Kasas suresi

Kasas suresi, 4. ayet

Kasas suresi, 4. ayet. إِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلَ أَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَآئِفَةً مِّنْهُمْ يُذَبِّحُ أَبْنَآءَهُمْ وَيَسْتَحْىِۦ نِسَآءَهُمْ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ

inne fir`avne `alâ fi-l'arḍi vece`ale ehlehâ şiye`ay yestaḍ`ifü ṭâifetem minhüm yüẕebbiḥu ebnâehüm veyestaḥyî nisâehüm. innehû kâne mine-lmüfsidîn.

Diyanet İşleri

Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 1–7 · surenin 4. ayeti / 88

Konu Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü Kasas 1–13 3

  1. Kasas 1

    Ta-Sin-Mim.

  2. Kasas 2

    Bunlar apaçık Kitab'ın ayetleridir.

  3. Kasas 3

    İman eden bir kavm için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.

  4. 4

    Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.

  5. Kasas 5

    Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

  6. Kasas 6

    Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.

  7. Kasas 7

    Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. “Firavun ülkede üstünlük sağlayıp” Mülkünde, saltanatında, askerleri arasında ve yönetiminde “zorbalık yaptı.” O bakımdan o, orada üstün ve yüce olanlardan değil, zorbalık edeblerden olmuştu.

“Oranın ahalisini” darmadağınık ve birbirinden ayrı “farklı gruplara ayırdı.” Onlar hakkında keyfine göre tasarrufta bulunarak dilediği şekilde onlara baskı ve zulüm uyguluyordu.

“Onlardan bir kesimi eziyor…” Bu kesim, Yüce Allah’ın kendilerini çağdaşları olan insanlara üstün kıldığı ve aslında Firavun’un kendilerine ikramda kusur etmemesi ve onlara gereken şekilde saygı göstermesi gereken İsrailoğullarıydı. Halbuki Firavun, onları eziyordu. Çünkü onların, kendisinin uygulamalarına karşı koruyabilecek bir güçlerinin olmadığını görmüştü. O bakımdan onlara hiçbir şekilde önemsemiyordu.

nlara yaptığı uygulamalarla “oğullarını boğazlıyor ve kadınlarını da hayatta bırakıyordu.” Durum bu hale kadar ulaşmıştı. Bunu da onların çoğalıp kendi topraklarında kendilerini geriletmelerinden ve yönetimi ellerine geçirmelerinden korktuğu için yapmıştı.

“Gerçekten o” dini ıslah etmek, dünya işlerini de düzene koyma maksadı gütmeyen “bozgunculardan idi.” Bu onun yeryüzündeki fesatlarının bir parçası idi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz Firavun, Mısır topraklarında zorbalık ederek oraya musallat olmuştur. Halkını kendi aralarında ayrı ayrı gruplar haline bölmüş ve onlardan bazı grupları güçsüz bırakmıştır. Zayıf bırakılan topluluk İsrailoğulları'dır. Onların erkek çocuklarını öldürüyor, küçük düşürülmelerinde ileri giderek kız çocuklarını hizmet etmeleri için hayatta bırakıyordu. Muhakkak o, yeryüzünde zulüm, azgınlık ve kibirlenerek bozgunculuk yapanlardan biriydi.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn
  3. عَلَا ala ululandı (zorbalığa kalktı) kök: علو
  4. فِى fi
  5. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  6. وَجَعَلَ ve ceale ve böldü kök: جعل
  7. أَهْلَهَا ehleha halkını kök: اهل
  8. شِيَعًۭا şiyean çeşitli gruplara kök: شيع
  9. يَسْتَضْعِفُ yested'ifu eziyordu kök: ضعف
  10. طَآئِفَةًۭ taifeten bir zümreyi kök: طوف
  11. مِّنْهُمْ minhum onlardan
  12. يُذَبِّحُ yuzebbihu kesiyordu kök: ذبح
  13. أَبْنَآءَهُمْ ebna'ehum oğullarını kök: بني
  14. وَيَسْتَحْىِۦ ve yestehyi ve sağ bırakıyordu kök: حيي
  15. نِسَآءَهُمْ ۚ nisa'ehum kadınlarını kök: نسو
  16. إِنَّهُۥ innehu çünkü o
  17. كَانَ kane idi kök: كون
  18. مِنَ mine -dan
  19. ٱلْمُفْسِدِينَ l-mufsidine bozguncular- kök: فسد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذبح (9 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kök: فسد (50 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Musa'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve…

