Diyanet İşleri
Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."
Kasas suresi
Kasas suresi, 30. ayet. فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ مِن شَٰطِئِ ٱلْوَادِ ٱلْأَيْمَنِ فِى ٱلْبُقْعَةِ ٱلْمُبَٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّىٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ
felemmâ etâhâ nûdiye min şâṭii-lvâdi-l'eymeni fi-lbuḳ`ati-lmübâraketi mine-şşecerati ey yâ mûsâ innî ene-llâhü rabbü-l`âlemîn.
Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tûr'daki çağrı ve Firavun'un helâki Kasas 29–42 3
Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.
Musa, şöyle dedi: "Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husumet yok. Allah, söylediklerimize vekildir."
Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm" dedi.
Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."
"Değneğini (yere) at." (Musa, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."
"Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. “Oraya varınca o mübarek bölgedeki vadinin sağ yanında bulunan o ağaçtan ona şöyle nida edildi: Ey Mûsâ, şüphesiz Ben âlemlerin Rabbi Allah’ım.” Bu buyrukla Yüce Allah ona, ulûhiyet ve rubûbiyetini haber verdi. Bu, kendisine ibadet etmesini ve kendisini ilâh bilerek buyruklarına bağlı kalmasını emretmesi anlamına da gelir. Nitekim bir başka âyet-i kerimede bu husus açıkça dile getirilmektedir: “Öyleyse Bana ibadet et ve Beni zikretmek için namazı dosdoğru kıl!” (Tâhâ, 20/14)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- gördüğü ateşin yanına gelince, Rabbi Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, Allah’ın bereketlendirdiği o yerdeki vadinin sağ tarafında bulunan ağaç tarafından konuşarak, Musa -aleyhisselam-’a seslendi: "Ey Musa! Şüphesiz ben bütün mahlukatın Rabbi olan Allah’ım."
Aynı kök: شطا (2 geçiş)
Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…
Aynı kök: ودي (12 geçiş) · Aynı kök: ندو (53 geçiş)
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kök: برك (32 geçiş)
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci…
Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kök: ندو (53 geçiş)
Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…
Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kök: ندو (53 geçiş)
(Musa) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır."
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)
Ona, Tur dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
Aynı kök: ودي (12 geçiş)
Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…
Aynı kök: ودي (12 geçiş)
Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah'ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Gerçek fotoğraf
Günümüz Sînâ coğrafyasının fotoğrafıdır; tarihsel sahne değildir.
Ayet: Kasas 29-30
Mohammed Moussa · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Oraya varınca, o bereketli yerde, sağ taraftaki vadinin kıyısından, (yanan) ağaç yönünden kendisine şöyle seslenilmişti: "Ey Musa! Âlemlerin Rabbi olan Allah benim ben!
Fakat oraya varınca, o bereketli mevkide, vadinin sağ yamacındaki ağaç (yönü)nden kendisine "Ey Musa! Benim... Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah!" diye seslenildi.
Fakat oraya yaklaşınca, o kutlu yerde, vadinin sağ yamacındaki (yanan) ağaç yönünden kendisine: "Ey Musa, Benim Ben, Allah: Alemlerin Rabbi!" diye seslendi.
Oraya geldiğinde, o mübarek yerde Eymen Vadisi'nin kıyısından, o ağaçtan: "Ya Musa! Kesinlikle ben Allah'ım alemlerin Rabbi olan!" diye nida edildi.
Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;" diye seslenildi.
Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.
Oraya yaklaştığında, o kutsal yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan seslenildi: "Ey Musa! Kuşkusuz, Ben, Evrenlerin Efendisi Allah'ım!" dipnot 323
Oraya gelince, o kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa! Bil ki ben, bütün alemlerin Rabbi olan Allah'ım."
Oraya varınca (yanan) ağacın bulunduğu sınırlanmış bölgede, sağ yamacın kenarından kendisine seslenildi: "Musa, Ben evrenlerin Efendisi ALLAH'ım."
Oraya varınca (yanan) ağacın bulunduğu kutsal bölgede, sağ yamacın kenarından kendisine seslenildi: 'Musa, Ben evrenlerin Rabbi ALLAH'ım.'
Ateşin yanına gelince o mübarek bölgedeki vadinin sağ kıyısında bulunan ağaçtan şöyle seslenildi ona: "Ey Musa, haberin olsun Benim, Ben, Allah, alemlerin Rabbi!
Derken ona varınca vadinin sağ kıyısından o mübarek buk'ada ağaçtan nida olundu, şöyle ki: ya Musa, haberin olsun benim ben: Allah rabbül'alemin
Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."
Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."
Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki bir ağaç tarafından seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."
Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan "Ey Musa, Alemlerin rabbi olan Tanrı benim" diye seslenildi.
(30-31) Derken oraya gelince feyizli (ve mümtaz) bir yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağacdan: "Ya Musa, aalemlerin Rabbi olan Allah ben im ben" diye. Ve "asaanı (yere) bırak" diye nida olundu. Şimdi (Musa) onu bir yılan gibi deprenir görünce arkasını dönüb uzaklaşdı, geri dönmedi. "Ya Musa, beri gel, korkma. Çünkü sen emniyyetde olanlardansın".
Oraya geldiğinde, feyizli yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaçtan: Ey Musa; şüphesiz Ben, alemlerin Rabbı olan Allah'ım.
(22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.
