Diyanet İşleri
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
Kasas suresi
Kasas suresi, 81. ayet. فَخَسَفْنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٍ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُنتَصِرِينَ
feḫasefnâ bihî vebidârihi-l'arḍa femâ kâne lehû min fietiy yenṣurûnehû min dûni-llâh. vemâ kâne mine-lmünteṣirîn.
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kārûn Kasas 76–84 3
Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.
İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.
Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
81. Kârûn’un azgınlık ve şımarması en ileri derecesine ulaşınca, onun nezdinde dünya bütün süsü ile arzulanan bir şey haline gelip de dünyayı beğenmesi en ileri noktaya ulaştığında azap, ansızın onu yakalayıverdi. “Biz, onu da sarayını da yerin dibine geçirdik.” Çünkü ceza, amelin türündendir. O, Allah’ın kullarına karşı kendisini üstün ve yüce görünce Allah da onu aşağıların aşağısına indirdi. Hem kendisini hem de kendisi ile böbürlendiği köşkünü, eşyasını ve diğer tüm mallarını da beraber…
“O, Allah’tan başka kendisine yardım edecek bir topluluk bulamadı.” Herhangi bir topluluk, hizmetçi ya da askerlerin ona yardımı olmadı. “kendi kendisini de kurtaramadı.” Yani kendisine azap geldiğinde ne kendi kendisine yardım edebildi, ne de başkasının yardımını alabildi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onu, sarayını ve içinde bulunanları da taşkınlığından intikam alarak yerin dibine batırdık. Artık Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluk yoktu. Kendisine bile yardım edenlerden olamadı.
Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: خسف (8 geçiş)
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize…
Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: خسف (8 geçiş)
Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var.…
Aynı kıssa: Kārûn · Aynı kök: دور (55 geçiş)
"Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde…
Aynı kök: فاي (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz…
Aynı kök: فاي (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Aynı kök: خسف (8 geçiş)
Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden…
Aynı kök: خسف (8 geçiş)
Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende…
Aynı kök: خسف (8 geçiş)
Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonunda biz onu da evini de yerin dibine geçirmiştik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek grubu (kimsesi) de yoktu; kendini kurtarabileceklerden de değildi.
Nihayet (Karun'u) da, onun evini barkını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'tan başka hiç kimse onun yardımına yetişemezdi: (ama ona Allah da yardım etmedi), zira yardımı hak edenlerden değildi.
Ve sonunda onu da, evini barkını da yere batırdık: öyle ki, Allah'a karşı hiçbir şey, hiç kimse onun yardımına yetişmedi; pek tabii, kendi kendine yardım edebilecek durumda da değildi.
Nihayet onu (Karun'u) da onun mekanını da yerin dibine geçirdik! Allah dununda ona yardım edecek birileri de yoktu. . . O kendini kurtaranlardan olmadı!
Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.
Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek avanesi olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.
Sonunda, onu ve konağını yerin dibine geçirdik. Artık, Allah'ın karşısında ona yardım edebilecek yardakçıları yoktu; kendisi de kendisine yardım edemedi.
Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edebilecek yandaşları da yoktu; o, kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.
Onu eviyle birlikte yerin dibine geçirdik. ALLAH'ın dışında kendisine yardım edecek bir bölüğü yoktu; kazananlardan olmadı.
Onu eviyle birlikte yerin dibine geçirdik. ALLAH'ın dışında kendisine yardım edecek bir bölüğü yoktu; kazananlardan olmadı.
Derken Biz onu, hem de sarayı ile birlikte yerin dibine geçirdik. O zaman Allah'a karşı yardımına gelecek taraftarları da olmadı kendisini kurtaracaklardan da değildi.
Derken biz onu hem de sarayı ile yere geçiriverdik o vakıt Allaha karşı yardımına gelecek tarafdarları da olmadı, kendini kurtaracaklardan da değildi
Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.
Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.
Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.
Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Tanrı'ya karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.
Nihayet biz onu da, sarayını da yere geçiriverdik. Artık Allaha karşı kendisine yardım edecek hiçbir cemaati da yokdu onun. Bizzat kendisini müdafaa edebileceklerden de değildi o.
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edebilecek kimsesi de yoktu. Bizzat kendisini koruyabileceklerden de değildi.
(76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.