  • Aynı kök: شيع (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

  • Aynı kök: ذبح (9 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Ortak kavram: Hayat

    Hani Musa kavmine, "Allah'ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar,…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir…

  • Aynı kök: ذبح (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayat

    Musa onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Fakat kafirlerin…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş)

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki Firavun, o yerde (Mısır'da) zorbalaşmış, erkek çocuklarını kestirip kadınlarını sağ bırakarak (ve) her birini (her grubu) zayıf düşürerek halkını çeşitli gruplara ayırmıştı. dipnot 1 Şüphesiz ki o (Firavun) bozgunculardandı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:49; A‘râf 7:127, 141; İbrâhîm 14:6; Mü'min 40:25.

Mustafa İslamoğlu

Şu bir gerçek ki, Firavun malum ülkede zorbaca baskı kurmuş ve ülke halkını kastlara ayırmıştı. Onlardan bir sınıfı zayıf ve güçsüz düşürmek istiyor, (bu yüzden) çocuklarını öldürtüp kadınlarını sağ bırakıyordu; çünkü o, gerçekten de bozguncunun tekiydi.

Muhammed Esed

O ülkede Firavun kendini büyüklük duygusuna kaptırmış ve ülke halkını kastlara, sınıflara ayırmıştı. (Öyle ki,) onlardan bir kısmını iyice hor ve güçsüz görmek istiyor (ve bunun için de) erkek çocuklarını öldürüyor, (yalnız) kadınlarını sağ bırakıyordu: çünkü o, gerçekten de, (yeryüzünde) bozgunculuk çıkarmak isteyen kimselerdendi.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki Firavun o bölgede üstünlük kurmuş ve oranın halkını çeşitli sınıflara bölmüştü. Onlardan bir sınıfı aciz bırakıp aşağılamak için, onların oğullarını boğazlıyor ve kadınlarını diri bırakıyordu. . . Muhakkak ki o, bozgunculardandı.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.

Ali Özek ve heyeti

Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.

Ali Rıza Safa

Aslında, Firavun, yeryüzünde büyüklük taslamış ve halkını ayrıştırmıştı. Onların arasından bir kümeyi güçsüz düşürüyor; oğullarını öldürüp, kadınlarını da sağ bırakıyordu. O, kesinlikle bozgunculuk yapanlar arasındaydı.

Bayraktar Bayraklı

Firavun, orada zorbalığa kalktı, halkını çeşitli gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıflatıyor, oğullarını kestiriyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.

Edip Yüksel

Firavun yeryüzünde despotça davrandı. Halkını sınıflara ayırıp onlardan bir grubu ezip sömürüyor, kızlarını utandırıp oğullarını kesiyordu. O, bir bozguncu idi. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak 2:49

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Firavun yeryüzünde despotça davrandı. Halkını sınıflara ayırıp onlardan bir grubu ezip sömürüyor, kızlarını yaşatıp oğullarını kesiyordu. O, bir bozguncu idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü Firavun, o yerde baş kaldırmış ve halkını fırka fırka edip arkasına takmıştı; onlardan bir grubu ezmek istiyor; oğullarını boğazlatıyor, kadınlarını hayata atıyordu. O kesinlikle bozgunculardandı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü Fir'avn o yerde baş kaldırmış ve ahalisini fırka fırka edip arkasına takmıştı, onlardan bir taifeyi ezmek istiyor, oğullarını boğazlatıyor ve kadınlarını hayata atıyordu, o cidden müfsidlerden idi

Erhan Aktaş

Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkını sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkını sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki Firavun yeryüzünde büyüklenmiş ve oranın ehlini (halkını) birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu; çünkü o, bozgunculardandı.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, Fir'avn o yerde teğalübe kalkdı, ora ehalisini fırkalar haaline getirdi. Onlardan bir zümreyi za'fa uğratıyor, bunların oğullarını boğazlıyor, (yalınız) kızlarını diri bırakıyordu. Çünkü o fesadcılardandı.

İbni Kesir

Gerçekten, Firavun, yeryüzünde zorbalığa yöneldi ve halkını sınıflara ayırdı. İçlerinden bir zümreyi güçsüz bularak oğullarını boğazlıyor, kızlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.

Mehmet Alagaş

(1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

Rowwad Tercüme Merkezi

Firavun, yeryüzünde üstünlük/büyüklük taslayıp, oranın halkını fırkalara/gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.

Süleyman Ateş

Fir'avn, orada ululandı (zorbalığa kalktı), halkını çeşitli gruplara böldü. Onlardan bir zümreyi (İsrail oğullarını) eziyor, oğullarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.

