Kasas suresi · 29–42. ayetler

Tûr'daki çağrı ve Firavun'un helâki

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kasas suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 29. ayet. فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارًا قَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Musa, o süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, dipnot 1 Tûr (Sînâ Dağı) dipnot 2 tarafından bir ateş görmüştü. Ailesine "(Siz burada) bekleyin! Bir ateş gördüm. Umarım ki ondan size bir haber veya ısınmanız için ateşten bir kor getiririm." demişti. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa ailesiyle birlikte Medyen'den ayrılmış, muhtemelen Mısır'a doğru yola çıkmıştı. Çünkü 33. ayette de belirtildiği gibi, Hz. Musa risalet öğretileriyle oraya gönderildiğinde "onlardan bir kişiyi öldürdüğünü, bu nedenle de öldürülmekten korktuğunu" söylemektedir. Hz. Musa'nın, kardeşi Hz. Harun'a da peygamberlik verilmesi isteğini "Bu görevi benden al, ona ver" şeklinde anlamak hatalıdır. Onun bu isteği [vezîr] ve [rid'] yani "yardımcılık"tır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü'minûn 23:20 ve Tîn 95:2'dir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:10; Neml 27:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet Musa belirlenen süreyi tamamlayıp da yakınlarıyla birlikte yola koyulunca, gözüne (Sina) Dağı'nın yamacından (şavkıyan) ateş türü cazip bir şey ilişti. Ailesine dedi ki: "Siz bekleyin, gözüme ateş türü cezbedici bir şey ilişti; belki size ondan bir haber ya da ateşten bir köz getiririm de, bu sayede ısınırsınız!"

    Muhammed Esed

    Ve Musa, sonunda, bu süreyi doldurup da ailesiyle birlikte (çölde) yola çıktığında Sina Dağı'nın yamacında bir ateş gördü; (ve) yanındakilere: "Siz durun," dedi, "ben (orada) bir ateş gördüm; size oradan belki bir haber, yahut (en azından) ısınmanız için (bir tutam) tutuşmuş odun getiririm".

    Ahmed Hulusi

    Musa o süreci tamamlayıp ailesi ile yola çıkınca, Tur'un tarafından bir ateş algıladı. . . Ailesine dedi ki: "Durun, şüphesiz ben bir ateş algıladım. . . Belki ondan size bir haber getiririm yahut o ateşten bir kor getiririm de belki ısınırsınız. "

    Ali Bulaç

    Böylelikle Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle birlikte yola koyulunca, Tur tarafında bir ateş gördü. Ailesine: "Siz durun, gerçekten bir ateş gördüm; umarım ondan ya bir haber ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm." dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonunda Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş gördü. Ailesine: Siz (burada) bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber yahut ısınmanız için bir ateş parçası getiririm, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Musa süreyi tamamlayıp, ailesiyle birlikte yola çıktı. Dağ tarafında bir ateş gördüğünde, ailesine, "Bekleyin!" dedi; "Aslında, bir ateş gördüm. Belki ondan bir haber veya kor ateş getiririm; ısınırsınız!" dipnot 322

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 322
      Musa peygamberin bir ateş görmesi, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Mısır'dan Çıkış 3:2-6; "Rabbin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı ki, çalı yanıyor, ama tükenmiyor; ‘Gidip bakayım; çalı niçin yanıp tükenmiyor?' dedi. Rab Allah, Musa'nın yaklaştığını görünce, çalının içinden ‘Musa... Musa!' diye seslendi. ‘İşte Ben! Buraya yaklaşma. Çarıklarını çıkar; çünkü bastığın yer kutsal topraktır.'" İncil, Elçilerin İşleri 7:33,34; "Rab, ‘Çarıklarını çıkar; çünkü bastığın yer kutsal topraktır.' dedi."

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, süreyi tamamlayınca ailesi ile birlikte yola çıktı. Tur Dağı tarafından bir ateş gördü. Ailesine, "Siz burada bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber yahut tutuşmuş bir odun getiririm de ısınırsınız." dedi.

    Edip Yüksel

    Musa, o süreyi bitirip ailesiyle birlikte yola çıkınca Tur'un yamacında bir ateş gördü ve ailesine, "Burada durun. Ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir haber veya bir ateş koru getiririm de onunla ısınırsınız" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa, o süreyi bitirip ailesiyle birlikte yola çıkınca Tur'un yamacında bir ateş gördü ve ailesine, 'Burada dur, ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir haber veya bir ateş koru getiririm de onunla ısınırsınız,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa belirlenen süreyi doldurup ailesiyle yola çıktığı zaman, Tur tarafından bir ateş hissetti. Ailesine: "Durun, ben bir ateş hissettim, umarım size ondan bir haber veya o ateşe bir eksi (kor) getiririm de belki bir ocak yakıp ısınırsınız." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki Musa, artık eceli ödedi ve ehlile yola çıktı Tur canibinden bir ateş hissetti, ehline durun dedi: ben bir ateş hissettim, ümid ederim ki size ondan bir haber getiririm veya o ateşten bir eksi, belki bir ocak yakar ısınırsınız

    Erhan Aktaş

    Musa, süresini tamamlayınca, ailesi ile yola çıktı. Tur tarafında bir ateş fark etti. Ailesine: "Bekleyin. Ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir haber veya ısınmanız için bir ateş getiririm." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa, süresini tamamlayınca, ailesi ile yola çıktı. Tur tarafında bir ateş fark etti. Ailesine: "Bekleyin. Ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir haber veya ısınmanız için bir ateş getiririm." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa, süresini tamamlayınca, ailesi ile yola çıktı. Tur tarafında bir ateş fark etti. Ailesine: "Bekleyin. Ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir haber veya ısınmanız için alevli bir ateş getiririm." dedi.

    Gültekin Onan

    Böylelikle Musa, eceli (süreyi) tamamlayıp ehliyle (ailesiyle) birlikte yola koyulunca Tur tarafında bir ateş gördü. Ehline (ailesine): "Siz durun, gerçekten bir ateş gördüm; umarım ondan ya bir haber ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Artık Musa müddetini bitirince aailesiyle yola çıkdı. Tuur yanından bir ateş hissetmişdi o. Aailesine dedi ki: "(Siz burada) eğlenin. Çünkü ben bir ateş gördüm. Olur ki size ondan bir haber, yahud (ocak yakıb) ısınmanız için bir ateş parçası getiririm".

    İbni Kesir

    Musa süreyi doldurunca; ailesi ile birlikte yola çıktı. Tur yanında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: Durun, ben bir ateş gördüm. Olur ki size ondan bir haber, yahut ısınmanız için ateşten bir kor getiririm.

    Mehmet Alagaş

    (14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesi ile yola çıkınca Tûr’un yan tarafından bir ateş gördü. Ailesine: Siz durun, çünkü ben bir ateş gördüm. Belki ateşten size bir haber yahut ısınmanız için size ateşten bir parça getiririm, dedi.

    Süleyman Ateş

    Musa, süreyi bitirip ailesiyle yola çıkınca Tur'un (sağ) yanında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: "Siz durun, ben bir ateş gördüm, belki ondan size bir haber getiririm, yahut bir ateş koru (getiririm) de ısınırsınız."

    Süleymaniye Vakfı

    Musa süreyi tamamlayınca ailesiyle yola çıktı. Tur'un yanında bir ateş farketti. Ailesine dedi ki: "Siz burada kalın dipnot 1 . Ben bir ateş farkettim. Belki oradan size bir haber veya ateşin korundan bir parça getiririm de ısınırsınız dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Siz burada kalın (امْكُثُوا)" ifadesi çoğul kullanılmıştır. Arapçada çoğul en az üçü gösterdiğinden Musa aleyhisselamın eşinin yanında en az iki çocuğunun olduğu anlaşılıyor. Nitekim İncil'de Musa Aleyhisselamın o esnada iki oğlu olduğu bilgisi yer almaktadır (Elçilerin İşleri 7:29)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa süreyi doldurunca ailesiyle yola çıktı. Tur tarafında bir ateş farketti. Ailesine dedi ki, "Siz burada kalın. Bir ateş gördüğüme eminim. Belki oradan size bir haber getiririm. Bel ki de ateşin korundan getiririm de ısınırsınız."

    Şaban Britch

    Musa, süreyi doldurunca ailesi ile birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateşe gözü ilişti. Ailesine dedi ki:Durun, ben bir ateş gördüm. Belki ondan size bir haber veya ısınmanız için bir kor parçası getiririm.

    Şaban Piriş

    Musa, süreyi doldurunca ailesi ile birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateşe gözü ilişti. Ailesine dedi ki: -Durun, ben bir ateş gördüm. Belki ondan size bir haber veya ısınmanız için bir kor parçası getiririm.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa süreyi bitirip ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafından bir ateş fark etti. Ailesine dedi ki: "Bekleyin, bir ateş fark ettim. Belki ondan size bir haber getiririm, belki bir ateş koru getiririm de ısınırsınız."

  2. Kasas suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 30. ayet. فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ مِن شَٰطِئِ ٱلْوَادِ ٱلْأَيْمَنِ فِى ٱلْبُقْعَةِ ٱلْمُبَٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّىٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."

    Mehmet Okuyan

    Oraya varınca, o bereketli yerde, sağ taraftaki vadinin kıyısından, (yanan) ağaç yönünden kendisine şöyle seslenilmişti: "Ey Musa! Âlemlerin Rabbi olan Allah benim ben!

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat oraya varınca, o bereketli mevkide, vadinin sağ yamacındaki ağaç (yönü)nden kendisine "Ey Musa! Benim... Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah!" diye seslenildi.

