Diyanet İşleri
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Kasas suresi
Kasas suresi, 5. ayet. وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ ٱلْوَٰرِثِينَ
venürîdü en nemünne `ale-lleẕîne-stuḍ`ifû fi-l'arḍi venec`alehüm eimmetev venec`alehümü-lvâriŝîn.
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü Kasas 1–13 3
Bunlar apaçık Kitab'ın ayetleridir.
İman eden bir kavm için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.
Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.
Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
5. “Biz ise o ülkede ezilenlere” onların ezilmesine sebep teşkil eden hususları ortadan kaldırmak, onlara karşı direnenleri helâk etmek, onlara karşı çıkanları yardımsız ve güçsüz kılmak sureti ile “lütufta bulunmak, onları” dinde “önderler yapmak ve onları” yeryüzünde, âhiretten önce dünyada güzel âkıbete sahip olmak sureti ile “varis kılmak istiyorduk.” Önder olmak ise zayıflık hali ile birlikte gerçekleşmez. O bakımdan bu, yeryüzünde tam bir güç, iktidar ve imkan sahibi kılınmayı kılınmayı gerektiriyordu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz ise, Firavun'un Mısır topraklarında güçsüz zayıf kıldığı İsrailoğulları'na, düşmanlarını helâk ederek, zayıflıklarını gidererek, onları hakta örnek alınan önderler yaparak ve Firavun'un helak olmasının ardından onları mübarek Şam topraklarının mirasçıları kılarak lütufta bulunmak istiyorduk. Allah Teâlâ’nın buyurduğu gibi; "Zayıf bırakılan o topluluğa, bereketli kıldığımız yeryüzünün doğusunu ve batısını miras bıraktık...''
Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…
Aynı kök: منن (27 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…
Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü)…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz ise o yerde, zayıf düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (o topraklara) mirasçı kılmak istiyorduk. dipnot 1
Ve Biz de istiyorduk ki, ülkede zayıf ve güçsüz bırakılanlara destek çıkalım ve onları öncüler yapalım; ve kendilerini (ülkeye) varis kılalım;
Fakat Biz istiyorduk ki, yeryüzünde hor ve güçsüz görülen kimselerden yana çıkalım, onların dinde öncüler olmasını sağlayalım, onları (Firavun'un şeref ve itibarına) varis kılalım
Biz de diledik ki, o bölgedeki aciz bırakılıp aşağılananlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve kendilerini varisler kılalım.
Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.
Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.
Oysa Biz, yeryüzünde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler ve kalıtçılar yapmak istiyorduk.
Biz de istiyorduk ki, o yerde ezilenlere lütfedelim, onları önderler yapalım ve onları ötekilerin mülküne mirasçı yapalım.
Yeryüzünde güçsüzleştirilip ezilenlere lütfederek diledik ki onları önderler ve varisler yapalım.
Yeryüzünde güçsüzleştirilip ezilenlere lütfederek diledik ki onları önderler ve varisler yapalım.
Biz de o yerde ezilmekte olanlara lütufta bulunmak, onları öncül rehberler yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk.
Biz de istiyorduk ki o yerde ezilmekte olanlara lutfedelim, onları öncül imamlar yapalım, hem onları varisler kılalım
Biz ise, yeryüzünde ezilenlere iyilik yapmak dipnot 1 ve onları önderler kılmak ve varisler dipnot 2 yapmak istiyoruz.
Biz ise, yeryüzünde ezilenlere iyilik yapmak dipnot 1 ve onları önderler kılmak ve varisler dipnot 2 yapmak istiyoruz.
Biz ise, yeryüzünde ezilenleri nimetlendirmek dipnot 1 ve onları önderler kılmak ve varisler dipnot 2 yapmak istiyoruz.
Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları imamlar yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.
Biz ise diliyoruz ki o yerde za'fa uğratılanlara lütfedelim, onları (hayırda) muktedabihler yapalım, onları (Fir'avn mülkünün) varisler (i) kılalım.
Biz ise istiyorduk ki; güçsüz sayılanlara iyilikte bulunalım, onları önderler kılalım ve onları varisler yapalım.
(1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.
Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara ihsanda bulunmak ve onları önderler yapmak ve onları (oraya) mirasçı kılmak istiyorduk.
Biz de istiyorduk ki o yerde ezilenlere lutfedelim, onları önderler yapalım, onları (ötekilerin mülküne) mirasçı kılalım.
Biz de o topraklarda zayıf düşürülenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk.
Biz de o topraklarda güçsüzleştirilenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk,
Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara ihsanda bulunmak ve onları önderler yapmak ve onları (oraya) mirasçı kılmak istiyorduk.
Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara iyilik etmek ve onları önderler yapmak ve onları oraya mirasçı kılmak istiyorduk.
Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara bağışta bulunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline getirelim.
And We decided to be kind and gracious to those who were suppressed and subdued in the land and to change their status and bring it into that of spiritual leadership intended to lead and inherit the land.
but We wished to favour those who were oppressed in that land, to make them leaders, the ones to survive,
And We wished to be Gracious to those who were being depressed in the land, to make them leaders (in Faith) and make them heirs,
We wanted to bestow favour on those who were oppressed in the land. We wanted to make them leaders and heirs dipnot 1
We desired to show kindness to those who were oppressed in the land and to make them leaders and make them inheritors
And We wished to do a favour to those who were weak (and oppressed) in the land, and to make them rulers and to make them the inheritors,
And We desired to show favour to those who were abased in the land, and to make them imams, and to make them the heirs,
And We chose to confer favour upon those who had been rendered weak in the land and to make them leaders and to bestow a kingdom upon them, thus make them inheritors (of Our blessings).
Yet We desired to be gracious to those that were abased in the land, and to make them leaders, and to make them the inheritors,
Meanwhile, I (God) decided to change the situation and raise the oppressed ones to become the rulers and inherit the wealth and power.
And we wished to be gracious to those who were weakened in the earth, and to make them models, and to make them the heirs;
We wanted to help those who were oppressed in the land, and to make them role models, and to make them the inheritors.
And We were minded to be gracious unto those who were weakened in the land, and to make them models of religion; and to make them the heirs of the wealth of Pharaoh and his people,
Verily, Pharaoh exalted himself in the land and divided the people thereof into sects (and casts); one section of them he oppressed, slaughtering their sons and sparing their women. Verily, he was of those who work corruption.
And We are willing to be bounteous to the ones who were deemed weak in the land, and make them leaders, and make them the inheritors,
And We desired to show favour unto those who were oppressed in the earth, and to make them examples and to make them the inheritors,
We wished to favour those who were weak in the land and make them leaders and heirs,
But it was Our will to bestow Our favour upon those [very people] who were deemed [so] utterly low in the land, and to make them forerunners in faith. and to make them heirs [to Pharaoh’s glory],
But it was Our Will to favour those who were oppressed in the land, making them models ˹of faith˺ as well as successors;
And We wanted to help those who were oppressed in the land, and to make them role models, and to make them the inheritors.
We willed to compensate those who were oppressed on earth, and to turn them into leaders, and make them the inheritors.
And We wanted to confer favor upon those who were oppressed in the land and make them leaders and make them inheritors
And We desired to give grace to those who were oppressed in the land, and to make them leaders, and to make them the inheritors,
But it was Our Will to bestow favor unto those who were oppressed in the land, and to make them leaders, and to make them inheritors.
And We wished to be kind to those who were kept lowly in the land, to make them leaders and to make them the inheritors,
while We intended to favor those who were held as weak in the land, and to make them leaders and make them inheritors,
And We wanted to help those who were oppressed in the land, and to make them leaders, and to make them the inheritors.