suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 75. ayet. وَنَزَعْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلْنَا هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ فَعَلِمُوٓا۟ أَنَّ ٱلْحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    veneza`nâ min külli ümmetin şehîden feḳulnâ hâtû bürhâneküm fe`alimû enne-lḥaḳḳa lillâhi veḍalle `anhüm mâ kânû yefterûn.

    Mehmet Alagaş

    (68-75) Rabbiniz neyi isterse yaratır ve seçer, onların / yaratılanların seçim hakkı yoktur, Allah üstündür ve ortak koştuklarından yücedir. Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını bilir. Ve O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Hamd, ilkinde / evvelde sonrasında / ahirde O ’nadır, hüküm de O’nundur ve ona geri döneceksiniz. Deki, Allah kıyamete kadar geceyi üzerinizde ebedi yapsa Allah dışında kim size ışık verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ İşitmeyecek misiniz? Deki Allah, kıyamete kadar gündüzü üzerinizde sürekli yapsa, Allah dışında kim size sakinlik için geceyi verir? Bunda ki görüşünüz nedir? Hâlâ görmeyecek misiniz? O’nun rahmeti geceyi ve gündüzü yapmasıdır, Onda sakinlemeniz ve de fazlının peşinden koşmanız içindir, böylelikle belki teşekkür edersiniz. O gün onlara seslenilecek ve denilecek ki nerede hani, iddia ettiğiniz ortaklarım? Her toplumdan bir şahit çıkaracağız ve diyeceğiz ki getirin delilinizi getirin, bilecekler ki muhakkak gerçek, Allah içindir, iftira edip durdukları onlardan saptı.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 75. ayet

Kārûn 76–84

  1. Kasas suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 76. ayet. إِنَّ قَٰرُونَ كَانَ مِن قَوْمِ مُوسَىٰ فَبَغَىٰ عَلَيْهِمْ وَءَاتَيْنَٰهُ مِنَ ٱلْكُنُوزِ مَآ إِنَّ مَفَاتِحَهُۥ لَتَنُوٓأُ بِٱلْعُصْبَةِ أُو۟لِى ٱلْقُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُۥ قَوْمُهُۥ لَا تَفْرَحْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْفَرِحِينَ

    inne ḳârûne kâne min ḳavmi mûsâ febegâ `aleyhim. veâteynâhü mine-lkünûzi mâ inne mefâtiḥahû letenûü bil`uṣbeti üli-lḳuvveh. iẕ ḳâle lehû ḳavmühû lâ tefraḥ inne-llâhe lâ yüḥibbü-lferiḥîn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 76. ayet

  2. Kasas suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 77. ayet. وَٱبْتَغِ فِيمَآ ءَاتَىٰكَ ٱللَّهُ ٱلدَّارَ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ ٱلدُّنْيَا وَأَحْسِن كَمَآ أَحْسَنَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ ٱلْفَسَادَ فِى ٱلْأَرْضِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ

    vebtegi fîmâ âtâke-llâhü-ddâra-l'âḫirate velâ tense neṣîbeke mine-ddünyâ veaḥsin kemâ aḥsene-llâhü ileyke velâ tebgi-lfesâde fi-l'arḍ. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmüfsidîn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 77. ayet

  3. Kasas suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 78. ayet. قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلْمٍ عِندِىٓ أَوَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَهْلَكَ مِن قَبْلِهِۦ مِنَ ٱلْقُرُونِ مَنْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَأَكْثَرُ جَمْعًا وَلَا يُسْـَٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ

    ḳâle innemâ ûtîtühû `alâ `ilmin `indî. evelem ya`lem enne-llâhe ḳad ehleke min ḳablihî mine-lḳurûni men hüve eşeddü minhü ḳuvvetev veekŝeru cem`â. velâ yüs'elü `an ẕünûbihimü-lmücrimûn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 78. ayet

  4. Kasas suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 79. ayet. فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ فِى زِينَتِهِۦ قَالَ ٱلَّذِينَ يُرِيدُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا يَٰلَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَآ أُوتِىَ قَٰرُونُ إِنَّهُۥ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

    feḫarace `alâ ḳavmihî fî zînetih. ḳâle-lleẕîne yürîdûne-lḥayâte-ddünyâ yâ leyte lenâ miŝle mâ ûtiye ḳârûnü innehû leẕû ḥażżin `ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 79. ayet

  5. Kasas suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 80. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَيْلَكُمْ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيْرٌ لِّمَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّٰبِرُونَ

    veḳâle-lleẕîne ûtü-l`ilme veyleküm ŝevâbü-llâhi ḫayrul limen âmene ve`amile ṣâliḥâ. velâ yüleḳḳâhâ ille-ṣṣâbirûn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 80. ayet

  6. Kasas suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 81. ayet. فَخَسَفْنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٍ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُنتَصِرِينَ

    feḫasefnâ bihî vebidârihi-l'arḍa femâ kâne lehû min fietiy yenṣurûnehû min dûni-llâh. vemâ kâne mine-lmünteṣirîn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 81. ayet

  7. Kasas suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 82. ayet. وَأَصْبَحَ ٱلَّذِينَ تَمَنَّوْا۟ مَكَانَهُۥ بِٱلْأَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَأَنَّ ٱللَّهَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَوْلَآ أَن مَّنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا وَيْكَأَنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    veaṣbeḥa-lleẕîne temennev mekânehû bil'emsi yeḳûlûne veykeenne-llâhe yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min `ibâdihî veyaḳdir. levlâ em menne-llâhü `aleynâ leḫasefe binâ. veykeennehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 82. ayet