    Muhammed Esed

    Fakat oraya yaklaşınca, o kutlu yerde, vadinin sağ yamacındaki (yanan) ağaç yönünden kendisine: "Ey Musa, Benim Ben, Allah: Alemlerin Rabbi!" diye seslendi.

    Ahmed Hulusi

    Oraya geldiğinde, o mübarek yerde Eymen Vadisi'nin kıyısından, o ağaçtan: "Ya Musa! Kesinlikle ben Allah'ım alemlerin Rabbi olan!" diye nida edildi.

    Ali Bulaç

    Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;" diye seslenildi.

    Ali Özek ve heyeti

    Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.

    Ali Rıza Safa

    Oraya yaklaştığında, o kutsal yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan seslenildi: "Ey Musa! Kuşkusuz, Ben, Evrenlerin Efendisi Allah'ım!" dipnot 323

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 323
      Allah'ın, Musa peygambere seslenmesi, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Mısır'dan Çıkış 3:2-6; "Ben, babanın Allahı, İbrahim'in Allahı, İshak'ın Allahı ve Yakup'un Allahıyım!" İncil, Elçilerin İşleri 7:31; "Atalarının Allahı; İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un Allahı, Benim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Oraya gelince, o kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa! Bil ki ben, bütün alemlerin Rabbi olan Allah'ım."

    Edip Yüksel

    Oraya varınca (yanan) ağacın bulunduğu sınırlanmış bölgede, sağ yamacın kenarından kendisine seslenildi: "Musa, Ben evrenlerin Efendisi ALLAH'ım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya varınca (yanan) ağacın bulunduğu kutsal bölgede, sağ yamacın kenarından kendisine seslenildi: 'Musa, Ben evrenlerin Rabbi ALLAH'ım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ateşin yanına gelince o mübarek bölgedeki vadinin sağ kıyısında bulunan ağaçtan şöyle seslenildi ona: "Ey Musa, haberin olsun Benim, Ben, Allah, alemlerin Rabbi!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken ona varınca vadinin sağ kıyısından o mübarek buk'ada ağaçtan nida olundu, şöyle ki: ya Musa, haberin olsun benim ben: Allah rabbül'alemin

    Erhan Aktaş

    Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki bir ağaç tarafından seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."

    Gültekin Onan

    Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan "Ey Musa, Alemlerin rabbi olan Tanrı benim" diye seslenildi.

    Hasan Basri Çantay

    (30-31) Derken oraya gelince feyizli (ve mümtaz) bir yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağacdan: "Ya Musa, aalemlerin Rabbi olan Allah ben im ben" diye. Ve "asaanı (yere) bırak" diye nida olundu. Şimdi (Musa) onu bir yılan gibi deprenir görünce arkasını dönüb uzaklaşdı, geri dönmedi. "Ya Musa, beri gel, korkma. Çünkü sen emniyyetde olanlardansın".

    İbni Kesir

    Oraya geldiğinde, feyizli yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaçtan: Ey Musa; şüphesiz Ben, alemlerin Rabbı olan Allah'ım.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oraya varınca o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından o ağaçtan ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ, muhakkak ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.

    Süleyman Ateş

    Oraya gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa, alemlerin Rabbi Allah benim, ben!"

    Süleymaniye Vakfı

    Musa oraya varınca vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan kendine şöyle seslenildi: "Bak Musa! Ben bütün varlıkların sahibi olan Allah'ım dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meryem 19/52, Taha 20/11-16, Neml 27/8-9. Bu konu İncil'de şöyle geçer: Kırk yıl tamam olunca Musa'ya, Sina Dağı'nın yakınlarındaki çölde, yanan bir çalının alevleri içinde bir melek göründü. Musa gördüklerine şaştı. Daha yakından bakmak için yaklaştığında, Rab ona şöyle seslendi: 'Senin atalarının Tanrısı, İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un Tanrısı benim.' Korkuyla titreyen Musa bakmaya cesaret edemedi. "Sonra Rab, 'Çarıklarını çıkar! Çünkü bastığın yer kutsal topraktır' dedi. 'Mısır'da halkıma yapılan baskıyı yakından gördüm, iniltilerini duydum ve onları kurtarmaya geldim. Şimdi gel, seni Mısır'a göndereceğim.'" (İncil/Elçilerin İşleri 7:30-34).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa oraya varınca (Tur'daki dipnot 1 ) vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan şöyle seslenildi: "Bak Musa! Ben Allah'ım, bütün varlıkların sahibiyim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ona, Tur'un (Sina Dağı'nın) sağ yamacından seslenmiş, özel bir konuşma için yaklaştırmıştık. (Meryem 19/52)

    Şaban Britch

    Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ kıyısından ağaç tarafından: Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım! diye seslenildi.

    Şaban Piriş

    (30-31) Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ tarafından bir ağaçtan: -Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım! "Değneğini yere at", diye ses geldi. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. -Ey Musa, gel, korkma, sen güven içindesin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Oraya vardığında o bereketli toprak parçasındaki vadinin sağ tarafından, bir ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Alemlerin Rabbi Allah benim, ben!"

  3. Kasas suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 31. ayet. وَأَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰٓ أَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ إِنَّكَ مِنَ ٱلْـَٔامِنِينَ

    Diyanet İşleri

    "Değneğini (yere) at." (Musa, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."

    Mehmet Okuyan

    Asanı (yere) bırak!" dipnot 1 (Musa) onu yılan gibi depreşir görünce, arkasına bakmadan geri dönmüştü (ve ona şöyle seslenilmişti:) "Ey Musa! Geri dön, korkma! Artık sen güvende olanlardansın!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:107-108; Neml 27:10-12, Tâhâ 20:10, 21-22; Şu‘arâ 26:32-33.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (o ses şöyle) devam etti: "Asanı yere bırak!" Fakat o asasının küçük ve çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, ardına bakmadan dönüp kaçmaya (başladı). "Ey Musa! Yaklaş ve korkma, çünkü sen güvence altında olanlardan birisin!

    Muhammed Esed

    Ve (sonra Allah, o'na:) "Asanı yere bırak!" (dedi). Fakat, Musa, asasının yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Ve Allah, o'na:) "Ey Musa!" (dedi,) "(Geri dön), yaklaş, korkma! Çünkü sen (bu dünyada da, öte dünyada da) güvenlik içinde olan kimselerdensin!"

    Ahmed Hulusi

    "Asanı at!". . . (Musa) sanki ince küçük yılan gibi titreyip hareket ediyor görünce (asasını), arkasına bakmadan dönüp kaçtı ondan. . . (Allah buyurdu): "Ya Musa, geri dön ve korkma! Muhakkak ki sen güvendekilerdensin!"

    Ali Bulaç

    "Asanı bırak." (Attıktan hemen sonra) onun şimdi bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına dönüp bakmaksızın kaçmaya başladı. "Ey Musa, dön ve korkuya kapılma. Şüphesiz güvendesin."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve «Asânı at!» (denildi). Musa (attığı) asâyı yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. «Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın» (buyuruldu).

    Ali Rıza Safa

    "Değneğini at!" Fakat onun hızlı bir yılan gibi aktığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Dön ve korkma; kesinlikle güvendesin!" dipnot 324

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 324
      Musa peygamberin değneğinin yılan biçimine gelmesi, Kur'an'daki beş ayette üç değişik sözcükle bildirilmiştir. 20:20 ayetinde, "Hayyetun" olarak, 27:10 ve 28:31 ayetlerinde, "Cannun" olarak ve 7:107 ve 26:32 ayetlerinde, "Subanun" olarak bildirilen bu üç ayrı sözcük de Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda "Yılan" olarak çevrilmiştir. "Subanun" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Ejderha" olarak çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Değneğini at!" Musa, değneğin yılan gibi kıvrıldığını görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa, dön gel; korkma, şüphesiz güvende olanlardansın" denildi.

    Edip Yüksel

    "Değneğini at." Onu bir yılan gibi titreşir görünce, ardına bile bakmadan dönüp kaçtı. "Musa, dön, korkma, sen güvencedesin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Değneğini at.' Onu bir yılan gibi titreşir görünce, ardına bile bakmadan dönüp kaçtı. 'Musa, dön, korkma, sen güvencedesin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bırak asanı!" Musa, onun bir çevik yılan misali hareket ettiğini görünce öyle bir dönüp kaçtı ki, arkasına bile bakmadı. "Ey Musa, yüzünü dön ve korkma; çünkü sen güvenlik içinde olanlardansın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şöyle: bırak Asanı, derken onu sanki (bir cann) bir çevik yılan gibi ihtizaz ediyor görünce öyle bir dönüp kaçtı ki arkasına bile bakmadı, ya Musa, yüzünü dön ve korkma çünkü sen aminindensin

    Erhan Aktaş

    "Asanı yere bırak!" Onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa, dön! Korkma, güvende olanlardansın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Asanı yere bırak! Onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa, dön! Korkma, güvende olanlardansın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Asanı yere bırak! Onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa, dön! Korkma, güvende olanlardansın."

    Gültekin Onan

    "Asanı bırak." [Attıktan hemen sonra] Onun şimdi bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına dönüp bakmaksızın kaçmaya başladı. "Ey Musa, dön ve korkuya kapılma. Şüphesiz güvendesin (aminiyn)."

    Hasan Basri Çantay

    (30-31) Derken oraya gelince feyizli (ve mümtaz) bir yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağacdan: "Ya Musa, aalemlerin Rabbi olan Allah ben im ben" diye. Ve "asaanı (yere) bırak" diye nida olundu. Şimdi (Musa) onu bir yılan gibi deprenir görünce arkasını dönüb uzaklaşdı, geri dönmedi. "Ya Musa, beri gel, korkma. Çünkü sen emniyyetde olanlardansın".

