11. sure

Hûd Suresi هود

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 12 konu
  1. Kitabın sağlamlığı ve bağışlanma dileme çağrısı 1–8 karşılaştır — Kitabın sağlamlığı ve bağışlanma dileme çağrısı
  2. İnsanın hâli, Kur'an'a meydan okuma ve iki zümre 9–24 karşılaştır — İnsanın hâli, Kur'an'a meydan okuma ve iki zümre
  3. Nûh ve gemi 25–49 karşılaştır — Nûh ve gemi
  4. Hûd ve Âd kavmi 50–60 karşılaştır — Hûd ve Âd kavmi
  5. Sâlih ve Semûd kavmi 61–68 karşılaştır — Sâlih ve Semûd kavmi
  6. İbrâhim'e gelen elçiler 69–76 karşılaştır — İbrâhim'e gelen elçiler
  7. Lût 77–83 karşılaştır — Lût
  8. Şu'ayb ve Medyen halkı 84–95 karşılaştır — Şu'ayb ve Medyen halkı
  9. Mûsâ ve Firavun 96–99 karşılaştır — Mûsâ ve Firavun
  10. Memleketlerin haberleri; mutsuzlar ve mutlular 100–108 karşılaştır — Memleketlerin haberleri; mutsuzlar ve mutlular
  11. Şüphe etme; "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" 109–113 karşılaştır — Şüphe etme; "emrolunduğun gibi dosdoğru ol"
  12. Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" 114–123 karşılaştır — Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın sağlamlığı ve bağışlanma dileme çağrısı 1–8

  1. Hûd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 1. ayet. الٓر كِتَٰبٌ أُحْكِمَتْ ءَايَٰتُهُۥ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ

    elif-lâm-râ. kitâbün uḥkimet âyâtühû ŝümme füṣṣilet mil ledün ḥakîmin ḫabîr.

    Şaban Britch

    Elif Lâm Râ, Bu, Hakim ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri sağlam kılınmış, tam olarak açıklanmış bir kitaptır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 1. ayet

  2. Hûd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 2. ayet. أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنَّنِى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ

    ellâ ta`büdû ille-llâh. innenî leküm minhü neẕîruv vebeşîr.

    Şaban Britch

    Allah’tan başkasına ibadet etmeyesiniz. Ben, O’nun tarafından sizler için bir uyarıcı ve müjdeciyim.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 2. ayet

  3. Hûd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 3. ayet. وَأَنِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِى فَضْلٍ فَضْلَهُۥ وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ

    veeni-stagfirû rabbeküm ŝümme tûbû ileyhi yümetti`küm metâ`an ḥasenen ilâ ecelim müsemmev veyü'ti külle ẕî faḍlin faḍleh. vein tevellev feinnî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin kebîr.

    Şaban Britch

    Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra da tevbe ile onu dönün ki, sizi belli bir süreye kadar güzel bir şekilde geçindirip, yaşatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Şayet yüz çevirirseniz, o zaman hakkınızda ki büyük günün azabından korkarım.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 3. ayet

  4. Hûd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 4. ayet. إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    ile-llâhi merci`uküm. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Şaban Britch

    Dönüşünüz Allah’adır. O’nun her şeye gücü yeter.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 4. ayet

  5. Hûd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 5. ayet. أَلَآ إِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا۟ مِنْهُ أَلَا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    elâ innehüm yeŝnûne ṣudûrahüm liyestaḫfû minh. elâ ḥîne yestagşûne ŝiyâbehüm ya`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûne. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Şaban Britch

    İyi bilin ki, onlar ondan gizlenmek için göğüslerini bükerler. İyi bilin ki, Allah elbiselerine büründükleri zaman da gizlediklerini ve açıkladıklarını bilir. O, kalplerin özünü bilir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 5. ayet

  6. Buradan itibaren cüz 12

    Hûd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 6. ayet. وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    vemâ min dâbbetin fi-l'arḍi illâ `ale-llâhi rizḳuhâ veya`lemü müsteḳarrahâ vemüstevde`ahâ. küllün fî kitâbim mübîn.

    Şaban Britch

    Yeryüzünde hareket eden her canlının rızkı Allah’a aittir. Onun karar kılma /bulundukları yerini de emanet edileceği (gideceği) yeri de bilir. Hepsi açıklanmış bir kitaptadır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 6. ayet

  7. Hûd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 7. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُۥ عَلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِنۢ بَعْدِ ٱلْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    vehüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa fî sitteti eyyâmiv vekâne `arşühû `ale-lmâi liyeblüveküm eyyüküm aḥsenü `amelâ. velein ḳulte inneküm meb`ûŝûne mim ba`di-lmevti leyeḳûlenne-lleẕîne keferû in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.

    Şaban Britch

    O’nun Arşı su üzerinde iken hanginiz daha güzel çalışacak diye imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Şayet sen: "Kesinlikle siz, öldükten sonra yine dirileceksiniz" demiş olsan, kâfirler: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir" derler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 7. ayet

  8. Hûd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 8. ayet. وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۥٓ أَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    velein eḫḫarnâ `anhümü-l`aẕâbe ilâ ümmetim ma`dûdetil leyeḳûlünne mâ yaḥbisüh. elâ yevme ye'tîhim leyse maṣrûfen `anhüm veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

    Şaban Britch

    Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek: "O'nu engelleyen nedir?" derler. Dikkat edin. Alay ettikleri şey onlara geldiği gün; onlardan hiç ayrılmaz ve onları çepeçevre içine alır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 8. ayet

İnsanın hâli, Kur'an'a meydan okuma ve iki zümre 9–24

  1. Hûd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 9. ayet. وَلَئِنْ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَٰهَا مِنْهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسٌ كَفُورٌ

    velein eẕaḳne-l'insâne minnâ raḥmeten ŝümme neza`nâhâ minh. innehû leyeûsün kefûr.

    Şaban Britch

    Eğer insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık ümitsiz bir nankör olur.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 9. ayet

  2. Hûd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 10. ayet. وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّىٓ إِنَّهُۥ لَفَرِحٌ فَخُورٌ

    velein eẕaḳnâhü na`mâe ba`de ḍarrâe messethü leyeḳûlenne ẕehebe-sseyyiâtü `annî. innehû leferiḥun feḫûr.

    Şaban Britch

    Eğer ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek şöyle söyleyecektir: Kötülükler benden uzaklaştı. O, gerçekten şımaracak ve övünecektir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 10. ayet

  3. Hûd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 11. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

    ille-lleẕîne ṣaberû ve`amilu-ṣṣâliḥâti. ülâike lehüm magfiratüv veecrun kebîr.

    Şaban Britch

    Sabreden ve salih ameller işleyen kimseler böyle değildir. İşte onlara, mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 11. ayet

  4. Hûd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 12. ayet. فَلَعَلَّكَ تَارِكٌۢ بَعْضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَضَآئِقٌۢ بِهِۦ صَدْرُكَ أَن يَقُولُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ

    fele`alleke târiküm ba`ḍa mâ yûḥâ ileyke veḍâiḳum bihî ṣadruke ey yeḳûlû levlâ ünzile `aleyhi kenzün ev câe me`ahû melek. innemâ ente neẕîr. vellâhü `alâ külli şey'iv vekîl.

    Şaban Britch

    O halde sen: "Ona bir hazine indirilmeli veya Onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi?" dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilenin bir kısmını terk mi edeceksin? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah, her şeyin vekilidir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 12. ayet

  5. Hûd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 13. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِۦ مُفْتَرَيَٰتٍ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    em yeḳûlûne-fterâh. ḳul fe'tû bi`aşri süverim miŝlihî müfterayâtiv ved`û meni-steṭa`tüm min dûni-llâhi in küntüm ṣâdiḳîn.

    Şaban Britch

    Yoksa: "Onu kendisi uydurdu mu?" diyorlar. De ki: Ona benzer uydurulmuş on sûre getirin. Eğer doğru iseniz Allah’tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de çağırın!

    Ayet detayı — Hûd suresi, 13. ayet

  6. Hûd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 14. ayet. فَإِلَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أُنزِلَ بِعِلْمِ ٱللَّهِ وَأَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

    feillem yestecîbû leküm fa`lemû ennemâ ünzile bi`ilmi-llâhi veel lâ ilâhe illâ hû. fehel entüm müslimûn.

