Diyanet İşleri
Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
Kasas suresi
Kasas suresi, 10. ayet. وَأَصْبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَىٰ فَٰرِغًا إِن كَادَتْ لَتُبْدِى بِهِۦ لَوْلَآ أَن رَّبَطْنَا عَلَىٰ قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
veaṣbeḥa füâdü ümmi mûsâ fârigâ. in kâdet letübdî bihî levlâ er rabaṭnâ `alâ ḳalbihâ litekûne mine-lmü'minîn.
Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü Kasas 1–13 3
Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.
Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
Annesi, Musa'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Musa'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?" dedi.
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. Mûsâ aleyhisselam’ın annesi, oğlunun yokluğu dolayısı ile ileri derecede üzüldü. Şanı Yüce Allah ona üzülmemesini ve korkmamasını emredip onu kendisine geri döndüreceğini vaat etmiş olmasına rağmen, beşeriyetinin bir gereği olarak kendisini tedirgin eden huzursuzluktan ötürü kalbi başka şeylerden yana bomboş oldu. “Şâyet (Allah'ın vaadine) inananlardan olsun diye kalbini pekiştirmeseydik” ona sebat, sabır ve metanet vererek durumu açıklamasını önlemese idik “az kalsın bu durumu açıklayıverecekti.” Kalbinde bulunan duyguları açığa çıkartacaktı.
üphesiz kula bir musibet gelip çatacak olur da buna karşı sabır ve sebat gösterecek olursa elbette bundan dolayı imanı artar.
u buyruk, kulun sabır ve metanet göstermeyişinin, imanının zayıflığına delil olduğunu göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam-'ın annesinin yüreği, Musa’nın durumu dışında bütün dünya işlerinden boşalmış olarak sabahladı. Eğer biz, Rablerine tevekkül eden ve takdir ettiğine sabreden Müminlerden olması için onun kalbini sükûnet ve sabır vermek suretiyle sabit kılarak bağlamasaydık, neredeyse sabredemeyerek, az daha ona olan aşırı bağlılığı sebebiyle bu çocuğun kendisine ait olduğunu ortaya çıkaracaktı.
Aynı kök: كود (24 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kök: فرغ (6 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim…
Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Aynı kök: ربط (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek,…
Aynı kök: ربط (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
(14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz.…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Musa'nın annesinin kalbi korku dolmuştu. İnanıp güvenenlerden olması için kalbine dayanıklılık vermemiş olsaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.
Bu arada Musa'nın annesi, gönlü onun acısıyla dolu olarak sabahı etti. Öyle ki (vaadimize) inanıp güvenenlerden biri olması için kalbini sımsıkı pekiştirmiş olmasaydık, az kalsın onun kimliğini açığa vuracaktı.
Bu arada, Musa'nın annesi yüreği acıyla dolup taşarak sabahı etti; öyle ki, eğer (sözümüze olan) inancını sonuna kadar canlı tutması için yüreğini iyice güçlendirmemiş olsaydık o'nun kim olduğunu az kalsın açığa vuracaktı.
Musa'nın anasının gönlü çocuğundan başka şey düşünmez oldu. . . İman edenlerden olması için eğer güven duygusu vermeseydik, az kalsın onu açıklayacaktı.
Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.
Musa'nın anasının yüreğinde yalnızca çocuğunun tasası kaldı. Eğer biz, (vâdimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.
Musa'nın annesi, yüreği acıyla dolup taşarak sabahladı. İnancını koruması için yüreğini güçlendirmeseydik, neredeyse açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi, pek kaygılandı. Güvende olması için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse durumu açığa vuracaktı.
Musa'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı. Gerçeği onaylaması için gönlünü pekiştirmeseydik, neredeyse durumu açığa vuracaktı.
Musa'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı. İnanması için gönlünü pekiştirmeseydik, neredeyse durumu açığa vuracaktı
Musa'nın annesinin yüreği ise bomboş sabah etti. Şayet inananlardan olması için kalbine kuvvet vermeseydik, az daha onu açığa vuracaktı.
Musanın anasının gönlü ise bomboş sabahı etti, az daha onu açıverecekti: kalbine rabıta vermese idik eğer iymanlılardan olsun diye
Musa'nın annesi gönlü boş olarak sabahladı. Eğer Biz sözümüze güvenenlerden olması için gönlünü pekiştirmeseydik az kalsın durumu açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi gönlü boş olarak sabahladı. Eğer Biz sözümüze güvenenlerden olması için gönlünü pekiştirmeseydik az kalsın durumu açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi gönlü boş olarak sabahladı. Eğer Biz sözümüze güvenenlerden olması için gönlünü pekiştirmeseydik az kalsın durumu açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi ise, yüreği (fuadü) boşluk içinde sabahladı. Eğer inançlılardan olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.
Musanın anası — yüreği (evladından başka bir şeyden) bomboş olarak — sabahladı. Eğer (Allahın vadine) inananlardan olması için kalbine (sabr-ü sükun ile) rabıta vermeseydik az daha onu mutlak açığa vuracakdı.
