Diyanet İşleri
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
Kasas suresi
Kasas suresi, 19. ayet. فَلَمَّآ أَنْ أَرَادَ أَن يَبْطِشَ بِٱلَّذِى هُوَ عَدُوٌّ لَّهُمَا قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ أَتُرِيدُ أَن تَقْتُلَنِى كَمَا قَتَلْتَ نَفْسًۢا بِٱلْأَمْسِ إِن تُرِيدُ إِلَّآ أَن تَكُونَ جَبَّارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا تُرِيدُ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِينَ
felemmâ en erâde ey yebṭişe billeẕî hüve `adüvvül lehümâ ḳâle yâ mûsâ etürîdü en taḳtülenî kemâ ḳatelte nefsem bil'ems. in türîdü illâ en tekûne cebbâran fi-l'arḍi vemâ türîdü en tekûne mine-lmuṣliḥîn.
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın adam öldürmesi ve kaçışı Kasas 14–21 3
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.
Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.
(Şehirden çıkıp) Medyen'e doğru yöneldiğinde, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 18–19. ayetler için yazılmıştır.
18. Mûsâ aleyhisselam düşmanlarından olan kişiyi öldürdükten sonra “şehirde korku içinde (etrafı) gözetleyerek sabahı etti.” Firavun hanedanı kendisinin farkına varacak mıydı, varmayacak mıydı? O, İsrailoğullarından Mûsâ’nın dışında böyle bir işe hiç kimsenin cesaret edemeyeceğinin anlaşılacağını bildiğinden dolayı korkmuştu.
ûsâ aleyhisselam bu halde iken “bir de baktı ki dün kendisinden” düşmanına karşı “yardım isteyen kişi yine” bir başka Kıptiye karşı “ondan imdat diliyor!”
“Mûsâ ona” bu hali dolayısı ile onu azarlayarak “Gerçekten sen besbelli azgın” azgınlığı ve suça cüretkârlığı açıkça ortada olan “bir kimsesin, dedi”
19. Mûsâ “ikisinin de” yani hem kendisinin hem de kendisinden yardım isteyen, İsrailoğullarına mensup kişinin “düşmanı olan kişiyi yakalamak isteyince...” Yani Kıptilerden olan kişi ile İsrailoğullarından olan kişi arasındaki çekişme sürüp gitti. İsrailoğullarından olan kişi de Mûsâ aleyhisselam’dan yardım isteyip durdu. Nihâyet Mûsâ hamiyete geldi ve Kıptiyi yakalamak istedi. Kıpti de kendisini öldürme isteğine karşı onu azarlamak üzere “dedi ki: Ey Mûsâ! Dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? (Anlaşılan) sen bu ülkede ancak bir zorba olmak istiyorsun.” Çünkü yeryüzünde zorbalık yapanın en büyük işlerinden birisi, haksız yere insanları öldürmektir.
“Islâha çalışanlardan olmak istemiyorsun.” Çünkü sen, ıslah edicilerden olmayı isteseydin herhangi bir kimseyi öldürmeksizin benimle onun arasına girerdin, bizi ayırırdın. Bunun üzerine Mûsâ onu öldürmekten vazgeçti. Onun verdiği öğüdü dinledi ve yaptığı azardan etkilendi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- kendisine ve İsrailoğulları'ndan olan kişiye düşman olan Kıpti'yi yakalamak istediği zaman, İsrailoğulları'ndan olan kişi; "Şüphesiz sen azgın birisin!" dediğini duyduğu Musa’nın, kendisini yakalamak istediğini zannederek Musa’ya: "Daha dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen, düşman olan kimselerin arasını ıslah eden kimselerden biri değil, ancak yeryüzünde insanları öldüren ve zulmeden zorba bir kimse olmak istiyorsun.” dedi.
Aynı kök: بطش (10 geçiş) · Aynı kök: جبر (10 geçiş)
"Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız."
Aynı kök: جبر (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Dediler ki: "Ey Musa! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan…
Aynı kök: جبر (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük…
Aynı kök: بطش (10 geçiş)
Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın…
Aynı kök: بطش (10 geçiş)
Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa), her ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isteyince, (adam) ona şöyle demişti: "Ey Musa! Dün bir canı öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde sadece zorbalık istiyorsun; ıslah edicilerden olmak istemiyorsun."
Fakat bir yandan da her ikisinin ortak düşmanı olan kimseyi yakalamaya girişmişti. O kişi "Ey Musa!" dedi, "Daha dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Anlaşılan senin arzun haksızları gideren ve düzeltenlerden biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek."
Bununla birlikte, yine de ikisinin de (ortak) düşmanı durumundaki kişiyi tam yakalamak üzereyken, bu sonraki: "Ey Musa!" dedi, "Dün öldürdüğün adam gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin tek amacın, haksızlıkları düzelten biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek!"