    Şaban Britch

    Eğer size karşılık vermezlerse, onun ancak Allah’ın ilmi ile indirilmiş olduğunu ve O’ndan başka (hak) ilah olmadığını bilin! Artık siz müslüman oluyor musunuz?

    Ayet detayı — Hûd suresi, 14. ayet

  7. Hûd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 15. ayet. مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَٰلَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ

    men kâne yürîdü-lḥayâte-ddünyâ vezînetehâ nüveffi ileyhim a`mâlehüm fîhâ vehüm fîhâ lâ yübḫasûn.

    Şaban Britch

    Dünya hayatını ve onun süslerini isteyenlere, orada yaptıklarının karşılığını tam olarak veririz ve hiçbir eksikliğe de uğratılmazlar.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 15. ayet

  8. Hûd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا۟ فِيهَا وَبَٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ülâike-lleẕîne leyse lehüm fi-l'âḫirati ille-nnâr. veḥabiṭa mâ ṣane`û fîhâ vebâṭilüm mâ kânû ya`melûn.

    Şaban Britch

    Bunlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur. Orada yaptıkları (ameller) boşa gitmiştir ve işledikleri zaten batıldır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 16. ayet

  9. Hûd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 17. ayet. أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِّنْهُ وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًا وَرَحْمَةً أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ مِنَ ٱلْأَحْزَابِ فَٱلنَّارُ مَوْعِدُهُۥ فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

    efemen kâne `alâ beyyinetim mir rabbihî veyetlûhü şâhidüm minhü vemin ḳablihî kitâbü mûsâ imâmev veraḥmeh. ülâike yü'minûne bih. vemey yekfür bihî mine-l'aḥzâbi felnâru mev`idüh. felâ tekü fî miryetim minhü innehü-lḥaḳḳu mir rabbike velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yü'minûn.

    Şaban Britch

    Rabbi katından (gelen) açık bir delil üzere olan ve ardından Rabbinden bir şahidin takip ettiği ve kendisinden önce bir de önder ve rahmet olarak Musa'nın kitabı bulunan kimse (kâfirler gibi) midir? Bunlar o (kitaba) inanırlar. Hangi topluluk ona küfrederse vaat edilen yeri ateştir. O (Kitap) dan şüphen olmasın. Şüphesiz O, Rabbinden (gelen) haktır. Fakat, insanların çoğu iman etmezler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 17. ayet

  10. Hûd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 18. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أُو۟لَٰٓئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَىٰ رَبِّهِمْ وَيَقُولُ ٱلْأَشْهَٰدُ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَىٰ رَبِّهِمْ أَلَا لَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕibâ. ülâike yü`raḍûne `alâ rabbihim veyeḳûlü-l'eşhâdü hâülâi-lleẕîne keẕebû `alâ rabbihim. elâ la`netü-llâhi `ale-żżâlimîn.

    Şaban Britch

    Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rab’lerine arz edilecekler, şahitler de: "Bunlar, Rab’leri hakkında yalan söyleyen kimselerdir.” derler. Dikkat edin! Allah’ın laneti, zalimlerin üzerinedir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 18. ayet

  11. Hûd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 19. ayet. ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    elleẕîne yeṣuddûne `an sebîli-llâhi veyebgûnehâ `ivecâ. vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

    Şaban Britch

    Allah’ın yolundan engelleyen ve onda bir çarpıklık arayan ve ahirete de küfredenlerdir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 19. ayet

  12. Hûd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 20. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ يُضَٰعَفُ لَهُمُ ٱلْعَذَابُ مَا كَانُوا۟ يَسْتَطِيعُونَ ٱلسَّمْعَ وَمَا كَانُوا۟ يُبْصِرُونَ

    ülâike lem yekûnû mü`cizîne fi-l'arḍi vemâ kâne lehüm min dûni-llâhi min evliyâ'. yüḍâ`afü lehümü-l`aẕâb. mâ kânû yesteṭî`ûne-ssem`a vemâ kânû yübṣirûn.

    Şaban Britch

    Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah’tan başka bir velisi/yardımcısı da yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, (hakkı) işitmezler ve görmezlerdi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 20. ayet

  13. Hûd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 21. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    ülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veḍalle `anhüm mâ kânû yefterûn.

    Şaban Britch

    Bunlar kendilerini hüsrana uğratanlardır. Onları uydurdukları (ilahları) da terk etmiştir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 21. ayet

  14. Hûd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 22. ayet. لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ

    lâ cerame ennehüm fi-l'âḫirati hümü-l'aḫserûn.

    Şaban Britch

    Gerçekten onlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 22. ayet

  15. Hûd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 23. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَخْبَتُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّهِمْ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veaḫbetû ilâ rabbihim ülâike aṣḥâbü-lcenneh. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Şaban Britch

    İman edip, salih amel işleyenler ve Rab’lerine boyun eğenler, onlar cennet halkıdırlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 23. ayet

  16. Hûd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 24. ayet. مَثَلُ ٱلْفَرِيقَيْنِ كَٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْأَصَمِّ وَٱلْبَصِيرِ وَٱلسَّمِيعِ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    meŝelü-lferîḳayni kel'a`mâ vel'eṣammi velbeṣîri vessemî`. hel yesteviyâni meŝelâ. efelâ teẕekkerûn.

    Şaban Britch

    Bu iki topluluğun (müminlerle kâfirlerin) durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Durumları hiç eşit olur mu? Hiç düşünmez misiniz?

    Ayet detayı — Hûd suresi, 24. ayet

Nûh ve gemi 25–49

  1. Hûd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 25. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmih. innî leküm neẕîrum mübîn.

    Şaban Britch

    Nuh’u halkına göndermiştik: Ben sizler için açık bir uyarıcıyım (dedi).

    Ayet detayı — Hûd suresi, 25. ayet

  2. Hûd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 26. ayet. أَن لَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍ

    el lâ ta`büdû ille-llâh. innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin elîm.

    Şaban Britch

    Allah’tan başkasına ibadet etmeyesiniz. Hakkınızda acı bir günün azabından korkuyorum.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 26. ayet

  3. Hûd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 27. ayet. فَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا نَرَىٰكَ إِلَّا بَشَرًا مِّثْلَنَا وَمَا نَرَىٰكَ ٱتَّبَعَكَ إِلَّا ٱلَّذِينَ هُمْ أَرَاذِلُنَا بَادِىَ ٱلرَّأْىِ وَمَا نَرَىٰ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۭ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَٰذِبِينَ

    feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ nerâke illâ beşeram miŝlenâ vemâ nerâke-ttebe`ake ille-lleẕîne hüm erâẕilünâ bâdiye-rra'y. vemâ nerâ leküm `aleynâ min faḍlim bel neżunnüküm kâẕibîn.

    Şaban Britch

    Halkının ileri gelen kâfir takımı: "Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü olmayan, ayak takımından başka kimsenin tabi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuza inanıyoruz" dediler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 27. ayet

  4. Hûd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 28. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى رَحْمَةً مِّنْ عِندِهِۦ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْ أَنُلْزِمُكُمُوهَا وَأَنتُمْ لَهَا كَٰرِهُونَ

    ḳâle yâ ḳavmi era'eytüm in küntü `alâ beyyinetim mir rabbî veâtânî raḥmetem min `indihî fe`ummiyet `aleyküm. enülzimükümûhâ veentüm lehâ kârihûn.

    Şaban Britch

    "Ey Halkım! Söyleyin bakalım?" dedi. "Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir delil ile gelmişsem ve katından bana, bir rahmet vermiş ise siz de ona karşı kör kalmışsanız, (o rahmeti) istemediğiniz halde sizi ona zorlayacak mıyız?"

    Ayet detayı — Hûd suresi, 28. ayet

  5. Hûd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 29. ayet. وَيَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًا إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَلَٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ

    veyâ ḳavmi lâ es'elüküm `aleyhi mâlâ. in ecriye illâ `ale-llâhi vemâ ene biṭâridi-lleẕîne âmenû. innehüm mülâḳû rabbihim velâkinnî erâküm ḳavmen techelûn.

    Şaban Britch

    Ey Halkım! Ben sizden buna karşılık bir mal istemiyorum. Benim ecrimi Allah verecektir. Ben, iman eden kimseleri kovamam. Onlar, elbette Rab’lerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin cahillik eden bir halk olduğunuzu görüyorum.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 29. ayet

  6. Hûd suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 30. ayet. وَيَٰقَوْمِ مَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِن طَرَدتُّهُمْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    veyâ ḳavmi mey yenṣurunî mine-llâhi in ṭarattühüm. efelâ teẕekkerûn.