Musa'nın annesi, yüreği bomboş sabah etti. Şayet inananlardan olması için kalbini pekiştirmemiş olsaydık; neredeyse onu açığa vuracaktı.
(7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.
Mûsâ’nın annesi kalbi bomboş olarak sabah etti. Eğer biz, (vaadimize) iman edenlerden olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.
Musa'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı (meraktan çıldıracak oldu). Eğer biz, (va'dimize) inananlardan olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi (Musa'dan başka) bir şey düşünemez hale geldi. Bize inanıp güvenenlerden olsun diye kalbinizi metanetli kılmasaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.
Musa'nın anası, içinde bir umudu kalmamış olarak sabaha çıktı. Güvenini yitirmesin diye kalbini tutmasaydık neredeyse her şeyi açığa vuracaktı.
Musa’nın annesi kalbi bomboş olarak sabah etti. Eğer biz, (vadimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi kalbi bomboş olarak sabah etti. Müminlerden olması için kalbini pekiştirmemiş olsaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.
Musa'nın annesinin kalbi ise bomboş bir halde sabahladı. Eğer inananlardan olması için kalbine bir bağ vermeseydik, onu açığa vuracak bir durumdaydı.
Meanwhile, Mussa's mother was left with an unsatisfied feeling and with a heart experiencing an aching void the world could not fill, she almost betrayed him had We not emboldened her heart to fall in line with those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues.
The next day, Moses’ mother felt a void in her heart––if We had not strengthened it to make her one of those who believe, she would have revealed everything about him––
But there came to be a void in the heart of the mother of Moses: She was going almost to disclose his (case), had We not strengthened her heart (with faith), so that she might remain a (firm) believer.
On the other hand, the heart of Moses' mother was sorely distressed. Had We not strengthened her heart that she might have full faith (in Our promise), she would have disclosed the secret.
Musa’s mother felt a great emptiness in her heart and she almost gave him away; only We fortified her heart so that she would be one of the muminun.
And the heart of the mother of Mûsâ (Moses) became empty [from every thought, except the thought of Mûsâ (Moses)]. She was very near to disclose his (case, i.e. the child is her son), had We not strengthened her heart (with Faith), so that she might remain as one of the believers.
The heart of Moses’ mother became desolate, and indeed she was about to divulge it had We not fortified her heart so that she might have faith [in Allah’s promise].
And the heart of the mother of Moses became free (from anxiety). She would have nearly disclosed his identity ( out of joy, how Allâh had become guardian of her child) had We not strengthened her heart to help her remain of the (firm minded) believers.
On the morrow the heart of Moses" mother became empty, and she wellnigh disclosed him had We not strengthened her heart, that she might be among the believers;
Meanwhile Moses’ mother was going through such anxiety that she would have given away the baby’s identity, if I (God) had not cast peace on her to be a believer [in God’s promises. ]
And the heart of Moses' mother was void on the morrow; she well-nigh disclosed him, had it not been that we bound up her heart that she might be of the believers.
Moses' mother's heart became anxious, that she nearly revealed her identity. But We strengthened her heart, so that she would be of those who acknowledge.
And the heart of the mother of Moses became oppressed with fear; and she had almost discovered him, had We not armed her heart with constancy, that she might be one of those who believe the promises of God.
And Pharaoh's wife said, "He is a joy to my eyes, and to yours. Kill him not; it may be that he will profit us, or that we may take him for a son;" for they perceived not.
And the heart-sight of Mûsa's mother became empty, (and) decidedly she indeed almost declared him, had We not braced her heart, that she might be of the believers.
And the heart of the mother of Moses became void, and she would have betrayed him if We had not fortified her heart, that she might be of the believers.
The mother of Moses was perturbed in the morning. Had We not strengthened her heart to remain a believer she had almost given him away.
On the morrow, however, an aching void grew up in the heart of the mother of Moses, and she would indeed have disclosed all about him had We not endowed her heart with enough strength to keep alive her faith [in Our promise].
And the heart of Moses’ mother ached so much that she almost gave away his identity, had We not reassured her heart in order for her to have faith ˹in Allah’s promise˺.
And Moses' mother's heart became anxious, that she nearly revealed her identity. But We strengthened her heart, so that she would be of the believers.
The mind of Moses' mother was growing so anxious that she almost gave away his identity. But we strengthened her heart, to make her a believer.
And the heart of Moses' mother became empty [of all else]. She was about to disclose [the matter concerning] him had We not bound fast her heart that she would be of the believers.
In the morning the heart of the mother of Moses became void; she had almost disclosed him had We not fortified her heart, that she be of the believers.
And the heart of the mother of Moses became void. She almost gave away his identity had We not strengthened her heart, so that she might remain a firm believer.
And there come an emptiness in the heart of the mother of Musa (Moses): She was almost going to tell his (story and her loss), if We had not strengthened her heart (with faith), so that she may remain a (true) believer;
And the heart of the mother of Mūsā became restless; indeed she was about to disclose this (the real facts about Mūsā), had We not strengthened her heart to remain among those who have firm belief (in Allah’s promise).
And the heart of Moses' mother became anxious, that she nearly revealed her identity. But We strengthened her heart, so that she would be of the believers.