Diyanet İşleri
O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
Kasas suresi
Kasas suresi, 66. ayet. فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَنۢبَآءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَآءَلُونَ
fe`amiyet `aleyhimü-l'embâü yevmeiẕin fehüm lâ yetesâelûn.
O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Güvenli harem, dünya metaı ve mahşerdeki sorgu Kasas 57–67 3
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla."
O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 65–66. ayetler için yazılmıştır.
65. “O gün onlara seslenip buyuracak ki: Peygamberlere ne karşılık verdiniz?” Onları doğruladınız mı, onlara uydunuz mu, yoksa onları yalanlayıp muhalefet mi ettiniz?
66. “O gün söyleyecek söz, verecek cevap bulamayacaklar ve birbirlerine soru da soramayacaklardır.” Yani böyle bir soruya doğru cevap veremeyecekler, doğru cevabı verme imkânları da olmayacak. Bilindiği gibi böyle bir konumda hale uygun olan doğru cevabı açıklamaktan başka bir şeyin faydası olmayacaktır ki bu cevap da: Biz iman ederek ve emirlerine bağlanarak onlara karşılık verdik, şeklindedir. Ancak onlar, peygamberleri yalanladıklarını, emirlerine karşı inat ettiklerini bildiklerinden hiçbir şey söyleyemeyeceklerdir. Birbirlerine soru sormalarına, kendi aralarında yalan dahi olsa ne cevap vereceklerine dair görüş alış-verişinde bulunmalarına da imkân olmayacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Delil getirdikleri şeyler onlara gizli kalarak hiçbir şey zikretmezler. Kendilerinin azap göreceklerini kesin olarak bilmeleri sebebiyle içine düştükleri şokun dehşetiyle birbirlerine dahi soramazlar.
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size…
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O gün o (inkârcı)lara bütün haberler (bahaneler) kapanacak, dipnot 1 birbirlerine (hiçbir şey) soramayacaklardır.
Fakat artık onlara (kendilerini kurtaracak) haberlerin yolu kapanmış olacak; dahası onlar, birbirlerine de soramayacak.
Ne var ki, o Gün, geçmişte olup bitenler için bir mazeret, bir açıklama getirmek yönünde önlerinde bütün yolların kapanmış olduğunu görecekler; ve bu konuda birbirlerine de herhangi bir şey soramayacaklar.
Oysa o süreçte tüm geçmişin haberleri onlara kapanır! Onlar birbirlerine de soramazlar!
Artık o gün, haberler onlar için körelmiştir; birbirlerine de soramazlar.
İşte o gün onlara bütün haberler körleşmiştir (delilleri tükenmiş, söyleyecek sözleri kalmamıştır); onlar birbirlerine de soramayacaklardır.
Böylece, o gün, tüm yollar kapanmıştır; artık sorulmazlar.
İşte o gün, onlara bütün haberler körleşmiştir. Birbirlerine soramazlar.
O gün gerçekleşen olayları kavrayamayacaklar ve birbirlerini sorgulayamayacaklardır.
O günde gerçekleşen olaylar karşısında şaşkına dönmüşlerdir.
Artık onlara o gün bütün haberler kör (kapkaranlık) olmuştur. O vakit onlar birbirlerine de soruşamazlar.
Artık o gün onlara bütün haberler kör olmuştur, o vakıt onlar artık birbirlerine de soruşmazlar
O Gün, bütün özür yolları onlara kapanır. Artık onlar sorulmazlar.
İzin Günü dipnot 1 , bütün özür yolları onlara kapanır. Artık onlar sorulmazlar.
İzin Günü, bütün özür yolları onlara kapanır. Artık onlar sorulmazlar.
Artık o gün, haberler onlar için körelmiştir; birbirlerine de soramazlar.
Artık o gün onlara karşı haberler kör olmuşdur. Artık yekdiğerine de (bir şey) soramazlar.
Ama o gün, onlara karşı bütün haberler kör olmuştur. Birbirlerine de soramazlar.
(62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.
O gün (onları azaptan kurtaracak) haberler/mazeretler onlara kapanacaktır. Birbirlerine bir şey de soramayacaklar.
O gün haberler, onlara kör olmuştur (yani sözler sanki kör olmuştur, hiçbir söz gelip onların ağızlarını bulamaz, yanıt verecek bir tek kelime bulamazlar) onlar, birbirlerine de soramazlar.
O gün verecek bir cevap bulamazlar. Birbirlerine bir şey de soramazlar dipnot 1 .
O gün haber kaynakları tükenir. Birbirlerine bir şey de soramazlar.
O gün, (onları azaptan kurtaracak) haberler/mazeretler onlara kapanmıştır, birbirlerine de soramazlar.
O gün, bütün duyuları körleşir; birbirleriyle bile konuşamazlar.
Artık o gün onlara karşı tüm haberler kör olmuştur. Birbirlerine de bir şey soramazlar.
But all information and news shall be eclipsed to them and their lack in intellectual and spiritual perception shall reduce them to silence and repress any expression of feeling, that they admit no discourse.
All arguments will seem obscure to them on that Day; they will not be able to consult one another.
Then the (whole) story that Day will seem obscure to them (like light to the blind) and they will not be able (even) to question each other.
Then they will not be able to think of any reply, nor will they be able to ask one another.
That Day the facts will be unclear to them and they will not be able to question one another.
Then the news of a good answer will be obscured to them on that day, and they will not be able to ask one another.
The news that day shall be blacked out for them, so they will not question one another.
But on that day they will become confused and forget all their excuses and they will not even (be in a position to) consult one another.
Upon that day the tidings will be darkened for them, nor will they ask each other.
They will be so stunned by the events that they will be speechless.
and the history shall be blindly confusing to them on that day, and they shall not ask each other.
They will be shocked by the news on that day, they will be speechless.
But they shall not be able to give an account thereof on that day; neither shall they ask one another for information.
And on the Day when He shall call unto them and say, "What was it you answered the messengers?"
Then upon that Day, the tidings will then be blindly (obscured) for them, so they will not ask one another.
On that day (all) tidings will be dimmed for them, nor will they ask one of another,
Then all news will be blacked out for them, and they will not even ask one another.
but all arguments and excuses will by then have been erased from their minds, and they will not [be able to] obtain any [helpful] answer from one another.
They will be too dumbstruck on that Day to ask one another ˹for answers˺.
They will be shocked by the news on that Day, they will be speechless.
They will be so stunned by the facts on that day, they will be speechless.
But the information will be unapparent to them that Day, so they will not [be able to] ask one another.
Then darkened for them will be the reports that day, and they will not ask one another.
On that Day all arguments (they used to contrive) will be dimmed for them, nor will they ask one another.
Then on that day, the (whole) story will seem dark (and distant) to them and they will not be able to question each other.
So all events will become too obscure for them (to give a correct reply), and they will not (be able to) consult each other.
They will be shocked by the news on that Day, they will be speechless.