    Şaban Britch

    Ey Halkım! Eğer ben onları kovarsam, Allah’a karşı bana kim yardım edebilir? Hiç düşünmüyor musunuz?

    Ayet detayı — Hûd suresi, 30. ayet

  7. Hûd suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 31. ayet. وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ إِنِّى مَلَكٌ وَلَآ أَقُولُ لِلَّذِينَ تَزْدَرِىٓ أَعْيُنُكُمْ لَن يُؤْتِيَهُمُ ٱللَّهُ خَيْرًا ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا فِىٓ أَنفُسِهِمْ إِنِّىٓ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    velâ eḳûlü leküm `indî ḫazâinü-llâhi velâ a`lemü-lgaybe velâ eḳûlü innî meleküv velâ eḳûlü lilleẕîne tezderî a`yünüküm ley yü'tiyehümü-llâhü ḫayrâ. allâhü a`lemü bimâ fî enfüsihim. innî iẕel lemine-żżâlimîn.

    Şaban Britch

    Ben, size, “Allah’ın hazineleri yanımdadır” demiyorum. Gaybı bilmem. Ben, bir meleğim de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüklerine “Allah kesinlikle iyilik vermez” de demiyorum. Onların kalplerinde olanı en iyi Allah bilir. Yoksa gerçekten ben zalimlerden olurum.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 31. ayet

  8. Hûd suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 32. ayet. قَالُوا۟ يَٰنُوحُ قَدْ جَٰدَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَٰلَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâlû yâ nûḥu ḳad câdeltenâ feekŝerte cidâlenâ fe'tinâ bimâ te`idünâ in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Şaban Britch

    Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle çok mücadele ettin ve ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan haydi bize vadettiğini getir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 32. ayet

  9. Hûd suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 33. ayet. قَالَ إِنَّمَا يَأْتِيكُم بِهِ ٱللَّهُ إِن شَآءَ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ

    ḳâle innemâ ye'tîküm bihi-llâhü in şâe vemâ entüm bimü`cizîn.

    Şaban Britch

    Eğer dilerse onu size getirecek olan ancak Allah’tır. Siz ondan kaçamayacaksınız.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 33. ayet

  10. Hûd suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 34. ayet. وَلَا يَنفَعُكُمْ نُصْحِىٓ إِنْ أَرَدتُّ أَنْ أَنصَحَ لَكُمْ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغْوِيَكُمْ هُوَ رَبُّكُمْ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    velâ yenfe`uküm nuṣḥî in erattü en enṣaḥa leküm in kâne-llâhü yürîdü ey yugviyeküm. hüve rabbüküm veileyhi türce`ûn.

    Şaban Britch

    Eğer Allah sizin azmanızı dilemişse ben size öğüt vermek istesem de, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 34. ayet

  11. Hûd suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 35. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَعَلَىَّ إِجْرَامِى وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُجْرِمُونَ

    em yeḳûlûne-fterâh. ḳul ini-fteraytühû fe`aleyye icrâmî veenâ berîüm mimmâ tücrimûn.

    Şaban Britch

    Yoksa, “Bunları uyduruyor mu?" diyorlar. De ki: Eğer, onu uyduruyorsam, suçu bana aittir. Ben sizin işlediğiniz suçlardan tamamen uzağım.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 35. ayet

  12. Hûd suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 36. ayet. وَأُوحِىَ إِلَىٰ نُوحٍ أَنَّهُۥ لَن يُؤْمِنَ مِن قَوْمِكَ إِلَّا مَن قَدْ ءَامَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

    veûḥiye ilâ nûḥin ennehû ley yü'mine min ḳavmike illâ men ḳad âmene felâ tebteis bimâ kânû yef`alûn.

    Şaban Britch

    Nuh’a: “Gerçekten iman edenlerin dışında, kavminden (başka) kimse iman etmeyecek. O halde, onların yaptıklarına üzülme!” diye vahyedildi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 36. ayet

  13. Hûd suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 37. ayet. وَٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

    vaṣne`i-lfülke bia`yüninâ vevaḥyinâ velâ tüḫâṭibnî fi-lleẕîne żalemû. innehüm mugraḳûn.

    Şaban Britch

    Gözlerimizin önünde vahyettiğimize göre gemi yap, zulmedenler için beni muhatap alma! Muhakkak onlar boğulacaklardır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 37. ayet

  14. Hûd suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 38. ayet. وَيَصْنَعُ ٱلْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌ مِّن قَوْمِهِۦ سَخِرُوا۟ مِنْهُ قَالَ إِن تَسْخَرُوا۟ مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ

    veyaṣne`u-lfülke veküllemâ merra `aleyhi meleüm min ḳavmihî seḫirû minh. ḳâle in tesḫarû minnâ feinnâ nesḫaru minküm kemâ tesḫarûn.

    Şaban Britch

    Nuh gemiyi yapar. Halkının önde gelenleri ona her uğrayışlarında, onunla alay ederler. O: "Bizimle alay edin bakalım, biz de alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz" der.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 38. ayet

  15. Hûd suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 39. ayet. فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

    fesevfe ta`lemûne mey ye'tîhi `aẕâbüy yuḫzîhi veyeḥillü `aleyhi `aẕâbüm müḳîm.

    Şaban Britch

    Birazdan alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 39. ayet

  16. Hûd suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 40. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ

    ḥattâ iẕâ câe emrunâ vefâra-ttennûru ḳulne-ḥmil fîhâ min küllin zevceyni-ŝneyni veehleke illâ men sebeḳa `aleyhi-lḳavlü vemen âmen. vemâ âmene me`ahû illâ ḳalîl.

    Şaban Britch

    Sonunda emrimiz gelip, tandır (içinden sular) kaynamaya başlayınca: "Her cinsten birer çifti, aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında kalan aileni ve iman edenleri gemiye bindir” dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 40. ayet

  17. Hûd suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 41. ayet. وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

    veḳâle-rkebû fîhâ bismi-llâhi mecrâhâ vemürsâhâ. inne rabbî legafûrur raḥîm.

    Şaban Britch

    "Ona binin, onun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim, çokça mağfiret edendir, çokça merhamet edendir" dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 41. ayet

  18. Hûd suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 42. ayet. وَهِىَ تَجْرِى بِهِمْ فِى مَوْجٍ كَٱلْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعْزِلٍ يَٰبُنَىَّ ٱرْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    vehiye tecrî bihim fî mevcin kelcibâli venâdâ nûḥun-bnehû vekâne fî ma`ziliy yâ büneyye-rkem me`anâ velâ teküm me`a-lkâfirîn.

    Şaban Britch

    Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp onları götürüyordu. Nuh, bir kenara çekilmiş oğluna: "Yavrucuğum, bizimle bin, kâfirlerle olma!" diye seslendi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 42. ayet

  19. Hûd suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 43. ayet. قَالَ سَـَٔاوِىٓ إِلَىٰ جَبَلٍ يَعْصِمُنِى مِنَ ٱلْمَآءِ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا ٱلْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُغْرَقِينَ

    ḳâle seâvî ilâ cebeliy ya`ṣimünî mine-lmâ'. ḳâle lâ `âṣime-lyevme min emri-llâhi illâ mer raḥim. veḥâle beynehüme-lmevcü fekâne mine-lmugraḳîn.

    Şaban Britch

    Oğlu: "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh: "Bugün, Allah’ın kendisine rahmet ettiğinden başkasının korunacağı bir yer yoktur" derken aralarına bir dalga girdi de o da boğulanlardan oldu.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 43. ayet

  20. Hûd suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 44. ayet. وَقِيلَ يَٰٓأَرْضُ ٱبْلَعِى مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقْلِعِى وَغِيضَ ٱلْمَآءُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَٱسْتَوَتْ عَلَى ٱلْجُودِىِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḳîle yâ arḍu-ble`î mâeki veyâ semâü aḳli`î vegîḍa-lmâü veḳuḍiye-l'emru vestevet `ale-lcûdiyyi veḳîle bü`del lilḳavmi-żżâlimîn.

    Şaban Britch

    "Ey yeryüzü! Suyunu yut! Ey gök tut!" denildi. Su çekildi, emir gerçekleşti, gemi Cudi’ye oturdu. Ve şöyle denildi: Kahrolsun zalim toplum!