Süleymaniye Vakfı

Firavun, ülkesinde zorbaca bir yönetim kurmuş dipnot 1 ve halkını farklı topluluklara ayırmıştı. Onlardan bir kesimini (İsrailoğullarını) zayıf düşürüyor; oğullarını boğazlıyor dipnot 2 , kadınlarını ise sağ bırakıyordu dipnot 3 . Çünkü o, bozgunculardandı.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Musa'nın (a.s) bu katliamdan kurtuluş hikayesi belliyken, Harun'un (a.s) nasıl kurtulduğu kafalarda bir soru işareti yaratabilir. Tevrat'ta verilen bilgilerden Harun'un (a.s) Musa'nın (a.s) ağabeyi olduğunu ve aralarında üç yaş olduğunu görüyoruz: "Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı." (Çıkış 7:7). Bu durumda Harun (a.s) doğduğunda yenidoğan erkek çocukların öldürülmesi uygulamasının henüz başlamadığı anlaşılmaktadır.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun o ülkede baskıcı bir yönetim kurmuş ve halkını farklı kişilerin taraftarları şeklinde bölmüştü. Onlardan bir bölüğünü güçsüzleştirmeye çalışıyor, oğullarını boğazlatıp kızlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o bozguncu bir kişilikti.

Şaban Britch

Firavun, yeryüzünde üstünlük/büyüklük taslayıp, oranın halkını fırkalara/gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını, boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.

Şaban Piriş

Firavun, ülkede hakimiyeti eline aldı ve halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını, boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.

Yaşar Nuri Öztürk

Gerçek şu: Firavun o yerde egemenlik kurmuş ve ora halkını gruplara ayırmıştı. Onlardan bir topluluğu horlayıp eziyordu: Bu topluluğun erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınlarına hayasızca davranıyor/kadınların rahimlerini yokluyor/kadınlarını hayata salıyordu. O gerçekten fesadı yayanlardandı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Pharaoh installed himself in the land in the office of dignity and tyranny, and divided the people into parties and leaned heavily against one of them, brutally slaughtering their new born males and purposely sparing their females. He was indeed mischievous creating diversity and discord.

Abdul Haleem

Pharaoh made himself high and mighty in the land and divided the people into different groups: one group he oppressed, slaughtering their sons and sparing their women––he was one of those who spread corruption––

Abdullah Yusuf Ali

Truly Pharaoh elated himself in the land and broke up its people into sections, depressing a small group among them: their sons he slew, but he kept alive their females: for he was indeed a maker of mischief.

Abul A'la Maududi

Indeed Pharaoh transgressed in the land dipnot 1 and divided its people into sections. dipnot 2 One group of them he humiliated, and slew their sons and spared their daughters. dipnot 3 Truly he was among the mischief-makers.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The words ala fil-ard in the text are comprehensive and mean that he adopted a rebellious attitude in the land, assumed independence and godhead and superiority instead of behaving like a servant and a subordinate, and started oppressing his subjects like a tyrannical and haughty ruler.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, he did not rule his subjects with an even hand giving equal rights to all of them, but he had adopted the polity of dividing them into groups. He bestowed privileges and preferential rights on some to be made the ruling class and reduced others to serfs to be oppressed and exploited.
  3. metne dön, dipnot 3
    Here, nobody should think that an Islamic government also discriminates between its Muslim and dhimmi subjects, and does not allow them equal rights and privileges in every way. This doubt is misplaced because this distinction, contrary to Pharaonic discrimination, is not based on any distinction owing to race, color, language or class, but on the distinction of ideology and way of life. In the Islamic system there is absolutely no difference between the legal rights of the Muslims and the dhimmis. The only difference is in their political rights, for the simple reason that in an ideological state the ruling class can only be the one which believes in its basic ideology. Every person who accepts this ideology can enter that class, and anyone who rejects it quits it. Thus, there can be no element of resemblance between this discrimination and the Pharaonic discrimination according to which no member of the oppressed race can ever enter the ruling class, under which the people of the oppressed race do not even enjoy the basic human rights, not to speak of their political and economic rights. They are even deprived of their right to live and survive, and are denied security of any right whatever. All special privileges and benefits and offices and good things of life are reserved for the ruling class and for every such person who happens to have been born in it.

Aisha Bewley

Pharaoh exalted himself arrogantly in the land and divided its people into camps, oppressing one group of them by slaughtering their sons and letting their women live. He was one of the corrupters.

