Kasas suresi

Kasas suresi, 6. ayet

Kasas suresi, 6. ayet. وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَنُرِىَ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَحْذَرُونَ

venümekkine lehüm fi-l'arḍi venüriye fir`avne vehâmâne vecünûdehümâ minhüm mâ kânû yaḥẕerûn.

Diyanet İşleri

Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 3–9 · surenin 6. ayeti / 88

Konu Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü Kasas 1–13 3

  1. Kasas 3

    İman eden bir kavm için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.

  2. Kasas 4

    Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.

  3. Kasas 5

    Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

  4. 6

    Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.

  5. Kasas 7

    Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.

  6. Kasas 8

    Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri hata yapıyorlardı.

  7. Kasas 9

    Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. “Yine onlara o ülkede güç ve imkân verelim…” İşte şanı Yüce Allah, bütün bunları gerçekleştirmeyi murad etmişti ve iradesi ile de bunları yerine getirdi.

ynı şekilde “Firavun’a”, onun veziri “Hâmân’a ve” kendileri vasıtası ile güç ve kudret sahibi oldukları, onlarla bölgeleri ele geçirip üstünlük sağlayarak azdıkları “ordularına da, onlardan” yani ezdikleri o kesimden “yana çekindikleri” yurtlarından çıkarılmak vb. gibi “o (kötü sonu) gösterelim” istiyorduk. Nitekim Firavun ve kavminin, İsrailoğullarını toptan imha etmeyip de sadece güçlerini kırmalarının ve kuvvet kaynağı olan evlatlarını öldürmelerinin sebebi de bu korku idi.

üce Allah işte bütün bunları gerçekleştirmeyi murad etmişti. O, bir işi gerçekleştirmeyi diledi mi sebeplerini kolaylaştırır, yollarını açar. Bu iş de böyle idi. O, bu ilâhî maksada ulaştıracak sebepleri dostlarının da düşmanlarının da aklına gelmeyecek bir şekilde takdir etti ve uygulamaya koydu ki bunların ilki, şanı Yüce Allah'ın İsrailoğullarının kurtarıcısı olarak takdir etmiş olduğu rasûlü Mûsâ’yı yaratmasıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onları orada güç ve hüküm sahibi yaparak, yeryüzünde kudretli kılmak, Firavun'a ve krallığında ona en büyük dayanak olan Haman’a, ve her ikisine yardımcı olan askerlerine, krallıklarının İsrailoğulları'ndan doğmuş bir erkek çocuğunun eliyle ortadan kaldırılmasıyla korktukları o şeyi göstermek istiyoruz.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَنُمَكِّنَ ve numekkine ve iktidara getirmeyi kök: مكن
  2. لَهُمْ lehum onları
  3. فِى fi
  4. ٱلْأَرْضِ l-erdi o yerde kök: ارض
  5. وَنُرِىَ ve nuriye ve göstermeyi kök: راي
  6. فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn'a
  7. وَهَـٰمَـٰنَ ve hamane ve Haman'a
  8. وَجُنُودَهُمَا ve cunudehuma ve askerlerine kök: جند
  9. مِنْهُم minhum onlardan
  10. مَّا ma şeyi
  11. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  12. يَحْذَرُونَ yehzerune korkmuş kök: حذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz."

  • Aynı kök: جند (29 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…

  • Aynı kök: جند (29 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri…

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş)

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş)

    Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş)

    Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Allah,…

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş)

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ayrıca onları o yerde hâkim kılmak; Firavun, Haman dipnot 1 ve ordularına korktukları şeyi göstermek de (istiyorduk).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Hâmân] kelimesi isim değil de bir "unvan" olarak, yüksek sınıftan rahiplere verilen "Hâ Amen" unvanının Arapça'ya geçmiş şeklidir. Hâmân, Firavun'un veziriydi, Kasas 28:38. ayette de yer aldığı üzere tuğla işleri yapmayı bilen birisiydi.

Mustafa İslamoğlu

dahası onları yeryüzünde güvenli biçimde yerleştirelim; Firavun'u, Haman'ı ve bunların ordusunu, berikilerin eliyle korktukları şeye uğratalım.

Muhammed Esed

ve onları güvenlik içinde yeryüzünde yerleştirelim; Firavun'u, Haman'ı ve onların ordularını da onların (İsrailoğulları'nın) eliyle korktukları şeye uğratalım.

Ahmed Hulusi

Onları o bölgede güvenli kılalım; Firavun'u, Haman'ı (başrahibi) ve o ikisinin ordularını korktuklarına uğratalım!