    Ayet detayı — Hûd suresi, 44. ayet

  21. Hûd suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 45. ayet. وَنَادَىٰ نُوحٌ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبْنِى مِنْ أَهْلِى وَإِنَّ وَعْدَكَ ٱلْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ ٱلْحَٰكِمِينَ

    venâdâ nûḥur rabbehû feḳâle rabbi inne-bnî min ehlî veinne va`deke-lḥaḳḳu veente aḥkemü-lḥâkimîn.

    Şaban Britch

    Nuh, Rabbine nida ederek şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum benim ailemdendir ve şüphesiz senin vaadin de gerçektir. Sen hakimlerin hakimisin."

    Ayet detayı — Hûd suresi, 45. ayet

  22. Hûd suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 46. ayet. قَالَ يَٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيْرُ صَٰلِحٍ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ إِنِّىٓ أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    ḳâle yâ nûḥu innehû leyse min ehlik. innehû `amelün gayru ṣâliḥ. felâ tes'elni mâ leyse leke bihî `ilm. innî e`iżuke en tekûne mine-lcâhilîn.

    Şaban Britch

    Allah: "Ey Nuh! O senin (kurtulacak olan) ailenden değildir. Çünkü doğru olmayanı yaptı. Öyleyse, bilmediğin şeyi benden isteme. Cahillerden olma diye sana öğüt veriyorum" dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 46. ayet

  23. Hûd suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 47. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ أَكُن مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    ḳâle rabbi innî e`ûẕü bike en es'eleke mâ leyse lî bihî `ilm. veillâ tagfir lî veterḥamnî eküm mine-lḫâsirîn.

    Şaban Britch

    "Rabbim, bilmediğim şeyi senden dilemekten sana sığınırım. Eğer bana mağfiret ve rahmet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum" dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 47. ayet

  24. Hûd suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 48. ayet. قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهْبِطْ بِسَلَٰمٍ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمٍ مِّمَّن مَّعَكَ وَأُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    ḳîle yâ nûḥu-hbiṭ biselâmim minnâ veberakâtin `aleyke ve`alâ ümemim mimmem me`ak. veümemün senümetti`uhüm ŝümme yemessühüm minnâ `aẕâbün elîm.

    Şaban Britch

    Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan bir güvenlik ve bereketlerle in. Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 48. ayet

  25. Hûd suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 49. ayet. تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَٰذَا فَٱصْبِرْ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

    tilke min embâi-lgaybi nûḥîhâ ileyk. mâ künte ta`lemühâ ente velâ ḳavmüke min ḳabli hâẕâ. faṣbir. inne-l`âḳibete lilmütteḳîn.

    Şaban Britch

    İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gaybın haberleridir. Bundan önce ne sen ne de kavmin onu bilmiyordunuz. O halde sabret, sonuç muttakilerindir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 49. ayet

Hûd ve Âd kavmi 50–60

  1. Hûd suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 50. ayet. وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُفْتَرُونَ

    veilâ `âdin eḫâhüm hûdâ. ḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. in entüm illâ müfterûn.

    Şaban Britch

    Âd toplumuna da kardeşleri Hûd’u gönderdik: Ey halkım, dedi. Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. (Başka ilahlara ibadet ederek)Siz sadece iftira ediyordunuz, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 50. ayet

  2. Hûd suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 51. ayet. يَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱلَّذِى فَطَرَنِىٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    yâ ḳavmi lâ es'elüküm `aleyhi ecrâ. in ecriye illâ `ale-lleẕî feṭaranî. efelâ ta`ḳilûn.

    Şaban Britch

    Ey halkım, sizden bir ücret beklemiyorum. Benim ecrim, beni yoktan yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Ayet detayı — Hûd suresi, 51. ayet

  3. Hûd suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 52. ayet. وَيَٰقَوْمِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا۟ مُجْرِمِينَ

    veyâ ḳavmi-stagfirû rabbeküm ŝümme tûbû ileyhi yürsili-ssemâe `aleyküm midrârav veyezidküm ḳuvveten ilâ ḳuvvetiküm velâ tetevellev mücrimîn.

    Şaban Britch

    Ey halkım, Rabbiniz'den mağfiret dileyin. Sonra O’na yönelin ki size bol bol yağmur göndersin. Kuvvetinize kuvvet katsın, siz de günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 52. ayet

  4. Hûd suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ يَٰهُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِىٓ ءَالِهَتِنَا عَن قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

    ḳâlû yâ hûdü mâ ci'tenâ bibeyyinetiv vemâ naḥnü bitârikî âlihetinâ `an ḳavlike vemâ naḥnü leke bimü'minîn.

    Şaban Britch

    "Ey Hûd! Sen bize apaçık bir delil getirmedin, biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak ve sana iman edecek değiliz" dediler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 53. ayet

  5. Hûd suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 54. ayet. إِن نَّقُولُ إِلَّا ٱعْتَرَىٰكَ بَعْضُ ءَالِهَتِنَا بِسُوٓءٍ قَالَ إِنِّىٓ أُشْهِدُ ٱللَّهَ وَٱشْهَدُوٓا۟ أَنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ

    in neḳûlü ille-`terâke ba`ḍu âlihetinâ bisû'. ḳâle innî üşhidü-llâhe veşhedû ennî berîüm mimmâ tüşrikûn.

    Şaban Britch

    Biz ancak ilahlarımızdan biri seni kötü çarpmış demekten başka bir şey demeyiz, dediler. Hûd: Ben, Allah’ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin O’nu bırakıp koştuğunuz şirklerden uzağım. O’ndan başka (ibadet ettiklerinizden uzağım).

    Ayet detayı — Hûd suresi, 54. ayet

  6. Hûd suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 55. ayet. مِن دُونِهِۦ فَكِيدُونِى جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ

    min dûnihî fekîdûnî cemî`an ŝümme lâ tünżirûn.

    Şaban Britch

    Bana hepiniz toptan tuzağınızı kurun. Sonra da bana mühlet vermeyin, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 55. ayet

  7. Hûd suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 56. ayet. إِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌۢ بِنَاصِيَتِهَآ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    innî tevekkeltü `ale-llâhi rabbî verabbiküm. mâ min dâbbetin illâ hüve âḫiẕüm binâṣiyetihâ. inne rabbî `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Şaban Britch

    Şüphesiz ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hiç bir canlı yoktur ki O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru olan (adalet) yol üzeredir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 56. ayet

  8. Hûd suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 57. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقَدْ أَبْلَغْتُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦٓ إِلَيْكُمْ وَيَسْتَخْلِفُ رَبِّى قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيْـًٔا إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ

    fein tevellev feḳad eblagtüküm mâ ürsiltü bihî ileyküm. veyestaḫlifü rabbî ḳavmen gayraküm. velâ teḍurrûnehû şey'â. inne rabbî `alâ külli şey'in ḥafîż.

    Şaban Britch

    Ben size elçisi olduğum şeyi açıkladım. Eğer yüz çevirirseniz, Rabbim, yerinize sizden başka bir toplum getirir. Ona hiç bir şekilde zarar veremezsiniz. Kuşkusuz Rabbim, her şeyi koruyandır, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 57. ayet

  9. Hûd suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 58. ayet. وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَنَجَّيْنَٰهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

    velemmâ câe emrunâ necceynâ hûdev velleẕîne âmenû me`ahû biraḥmetim minnâ. venecceynâhüm min `aẕâbin galîż.

    Şaban Britch

    Emrimiz gelince Hûd’u ve yanındaki müminleri rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azaptan koruduk.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 58. ayet

  10. Hûd suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 59. ayet. وَتِلْكَ عَادٌ جَحَدُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا۟ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

    vetilke `âdün ceḥadû biâyâti rabbihim ve`aṣav rusülehû vettebe`û emra külli cebbârin `anîd.

    Şaban Britch

    İşte Âd! Rabbinin ayetlerini bile bile inkâr ettiler ve O’nun elçilerine isyan edip, her inatçı zorba emrine uydular.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 59. ayet

  11. Hûd suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 60. ayet. وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَلَآ إِنَّ عَادًا كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ أَلَا بُعْدًا لِّعَادٍ قَوْمِ هُودٍ

    veütbi`û fî hâẕihi-ddünyâ la`netev veyevme-lḳiyâmeh. elâ inne `âden keferû rabbehüm. elâ bü`del li`âdin ḳavmi hûd.

