Kasas suresi

Kasas suresi, 82. ayet

Kasas suresi, 82. ayet. وَأَصْبَحَ ٱلَّذِينَ تَمَنَّوْا۟ مَكَانَهُۥ بِٱلْأَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَأَنَّ ٱللَّهَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَوْلَآ أَن مَّنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا وَيْكَأَنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

veaṣbeḥa-lleẕîne temennev mekânehû bil'emsi yeḳûlûne veykeenne-llâhe yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min `ibâdihî veyaḳdir. levlâ em menne-llâhü `aleynâ leḫasefe binâ. veykeennehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

Diyanet İşleri

Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 79–85 · surenin 82. ayeti / 88
  1. Kasas 79

    Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.

  2. Kasas 80

    Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.

  3. Kasas 81

    Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!

  4. 82

    Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.

  5. Kasas 83

    İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

  6. Kasas 84

    Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.

  7. Kasas 85

    Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

82. “Daha dün onun yerinde olmayı temenni edenler” dünya hayatını isteyerek: “Keşke Kârûn’a verilenlerin bir benzeri bizim de olsa” diyen o kimseler, üzülerek, ibret alarak ve kendilerine de azap gelir korkusu ile “demeye başladılar: “Yazıklar olsun bize! Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletir ve (dilediğine de) daraltır.” O halde biz şunu öğrendik: O’nun Kârûn’a geniş rızık vermiş olması, Kârûn’un hayırlı bir kimse olduğunu göstermez. Biz, “Gerçekten de o (dünyadan yana) çok nasipli!” sözümüzde yanılmışız.

“Eğer Allah bize lütufta bulunmasaydı” ve söylediğimiz sözlerden ötürü bizi cezalandırmamam lütuf ve ihsanı olmasaydı “elbette bizi de (onun gibi) yerin dibine geçirirdi.”

öylece Kârûn’un helâk edilmesi kendisi için bir ceza, başkaları için bir ibret ve öğüt olmuştu. Öyle ki onun yerinde olmayı temenni ederek ona gıpta edenler dahi pişman olmuşlar ve önceki kanaatlerini değiştirmişlerdir.

“Vay be! Demek ki kâfirler gerçekten iflâh olmazlarmış!” Ne dünyada ne de âhirette...

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yerin dibine batırılmadan önce sahip olduğu mal ve zenginliği temenni edenler, yakınarak ibret almış bir halde şöyle demeye başladılar: “Allah Teâlâ'nın, kullarından dilediği kimsenin rızkını genişlettiğini ve dilediği kimseninkini de daralttığını öğrenmedik mi? Allah’ın bizim üzerimize minneti/ihsanı olmasaydı dediklerimizden ötürü bizi cezalandırmaz mıydı? Karun’u yerin dibine batırdığı gibi, kesinlikle bizi de yerin dibine batırırdı. Şüphesiz o kâfirler, ne dünyada ne de ahirette kurtuluşa eremezler. Bilakis onların akıbetleri ve sonları (dünya ve ahirette) hüsrana uğramaktır.''

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَصْبَحَ ve esbeha ve başladılar kök: صبح
  2. ٱلَّذِينَ ellezine
  3. تَمَنَّوْا۟ temennev ve isteyenler kök: مني
  4. مَكَانَهُۥ mekanehu onun yerinde olmayı kök: كون
  5. بِٱلْأَمْسِ bil-emsi dün
  6. يَقُولُونَ yekulune demeğe kök: قول
  7. وَيْكَأَنَّ veykeenne vay demek ki
  8. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  9. يَبْسُطُ yebsutu bollaştırıyor kök: بسط
  10. ٱلرِّزْقَ r-rizka rızkı kök: رزق
  11. لِمَن limen kimseye
  12. يَشَآءُ yeşa'u dilediği kök: شيا
  13. مِنْ min -ndan
  14. عِبَادِهِۦ ibadihi kulları- kök: عبد
  15. وَيَقْدِرُ ۖ ve yekdiru ve kısıyor kök: قدر
  16. لَوْلَآ levla olmasaydı
  17. أَن en
  18. مَّنَّ menne lutfetmesi kök: منن
  19. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  20. عَلَيْنَا aleyna bize
  21. لَخَسَفَ lehasefe yere batırırdı kök: خسف
  22. بِنَا ۖ bina bizi de
  23. وَيْكَأَنَّهُۥ veykeennehu demekki gerçekten
  24. لَا la
  25. يُفْلِحُ yuflihu iflah olmaz kök: فلح
  26. ٱلْكَـٰفِرُونَ l-kafirune kafirler kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az…

  • Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.

  • Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

  • Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: خسف (8 geçiş)

    Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de…

  • Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: خسف (8 geçiş)

    Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var.…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader

    Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader

    Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader

    Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Daha dün onun (Karun'un) yerinde olmayı isteyenler şöyle diyorlardı: "Vay! Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine (layık olana) açarak (bol) da veriyor, kısarak (dar) da. dipnot 1 Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de (yerin dibine) geçirirdi. Vay! Demek ki kâfirler kurtulamazmış!" dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Ra‘d 13:26; İsrâ 17:30; ‘Ankebût 29:62; Rûm 30:37; Sebe' 34:36, 39; Zümer 39:52; Şûrâ 42:12.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayetlerde özellikle 80. ayette de belirtildiği üzere Yüce Allah'tan "hayır" istenmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Dahası, hayırlısını isteyenler aslında bütünü bilen Allah'ın bilgisine göre istekte bulunmuş olurlar. Parçayı bilip görenler İsrâ 17:11'de belirtildiği gibi hayır adına şerri de istemiş olabilirler. O nedenle "parçayı" bilip görene değil, "bütünü" bilip görene teslim olmak, hayır ve şerrin nelerden oluştuğuna Yüce Allah'tan gelen bilgiye göre karar vermek gerekir.

Mustafa İslamoğlu

Daha dün onun yerinde olmaya can atanlar diyordu ki: "Vay canına! Demek ki kullarından dileyenin rızkını genişletmeyi dileyen, dileyenin kini de sınırlamayı dileyen Allah'mış! Eğer Allah bize lutfetmemiş olsaydı, elbet bizi de yerin dibine geçirirdi! Vay be! Görülen o ki, meğer nankörler asla iflah olmazmış!"

Muhammed Esed

Ve daha dün onun yerinde olmak isteyenler: "Vah bize!" dediler, "Demek ki, kullarından dilediğine rızkı geniş tutan, dilediğine de ölçülü, idareli veren Allah'mış! Ya Allah bize lütfetmemiş olsaydı, hiç şüphe yok, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vah vah, demek, hakkı inkar edenler iflah olmazmış!"

Ahmed Hulusi

Daha dün onun (Karun'un) yerinde olmak isteyenler, şöyle diyerek sabahladı: "Vay, demek ki Allah kullarından dilediğinin yaşam gıdasını arttırıyor ve (dilediğine de) kısıyor! Allah bize lütfedip korumasaydı, elbette bizi de yerin dibine geçirirdi. . . Vay, demek ki hakikat bilgisini inkar edenler kurtulamazlar!"

Ali Bulaç

Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: "Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip yaymakta ve kısıp daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz batırırdı. Vay, demek gerçekten inkar edenler felah bulamaz" demeye başladılar.

Ali Özek ve heyeti

Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: Demek ki, Allah rızkı, kullarından dilediğine bol veriyor, dilediğine de az. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcılar iflâh olmazmış! demeye başladılar.

Ali Rıza Safa

Daha dün onun yerinde olmak isteyenler, sabahleyin, şöyle dediler: "Vay! Demek ki, Allah, dilediği kulunun geçimini hem genişletiyor hem de daraltıyor. Allah, bize lütufta bulunmasaydı, kesinlikle bizi de yerin dibine geçirirdi!" "Vay! Demek ki, nankörlük edenler iyi bir duruma gelmiyorlar!"

Bayraktar Bayraklı

Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler, "Demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor; dilediğine de daraltıyor. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkarcılar iflah olmazmış!" demeye başladılar.