Ali Bulaç

Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.

Ali Özek ve heyeti

Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).

Ali Rıza Safa

Ve onları güçlendirerek yeryüzünde yerleştirelim; Firavun, Haman ve ordularına, korktukları şeyi gösterelim.

Bayraktar Bayraklı

Onları o yerde iktidara getirelim de Firavun'a, Haman'a ve onların askerlerine, ezdikleri gruptan korktukları şeyi gösterelim.

Edip Yüksel

Ve onları yeryüzüne yerleştirelim, Firavun, Haman ve ordularına, korktukları şeyi gösterelim.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve onları yeryüzüne yerleştirelim, Firavun, Haman ve ordularına, korktukları şeyi gösterelim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlara arzda (yeryüzünde) hakimiyet verip Firavun, Haman ve ordularına korktukları şeyi, onların vasıtasıyla gösterelim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Arzda onlara kuvvet ve müknet verelim de Fir'avne, Haman'e ve ordularına onlardan kortukları şeyi gösterelim

Erhan Aktaş

Ve onları yeryüzünde iktidar yapalım, Firavun'a, Haman'a ve ikisinin ordusuna, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onları yeryüzünde iktidar yapalım, Firavun'a, Haman'a dipnot 1 ve ikisinin ordusuna, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mısır'ın başrahibi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onları yeryüzünde iktidar yapalım, Firavun'a, Haman'a ve ikisinin ordusuna, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Gültekin Onan

Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavuna, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.

Hasan Basri Çantay

Onlara o yerde kudret (ve haakimiyyet) verelim, Fir'avna, Hamane ve bunların ordularına da onlardan kocunmakda oldukları şey'i (başlarına getirib) gösterelim.

İbni Kesir

Ve onları memleketlerine yerleştirelim, Firavun' a Haman'a ve ikisinin askerlerine çekinmekte oldukları şeyleri gösterelim.

Mehmet Alagaş

(1-6) Tâ, Sîn, Mîm, Bunlar apaçık kitabın göstergeleridir / ayetleridir. Sana Musa'nın ve firavunun haberlerini hakikat olarak inanan bir boy için / bir kavim için okuyoruz. Muhakkak ki firavun yeryüzünde / arzda kendini yüce gördü / yücelendi , yakın çevresini taraftarlara / hiziplere ayırmıştı, onlardan bir parça, belli bir grubu zayıf hale / düşkün hale getiriyordu, oğullarını sıkıp boğuyordu, kadınlarını ise yaşatıyordu , kesinlikle o / firavun bozgunculardandı / fesatçılardandı. Bizler de yeryüzünde o zayıf bırakılanlara / düşkün hale getirilenlere destek olalım, onları öncüler / İmamlar yapalım, onları mirasçılar / varisler yapalım , onlara yeryüzünde imkanlar verelim, firavuna hamana ve bu ikisinin orduların a daha henüz hazır olmadıkları şeyi gösterelim istiyorduk.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları ülkede güç sahibi kılmak, Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğulları'ndan gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).

Süleyman Ateş

Ve onları o yerde iktidara getirelim de Fir'avn'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan (ezdikleri zümreden) korktukları şeyi gösterelim.

Süleymaniye Vakfı

Ayrıca onları o topraklara hakim kılmak; Firavun'un, Haman'ın ve o ikisinin emrinde olanların dipnot 1 korktuklarını başlarına getirmek istiyorduk dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Emrinde olanlar diye anlam verdiğimiz kelime cünud (جُنُودَ), yardım edenler ve destek verenler anlamına gelir (Lisanu'l-Arab). Firavun ve Haman birer önder olduğuna göre yardımcıları, onların emri altında olan kişilerdir. Bu yüzden asker ve orduya da cünd denir. Çünkü onlar da komutanlarının emrindedirler.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar için o topraklarda bir vatan oluşturacak ve Firavun'un, Haman'ın ve bunların ordularının korktuklarını başlarına getirecektik.

Şaban Britch

Onları ülkede güç sahibi kılmak, Firavun ile Haman'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğulları'ndan gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).

Şaban Piriş

Onları ülkeye yerleştirip, Firavun, Haman ve ordularının korktuklarını onlara göstermek istiyorduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve yeryüzünde onlara imkan ve kudret verelim. Firavun'a, Haman'a ve onların ordularına da korkmakta oldukları şeyleri gösterelim.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We decided to confirm and establish them firmly in the land and confront Pharaoh and Haman and their troops with what they feared might happen to them at their hands, the hands of Mussa whom they reared and the Israelites who followed his law.