    Şaban Britch

    Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. İyi bilin ki Âd, Rabbine kâfir oldu. Dikkat edin! Hûd’un toplumu Âd helak edildi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 60. ayet

Sâlih ve Semûd kavmi 61–68

  1. Hûd suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 61. ayet. وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَٱسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَٱسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّى قَرِيبٌ مُّجِيبٌ

    veilâ ŝemûde eḫâhüm ṣâliḥâ. ḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. hüve enşeeküm mine-l'arḍi vesta`meraküm fîhâ festagfirûhü ŝümme tûbû ileyh. inne rabbî ḳarîbüm mücîb.

    Şaban Britch

    Semûd’a kardeşleri Salih’i gönderdik. Ey halkım! Yalnız Allah’a ibadet ediniz. Sizin, O’ndan başka (hak) ilahınız yoktur. Sizi yeryüzünden (topraktan) yaratan ve sizi orada yaşattı. O halde O’ndan mağfiret dileyin. Sonra da O’na (tevbe ile) yönelin. Kuşkusuz Rabbim, çok yakındır, (dualara) çokça icabet edendir dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 61. ayet

  2. Hûd suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 62. ayet. قَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ قَدْ كُنتَ فِينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هَٰذَآ أَتَنْهَىٰنَآ أَن نَّعْبُدَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ

    ḳâlû yâ ṣâliḥu ḳad künte fînâ mercüvven ḳable hâẕâ etenhânâ en na`büde mâ ya`büdü âbâünâ veinnenâ lefî şekkim mimmâ ted`ûnâ ileyhi mürîbün.

    Şaban Britch

    Ey Salih, bundan önce aramızda kendisinden (lider olması) ümit beslenen bir kimse idin. Şimdi, atalarımızın ibadet ettiklerine bizim de ibadet etmemizi mi yasaklıyorsun? Doğrusu biz, davet ettiğin şeyden iyiden iyiye şüphe ediyoruz, dediler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 62. ayet

  3. Hûd suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 63. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى مِنْهُ رَحْمَةً فَمَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِنْ عَصَيْتُهُۥ فَمَا تَزِيدُونَنِى غَيْرَ تَخْسِيرٍ

    ḳâle yâ ḳavmi era'eytüm in küntü `alâ beyyinetim mir rabbî veâtânî minhü raḥmeten femey yenṣurunî mine-llâhi in `aṣaytühû femâ tezîdûnenî gayra taḫsîr.

    Şaban Britch

    Salih: Ey halkım, Rabbimden bir delil üzerindeysem ve bana ondan bir rahmet verilmiş olduğu halde O’na isyan edersem, bana Allah’a karşı kim yardım edebilir? Bana zararımı artırmaktan başka bir şey yapamazsınız, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 63. ayet

  4. Hûd suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 64. ayet. وَيَٰقَوْمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَرِيبٌ

    veyâ ḳavmi hâẕihî nâḳatü-llâhi leküm âyeten feẕerûhâ te'kül fî arḍi-llâhi velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbün ḳarîb.

    Şaban Britch

    Ey halkım, Bu, size açık bir ayet olarak Allah’ın devesidir. Onu bırakın, Allah’ın arzında yayılsın. Ona kötülük etmeyin; yoksa sizi çok yakında bir azap çarpar.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 64. ayet

  5. Hûd suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 65. ayet. فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا۟ فِى دَارِكُمْ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ

    fe`aḳarûhâ feḳâle temette`û fî dâriküm ŝelâŝete eyyâm. ẕâlike va`dün gayru mekẕûb.

    Şaban Britch

    Deveyi kestiler. Ancak üç gün daha yurdunuzda yaşarsınız, bu yalanlanmayacak bir vaattir dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 65. ayet

  6. Hûd suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 66. ayet. فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَٰلِحًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ

    felemmâ câe emrunâ necceynâ ṣâliḥav velleẕîne âmenû me`ahû biraḥmetim minnâ vemin ḫizyi yevmiiẕ. inne rabbeke hüve-lḳaviyyü-l`azîz.

    Şaban Britch

    Emrimiz gelince Salih’i ve beraberindeki müminleri, katımızdan bir rahmet ile o günün aşağılatıcı azabından kurtardık. Kuşkusuz Rabbin, Aziz'dir, çok güçlüdür.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 66. ayet

  7. Hûd suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 67. ayet. وَأَخَذَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ

    veeḫaẕe-lleẕîne żalemu-ṣṣayḥatü feaṣbeḥû fî diyârihim câŝimîn.

    Şaban Britch

    Zalimleri ise bir çığlık aldı ve yurtlarında cansız olarak çöküp kaldılar.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 67. ayet

  8. Hûd suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 68. ayet. كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ أَلَآ إِنَّ ثَمُودَا۟ كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ أَلَا بُعْدًا لِّثَمُودَ

    keel lem yagnev fîhâ. elâ inne ŝemûde keferû rabbehüm. elâ bü`del liŝemûd.

    Şaban Britch

    Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki, Semudlular, Rablerine kâfir oldular. Bilin ki Semud, helak edildi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 68. ayet

İbrâhim'e gelen elçiler 69–76

  1. Hûd suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 69. ayet. وَلَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ فَمَا لَبِثَ أَن جَآءَ بِعِجْلٍ حَنِيذٍ

    veleḳad câet rusülünâ ibrâhîme bilbüşrâ ḳâlû selâmâ. ḳâle selâmün femâ lebiŝe en câe bi`iclin ḥanîẕ.

    Şaban Britch

    Elçilerimiz, müjde ile İbrahim’e gelmişler ve “Selam!” demişlerdi. İbrahim de: Selam deyip, hemen bir kızarmış buzağı getirdi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 69. ayet

  2. Hûd suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 70. ayet. فَلَمَّا رَءَآ أَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمِ لُوطٍ

    felemmâ raâ eydiyehüm lâ teṣilü ileyhi nekirahüm veevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf innâ ürsilnâ ilâ ḳavmi lûṭ.

    Şaban Britch

    Ellerini ona uzatmadıklarını görünce onları yadırgadı ve içine bir korku düştü. Korkma, dediler. Biz, Lût halkına gönderildik.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 70. ayet

  3. Hûd suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 71. ayet. وَٱمْرَأَتُهُۥ قَآئِمَةٌ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَٰهَا بِإِسْحَٰقَ وَمِن وَرَآءِ إِسْحَٰقَ يَعْقُوبَ

    vemraetühû ḳâimetün feḍaḥiket febeşşernâhâ biisḥâḳa vemiv verâi isḥâḳa ya`ḳûb.

    Şaban Britch

    Bu arada ayakta durmakta olan karısı güldü. Biz, Ona İshak’ı müjdeledik. İshak’ın ardından da Yakub’u!

    Ayet detayı — Hûd suresi, 71. ayet

  4. Hûd suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 72. ayet. قَالَتْ يَٰوَيْلَتَىٰٓ ءَأَلِدُ وَأَنَا۠ عَجُوزٌ وَهَٰذَا بَعْلِى شَيْخًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عَجِيبٌ

    ḳâlet yâ veyletâ eelidü veenâ `acûzüv vehâẕâ ba`lî şeyḫâ. inne hâẕâ leşey'ün `acîb.

    Şaban Britch

    Vay halime! Ben ihtiyar bir kadınım, kocam da yaşlı olduğu halde nasıl doğurabilirim? Bu şaşılacak bir şey! dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 72. ayet

  5. Hûd suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 73. ayet. قَالُوٓا۟ أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ رَحْمَتُ ٱللَّهِ وَبَرَكَٰتُهُۥ عَلَيْكُمْ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ إِنَّهُۥ حَمِيدٌ مَّجِيدٌ

    ḳâlû eta`cebîne min emri-llâhi raḥmetü-llâhi veberakâtühû `aleyküm ehle-lbeyt. innehû ḥamîdüm mecîd.

    Şaban Britch

    Sen Allah’ın işine mi şaşırıyorsun? Dediler. Ey evin halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizdedir. Şüphesiz, O Hamid'dir, Mecid'dir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 73. ayet

  6. Hûd suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 74. ayet. فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَٰهِيمَ ٱلرَّوْعُ وَجَآءَتْهُ ٱلْبُشْرَىٰ يُجَٰدِلُنَا فِى قَوْمِ لُوطٍ

    felemmâ ẕehebe `an ibrâhîme-rrav`u vecâethü-lbüşrâ yücâdilünâ fî ḳavmi lûṭ.