(Musa) ikisinin de düşmanı olanı (kendi halkından olana tekrar yardım amaçlı olarak) yakalamak isteyince, (o kişi) dedi ki: "Ey Musa. . . Dün birini katlettiğin gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sadece bir zorba olmak istiyorsun buralarda; işleri düzeltmek gibi bir arzun yok!"
Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun."
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Sen, yeryüzünde ıslâh edicilerden olmak istemiyorsun da sadece bir zorba olmak istiyorsun.
Sonunda, ikisinin de düşmanı olanı yakalamak isteyince, şöyle dedi: "Ey Musa! Dün birisini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek istiyorsun; öyle mi?" "Sen, haksızlıkları düzeltenlerden değil, yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun!" dipnot 319
Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince, o kişi, "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen arabuluculardan olmayı istemiyorsun, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun" dedi.
Ortak düşmanlarını yakalamak isteyince, "Musa, dün birisini öldürdüğün gibi bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen, yeryüzünde erdemli biri olmak istemiyorsun; bir zorba olmak istiyorsun" dedi.
Ortak düşmanlarını yakalamak isteyince, 'Musa, dün birisini öldürdüğün gibi bu gün de beni mi öldürmek isitiyorsun? Sen, yeryüzünde erdemli biri olmak istemiyorsun; bir zorba olmak istiyorsun,' dedi.
Her ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o: "Ey Musa! Dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyor musun?" dedi.
Deyip de o ikisinin bir düşmanı olan herifi yakalayıvermek isteyince: ya Musa dedi: dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun, ara düzelticilerden olmak istemeyip de yer yüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun
İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak istediğinde: "Ey Musa! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arayı düzelticilerden olmak istemiyorsun." dedi.
İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak istediğinde: "Ey Musa! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arayı düzelticilerden olmak istemiyorsun." dedi.
İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak istediğinde: "Ey Musa! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arayı düzelticilerden olmak istemiyorsun." dedi.
Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun."
Derken (Musa) ikisinin de düşmanı olan birini yakalamak isteyince (onun bu hareketinin kendisine müteveccih olduğunu sanan istimdada) dedi ki: "Musa, dün bir canı öldürdüğün gibi (şimdi) beni de mi öldürmek istiyorsun?! Ara buluculardan olmayı arzu etmiyorsun da bu yerde ille yaman bir zorba olmak istiyorsun sen"!
Derken ikisinin de düşmanı olanı yakalamak isteyince: Ey Musa, dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmayı değil, yeryüzünde bir zorba olmayı istiyorsun, dedi.
(14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.
Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan kimseyi tutup yakalamak isteyince: "Ey Mûsâ! Dün birisini öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun?" dedi. "Sen, ıslah edenlerden olmayı değil, ülkede bir zorba olmayı istiyorsun." dedi.
Nihayet (Musa) ikisinin de (kendisinin ve yardım isteyenin) düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o dedi ki: "Ey Musa, dün bir canı öldürdüğün gibi şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun."
İkisinin de düşmanı olan adamın yakasına yapışmak isteyince adam şöyle dedi: "Musa! Daha dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin istediğin, bu ülkede sadece zorba biri olmak. Arayı bulmak isteyenlerden değilsin."
Musa kendisinin ve halkından olan kişinin düşmanını yakalamak isteyince adam dedi ki; "Musa, dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin bu ülkede hedefin sadece zorba biri olmak, yoksa arayı bulmak diye bir niyetin yok."
Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi tutup, yakalamak isteyince: Ey Musa! Dün birisini öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? dedi. Sen, ıslah edenlerden olmayı değil, ülkede bir zorba olmayı istiyorsun, dedi.
Musa, kendilerinin düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: -Ey Musa, dün birisini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen, ıslah edenlerden olmayı değil, ülkede bir zorba olmayı istiyorsun, dedi.
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o şöyle dedi: "Dün bir adamı öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde zorba olmaktan başka bir şey istemiyorsun. Barışseverlerden olmak gibi bir niyetin yok."
Nevertheless, he felt like attacking the man who was their enemy but in making the attempt the man said to him: "Do you wish O Mussa to kill me as you killed a man yesterday?" "You seem to be eager to exercise power and to play the tyrant in the land and not to brew reform. "
As he was about to attack the man who was an enemy to both of them, the man said, ‘Moses, are you going to kill me as you killed that person yesterday? You clearly want to be a tyrant in the land; you do not intend to put things right.’
Then, when he decided to lay hold of the man who was an enemy to both of them, that man said: "O Moses! Is it thy intention to slay me as thou slewest a man yesterday? Thy intention is none other than to become a powerful violent man in the land, and not to be one who sets things right!"
And when Moses decided to lay his violent hands on the man belonging to the enemy, dipnot 1 he cried out: dipnot 2 "Moses, do you intend to kill me as you killed a person yesterday?" You simply want to live in the land as a tyrant, and do not wish to set things right."
