Diyanet İşleri
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Kasas suresi
Kasas suresi, 13. ayet. فَرَدَدْنَٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
feradednâhü ilâ ümmihî key teḳarra `aynühâ velâ taḥzene velita`leme enne va`de-llâhi ḥaḳḳuv velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü Kasas 1–13 3
Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
Annesi, Musa'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Musa'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?" dedi.
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.
Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
13. “Böylece” daha önceden kendisine vaat ettiğimiz şekilde “anasını ona kavuşturduk ki gözü aydın olsun da üzülmesin” Çünkü oğlundan yana güven ve huzur içinde, son derece mutlu idi. Ayrıca çokça ücret alarak onu kendi yanında büyütecekti.
“Ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin.” İşte Biz, ona vaat ettiklerimizin bir bölümünü gözle görülecek şekilde gösterdik. Bununla kalbi huzur bulsun, imanı artsın ve Allah’ın, onun korunması ve ona risalet verilmesi hususundaki vaadinin pek yakında gerçekleşeceğini bilsin diye böyle yaptık.
“Fakat onların çoğu bilmezler.” Onlar sebebi elverişli görmeyecek olurlarsa bu, imanlarını sarsar, tereddüde düşerler. Çünkü Yüce Allah’ın üstün işler ve oldukça değerli maksatlardan önce zorlu engelleri ve imtihanları takdir ettiğini bilmezler.
ûsâ aleyhisselam, böylece Firavun hanedanı yanında, onların saltanatları dahilinde yaşadı. Onların bineklerine biniyor, onların giysilerini giyiyordu. Annesi de bundan dolayı huzur içerisinde idi. Böylelikle onun süt annesi olduğu da artık kabul edilmişti. O bakımdan annesinin yanından ayrılmayışını ve onun da ona şefkat duymasını kimse tepki ile karşılamıyordu.
üce Allah’ın bu lütfunu, peygamberi Mûsâ’yı yalan söylemekten koruyuşunu ve annesi ile kendisi arasında bütün insanlarca görülen bu derece bağlılığı kolaylaştırışı düşünmeye değer. Zira bu bağlılık, insanların gözünde süt emzirmesi dolayısıyla idi ve onlara göre Musa, süt annesi olduğu için ona anne diyordu. O bakımdan gerek onun, gerekse başkalarının bütün bu hususlarda söyledikleri sözlerin çoğu, bu yönden doğru ve gerçek idi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onu yakından görünce gözü aydın olsun, ayrılışından dolayı üzülmesin ve Yüce Allah’ın onu kendisine geri döndüreceğine dair vaadinin gerçek olduğunu ve hakkında hiçbir şüphe olmadığını bilsin diye, Mûsâ'yı annesine geri döndürdük. Fakat onların çoğu bu vaadi bilmediler. Ayrıca onun (Mûsâ'nın) annesi olduğunu da anlayamadılar.
Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…
Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz…
Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Böylelikle gözü aydın olsun, (daha fazla) üzülmesin ve insanların çoğu bilmeseler bile Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye biz onu annesine geri vermiştik.
Ve sonunda onu annesine döndürdük kü, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye... Dahası insanların çoğu bunu bilmese de, kendisi Allah'ın vaadinin kesin bir gerçek olduğunu bilsin diye...
İşte böylece, o'nu annesine kavuşturduk ki gözü gönlü aydınlansın, artık üzülmesin ve onların çoğu bunu bilmeseler bile o, Allah'ın verdiği sözün mutlaka gerçekleşeceğini bilsin!
Nihayet Onu anasına geri döndürdük ki, gözü aydın olsun, mahzun olmasın ve bilsin ki, Allah'ın vaadi Hak'tır. . . Fakat onların çoğu bilmezler.
Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.
Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vadinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.
Onu, annesine geri verdik. Gözü aydın olsun ve üzülmesin; Allah'ın verdiği sözün kesinlikle gerçek olduğunu da bilsin diye. Fakat onların çoğu bilmez.
Böylece biz onu, anasına "Gözü aydın olsun, gam çekmesin, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin" diye, geri verdik. Fakat onların çoğu bilmezler.
Böylece onu annesine döndürdük ki gözü aydınlansın, üzülmesin ve ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin. Ne var ki çokları bilmez.
Böylece onu annesine döndürdük ki gözü aydınlansın, üzülmesin ve ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin. Ne var ki çokları bilmez.
Böylece Biz, Musa'yı annesine geri verdik ki, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin kesinlikle gerçek olduğunu bilsin diye; fakat çokları bilmezler.
Bu suretle onu anasına iade eyledik ki gözü aydın olsun da huzünlenmesin ve bilsin ki Allahın va'di muhakkak haktır ve lakin çokları bilmezler
Derken gözü aydın olsun, üzülmesin diye onu annesine kavuşturduk. Ve Allah'ın sözünün gerçek olduğunu fakat onların çoğunun bunu anlamadığını bilsin.