    Şaban Britch

    İbrahim’in korkusu geçip, müjdeyi de alınca Lût halkı hakkında bizimle tartışmaya başladı.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 74. ayet

  7. Hûd suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 75. ayet. إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَحَلِيمٌ أَوَّٰهٌ مُّنِيبٌ

    inne ibrâhîme leḥalîmün evvâhüm münîb.

    Şaban Britch

    İbrahim gerçekten çok dua edip, yalvaran ve yumuşak kalpli biriydi

    Ayet detayı — Hûd suresi, 75. ayet

  8. Hûd suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 76. ayet. يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَآ إِنَّهُۥ قَدْ جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ وَإِنَّهُمْ ءَاتِيهِمْ عَذَابٌ غَيْرُ مَرْدُودٍ

    yâ ibrâhîmü a`riḍ `an hâẕâ. innehû ḳad câe emru rabbik. veinnehüm âtîhim `aẕâbün gayru merdûd.

    Şaban Britch

    Ey İbrahim, bundan vazgeç. Şüphesiz Rabbinin emri gelmiştir. Ve onlara kesinlikle geri çevrilemeyecek bir azap gelmektedir, dediler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 76. ayet

Lût 77–83

  1. Hûd suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 77. ayet. وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ

    velemmâ câet rusülünâ lûṭan sîe bihim veḍâḳa bihim ẕer`av veḳâle hâẕâ yevmün `aṣîb.

    Şaban Britch

    Elçilerimiz, Lût’a gelince üzüldü. Onlardan dolayı içi daraldı da bu, şiddetli bir gündür, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 77. ayet

  2. Hûd suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 78. ayet. وَجَآءَهُۥ قَوْمُهُۥ يُهْرَعُونَ إِلَيْهِ وَمِن قَبْلُ كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ قَالَ يَٰقَوْمِ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِى هُنَّ أَطْهَرُ لَكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِى ضَيْفِىٓ أَلَيْسَ مِنكُمْ رَجُلٌ رَّشِيدٌ

    vecâehû ḳavmühû yühra`ûne ileyhi vemin ḳablü kânû ya`melûne-sseyyiât. ḳâle yâ ḳavmi hâülâi benâtî hünne aṭheru leküm fetteḳu-llâhe velâ tuḫzûni fî ḍayfî. eleyse minküm racülür raşîd.

    Şaban Britch

    Daha önce çirkin işler yapan halk , koşarak ona geldiler. Lût: Ey kavmim, İşte bunlar, kızlarımdır. Onlar sizin için en temiz olandır. Allah’tan sakının, misafirlerime beni rezil etmeyin. İçinizde hiç mi aklı başında olan bir adam yok? dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 78. ayet

  3. Hûd suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 79. ayet. قَالُوا۟ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِى بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّ وَإِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ

    ḳâlû leḳad `alimte mâ lenâ fî benâtike min ḥaḳḳ. veinneke leta`lemü mâ nürîd.

    Şaban Britch

    Senin kızlarını istemediğimizi biliyorsun. Bizim ne istediğimizi de elbette biliyorsun, dediler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 79. ayet

  4. Hûd suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 80. ayet. قَالَ لَوْ أَنَّ لِى بِكُمْ قُوَّةً أَوْ ءَاوِىٓ إِلَىٰ رُكْنٍ شَدِيدٍ

    ḳâle lev enne lî biküm ḳuvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd.

    Şaban Britch

    Keşke size yetecek bir kuvvetim ya da sağlam bir topluluğa sığınabilseydim, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 80. ayet

  5. Hûd suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 81. ayet. قَالُوا۟ يَٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍ

    ḳâlû yâ lûṭu innâ rusülü rabbike ley yeṣilû ileyke feesri biehlike biḳiṭ`im mine-lleyli velâ yeltefit minküm eḥadün ille-mraetek. innehû müṣîbühâ mâ eṣâbehüm. inne mev`idehümu-ṣṣubḥ. eleyse-ṣṣubḥu biḳarîb.

    Şaban Britch

    Ey Lût! "Biz, Rabbinin elçileriyiz. Onlar, sana dokunamayacaklar" dediler. Gecenin bir kısmınla ailenle beraber yola çık, kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna dediler. Onların başına gelen, onun da başına gelecektir, dediler. Onlara vaat edilen vakit sabahtır, dediler. Sabah da yakın değil mi? dediler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 81. ayet

  6. Hûd suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 82. ayet. فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ

    felemmâ câe emrunâ ce`alnâ `âliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ `aleyhâ ḥicâratem min siccîlim menḍûd.

    Şaban Britch

    Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerilerine üzerlerine (balçıktan) pişirilip ardı ardına taşlar yağdırdık.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 82. ayet

  7. Hûd suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 83. ayet. مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ بِبَعِيدٍ

    müsevvemeten `inde rabbik. vemâ hiye mine-żżâlimîne bibe`îd.

    Şaban Britch

    Rabbinin katından, işaretlenerek (yağdırılmıştır) Bu (azab) şimdi de zalimlerden (Mekkelilerden) uzak değildir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 83. ayet

Şu'ayb ve Medyen halkı 84–95

  1. Hûd suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 84. ayet. وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ وَلَا تَنقُصُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ إِنِّىٓ أَرَىٰكُم بِخَيْرٍ وَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُّحِيطٍ

    veilâ medyene eḫâhüm şu`aybâ. ḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. velâ tenḳuṣü-lmikyâle velmîzâne innî erâküm biḫayriv veinnî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmim müḥîṭ.

    Şaban Britch

    Medyen’e de kardeşleri Şuayib’i (gönderdik). Ey halkım, dedi. Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben, sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Ve ben, sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 84. ayet

  2. Hûd suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 85. ayet. وَيَٰقَوْمِ أَوْفُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    veyâ ḳavmi evfü-lmikyâle velmîzâne bilḳisṭi velâ tebḫasü-nnâse eşyâehüm velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Şaban Britch

    Ey Halkım, ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Kimsenin malını eksik vermeyin. Yeryüzünde fesatçı olup karışıklık çıkarmayın.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 85. ayet

  3. Hûd suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 86. ayet. بَقِيَّتُ ٱللَّهِ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ

    beḳiyyetü-llâhi ḫayrul leküm in küntüm mü'minîn. vemâ ene `aleyküm biḥafîż.

    Şaban Britch

    Eğer mümin olursanız Allah’ın bıraktığı (kâr) sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 86. ayet

  4. Hûd suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 87. ayet. قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِىٓ أَمْوَٰلِنَا مَا نَشَٰٓؤُا۟ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلْحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ

    ḳâlû yâ şu`aybü eṣalâtüke te'müruke en netruke mâ ya`büdü âbâünâ ev en nef`ale fî emvâlinâ mâ neşâ'. inneke leente-lḥalîmü-rraşîd.

    Şaban Britch

    Onlar da: Ey Şuayip! Atalarımızın ibadet ettiğini veya mallarımızı hakkında istediğimiz gibi davranmayı bırakmamızı senin salâtın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

    Ayet detayı — Hûd suresi, 87. ayet

  5. Hûd suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 88. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَرَزَقَنِى مِنْهُ رِزْقًا حَسَنًا وَمَآ أُرِيدُ أَنْ أُخَالِفَكُمْ إِلَىٰ مَآ أَنْهَىٰكُمْ عَنْهُ إِنْ أُرِيدُ إِلَّا ٱلْإِصْلَٰحَ مَا ٱسْتَطَعْتُ وَمَا تَوْفِيقِىٓ إِلَّا بِٱللَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

    ḳâle yâ ḳavmi era'eytüm in küntü `alâ beyyinetim mir rabbî verazeḳanî minhü rizḳan ḥasenâ. vemâ ürîdü en üḫâlifeküm ilâ mâ enhâküm `anh. in ürîdü ille-l'iṣlâḥa me-steṭa`t. vemâ tevfîḳî illâ billâh. `aleyhi tevekkeltü veileyhi ünîb.

    Şaban Britch

    Dedi ki: Ey kavmim! Eğer benim, Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz? Sizi birtakım şeylerden menederek kendim onları işlemek istemiyorum. Sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum, dedi. Başarım yalnız Allah'a bağlıdır. dedi. O’na tevekkül ettim O’na yöneldim, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 88. ayet

  6. Hûd suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 89. ayet. وَيَٰقَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِىٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثْلُ مَآ أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ أَوْ قَوْمَ هُودٍ أَوْ قَوْمَ صَٰلِحٍ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِّنكُم بِبَعِيدٍ

    veyâ ḳavmi lâ yecrimenneküm şiḳâḳî ey yüṣîbeküm miŝlü mâ eṣâbe ḳavme nûḥin ev ḳavme hûdin ev ḳavme ṣâliḥ. vemâ ḳavmü lûṭim minküm bibe`îd.