    İbni Kesir

    Asanı bırak, diye seslenildi. Onun bir yılan gibi deprendiğini görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. Ey Musa, beri gel, korkma. Çünkü sen emniyyette olanlardansın, denildi.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ve asanı da yere bırak.” Onu ufak bir yılan gibi hareket ediyor görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Ey Mûsâ, geri gel ve korkma, çünkü sen güven altında olanlardansın.

    Süleyman Ateş

    "Asanı at!" (Musa attığı kocaman) asa'sının küçük bir yılan gibi titreş(ip hareket et)tiğini görünce (korkudan) öyle dönüp kaçtı (ki) arkasına bile bakmadı: "Ey Musa, dön, korkma, sen güvende olanlardansın."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Değneğini bırak". O da bırakınca değneğin küçük bir yılan gibi hareket ettiğini gördü, arkasına bakmadan geriye dönüp kaçtı. "Musa! Dön! Korkma! sen güvendesin."

    Şaban Britch

    Değneğini yere at. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Ey Musa! Dön, gel, korkma, sen güven içindesin.

    Şaban Piriş

    (30-31) Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ tarafından bir ağaçtan: -Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım! "Değneğini yere at", diye ses geldi. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. -Ey Musa, gel, korkma, sen güven içindesin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Asanı at!" Asanın çevik bir yılan gibi titreyip kıvrıldığını görünce gerisin geri döndü; arkaya bile bakmadı. "Geri dön ey Musa, korkma! Güven içinde olanlardansın."

  4. Kasas suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 32. ayet. ٱسْلُكْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ وَٱضْمُمْ إِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ ٱلرَّهْبِ فَذَٰنِكَ بُرْهَٰنَانِ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."

    Mehmet Okuyan

    Elini koynuna sok ki kusursuz bembeyaz çıksın. dipnot 1 Korkudan dolayı (açılan) kollarını da kendine çek! İşte bu iki (olay) Firavun ve yöneticilerine karşı Rabbin tarafından (sana verilen) iki kesin delildir. Şüphesiz ki onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Neml 27:12. Hz. Musa'nın elinin bembeyaz, kusursuz bir hal alması, elindeki bir rahatsızlığın fiziksel/bedensel anlamda iyileşmesi anlamında hakikat anlamı verebileceği gibi, daha önce işlediği hataen insan öldürme suçunun affedildiğinin sembolü de olabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Şimdi) elini göğsüne sok! Her tür kusurdan arınmış olarak tertemiz, ışıl ışıl bir beyazlıkta çıkacaktır. Haydi tüm korku, hüzün ve kaygılarından uzaklaşarak kendini topla! İşte bu ikisi senin, Firavun ve onun kurmaylarına Rabbin katından (gönderildiğinin) açık belgeleridir: çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum olup çıktılar."

    Muhammed Esed

    "(Ve şimdi) elini koynuna sok; lekesiz olarak bembeyaz (ışıl ışıl) çıksın! Ve bütün korkulardan sıyrılmış olarak (artık) kolunu kanadını indir! Bu iki şey, senin, Rabbin tarafından Firavun ve onun seçkinler çevresine (gönderilen bir elçi) olduğunu gösteren alametlerdir. Çünkü onlar yoldan çıkmış, yozlaşmış bir topluluk haline gelmiş bulunuyorlar."

    Ahmed Hulusi

    "Elini koynuna sok, sağlıklı bembeyaz çıkar! Korkudan kaldırdığın kollarını da indir, rahatla! İşte bu ikisi, Firavun ve onun ileri gelenlerine, Rabbinden iki delildir. . . Muhakkak ki onlar inançları bozuk bir toplumdurlar. "

    Ali Bulaç

    "Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve (her türlü) dehşetten yana kanatlarını kendine doğru çek. İşte bunlar, senin Rabbinden Firavun ve önde gelen adamlarına iki kesin kanıt (mucize)dir. Gerçekten onlar, fasık bir topluluktur."

    Ali Özek ve heyeti

    «Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz çıkacaktır. Korkudan (açılan) kollarını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Çünkü onlar, yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır» (diye seslenildi).

    Ali Rıza Safa

    "Elini göğsüne sok; pürüzsüz bir biçimde ışıldayarak çıksın. Korkudan açılan kollarını topla. İşte bunlar, Firavun ve ileri gelenlerine, Efendinden iki güçlü kanıttır. Aslında, onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çıksın. Ellerini koltuk altına çek, korkun kalmasın." Bu ikisi, Firavun ve ileri gelenlerine karşı Rabbinin iki mucizesidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir topluluktu.

    Edip Yüksel

    "Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kanatlarını katlayıp indir. Bu ikisi, Firavun ve ileri gelen ekibine Efendinden iki delildir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kanatlarını katlayıp indir. Bu ikisi, Firavun ve ileri gelen ekibine Rabbinden iki delildir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elini koynuna sok, çıksın bembeyaz, kusursuz olarak. Korkudan (açılan) kollarını kendine kavuştur! İşte bu ikisi, Rabbinden Firavun'a ve ileri gelen adamlarına karşı sana iki kesin delil! Çünkü onlar, yoldan çıkan bir topluluk oldular"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elini koynuna sok, çıksın bembeyaz, bir afetsiz ve heybetten cenahını kendine kavuştur, işte bu ikisi sana iki bürhan, rabbından Fir'avne ve cem'ıyyetine, çünkü onlar fasık bir kavm oldular

    Erhan Aktaş

    "Elini koynuna sok, kusursuz beyaz olarak çıkar. Telaşlanma, kollarını kendine çek. Bu ikisi, senin Rabb'inden, Firavun ve onun melelerine dipnot 1 iki burhandır. dipnot 2 Kuşkusuz ki onlar, sapkın bir kavimdir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelen seçkinleri. Din adamları sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlahi rehberlik. Kanıt. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Elini koynuna sok, kusursuz beyaz olarak çıkar. Telaşlanma, kollarını kendine çek. Bu ikisi, senin Rabb'inden, Firavun ve onun melelerine dipnot 1 iki burhandır. dipnot 2 Kuşkusuz ki onlar, sapkın bir kavimdir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelen seçkinleri. Din adamları sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlahi rehberlik. Kanıt. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elini koynuna sok, kusursuz beyaz olarak çıkar. Telaşlanma, kollarını kendine çek. Bu ikisi, senin Rabb'inden, Firavun ve onun halkının ileri gelenlerine iki burhandır. dipnot 1 Kuşkusuz ki onlar, yoldan çıkmış bir kavimdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Gültekin Onan

    "Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve (her türlü) dehşetten yana kanatlarını kendine doğru çek. İşte bunlar, senin rabbinden Firavun ve önde gelen adamlarına iki kesin kanıt (mucize)dir. Gerçekten onlar fasıklar kavmidir."

    Hasan Basri Çantay

    "Elini yakanın içine sok. Afetsiz, bembeyaz olarak çıkacakdır o. Korkudan (kanad gibi açılan) ellerini kendine (birbirine) kavuşdur (korkma). İşte bu iki (mu'cize) Fir'avna ve cemaatına Rabbinden iki burhandır. Çünkü onlar fasıklar güruhudur" diye (buyuruldu).

    İbni Kesir

    Elini koynuna sok, lekesiz bembeyaz çıksın. Ellerini kendine çek, korkun kalmasın. Bu ikisi, Firavun ve erkanına karşı Rabbından iki burhandır. Doğrusu onlar, fasıklar güruhudur, denildi.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan dolayı kollarını kendine çek ki (korkun gitsin.) İşte bunlar, Firavun ve çevresine karşı Rabbinin iki delilidir. Onlar, fasık bir toplumdur.

    Süleyman Ateş

    "Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve kanadını korkudan kendine çek. İşte bunlar, Fir'avn'a ve onun adamlarına (göstermek için) Rabbinden sana verilen iki delildir. Çünkü onlar yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır."

    Süleymaniye Vakfı

    Elini koynuna sok; lekesiz, bembeyaz olarak çıksın! Korkudan açık kalan dipnot 1 kolunu da kendine çek! Bunlar, Rabbin tarafından Firavun'a ve ileri gelenlerine göstereceğin iki kesin kanıttır dipnot 2 . Onlar yoldan çıkmış bir topluluktur."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, Musa'nın (a.s.) elini koltuk altından çıkarıp bembeyaz olduğunu gördükten sonra korku ile kolunu kaldırıp koltuk altına baktığını göstermektedir. Ona "kolunu indir, bu bizim bir mucizemizdir" denmiş olur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Elini koynuna sok, pürüzsüz, bembeyaz çıkacaktır. Korkudan dağıldın, kendine gel! Bunlar, Rabbin tarafından Firavun'a ve ileri gelenlerine göstereceğin iki kanıttır. Onlar söz dinlemez bir topluluk haline geldiler" diye seslenildi.

    Şaban Britch

    Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan dolayı kollarını kendine çek ki (korkun gitsin.) İşte bunlar, Firavun ve çevresine karşı Rabbinin iki delilidir. Onlar, fasık bir toplumdur.

    Şaban Piriş

    Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan gevşeyen kollarını kendine çek. İşte bunlar, Firavun ve çevresine karşı Rabbinin iki belgesidir. Onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Elini koynuna sok, lekesiz bembeyaz çıkıversin. Korkudan açılan kollarını kendine çek. İşte bunlar, Firavun ve kodamanlarına karşı Rabbinden sana güçlü iki kanıttır. Firavun ve yardakçıları yoldan çıkmış bir güruhtur."

  5. Kasas suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 33. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى قَتَلْتُ مِنْهُمْ نَفْسًا فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

    Diyanet İşleri

    Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum."

    Mehmet Okuyan

    (Musa) "Rabbim! Ben (yanlışlıkla) onlardan birini öldürmüştüm, (bu yüzden) beni öldürmelerinden korkuyorum!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:27-31; Şu‘arâ 26:14.