Edip Yüksel

Bir önceki gün onun durumuna imrenenler, "Demek ki ALLAH kullarından dilediğine rızkı bol verir, dilediğine de kısar. ALLAH bize lütfetmeseydi bizi de batırırdı. Demek kafirler başarıya ulaşamazlar" demeye başladılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bir önceki gün onun durumuna imrenenler, 'Demek ki ALLAH kullarından dilediğine rızkı bol verir, dilediğine de kısar. ALLAH bize lütfetmeseydi bizi de batırırdı. Demek kafirler başarıya ulaşamazlar,' demeye başladılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dün onun yerinde olmayı temenni edenler de bu sabah şöyle diyorlardı: "Vay be, demek ki, Allah, nimetini kullarından dilediğine seriyor ve kısıyor. Eğer Allah bize lutufta bulunmasaydı, bizi de batırmıştı. Ay, demek ki, gerçekten kafirler felah bulmayacaklar!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Dün onun mevkıini temenni edenler de bu sabah şöyle diyorlardı: vayy be, demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine seriyor ve kısıyor, eğer Allah bize lutf etmese idi bizi de batırmıştı, ayy demek ki hakıkat bu: kafirler felah bulmıyacak

Erhan Aktaş

Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün, "Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten ve ölçülendiren Allah'mış. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki Kafirler kurtuluşa eremezler." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün, "Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten ve ölçülendiren Allah'mış. Eğer Allah bize lutfetmiş dipnot 1 olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki Kafirler dipnot 2 kurtuluşa eremezler." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşnut edici, dostça davranış, incelik, iyilik.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün, "Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten ve ölçülendiren Allah'mış. Eğer Allah bize lutfetmiş dipnot 1 olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay be! Demek ki gerçeği yalanlayan nankörler kurtuluşa eremezler." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşnut edici, dostça davranış, incelik, iyilik.

Gültekin Onan

Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: "Vay, demek ki Tanrı kullarından dilediğinin rızkını genişletip / yaymakta veya kısıp / daraltmaktadır. Eğer Tanrı bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz batırırdı. Vay, demek gerçekten kafirler kurtuluşa eremezler" demeye başladılar.

Hasan Basri Çantay

Dün onun mevkiini temenni edenler sabahleyin (şöyle) diyorlardı: "Vay, demek ki Allah, kullarından kimi dilerse onun rızkını yayıyor (genişletiyor, yahud) daraltıyor. Allah bize lutfetmeseydi bizi de muhakkak batırırdı. Vay, demek ki hakıykat şudur: Kafirler felah bulmaz"!

İbni Kesir

Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: Vay demek ki Allah; kullarından dilediğinin rızkını genişletip daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lutfetmemiş olsaydı; bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay, demek ki kafirler, asla felah bulmazlar, demeye başladılar.

Mehmet Alagaş

(76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler; “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak.” demeye başladılar.

Süleyman Ateş

Dün onun yerinde olmayı isteyenler: "Vay, demek Allah kullarından dilediğine rızkı açar ve kısar. Allah bize lutfetmiş olmasaydı, bizi de yere batırırdı. Demek gerçekten kafirler iflah olmaz!" demeğe başladılar.

Süleymaniye Vakfı

Daha düne kadar onun yerinde olmak isteyenler şöyle demeye başladılar: "Vay be! Demek ki Allah, kullarından tercih ettiği kişi için dipnot 1 rızkı genişletirmiş de daraltırmış da dipnot 2 . Allah bize iyilikte bulunmasaydı bizi de batırırdı. Vay be! Demek ki kafirler umduklarına kavuşamazlarmış."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili için bkz Kasas 28/56. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Düne kadar onun yerinde olmak isteyenler şöyle demeye başladılar: "Vay be! Demek ki Allah rızkı, kimi kullarının önüne seriyor, kimi kullarına da ölçülü olarak veriyormuş. Allah yüzümüze bakmasaydı bizi de batırırdı. Vay be! Demek ki, nankörler iflah olmazlarmış."

Şaban Britch

Daha dün, onun yerinde olmayı arzu edenler; demek ki, Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor ve dilediğininkini daraltıyormuş. Allah’ın bize lütufta bulunmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler kurtuluşa eremezlermiş, dediler.

Şaban Piriş

Daha dün, onun yerinde olmayı arzu edenler: -Vay, demek ki, Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor ve dilediğininkini daraltıyormuş. Allah'ın bize nimetleri olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay, demek ki inkarcılar kurtuluşa eremezlermiş, demeye başladılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Akşam onun mevkiine/konumuna imrenenler sabah şöyle diyorlardı: "Vay be! Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayıyor, dilediğine de ölçüyle veriyor/kısıyor. Allah bize lütufta bulunmasaydı, vallahi bizi de batırmıştı. Demek ki, inkarcılar asla iflah etmiyorlar."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And those who had desiderated his status the day before exclaimed then: "Goodness, it is evident that Allah gives livelihood generously and confers support gratuitously to whom He will of His servants and He gives with restraint and by measure to whom He will. Has He not been gracious and merciful to us". they added, "He would have made the earth take us into itself. Goodness, if is evident that those who challenge Allah do not really prosper".