But when he was about to grab the man who was their common enemy, he said, ‘Musa! do you want to kill me just as you killed a person yesterday? You only want to be a tyrant in the land; you do not want to be a reformer. ’
Then when he decided to seize the man who was an enemy to both of them, the man said: "O Mûsâ (Moses)! Is it your intention to kill me as you killed a man yesterday? Your aim is nothing but to become a tyrant in the land, and not to be one of those who do right."
But when he wanted to strike him who was an enemy of both of them, he said, ‘Moses, do you want to kill me, just like the one you killed yesterday? You just want to be a tyrant in the land, and you do not desire to be of those who bring about reform. ’
And when Moses intended to lay hold of the man (of the day before) who was (now) an enemy to both of them, the man said, `Moses! do you intend to kill me (today) as you killed a person yesterday? You are only trying to figure as a tyrant in the country. You have no mind to be of the promoters of peace.'
But when he would have assaulted the man who was an enemy to them both, the man said, 'Moses, dost thou' desire to slay me, even as thou slewest a living 'soul yesterday? Thou only desirest to be a tyrant in the land; thou desirest not to be of them that put things right. '
As Moses was ready to intervene and help the Hebrew man, the latter [misunderstood the remark of Moses and thought that Moses is going to beat him so he] cried out: "O Moses, do you want to kill me today the same way that you killed the other one yesterday? You are indeed stepping toward becoming a tyrant rather than a righteous person. "
And when he wished to assault him who was the enemy to them both, he said, 'O Moses! dost thou desire to kill me as thou didst kill a person yesterday? thou dost only desire to be a tyrant in the earth; and thou dost not desire to be of those who do right!'
But when he was about to strike their common enemy, he said, "O Moses, do you want to kill me, as you killed that person yesterday? Obviously, you wish to be a tyrant on earth; you do not wish to be of the righteous."
And when he sought to lay hold on him who was an enemy unto them both, he said, O Moses, dost thou intend to kill me, as thou killedst a man yesterday? Thou seekest only to be an oppressor in the earth, and seekest not to be a reconciler of quarrels.
And on the morrow he was in the city, fearing, vigilant. And behold, he whom he had helped the day before, cried again to him for help. Moses said unto him, "Verily, you are obviously quarrelsome (a hothead).
Then, as soon as he would have assaulted (the man) who was an enemy to them both, (the man) said, "O Mûsa, would you like to kill me as you killed a person (Literally: a self) yesterday? Decidedly you would like to be nothing except a potentate in the land, and in no way would you like to be one of the reformers. " (i.e., the righteous-doers)
And when he would have fallen upon the man who was an enemy unto them both, he said: O Moses! Wouldst thou kill me as thou didst kill a person yesterday. Thou wouldst be nothing but a tyrant in the land, thou wouldst not be of the reformers.
Then as he was about to lay hands on the one who was their common enemy, he cried out: "O Moses, do you want to kill me as you killed that person yesterday? You only want to be a tyrant in the land and no peacemaker. "
But then as soon as he was about to lay violent hands on the man who was their [common] enemy, the latter exclaimed: "O Moses, dost thou intend to slay me as thou didst slay another man yesterday? Thy sole aim is to become a tyrant in this land, for thou dost not care to be of those who would set things to rights!"
Then when Moses was about to lay his hands on their foe,[1] the enemy said, "O Moses! Do you intend to kill me as you killed a man yesterday? You only want to be a tyrant in the land. You do not intend to make peace!"
But when he was about to strike their common enemy, he said: "O Moses, do you want to kill me, as you killed that person yesterday Obviously, you wish to be a tyrant on Earth; you do not wish to be of the righteous. "
Before he attempted to strike their common enemy, he said, "O Moses, do you want to kill me, as you killed the other man yesterday? Obviously, you wish to be a tyrant on earth; you do not wish to be righteous."
And when he wanted to strike the one who was an enemy to both of them, he said, "O Moses, do you intend to kill me as you killed someone yesterday? You only want to be a tyrant in the land and do not want to be of the amenders. "
Then when he desired to lay hold upon him who was an enemy to them both, he said: “O Moses: wouldst thou kill me as thou didst kill a soul yesterday? Thou desirest only to be a tyrant in the land, and desirest not to be of those who do right.”
But then, as soon as he was about to lay his hands on their enemy the man said, "O Moses! Would you kill me as you killed a person yesterday? Your aim is to become a tyrant in the land, for you care not to be of those who set things right. "
Then, when he decided to catch the man who was an enemy to both of them, that man said: "O Musa (Moses)! Is it your intention to kill me like you killed a man yesterday? Your intention is nothing except to become a harsh powerful man in the land, and not to be one who sets things right!"
Thereafter when he intended to grasp at the one who was an enemy to both of them, he (i.e. the Israelite) said, "O Mūsā, do you want to kill me as you have killed a person yesterday? Your intention is only to become a tyrant in the land, and you do not intend to be one of the peace-makers."
But when he was about to strike their common enemy, he said: "O Moses, do you want to kill me, as you killed that person yesterday? Obviously, you wish to be a tyrant on the earth; you do not wish to be of the righteous."