Diyanet İşleri
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
Kasas suresi
Kasas suresi, 18. ayet. فَأَصْبَحَ فِى ٱلْمَدِينَةِ خَآئِفًا يَتَرَقَّبُ فَإِذَا ٱلَّذِى ٱسْتَنصَرَهُۥ بِٱلْأَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُۥ قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰٓ إِنَّكَ لَغَوِىٌّ مُّبِينٌ
feaṣbeḥa fi-lmedîneti ḫâifey yeteraḳḳabü feiẕe-lleẕi-stenṣarahû bil'emsi yestaṣriḫuh. ḳâle lehû mûsâ inneke legaviyyüm mübîn.
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın adam öldürmesi ve kaçışı Kasas 14–21 3
Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.
Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 18–19. ayetler için yazılmıştır.
18. Mûsâ aleyhisselam düşmanlarından olan kişiyi öldürdükten sonra “şehirde korku içinde (etrafı) gözetleyerek sabahı etti.” Firavun hanedanı kendisinin farkına varacak mıydı, varmayacak mıydı? O, İsrailoğullarından Mûsâ’nın dışında böyle bir işe hiç kimsenin cesaret edemeyeceğinin anlaşılacağını bildiğinden dolayı korkmuştu.
ûsâ aleyhisselam bu halde iken “bir de baktı ki dün kendisinden” düşmanına karşı “yardım isteyen kişi yine” bir başka Kıptiye karşı “ondan imdat diliyor!”
“Mûsâ ona” bu hali dolayısı ile onu azarlayarak “Gerçekten sen besbelli azgın” azgınlığı ve suça cüretkârlığı açıkça ortada olan “bir kimsesin, dedi”
19. Mûsâ “ikisinin de” yani hem kendisinin hem de kendisinden yardım isteyen, İsrailoğullarına mensup kişinin “düşmanı olan kişiyi yakalamak isteyince...” Yani Kıptilerden olan kişi ile İsrailoğullarından olan kişi arasındaki çekişme sürüp gitti. İsrailoğullarından olan kişi de Mûsâ aleyhisselam’dan yardım isteyip durdu. Nihâyet Mûsâ hamiyete geldi ve Kıptiyi yakalamak istedi. Kıpti de kendisini öldürme isteğine karşı onu azarlamak üzere “dedi ki: Ey Mûsâ! Dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? (Anlaşılan) sen bu ülkede ancak bir zorba olmak istiyorsun.” Çünkü yeryüzünde zorbalık yapanın en büyük işlerinden birisi, haksız yere insanları öldürmektir.
“Islâha çalışanlardan olmak istemiyorsun.” Çünkü sen, ıslah edicilerden olmayı isteseydin herhangi bir kimseyi öldürmeksizin benimle onun arasına girerdin, bizi ayırırdın. Bunun üzerine Mûsâ onu öldürmekten vazgeçti. Onun verdiği öğüdü dinledi ve yaptığı azardan etkilendi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bir Kıpti'yi öldürmesinin ardından, korku içinde neler olacağını gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de baktı ki, daha dün Kıpti düşmanına karşı kendisinden yardım ve destek isteyen kimse, başka bir Kıpti’ye karşı yine ondan yardım istiyordu. Musa -aleyhisselam- ona şöyle dedi: “Şüphesiz sen apaçık bir azgınlık ve sapıklık içindesin.”
Aynı kök: رقب (24 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş)
Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.
Aynı kök: صرخ (5 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar.…
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur.…
Aynı kök: صرخ (5 geçiş)
İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi…
Aynı kök: صرخ (5 geçiş)
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladıktan sonra bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kişi, feryat ederek tekrar ondan yardım istiyor. (Musa) ona, "Doğrusu sen apaçık bir azgınsın!" demişti. dipnot 1
Ve ertesi sabah, söz konusu kentte endişeyle etrafı kolaçan ederek dolaşıyordu. Fakat o da ne? Dün ondan yardım isteyen adam, kendisini yine yardıma çağırmıyor mu? Musa ona: "Besbelli ki sen iyice zıvanadan çıkmışsın!" dedi.
Böylece, ertesi sabah, korku içinde çevresini gözetleyerek yine şehirde dolaşıyordu; bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen adam (yine) o'nu (yardımına) çağırmıyor mu! Musa, (bu sefer) ona: "Sen gerçekten apaçık bir azgınmışsın!" dedi.
