Diyanet İşleri
Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
Kasas suresi
Kasas suresi, 4. ayet. إِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلَ أَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَآئِفَةً مِّنْهُمْ يُذَبِّحُ أَبْنَآءَهُمْ وَيَسْتَحْىِۦ نِسَآءَهُمْ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ
inne fir`avne `alâ fi-l'arḍi vece`ale ehlehâ şiye`ay yestaḍ`ifü ṭâifetem minhüm yüẕebbiḥu ebnâehüm veyestaḥyî nisâehüm. innehû kâne mine-lmüfsidîn.
Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü Kasas 1–13 3
Ta-Sin-Mim.
Bunlar apaçık Kitab'ın ayetleridir.
İman eden bir kavm için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.
Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
4. “Firavun ülkede üstünlük sağlayıp” Mülkünde, saltanatında, askerleri arasında ve yönetiminde “zorbalık yaptı.” O bakımdan o, orada üstün ve yüce olanlardan değil, zorbalık edeblerden olmuştu.
“Oranın ahalisini” darmadağınık ve birbirinden ayrı “farklı gruplara ayırdı.” Onlar hakkında keyfine göre tasarrufta bulunarak dilediği şekilde onlara baskı ve zulüm uyguluyordu.
“Onlardan bir kesimi eziyor…” Bu kesim, Yüce Allah’ın kendilerini çağdaşları olan insanlara üstün kıldığı ve aslında Firavun’un kendilerine ikramda kusur etmemesi ve onlara gereken şekilde saygı göstermesi gereken İsrailoğullarıydı. Halbuki Firavun, onları eziyordu. Çünkü onların, kendisinin uygulamalarına karşı koruyabilecek bir güçlerinin olmadığını görmüştü. O bakımdan onlara hiçbir şekilde önemsemiyordu.
nlara yaptığı uygulamalarla “oğullarını boğazlıyor ve kadınlarını da hayatta bırakıyordu.” Durum bu hale kadar ulaşmıştı. Bunu da onların çoğalıp kendi topraklarında kendilerini geriletmelerinden ve yönetimi ellerine geçirmelerinden korktuğu için yapmıştı.
“Gerçekten o” dini ıslah etmek, dünya işlerini de düzene koyma maksadı gütmeyen “bozgunculardan idi.” Bu onun yeryüzündeki fesatlarının bir parçası idi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz Firavun, Mısır topraklarında zorbalık ederek oraya musallat olmuştur. Halkını kendi aralarında ayrı ayrı gruplar haline bölmüş ve onlardan bazı grupları güçsüz bırakmıştır. Zayıf bırakılan topluluk İsrailoğulları'dır. Onların erkek çocuklarını öldürüyor, küçük düşürülmelerinde ileri giderek kız çocuklarını hizmet etmeleri için hayatta bırakıyordu. Muhakkak o, yeryüzünde zulüm, azgınlık ve kibirlenerek bozgunculuk yapanlardan biriydi.
Aynı kök: ذبح (9 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: فسد (50 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Musa'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve…
Aynı kök: شيع (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…
Aynı kök: ذبح (9 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Ortak kavram: Hayat
Hani Musa kavmine, "Allah'ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar,…
Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir…
Aynı kök: ذبح (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…
Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayat
Musa onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Fakat kafirlerin…
Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş)
Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki Firavun, o yerde (Mısır'da) zorbalaşmış, erkek çocuklarını kestirip kadınlarını sağ bırakarak (ve) her birini (her grubu) zayıf düşürerek halkını çeşitli gruplara ayırmıştı. dipnot 1 Şüphesiz ki o (Firavun) bozgunculardandı.
Şu bir gerçek ki, Firavun malum ülkede zorbaca baskı kurmuş ve ülke halkını kastlara ayırmıştı. Onlardan bir sınıfı zayıf ve güçsüz düşürmek istiyor, (bu yüzden) çocuklarını öldürtüp kadınlarını sağ bırakıyordu; çünkü o, gerçekten de bozguncunun tekiydi.
O ülkede Firavun kendini büyüklük duygusuna kaptırmış ve ülke halkını kastlara, sınıflara ayırmıştı. (Öyle ki,) onlardan bir kısmını iyice hor ve güçsüz görmek istiyor (ve bunun için de) erkek çocuklarını öldürüyor, (yalnız) kadınlarını sağ bırakıyordu: çünkü o, gerçekten de, (yeryüzünde) bozgunculuk çıkarmak isteyen kimselerdendi.