Al-Hilali & Khan

Verily, Fir‘aun (Pharaoh) exalted himself in the land and made its people sects, weakening (oppressing) a group (i.e. Children of Israel) among them: killing their sons, and letting their females live. Verily, he was of the Mufsidûn(i.e. those who commit great sins and crimes, oppressors, tyrants).

Ali Quli Qarai

Indeed Pharaoh tyrannized over the land, reducing its people to factions, abasing one group of them, slaughtering their sons and sparing their women. Indeed He was one of the agents of corruption.

Amatul Rahman Omar

(The facts are, ) Pharaoh behaved arrogantly in (his) land. He divided its inhabitants into parties. He (oppressed them and thus) sought to weaken a section of them (- the Israelites). He killed their sons and sought to make their women immodest by sparing them. Infact he was of the evil doers.

Arthur John Arberry

Now Pharaoh had exalted himself in the land and had divided its inhabitants into sects, abasing one party of them, slaughtering their sons, and sparing their women; for he was of the workers of corruption.

Bijan Moeinian

Pharaoh established his tyranny in Egypt by dividing men (based upon their race and nationality of origin). Then He humiliated one group (the Jews) by killing their sons and submitting their females to the slavery; indeed he was a great sinner and criminal.

E. Henry Palmer

Verily, Pharaoh was lofty in the land and made the people thereof sects; one party of them he weakened, slaughtering their sons and letting their women live. Verily, he was of the despoilers.

Edip-Layth

Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions, he oppressed a group of them by killing their children and shaming their women. He was of those who corrupted.

George Sale

Now Pharaoh lifted himself up in the land of Egypt; and he caused his subjects to be divided into parties: He weakened one party of them, by slaying their male-children, and preserving their females alive; for he was an oppressor.

Hamid S. Aziz

We narrate unto you something from the history of Moses and Pharaoh with truth unto a people who believe.

Mahmoud Ghali

Surely Firaawn had exalted himself in the land and made its population into sects, deeming a section of them weak, constantly slaying their sons and (sparing) alive their women. Surely he was one of the corruptors.

Marmaduke Pickthall

Lo! Pharaoh exalted himself in the earth and made its people castes. A tribe among them he oppressed, killing their sons and sparing their women. Lo! he was of those who work corruption.

Mohamed Ahmed - Samira

The Pharaoh had become high and mighty in the land, and divided the people into different classes, and impoverished one class, slaying its males and sparing its women, for he was indeed a tyrant.

Muhammad Asad

Behold, Pharaoh exalted himself in the land and divided its people into castes. One group of them he deemed utterly low; he would slaughter their sons and spare (only) their women: for, behold, he was one of those who spread corruption [on earth].

Mustafa Khattab

Indeed, Pharaoh ˹arrogantly˺ elevated himself in the land and divided its people into ˹subservient˺ groups, one of which he persecuted, slaughtering their sons and keeping their women. He was truly one of the corruptors.

Progressive Muslims

Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions, he oppressed a group of them by killing their children and raping their women. He was of those who corrupted.

Rashad Khalifa

Pharaoh turned into a tyrant on earth, and discriminated against some people. He persecuted a helpless group of them, slaughtering their sons, while sparing their daughters. He was indeed wicked.

Sahih International

Indeed, Pharaoh exalted himself in the land and made its people into factions, oppressing a sector among them, slaughtering their [newborn] sons and keeping their females alive. Indeed, he was of the corrupters.

Sam Gerrans

Pharaoh exalted himself in the earth and made its people sects; a number among them he oppressed, slaughtering their sons and sparing their women; he was of the workers of corruption.

Shabbir Ahmed

Behold, Pharaoh exalted himself in the land and divided its people into castes. A tribe among them (the Israelites) he oppressed, killing their sons and sparing their women. Verily, he was of the corrupters. (2:49), (7:141), (40:25).

Syed Vickar Ahamed

Truly, Firon (Pharaoh) had raised himself in the land and broken up its people into groups, keeping a small group (Israelites) lowly among them: Their sons, he killed but keep their females alive: Verily, he was truly a mischief-maker.

Taqi Usmani

Indeed, Pharaoh had become high-handed in the land, and had divided its people into different groups; he used to persecute a group of them, slaughtering their sons and keeping their women alive. Indeed he was one of the mischief-makers,

The Monotheist Group

Pharaoh became mighty in the land, and he turned its people into factions; he oppressed a group of them by killing their children and raping their women. He was of those who corrupted.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