(Musa) şehirde (etrafı) gözetleyerek korku içinde sabahladı. . . Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen (yine) Ona feryat ediyor. . . Musa ona dedi ki: "Muhakkak ki sen apaçık bir azgınsın!"
Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen (kişi, bugün de) kendisine yardım için bağırıyor. Musa, ona dedi ki: "Sen açıkca bir azgınsın."
Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona (yardım isteyene) dedi ki: Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!
Böyle korku içinde gözleyerek, kentte sabahladı. Bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen, Onu yardımına çağırıyor. Musa, ona, dedi ki: "Kuşkusuz, sen, gerçekten apaçık azgın birisin!"
Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kişi, feryat ederek yine ondan yardım istiyor. Musa, ona dedi ki: "Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın."
Korku içinde, etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Kendisinden dün yardım istemiş olan adam, feryad ederek yine kendisinden yardım istiyordu. Musa ona, "Belli ki sen bir belalısın" dedi.
Korku içinde, etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Kendisinden dün yardım istemiş olan adam, feryad ederek yine kendisinden yardım istiyordu. Musa ona, 'Belli ki sen bir belalısın,' dedi.
Derken şehirde korku içinde çevreyi gözetleyerek sabahladı ve birden dün kendisinden yardım isteyenin yine feryad ettiğini gördü ve Musa ona: "Besbelli sen bir yaramazsın!" dedi.
Derken şehirde korku içinde sabahı etti gözetiyordu, baktı ki dün kendisinden yardım istiyen ona yine feryad ediyor, Musa ona besbelli sen yaramazsın dedi
Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.
Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.
Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.
Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki dün kendisinden yardım isteyen (kişi bugün de) kendisine yardım için bağırıyor. Musa, ona dedi ki: "Sen açıkca bir azgınsın."
Hulasa şehirde korkarak (ve başına gelecek aakıbete) intizaar ederek sabahladı. Bir de ne görsün: Dün kendisinden imdad isteyen (adam yine) ona feryad (ve ondan istimdad) ediyor! Musa ona dedi ki: "Sen hakıykat apaşikar bir azgınsın".
Şehirde korku içinde etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de baktı ki dün, kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki: Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın.
(14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.
Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün; dün kendisinden yardım isteyen adam yine feryat edip yardım istiyordu. Mûsâ ona: "Sen, besbelli azgının/sapkının birisin." dedi.
Şehirde korku içinde (sonucu) gözetleyerek sabahladı. Bir de baktı ki dün kendisinden yardım isteyen (İsrail oğlu), yine kendisine feryaded(ip yardım ist)iyor. Musa, ona: "Belli ki sen bir azgınsın!" dedi.
Şehirde, korku içinde çevresini gözleyerek sabahladı. Bir de ne görsün; dün kendisinden yardım isteyen kişi, feryat ederek yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki: "Sen besbelli azgının tekisin!"
Musa geceyi şehirde geçirdi; sürekli çevresini gözetliyordu. Bir de ne görsün, bir gün önce kendisinden yardım isteyen kişi feryat ederek yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki; "Yaramaz adamın teki olduğun çok açık ."
Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün dün kendisinden yardım isteyen adam yine feryat edip yardım istiyordu. Musa ona: Sen, besbelli azgının/sapkının birisin, dedi.
Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün dün kendisinden yardım isteyen adam, yine feryat edip, yardım istiyordu. Musa ona: -Sen, azgının birisin, dedi.
Kentte, korku içinde sabahladı, göz kulak kesiliyordu. Bir de baktı ki, dün ondan yardım isteyen adam yine onu yardıma çağırıyor. Musa ona dedi ki: "Anlaşıldı, sen, tam azmış bir adamsın."
From then on he came to be apprehensive of impending danger expecting at any moment to be arrested and prosecuted and either tortured or killed. And in this state of anxiety and fear he met his same co-religionist whom he had helped the day before crying for his help today. Mussa said to Him: "You are indeed quarrelsome and alienated from Allah."
Next morning, he was walking in the city, fearful and vigilant, when suddenly the man he had helped the day before cried out to him for help. Moses said, ‘You are clearly a troublemaker.’
So he saw the morning in the city, looking about, in a state of fear, when behold, the man who had, the day before, sought his help called aloud for his help (again). Moses said to him: "Thou art truly, it is clear, a quarrelsome fellow!"