Derken gözü aydın olsun, üzülmesin diye onu annesine kavuşturduk. Ve Allah'ın sözünün gerçek olduğunu fakat onların çoğunun bunu anlamadığını bilsin.
Derken onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Ne var ki onların çoğu bunu bilmezler.
Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Tanrı'nın vaadinin hak olduğunu bilmesi için onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.
İşte (böylece) onu anasına iaade etdik. Taki gözü aydın olsun, tasalanmasın, Allahın va'dinin şübhesiz bir hak olduğunu bilsin. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Böylece onun gözü aydın olsun, tasalanmasın ve Allah'ın vaadinin mutlak gerçek olduğunu bilsin diye, annesine geri verdik. Ama onların çoğu bilmezler.
(7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.
Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye annesine geri döndürdük. Fakat, onların çoğu bilmezler.
Böylece biz onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin gerçek olduğunu bilsin. Fakat çokları bilmezler.
Böylece onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun ve üzülmesin. Bir de bilsin ki Allah'ın vaadi yerine gelir. Ancak çoğu kimse bunu bilmez.
Böylece onu anasına geri getirdik ki, gözü aydın olsun ve üzülmesin . Bir de bilsin ki Allah'ın verdiği söz yerine getirilir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler.
Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye annesine geri getirdik. Fakat, onların çoğu bilmezler.
Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat, onların çoğu bilmezler.
Nihayet Musa'yı öz anasına geri çevirdik ki, o ananın gözü aydın olsun, kederlenmesin ve Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilsin. Fakat çokları bunu bilmezler.
And there, did We restore him to his mother so that she would be delighted and her eyes speak content and she would take off the robe of grief and realize that the promise of Allah is an absolute certainty even though most people are indeed ignorant of this very fact.
We restored him to his mother in this way, so that she might be comforted, not grieve, and know that God’s promise is true, though most of them do not know.
Thus did We restore him to his mother, that her eye might be comforted, that she might not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true: but most of them do not understand.
Thus did We restore Moses dipnot 1 to his mother that her eyes might be comforted and she might not grieve, and realise that the promise of Allah was true. dipnot 2 But most people are unaware of this.
That is how We returned him to his mother so that she might delight her eyes and feel no grief and so that she would know that Allah’s promise is true. But most of them do not know this.
So did We restore him to his mother, that her eye might be comforted, and that she might not grieve, and that she might know that the Promise of Allâh is true. But most of them know not.
Thus We restored him to his mother so that she might be comforted and not grieve, and that she might know that Allah’s promise is true, but most of them do not know.
This was how We restored him to his mother so that she might be consoled (to see her child) and should no longer grieve and that she might know that the promise of Allâh was true; (a fact which) most of these (disbelievers of the Holy Prophet) do not know.
So We returned him to his mother, that she might be comforted and not sorrow, and that she might know that the promise of God is true; but most of them do not know.
Thus I returned Moses back to his mother [with the economic and prestigious backing of the Pharaoh] to calm her down, remove her worries and prove to her that: "God never reneges His Promise" but most people are not aware of this fact.
So we restored him to his mother that her eye might be cheered, and that she might not grieve, and that she might know that the promise of God is true, though most of them know not.
Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that God's promise is the truth. However, most of them do not know.
And, at their desire, she brought his mother to them. So We restored him to his mother, that her mind might be set at ease, and that she might not be afflicted; and that she might know that the promise of God was true: But the greater part of mankind know not the truth.
And We made unlawful (or unacceptable) for him the wet-nurses. And she (his sister) said, "Shall I guide you to the people of a house who will bring him up for you, and who will be sincere and devoted?"
So We turned him back to his mother so that she might comfort her eye and not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true; but most of them do not know.
So We restored him to his mother that she might be comforted and not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true. But most of them know not.
Thus We restored him to his mother that she may be tranquil and not grieve, and know that the promise of God is true, though most men do not know.
And thus We restored him to his mother, so that her eye might he gladdened, and that she might grieve no longer, and that she might know that God’s promise always comes true - even though most of them know it not!
This is how We returned him to his mother so that her heart would be put at ease, and not grieve, and that she would know that Allah’s promise is ˹always˺ true. But most people do not know.
Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that God's promise is the truth. However, most of them do not know.
Thus, we restored him to his mother, in order to please her, remove her worries, and to let her know that GOD's promise is the truth. However, most of them do not know.
So We restored him to his mother that she might be content and not grieve and that she would know that the promise of Allah is true. But most of the people do not know.
So We restored him to his mother, that her eye be comforted and she grieve not, and that she might know that the promise of God is true; but most of them know not.
And thus We restored him to his mother so that her eye might be gladdened and that she might grieve no longer, and that she might know that Allah's Promise always comes true. But most of them know not.
Like this We brought him back to his mother, so that her eye might be comforted, and that she might not feel sad, and that she might know that the Promise of Allah is True: But most of them do not understand.
Thus We brought him back to his mother, so that her eye might have comfort and she might not grieve, and so that she might know that Allah’s promise is true, but most of them do not know.
Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that the promise of God is the truth. However, most of them do not know.