Diyanet İşleri
Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."
Hûd suresi
Hûd suresi, 36. ayet. وَأُوحِىَ إِلَىٰ نُوحٍ أَنَّهُۥ لَن يُؤْمِنَ مِن قَوْمِكَ إِلَّا مَن قَدْ ءَامَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
veûḥiye ilâ nûḥin ennehû ley yü'mine min ḳavmike illâ men ḳad âmene felâ tebteis bimâ kânû yef`alûn.
Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh ve gemi Hûd 25–49 3
Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."
Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.
(Ey Muhammed!) Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana aittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım."
Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."
"Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."
(Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."
Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
36. “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek.” Çünkü yürekleri katılaşmıştı. “O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” Kederlenme! Onlara ve davranışlarına aldırma. Çünkü Allah onlara gazap etmiş ve artık geri çevrilmesi mümkün olmayan azabını indirmesi hak olmuştur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah Teâlâ, Nuh -aleyhisselam-'a şöyle vahyetti: Ey Nuh! Kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla iman etmeyecek. -Ey Nuh!- Bu uzun müddet boyunca seni yalanlamalarından ve seninle alay etmelerinden dolayı sakın üzülme!
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
"Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca,…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir…
Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!
Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Tarafımızdan) Nuh'a şöyle vahyedilmişti: "Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. dipnot 1 Onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme!
Derken Nuh'a şöyle vahyettik: "Şu kesin ki, daha önce inanmış olanlar dışında bundan böyle toplumundan kimse bana inanmayacak: Artık, onların yapa geldikleri şeylerden dolayı sakın üzüleyim deme!
Ve Nuh'a: "Senin kavminden, şimdiye kadar inanmış olanların dışında kimse inanmayacak" diye vahyettik, "Bu yüzden, onların yapabilecekleri şeylerden ötürü sakın tasalanma,
Nuh'a vahyolundu ki: "Halkından, iman etmiş olanlar dışında kimse iman etmeyecek. . . (Artık) onların yapmakta olduklarından dolayı üzgün olma!"
Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme."
Nuh’a vahyolundu ki: Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. Öyle ise onların işlemekte olduklarından (günahlardan) dolayı üzülme.
Nuh'a, şöyle bildirildi: "Şimdiye değin inanmış olanların dışında, toplumundan hiç kimse inanmayacak; onların yaptıkları için artık üzülme!"
Nuh'a,"Senin toplumundan inanmış olanların dışında başka kimse inanmayacaktır. Onların yaptıklarına üzülme!"
Nuh'a vahiy edildi: "Şu ana kadar gerçeği onaylamış olanların dışında artık halkından hiç kimse onaylamayacaktır. Onların tavırları seni üzmesin."
Nuh'a vahyedildi: 'Şu ana kadar inanmış olanların dışında artık halkından hiç kimse inanmıyacaktır. Onların tavırları seni üzmesin.'
Bir de Nuh'a vahyolunmuştu ki: "Haberin olsun, kavminden iman etmiş olanların dışında hiçbiri iman etmeyecektir; onun için her ne yaparlarsa gam yeme!
Bir de Nuha vahyolunmuştu ki haberin olsun kavminden iyman etmiş olanlardan maada hiç biri iyman etmiyecek, onun için her ne yaparlarsa gam yeme de
Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar iman etmiş olanların dışında, senin halkından kesinlikle kimse inanmayacak. Onların yaptıklarından dolayı tasalanma;"
Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar inanmış olanların dışında, senin halkından kesinlikle kimse inanmayacak. Onların yaptıklarından dolayı tasalanma;"
Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar inanmış olanların dışında, senin halkından kesinlikle kimse inanmayacak. Onların yaptıklarından dolayı tasalanma;
Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten inananların dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme."
Nuha şu hakıykat vahy olundu: "Kavminden gerçek iman etmiş olanlardan başkası asla iman etmeyecekdir. O halde (bihude üzülüb de) işleyegeldikleri şeylerden (tecavüzlerden) dolayı tasalanma".
Nuh'a vahyolundu ki: Senin kavminden iman edenlerden başkası asla inanmayacaktır. Bunun için onların işlediklerine üzülme.
(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.