Abdul Haleem

The next day, those who had, the day before, wished to be in his place exclaimed, ‘Alas [for you, Qarun]! It is God alone who gives what He will, abundantly or sparingly, to whichever He will of His creatures: if God had not been gracious to us, He would have caused the earth to swallow us too.’ Alas indeed! Those who deny the truth will never prosper.

Abdullah Yusuf Ali

And those who had envied his position the day before began to say on the morrow: "Ah! it is indeed Allah Who enlarges the provision or restricts it, to any of His servants He pleases! had it not been that Allah was gracious to us, He could have caused the earth to swallow us up! Ah! those who reject Allah will assuredly never prosper."

Abul A'la Maududi

And those who had envied his position the day before began to say on the morrow: "Alas, we had forgotten that it is Allah Who increases the provision of those of His servants whom He will and grants in sparing measure to those whom He will. dipnot 1 But for Allah's favour upon us, He could have made us to be swallowed too. Alas, we had forgotten that the unbelievers do not prosper." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is "The extension or the restriction of provisions is always according to the will of Allah, and Allah’s will is determined by His own reasons and considerations. His favoring somebody with generous provisions does not necessarily mean that Allah is well pleased with him and is honoring him with gifts. Mostly it so happens that a person is under Allah’s wrath, but He goes on favoring him with more and more wealth till, at last, the same wealth causes Allah’s torment to descend on him. Contrary to this, if somebody is being given restricted provisions, it does not necessarily mean that Allah is displeased with him and is punishing him. Mostly the righteous live in hardship although they are Allah’s favorites, and in many cases the same hardship becomes a cause of Allah’s mercy for them. Consequently, a person who does not understand this reality looks with envious eyes at the prosperity of those who actually deserve Allah’s wrath."
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, "We had the misconception, that worldly prosperity and wealth by themselves constituted real success. Therefore, we thought that Korah was highly successful, but now we have come to know that real success is an entirely different thing, and it is never attained by the disbelievers."

Aisha Bewley

Those who had longed to take his place the day before woke up saying, ‘Allah expands the provision of any of His slaves He wills or restricts it. If Allah had not shown great kindness to us, we would have been swallowed up as well. Ah! Truly the kafirun are not successful.’

Al-Hilali & Khan

And those who had desired (for a position like) his position the day before, began to say: "Know you not that it is Allâh Who enlarges the provision or restricts it to whomsoever He pleases of His slaves. Had it not been that Allâh was Gracious to us, He could have caused the earth to swallow us up (also)! Know you not that the disbelievers will never be successful.

Ali Quli Qarai

By dawn those who longed to be in his place the day before were saying, ‘Don’t you see that Allah expands the provision for whomever He wishes of His servants, and tightens it? Had Allah not shown us favour, He might have made the earth swallow us too. Don’t you see that the faithless do not prosper.’

Amatul Rahman Omar

Now the very people who had coveted his (lot and) position the day before began to say, `Ruin seize you! it is indeed Allâh Who multiplies the means of livelihood for such of His servants as He will and makes them scant (for such of His people as He will). Had not Allâh been gracious to us He would have sunk us (also into the bowels of the earth). Ruin seize you! (the fact is that) those who are ungrateful never prosper.'

Arthur John Arberry

and in the morning those who had longed to be in his place the day before were saying, 'Ah, God outspreads and straitens His provision to whomsoever He will of His servants. Had God not been gracious to us, He would have made us to be swallowed too. Ah, the unbelievers do not prosper,

Bijan Moeinian

The same people who were envious of him the day before, were shameful of their thoughts and said: "What a shame that we had forgotten that it is God who gives so much to some people and so little to the others [in order to try them in wealth and in poverty. ] How graceful of God not have sunk us with him. Shame on us that we forgot that the disbelievers never succeed."

E. Henry Palmer

And on the morrow those who had yearned for his place the day before said, 'Ah, ah! God extends provision to whom He pleases of His servants, or He doles it out; had not God been gracious to us, the earth would have cleft open with us! Ah, ah! the unbelievers shall not prosper!'