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa) "Rabbim!" dedi, "Onlardan birini öldüren benim; buna karşılık onların da beni öldürmelerinden endişe ederim.

    Muhammed Esed

    (Musa:) "Ey Rabbim!" dedi, "Ben onlardan birini öldürdüm ve bu yüzden onların da beni öldürmelerinden korkuyorum..."

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Rabbim, doğrusu ben onlardan bir kişiyi öldürdüm; bu yüzden beni öldürmelerinden korkarım. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Rabbim, gerçekten onlardan bir kişi öldürdüm, beni öldürmelerinden korkuyorum."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa dedi ki: Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm, beni öldürmelerinden korkuyorum.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Efendim! Aslında, onlardan birisini öldürdüm. Bu yüzden, beni öldürmelerinden korkuyorum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm; beni öldürmelerinden korkuyorum."

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Efendim, ben onlardan bir kişiyi öldürmüştüm. Beni öldüreceklerinden korkarım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Rabbim, ben onlardan bir kişiyi öldürmüştüm. Beni öldüreceklerinden korkarım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "Ey Rabbim, ben onlardan bir adam öldürdüm, korkarım beni hemen öldürürler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi: ya rabbi! ben onlardan bir adam öldürdüm korkarım beni hemen öldürürler

    Erhan Aktaş

    "Rabb'im! Onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'im! Onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'im! Onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Rabbim, gerçekten onlardan bir kişi öldürdüm, beni öldürmelerinden korkuyorum."

    Hasan Basri Çantay

    (Musa) dedi: "Rabbim, hakıykat ben onlardan bir cana (kıydım), öldürdüm. Onun için beni katledeceklerinden korkarım".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Rabbım; doğrusu ben, onlardan bir cana kıydım, beni öldürmelerinden korkarım.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Rabbim! Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum.” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Rabbim, dedi, ben onlardan bir kişi öldürmüştüm, beni öldüreceklerinden korkuyorum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki: "Rabbim! Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm; korkarım onlar da beni öldürür."

    Şaban Britch

    Rabbim, dedi. Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm. Bunun için beni öldürmelerinden korkuyorum.

    Şaban Piriş

    -Rabbim, dedi. Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm. Bunun için beni öldürmelerinden korkuyorum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa dedi: "Rabbim, ben onlardan birini katlettim, bu yüzden beni öldürürler diye korkuyorum."

  6. Kasas suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 34. ayet. وَأَخِى هَٰرُونُ هُوَ أَفْصَحُ مِنِّى لِسَانًا فَأَرْسِلْهُ مَعِىَ رِدْءًا يُصَدِّقُنِىٓ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

    Diyanet İşleri

    "Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."

    Mehmet Okuyan

    Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder! dipnot 1 Beni yalanlamalarından korkuyorum." demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa'nın, kardeşinin vezîr olarak görevlendirilme isteği Şu‘arâ 26:13'te ona peygamberlik verilmesi şeklinde yer almakta, dolayısıyla risalet görevinin ona da verilmesinin arzu edildiği anlamı elde edilmektedir. Benzer mesajlar: Tâhâ 20:29-30; Furkân 25:35; Şu‘arâ 26:13.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:12.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte kardeşim Harun! Onun dili benden daha açık, daha düzgün: beni destekleyip doğrulayan bir yardımcı olarak onu da benimle birlikte gönder! Çünkü, beni yalanlamalarından korkuyorum."

    Muhammed Esed

    Ayrıca, kardeşim Harun'un konuşma tarzı benimkinden daha açık, daha düzgündür; öyleyse benim söylediklerimi (daha akıcı bir şekilde) doğrulayan bir yardımcı olarak o'nu da benimle birlikte gönder; çünkü, gerçek şu ki, beni yalanlayacaklarından korkuyorum".

    Ahmed Hulusi

    "Kardeşim Harun var ya, lisan itibarıyla o benden daha rahat konuşur! Onu, destekleyici olarak benimle birlikte irsal et. Şüphesiz ki ben, yalanlamalarından korkuyorum. "

    Ali Bulaç

    "Ve kardeşim Harun; dil bakımından o benden daha düzgün konuşmaktadır, onu da benimle birlikte bir yardımcı olarak gönder, beni doğrulasın. Çünkü onların beni yalanlamalarından korkuyorum."

    Ali Özek ve heyeti

    Kardeşim Harun’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ediyorum.

    Ali Rıza Safa

    "Kardeşim Harun, dil yönünden benden daha etkilidir. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü beni yalanlamalarından korkuyorum!" dipnot 325

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 325
      Musa peygamberin iyi konuşamadığını söylemesi, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 4:10-15 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Musa, dedi ki: ‘Aman ya Rab! Ben kulun, ne geçmişte ne de benimle konuşmaya başladığından bu yana iyi bir konuşmacı olmadım. Çünkü dili ağır, tutuk biriyim. Ne olur, benim yerime başkasını gönder.' Rab, Musa'ya öfkelendi: ‘Ağabeyin Harun iyi konuşur. Onunla konuş; ne söylemesi gerektiğini anlat. İkinizin konuşmasına da yardımcı olacağım ve ne yapacağınızı size öğreteceğim."

    Bayraktar Bayraklı

    "Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder; çünkü beni yalanlamalarından korkuyorum" dedi.

    Edip Yüksel

    "Ayrıca, kardeşim Harun benden daha iyi konuşur. Onu benimle birlikte, beni destekleyen bir yardımcı olarak gönder. Beni yalanlamalarından korkarım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ayrıca, kardeşim Harun benden daha iyi konuşur. Onu benimle birlikte, beni destekleyen bir yardımcı olarak gönder. Beni yalanlamalarından korkarım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kardeşim Harun ise lisanca benden daha açık konuşur; beni tasdik eden bir yardımcı olarak maiyetimde ona da peygamberlik ver; doğrusu ben, beni yalanlamalarından korkuyorum!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biraderim Harun ise lisanca benden fesahatlidir beni tasdık eder bir muavin olmak üzere maıyyetimde ona da risalet ver. Doğrusu ben beni tekzib ederler diye korkarım

    Erhan Aktaş

    "Kardeşim Harun'un konuşması benden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak, benimle birlikte gönder. Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Kardeşim Harun'un konuşması benden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak, benimle birlikte gönder. Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Kardeşim Harun'un konuşması benden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak, benimle birlikte gönder. Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum."

    Gültekin Onan

    "Ve kardeşim Harun; dil bakımından o benden daha düzgün konuşmaktadır, onu da benimle birlikte bir yardımcı olarak gönder, beni doğrulasın. Çünkü onların beni yalanlamalarından korkuyorum."

    Hasan Basri Çantay

    "Biraderim Harun, o, lisan bakımından benden daha fasıyhdir. Binaen'aleyh onu da benimle beraber yardımcı (bir peygamber) olarak gönder ki beni tasdıyk etsin. Çünkü ben, beni tekzib edeceklerinden endişe ediyorum".

    İbni Kesir

    Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu benimle beraber yardımcı olarak gönder ki beni tasdik etsin. Çünkü ben, tekzib etmelerinden endişe duyuyorum.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Kardeşim Hârûn’un dili benden daha açıktır. Onu da benimle gönder, bana destek olsun ve beni tasdik etsin. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.''

    Süleyman Ateş

    "Kardeşim Harun, o, dil bakımından benden daha güzel konuşur. Onu da benimle beraber, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Zira ben, beni yalanlayacaklarından korkuyorum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Kardeşim Harun... Onun konuşması benden güzeldir. Onu, beni onaylayan bir yardımcı olarak gönder. Beni yalancı sayarlar diye korkuyorum."

    Şaban Britch

    Kardeşim Harun’un dili benden daha açık. Onu da benimle gönder, bana destek ve tasdik edici olsun. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.

    Şaban Piriş

    Kardeşim Harun'un dili benden daha açık. Onu da benimle gönder bana destek ve tasdik edici olsun. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Kardeşim Harun var ya, o benden lisanca daha etkilidir/benden daha güzel konuşur. Onu da benimle yardımcı olarak gönder ki beni tasdiklesin; beni yalanlamalarından korkuyorum."

  7. Kasas suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 35. ayet. قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَٰنًا فَلَا يَصِلُونَ إِلَيْكُمَا بِـَٔايَٰتِنَآ أَنتُمَا وَمَنِ ٱتَّبَعَكُمَا ٱلْغَٰلِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, "Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de ayetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) şöyle demişti: "Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir güç vereceğiz ki delillerimiz sayesinde onlar size ulaşamayacaklar. Siz ikiniz ve size uyanlar üstün geleceksiniz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:139; Mâide 5:56; Sâffât 37:173; Mücâdele 58:21.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah); "Senin pazunu kardeşinle güçlendireceğiz ve size öyle etkin bir güç ve yetki vereceğiz ki, ikinize de asla ilişemeyecekler; ve ayetlerimiz sayesinde sizler ve sizi izleyenler galip gelecekler."