    Şaban Britch

    Ey kavmim! Bana karşı olan muhalefetiniz Nuh kavminin veya Hûd kavminin yahut Sâlih kavminin başlarına gelen musibete uğratmasın! Lût halkı sizden uzak değildir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 89. ayet

  7. Hûd suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 90. ayet. وَٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌ وَدُودٌ

    vestagfirû rabbeküm ŝümme tûbû ileyh. inne rabbî raḥîmüv vedûd.

    Şaban Britch

    Rabbinizden mağfiret dileyin. O’na (tevbe) yönelin, kuşkusuz Rabbim, çok merhamet eder, (müminleri) çok sever.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 90. ayet

  8. Hûd suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 91. ayet. قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ مَا نَفْقَهُ كَثِيرًا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفًا وَلَوْلَا رَهْطُكَ لَرَجَمْنَٰكَ وَمَآ أَنتَ عَلَيْنَا بِعَزِيزٍ

    ḳâlû yâ şu`aybü mâ nefḳahû keŝîram mimmâ teḳûlü veinnâ lenerâke fînâ ḍa`îfâ. velevlâ rahṭuke leracemnâk. vemâ ente `aleynâ bi`azîz.

    Şaban Britch

    Ey Şuayb! Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve biz, senin aramızda zayıf olduğunu görüyoruz, dediler. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık, dediler. Yoksa bizim yanımızda hiç bir değerin de yok, dediler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 91. ayet

  9. Hûd suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 92. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَهْطِىٓ أَعَزُّ عَلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَٱتَّخَذْتُمُوهُ وَرَآءَكُمْ ظِهْرِيًّا إِنَّ رَبِّى بِمَا تَعْمَلُونَ مُحِيطٌ

    ḳâle yâ ḳavmi erahṭî e`azzü `aleyküm mine-llâh. vetteḫaẕtümûhü verâeküm żihriyyâ. inne rabbî bimâ ta`melûne müḥîṭ.

    Şaban Britch

    Ey Halkım! Kabilem size göre Allah’tan daha mı değerlidir ki onu (Allah'ın emirlerini) arkanıza attınız? Şüphesiz Rabbim, sizin yaptıklarınızı kuşatandır, dedi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 92. ayet

  10. Hûd suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 93. ayet. وَيَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَٰمِلٌ سَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَمَنْ هُوَ كَٰذِبٌ وَٱرْتَقِبُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُمْ رَقِيبٌ

    veyâ ḳavmi-`melû `alâ mekânetiküm innî `âmil. sevfe ta`lemûne mey ye'tîhi `aẕâbüy yuḫzîhi vemen hüve kâẕib. verteḳibû innî me`aküm raḳîb.

    Şaban Britch

    Ey halkım, elinizden gelen yapageldiğiniz her şeyi yapın, ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Bekleyin, doğrusu ben de sizinle bekliyorum.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 93. ayet

  11. Hûd suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 94. ayet. وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ

    velemmâ câe emrunâ necceynâ şu`aybev velleẕîne âmenû me`ahû biraḥmetim minnâ veeḫaẕeti-lleẕîne żalemu-ṣṣayḥatü feaṣbeḥû fî diyârihim câŝimîn.

    Şaban Britch

    Emrimiz gelince, Şuayib’i ve beraberindeki mü’minleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zalimleri bir çığlık yakaladı. Oldukları yerde çöküp, kaldılar.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 94. ayet

  12. Hûd suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 95. ayet. كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ أَلَا بُعْدًا لِّمَدْيَنَ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ

    keel lem yagnev fîhâ. elâ bü`del limedyene kemâ be`idet ŝemûd.

    Şaban Britch

    Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Dikkat edin, Semûd’un helak olduğu gibi Medyen de helak oldu.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 95. ayet

Mûsâ ve Firavun 96–99

  1. Hûd suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 96. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

    Şaban Britch

    Musa’yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile göndermiştik.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 96. ayet

  2. Hûd suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 97. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ فِرْعَوْنَ وَمَآ أَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍ

    ilâ fir`avne vemeleihî fettebe`û emra fir`avn. vemâ emru fir`avne biraşîd.

    Şaban Britch

    Firavun ve kavminin ileri gelenlerine. Onlar, Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun'un emri doğru değildi.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 97. ayet

  3. Hûd suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 98. ayet. يَقْدُمُ قَوْمَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فَأَوْرَدَهُمُ ٱلنَّارَ وَبِئْسَ ٱلْوِرْدُ ٱلْمَوْرُودُ

    yaḳdümü ḳavmehû yevme-lḳiyâmeti feevradehümü-nnâr. vebi'se-lvirdü-lmevrûd.

    Şaban Britch

    (Firavun), Kıyamet günü halkına öncülük eder. Onları ateşe götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 98. ayet

  4. Hûd suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 99. ayet. وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِۦ لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ بِئْسَ ٱلرِّفْدُ ٱلْمَرْفُودُ

    veütbi`û fî hâẕihî la`netev veyevme-lḳiyâmeh. bi'se-rrifdü-lmerfûd.

    Şaban Britch

    Hem burada da kıyamet gününde de lanete uğrarlar. Onlara peşpeşe verilen bu şeyler ne kötüdür.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 99. ayet

Memleketlerin haberleri; mutsuzlar ve mutlular 100–108

  1. Hûd suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 100. ayet. ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيْكَ مِنْهَا قَآئِمٌ وَحَصِيدٌ

    ẕâlike min embâi-lḳurâ neḳuṣṣuhû `aleyke minhâ ḳâimüv veḥaṣîd.

    Şaban Britch

    İşte bu, (halkı helâk olmuş) memleketleri sana haber veriyoruz. Onlardan (bugüne kadar izleri) kalan da vardır, biçilmiş ekin (gibi yok olan) da vardır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 100. ayet

  2. Hûd suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 101. ayet. وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَمَآ أَغْنَتْ عَنْهُمْ ءَالِهَتُهُمُ ٱلَّتِى يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ لَّمَّا جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍ

    vemâ żalemnâhüm velâkin żalemû enfüsehüm femâ agnet `anhüm âlihetühümü-lletî yed`ûne min dûni-llâhi min şey'il lemmâ câe emru rabbik. vemâ zâdûhüm gayra tetbîb.

    Şaban Britch

    Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiği zaman Allah’ın dışında dua edip, yalvardıkları ilahları onlara hiç bir fayda sağlamadı. (İlahları) Onların ancak hüsranlarını arttırdı.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 101. ayet

  3. Hûd suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 102. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَآ أَخَذَ ٱلْقُرَىٰ وَهِىَ ظَٰلِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُۥٓ أَلِيمٌ شَدِيدٌ

    vekeẕâlike aḫẕü rabbike iẕâ eḫaẕe-lḳurâ vehiye żâlimeh. inne aḫẕehû elîmün şedîd.

    Şaban Britch

    İşte, Rabbin zalim olan ülkeleri yakaladığı zaman böyle yakalar. Şüphesiz O’nun yakalaması acı vericidir, şiddetlidir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 102. ayet

  4. Hûd suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 103. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّمَنْ خَافَ عَذَابَ ٱلْـَٔاخِرَةِ ذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّجْمُوعٌ لَّهُ ٱلنَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّشْهُودٌ

    inne fî ẕâlike leâyetel limen ḫâfe `aẕâbe-l'âḫirah. ẕâlike yevmüm mecmû`ul lehü-nnâsü veẕâlike yevmüm meşhûd.

    Şaban Britch

    Ahiretin azabından korkanlara bunda ibretler vardır. Bu, toplanma günüdür. Bu, şahitlik günüdür.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 103. ayet

  5. Hûd suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 104. ayet. وَمَا نُؤَخِّرُهُۥٓ إِلَّا لِأَجَلٍ مَّعْدُودٍ

    vemâ nü'eḫḫiruhû illâ liecelim ma`dûd.

    Şaban Britch

    Biz, o günü sayılı bir süreye kadar erteleriz.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 104. ayet

  6. Hûd suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 105. ayet. يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ

    yevme ye'ti lâ tekellemü nefsün illâ biiẕnih. feminhüm şeḳiyyüv vese`îd.