Edip-Layth

Those who wished they were in his place the day before said, "Indeed it is God Who provides or restricts for whomever He chooses from among His servants. Had it not been for God's grace towards us, He could have caused the earth to swallow us as well. We now realize that the ingrates never succeed."

George Sale

And the next morning, those who had coveted his condition the day before, said, aha! Verily God bestoweth abundant provision on such of his servants as He pleaseth; and He is sparing unto whom He pleaseth. Unless God had been gracious unto us, certainly the earth had swallowed us up also. Aha! The unbelievers shall not prosper.

Hamid S. Aziz

So We caused the earth to open up and swallow him with his house; and he had no troop to help him against Allah, nor was he of those who could save themselves. "

Mahmoud Ghali

And (in the morning) the ones who had coveted his place the day before became (secure) and said, "Ah, actually (Or: Now, it seems true that) Allah outspreads the provision to whomever He decides of His bondmen, and He estimates it. Had Allah not been Bounteous to us, He would indeed have caved us in. Ah, actually the disbelievers do not prosper."

Marmaduke Pickthall

And morning found those who had coveted his place but yesterday crying: Ah, welladay! Allah enlargeth the provision for whom He will of His slaves and straiteneth it (for whom He will). If Allah had not been gracious unto us He would have caused it to swallow us (also). Ah, welladay! the disbelievers never prosper.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who were envious of his position only yesterday said on the morrow: "Indeed God increases the fortunes of those of His creatures as He will, and decreases. Had God not been gracious to us He could have (opened up) the earth and made it swallow us. Surely the infidels will not succeed."

Muhammad Asad

And on the morrow, those who but yesterday had longed to be in his place exclaimed: "Alas [for our not having been aware] that it is indeed God [alone] who grants abundant sustenance, or gives it in scant measure, unto whichever He wills of His creatures! Had not God been gracious to us, He might have caused [the earth] to swallow us, too! Alas [for our having forgotten] that those who deny the truth can never attain to a happy state!"

Mustafa Khattab

And those who had craved his position the previous day began to say, "Ah! It is certainly Allah Who gives abundant or limited provisions to whoever He wills of His servants. Had it not been for the grace of Allah, He could have surely caused the earth to swallow us up! Oh, indeed! The disbelievers will never succeed."

Progressive Muslims

And those who wished they were in his place the day before said: "Indeed it is God Who provides or restricts for whomever He chooses from among His servants. Had it not been for God's grace towards us, He could have caused the Earth to swallow us as well. We now realise that the rejecters never succeed."

Rashad Khalifa

Those who were envious of him the day before said, "Now we realize that GOD is the One who provides for whomever He chooses from among His servants, and withholds. If it were not for GOD's grace towards us, He could have caused the earth to swallow us too. We now realize that the disbelievers never succeed."

Sahih International

And those who had wished for his position the previous day began to say, "Oh, how Allah extends provision to whom He wills of His servants and restricts it! If not that Allah had conferred favor on us, He would have caused it to swallow us. Oh, how the disbelievers do not succeed!"

Sam Gerrans

And morning found those who had desired his place the day before, saying: “Oh, how God expands and straitens the provision for whom He wills of His servants! Had God not been gracious to us, He would have caused it to swallow us. And oh, how the false claimers of guidance do not succeed!”)

Shabbir Ahmed

And those who had envied his position only the day before were saying the next morning, "Ah, it is indeed Allah Who makes the provision plenty or scarce for His servants according to His Laws. Had Allah not been kind to us, He could have caused the earth to swallow us! Ah! The rejecters of the Truth can never attain lasting contentment."

Syed Vickar Ahamed

And those who wished his position the day before began to say the next day: "Ah! It is truly Allah, Who grows the provision or shrinks it, to any of His servants He pleases! If it was not that Allah was kind to us, he could have caused the earth to swallow us up! Those who disbelieve will never be successful. "

Taqi Usmani

And those who wished to be in his position the day before, started saying, "Oh, it seems that Allah extends provision to whom He wills and straitens (for whom He wills). Had Allah not favored us, He would have made us sink (too). Oh, it seems that the infidels do not succeed."

The Monotheist Group

And those who wished they were in his place the day before said: "Indeed it is God Who provides or restricts for whoever He chooses from among His servants. Had it not been for the grace of God towards us, He could have caused the earth to swallow us as well. We now realize that the rejecters never succeed."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 82. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 82. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 82. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