Nihayet onu da, evini barkını da yere batırdık. Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Kendi kendini (savunup) kurtaranlardan da değildi.
Sonra onu da konağını da yerin dibine geçirdik dipnot 1 . Allah'tan başka yardım edecek kimsesi olmadı. Kendi kendine de bir şey yapamadı.
Nihayet onu, yeriyle yurduyla birlikte batırdık. Allah'tan başka ona yardımcı olacak bir ekip ortaya çıkmadı. Herhangi bir yardım da görmedi.
Karun’u da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Ona, Allah’tan başka yardım edecek kimse de yoktu. Kendi kendine de yardım edemedi.
Karun'u da, sarayını da yerin dibine geçirdik. O'na, Allah'a karşı yardım edecek kimse de yoktu. Kendi kendini de kurtaramadı.
Nihayet, Karun'u da sarayını da yere geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek yandaşları da yoktu. Kendi kendisine yardım edebileceklerden de değildi.
And to set him -Qarun- as a deterrent, We eclipsed him and his splendour, his wealth and his house in one swallow by the yawning earthly gulf We created by quaking the earth beneath him and his house and He had no supporters to defend him from Allah nor was he able to protect himself.
We caused the earth to swallow him and his home: he had no one to help him against God, nor could he defend himself.
Then We caused the earth to swallow up him and his house; and he had not (the least little) party to help him against Allah, nor could he defend himself.
At last We caused the earth to swallow him and his house. Thereafter there was no group of people that could come to his aid against Allah; nor was he able to come to his own aid.
We caused the earth to swallow up both him and his house. There was no group to come to his aid, besides Allah, and he was not someone who is helped.
So We caused the earth to swallow him[1] and his dwelling place. Then he had no group or party to help him against Allâh, nor was he one of those who could save themselves.
So We caused the earth to swallow him and his house, and he had no party that might protect him from Allah, nor could he rescue himself.
Then (it came about that) We made him and his household extinct into the bowels of the earth so that he had no party who could help him against Allâh, nor was he of those who could defend themselves and could ask for help.
So We made the earth to swallow him and his dwelling and there was no host to help him, apart from God, and he was helpless;
Eventually I punished him, his followers and all his wealth by sinking them underground. Neither him nor any force could have helped him against God; he turned to be a looser.
And we clave the earth with him and with his house; and he had no troop to help him against God, nor was he of those who were helped!'
We then caused the earth to swallow him and his mansion. He had no group that could protect him against God; nor would he be victorious.
And We caused the ground to cleave in sunder, and to swallow up him and his palace: And he had no forces to defend him, besides God; neither was he rescued from punishment.
But those who had been given knowledge said, "Woe to you! The reward of Allah is better for him who believes and does right; but none shall obtain it except the steadfast.
So We caved in him and his home (into) the earth; then in no way did he have a community to vindicate him, apart from Allah; and in no way did he vindicate (himself).
So We caused the earth to swallow him and his dwelling-place. Then he had no host to help him against Allah, nor was he of those who can save themselves.
So We opened up the earth and sunk him and his mansion. There was not a body that could help him against (the will) of God, nor was he able to save himself.
And thereupon We caused the earth to swallow him and his dwelling; and he had none and nothing to succour him against God, nor was he of those who could succour themselves.
Then We caused the earth to swallow him up, along with his home. There was no one to help him against Allah, nor could he even help himself.
We then caused the Earth to swallow him and his mansion. He had no group that could protect him against God; nor would he be victorious.
We then caused the earth to swallow him and his mansion. No army could have helped him against GOD; he was not destined to be a winner.
And We caused the earth to swallow him and his home. And there was for him no company to aid him other than Allah, nor was he of those who [could] defend themselves.
(Then We caused the earth to swallow him and his abode. And there was for him no band to help him besides God; and he was not of those who help themselves.
And thereupon We caused the earth to swallow him and his dwelling. And he had none and nothing to help him against Allah's Laws, nor could he help himself.
So, then We made the earth to swallow him up and his house; And he had not (the smallest) group to help him against Allah, and he could not protect himself.
Then We made him and his home sink into the earth. So there was no group for him who could help him against Allah, nor was he one of those who could defend themselves.
We then caused the earth to swallow him and his mansion. He had no group that could protect him against God; nor would he be victorious.