Abdul Haleem

to establish them in the land, and through them show Pharaoh, Haman, and their armies the very thing they feared.

Abdullah Yusuf Ali

To establish a firm place for them in the land, and to show Pharaoh, Haman, and their hosts, at their hands, the very things against which they were taking precautions.

Abul A'la Maududi

and to grant them power in the land, dipnot 1 and make Pharaoh and Haman dipnot 2 and their hosts see what they had feared.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, "Bestow on them inheritance of the land so that they should be rulers over it."
  2. metne dön, dipnot 2
    The Western orientalists have been very critical of this. They say that Haman was a courtier of the Persian King Xerxes, who reigned hundreds of years after the Prophet Moses (peace be upon him), from 486 to 465 B.C., but the Quran has made him a minister of Pharaoh in Egypt. This is nothing but an instance of sheer prejudice. After all, what historical evidence do these orientalists have to prove that there never lived any other person called Haman before Xerxes' courtier Haman? If an orientalist has been able to discover, through authentic means, a complete list of all the ministers and chiefs and courtiers of the Pharaoh under discussion which does not contain the name of Haman, he should make it public, or publish a photocopy of it, because there could be no better or more effective instrument than this of the refutation of the Quran.

Aisha Bewley

and establish them firmly in the land and to show Pharaoh and Haman and their troops the very thing that they were fearing from them.

Al-Hilali & Khan

And to establish them in the land, and We let Fir‘aun (Pharaoh) and Hâmân and their hosts receive from them that which they feared.

Ali Quli Qarai

and to establish them in the land, and to show Pharaoh and Hāmān and their hosts from them that of which they were apprehensive.

Amatul Rahman Omar

And (We chose) to establish them with all powers in the country and to visit Pharaoh and Hâmân and their hordes with that (power and supremacy) which they dreaded from those (Israelites rendered weak by them).

Arthur John Arberry

and to establish them in the land, and to show Pharaoh and Ha man, and their hosts, what they were dreading from them.

Bijan Moeinian

And to humiliate the Pharaoh and Haman (Pharaoh’s right hand side) and his "elite" group: This was exactly what they were really afraid of happening to them and the basis for their tyranny.

E. Henry Palmer

and to establish for them in the earth; and to show Pharaoh and Haman and their hosts what they had to beware of from them.

Edip-Layth

To enable them in the land, and to show Pharaoh and Haman and their troops what they had feared.

George Sale

and to establish a place for them in the earth; and to shew Pharaoh, and Haman, and their forces, that destruction of their kingdom and nation by them, which they sought to avoid.

Hamid S. Aziz

And We wished to be gracious to those who were weakened by oppression in the earth, and to make them models, and to make them the inheritors;

Mahmoud Ghali

And to establish them in the land, and to show Firaawn and Haman and their hosts the (very things) against which they were wary.

Marmaduke Pickthall

And to establish them in the earth, and to show Pharaoh and Haman and their hosts that which they feared from them.

Mohamed Ahmed - Samira

And establish them in the country; and to make the Pharaoh, Haman and their hordes beware of what they feared from them.

Muhammad Asad

and to establish them securely on earth, and to let Pharaoh and Haman and their hosts experience through those [children of Israel] the very thing against which they sought to protect themselves.

Mustafa Khattab

and to establish them in the land; and through them show Pharaoh, Hamân,[1] and their soldiers ˹the fulfilment of˺ what they feared.[2]

Progressive Muslims

And to enable them in the land, and to show Pharaoh and Haamaan and their troops what they had feared.

Rashad Khalifa

And to establish them on earth, and to give Pharaoh, Hamaan, and their troops a taste of their own medicine.

Sahih International

And establish them in the land and show Pharaoh and [his minister] Haman and their soldiers through them that which they had feared.

Sam Gerrans

And to establish them in the land, and to show Pharaoh and Hāmān and their forces through them what they feared.

Shabbir Ahmed

And to establish them in the earth, and to show Pharaoh (the King) and Haman (the Chief Adviser and High Priest) and their troops what they feared from the Israelites (rebellion).

Syed Vickar Ahamed

To make a firm place for them in the land, and to show Firon (Pharaoh), Haman, and their armies, at their (Israelites) hands, exactly those things which they were careful (to avoid themselves).

Taqi Usmani

and give them power in the land, and to show Pharaoh, Hāmān and their armies the very thing they were fearing from them.

The Monotheist Group

And to enable them in the land, and to show Pharaoh and Haamaan and their troops what they had feared.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