Muhakkak ki Firavun o bölgede üstünlük kurmuş ve oranın halkını çeşitli sınıflara bölmüştü. Onlardan bir sınıfı aciz bırakıp aşağılamak için, onların oğullarını boğazlıyor ve kadınlarını diri bırakıyordu. . . Muhakkak ki o, bozgunculardandı.
Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.
Aslında, Firavun, yeryüzünde büyüklük taslamış ve halkını ayrıştırmıştı. Onların arasından bir kümeyi güçsüz düşürüyor; oğullarını öldürüp, kadınlarını da sağ bırakıyordu. O, kesinlikle bozgunculuk yapanlar arasındaydı.
Firavun, orada zorbalığa kalktı, halkını çeşitli gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıflatıyor, oğullarını kestiriyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
Firavun yeryüzünde despotça davrandı. Halkını sınıflara ayırıp onlardan bir grubu ezip sömürüyor, kızlarını utandırıp oğullarını kesiyordu. O, bir bozguncu idi. dipnot 1
Firavun yeryüzünde despotça davrandı. Halkını sınıflara ayırıp onlardan bir grubu ezip sömürüyor, kızlarını yaşatıp oğullarını kesiyordu. O, bir bozguncu idi.
Çünkü Firavun, o yerde baş kaldırmış ve halkını fırka fırka edip arkasına takmıştı; onlardan bir grubu ezmek istiyor; oğullarını boğazlatıyor, kadınlarını hayata atıyordu. O kesinlikle bozgunculardandı.
Çünkü Fir'avn o yerde baş kaldırmış ve ahalisini fırka fırka edip arkasına takmıştı, onlardan bir taifeyi ezmek istiyor, oğullarını boğazlatıyor ve kadınlarını hayata atıyordu, o cidden müfsidlerden idi
Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkını sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.
Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkını sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.
Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.
Gerçek şu ki Firavun yeryüzünde büyüklenmiş ve oranın ehlini (halkını) birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu; çünkü o, bozgunculardandı.
Hakıykat, Fir'avn o yerde teğalübe kalkdı, ora ehalisini fırkalar haaline getirdi. Onlardan bir zümreyi za'fa uğratıyor, bunların oğullarını boğazlıyor, (yalınız) kızlarını diri bırakıyordu. Çünkü o fesadcılardandı.
Gerçekten, Firavun, yeryüzünde zorbalığa yöneldi ve halkını sınıflara ayırdı. İçlerinden bir zümreyi güçsüz bularak oğullarını boğazlıyor, kızlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
(1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.
Firavun, yeryüzünde üstünlük/büyüklük taslayıp, oranın halkını fırkalara/gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.
Fir'avn, orada ululandı (zorbalığa kalktı), halkını çeşitli gruplara böldü. Onlardan bir zümreyi (İsrail oğullarını) eziyor, oğullarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.
Firavun, ülkesinde zorbaca bir yönetim kurmuş dipnot 1 ve halkını farklı topluluklara ayırmıştı. Onlardan bir kesimini (İsrailoğullarını) zayıf düşürüyor; oğullarını boğazlıyor dipnot 2 , kadınlarını ise sağ bırakıyordu dipnot 3 . Çünkü o, bozgunculardandı.
Firavun o ülkede baskıcı bir yönetim kurmuş ve halkını farklı kişilerin taraftarları şeklinde bölmüştü. Onlardan bir bölüğünü güçsüzleştirmeye çalışıyor, oğullarını boğazlatıp kızlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o bozguncu bir kişilikti.
Firavun, yeryüzünde üstünlük/büyüklük taslayıp, oranın halkını fırkalara/gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını, boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.
Firavun, ülkede hakimiyeti eline aldı ve halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını, boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.
Gerçek şu: Firavun o yerde egemenlik kurmuş ve ora halkını gruplara ayırmıştı. Onlardan bir topluluğu horlayıp eziyordu: Bu topluluğun erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınlarına hayasızca davranıyor/kadınların rahimlerini yokluyor/kadınlarını hayata salıyordu. O gerçekten fesadı yayanlardandı.
Pharaoh installed himself in the land in the office of dignity and tyranny, and divided the people into parties and leaned heavily against one of them, brutally slaughtering their new born males and purposely sparing their females. He was indeed mischievous creating diversity and discord.