    Muhammed Esed

    (Allah:) "Senin pazunu kardeşinle güçlendireceğiz ve ikinize öyle bir güç ve nüfuz vereceğiz ki size dokunamayacaklar ve mesajlarımız sayesinde siz ikiniz ve sizi izleyenler üstün gelecekler!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (Allah) buyurdu: "Kardeşin olarak kollarına kuvvet vereceğiz; ikiniz için öyle bir kuvvet oluşturacağız ki, işaretlerimiz olarak size erişemeyecekler! Siz ikiniz ve ikinize tabi olanlar, galiplersiniz. "

    Ali Bulaç

    (Allah) Dedi ki: "Pazunu kardeşinle pekiştirip güçlendireceğiz; sizin ikinize de öyle bir 'güç ve yetki' vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde size erişemeyecekler. Siz ve size uyanlar galip olanlarsınız."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah buyurdu: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemeyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Seni, kardeşinle güçlendireceğiz. Ayrıca, ikinize öyle bir yetki vereceğiz ki, size dokunamayacaklar. Siz ikiniz ve sizi izleyenler, mucizelerimiz sayesinde üstün geleceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, "Seni kardeşinle destekleyeceğiz; mucizelerimizle ikinize bir kudret vereceğiz ki, onlar size el uzatamayacaklar. Siz ve size uyanlar üstün geleceksiniz" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Senin pazunu kardeşinle güçlendireceğiz ve ikinize öyle bir yetki vereceğiz ki size dokunamayacaklar. Siz ikiniz ve sizi izleyenler mucizelerimizle zafer kazanacaksınız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Senin pazunu kardeşinle güçlendireceğiz ve ikinize öyle bir yetki vereceğiz ki size dokunamıyacaklar. Siz ikiniz ve sizi izleyenler mucizelerimizle zafer kazanacaksınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah buyurdu ki: "Pazını kardeşinle güçlendireceğiz ve sizin için bir saltanat kuracağız da size ulaşamayacaklar. Ayetlerimiz hakkı için, siz ve size uyanlar üstün geleceksiniz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buyurdu ki biraderinle bazuna kuvvet vereceğiz ve sizin için bir saltanat kuracağız da size irişemiyecekler ayetlerimizin hakkı için siz ve size tabi' olanlar galip geleceksiniz

    Erhan Aktaş

    "Senin gücünü kardeşinle arttıracağız. İkinizi de sultan dipnot 1 kılacağız. Onlar, ayetlerimizden dipnot 2 dolayı size karşı koyamayacaklar. Siz ikiniz ve sizi izleyenler kazanacaksınız." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeviriler, "sultan" kelimesine "delil" anlamı vermektedirler. Bu doğru değildir. Zira sultan yetki belgesi, görev pusulası demektir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "Sultan" kelimesi de bu kelimeden türemiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Göstergelerimizden, kanıtlarımızdan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Senin gücünü kardeşinle arttıracağız. İkinizi de sultan dipnot 1 kılacağız. Onlar, ayetlerimizden dipnot 2 dolayı size karşı koyamayacaklar. Siz ikiniz ve sizi izleyenler kazanacaksınız." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeviriler, "sultan" sözcüğüne "delil" anlamı vermektedirler. Bu doğru değildir. Zira sultan yetki belgesi, görev pusulası demektir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "Sultan" sözcüğü de bu sözcükten türemiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Göstergelerimizden, kanıtlarımızdan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Senin gücünü kardeşinle arttıracağız. İkinizi de sultan dipnot 1 kılacağız. Onlar, ayetlerimizden dipnot 2 dolayı size karşı koyamayacaklar. Siz ikiniz ve sizi izleyenler kazanacaksınız." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetkili, yetki sahibi, güç sahibi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Göstergelerimizden, kanıtlarımızdan.

    Gültekin Onan

    (Tanrı) Dedi ki: "Pazunu kardeşinle pekiştirip güçlendireceğiz; sizin ikinize de öyle bir 'güç ve yetki' vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde size erişemeyecekler. Siz ve size uyanlar galip olanlarsınız."

    Hasan Basri Çantay

    Buyurdu: "Senin bazunu biraderinle kuvvetlendireceğiz ve size öyle bir satvet (ve galebe) vereceğiz ki onlar size erişemeyecekler. Gidin ayetlerimizle. Siz de, size tabi, olanlar da gaalib (gelecek) siniz".

    İbni Kesir

    Buyurdu ki: Senin gücünü kardeşinle artıracağız. İkinize de öyle bir güç vereceğiz ki onlar, size erişemeyecekler. Ayetlerimizle ikiniz de, ikinize uyanlar da üstün geleceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Buyurdu ki: “Gücünü kardeşinle pekiştireceğiz ve size öyle bir güç vereceğiz ki ayetlerimiz sayesinde size ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar galiplersiniz.”

    Süleyman Ateş

    (Allah) dedi: "Senin pazunu kardeşinle kuvvetlendireceğiz ve size öyle bir yetki vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar size asla erişemeycekler. İkiniz ve size uyanlar üstün geleceksiniz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Elini kardeşinle daha da güçlendireceğiz. İkinize öyle bir makam vereceğiz ki ayetlerimiz karşısında onlar size ilişemeyecekler. Siz ikiniz ve size uyanlar üstün geleceksiniz."

    Şaban Britch

    Seni kardeşinle güçlendireceğiz, dedi. Size öyle bir üstünlük/kuvvet vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar size erişemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz.

    Şaban Piriş

    -Seni kardeşinle güçlendireceğiz, dedi. Ve size mucizelerimizle, onların ulaşamayacağı bir üstünlük vereceğiz. Siz ve size tabi olanlar galip geleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah buyurdu: "Pazunu kardeşinle kuvvetlendireceğiz; size öyle bir güç/kanıt vereceğiz ki size ulaşamayacaklar. Ayetlerimize yemin olsun ki, siz ve size uyanlar, galip gelenler olacaksınız."

  8. Kasas suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 36. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا بَيِّنَٰتٍ قَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّفْتَرًى وَمَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Musa, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, "Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Musa), onlara apaçık delillerimizi getirdiğinde "Bu, sadece uydurulmuş bir büyüdür; önceki atalarımızdan böyle bir şey de duymadık!" demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Taklitçi, müşrik ve inkarcı anlayışı ortaya bu yaklaşımın bir benzeri Mü'minûn 23:24'te belirtildiği üzere Hz. Nuh'un kavmi tarafından dile getirilmiştir. Firavun ve adamları Hz. Musa'nın getirip tebliğ ettiği delillere karşı olumsuz tepki vermişler ve önceki atalarından böyle bir şey işitmemiş olmalarını gerekçe olarak sunmuşlardı. Benzer bir tepkiyi Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed'e gösterdiği Sâd 38:7'de belirtilmektedir. İnkârcılara göre peygamberlerin getirip tebliğ ettiği deliller geçmişe dayalı sağlam bir dayanağı olmayan ve kendileri tarafından "uydurulmuş, üretilmiş, beşer kaynaklı birer büyü"den başka bir şey değildir. Bütün bu deliller onlara göre insan kaynaklı olup Yüce Allah'a iftira edilen şeylerden ibaretti.

    Mustafa İslamoğlu

    Musa onların karşısına hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimizle çıkanca "Bu tasarlanıp ortaya atılmış bir büyüden başkası değildir; zira biz önden giden atalarımızın geleneğinde böyle bir şey olduğunu işitmedik!" dediler.

    Muhammed Esed

    Fakat Musa apaçık mesajlarımızla (Firavun'un ve onun seçkinler çevresinin) karşısına çıkınca, berikiler hemen: "Bu (bir ölümlü beşer tarafından) uydurulmuş parlak bir büyüden başka bir şey değil; biz atalarımızdan böyle bir şey işitmemiştik!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    Musa onlara apaçık delillerimiz olarak gelince, dediler ki: "Bu uydurulmuş bir sihir! Önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik. "

    Ali Bulaç

    Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman: "Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    Musa onlara apaçık âyetlerimizi getirince: Bu, olsa olsa uydurulmuş bir sihirdir. Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik, dediler.

    Ali Rıza Safa

    Musa, açık kanıtlı ayetlerimizi onlara getirince, şöyle dediler: "Uydurulmuş bir büyüden başka bir şey değil bu; önceki atalarımızdan da bunu duymadık!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, onlara apaçık mucizelerimizle gelince, "Bu, sadece uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan, böylesini işitmemiştik" dediler.

    Edip Yüksel

    Musa onlara apaçık ayet ve mucizelerimizle gidince, "Bu ancak uydurma bir büyüdür. Biz böyle bir şeyi önceki atalarımızdan işitmedik" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa onlara apaçık ayet ve mucizelerimizle gidince, 'Bu ancak uydurma bir büyüdür. Biz böyle bir şeyi önceki atalarımızdan işitmedik,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa bunun üzerine açık açık ayetlerimizle onlara varınca: "Bu uydurma bir büyüden başka birşey değildir; biz bunu önceki atalarımızdan da işitmedik." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki Musa bunun üzerine açık açık ayetlerimizle onlara vardı bu, dediler: sırf uydurma bir sihir, biz bunu evvelki atalarımızda dahi işitmedik

    Erhan Aktaş

    Musa onlara apaçık ayetlerimizi dipnot 1 iletince: "Bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizi, kanıtlarımızı, göstergelerimizi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa onlara apaçık ayetlerimizi dipnot 1 iletince: "Bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizi, kanıtlarımızı, göstergelerimizi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa onlara apaçık ayetlerimizi dipnot 1 iletince: "Bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizi, kanıtlarımızı, göstergelerimizi.

    Gültekin Onan

    Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman: "Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine (Musa) onlara açık açık ayetlerimizi getirince dediler ki: "Bu, uydurulmuş bir büyüden başka bir şey değildir. Biz evvelki atalarımızdan bunu işitmedik".

    İbni Kesir

    Musa onlara apaçık ayetlerimizle gelince: bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir. Biz, önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik, dediler.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ onlara apaçık ayetlerimizle gelince dediler ki: “Bu ancak düzmece bir büyüdür. Biz önceki atalarımız arasında da böylesini işitmemişiz.”

    Süleyman Ateş

    Musa, onlara açık açık ayetlerimizle gelince: "Bu uydurulmuş bir büyüden başka bir şey değildir. İlk atalarımız arasında böyle bir şey (olduğunu) işitmedik." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa apaçık belgelerimizi onlara gösterince "Bunlar uydurulmuş büyüden başka bir şey değildir. Böylesini eski atalarımızdan da duymadık."