Oraya varınca o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından o ağaçtan ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ, muhakkak ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.
Oraya gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa, alemlerin Rabbi Allah benim, ben!"
Musa oraya varınca vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan kendine şöyle seslenildi: "Bak Musa! Ben bütün varlıkların sahibi olan Allah'ım dipnot 1 .
Musa oraya varınca (Tur'daki dipnot 1 ) vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan şöyle seslenildi: "Bak Musa! Ben Allah'ım, bütün varlıkların sahibiyim."
Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ kıyısından ağaç tarafından: Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım! diye seslenildi.
(30-31) Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ tarafından bir ağaçtan: -Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım! "Değneğini yere at", diye ses geldi. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. -Ey Musa, gel, korkma, sen güven içindesin.
Oraya vardığında o bereketli toprak parçasındaki vadinin sağ tarafından, bir ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Alemlerin Rabbi Allah benim, ben!"
And when he reached the destined spot he was called to from the tree on the right side of the valley at the sacred ground, thus: "O Mussa", he was prompted, "It is I, Allah, Creator of the worlds, the visible and the invisible, past, present and those to come".
But when he reached it, a voice called out to him from the right-hand side of the valley, from a tree on the blessed ground: ‘Moses, I am God, the Lord of the Worlds.
But when he came to the (fire), a voice was heard from the right bank of the valley, from a tree in hallowed ground: "O Moses! Verily I am Allah, the Lord of the Worlds....
But when he came to the fire, a cry was heard from the right bank dipnot 1 of the valley, from a tree in the hallowed ground: dipnot 2 "O Moses, verily I am Allah, the Lord of all creatures of the Universe."
But when he reached it a voice called out to him from the right hand side of the valley in the part which was full of blessing, from out of the bush: ‘Musa, I am Allah, the Lord of all the worlds.
So when he reached it (the fire), he was called from the right side of the valley, in the blessed place, from the tree: "O Mûsâ (Moses)! Verily I am Allâh, the Lord of the ‘Âlamîn (mankind, jinn and all that exists)!
When he approached it, he was called from the right bank of the valley at the blessed spot from the tree: ‘Moses! Indeed I am Allah, the Lord of all the worlds!’
And when he came close to it (- the fire) a voice called out to him from a blessed spot on the right side of the valley, from the direction of a tree, `Moses! surely I am, Allâh, the Lord of the worlds.
When he came to it, a voice cried from the right of the watercourse, in the sacred hollow, coming from the tree: 'Moses, I am God, the Lord of all Being. '
When Moses reached there, he heard a voice from the right side of that blessed [by the Devine light] valley: "Moses, I am God, Lord of the universe. "
And when he came to it he was called to, from the right side of the wady, in the blessed valley, out of the tree, 'O Moses! verily, I am God the Lord of the worlds;
When he reached it, he was called from the tree at the edge of the right side of the valley on blessed ground: "O Moses, it is Me, God, the Lord of the worlds."
And when he was come thereto, a voice cried unto him from the right side of the valley, in the sacred bottom, from the tree, saying, O Moses, verily I am God, the Lord of all creatures:
And when Moses had fulfiled the appointed time, and was travelling with his people, he perceived in the mountain a fire and said to his family, "Tarry you here; verily, I have perceived a fire; I hope to bring you tidings thence, or a brand of fire that you may warm yourselves. "
Then, as soon as he came up to it, he was called out from the right bank of the valley in the blessed spot, from the Tree, (that), "O Mûsa, surely I, Ever I, am Allah, The Lord of the worlds.
And when he reached it, he was called from the right side of the valley in the blessed field, from the tree: O Moses! Lo! I, even I, am Allah, the Lord of the Worlds;
When he drew near, a voice called out to him from the tree on the blessed spot on the right side of the valley: "O Moses, I am verily God, the Lord of all the worlds.
But when he came close to it, a call was sounded from the right-side bank of the valley, out of the tree [burning] on blessed ground: "O Moses! Verily, I am God, the Sustainer of all the worlds!"
But when he came to it, he was called from the bush in the sacred ground to the right side of the valley: "O Moses! It is truly I. I am Allah—the Lord of all worlds.
When he reached it, he was called from the tree at the edge of the right side of the valley on blessed ground: "O Moses, it is Me, God, the Lord of the worlds. "
When he reached it, he was called from the edge of the right side of the valley, in the blessed spot where the burning bush was located: "O Moses, this is Me. GOD; Lord of the universe.
But when he came to it, he was called from the right side of the valley in a blessed spot - from the tree, "O Moses, indeed I am Allah, Lord of the worlds. "
Then when he came to it, he was called from the right side of the valley — at the blessed site — from the tree: “O Moses: I am God, the Lord of All Creation.
But when he came close to it, he was called from the right side of the valley in the blessed field, from the tree, "O Moses! Behold! I, verily I am Allah, the Lord of the Worlds. " (27:7-8).
So when he came to the (fire), a voice was heard from the right side of the valley, from a tree in hallowed ground: "O Musa (Moses)! Surely, I am Allah, the Lord of the Worlds (Rab-ul-'Ala'meen). ..
So when he came to it, he was called by a voice coming from a side of the right valley in the blessed ground, from the tree, saying, "O Mūsā, I AM ALLAH, the Lord of the worlds,"
So when he reached it, he was called from the edge of the right side of the valley at the blessed area of the tree: "O Moses, it is I, God, Lord of the worlds."