Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya
da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki Karun, Musa'nın kavmindendi ve onlara azgınlık ediyordu. Biz ona, anahtarlarını (taşımak) güçlü bir topluluğa bile zor gelecek hazineler vermiştik. Hani kavmi ona (Karun'a) şöyle demişti: "Şımarma! Şüphesiz ki Allah şımarıkları sevmez.
Unutmayın ki, Karun da Musa kavmine mensup biriydi; fakat onların omuzlarında yükselerek haddi aştı; zira Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki, sadece anahtarlarını taşımak bile güçlü kuvvetli bir müfrezeye zor gelirdi. Bir gün kavmi ona dedi ki: "Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez.
(İmdi,) Hesap Günü'nde bu duruma düşmek istemeyenler bilsinler ki şu ünlü Karun da Musa'nın kavmindendi ve kendini büyük görüp onlara zulmediyordu; çünkü Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki, sadece anahtarlarını taşımak bile bir manga adama, hatta daha fazlasına zor gelirdi. Soydaşları ona: "(Servetinden ötürü) böyle böbürlenme, çünkü Allah böbürlenenleri sevmez!
Muhakkak ki Karun, Musa'nın kavminden idi de onlara haddi aşıp zulmetti. . . Ona öyle hazineler vermiştik ki onların anahtarları güçlü bir gruba ağır gelirdi. . . Hani yurttaşları ona dedi ki: "Şımarma, muhakkak ki Allah şımarıp taşkınlık gösterenleri sevmez. "
Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez."
Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü, kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.
Aslında, Karun, Musa toplumundandı. Yine de onlara karşı azıttı. Ona verdiğimiz varlıkların anahtarları bile, güçlü bir topluluğa gerçekten ağır geliyordu. Toplumu, ona, şöyle demişti: "Şımarma; kuşkusuz, Allah, kendini beğenip övünenleri sevmez!"
Karun, Musa'nın kavminden idi. Onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki anahtarlarını güçlü, kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: "Şımarma! Bil ki Allah şımaranları sevmez."
Karun, Musa'nın halkından olmasına rağmen ihanet edip onlara zulmetti. Kendisine öyle hazineler vermiştik ki anahtarları güçlü bir topluluğa bile ağır geliyordu. Halkı ona şöyle demişti: "Şımarma, ALLAH şımaranları sevmez."
Karun, Musa'nın halkından olmasına rağmen ihanet edip onlara zulmetti. Kendisine öyle hazineler vermiştik ki anahtarları güçlü bir topluluğa bile ağır geliyordu. Halkı ona şöyle demişti: 'Şımarma, ALLAH şımaranları sevmez.'
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu Karun, Musa'nın kavmindendi ve onlara karşı azıtmıştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları gerçekten güçlü kuvvetli bir bölüğe ağır geliyordu. O zaman, kavmi ona şöyle demişti: "Güvenme (böbürlenme), çünkü Allah, güvenenleri (böbürlenenleri) sevmez.
Hakıkaten Karun Musanın kavminden idi de onlara karşı bağyetmiş idi, ona öyle hazineler vermiştik ki anahtarları cidden güçlü kuvvetli bir bölüğe ağır geliyordu, o vakıt kavmı ona şöyle demişti: güvenme çünkü Allah güvenenleri sevmez
Karun, Musa'nın halkından birisiydi. Halkına karşı azgınlaştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarlarını güçlü bir topluluk zor taşıyordu. Halkı ona: "Şımarma! Allah şımaranları sevmez." demişti.
Karun, Musa'nın halkından birisiydi. Halkına karşı azgınlaştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarlarını güçlü bir topluluk zor taşıyordu. Halkı ona: "Şımarma! Allah şımaranları sevmez." demişti.
Karun, Musa'nın halkından birisiydi. Halkına karşı azgınlaştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarlarını güçlü bir topluluk zor taşıyordu. Halkı ona: " Şımarma! Allah şımaranları sevmez." demişti.
Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımararak sevinme çünkü Tanrı şımararak sevince kapılanları sevmez."
Filhakıyka Kaarun Musanın kavmindendi. Fakat onlara karşı serkeşlik etdi o. Biz ona öyle hazineler verdik ki anahtarları (nı taşımak bile) gücü kuvvetli büyük bir cemaate ağır geliyordu. O vakit kavmi ona şöyle demişdi: "Şımarma. Çünkü Allah şımarıkları sevmez".
Gerçekten Karun; Musa'nın kavminden biriydi. Ama onlara karşı azgınlık etti. Biz, ona; anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma, çünkü Allah; şımarıkları sevmez.
(76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.
Gerçekte Kârûn Mûsâ ’nın kavminden idi, fakat onlara karşı azgınlık etti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarları(nı taşımak) dahi güç sahibi bir topluluğa ağır gelirdi. Hani Kavmi ona şöyle demişti: "Şımarma/böbürlenme! Çünkü Allah, şımarıkları/böbürlenenleri sevmez."
Karun, Musa'nın kavminden idi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki onun (hazinelerinin) anahtarlarını (taşımak), güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Kavmi ona demişti ki: "Şımarma, Allah, şımarıkları sevmez."
Karun, Musa'nın kavminden /İsrailoğullarından idi ama onlara karşı haddini aştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki anahtarları bile güçlü bir topluluğa ağır geliyordu! Bir gün kavmi ona şöyle dedi: "Şımarma! Allah şımaranları sevmez.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Karun Musa'nın kavmindendi; zamanla onları ezmeye başladı. Halbuki ona öyle hazineler vermiştik ki anahtarlarını taşımak güçlü bir topluluğa bile ağır geliyordu. Kavmi ona şöyle demişti: "Şımarma Allah şımaranları sevmez."
Karun, Musa’nın kavminden idi; ama onlara karşı azgınlık etti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma/böbürlenme! Çünkü Allah, şımarıkları/böbürlenenleri sevmez
Karun, Musa'nın kavminden idi; ama onlara karşı azgınlık etti. Ona güçlü bir sürü adamın anahtarlarını taşımakta zorluk çektiği hazineler vermiştik. Kavmi ona: -Şımarma, çünkü Allah, şımarıkları sevmez, demişti.
Şu da bir gerçek ki Karun, Musa kavmindendi. Onlara karşı şımarıklık/azgınlık yaptı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak, kuvvetli bir grubu bile zorluyordu. Kavmi ona şöyle demişti: "Şımarma, çünkü Allah, şımaranları sevmez."