    Şaban Britch

    Musa onlara apaçık ayetlerimizle gittiği zaman; bu, uydurma sihirden başka bir şey değildir. Biz, bunu önceki atalarımızda da işitmedik, dediler.

    Şaban Piriş

    Musa onlara apaçık ayetlerimizle gittiği zaman; -Bu, uydurma sihirden başka bir şey değildir. Biz, bunu önceki atalarımızda da işitmedik, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun ardından Musa onlara açık seçik ayetlerimizi getirdiğinde onlar şöyle dediler: "Uydurulmuş bir büyüden başkası değil bu. İlk atalarımız arasında bunu hiç duymadık."

  9. Kasas suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 37. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَن جَآءَ بِٱلْهُدَىٰ مِنْ عِندِهِۦ وَمَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Musa, "Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Musa ise şöyle demişti: "Rabbim, kendi katından kimin hidayet getirdiğini ve yurdun (bu dünyanın) sonunun kimin olacağını çok iyi bilendir." Şüphesiz ki zalimler kurtulamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Musa: "O'nun katından, doğru yol kılavuzuyla gelenin kim olduğu ve bu yurdun en sonunda kime kalacağını benim Rabbim daha iyi bilir; şu bir gerçek ki, zalimler asla başarıya ulaşamazlar" dedi.

    Muhammed Esed

    (Musa:) "Kimin O'nun katından bahşedilmiş doğru yol bilgisiyle geldiğini, bu (geçici dünya) yurdu(nu)n sonunda kime kalacağını en iyi bilen benim Rabbimdir. Muhakkak olan şu ki, zalimler asla kurtuluşa, esenliğe erişemezler!" diye karşılık verdi.

    Ahmed Hulusi

    Musa dedi ki: "Rabbim daha iyi bilir, O'nun indinden kimin hakikat kılavuzu olarak geldiğini ve yurdun, sonunda kimin olacağını. . . Muhakkak ki zulmedenler kurtulamazlar. "

    Ali Bulaç

    Musa dedi ki: "Rabbim, kimin kendisinden bir hidayetle geldiğini ve bu (dünya) yurdun(un) sonucunun kime ait olacağını daha iyi bilir. Gerçekten, zulmedenler, felah bulmazlar."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa şöyle dedi: Rabbim, kendi katından kimin hidayet (hakka rehberlik) getirdiğini ve hayırlı âkıbetin kime nasip olacağını en iyi bilendir. Muhakkak ki, zalimler iflâh olmazlar.

    Ali Rıza Safa

    Ve Musa, dedi ki: "Benim Efendim, Kendi katından kimin yol gösteren olarak geldiğini ve bu ülkenin sonunda kime kalacağını bilir. Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, kurtuluşa erişemezler!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, şöyle dedi: "Rabbim, kendi katından kimin hidayet getirdiğini ve iyi sonucun kime ait olacağını en iyi bilendir. Elbette zalimler zafere ulaşamazlar."

    Edip Yüksel

    Musa dedi ki, "Efendim, kendisinden bir hidayetle gelenin kim olduğunu ve sonunda kimin kazançlı çıkacağını iyi bilir. Zalimler kesinlikle başaramazlar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa dedi ki, 'Rabbim, kendisinden bir hidayetle gelenin kim olduğunu ve sonunda kimin kazançlı çıkacağını iyi bilir. Zalimler kesinlikle başaramazlar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa da: "Rabbim kimin tarafından hidayetle geldiğini ve bu dünya yurdunun sonunda iyi neticenin kimin olacağını daha iyi bilir. Doğrusu, zalimler kurtuluşa eremezler." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Musa da, rabbım daha iyi bilir, dedi: tarafından hidayetle gelen kim? Ve yurdun akıbeti kimin olur? Doğrusu bu: zalimler felah bulmaz

    Erhan Aktaş

    Musa: "Rabb'im, kimin kendi katından doğru yolu göstermek için geldiğini ve hayırlı sonucun kimin olacağını en iyi bilendir. Kuşkusuz zalimler kurtuluşa eremezler." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa: "Rabb'im, kimin kendi katından doğru yolu göstermek için geldiğini ve hayırlı sonucun kimin olacağını en iyi bilendir. Kuşkusuz zalimler kurtuluşa eremezler." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa: "Rabb'im, kimin kendi katından doğru yolu göstermek için geldiğini ve hayırlı sonucun kimin olacağını en iyi bilendir. Kuşkusuz zalimler kurtuluşa eremezler." dedi.

    Gültekin Onan

    Musa dedi ki: "Rabbim, kimin kendisinden bir hidayetle geldiğini ve bu (dünya) yurdun(un) sonucunun kime ait olacağını daha iyi bilir. Gerçekten zulmedenler, felah bulmazlar."

    Hasan Basri Çantay

    Muusa: "Rabbim, dedi, canib (i ilahisi) nden kimin hidayet getirdiğini, yurdun aakıbeti kimin olacağını daha iyi bilendir. Hakıykat şudur ki zaalimler asla felah bulmazlar".

    İbni Kesir

    Musa dedi ki: Rabbım, kimin hidayetle katından geldiğini ve bu yurdun sonunun kimin olacağını daha iyi bilir. Doğrusu zalimler, asla felah bulmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ dedi ki: “Rabbim kimin nezdinden hidayet geldiğini ve yurdun akıbetinin de kimin olacağını bilir. Doğrusu zulmedenler kurtulamazlar.”

    Süleyman Ateş

    Musa, "Rabbim, kimin kendisinin yanından hidayet getirdiğini ve bu (dünya) evin(in) sonun(da güzel sonuc)un kime aidolacağını daha iyi biliyor. Muhakkak ki zalimler iflah olmaz" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Benim Rabbim bu rehberi dipnot 1 kendi katından kimin getirdiğini, sonunda bu yurdun kime kalacağını çok iyi bilir. Şu bir gerçek ki yanlışlar içinde olanlar umduklarına kavuşamazlar."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa aleyhisselam, Firavun ve hanedanına elçi gönderildiğinde ona verilen kitabın ilk ayetleri indirilmişti (Taha 20/11-16, Mu'minun 23/49, Furkan 25/35-36). Firavun ve hanedanının boğulmasından sonra, Musa'ya Tur dağında yazılı olarak da ayetler verilmişti. Harun aleyhisselam, Musa aleyhisselam ile birlikte görev yaptığı için o kitap aynı zamanda ona da verilmiş sayılır (Taha 20/29-36, Enbiya 21/48, Saffat 37/117).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki: "Rabbim, kendi katından gerçeği gösterenin kim olduğunu ve bu ülkenin sonunda kime kalacağını çok iyi bilir. Şurası kesin ki, yanlış yapanlar umduklarını bulamayacaklardır."

    Şaban Britch

    Rabbim, kendi katından kimin hidâyet getirdiğini ve (ahiret) yurdu akibetinin kimin için olacağını daha iyi bilendir Zalimler asla kurtuluşa eremezler dedi.

    Şaban Piriş

    -Rabbim, kimin kendi katından doğru yolu göstermek için getirdiğini ve ülkenin sonunda kimin olacağını daha iyi bilir. Zalimler asla kurtuluşa eremezler dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa dedi ki: "Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun, sonunda kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Şu bir gerçek ki zalimler iflah etmezler."

  10. Kasas suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 38. ayet. وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرِى فَأَوْقِدْ لِى يَٰهَٰمَٰنُ عَلَى ٱلطِّينِ فَٱجْعَل لِّى صَرْحًا لَّعَلِّىٓ أَطَّلِعُ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Firavun, "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Musa'nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Firavun: "Ey yöneticiler! Sizin için benden başka ilah tanımıyorum. dipnot 1 Ey Haman! Benim için çamur üzerine bir ateş yak (tuğla imal et); bana bir kule yap ki Musa'nın ilahına ulaşayım; onu(n Musa'nın) yalan söyleyenlerden (olduğunu) sanıyorum." demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firavun tarafından dile getirilen "ilâhlık" iddiası insanlık tarihinin en büyük ve haddini bilmez bir suçuydu. Firavun, "en yüce rab" olduğunu iddia etmemiş, adeta "tek ilah"ın sadece kendisi olduğunu, rablığı hiçbir varlıkla paylaşmayacağını ilan etmişti. Bu nedenle, Nâzi‘ât 79:24. ayetteki [el-a‘lâ] kelimesini [rabb] kelimesinin "sıfatı" olarak değil, [ene] sözcüğünün "haberi" olarak anlamak durumundayız. Böyle olunca, Firavun bir taraftan tek ilâh olduğunu, diğer taraftan da en büyük olduğunu söylemişti. A‘râf 7:127'de geçen "senin ilahların" ifadesi onun belirlediği astları veya ona ulaşmak için belirlenen ilahçıklardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Mü'min 40:36-37 ile birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Firavun ise: "Siz ey efendiler!" dedi, "Sizin için (hayatınıza müdahil olan) benden başka bir ilah hiç tanımadım. Ve sen ey Haman! Benim için tuğla ocağını tutuştur da, bana yüce bir yapı inşa ediver! Kim bilir, belki o zaman Musa'nın ilahına ulaşabilirim; hoş, ben onun yalancının teki olduğundan eminim ya."

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine Firavun: "Soylular!" dedi, "Ben sizin için benden başka tanrı tanımıyorum! Bunun içindir ki, sen ey Haman, benim için (tuğla) ocağını tutuştur, balçığı pişir ve bana öyle yüksek bir kule yap ki, çıkıp Musa'nın şu tanrısını bir göreyim! Çünkü ben o'nun şu onmaz yalancılardan biri olduğunu sanıyorum!"