    Şaban Britch

    O gün gelince, Allah’ın izni olmadıkça hiç kimse konuşamaz. Onların bir kısmı şakidir, bir kısmı mesuttur.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 105. ayet

  7. Hûd suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 106. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ شَقُوا۟ فَفِى ٱلنَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ

    feemme-lleẕîne şeḳû fefi-nnâri lehüm fîhâ zefîruv veşehîḳ.

    Şaban Britch

    Şaki olanlar ateştedirler. Orada onların (azaptan dolayı öyle feci) nefes alıp vermeleri vardır ki.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 106. ayet

  8. Hûd suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 107. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ

    ḫâlidîne fîhâ mâ dâmeti-ssemâvâtü vel'arḍu illâ mâ şâe rabbük. inne rabbeke fa``âlül limâ yürîd.

    Şaban Britch

    Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durdukça onlar da ateşte daimidirler. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 107. ayet

  9. Hûd suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 108. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُوا۟ فَفِى ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ عَطَآءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ

    veemme-lleẕîne sü`idû fefi-lcenneti ḫâlidîne fîhâ mâ dâmeti-ssemâvâtü vel'arḍu illâ mâ şâe rabbük. `aṭâen gayra mecẕûẕ.

    Şaban Britch

    Mesut olanlar ise cennettedirler. Gökler ve yer durdukça, orada ebedi kalacaklardır. Ancak Rabbinin (daha önce müminlerden bir kısım günahkârların azabını) dilediği kimseler müstesna. Bu tükenmez/kesintisiz bir lütufdur.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 108. ayet

Şüphe etme; "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" 109–113

  1. Hûd suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 109. ayet. فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّمَّا يَعْبُدُ هَٰٓؤُلَآءِ مَا يَعْبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبْلُ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَصِيبَهُمْ غَيْرَ مَنقُوصٍ

    felâ tekü fî miryetim mimmâ ya`büdü hâülâ'. mâ ya`büdûne illâ kemâ ya`büdü âbâühüm min ḳabl. veinnâ lemüveffûhüm neṣîbehüm gayra menḳûṣ.

    Şaban Britch

    Öyleyse sakın onların ibadet ettiği şeylerden kuşkun olmasın ki onlar, daha önce babalarının ibadet ettiği gibi ibadet ediyorlar Biz, onlara paylarını hiç eksiksiz olarak vereceğiz.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 109. ayet

  2. Hûd suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 110. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe faḫtülife fîh. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike leḳuḍiye beynehüm. veinnehüm lefî şekkim minhü mürîbün.

    Şaban Britch

    Musa’ya kitap vermiştik. Onda ihtilaf ettiler. Daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında (azabın gelmesi için) hükmedilmiş olurdu. Onlar, hâlâ ondan şek ve şüphe içindedirler.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 110. ayet

  3. Hûd suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 111. ayet. وَإِنَّ كُلًّا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَٰلَهُمْ إِنَّهُۥ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    veinne küllel lemmâ leyüveffiyennehüm rabbüke a`mâlehüm. innehû bimâ ya`melûne ḫabîr.

    Şaban Britch

    Rabbin onların yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir. Allah, onların yapmakta olduğu her şeyden haberdardır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 111. ayet

  4. Hûd suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 112. ayet. فَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا۟ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    festeḳim kemâ ümirte vemen tâbe me`ake velâ taṭgav. innehû bimâ ta`melûne beṣîr.

    Şaban Britch

    O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Kuşkusuz O, yapmakta olduğunuz her şeyi görendir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 112. ayet

  5. Hûd suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 113. ayet. وَلَا تَرْكَنُوٓا۟ إِلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ فَتَمَسَّكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

    velâ terkenû ile-lleẕîne żalemû fetemessekümü-nnâru vemâ leküm min dûni-llâhi min evliyâe ŝümme lâ tünṣarûn.

    Şaban Britch

    Zalimlere yönelmeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka bir veliniz/yardımcınız olmaz. Sonra yardım da görmezsiniz.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 113. ayet

Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" 114–123

  1. Hûd suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 114. ayet. وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ طَرَفَىِ ٱلنَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ ٱلَّيْلِ إِنَّ ٱلْحَسَنَٰتِ يُذْهِبْنَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ذَٰلِكَ ذِكْرَىٰ لِلذَّٰكِرِينَ

    veeḳimi-ṣṣalâte ṭarafeyi-nnehâri vezülefem mine-lleyl. inne-lḥasenâti yüẕhibne-sseyyiât. ẕâlike ẕikrâ liẕẕâkirîn.

    Şaban Britch

    Gündüzün iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl, iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlara bir hatırlatmadır.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 114. ayet

  2. Hûd suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 115. ayet. وَٱصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    vaṣbir feinne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Şaban Britch

    Sabret, Allah iyilerin ecrini zayi etmez.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 115. ayet

  3. Hûd suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 116. ayet. فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

    felevlâ kâne mine-lḳurûni min ḳabliküm ülû beḳiyyetiy yenhevne `ani-lfesâdi fi-l'arḍi illâ ḳalîlem mimmen enceynâ minhüm. vettebe`a-lleẕîne żalemû mâ ütrifû fîhi vekânû mücrimîn.

    Şaban Britch

    Sizden önceki asırlarda, yeryüzünde bozgunculuktan men eden faziletli kimseler bulunsaydı ya. Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi müstesna (böyle yaptı). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Günahkâr oldular.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 116. ayet

  4. Hûd suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 117. ayet. وَمَا كَانَ رَبُّكَ لِيُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ بِظُلْمٍ وَأَهْلُهَا مُصْلِحُونَ

    vemâ kâne rabbüke liyühlike-lḳurâ biżulmiv veehlühâ muṣliḥûn.

    Şaban Britch

    Rabbin, halkı ıslah edici olan ülkeleri zulmederek helak edecek değildir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 117. ayet

  5. Hûd suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 118. ayet. وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ

    velev şâe rabbüke lece`ale-nnâse ümmetev vâḥidetev velâ yezâlûne muḫtelifîn.

    Şaban Britch

    Eğer Rabbin dileseydi, insanları tek bir millet/din üzere kılardı. Fakat onlar ihtilaf edip durmaktadırlar.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 118. ayet

  6. Hûd suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 119. ayet. إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

    illâ mer raḥime rabbük. veliẕâlike ḫaleḳahüm. vetemmet kelimetü rabbike leemleenne cehenneme mine-lcinneti vennâsi ecme`în.

    Şaban Britch

    Yalnız Rabbinin merhamet ettikleri bunun dışındalar. (Hikmeti gereği) Onları bunun için yarattı. Rabbinin “Cehennem'i tümüyle cin ve insanlarla dolduracağım” sözü gerçekleşmiştir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 119. ayet

  7. Hûd suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 120. ayet. وَكُلًّا نَّقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَ وَجَآءَكَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    veküllen neḳuṣṣu `aleyke min embâi-rrusüli mâ nüŝebbitü bihî füâdek. vecâeke fî hâẕihi-lḥaḳḳu vemev`iżatüv veẕikrâ lilmü'minîn.

    Şaban Britch

    Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini sağlamlaştırdığımız her bir haberi sana anlatıyoruz. Bu (haberlerde) sana hak olan, iman edenlere de öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 120. ayet

  8. Hûd suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 121. ayet. وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَٰمِلُونَ

    veḳul lilleẕîne lâ yü'minûne-`melû `alâ mekânetiküm. innâ `âmilûn.

    Şaban Britch

    İman etmeyenlere şöyle de: "Elinizden gelen yapageldiğiniz her şeyi yapın, ben de yapacağım."

    Ayet detayı — Hûd suresi, 121. ayet

  9. Hûd suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 122. ayet. وَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ

    venteżirû. innâ münteżirûn.

    Şaban Britch

    Bekleyin, biz de bekliyoruz.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 122. ayet

  10. Hûd suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Hûd suresi, 123. ayet. وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ ٱلْأَمْرُ كُلُّهُۥ فَٱعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    velillâhi gaybü-ssemâvâti vel'arḍi veileyhi yürce`u-l'emru küllühû fa`büdhü vetevekkel `aleyh. vemâ rabbüke bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Bütün işler O’na döner. Yalnız O’na ibadet et, O’na tevekkül et.

    Ayet detayı — Hûd suresi, 123. ayet