Pharaoh made himself high and mighty in the land and divided the people into different groups: one group he oppressed, slaughtering their sons and sparing their women––he was one of those who spread corruption––
Truly Pharaoh elated himself in the land and broke up its people into sections, depressing a small group among them: their sons he slew, but he kept alive their females: for he was indeed a maker of mischief.
Indeed Pharaoh transgressed in the land dipnot 1 and divided its people into sections. dipnot 2 One group of them he humiliated, and slew their sons and spared their daughters. dipnot 3 Truly he was among the mischief-makers.
Pharaoh exalted himself arrogantly in the land and divided its people into camps, oppressing one group of them by slaughtering their sons and letting their women live. He was one of the corrupters.
Verily, Fir‘aun (Pharaoh) exalted himself in the land and made its people sects, weakening (oppressing) a group (i.e. Children of Israel) among them: killing their sons, and letting their females live. Verily, he was of the Mufsidûn(i.e. those who commit great sins and crimes, oppressors, tyrants).
Indeed Pharaoh tyrannized over the land, reducing its people to factions, abasing one group of them, slaughtering their sons and sparing their women. Indeed He was one of the agents of corruption.
(The facts are, ) Pharaoh behaved arrogantly in (his) land. He divided its inhabitants into parties. He (oppressed them and thus) sought to weaken a section of them (- the Israelites). He killed their sons and sought to make their women immodest by sparing them. Infact he was of the evil doers.
Now Pharaoh had exalted himself in the land and had divided its inhabitants into sects, abasing one party of them, slaughtering their sons, and sparing their women; for he was of the workers of corruption.
Pharaoh established his tyranny in Egypt by dividing men (based upon their race and nationality of origin). Then He humiliated one group (the Jews) by killing their sons and submitting their females to the slavery; indeed he was a great sinner and criminal.
Verily, Pharaoh was lofty in the land and made the people thereof sects; one party of them he weakened, slaughtering their sons and letting their women live. Verily, he was of the despoilers.
Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions, he oppressed a group of them by killing their children and shaming their women. He was of those who corrupted.
Now Pharaoh lifted himself up in the land of Egypt; and he caused his subjects to be divided into parties: He weakened one party of them, by slaying their male-children, and preserving their females alive; for he was an oppressor.
We narrate unto you something from the history of Moses and Pharaoh with truth unto a people who believe.
Surely Firaawn had exalted himself in the land and made its population into sects, deeming a section of them weak, constantly slaying their sons and (sparing) alive their women. Surely he was one of the corruptors.
Lo! Pharaoh exalted himself in the earth and made its people castes. A tribe among them he oppressed, killing their sons and sparing their women. Lo! he was of those who work corruption.
The Pharaoh had become high and mighty in the land, and divided the people into different classes, and impoverished one class, slaying its males and sparing its women, for he was indeed a tyrant.
Behold, Pharaoh exalted himself in the land and divided its people into castes. One group of them he deemed utterly low; he would slaughter their sons and spare (only) their women: for, behold, he was one of those who spread corruption [on earth].
Indeed, Pharaoh ˹arrogantly˺ elevated himself in the land and divided its people into ˹subservient˺ groups, one of which he persecuted, slaughtering their sons and keeping their women. He was truly one of the corruptors.
Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions, he oppressed a group of them by killing their children and raping their women. He was of those who corrupted.
Pharaoh turned into a tyrant on earth, and discriminated against some people. He persecuted a helpless group of them, slaughtering their sons, while sparing their daughters. He was indeed wicked.
Indeed, Pharaoh exalted himself in the land and made its people into factions, oppressing a sector among them, slaughtering their [newborn] sons and keeping their females alive. Indeed, he was of the corrupters.
Pharaoh exalted himself in the earth and made its people sects; a number among them he oppressed, slaughtering their sons and sparing their women; he was of the workers of corruption.
Behold, Pharaoh exalted himself in the land and divided its people into castes. A tribe among them (the Israelites) he oppressed, killing their sons and sparing their women. Verily, he was of the corrupters. (2:49), (7:141), (40:25).
Truly, Firon (Pharaoh) had raised himself in the land and broken up its people into groups, keeping a small group (Israelites) lowly among them: Their sons, he killed but keep their females alive: Verily, he was truly a mischief-maker.
Indeed, Pharaoh had become high-handed in the land, and had divided its people into different groups; he used to persecute a group of them, slaughtering their sons and keeping their women alive. Indeed he was one of the mischief-makers,
Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions; he oppressed a group of them by killing their children and raping their women. He was of those who corrupted.