    Ahmed Hulusi

    Firavun dedi ki: "Ey önderler. . . Sizin için benden gayrı bir tanrı bilmemekteyim! Ey Haman, tuğla ocağı yak da (tuğladan) bir kule inşa et, belki tepesine çıkar Musa'nın her şeyin üstündeki Tanrısını görürüm! Doğrusu ben Onun yalancılardan olduğunu düşünüyorum!" (Kadim Hakikat bilgisini elde eden Firavun, bunu şuurun sınırsız kuşatıcılığıyla tüm varlıkta müşahede yerine; birimselliğine hasrederek bedenselliğine vermiş ve bedenselliğinde dilediğini yapma noktasına, nefs-i emmare yaşamına düşmüştü. Bu yüzdendir ki Musa a. s. ona hakikat bilgisini aktarmak yerine yani Allah'a iman yerine, Rabb-ül alemin'e iman noktasına çekerek, uyarı yapmıştı. Yani Tüm varlıkta tedbir eden Esma mertebesine dikkatini çekerek hayalindeki vahdeti bedenselliğinde yaşamak yerine tüm varlığa yaygın Esma manaları çıkışına iman etmesini teklif etmişti. A. H. )

    Ali Bulaç

    Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum."

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun ise şöyle demişti: "Ey ileri gelenler! Sizin için, benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâman! Çamur üzerine benim için bir ateş yak! Sonra da bana bir kule yap, belki Musa'nın ilâhına ulaşabilirim. Ben onun yalancılardan biri olduğunu zannediyorum".

    Ali Rıza Safa

    Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin için, benden başka tanrı tanımıyorum!" dedi; "Ey Haman! Benim için ocağını yak, balçığı pişir; bana bir kule yap. Belki Musa'nın Tanrısına ulaşırım. Zaten aslında, Onun yalancı olduğundan kuşkum yok!"

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun, "Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Ey Haman! Benim için çamur üzerine ateş yak; bana bir kule yap, Musa'nın tanrısına çıkayım; ama ben, onun yalancılardan olduğunu sanıyorum," dedi.

    Edip Yüksel

    Firavun, "Ey ileri gelenler, ben sizin için benden daha iyi bir tanrı bilmiyorum. Haman, benim için balçığın üzerinde ateş yak ve Musa'nın tanrısına ulaşabilmem için bir kule yap. Ben onun yalancı olduğunu sanıyorum" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Firavun, 'Ey ileri gelenler, ben sizin için benden daha iyi bir tanrı bilmiyorum. Haman, benim için balçığın üzerinde ateş yakarak tuğla hazırla ve Musa'nın tanrısına ulaşabilmem için bir kule yap. Ben onun yalancı olduğuna inanıyorum,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun ise şöyle dedi: "Ben, sizin için benden başka bir tanrı bilmiyorum. Ey Haman, haydi benim için çamur üzerine bir ocak yak da bana bir kule yap; belki Musa'nın tanrısına çıkarım; ama ben kesinlikle onun yalan söyleyenlerden olduğunu sanıyorum."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fir'avn ise dedi ki: Ey millet, ben sizin için benden başka bir tanrı bilmiyorum, haydi benim için çamura ocağı yak da ya Haman bana bir kule yap belki Musanın tanrısına muttali' olurum, maamafih ben onu her halde yalancılardan sanıyorum

    Erhan Aktaş

    Firavun: "Ey halkımın meleleri! dipnot 1 Ben, sizin için benden başka ilah bilmiyorum. dipnot 2 Ey Haman, benim için çamur üzerine hemen bir ateş yak; dipnot 3 bana yüksek bir kule yap. Belki Musa'nın ilahı ile karşılaşırım. Onun yalancılardan olduğunu zannediyorum. dipnot 4 " dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İfade kelime anlamı ile böyle olmakla birlikte Mısır firavunlarının Ahitet'e iman eden kimseler oldukları dikkate alındığında; buradaki "ilahlık", anlam olarak Firavun'un kendisini Mısır halkının ilahlarının temsilcisi olarak gördüğü anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tuğla yap.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kesinlikle biliyorum. Zan, kelime olarak tahmin, sanı anlamında değil; Cahiliye toplumunda kesinlik ifade eden, tecrübe ve gözlemle elde edilmiş bilgi anlamında kullanılan bir kelimeydi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavun: "Ey halkımın meleleri! dipnot 1 Ben, sizin için benden başka ilah bilmiyorum. dipnot 2 Ey Haman, benim için çamur üzerine hemen bir ateş yak; dipnot 3 bana yüksek bir kule yap. Belki Musa'nın ilahı ile karşılaşırım. Onun yalancılardan olduğunu zannediyorum." dipnot 4 dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İfade sözcük anlamı ile böyle olmakla birlikte Mısır firavunlarının ahirete inanan kimseler oldukları dikkate alındığında; buradaki "ilahlık", anlam olarak Firavun'un kendisini Mısır halkının ilahlarının temsilcisi olarak gördüğü anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tuğla yap.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kesinlikle biliyorum. Zan, sözcük olarak tahmin, sanı anlamında değil; cahiliye toplumunda kesinlik ifade eden; tecrübe ve gözlemle elde edilmiş bilgi anlamında kullanılan bir sözcüktü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun: "Ey halkımın ileri gelenleri! Ben, sizin için benden başka ilah bilmiyorum. dipnot 1 Ey Haman, benim için çamur üzerine hemen bir ateş yak dipnot 2 ; bana yüksek bir kule yap. Belki Musa'nın ilahı ile karşılaşırım. Onun yalancılardan olduğunu zannediyorum. dipnot 3 " dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İfade sözcük anlamı ile böyle olmakla birlikte Mısır firavunlarının ahirete inanan kimseler oldukları dikkate alındığında; buradaki "ilahlık", anlam olarak Firavun'un kendisini Mısır halkının ilahlarının temsilcisi olarak gördüğü anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tuğla yap.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kesinlikle biliyorum. Zan, sözcük olarak tahmin, sanı anlamında değil; cahiliye toplumunda kesinlik ifade eden; tecrübe ve gözlemle elde edilmiş bilgi anlamında kullanılan bir sözcüktü.

    Gültekin Onan

    Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka tanrı olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın tanrısına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum."

    Hasan Basri Çantay

    Fir'avn dedi: "Ey ileri gelenler, ben sizin benden başka bir Tanrınız olduğunu bilmiyorum! Ey Haman, haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak da bana büyük bir kule yap. Belki ben Musanın Tanrısına tırmanıb çıkarım! Maamafih ben onu mutlakaa yalancılardan sanıyorum ya!"

    İbni Kesir

    Firavun da dedi ki: Ey ileri gelenler; sizin, benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman; haydi, benim için çamurun üzerinde ateş yak da, bana büyük bir kule yap. Çıkar da belki Musa'nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun da: "Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Çamur üzerine benim için bir ateş yak ve bana bir kule yap. Belki Mûsâ’nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum." dedi.

    Süleyman Ateş

    Fir'avn dedi ki: "Ey ileri gelenler, ben sizin için benden başka bir tanrı bilmiyorum, ey Haman, haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak(arak tuğla imal et de) bana bir kule yap, belki Musa'nın tanrısına çıkarım, çünkü ben onu (Musa'yı) yalancılardan sanıyorum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun dedi ki: "Ey devletliler! Sizin benden başka ilahınız olduğunu bilmiyordum. Haman, benim için çamuru pişir'de bir kule yap; belki Musa'nın ilahına çıkarım. Ben gerçekten onun yalancının teki olduğunu düşünüyorum."

    Şaban Britch

    Firavun da: Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Çamur üzerine benim için bir ateş yak ve bana bir kule yap. Belki Musa’nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum, dedi.

    Şaban Piriş

    Firavun da: -Ey ileri gelenler, sizin için benden başka ilah tanımıyorum. Ey Haman! Çamur üzerine benim için bir ateş yak ve bana bir kule yap. Belki Musa'nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Firavun dedi: "Ey seçkinler topluluğu! Ben sizin için benden başka bir tanrı tanımıyorum. Ey Haman! Benim için çamurun üzerinde ocağı yakıp bana bir kule yap ki Musa'nın tanrısına ulaşayım. Aslında ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum."

  11. Kasas suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 39. ayet. وَٱسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ إِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Mehmet Okuyan

    O (Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız olarak kibirlenmiş dipnot 1 ve bize döndürülmeyeceklerine inanmışlardı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kasas 28:4.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o ve onun askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler; ve sandılar ki kendileri Bizim huzurumuza hiç çıkmayacaklar.

    Muhammed Esed

    İşte böylece, o ve onun buyruğunda olanlar, hiçbir haklılık kaygısı taşımaksızın (yargı için) Bize dönmeyeceklerinden eminmişçesine yeryüzünde büyüklük tasladılar!

    Ahmed Hulusi

    O ve onun orduları, Hak'sız olarak yeryüzünde büyüklenmek istediler ve sandılar ki bize döndürülmeyecekler!

    Ali Bulaç

    O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Ali Özek ve heyeti

    O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Ali Rıza Safa

    O ve orduları, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. Aslında, Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun ve askerleri, ülkede haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Edip Yüksel

    O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendi ve bize dönmeyeceklerini sandılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendi ve bize dönmeyeceklerini sandılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ve askerleri, yeryüzünde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem de o ve askerleri yeryüzünde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve zannettiler ki onlar bize iade olunmıyacaklar

    Erhan Aktaş

    O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Biz'e döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Bize döndürülmeyeceklerine inandılar.

    Gültekin Onan

    O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Hasan Basri Çantay

    Kendisi de, askerleri de o yerde haksız yere büyüklük tasladılar) ve hakıykaten bize döndürülemeyeceklerini sandılar.

    İbni Kesir

    O da, askerleri de memlekette haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun ve askerleri, bize döndürülmeyeceklerini sanarak yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.