The next morning he proceeded to the city in fear and looking around as one apprehensive of danger when all of a sudden, the man who had sought his help the day before again called out to him for his help. Moses said to him: "Clearly, you are a very misguided fellow." dipnot 1
Morning found him in the city, fearful and on his guard. Then suddenly the man who had sought his help the day before, shouted for help from him again. Musa said to him, ‘You are clearly a misguided man.’
So he became afraid, looking about in the city (waiting as to what will be the result of his crime of killing), when behold, the man who had sought his help the day before, called for his help (again). Mûsâ (Moses) said to him: "Verily, you are a plain misleader!"
He rose at dawn in the city, fearful and vigilant, when behold, the one who had sought his help the day before, shouted for his help [once again]. Moses said to him, ‘You are indeed manifestly perverse!’
(The next day) early in the morning he entered the city apprehensive (of the enemy and) observing (the situation). And lo! the man who had sought his help the day before (again that day) cried out to him for help. Moses said to him, `You are a misguided fellow, away from the path of peace and piety.'
Now in the morning he was in the city, fearful and vigilant; and behold, the man who had sought his, succour on the day before cried out to him again. Moses said to him, 'Clearly thou art, a quarreller.'
The next morning, still under the shock of the incidence, he saw that the same man is engaged in another fight and is asking for his help. Moses replied: "You are certainly a misguided man [always engaged in a new fight.]
And on the morrow he was afraid in the city, expectant. And behold, he whom he had helped the day before cried (again) to him for aid. Said Moses to Him, 'Verily, thou art obviously quarrelsome.'
So he spent the night in the city, afraid and watchful. Then the one who sought his help yesterday, was asking again for his help. Moses said to him: "You are clearly a trouble maker."
And the next morning he was afraid in the city, and looked about him, as one apprehensive of danger: And behold, he whom he had assisted the day before, cried out unto him for help a secong time. But Moses said unto him, thou art plainly a quarrelsome fellow.
He said, "My Lord! For that you have been gracious to me, I will never more be a supporter of the guilty. "
So he became frightened in the city and on the watch. Then, only then, the man who had asked his vindication on the day before screamed to him (for help). Mûsa said to him, "Surely you are indeed an evidently misguided (fellow)."
And morning found him in the city, fearing, vigilant, when behold! he who had appealed to him the day before cried out to him for help. Moses said unto him: Lo! thou art indeed a mere hothead.
In the morning he came to the city, fearful and hesitant. Just then he who had asked him for help the day before called out for help (again). "You are indeed a meddlesome fellow," Moses said to him.
And next morning he found himself in the city, looking fearfully about him, when lo! the one who had sought his help the day before [once again] cried out to him [for help whereupon] Moses said unto him: "Behold, thou art indeed, most clearly, deeply in the wrong!
And so Moses became fearful, watching out in the city, when suddenly the one who sought his help the day before cried out to him again for help. Moses rebuked him, "Indeed, you are clearly a trouble-maker."
So he spent the night in the city, afraid and watchful. Then the one who sought his help yesterday, was asking again for his help. Moses said to him: "You are clearly a trouble maker."
In the morning, he was in the city, afraid and watchful. The one who sought his help yesterday, asked for his help again. Moses said to him, "You are really a trouble maker."
And he became inside the city fearful and anticipating [exposure], when suddenly the one who sought his help the previous day cried out to him [once again]. Moses said to him, "Indeed, you are an evident, [persistent] deviator."
And in the morning he was in the city, in dread, expectant: — and when he who had sought his help the day before had cried out to him for help, Moses said to him: “Thou art one clearly erring!” —
And next morning he was in the city, fearful and vigilant when, behold! The man who had asked him the day before cried out to him for help. Moses said to him, "You are indeed one erring manifestly."
So he saw the morning in the City, (still) looking around in a state of fear, when look! The man who had wanted his help, the previous day, called loudly for his help (again). Musa (Moses) said to him: "Clearly, you are truly a quarrelsome fellow!"
Then next morning he was fearful in the city, waiting (for what comes next) when the man who sought his help the day before, shouted to him for help (again). Mūsā said to him, "You are surely a clear trouble-maker."
So he spent the night in the city, afraid and watchful. Then the one who sought his help yesterday, was asking again for his help. Moses said to him: "You are clearly a trouble maker."