  8. Kasas suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 83. ayet. تِلْكَ ٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فَسَادًا وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

    tilke-ddâru-l'âḫiratü nec`alühâ lilleẕîne lâ yürîdûne `ulüvven fi-l'arḍi velâ fesâdâ. vel`âḳibetü lilmütteḳîn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 83. ayet

  9. Kasas suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 84. ayet. مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌ مِّنْهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى ٱلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    men câe bilḥaseneti felehû ḫayrum minhâ. vemen câe bisseyyieti felâ yücze-lleẕîne `amilü-sseyyiâti illâ mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Alagaş

    (76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 84. ayet

"Kur'an'ı sana farz kılan seni döndürecektir" 85–88

  1. Kasas suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 85. ayet. إِنَّ ٱلَّذِى فَرَضَ عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ مَن جَآءَ بِٱلْهُدَىٰ وَمَنْ هُوَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    inne-lleẕî feraḍa `aleyke-lḳur'âne lerâddüke ilâ me`âd. ḳur rabbî a`lemü men câe bilhüdâ vemen hüve fî ḍalâlim mübîn.

    Mehmet Alagaş

    (85-88) Muhakkak ki sana Kuran’ı farz kılan / zorunlu kılan , dönülecek yere de seni döndürecektir de ki Rabbim kim yola iletilecek, kim a paçık bir şekilde sapmış halde kalacak en iyi bilendir. Sen bu kita pla kavuşmayı / buluşmayı ummuyordun, o rabbinden bir rahmettir, kafirlere arka çıkan asla olma, sana indirildikten sonra Allah’ın ayetlerinden seni uzaklaştırmasınlar , Rabbine dua et ve ortak koşanlardan olma , Allah’la beraber başka ilaha çağrıda bulunma, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun yüzü / veçhi hariç her şey helâk olacaktır, Yargılama / hüküm verme onundur ve ona geri döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 85. ayet

  2. Kasas suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 86. ayet. وَمَا كُنتَ تَرْجُوٓا۟ أَن يُلْقَىٰٓ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبُ إِلَّا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِّلْكَٰفِرِينَ

    vemâ künte tercû ey yülḳâ ileyke-lkitâbü illâ raḥmetem mir rabbike felâ tekûnenne żahîral lilkâfirîn.

    Mehmet Alagaş

    (85-88) Muhakkak ki sana Kuran’ı farz kılan / zorunlu kılan , dönülecek yere de seni döndürecektir de ki Rabbim kim yola iletilecek, kim a paçık bir şekilde sapmış halde kalacak en iyi bilendir. Sen bu kita pla kavuşmayı / buluşmayı ummuyordun, o rabbinden bir rahmettir, kafirlere arka çıkan asla olma, sana indirildikten sonra Allah’ın ayetlerinden seni uzaklaştırmasınlar , Rabbine dua et ve ortak koşanlardan olma , Allah’la beraber başka ilaha çağrıda bulunma, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun yüzü / veçhi hariç her şey helâk olacaktır, Yargılama / hüküm verme onundur ve ona geri döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 86. ayet

  3. Kasas suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 87. ayet. وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بَعْدَ إِذْ أُنزِلَتْ إِلَيْكَ وَٱدْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    velâ yeṣuddünneke `an âyâti-llâhi ba`de iẕ ünzilet ileyke ved`u ilâ rabbike velâ tekûnenne mine-lmüşrikîn.

    Mehmet Alagaş

    (85-88) Muhakkak ki sana Kuran’ı farz kılan / zorunlu kılan , dönülecek yere de seni döndürecektir de ki Rabbim kim yola iletilecek, kim a paçık bir şekilde sapmış halde kalacak en iyi bilendir. Sen bu kita pla kavuşmayı / buluşmayı ummuyordun, o rabbinden bir rahmettir, kafirlere arka çıkan asla olma, sana indirildikten sonra Allah’ın ayetlerinden seni uzaklaştırmasınlar , Rabbine dua et ve ortak koşanlardan olma , Allah’la beraber başka ilaha çağrıda bulunma, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun yüzü / veçhi hariç her şey helâk olacaktır, Yargılama / hüküm verme onundur ve ona geri döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 87. ayet

  4. Kasas suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Kasas suresi, 88. ayet. وَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُۥ لَهُ ٱلْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    velâ ted`u me`a-llâhi ilâhen âḫar. lâ ilâhe illâ hû. küllü şey'in hâlikün illâ vecheh. lehü-lḥukmü veileyhi türce`ûn.

    Mehmet Alagaş

    (85-88) Muhakkak ki sana Kuran’ı farz kılan / zorunlu kılan , dönülecek yere de seni döndürecektir de ki Rabbim kim yola iletilecek, kim a paçık bir şekilde sapmış halde kalacak en iyi bilendir. Sen bu kita pla kavuşmayı / buluşmayı ummuyordun, o rabbinden bir rahmettir, kafirlere arka çıkan asla olma, sana indirildikten sonra Allah’ın ayetlerinden seni uzaklaştırmasınlar , Rabbine dua et ve ortak koşanlardan olma , Allah’la beraber başka ilaha çağrıda bulunma, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun yüzü / veçhi hariç her şey helâk olacaktır, Yargılama / hüküm verme onundur ve ona geri döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Kasas suresi, 88. ayet