    Süleyman Ateş

    O (Fir'avn) ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem Firavun, hem de orduları, hak etmedikleri halde o topraklarda büyüklük taslıyor, huzurumuza döneceklerini asla beklemiyorlardı.

    Şaban Britch

    O ve orduları, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş ve bize döndürülmeyeceklerini sanmışlardı.

    Şaban Piriş

    O ve orduları, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş ve bize döndürülmeyeceklerini sanmışlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ve orduları yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve sandılar ki, bize döndürülmeyecekler.

  12. Kasas suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 40. ayet. فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

    Mehmet Okuyan

    Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denizde boğmuştuk. Bak zalimlerin sonu nasıl oldu!

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda onu ve askerlerini enseledik ve onları denize gömdük: Bak gör işte, zalimlerin akıbeti nasıl olurmuş!

    Muhammed Esed

    Ve bu yüzden onu ve onun buyruğunda olanları kıskıvrak yakalayıp denize gömdük. Bak işte, zalimlerin sonu nasıl oldu!

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine Onu ve ordularını tuttuk da denize attık. . . Zulmedenlerin sonu nasıl oldu bir bak!

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, onu ve ordusunu yakalayıp denize attık. Artık, haksızlık yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

    Bayraktar Bayraklı

    Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nasıl oldu?

    Edip Yüksel

    Onları ve ordusunu yakalayıp denize attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna dikkat et.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları ve ordusunu yakalayıp denize attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna dikkat et.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de onu ve ordularını tuttuk denize fırlatıverdik. Bak şimdi o zalimlerin sonu nasıl oldu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz de kendisini ve ordularını tuttuk da deryaya fırlatıverdik, şimdi bak o zalimlerin akıbeti nasıl oldu?

    Erhan Aktaş

    Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna!

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine biz de hem onu, hem askerlerini yakalayıverdik de denizin içine atdık. Bak (Habibim) zalimlerin aakıbeti nice oldu!

    İbni Kesir

    Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Süleyman Ateş

    Biz de onu ve askerlerini tuttuk, suya attık; bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz de onu alıp ordularıyla birlikte nehire gömdük. O zalimlerin sonunun nasıl olduğunu bir düşün.

    Şaban Britch

    Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Şaban Piriş

    Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakaladık, Onları denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz de onu ve askerlerini yakalayıp hepsini suyun içine fırlattık. Bak, nasıl oldu zalimlerin sonu!

  13. Kasas suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 41. ayet. وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا يُنصَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.

    Mehmet Okuyan

    (Böylece) onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler dipnot 1 kılmıştık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firavun'un izinden giden bu kişilerin [eimmeh] yani "imamlar" kılınması onların zalimlikte elebaşılar olduğunu göstermektedir. Yüce Allah bu kişileri kendilerinden sonra gelenler için ibretlik tipler olarak insanlığın karşısına çıkardığını ifade etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onları, (takipçilerini) ateşe çağıran rehberler kıldık; onlara kıyamet günü yardım da edilmeyecektir.

    Muhammed Esed

    (Yeryüzünde onların işini bitirdik) ve böylece kendilerini (cehennem) ateşinin yolunu gösteren (kötülüğün) sembol tipleri olarak (insanlığın karşısına) çıkardık; öyle ki, Kıyamet Günü'nde böylelerine asla yardım edilmeyecektir;

    Ahmed Hulusi

    Biz onları, ateşe çağıran önderler kıldık. . . Kıyamet sürecinde de yardım olunmazlar.

    Ali Bulaç

    Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ve onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Yeniden Yaratılış Günü'nde de yardım görmeyeceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; diriliş gününde de yardım görmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; diriliş gününde de yardım görmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, onları ateşe davet eden baş kumandanlar yaptık. Kıyamet gününde de yardım görmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz onları öyle baş kumandanlar yaptık ki ateşe da'vet ederler ve kıyamet günü yardım olunmazlar

    Erhan Aktaş

    Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Ve kıyamet günü onlara yardım edilmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Ve Kıyamet Günü onlara yardım edilmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Ve Kıyamet Günü onlara yardım edilmez.

    Gültekin Onan

    Biz onları ateşe çağıran imamlar kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onları (dünyada insanları) ateşe da'vet edegelen rehberler yapdık. Kıyamet gününde ise (azablarının def'i husuusunda) asla yardıma kavuşdurulmayacaklardır.

    İbni Kesir

    Onları, ateşe çağıran önderler kıldık. Kıyamet günü de yardım görmezler.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.

    Süleyman Ateş

    Biz onları ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü asla yardım olunmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    (Haksız yere büyüklenmelerinden dolayı) Onları, ateşe çağıran önderler haline getirmiştik dipnot 1 . Kıyamet /mezardan kalkış dipnot 2 gününde bir yardım da görmeyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kıyamet ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalktığı gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları, cehenneme çağıran önderlere dönüştürmüştük. Kıyamet gününde de yardım görmeyecekler.

    Şaban Britch

    Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü ise onlara yardım olunmayacaktır.

    Şaban Piriş

    Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü ise onlara yardım olunmayacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onları, ateşe çağıran önderler yapmıştık. Kıyamet günü yardım göremeyeceklerdir.

  14. Kasas suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kasas suresi, 42. ayet. وَأَتْبَعْنَٰهُمْ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ هُم مِّنَ ٱلْمَقْبُوحِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu dünyada onları lanete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Bu dünyada arkalarına lanet takmıştık (lanetle anılmalarını sağlamıştık). dipnot 1 Kıyamet gününde de kötülenmişler dipnot 2 arasında olacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hûd 11:99.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'da sadece bu ayette geçen [el-makbûhîne] kelimesi "kötülenmişler", "kabahatli olanlar" demektir. Bu kelime kendileri için kullanılanlar insanlık tarihinin eşi benzeri görülmemiş azgınlığını, sapkınlığını ve zulmünü ortaya koyan Firavun ve onu destekleyenlerdir. İşte bu adamlar başka hiç kimse için kullanılmayan bir kelime ile tanıtılmışlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira Biz, lanet (halkasını) daha bu dünyada onların (yüreklerine) geçirmişizdir; Kıyamet Günü'nde ise aşağılık ve iğrenç olan yine onlar olacaktır.

    Muhammed Esed

    çünkü Biz bu dünyada bir horlanma, aşağılanma taktık onların peşine; Kıyamet Günü'nde ise onlar iyice küçük düşmüş, bayağılaşmış kişiler arasında yer alacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Şu dünyada bir lanet taktık peşlerine. . . Kıyamet gününde ise onlar nefretle bakılanlardan olurlar.

    Ali Bulaç

    Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu dünyada arkalarına lânet taktık. Onlar, kıyamet gününde de kötülenmişler arasındadır.

    Ali Rıza Safa

    Dünyada peşlerine lanet taktık. Yeniden Yaratılış Günü'nde de aşağılanmış kişiler arasında olacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu dünyada arkalarına lanet taktık. Onlar kıyamet gününde kötülenmişler arasında olacaklardır.

    Edip Yüksel

    Bu dünyada onları lanetle etiketledik, diriliş gününde de aşağılanacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu dünyada onları lanetle yaftaladık, diriliş gününde de aşağılanacaklardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem bu dünyada onlara arkalarından bir lanet yağdırmaktayız, hem de Kıyamet gününde pek nefret edilenlerden olacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem kendilerine bu Dünyada arkalarından bir la'net yağdırmaktayız hem de Kıyamet günü bunlar pek menfurlardandırlar

    Erhan Aktaş

    Bu dünyada arkalarına bir lanet taktık. dipnot 1 Kıyamet günü ise onlar çirkinleştirilmiş olanlardandır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lanetle yaftaladık. Dünyada yaşadıkları sürece hep peşlerinde olacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu dünyada arkalarına bir lanet taktık. dipnot 1 Kıyamet Günü ise onlar çirkinleştirilmiş olanlardandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lanetle yaftaladık. Dünyada yaşadıkları sürece hep peşlerinde olacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu dünyada arkalarına bir lanet taktık. dipnot 1 Kıyamet Günü ise onlar çirkinleştirilmiş olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lanetle yaftaladık. Dünyada yaşadıkları sürece hep peşlerinde olacak.

    Gültekin Onan

    Bu dünya hayatında, onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Bununla beraber bu dünyada biz onların arkalarına la'net de takdık. (Hele) kıyamet gününde onlar (suratları çirkinleşdirilen) çok menfur (adam) lordandır.

    İbni Kesir

    Bu dünyada arkalarına la'neti taktık. Kıyamet günü de onlar çirkinleştirilmiş olanlardır.

    Mehmet Alagaş

    (22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu dünyada da peşlerine lanet taktık. Kıyamet günü de onlar, kötülenmiş/uzaklaştırılmış kimselerden olacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Bu dünya hayatında biz onların ardına bir la'net taktık (daima la'netle anılacaklardır). Kıyamet günü ise onlar çirkinleştirilenlerdendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu dünyada onları sürekli dışlanır hale getirmiştik. Kıyamet /mezardan kalkış günü de yüzlerine bakılmayacak kimselerden olacaklardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu dünyada dışlanmışlık peşlerini bırakmadı. Kıyamet günü de onlar çirkinleştirilmiş kimseler olacaklardır.

    Şaban Britch

    Bu dünyada da peşlerine lanet taktık. Kıyamet günü de onlar, kötülenmiş/uzaklaştırılmış kimselerden olacaklardır.

    Şaban Piriş

    Bu dünyada da peşlerine lanet taktık. Kıyamet günü de onlar, iğrenç kimselerden olacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu dünya hayatında da arkalarına bir lanet taktık. Kıyamet günü onlar, çirkinleştirilenler arasında olacaklar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.