Nûh'a, “Senin kavminden, gerçekten iman etmiş olanlardan başkası artık iman etmeyecektir; o halde yaptıkları şeylerden dolayı üzülme” diye vahyolundu.
Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden, inanmış olanlardan başka kimse inanmayacak, onların yaptıklarından dolayı üzülme!"
Nuh'a şu vahyedildi: "Halkından inanmış olanlar dışında artık hiç kimse inanmayacaktır dipnot 1 . Onların yaptıkları şeyler yüzünden sakın tasalanma!"
Nuh'a şu vahyedildi: "Şimdiye kadar inanmış olanlar bir yana, artık halkından kimse inanmayacaktır. Onların yaptıkları yüzünden sakın kendini harap etme."
Nuh’a: “Gerçekten iman edenlerin dışında, kavminden (başka) kimse iman etmeyecek. O halde, onların yaptıklarına üzülme!” diye vahyedildi.
Nuh'a: "Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kavminden kimse inanmayacak. O halde, onların yaptıklarına üzülme." diye vahyedildi.
Nuh'a şöyle vahyolundu: "Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma."
Nuh was inspired by divine influence that: "No more of your people besides those who have already acknowledged the truth of your mission shall conform to Allah's will, therefore, do not be grieved at heart for what their minds and souls have impelled them to do. "
It was revealed to Noah, ‘None of your people will believe, other than those who have already done so, so do not be distressed by, what they do.
It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already! So grieve no longer over their (evil) deeds.
It was revealed to Noah that no more of your people, other than those who already believe, will ever come to believe. So do not grieve over their deeds,
It was revealed to Nuh: ‘None of your people are going to have iman except for those who already have iman, so do not be distressed at what they do.
And it was revealed to Nûh (Noah): "None of your people will believe except those who have believed already. So be not sad because of what they used to do.
It was revealed to Noah: ‘None of your people will believe except those who already have faith; so do not sorrow for what they used to do.
And it was revealed to Noah, `No one of your people besides those who have so far believed, will henceforth believe, therefore grieve not over what they have been doing.
And it was revealed to Noah, saying, 'None of thy people shall believe but he who has already believed; so be thou not distressed by that they may be doing.
And I said to Noah: "Apart from those who have already chosen to believe, no one else from your people will join you in belief. Therefore, never mind what they are doing."
And Noah was inspired, 'None shall surely believe amongst thy people but those who have believed already; take not then ill that which they do.
It was inspired to Noah: "No more of your people will acknowledge except those who have already acknowledged. So do not be saddened by what they have done."
And it was revealed unto Noah, saying, verily none of thy people shall believe, except he who hath already believed: Be not therefore grieved, for that which they are doing.
Do they say, "He has invented it?" Say, "If I have devised it, then on me be my crime, but I am clear (innocent) of all that you commit. "
And it was revealed to N?h (that), "Never will any of your people believe, except him who has already believed; so do not feel chagrined for whatever they were performing.
And it was inspired in Noah, (saying): No-one of thy folk will believe save him who hath believed already. Be not distressed because of what they do.
And Noah was informed through revelation: "Apart from those who have come to believe already not one of your people is going to believe. So grieve not for what they are doing.
AND THIS was revealed unto Noah: "Never will any of thy people believe except those who have already attained to faith. Be not, then, distressed by anything that they may do,
And it was revealed to Noah, "None of your people will believe except those who already have. So do not be distressed by what they have been doing.
And it was inspired to Noah: "No more of your people will believe except those who have already believed. So do not be saddened by what they have done."
Noah was inspired: "No more of your people are going to believe, beyond those who already believe. Do not be saddened by their actions.
And it was revealed to Noah that, "No one will believe from your people except those who have already believed, so do not be distressed by what they have been doing.
And Noah was instructed: “None of thy people will believe but he who has believed already; so despair thou not at what they did.
And it was revealed to Noah, "No one of your folk will attain faith except the ones who have believed already. So grieve no longer over their actions."
And it was revealed to Nuh (Noah): "None of your people will believe except those who have already believed! So do not be sad because of what they are used to do.
And it was revealed to NūH: None of your people would come to believe any more, except those who have already believed. So, be not distressed by what they have been doing.
And it was inspired to Noah: "No more of your people will believe except those who have already believed. So do not be saddened by what they have done."